# A'râf Sûresi, 99. Âyet (7:99)

> أَفَأَمِنُوا۟ مَكْرَ ٱللَّهِ ۚ فَلَا يَأْمَنُ مَكْرَ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْخَـٰسِرُونَ

*Efeeminû mekra(A)llâh(i)(c) felâ ye/menu mekra(A)llâhi illâ-lkavmu-lḣâsirûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/7/99

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Allah'ın 'mekr'inden (düzeninden/tuzağından) emin olmanın tehlikesini vurgulayarak, yalnızca 'hâsirûn' (kaybedenler) zümresinin bu tür bir emniyete kapılabileceğini belirtir. Ayet, ilahi iradenin ve cezanın kaçınılmazlığını, geçmiş kavimlerin akıbetleri üzerinden hatırlatır.","keyConcepts":[{"word":"أَفَأَمِنُوا۟","root":"أ م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'ın azabından veya düzeninden güvende olmak, emin hissetmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Emn (أمن) kelimesi, kalbin sakinleşmesi ve korkunun gitmesi anlamına gelir. Ayetteki 'Eminu' (أمنوا) fiili, Allah'ın mekrinden emin olmak, yani O'nun azabından veya planından kendilerini güvende hissetmek anlamında kullanılmıştır ki bu, gaflet ve aldanışın bir göstergesidir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Emn (أمن), korkunun zıddıdır. Bir şeyden emin olmak, onun şerrinden veya olumsuz sonucundan korunmuş olmak demektir. Ayetteki kullanımında, Allah'ın mekrinden emin olmak, O'nun azabının kendilerine ulaşmayacağına dair yanlış bir kanaate sahip olmak anlamına gelir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzitsu, 'emn' kavramının Kur'an'da hem olumlu (güven, emniyet) hem de olumsuz (yanlış bir güven duygusu, gaflet) çağrışımları olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'emin olmak', Allah'ın azabına karşı duyulan yersiz bir güveni ve bu güvenin getirdiği gafleti ifade eder."}]},{"word":"مَكْرَ","root":"م ك ر","rootLatin":"m-k-r","meaning":"Allah'ın, kullarına fark ettirmeden, onların aleyhine işleyen planı, tuzağı veya cezası.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Mekr (مكر), birine fark ettirmeden, gizlice zarar vermek veya onu tuzağa düşürmektir. Allah'ın mekrinden kasıt, O'nun kullarına azap indirmesi veya onları helak etmesidir; ancak bu, onların beklemediği bir anda ve şekilde gerçekleşir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Mekr (مكر), burada 'ceza' veya 'azap' anlamında mecazi bir kullanımdır. Allah'ın mekrinden emin olmak, O'nun azabının kendilerine ulaşmayacağına inanmaktır ki bu, Kur'an'da kınanan bir durumdur."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Mekr (مكر), birini aldatmak veya ona zarar vermek için gizlice plan yapmaktır. Allah'a nispet edildiğinde, bu, O'nun kullarına hak ettikleri cezayı, onların beklemediği bir şekilde ve fark ettirmeden vermesidir. Ayetteki 'Allah'ın mekri', O'nun azabının ansızın gelmesidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'mekr' kelimesinin Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışım taşıdığını, ancak Allah'a nispet edildiğinde, O'nun adaletinin bir tecellisi olarak, günahkarları cezalandırma planını ifade ettiğini belirtir. Bu, Allah'ın kudretinin ve hikmetinin bir göstergesidir."}]},{"word":"يَأْمَنُ","root":"أ م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'ın azabından veya düzeninden güvende olmak, emin hissetmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Yâ'menü (يأمن), 'emin olmak' fiilinin muzari (geniş zaman) çekimidir. Ayetteki 'fela ye'menü' (فلا يأمن), Allah'ın mekrinden kimsenin emin olmaması gerektiğini, ancak kaybedenlerin bu yanılgıya düştüğünü vurgular. Bu, bir uyarı ve kınamadır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Emn (أمن) kökünden gelen bu fiil, korkunun zıddı olan güven duygusunu ifade eder. Ayetteki olumsuz kullanımı, Allah'ın azabına karşı duyulan yanlış bir güvenin, sadece helak olacak kimselere özgü olduğunu belirtir."}]},{"word":"ٱلْقَوْمُ","root":"ق و م","rootLatin":"k-v-m","meaning":"Bir araya gelmiş insan topluluğu, millet, halk.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kavm (قوم), bir araya gelmiş, belirli bir amaç veya ortak özellik etrafında toplanmış insan topluluğudur. Ayetteki 'el-kavmu' (القوم), Allah'ın mekrinden emin olan, yani gaflete düşen ve helake sürüklenen belirli bir insan grubunu ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kavm (قوم), genellikle erkekler için kullanılan bir topluluk ismidir. Ayetteki 'el-kavmu' ifadesi, Allah'ın azabından emin olan ve bu yüzden helake sürüklenen, belirli bir zihniyete sahip insan grubunu işaret eder."}]},{"word":"ٱلْخَـٰسِرُونَ","root":"خ س ر","rootLatin":"h-s-r","meaning":"Kaybedenler, zarara uğrayanlar, ahirette hüsrana uğrayacak olanlar.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hasir (خاسر), zarara uğrayan, sermayesini kaybeden demektir. Ayetteki 'el-hâsirûn' (الخاسرون), Allah'ın mekrinden emin olarak kendilerini helake sürükleyen, dünya ve ahiretlerini kaybeden kimseleri ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Husr (خسر) veya husrân (خسران), sermayeyi kaybetmek veya eksiltmek anlamına gelir. Ayetteki 'el-hâsirûn', Allah'ın azabından emin olarak imanlarını ve ahiretlerini kaybeden, böylece en büyük zarara uğrayan kimselerdir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzitsu, 'husrân' kavramının Kur'an'da sadece maddi bir kaybı değil, aynı zamanda manevi ve ebedi bir kaybı ifade ettiğini belirtir. 'Hâsirûn', Allah'ın emirlerine karşı gelerek kendilerini ebedi azaba mahkum eden, dolayısıyla en büyük hüsrana uğrayanlardır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kader","imtihan-bela","musrikler","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"İstifham Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"mı/mi"},{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o halde"},{"position":1,"surface":"أَمِنُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"أ-م-ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"أَمِنَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"güvende oldular"},{"position":2,"surface":"مَكْرَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"م-ك-ر","rootLatin":"m-k-r","lemma":"مَكْر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"düzenini"},{"position":3,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın"},{"position":4,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o halde"},{"position":4,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":5,"surface":"يَأْمَنُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"أ-م-ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"أَمِنَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"güvende olur"},{"position":6,"surface":"مَكْرَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"م-ك-ر","rootLatin":"m-k-r","lemma":"مَكْر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"düzeninden"},{"position":7,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın"},{"position":8,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"İstisna Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ancak"},{"position":9,"surface":"ٱلْقَوْمُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"İstisna edatından sonra gelen fâil olduğu için merfû","gloss":"millet"},{"position":10,"surface":"ٱلْخَـٰسِرُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-س-ر","rootLatin":"ḫ-s-r","lemma":"خَاسِر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"mahvolacak"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tuhfetu'l-Uşşâkî** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/99*
- **Tuhfetu'l-Uşşâkî** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/99*
