# İnsân Sûresi, 19. Âyet (76:19)

> ۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًا مَّنثُورًا

*Ve yetûfu ‘aleyhim vildânun muḣalledûne iżâ raeytehum hasibtehum lu/lu-en menśûrâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler dolaşır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/76/19

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"İnsân Suresi 19. ayet, cennet ehlinin hizmetinde bulunan gençlerin tasvirini yaparak, onların güzelliğini ve sürekli genç kalışlarını vurgular. Ayet, cennetin estetik ve konforlu ortamını, bu gençlerin 'saçılmış inciler' benzetmesiyle pekiştirir.","keyConcepts":[{"word":"وِلْدَٰنٌ","root":"و ل د","rootLatin":"v-l-d","meaning":"Cennet ehlinin hizmetinde bulunan, sürekli genç kalan erkek çocukları veya gençleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'veled' kelimesinin doğan her şeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'vildân' ise, cennetteki hizmetçiler için kullanılmış olup, onların genç ve taze hallerini, yaşlanmayacaklarını ima eder. Bu bağlamda, dünyadaki çocukluktan ziyade, cennetteki ebedi gençliği vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'vildân' kelimesinin burada 'hizmetçiler' anlamında kullanıldığını belirtir. Onların genç ve diri olmaları, cennetin nimetlerinin bir parçası olarak sunulur ve bu durum, dünyevi hizmetçilerden farklı olarak, onların sürekli aynı tazelikte kalacaklarını gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki cennet tasvirlerinde 'vildân' gibi kelimelerin, cennetin maddi ve manevi güzelliklerini pekiştiren unsurlar olduğunu belirtir. Bu gençler, cennetin huzur ve refah ortamının bir parçası olarak, cennet ehlinin rahatını ve mutluluğunu tamamlar."}]},{"word":"مُّخَلَّدُونَ","root":"خ ل د","rootLatin":"h-l-d","meaning":"Sürekli aynı gençlikte kalacak, yaşlanmayacak ve ölmeyecek olanları ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'muhalledûn' kelimesinin 'ebediyen kalıcılar' anlamına geldiğini ve bu bağlamda, cennet gençlerinin yaşlanmayacaklarını, hep aynı genç ve taze hallerini koruyacaklarını ifade ettiğini belirtir. Bu, cennetin sonsuzluk ve mükemmellik niteliğini pekiştirir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'huld' kökünün 'beka' ve 'devamlılık' anlamlarına geldiğini açıklar. 'Muhalledûn' ise, cennetteki gençlerin ne yaşlanıp ihtiyarlayacaklarını ne de öleceklerini, aksine ebediyen genç ve diri kalacaklarını vurgular. Bu, cennetin dünyevi sınırlamalardan arınmışlığını gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'huld' kelimesinin 'bir şeyin değişmeden kalması' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'muhalledûn' ifadesi, cennet gençlerinin fiziksel ve ruhsal olarak sürekli aynı mükemmel durumda kalacaklarını, hiçbir zaman bozulma veya değişim yaşamayacaklarını ifade eder."}]},{"word":"رَأَيْتَهُمْ","root":"ر أ ى","rootLatin":"r-'-y","meaning":"Onları gördüğünde, onlara baktığında anlamına gelir ve görsel bir algıyı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'rü'yet' kelimesinin hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Bu ayette ise, cennet gençlerinin fiziksel güzelliklerinin gözle görülür derecede etkileyici olduğunu, gören herkesin bu güzellikten etkileneceğini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'rü'yet' fiilinin Kur'an'da genellikle somut bir görme eylemini ifade ettiğini belirtir. Burada da cennet gençlerinin fiziksel varlıklarının ve güzelliklerinin, cennet ehli tarafından doğrudan algılanacağını ve bu algının bir hayranlık uyandıracağını gösterir."}]},{"word":"حَسِبْتَهُمْ","root":"ح س ب","rootLatin":"h-s-b","meaning":"Onları sandın, zannettin anlamına gelir ve bir tahmini veya benzetmeyi ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'hasibe' fiilinin 'zannetmek, sanmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanımı, cennet gençlerinin o kadar güzel ve parlak olduklarını ki, görenlerin onları gerçekte ne olduklarından farklı, daha değerli bir şey zannedeceklerini ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'hasibe' fiilinin burada bir teşbih (benzetme) için kullanıldığını açıklar. Cennet gençlerinin güzelliği ve parlaklığı, onları görenlerin zihninde 'saçılmış inciler' imgesini uyandıracak kadar çarpıcıdır."}]},{"word":"لُؤْلُؤًا","root":"ل أ ل أ","rootLatin":"l-'-l-'","meaning":"İnci anlamına gelir ve cennet gençlerinin güzelliğini, parlaklığını ve değerini ifade eden bir benzetmedir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'lü'lü'' kelimesinin parlaklığı ve değeriyle bilinen bir mücevher olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, cennet gençlerinin sadece fiziksel güzelliklerini değil, aynı zamanda saflıklarını, parlaklıklarını ve cennet ehli için taşıdıkları değeri de vurgular. İnci, aynı zamanda kusursuzluğu ve nadirliği de simgeler."