# İnsân Sûresi, 6. Âyet (76:6)

> عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا

*‘Aynen yeşrabu bihâ ‘ibâdu(A)llâhi yufeccirûnehâ tefcîrâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/76/6

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"İnsân Suresi 6. ayet, cennet ehlinin içeceği bir pınarı tasvir etmektedir. Ayet, 'ayn' (pınar), 'yeşrabu' (içmek), 'ibâdullah' (Allah'ın kulları) ve 'yüfeccirûnehâ tefciîran' (onu taşıra taşıra akıtmak) gibi kavramlarla cennet nimetlerinin bolluğunu ve kolaylığını vurgular.","keyConcepts":[{"word":"عَيْنًا","root":"ع ي ن","rootLatin":"ayn","meaning":"Cennetteki bir su kaynağı, pınar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ayn' kelimesinin esasen göz organı anlamına geldiğini, ancak mecazen su kaynağı, pınar anlamında da kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'aynen' ifadesi, cennet ehlinin içeceği, gözle görülen ve akıp giden bir su kaynağını ifade eder. (el-Müfredât, s. 614)"},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ayn' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını, bu ayette ise 'pınar' veya 'kaynak' anlamında olduğunu ifade eder. Cennet tasvirlerinde 'ayn' kelimesi, genellikle akarsu ve içecek kaynağı olarak geçer. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 297)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ayn' gibi somut kelimelerin Kur'an'da cennet tasvirlerinde sıklıkla kullanıldığını ve bu kelimelerin müminler için vaat edilen fiziksel ve duyusal zevkleri temsil ettiğini belirtir. Bu pınar, cennetin maddi güzelliklerinden biridir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 235)"}]},{"word":"يَشْرَبُ","root":"ش ر ب","rootLatin":"ş-r-b","meaning":"Allah'ın kullarının bu pınardan içmesi eylemi.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'şeribe' fiilinin 'içmek' anlamına geldiğini ve bu ayette cennet ehlinin bu pınardan kana kana içeceğini ifade ettiğini belirtir. Bu, cennetin nimetlerinden faydalanma eylemini gösterir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 497)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'şeribe' fiilinin Kur'an'da hem dünyevi hem de uhrevi içecekler için kullanıldığını, bu ayette ise cennetin saf ve lezzetli içeceğinden bahsedildiğini açıklar. Fiilin muzari formu, sürekli ve tekrarlanan bir eylemi ifade eder. (Umdetü'l-Huffâz, c. 2, s. 102)"}]},{"word":"عِبَادُ ٱللَّهِ","root":"ع ب د","rootLatin":"a-b-d","meaning":"Allah'a kulluk eden, O'na itaat eden kimseler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'abd' kelimesinin 'kulluk eden, itaat eden' anlamına geldiğini ve 'ibâdullah' ifadesinin Allah'a samimiyetle kulluk eden, O'nun emirlerine uyan müminleri kastettiğini belirtir. Bu pınar, özellikle bu seçkin kullara tahsis edilmiştir. (el-Müfredât, s. 545)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, 'abd' kelimesinin hem köle hem de Allah'a kulluk eden kişi anlamında kullanıldığını, 'ibâdullah' terkibinin ise Allah'a gönülden bağlı, O'nun rızasını gözeten müminleri ifade ettiğini açıklar. Bu ayetteki kullanım, cennet nimetlerine layık görülen özel bir zümreyi işaret eder. (el-Külliyyât, s. 605)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'abd' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, 'ibâdullah' terkibinin ise genellikle Allah'ın seçkin, salih kullarını ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'ibâdullah', cennetin bu özel pınarından içme ayrıcalığına sahip olanlardır. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 112)"}]},{"word":"يُفَجِّرُونَهَا","root":"ف ج ر","rootLatin":"f-c-r","meaning":"Allah'ın kullarının bu pınarı istedikleri gibi akıtmaları, taşırmaları.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'fecere' fiilinin 'yarmak, akıtmak, taşırmak' anlamlarına geldiğini ve 'yüfeccirûnehâ' ifadesinin, cennet ehlinin bu pınarı istedikleri yere ve istedikleri şekilde akıtabilme gücüne sahip olduğunu gösterdiğini belirtir. Bu, cennetin sınırsız imkanlarını vurgular. