# Mürselât Sûresi, 50. Âyet (77:50)

> فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

*Febi-eyyi hadîśin ba'dehu yu/minûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Onlar artık ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/77/50

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mürselât Suresi'nin 50. ayeti, Kur'an'ın eşsizliğini ve onun dışındaki hiçbir sözün gerçek bir iman kaynağı olamayacağını vurgular. Ayet, 'hadîs' kelimesinin 'Kur'an' anlamında kullanılmasıyla, vahyin mutlak üstünlüğünü ve inanılması gereken tek hakikat olduğunu dilbilimsel olarak pekiştirir.","keyConcepts":[{"word":"حَدِيثٍۭ","root":"ح د ث","rootLatin":"h-d-s","meaning":"Bu ayette 'Kur'an' anlamında kullanılmış olup, Allah'ın sözü ve vahyini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'hadîs' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı için, 'Allah'ın kelamı, vahyedilen söz' anlamını öne çıkarır. Ayet, Kur'an'ın kendisinden sonra inanılacak başka bir sözün olmadığını vurgulayarak, 'hadîs'in burada özel olarak ilahi kelamı işaret ettiğini gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hadîs' kelimesinin 'yeni olan şey, söz' anlamlarına geldiğini ifade eder. Kur'an bağlamında ise, Allah'tan gelen ve sürekli tazeliğini koruyan ilahi kelamdır. Bu ayette 'febi'eyyi hadîsin ba'dehu' ifadesiyle, Kur'an'ın eşsiz ve son vahiy oluşuna atıfta bulunularak, ondan sonra inanılacak başka bir 'söz'ün (hadîs) olamayacağı vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hadîs'in Kur'an'da bazen 'söz, haber' genel anlamında, bazen de özel olarak 'Allah'ın sözü, vahiy' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'hadîs', Kur'an'ın kendisi olup, onun ilahi menşeini ve mutlak hakikat oluşunu ifade eder. Ayet, Kur'an'ın dışında bir 'hadîs'e inanmanın imkansızlığını dile getirir."}]},{"word":"يُؤْمِنُونَ","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'ın birliğine, peygamberlerine, kitaplarına ve ahiret gününe kalben tasdik edip, dil ile ikrar ederek güvenmek ve teslim olmak.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'îmân'ın kök anlamının 'emniyet ve güven vermek' olduğunu belirtir. Kur'an'da ise 'tasdik etmek, güvenmek ve teslim olmak' anlamında kullanılır. Bu ayette 'yü'minûne' fiili, Kur'an'ın hakikatine kalben ve fiilen teslim olmayı, ona güvenmeyi ve onu tasdik etmeyi ifade eder. Ayet, Kur'an'dan başka bir söze bu tür bir imanın gösterilemeyeceğini vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'îmân'ın 'tasdik ve itimat' anlamına geldiğini, korkuyu giderip güven vermeyi ifade ettiğini belirtir. 'Yü'minûne' fiili, Kur'an'ın getirdiği hakikatlere şüphe duymadan inanmayı, onu doğru kabul etmeyi ve ona dayanmayı ifade eder. Ayet, Kur'an'ın dışında hiçbir 'hadîs'in bu denli bir tasdiki ve güveni hak etmediğini dile getirir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'îmân' kavramının Kur'an'da sadece 'inanmak' değil, aynı zamanda 'güvenmek, emniyet içinde olmak, tasdik etmek ve teslim olmak' gibi geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu açıklar. 'Yü'minûne' fiili, Kur'an'ın mesajına tam bir teslimiyetle inanmayı, onu hayatın rehberi olarak kabul etmeyi ve ona güvenmeyi ifade eder. Ayet, bu tür bir imanın ancak Kur'an'a yönelik olabileceğini vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","iman","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":1,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":1,"surface":"أَيِّ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İstifham","root":"أ ي ي","rootLatin":"a-y-y","lemma":"أَيّ","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"hangi"},{"position":2,"surface":"حَدِيثٍ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح د ث","rootLatin":"h-d-s","lemma":"حَدِيث","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"söz"},{"position":3,"surface":"بَعْدَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Mekan","root":"ب ع د","rootLatin":"b-'-d","lemma":"بَعْد","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf olduğu için mansûb","gloss":"sonra"},{"position":3,"surface":"هُۥ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mebnî","gloss":"o"},{"position":4,"surface":"يُؤْمِنُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ء م ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"inanırlar"}]
