# İnsân Sûresi, 20. Âyet (76:20)

> وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًا وَمُلْكًا كَبِيرًا

*Ve-iżâ raeyte śemme raeyte na'îmen ve mulken kebîrâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Orada, görünce (sonsuz) nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/76/20

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"İnsân Suresi 20. ayet, cennet tasvirine devam ederek, orada görülecek olan nimetlerin ve saltanatın büyüklüğünü vurgular. Ayet, 'görmek', 'nimet' ve 'büyük mülk' kavramları üzerinden cennetin ihtişamını ve sürekli hazzını dile getirir.","keyConcepts":[{"word":"رَأَيْتَ","root":"ر أ ي","rootLatin":"r-e-y","meaning":"Görmek, müşahede etmek, idrak etmek anlamlarına gelir ve ayette cennetteki güzellikleri gözlemlemeyi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ru'yet' kelimesinin hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 're'eyte' fiili, cennet ehlinin orada bulunan nimetleri ve mülkü doğrudan ve eksiksiz bir şekilde müşahede etmesini, yani hem gözleriyle görmesini hem de kalpleriyle anlamasını ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'ru'yet'in bazen ilim ve idrak anlamında kullanıldığını, bazen de gözle görme anlamında olduğunu ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, cennetin her yerinde görülecek olan nimet ve mülkün, sadece fiziksel bir gözlemden öte, tam bir idrak ve şuurla hissedileceğini vurgular."}]},{"word":"نَعِيمًا","root":"ن ع م","rootLatin":"n-a-m","meaning":"Nimet, refah, bolluk ve hoşluk anlamlarına gelir; ayette cennetteki sürekli ve kesintisiz güzellikleri ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'na'îm' kelimesinin, kişinin içinde bulunduğu hoş ve güzel durumu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'na'îmen' kelimesi, cennetin her köşesinde hissedilecek olan sürekli ve eksiksiz bir refah ve mutluluk halini anlatır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'na'îm'in, insanın hoşuna giden, lezzet veren her şeyi kapsadığını ve özellikle cennet bağlamında kullanıldığında, kesintisiz ve mükemmel bir mutluluk ve rahatlık halini ifade ettiğini söyler. Ayetteki 'na'îmen' kelimesi, cennetin her yerinde görülecek olan bu sürekli ve tükenmez nimetleri vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ni'met' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın insanlara bahşettiği lütufları ifade ettiğini ve cennet bağlamında bu lütufların en üst düzeyde ve sürekli olduğunu belirtir. Ayetteki 'na'îmen' kelimesi, cennetin her yerinde müşahede edilecek olan bu ilahi lütufların bolluğunu ve sürekliliğini gösterir."}]},{"word":"مُلْكًا","root":"م ل ك","rootLatin":"m-l-k","meaning":"Mülk, saltanat, egemenlik ve sahip olunan şeyler anlamlarına gelir; ayette cennet ehlinin sahip olacağı büyük ve sınırsız iktidarı ve zenginliği ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'mülk' kelimesinin, bir şeye sahip olma ve üzerinde tasarruf etme yetkisini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'mülken' kelimesi, cennet ehlinin orada sahip olacağı geniş ve sınırsız yetkiyi ve egemenliği mecazi olarak anlatır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'mülk'ün, bir şeye sahip olma ve onu yönetme gücünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'mülken' kelimesi, cennet ehlinin orada elde edeceği, dünyadaki hiçbir saltanatla kıyaslanamayacak kadar büyük ve sürekli bir egemenliği ve zenginliği ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'mülk'ün, bir şey üzerinde tam bir tasarruf ve hükmetme yetkisi olduğunu açıklar. Ayetteki 'mülken' kelimesi, cennetin her yerinde görülecek olan bu büyük ve sınırsız saltanatın, cennet ehlinin tam bir tasarrufunda olacağını ve onlara ait olacağını vurgular."}]},{"word":"كَبِيرًا","root":"ك ب ر","rootLatin":"k-b-r","meaning":"Büyük, yüce, önemli anlamlarına gelir; ayette cennetteki saltanatın ve nimetlerin büyüklüğünü, ihtişamını ve sınırsızlığını pekiştirir.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'kebîr' kelimesinin, nicelik ve nitelik bakımından büyüklüğü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'kebîren' kelimesi, cennetteki 'mülk'ün, dünyevi ölçülerle kıyaslanamayacak kadar yüce, geniş ve sürekli olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'kebîr'in, hem maddî hem de manevî büyüklüğü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'kebîren' kelimesi, cennetteki saltanatın sadece genişliğiyle değil, aynı zamanda ihtişamı, değeri ve sürekliliğiyle de büyük olduğunu anlatır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **İnsan Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *76/20*
- **İnsan Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *76/20*