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'lü'lü'' benzetmesinin, cennet gençlerinin güzelliğini ve parlaklığını ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Onların tenlerinin berraklığı, yüzlerinin aydınlığı ve genel görünümlerinin cazibesi, incinin ışıltısıyla özdeşleştirilir."}]},{"word":"مَّنثُورًا","root":"ن ث ر","rootLatin":"n-s-r","meaning":"Saçılmış, dağılmış anlamına gelir ve incilerin dağınık bir şekilde etrafa yayılmış halini ifade ederek, gençlerin çokluğunu ve her yerde bulunmalarını vurgular.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'mensûr' kelimesinin 'saçılmış, dağılmış' anlamına geldiğini ve bu bağlamda, cennet gençlerinin cennetin her yerinde, belirli bir düzen olmaksızın, ancak estetik bir şekilde bulunduklarını ifade ettiğini belirtir. Bu, onların çokluğunu ve cennetin genişliğini de ima eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'nesr' kökünün 'dağıtmak, yaymak' anlamlarına geldiğini açıklar. 'Mensûr' ifadesi, incilerin bir araya toplanmış değil, aksine etrafa serpilmiş halde bulunması gibi, cennet gençlerinin de cennetin her köşesinde, bolca ve göz alıcı bir şekilde var olduklarını vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cennet","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Ve yetûfu"},{"position":2,"translit":"‘aleyhim"},{"position":3,"translit":"vildânun"},{"position":4,"translit":"muḣalledûne"},{"position":5,"translit":"iżâ"},{"position":6,"translit":"raeytehum"},{"position":7,"translit":"hasibtehum"},{"position":8,"translit":"lu/lu-en"},{"position":9,"translit":"menśûrâ(n)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَيَطُوفُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ط-و-ف","rootLatin":"ṭ-w-f","lemma":"طَافَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"dolaşır","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":2,"surface":"عَلَيْهِمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"üzerlerine"},{"position":2,"surface":"هِمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":3,"surface":"وِلْدَٰنٌ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"و-ل-د","rootLatin":"w-l-d","lemma":"وَلَد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"gençler","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Fâil"},{"position":4,"surface":"مُّخَلَّدُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mef'ûl","root":"خ-ل-د","rootLatin":"ḫ-l-d","lemma":"مُخَلَّد","form":"Tef'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"ölümsüz","irabMarker":"vâv ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Sıfat"},{"position":5,"surface":"إِذَا","pos":"harf","posDetail":"Zarf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِذَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Zarf olduğu için mebnî","gloss":"ne zaman ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i şart)","gorev":"Zaman zarfı","izafet":"Muzâf"},{"position":6,"surface":"رَأَيْتَهُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ر-ا-ي","rootLatin":"r-ʾ-y","lemma":"رَأَى","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"gördün","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":6,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onları","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":7,"surface":"حَسِبْتَهُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ح-س-ب","rootLatin":"ḥ-s-b","lemma":"حَسِبَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"sandın","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":7,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih (birinci mef'ûl) olduğu için mansûb","gloss":"onları","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":8,"surface":"لُؤْلُؤًا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ل-ؤ-ل-ؤ","rootLatin":"l-ʾ-l-ʾ","lemma":"لُؤْلُؤ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih (ikinci mef'ûl) olduğu için mansûb","gloss":"inci","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":9,"surface":"مَّنثُورًا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mef'ûl","root":"ن-ث-ر","rootLatin":"n-ṯ-r","lemma":"مَنْثُور","form":"Mücerred","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"saçılmış","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Sıfat"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **İnsan Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *76/19*
- **İnsan Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *76/19*
