# A'râf Sûresi, 9. Âyet (7:9)

> وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا يَظْلِمُونَ

*Vemen ḣaffet mevâzînuhu feulâ-ike-lleżîne ḣasirû enfusehum bimâ kânû bi-âyâtinâ yazlimûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar ayetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/7/9

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"A'râf Suresi'nin 9. ayeti, ahirette amellerin tartılması ve bu tartının hafif gelmesi durumunda kişinin uğrayacağı hüsranı, Allah'ın ayetlerine karşı yapılan haksızlık bağlamında ele almaktadır. Ayet, ilahi adaletin tecellisini ve insanın kendi eylemleriyle kaderini nasıl belirlediğini vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"خَفَّتْ","root":"خ ف ف","rootLatin":"h-f-f","meaning":"Tartının hafif gelmesi, değer ve ağırlıkça az olması durumunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'haffet' kelimesinin asıl anlamının bir şeyin ağırlığının azalması olduğunu belirtir. Ayetteki 'haffet mevâzînuhû' ifadesi, kişinin ahiretteki amellerinin sevap yönünden az, günah yönünden ise ağır basması, dolayısıyla ilahi terazi karşısında değerinin düşük kalması anlamına gelir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'haffet' kelimesinin mecazi olarak 'değersizleşmek, önemsizleşmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, kişinin salih amellerinin azlığı nedeniyle ahiretteki konumunun zayıflamasını ve kurtuluş şansının azalmasını simgeler."}]},{"word":"مَوَٰزِينُهُۥ","root":"و ز ن","rootLatin":"v-z-n","meaning":"Kişinin amellerinin tartıldığı manevi terazileri veya amellerin kendisini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'mevâzîn' kelimesinin 'mîzân'ın çoğulu olduğunu ve amellerin tartıldığı ilahi teraziyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'mevâzînuhû' ifadesi, kişinin dünyada işlediği hayır ve şer amellerinin ahiretteki değerlendirme sürecini ve bu sürecin sonucunu temsil eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'mîzân' kelimesinin hem maddi ölçü aletini hem de adalet ve hakkaniyet ölçüsünü ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'mevâzîn' ise, Allah katında amellerin değerinin ve ağırlığının belirlendiği manevi ölçütleri ve bu ölçütlerin sonucunu işaret eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'mîzân' kavramının Kur'an'da sadece bir ölçü aleti olmaktan öte, ilahi adaletin ve kozmik düzenin bir sembolü olduğunu vurgular. Ayetteki 'mevâzîn'in hafif gelmesi, kişinin ilahi adalet terazisinde yetersiz kalması ve bu düzenle uyumsuzluğunu gösterir."}]},{"word":"خَسِرُوٓا۟","root":"خ س ر","rootLatin":"h-s-r","meaning":"Zarar etmek, kaybetmek, hüsrana uğramak anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'husrân' kelimesinin sermayeyi kaybetmek anlamına geldiğini ve hem dünyevi hem de uhrevi kayıplar için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'hasirû enfusehum' ifadesi, kişinin kendi nefsini, yani ahiretini ve ebedi saadetini kaybetmesi, en büyük zarara uğraması demektir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'husrân'ı, bir şeyin faydasını yitirmek ve yerine zarar elde etmek olarak tanımlar. Ayetteki 'kendilerini mahvetmiş olanlardır' ifadesi, kişinin Allah'ın ayetlerine karşı haksızlık yaparak kendi geleceğini ve kurtuluşunu tehlikeye atması, dolayısıyla en değerli varlığı olan nefsini kaybetmesi anlamındadır."}]},{"word":"أَنفُسَهُم","root":"ن ف س","rootLatin":"n-f-s","meaning":"Kişinin kendisi, benliği, ruhu veya varlığı anlamına gelir.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'nefs' kelimesinin Arapçada 'ruh', 'can', 'zat' gibi geniş anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'hasirû enfusehum' ifadesi, kişinin sadece maddi bir kayba uğramadığını, aksine kendi varlığını, kimliğini ve ahiretteki ebedi saadetini kaybettiğini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'nefs'in Kur'an'da genellikle insanın özünü, benliğini ve irade sahibi varlığını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın ayetlerine haksızlık edenlerin, kendi öz varlıklarına, yani ahiret saadetlerine zarar verdikleri ve kendilerini ebedi bir hüsrana sürükledikleri anlamını taşır."}]},{"word":"يَظْلِمُونَ","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Haksızlık etmek, zulmetmek, bir şeyi yerinden saptırmak anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zulm' kelimesinin asıl anlamının bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak olduğunu, yani haksızlık etmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'bi-âyâtinâ yazlimûn' ifadesi, Allah'ın ayetlerinin hakikatini inkâr ederek veya onlara karşı gelerek, ayetlerin asıl amacından saptırılması ve onlara karşı haksızlık yapılması anlamına gelir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zulm' kavramının Kur'an'da sadece başkasına zarar vermek değil, aynı zamanda Allah'ın koyduğu düzeni ve sınırları ihlal etmek, dolayısıyla kişinin kendi nefsine de haksızlık etmesi anlamını taşıdığını açıklar. Ayetteki 'ayetlerimize haksızlık etmek', Allah'ın mesajını reddederek veya çarpıtarak ilahi düzene karşı gelmek ve bu yolla kendi akıbetini kötüleştirmek demektir."}]}]}
