# Nâziât Sûresi, 20. Âyet (79:20)

> فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

*Fe-erâhu-l-âyete-lkubrâ*

**Meal (Diyanet):** Derken Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/79/20

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Hz. Musa'nın Firavun'a gösterdiği mucizeyi anlatmaktadır. Ayetteki anahtar kavramlar, 'göstermek' fiili ve 'en büyük mucize' ifadesi etrafında şekillenerek ilahi kudretin ve peygamberlik delilinin vurgulanmasını sağlar.","keyConcepts":[{"word":"فَأَرَىٰهُ","root":"ر أ ى","rootLatin":"r-'-y","meaning":"Hz. Musa'nın Firavun'a bir şeyi göstermesi, gözle görülür hale getirmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'رأى' fiilinin hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Bu ayette ise 'أرى' (if'al babı) şekliyle, bir şeyi başkasına göstermek, onu gözle görülür kılmak anlamındadır. Hz. Musa'nın Firavun'a mucizeyi somut bir şekilde sunmasını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'أرى' fiilinin burada 'beyyene' (açıkladı, ortaya koydu) anlamında kullanıldığını ima eder. Firavun'a mucizenin açıkça gösterilmesi, onun inkarına karşı bir delil olarak sunulmasıdır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'أرى' fiilinin Kur'an'da genellikle ilahi kudretin veya peygamberlik delillerinin insanlara sunulması bağlamında kullanıldığını belirtir. Burada da Hz. Musa'nın Firavun'a ilahi bir delili, yani mucizeyi göstermesini ifade eder."}]},{"word":"ٱلْـَٔايَةَ","root":"أ ي ى","rootLatin":"'-y-y","meaning":"Allah'ın varlığına, birliğine veya peygamberin doğruluğuna işaret eden olağanüstü delil, mucize.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'آية' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'alamet' veya 'delil' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise Firavun'a gösterilen olağanüstü bir delil, yani mucize anlamındadır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'آية' kelimesinin 'bir şeyin varlığına delalet eden alamet' olduğunu ifade eder. Kur'an'da ise peygamberlerin doğruluğunu ispatlayan mucizeler için kullanılır. Burada da Hz. Musa'nın peygamberliğini kanıtlayan bir mucizeyi ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'âyet' kavramının Kur'an'da hem evrendeki ilahi işaretleri hem de peygamberler aracılığıyla gönderilen mucizeleri kapsadığını vurgular. Bu ayetteki 'âyet', Firavun'a meydan okuyan ve ilahi gücü gösteren somut bir mucizedir."}]},{"word":"ٱلْكُبْرَىٰ","root":"ك ب ر","rootLatin":"k-b-r","meaning":"En büyük, en yüce, diğerlerinden daha üstün olan.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'كبير' kelimesinin 'azamet' ve 'büyüklük' ifade ettiğini belirtir. 'الكبرى' ise 'ekber' kelimesinin müennesidir ve 'en büyük' anlamına gelir. Ayetteki 'âyet'in niteliğini vurgulayarak, gösterilen mucizenin diğerlerinden daha üstün ve etkileyici olduğunu ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'كبر' kökünün 'nicelik, nitelik veya şeref bakımından büyüklük' anlamlarını içerdiğini açıklar. 'الكبرى' burada, gösterilen mucizenin hem etki hem de önem açısından en üst düzeyde olduğunu, Firavun'u ikna etme potansiyelinin en yüksek olduğunu belirtir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'أفعل التفضيل' (üstünlük sıfatı) kalıbının, bir şeyin diğerlerinden daha üstün olduğunu ifade ettiğini belirtir. 'الكبرى' da bu kalıpta olup, gösterilen mucizenin Hz. Musa'nın diğer mucizeleri arasında veya Firavun'un gördüğü diğer olaylar arasında en büyük ve en etkileyici olduğunu vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-musa","peygamberlik"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Fe-erâhu"},{"position":2,"translit":"l-âyete"},{"position":3,"translit":"l-kubrâ"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"bunun üzerine, ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":1,"surface":"أَرَىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ر-ا-ي","rootLatin":"r-'-y","lemma":"أَرَى","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"gösterdi","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":1,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"ona","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":2,"surface":"ٱلْـَٔايَةَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ي-ي","rootLatin":"'-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"mucizeyi","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":3,"surface":"ٱلْكُبْرَىٰ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ك-ب-ر","rootLatin":"k-b-r","lemma":"كُبْرَى","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"en büyük","irabMarker":"takdîrî fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Sıfat"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nâziât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *79/20*
- **Nâziât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *79/20*
