# Enfâl Sûresi, 49. Âyet (8:49)

> إِذْ يَقُولُ ٱلْمُنَـٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ غَرَّ هَـٰٓؤُلَآءِ دِينُهُمْ ۗ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

*İż yekûlu-lmunâfikûne velleżîne fî kulûbihim meradun ġarra hâulâ-i dînuhum(k) vemen yetevekkel ‘ala(A)llâhi fe-inna(A)llâhe ‘azîzun hakîm(un)*

**Meal (Diyanet):** Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/8/49

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enfâl Suresi'nin 49. ayeti, münafıkların ve kalplerinde hastalık bulunanların, müminlerin dinlerine olan bağlılığını küçümsemelerini ve Allah'a tevekkülün önemini vurgular. Ayet, iman, nifak ve tevekkül gibi temel kavramlar üzerinden bir karşılaştırma sunar.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْمُنَـٰفِقُونَ","root":"ن ف ق","rootLatin":"n-f-q","meaning":"İkiyüzlüler, dıştan Müslüman görünüp içten inkâr edenler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nifak kelimesi, 'nâfıkâ' denilen köstebek deliğinden gelir; hayvanın bir delikten girip diğerinden çıkması gibi, münafık da bir dinden girip diğerinden çıkar. Ayetteki 'münâfikûn' ise, İslam'ı kabul etmiş gibi görünseler de kalplerinde küfrü gizleyenlerdir. Bu ayette, münafıkların müminlerin dinine karşı alaycı tutumları ifade edilmektedir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Nifak, 'nifâk' kelimesinden türemiştir ve iki yüzlülük anlamına gelir. Ayetteki 'münâfikûn', dışarıdan Müslüman gibi görünen ancak içlerinde İslam'a karşı düşmanlık besleyen kimselerdir. Onlar, müminlerin dinlerinin kendilerini aldattığını iddia ederek, müminlerin zaafiyetini ima etmektedirler."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, nifak kavramını Kur'an'da 'iman'ın karşıtı olarak inceler. Münafık, dışsal olarak İslam cemaatine ait görünse de, içsel olarak bu cemaatin değerlerine ve inançlarına bağlı değildir. Bu ayetteki 'münâfikûn', müminlerin dinlerine olan bağlılıklarını bir aldanma olarak görerek, kendi içsel inkârlarını dışa vurmaktadırlar."}]},{"word":"مَّرَضٌ","root":"م ر ض","rootLatin":"m-r-d","meaning":"Kalplerdeki manevi hastalık, şüphe ve inanç zayıflığı.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Maraz, bedendeki rahatsızlık hali olduğu gibi, kalpteki şüphe, nifak ve zayıf iman gibi manevi rahatsızlıklar için de kullanılır. Ayetteki 'fî kulûbihim maraz', münafıkların kalplerindeki inanç zayıflığına, şüpheye ve İslam'a karşı duydukları nefrete işaret eder. Bu hastalık, onların müminlerin dinini küçümsemelerine yol açar."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Maraz, hem bedensel hem de ruhsal bir rahatsızlığı ifade eder. Kur'an'da genellikle kalpteki nifak, şüphe ve günah eğilimi için kullanılır. Bu ayetteki 'maraz', münafıkların kalplerindeki imansızlık ve İslam'a karşı olan olumsuz tutumlarını belirtir. Bu durum, onların müminlerin dinine karşı olumsuz yorumlar yapmalarına neden olur."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'maraz' kelimesinin Kur'an'daki kullanımını inceleyerek, genellikle kalpteki manevi bozuklukları ifade ettiğini belirtir. Bu bozukluklar, imanın zayıflaması, şüphe ve nifak gibi durumları kapsar. Ayetteki 'kalplerinde hastalık bulunanlar' ifadesi, münafıkların iman eksikliği ve İslam'a karşı olan olumsuz bakış açılarını vurgular."}]},{"word":"غَرَّ","root":"غ ر ر","rootLatin":"ğ-r-r","meaning":"Aldatmak, yanıltmak, gururlandırmak.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ğarr, bir şeyi olduğundan farklı göstermek, aldatmak anlamına gelir. Ayetteki 'ğarra hâulâi dînuhum', münafıkların, müminlerin dinlerinin onları aldattığını, yani dinlerinin onlara yanlış bir güven verdiğini veya onları yanılgıya düşürdüğünü iddia etmelerini ifade eder. Bu, münafıkların müminlerin imanını küçümsemeleridir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Ğarr, bir kimseyi bir şeye karşı yanıltmak, ona yanlış bir beklenti vermek demektir. Bu ayetteki kullanımında, münafıklar, müminlerin dinlerine olan bağlılıklarının onları bir tür gurura veya yanlış bir güvene sevk ettiğini, dolayısıyla onları tehlikeye attığını düşünmektedirler. Bu, onların müminlerin imanına yönelik olumsuz bir değerlendirmesidir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ğarr, bir şeyi güzel göstererek veya bir beklenti vererek aldatmaktır. Ayetteki 'ğarra hâulâi dînuhum', münafıkların, müminlerin dinlerinin kendilerine zafer vaat ederek onları aldattığını, dolayısıyla onları zor duruma soktuğunu ima etmelerini anlatır. Bu ifade, münafıkların müminlerin dinine olan inancını küçümsemelerini yansıtır."