# Meâric Sûresi, 11. Âyet (70:11)

> يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ

*Yubassarûnehum(c) yeveddu-lmucrimu lev yeftedî min ‘ażâbi yevmi-iżin bibenîh(i)*

**Meal (Diyanet):** (11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/70/11

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, kıyamet gününün dehşetini ve o günahkârların içinde bulunacakları çaresizliği tasvir ederken, 'görmek', 'istemek' ve 'fidye vermek' gibi temel fiiller üzerinden ahiret azabının şiddetini ve insanın bu azaptan kurtulma arayışını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يُبَصَّرُونَهُمْ","root":"ب ص ر","rootLatin":"b-s-r","meaning":"Onlar birbirlerine gösterilirler, birbirlerini görürler; ancak bu görme, fayda sağlamayan bir görmedir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Basar (بَصَر), bir şeyi idrak etmek için gözle görmektir. 'Yubassarûnehum' ifadesi, kıyamet gününde insanların birbirlerini göreceklerini, ancak bu görmenin onlara bir fayda sağlamayacağını, aksine azabın şiddetini artıracağını belirtir. Bu, sadece fiziksel bir görme değil, aynı zamanda idrak etme ve farkına varma anlamını da içerir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Bu fiil, 'birbirlerine gösterilirler' veya 'birbirlerini görürler' anlamındadır. Ancak buradaki görme, dünyadaki gibi bir tanıma ve yardımlaşma görmesi değil, aksine dehşet ve çaresizlik içinde birbirlerini müşahede etmeleridir. Ayetteki bağlamda, bu görme, azabın şiddetini artıran bir unsurdur."}]},{"word":"يَوَدُّ","root":"و د د","rootLatin":"v-d-d","meaning":"Suçlu kimse şiddetle arzu eder, ister.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vedâd (وَدَاد), bir şeyi şiddetle arzu etmek, sevmek ve istemektir. 'Yeveddü' fiili, mücrimlerin kıyamet günündeki çaresizliğini ve azaptan kurtulmak için duydukları aşırı isteği ifade eder. Bu, sadece basit bir istek değil, derin bir arzu ve temennidir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Vedâd, kalbin bir şeye meyletmesi ve onu sevmesidir. Ayetteki 'yeveddü' kelimesi, günahkârın azaptan kurtulmak için duyduğu şiddetli arzuyu ve bu arzunun ne kadar çaresizce olduğunu vurgular. Bu, bir kurtuluş umudu değil, sadece bir temennidir."}]},{"word":"ٱلْمُجْرِمُ","root":"ج ر م","rootLatin":"c-r-m","meaning":"Suç işleyen, günahkâr kimse.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cürm (جُرْم), günah ve suç anlamına gelir. Mücrim (مُجْرِم), bu günahı işleyen kişidir. Ayetteki 'el-mücrim' ifadesi, kıyamet gününde azaba müstahak olan, dünyada suç ve günah işlemiş kimseyi ifade eder. Bu, sadece bir hata değil, bilinçli bir isyan ve günahkârlıktır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'cürm' ve 'mücrim' kavramları, genellikle Allah'ın emirlerine karşı gelme, O'na isyan etme ve yeryüzünde fesat çıkarma anlamında kullanılır. 'El-mücrim', ahirette cezalandırılmayı hak eden, ahlaki ve dini normları ihlal eden kişidir. Ayetteki bağlamda, bu kişi, azaptan kurtulmak için her şeyi feda etmeye hazır olan çaresiz günahkârdır."}]},{"word":"يَفْتَدِى","root":"ف د ى","rootLatin":"f-d-y","meaning":"Kendini kurtarmak için fidye vermek, feda etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Fidye (فِدْيَة), bir esiri veya bir şeyi kurtarmak için verilen bedeldir. 'Yeftedî' fiili, mücrimlerin azaptan kurtulmak için en değerli varlıklarını, yani çocuklarını, ailesini ve tüm sevdiklerini feda etme arzusunu ifade eder. Bu, çaresizliğin ve azabın şiddetinin bir göstergesidir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Fidye, bir şeyin yerine başka bir şey vererek onu kurtarmaktır. Ayetteki 'yeftedî' kelimesi, günahkârın kıyamet günündeki azaptan kurtulmak için hiçbir şeyin gözünde kalmayacağını, en yakınlarını bile feda etmeye razı olacağını anlatır. Bu, azabın büyüklüğünü ve kurtuluşun imkânsızlığını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Fidye kavramı, Kur'an'da genellikle bir bedel ödeyerek bir zorluktan veya cezadan kurtulma anlamında kullanılır. Ancak bu ayetteki 'yeftedî' fiili, kıyamet gününde böyle bir fidyenin kabul edilmeyeceğini, sadece bir temenni olarak kalacağını gösterir. Mücrim, dünyadaki en değerli varlıklarını bile feda etse, ahiret azabından kurtulamayacaktır."}]},{"word":"عَذَابِ","root":"ع ذ ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Acı veren ceza, işkence.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azâb (عَذَاب), bir şeyi yemekten veya içmekten alıkoyan, acı veren şeydir. Kur'an'da genellikle Allah'ın günahkârlara verdiği cezayı ifade eder. Ayetteki 'azâb' kelimesi, kıyamet gününde mücrimlerin karşılaşacağı şiddetli ve sürekli acıyı, işkenceyi anlatır. Bu, sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir acıdır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Azâb, bir şeyi tatlılıktan uzaklaştıran, acı veren şeydir. Bu, ceza ve işkence anlamında kullanılır. Ayetteki 'azâb' kelimesi, mücrimlerin kaçmak istediği, ancak kaçamayacağı dehşetli ve şiddetli bir cezayı ifade eder. Bu, onların dünyadaki günahlarının karşılığıdır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","cehennem","ahiret-mukafat","hesap-mizan"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"يُبَصَّرُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ب-ص-ر","rootLatin":"b-s-r","lemma":"بَصَّرَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"gösterilirler"},{"position":1,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onlar"},{"position":2,"surface":"يَوَدُّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-د-د","rootLatin":"w-d-d","lemma":"وَدَّ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"ister"},{"position":3,"surface":"ٱلْمُجْرِمُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ج-ر-م","rootLatin":"j-r-m","lemma":"مُجْرِم","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"suçlu"},{"position":4,"surface":"لَوْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَوْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"eğer"},{"position":5,"surface":"يَفْتَدِى","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ف-د-ي","rootLatin":"f-d-y","lemma":"اِفْتَدَى","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû (takdiri i'râb)","gloss":"feda ederdi / kurtulurdu"},{"position":6,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":7,"surface":"عَذَابِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"azabı"},{"position":8,"surface":"يَوْمِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"gün"},{"position":8,"surface":"ئِذٍۭ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ء-ذ-ا","rootLatin":"'-dh-a","lemma":"إِذ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr (tenvin ile)","gloss":"o zaman"},{"position":9,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":9,"surface":"بَنِي","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ب-ن-ي","rootLatin":"b-n-y","lemma":"اِبْن","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"oğulları"},{"position":9,"surface":"هِ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onun"}]
