# Meâric Sûresi, 44. Âyet (70:44)

> خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

*Ḣâşi'aten ebsâruhum terhekuhum żille(tun)(c) żâlike-lyevmu-lleżî kânû yû'adûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/70/44

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, kıyamet günündeki dehşet verici manzarayı tasvir ederken, insanların o günkü ruh hallerini ve fiziksel durumlarını 'huşu', 'zillet' ve 'vaat edilmiş gün' kavramları üzerinden derinlemesine ele almaktadır. Kelimelerin kök anlamları, o günün ağırlığını ve kaçınılmazlığını vurgular.","keyConcepts":[{"word":"خَـٰشِعَةً","root":"خ ش ع","rootLatin":"h-ş-a","meaning":"Gözlerin dehşet ve korkuyla yere eğilmesi, boyun eğmiş, zelil bir halde olma durumu.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Haşû', sükûnet ve tevazu ile birlikte gözlerin yere eğilmesidir. Ayetteki 'hâşi'a ebṣâruhum' ifadesi, kıyamet gününde insanların dehşet ve korkudan gözlerini yukarı kaldıramayacaklarını, zillet içinde bakışlarının yere yöneleceğini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Haşû', gözlerin zillet ve korkuyla aşağıya inmesi, bakışların donuklaşmasıdır. Ayetteki kullanım, o günkü dehşetin ve çaresizliğin gözlerdeki yansımasını mecazi bir anlatımla ortaya koyar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Haşû' kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın azameti karşısında duyulan derin saygı, tevazu ve boyun eğmeyi ifade eder. Ancak bu ayetteki bağlamda, kıyamet gününün dehşeti karşısında duyulan korku ve zilletle karışık bir boyun eğme halini, irade dışı bir teslimiyeti vurgular."}]},{"word":"أَبْصَـٰرُهُمْ","root":"ب ص ر","rootLatin":"b-s-r","meaning":"Gözler, görme yetisi; burada insanların bakışları ve gözlerinin hali kastedilmektedir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Basar, göz ve görme duyusudur. Ayetteki 'ebsâruhum' ifadesi, insanların gözlerinin o günkü durumunu, yani dehşet ve korkudan dolayı donuklaşmış, yere eğilmiş hallerini anlatır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Basar, idrak ve görme gücüdür. Ayetteki 'hâşi'a ebṣâruhum' terkibi, gözlerin sadece fiziksel olarak yere eğilmesini değil, aynı zamanda o günkü dehşet karşısında idrakin ve algının da zayıflamasını, şaşkınlığı ve çaresizliği ifade eder."}]},{"word":"تَرْهَقُهُمْ","root":"ر ه ق","rootLatin":"r-h-k","meaning":"Bir şeyi kuşatmak, kaplamak, örtmek; burada zilletin insanları tamamen sarması anlamındadır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Reheka, bir şeyi kuşatmak, üzerine gelmek ve onu kaplamaktır. Ayetteki 'terhequhum zilletun' ifadesi, zilletin insanları her yönden saracağını, onlardan ayrılmayacağını ve tamamen kuşatacağını belirtir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Reheka, bir şeyi zorla ve şiddetle kuşatmak, onu kaplamak demektir. Bu ayetteki kullanımı, zilletin insanları kaçınılmaz bir şekilde, adeta zorla saracağını ve onlara musallat olacağını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Reheka fiili, bir şeyin bir başkasını tamamen kuşatması, onu etkisi altına alması anlamında kullanılır. Ayetteki 'terhequhum zilletun' ifadesi, kıyamet gününde insanların yüzlerini kaplayacak olan zilletin, onların tüm varlıklarını saracağını ve bu durumdan kurtuluşlarının olmadığını gösterir."}]},{"word":"ذِلَّةٌ","root":"ذ ل ل","rootLatin":"z-l-l","meaning":"Aşağılık, horluk, alçaklık, zelillik; burada kıyamet gününde kafirlerin düşeceği utanç verici ve aciz durum.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zill, boyun eğme ve alçalma halidir. Ayetteki 'zilletun' kelimesi, kıyamet gününde kafirlerin maruz kalacakları horluğu, aşağılanmayı ve acizliği ifade eder. Bu, onların dünyadaki kibirlerinin aksine bir durumdur."