}]},{"word":"يَتَوَكَّلْ","root":"و ك ل","rootLatin":"w-k-l","meaning":"Allah'a güvenmek, dayanmak, işlerini O'na havale etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Tevekkül, bir işi başkasına havale etmek, ona güvenmek demektir. Allah'a tevekkül ise, işleri Allah'a bırakmak, O'na güvenmek ve O'nun yardımına sığınmaktır. Ayetteki 've men yetevekkel alallahi', müminlerin Allah'a tam bir güvenle bağlanmalarını ve işlerini O'na havale etmelerini emreder. Bu, münafıkların aksine, müminlerin gücünü ve dayanağını gösterir."},{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Tevekkül, kalbin Allah'a tam bir güvenle bağlanması, rızkı ve işleri O'na bırakmasıdır. Ayetteki 've men yetevekkel alallahi', müminlerin Allah'a olan derin imanlarını ve O'nun kudretine olan teslimiyetlerini ifade eder. Bu, münafıkların şüpheciliğine karşı müminlerin sağlam duruşunu ortaya koyar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, tevekkülü Kur'an'da 'iman'ın pratik bir tezahürü olarak ele alır. Tevekkül, Allah'ın mutlak kudretine ve iradesine teslimiyeti ifade eder. Bu ayetteki 'yetevekkel', müminlerin Allah'a olan güvenlerinin, münafıkların alaycı tutumlarına karşı bir cevap olduğunu gösterir. Allah'a tevekkül edenler, O'nun gücüne ve hikmetine sığınırlar."}]},{"word":"عَزِيزٌ","root":"ع ز ز","rootLatin":"a-z-z","meaning":"Üstün, güçlü, yenilmez, izzet sahibi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azîz, üstün, güçlü, yenilmez ve erişilmez demektir. Allah'ın 'Azîz' ismi, O'nun mutlak kudretini, hiçbir şeye muhtaç olmadığını ve her şeye galip geldiğini ifade eder. Ayetteki 'fe innallâhe azîzun', Allah'a tevekkül edenlerin, O'nun yenilmez gücüne sığındıklarını ve bu gücün onları koruyacağını vurgular. Bu, münafıkların küçümsemelerine karşı bir cevaptır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Azîz, kendisinden üstün bir varlık bulunmayan, her şeye galip gelen ve izzet sahibi olan demektir. Ayetteki 'Azîz', Allah'ın mutlak gücünü ve kudretini ifade eder. Bu, müminlerin Allah'a tevekkül etmelerinin boşuna olmadığını, zira dayandıkları gücün sonsuz ve yenilmez olduğunu gösterir."}]},{"word":"حَكِيمٌ","root":"ح ك م","rootLatin":"h-k-m","meaning":"Hikmet sahibi, her şeyi yerli yerince yapan, hüküm veren.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hakîm, hikmet sahibi, her şeyi yerli yerince yapan, hüküm ve karar veren demektir. Allah'ın 'Hakîm' ismi, O'nun tüm fiillerinin bir hikmete dayandığını ve her şeyi en doğru şekilde yönettiğini gösterir. Ayetteki 'hakîmun', Allah'a tevekkül edenlerin, O'nun hikmetli kararlarına güvendiklerini ve O'nun her şeyi en iyi şekilde yöneteceğini bildiklerini ifade eder. Bu, münafıkların anlamsız bulduğu olayların ardındaki ilahi hikmeti vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Hakîm, hikmet sahibi, her şeyi en uygun ve doğru şekilde yapan demektir. Allah'ın 'Hakîm' sıfatı, O'nun yaratılışındaki ve yönetimindeki mükemmelliği ifade eder. Bu ayetteki 'Hakîm', Allah'a tevekkül edenlerin, O'nun her şeyi en doğru ve hikmetli bir şekilde idare ettiğine olan inançlarını pekiştirir. Bu, münafıkların yüzeysel değerlendirmelerine karşı derin bir iman anlayışını sunar."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *8/49*
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *8/49*
- **Enfâl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *8/49*
- **Enfâl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *8/49*
