# Mürselât Sûresi, 7. Âyet (77:7)

> إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ

*İnnemâ tû'adûne levâki'(un)*

**Meal (Diyanet):** (1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/77/7

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mürselât Suresi'nin 7. ayeti, kıyametin kesinliğini vurgulamaktadır. Ayetteki temel kavramlar, vaat edilen olayın kaçınılmazlığını ve gerçekleşeceğini ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"تُوعَدُونَ","root":"و ع د","rootLatin":"v-a-d","meaning":"Size vaat edilen, söz verilen şey.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Va'd (وعد), hayır veya şer ile ilgili bir haber vermektir. Bu ayetteki 'tû'adûne' ifadesi, kıyamet ve ahiret halleri gibi, Allah tarafından insanlara vaat edilen, gerçekleşeceği kesin olan şeyleri ifade eder. Genellikle hayır için kullanılır, ancak burada kıyametin kaçınılmazlığını bildiren bir tehdit/uyarı anlamı taşır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Va'd, gelecekte bir şeyin olacağını bildirmektir. 'Tû'adûne' fiili, pasif formda kullanılarak, vaat edilen şeyin Allah tarafından belirlendiğini ve muhatapların bu vaadin nesnesi olduğunu gösterir. Ayetteki bağlamda, kıyametin gerçekleşeceği yönündeki ilahi vaadin kesinliğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'va'd' kavramı, genellikle Allah'ın insanlara ahirette vereceği karşılıkları (cennet veya cehennem) ifade eder. Bu ayetteki 'tû'adûne', kıyametin kopacağı ve hesap gününün geleceği yönündeki ilahi sözü temsil eder ki bu, Kur'an'ın temel mesajlarından biridir ve kaçınılmaz bir gerçektir."}]},{"word":"لَوَاقِعٌ","root":"و ق ع","rootLatin":"v-k-a","meaning":"Kesinlikle gerçekleşecek, vuku bulacak olan.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"'Vâki'' (واقع), vuku bulan, gerçekleşen demektir. Ayetteki 'levâkiun' ifadesi, 'lâm' harfiyle pekiştirilerek, vaat edilen şeyin (kıyametin) kesinlikle ve şüphesiz bir şekilde meydana geleceğini, kaçınılmaz olduğunu belirtir. Bu, olayın mutlakiyetini vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"'Vâki'' kelimesi, 'gerçekleşen, olan' anlamındadır. 'Levâkiun' ifadesi, kıyametin gerçekleşmesinin bir mecaz değil, hakiki bir olay olduğunu ve bu olayın kesinliğini ifade eder. 'Lâm' harfi, bu kesinliği daha da güçlendirir ve şüpheye yer bırakmaz."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vuku' (وقوع), bir şeyin meydana gelmesi, düşmesi veya gerçekleşmesidir. 'Levâkiun' kelimesi, kıyametin kaçınılmaz bir şekilde vuku bulacağını, yani gerçekleşeceğini ve bunun Allah'ın takdiri olduğunu ifade eder. Bu kelime, vaat edilen olayın sadece bir ihtimal değil, mutlak bir gerçek olduğunu vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"'Vuku'' kökünden türeyen 'vâki'' kelimesi, Kur'an'da genellikle kaçınılmaz olaylar için kullanılır. 'Levâkiun' ifadesi, 'lâm' harfiyle birlikte, kıyametin gerçekleşmesinin kesinliğini ve bu konuda hiçbir tereddüt olmaması gerektiğini vurgular. Bu, Kur'an'ın ahiret inancının temel taşlarından biridir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","melekler","vahiy-kuran"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"إِنَّمَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّمَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak, sadece","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Nâsih harf"},{"position":2,"surface":"تُوعَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-'-d","lemma":"وَعَدَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"size vaat edilen","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Meçhul muzâri fiil"},{"position":3,"surface":"لَوَاقِعٌ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"و-ق-ع","rootLatin":"w-q-'","lemma":"وَاقِع","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"İnne'nin haberi olduğu için merfû (burada 'mâ'nın kâffe olması sebebiyle amel etmez, mübteda-haber ilişkisi vardır)","gloss":"mutlaka gerçekleşecektir","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Nâsih harfin haberi"}]

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"İnnemâ"},{"position":2,"translit":"tû'adûne"},{"position":3,"translit":"levâki'(un)"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *77/1-7*
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *77/1-7*
- **Mürselât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *77/7*
- **Mürselât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *77/7*
- **Mürselât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *77/1-7*