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Zillet, nefsin alçalması ve horlanmasıdır. Ayetteki 'terhequhum zilletun' ifadesi, o günkü dehşet ve azap karşısında insanların ruhsal ve fiziksel olarak tamamen zelil bir duruma düşeceklerini, onurlarını yitireceklerini anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Zillet kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'a karşı isyan edenlerin veya kibirlenenlerin ahiretteki durumunu tasvir etmek için kullanılır. Bu ayetteki zillet, dünyadaki güç ve otorite iddialarının ahiretteki tam tersi bir duruma dönüşmesini, yani mutlak bir acizlik ve aşağılanmayı ifade eder."}]},{"word":"يُوعَدُونَ","root":"و ع د","rootLatin":"v-a-d","meaning":"Kendilerine vaat edilen, söz verilen; burada kıyamet gününün kendilerine daha önce haber verildiği anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Va'd, hayır veya şer bir şeyin gelecekte olacağını bildirmektir. Ayetteki 'yû'adûne' ifadesi, kıyamet gününün, peygamberler aracılığıyla insanlara defalarca haber verildiğini, dolayısıyla bu günün onlar için sürpriz olmadığını, aksine beklenen bir gerçek olduğunu vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Va'd, bir şeyin gerçekleşeceğine dair verilen haberdir. Ayetteki 'kânû yû'adûne' ifadesi, kafirlerin dünyadayken alay ettikleri, inkar ettikleri kıyamet gününün, aslında kendilerine sürekli hatırlatılan ve gerçekleşeceği kesin olan bir vaat olduğunu gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","dirilis","ahiret-mukafat","hesap-mizan"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Ḣâşi'aten"},{"position":2,"translit":"ebsâruhum"},{"position":3,"translit":"terhekuhum"},{"position":4,"translit":"żille(tun)(c)"},{"position":5,"translit":"żâlike"},{"position":6,"translit":"l-yevmu"},{"position":7,"translit":"l-leżî"},{"position":8,"translit":"kânû"},{"position":9,"translit":"yû'adûn(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"خَـٰشِعَةً","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-ش-ع","rootLatin":"ḫ-ş-ʿ","lemma":"خَاشِع","form":"Fâil","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"boynu bükük, zelil","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Hâl"},{"position":2,"surface":"أَبْصَـٰرُ","pos":"isim","posDetail":"Cemi Teksir","root":"ب-ص-ر","rootLatin":"b-ṣ-r","lemma":"بَصَر","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"İsm-i fâilin fâili olduğu için merfû","gloss":"gözler","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Fâil","izafet":"Muzâf"},{"position":2,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":3,"surface":"تَرْهَقُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-ه-ق","rootLatin":"r-h-q","lemma":"رَهَقَ","form":"Fetha","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"bürür, kaplar","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onları","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":4,"surface":"ذِلَّةٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ذ-ل-ل","rootLatin":"ḏ-l-l","lemma":"ذِلَّة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"zillet, alçaklık","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Fâil"},{"position":5,"surface":"ذَٰلِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ذَلِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mebnî","gloss":"işte bu","binaDurumu":"Mebnî (ism-i işaret)","gorev":"Mübteda"},{"position":6,"surface":"ٱلْيَوْمُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"gün","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Haber"},{"position":7,"surface":"ٱلَّذِى","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"اَلَّذِي","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mebnî","gloss":"ki o","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Sıfat"},{"position":8,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":9,"surface":"يُوعَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-ʿ-d","lemma":"وَعَدَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"söz veriliyorlardı","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Meçhul muzâri fiil"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Meâric Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *70/44*
- **Meâric Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *70/43-44*
