# Nâziât Sûresi, 34. Âyet (79:34)

> فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

*Fe-iżâ câeti-ttâmmetu-lkubrâ*

**Meal (Diyanet):** (34-35) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/79/34

---

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"o zaman"},{"position":1,"surface":"إِذَا","pos":"harf","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِذَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Zarf olduğu için mebnî","gloss":"olduğu zaman"},{"position":2,"surface":"جَآءَتِ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ي-أ","rootLatin":"j-y-ʾ","lemma":"جَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"geldi"},{"position":3,"surface":"ٱلطَّآمَّةُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ط-م-م","rootLatin":"ṭ-m-m","lemma":"طَامَّة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"baskın"},{"position":4,"surface":"ٱلْكُبْرَىٰ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ك-ب-ر","rootLatin":"k-b-r","lemma":"أَكْبَر","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"en büyük"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nâziât Suresi'nin 34. ayeti, kıyamet gününün dehşetini ve bu günün 'en büyük felaket' olarak nitelendirilmesini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, 'gelmek' fiiliyle bu olayın kaçınılmazlığını vurgularken, 'Tâmme' ve 'Kübrâ' kelimeleriyle de olayın büyüklüğünü ve kuşatıcılığını semantik olarak pekiştirmektedir.","keyConcepts":[{"word":"جَآءَتِ","root":"ج ي أ","rootLatin":"c-y-e","meaning":"Bir şeyin meydana gelmesi, vuku bulması veya bir yere ulaşması anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"C-y-e kökü, bir şeyin bir yerden diğerine intikal etmesi veya bir durumun ortaya çıkması anlamına gelir. Ayetteki 'câet' fiili, 'Tâmmetü'l-Kübrâ'nın, yani kıyametin kaçınılmaz bir şekilde vuku bulacağını, gelip çatacağını ifade eder. Bu, olayın ani ve kesin gerçekleşeceğine işaret eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"C-y-e fiili, bir şeyin varlık sahasına çıkması, zuhur etmesi manasındadır. Ayetteki kullanımı, kıyametin, yani 'Tâmmetü'l-Kübrâ'nın, insanlık için bir gerçeklik olarak tezahür edeceğini, artık inkar edilemez bir şekilde ortaya çıkacağını vurgular."}]},{"word":"ٱلطَّآمَّةُ","root":"ط م م","rootLatin":"t-m-m","meaning":"Her şeyi kuşatan, kaplayan, büyük felaket veya musibet anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"T-m-m kökü, bir şeyin her tarafı kaplaması, kuşatması anlamına gelir. 'Tâmme', her şeyi kaplayan, kuşatan felaket demektir. Ayetteki 'Tâmmetü'l-Kübrâ' ifadesi, kıyametin dehşetinin ve etkisinin tüm varlığı kapsayacağını, hiçbir şeyin dışında kalmayacağını belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"T-m-m kökü, bir şeyin diğerini örtmesi, içine alması anlamında kullanılır. 'Tâmme', burada kıyametin, tüm insanlığı ve dünyayı etkisi altına alacak, her şeyi alt üst edecek büyük bir olay olduğunu mecazi olarak ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"T-m-m kökü, bir şeyin taşması, dolup taşması ve her yeri kaplaması anlamındadır. 'Tâmme', kıyametin dehşetinin ve şiddetinin her yanı saracağını, hiçbir canlının bu felaketten kaçamayacağını, her şeyi kuşatıcı bir felaket olduğunu anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'Tâmme' kelimesini Kur'an'daki 'kıyamet' kavramının bir veçhesi olarak ele alır. Bu kelime, kıyametin sadece bir son değil, aynı zamanda tüm varoluşu kapsayan, her şeyi alt üst eden ve yeni bir düzeni başlatan kozmik bir olay olduğunu vurgular. Ayetteki 'Tâmmetü'l-Kübrâ', bu olayın en üst düzeydeki yıkıcılığını ve kuşatıcılığını ifade eder."}]},{"word":"ٱلْكُبْرَىٰ","root":"ك ب ر","rootLatin":"k-b-r","meaning":"Büyüklük, azamet ve yücelik ifade eden, en büyük anlamında bir sıfattır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"K-b-r kökü, hem maddi hem de manevi büyüklüğü ifade eder. 'Kübrâ', 'ekber' kelimesinin müennesidir ve en büyük, en yüce anlamına gelir. Ayetteki 'Tâmmetü'l-Kübrâ' terkibinde, 'Tâmme'nin sıfatı olarak kullanılarak, kıyametin diğer tüm felaketlerden daha büyük, daha azametli ve daha dehşet verici olduğunu pekiştirir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"K-b-r kökü, bir şeyin hacim, miktar veya önem bakımından büyük olmasıdır. 'Kübrâ', mübalağa ifade eden bir sıfat olup, 'Tâmme'nin sıfatı olarak geldiğinde, bu felaketin eşi benzeri görülmemiş bir büyüklükte olduğunu, diğer tüm musibetleri gölgede bıraktığını anlatır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'kübrâ' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, sadece fiziksel büyüklüğü değil, aynı zamanda niteliksel üstünlüğü ve önemi de ifade ettiğini belirtir. 'Tâmmetü'l-Kübrâ' terkibinde, kıyametin sadece kapsamlı değil, aynı zamanda dehşet ve sonuçları açısından da en üst düzeyde bir olay olduğunu semantik olarak güçlendirir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","hesap-mizan","dirilis"]}