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 297)"},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'fecere' kökünün 'patlatmak, fışkırtmak' anlamlarını taşıdığını ve 'yüfeccirûnehâ' fiilinin, cennet ehlinin bu pınarı kendi iradeleriyle, kolayca ve bolca akıtabileceklerini ifade ettiğini açıklar. Bu, cennetin nimetlerinin bolluğunu ve kolay erişilebilirliğini gösterir. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 4, s. 125)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'fecr' kelimesinin 'yarmak, açmak' anlamından türediğini ve 'tefciîr'in ise 'bir şeyi bolca akıtmak, fışkırtmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yüfeccirûnehâ tefciîran' ifadesi, bu pınarın cennet ehlinin kontrolünde, bolca ve kesintisiz aktığını vurgular. (el-Müfredât, s. 625)"}]},{"word":"تَفْجِيرًا","root":"ف ج ر","rootLatin":"f-c-r","meaning":"Pınarın bolca ve kolayca akıtılması, taşıra taşıra fışkırtılması.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'tefciîran' masdarının, fiilin anlamını pekiştirdiğini ve pınarın akıtılmasının sadece bir eylem değil, aynı zamanda bolca ve kolayca, istenildiği gibi gerçekleştirilen bir eylem olduğunu vurguladığını belirtir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 497)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'tefciîran' kelimesinin 'yüfeccirûnehâ' fiilinin mef'ûl-i mutlakı olduğunu ve bu kullanımın, akıtma eyleminin şiddetini, bolluğunu ve kolaylığını ifade ettiğini açıklar. Cennet ehli, bu pınarı diledikleri gibi, zahmetsizce ve bolca akıtabilirler. (Umdetü'l-Huffâz, c. 3, s. 210)"}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cennet","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"‘Aynen"},{"position":2,"translit":"yeşrabu"},{"position":3,"translit":"bihâ"},{"position":4,"translit":"‘ibâdu(A)"},{"position":5,"translit":"llâhi"},{"position":6,"translit":"yufeccirûnehâ"},{"position":7,"translit":"tefcîrâ(n)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"عَيْنًا","pos":"isim","posDetail":"Nekre İsim","root":"ع-ي-ن","rootLatin":"ayn","lemma":"عَيْن","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"pınar","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Bedel"},{"position":2,"surface":"يَشْرَبُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ر-ب","rootLatin":"ş-r-b","lemma":"شَرِبَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"içer","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":3,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":3,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"o (pınar)","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":4,"surface":"عِبَادُ","pos":"isim","posDetail":"Cemi İsim","root":"ع-ب-د","rootLatin":"a-b-d","lemma":"عَبْد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fiilin fâili olduğu için merfû","gloss":"kulları","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Fâil","izafet":"Muzâf"},{"position":5,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"Özel İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb"},{"position":6,"surface":"يُفَجِّرُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ف-ج-ر","rootLatin":"f-j-r","lemma":"فَجَّرَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"fışkırtırlar","irabMarker":"nûn ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":6,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onu (pınarı)","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":7,"surface":"تَفْجِيرًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ف-ج-ر","rootLatin":"f-j-r","lemma":"تَفْجِير","form":"Tef'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûl-i Mutlak olduğu için mansûb","gloss":"fışkırtarak","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûl-i mutlak"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mesnevî'den Hikâyeler** — Ahmet Avni Konuk · *76/5-6*
- **İnsan Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *76/6*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmet Avni Konuk · *76/5-6*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmet Avni Konuk · *76/5-6*
- **İnsan Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *76/6*
