# Enfâl Sûresi, 32. Âyet (8:32)

> وَإِذْ قَالُوا۟ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَـٰذَا هُوَ ٱلْحَقَّ مِنْ عِندِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

*Ve-iż kâlû-(A)llâhumme in kâne hâżâ huve-lhakka min ‘indike feemtir ‘aleynâ hicâraten mine-ssemâ-i evi-/tinâ bi'ażâbin elîm(in)*

**Meal (Diyanet):** Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir" demişlerdi.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/8/32

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enfâl Suresi'nin 32. ayeti, müşriklerin inatçı ve meydan okuyucu tavrını sergileyen bir duayı içermektedir. Ayet, ilahi hakikate karşı gösterilen direnci ve bunun sonucunda talep edilen azabı dilbilimsel olarak derinlemesine ele almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْحَقَّ","root":"ح ق ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Ayette, Kur'an'ın Allah katından gelen gerçek ve doğru vahiy olup olmadığına dair bir meydan okuma bağlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hakk (الحق), bir şeyin sabit ve doğru olması, şüphe ve tereddütten uzak olmasıdır. Bu ayette, Kur'an'ın ilahi menşei ve doğruluğu kastedilmektedir; müşrikler, eğer Kur'an gerçekten Allah'tan geliyorsa, bunun bir alameti olarak azap talep etmektedirler."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu'ya göre 'hak' kavramı, Kur'an'da 'gerçeklik', 'doğruluk', 'adalet' ve 'Allah'ın kendisi' gibi geniş bir anlam yelpazesine sahiptir. Bu ayette ise, Allah'ın vahyinin mutlak gerçekliği ve doğruluğu vurgulanmaktadır; müşrikler bu gerçeği kabul etmek yerine, onu sınamaya kalkışmaktadırlar."}]},{"word":"فَأَمْطِرْ","root":"م ط ر","rootLatin":"m-t-r","meaning":"Gökten şiddetli bir şekilde bir şeyin düşmesi, özellikle de azap olarak taş yağdırılması anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'emtere' (أمطر) fiilinin genellikle hayır ve rahmet için kullanılan 'enzale' (أنزل) fiilinden farklı olarak, azap ve şer için kullanıldığını belirtir. Bu ayette, müşriklerin Allah'tan kendilerine azap olarak taş yağdırmasını istemeleri, bu fiilin olumsuz anlamını pekiştirmektedir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'emtere' fiilinin mecazi olarak 'şiddetli bir şekilde indirmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Burada, müşriklerin küstahça bir meydan okuma ile Allah'tan kendilerine gökten taş yağdırmasını talep etmeleri, bu fiilin mecazi ve tehditkâr kullanımını göstermektedir."}]},{"word":"حِجَارَةً","root":"ح ج ر","rootLatin":"h-c-r","meaning":"Gökten inecek olan azabın somut bir şekli olarak, sert ve katı cisimler olan taşları ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hacer (حجر), bilinen taş demektir. Kur'an'da 'hicâre' (حجارة) kelimesi genellikle azap ve helak aracı olarak zikredilir. Bu ayette de müşriklerin, eğer Kur'an hak ise, kendilerine gökten taş yağdırılmasını istemeleri, bu kelimenin azapla olan güçlü bağını ortaya koymaktadır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'hacer' kelimesinin sertlik ve katılık anlamlarını taşıdığını ve Kur'an'da genellikle ilahi gazabın bir tezahürü olarak kullanıldığını belirtir. Müşriklerin bu talebi, Allah'ın kudretini ve azabını hafife almalarının bir göstergesidir."}]},{"word":"عَذَابٍ","root":"ع ذ ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Allah'ın isyancılara ve inkarcılara verdiği, acı veren ceza ve sıkıntı.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azâb (عذاب), bir şeyi engellemek, alıkoymak anlamına gelen 'azb' kökünden türemiştir. Kur'an'da ise, insanı rahatından alıkoyan, ona acı veren her türlü ceza ve sıkıntı için kullanılır. Bu ayette, müşrikler, Kur'an'ın hakikatini kabul etmemeleri durumunda, Allah'tan kendilerine can yakıcı bir azap vermesini talep etmektedirler."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, azabın, nefse elem veren, onu rahatsız eden her şey olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'azâbın' 'elîm' (can yakıcı) sıfatıyla nitelenmesi, bu cezanın şiddetini ve dayanılmazlığını vurgulamaktadır; müşrikler bu şiddetli cezayı kendi dilleriyle talep etmektedirler."}]},{"word":"أَلِيمٍ","root":"أ ل م","rootLatin":"e-l-m","meaning":"Acı veren, can yakıcı, şiddetli ve elem dolu.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Elîm (أليم), 'elem' (ألم) kökünden türemiş olup, şiddetli acı veren demektir. Kur'an'da genellikle azap, ceza ve sıkıntı gibi kavramlarla birlikte kullanılarak bunların şiddetini ve dayanılmazlığını ifade eder. Bu ayette, müşriklerin talep ettiği azabın niteliğini belirterek, onun ne denli korkunç olacağını vurgulamaktadır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'elîm' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'azâb' ile birlikte kullanıldığını ve bu ikilinin, cezanın sadece varlığını değil, aynı zamanda niteliğini, yani şiddetli ve acı verici oluşunu pekiştirdiğini belirtir. Müşriklerin bu ifadeyi kullanması, kendi dillerinden gelecek azabın şiddetini tasvir etmeleridir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Meâric Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *8/32*
- **Enfâl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *8/32*
- **Enfâl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *8/32*
- **Enfâl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *8/32*
- **Enfâl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *8/32*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6** — Ahmed Avni Konuk · *8/32*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6** — Ahmed Avni Konuk · *8/32*
- **Mesnevî'den Hikâyeler** — Ahmet Avni Konuk · *8/32*
