# Kıyâme Sûresi, 26. Âyet (75:26)

> كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ

*Kellâ iżâ belaġati-tterâkiye*

**Meal (Diyanet):** (26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/75/26

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kıyâme Suresi'nin 26. ayeti, ölüm anındaki çaresizliği ve ruhun bedenden ayrılışını tasvir eder. Ayet, 'can boğaza gelmesi' ve 'köprücük kemiklerine dayanması' ifadeleriyle bu kritik anın fiziksel ve ruhsal boyutunu vurgular.","keyConcepts":[{"word":"بَلَغَتِ","root":"ب ل غ","rootLatin":"b-l-ğ","meaning":"Ulaşmak, varmak, bir yere erişmek anlamındadır ve ruhun boğaza ulaşmasını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'belağa' kelimesinin bir şeyin son noktasına ulaşması, hedefine varması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'belagat' fiili, ruhun bedenden ayrılma sürecinde boğaza kadar yükselmesini, yani son noktaya ulaşmasını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'belağa' fiilinin mecazi olarak bir şeyin nihayetine ermesi anlamında kullanılabileceğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, canın bedenden çıkışının son aşamasına gelmesini, yani ölümün eşiğine ulaşılmasını mecazi olarak anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'belağa' fiilinin Kur'an'da genellikle bir sürecin tamamlanması veya bir hedefe varılması bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise, ruhun bedeni terk etme sürecinin son aşamasına, yani boğaza ulaşmasına işaret eder ve ölümün kaçınılmazlığını vurgular."}]},{"word":"ٱلتَّرَاقِىَ","root":"ت ر ق","rootLatin":"t-r-q","meaning":"Köprücük kemikleri anlamına gelir ve canın boğaza gelip dayandığı fiziksel noktayı belirtir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'terâkî' kelimesinin 'terkuve' kelimesinin çoğulu olduğunu ve göğüs ile boyun arasındaki kemikler, yani köprücük kemikleri anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, canın bedenden ayrılma anında bu kemiklere kadar yükselmesini, ölümün fiziksel bir belirtisini ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'terâkî'yi bedenin üst kısmında, boğazın altında yer alan kemikler olarak tanımlar. Ayetteki bağlamda, ruhun bedenden çıkışının son aşamasında, boğazın hemen altındaki bu kemiklere kadar gelmesini, yani ölümün son anını somutlaştırır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'terâkî' kelimesinin Kur'an'da sadece bu ayette geçtiğini ve ölüm anındaki çaresizliği ve ruhun bedenden ayrılışının fiziksel bir göstergesi olarak kullanıldığını belirtir. Canın boğaza gelip köprücük kemiklerine dayanması, ölümün kaçınılmazlığını ve son nefesin verildiği anı sembolize eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *75/26*
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *75/26*
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *26. ÂYET*
