# Mürselât Sûresi, 17. Âyet (77:17)

> ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ

*Śumme nutbi'uhumu-l-âḣirîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/77/17

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mürselât Suresi'nin 17. ayeti, Allah'ın geçmiş ümmetleri helak etme ve ardından gelecek nesilleri de benzer bir akıbete uğratma kudretini ve sünnetini vurgular. Ayet, ilahi cezanın sürekliliğini ve tarihsel tekerrürünü dilbilimsel olarak 'takip etme' ve 'sonrakiler' kavramları üzerinden ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"نُتْبِعُهُمُ","root":"ت ب ع","rootLatin":"t-b-a","meaning":"Allah'ın, helak ettiği önceki kavimlerin ardından, sonraki kavimleri de aynı akıbete uğratması, onları takip ettirmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'tebea' (تَبِعَ) fiilinin bir şeyin peşinden gitmek, onu izlemek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'nütbi'uhum' (نُتْبِعُهُمُ) ifadesi, Allah'ın önceki helak ettiği kavimlerin ardından, sonraki kavimleri de benzer bir sonla takip ettirmesi, yani onları da helak etmesi anlamını taşır. Bu, ilahi cezanın birbiri ardına gelmesini ve bir sünnetullah olduğunu gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'itbâ'' (إتباع) fiilinin Kur'an'da bazen bir şeyi bir şeye katmak, onu ona ilhak etmek anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette 'nütbi'uhum' ifadesi, Allah'ın önceki helak ettiği kavimlere, sonraki kavimleri de katması, yani onları da aynı şekilde helak etmesi mecazını taşır. Bu, ilahi takdirin ve cezanın sürekliliğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'takip etme' (ت ب ع) kavramının sadece fiziksel bir izleme değil, aynı zamanda bir akıbeti veya kaderi paylaşma anlamı da taşıdığını belirtir. Ayetteki 'nütbi'uhum' ifadesi, önceki kavimlerin başına gelen helakın, sonraki kavimler için de bir 'takip eden' akıbet olacağını, yani onların da benzer bir sona uğrayacağını semantik olarak ifade eder."}]},{"word":"ٱلْـَٔاخِرِينَ","root":"أ خ ر","rootLatin":"a-h-r","meaning":"Önceki helak edilen kavimlerden sonra gelen, onların ardından yaşayan nesiller veya kavimler.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'âhir' (آخر) kelimesinin 'evvel' (أول) kelimesinin zıddı olarak, bir şeyin sonu veya sonradan gelen anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'el-âhirîn' (الآخرين) ifadesi, Allah'ın helak ettiği 'öncekilerden' (الأولين) sonra gelen, yani onların ardından yaşayan ve benzer günahları işleyen kavimleri ifade eder. Bu, ilahi cezanın sadece geçmişle sınırlı olmadığını, gelecek nesilleri de kapsadığını gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'âhir' kelimesinin bir şeyin sonu, nihayeti veya bir şeyden sonra gelen anlamlarına geldiğini belirtir. 'el-âhirîn' ifadesi, önceki helak edilen kavimlerin ardından gelen, onların akıbetine uğrayacak olan sonraki nesilleri işaret eder. Bu, Allah'ın adaletinin ve sünnetinin zaman ve nesiller üstü olduğunu vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'âhir' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'sonraki', 'gelecek' veya 'son' anlamlarında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette 'el-âhirîn' ifadesi, helak edilen önceki kavimlerin ardından gelen, onların hatalarını tekrarlayan ve bu nedenle benzer bir cezaya müstahak olan sonraki nesilleri semantik olarak temsil eder. Bu, ilahi uyarının ve cezanın evrenselliğini gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","ahiret-mukafat","imtihan-bela"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ثُمَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ثُمَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"sonra"},{"position":2,"surface":"نُتْبِعُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ت-ب-ع","rootLatin":"t-b-ʿ","lemma":"أَتْبَعَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"katarız"},{"position":2,"surface":"هُمُ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onları"},{"position":3,"surface":"ٱلْـَٔاخِرِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ء-خ-ر","rootLatin":"ʾ-ḫ-r","lemma":"آخِر","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"sonrakileri"}]
