# Mutaffifîn Sûresi, 31. Âyet (83:31)

> وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ

*Ve-iżâ-nkalebû ilâ ehlihimu-nkalebû fekihîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/83/31

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, ahiretteki inkarcıların dünyadaki davranışlarını tasvir etmektedir. Özellikle, müminlerle alay etme ve kendi çevrelerine döndüklerinde bu durumdan keyif alma halleri, 'inkalebu' ve 'fakihin' kelimeleriyle vurgulanmaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ٱنقَلَبُوٓا۟","root":"ق ل ب","rootLatin":"k-l-b","meaning":"Geri dönmek, bir halden başka bir hale geçmek, bir yere varmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kalb (قَلْب) kelimesi, bir şeyi yüzüstü çevirmek, bir halden başka bir hale döndürmek anlamına gelir. 'İnkalabe' (انقلب) ise dönüşmek, geri dönmek demektir. Ayetteki kullanımı, inkarcıların kendi taraftarlarına, ailelerine geri dönmelerini ifade ederken, bu dönüşün bir hal değişikliği, yani müminlerle alay etme halinden kendi çevrelerinde eğlenme haline geçişi de içerdiğini gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'inkalebu' fiilini 'racau' (geri döndüler) anlamında kullanır. Ayetteki 'İzâ inkalebu ilâ ehlihim' ifadesi, onların kendi çevrelerine, yani kendileri gibi düşünenlere döndüklerinde, müminlerle alay etme eylemlerini sürdürdüklerini ve bundan zevk aldıklarını belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'kalb' kökünün temel anlamının 'bir şeyi tersine çevirmek, bir halden başka bir hale dönüştürmek' olduğunu belirtir. 'İnkalabe' fiili, dönüşün kendiliğinden veya bir etkiyle gerçekleştiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, inkarcıların müminlerle alay ettikten sonra kendi çevrelerine 'dönüşleri' ve bu dönüşle birlikte gelen 'eğlence' halleri arasındaki bağlantıyı vurgular."}]},{"word":"أَهْلِهِمُ","root":"أ ه ل","rootLatin":"e-h-l","meaning":"Bir kişinin ailesi, kabilesi, mensup olduğu topluluk veya taraftarları anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ehl (أَهْل) kelimesi, bir şeye mensup olan, bir şeyle ilişkili olan kimseler için kullanılır. Ayetteki 'ehlihim' ifadesi, inkarcıların kendi inanç ve yaşam tarzlarını paylaşan, onlarla aynı zihniyette olan çevrelerini, yani taraftarlarını ve yandaşlarını ifade eder. Bu, onların kendi 'güvenli' ve 'onaylayıcı' ortamlarına dönüşlerini belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'ehl' kelimesinin geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve bir kişinin ailesi, kabilesi, meslektaşları veya bir görüşü paylaşan kimseler için kullanılabileceğini belirtir. Ayetteki 'ehlihim' bağlamı, inkarcıların kendi 'cemaatlerine', yani müminlerle alay etme eylemlerini onaylayan ve destekleyen gruplarına döndüklerini gösterir."}]},{"word":"فَكِهِينَ","root":"ف ك ه","rootLatin":"f-k-h","meaning":"Neşeli, şen şakrak, eğlenen, keyif alan anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'fâkihîn' (فَاكِهِينَ) kelimesini 'mütefâkihîn' (متفاكهين) yani birbirleriyle şakalaşan, eğlenen kimseler olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, inkarcıların müminlerle alay ettikten sonra kendi çevrelerine döndüklerinde, bu alay etme eylemlerinden dolayı neşeli ve keyifli bir halde olduklarını, hatta bu durumu birbirleriyle paylaşıp eğlendiklerini ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Fâkihe (فَاكِهَة) kelimesi meyve anlamına gelirken, 'fâkih' (فَاكِه) kelimesi neşeli, şen şakrak, eğlenen kimse demektir. Râgıb, 'fâkihîn' kelimesinin 'eğlence ve neşe içinde olanlar' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, inkarcıların müminlerle alay etme eylemlerini bir 'eğlence' olarak gördüklerini ve bu durumdan büyük bir haz aldıklarını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'f-k-h' kökünün genellikle 'eğlence, neşe, şaka' gibi anlamlar taşıdığını belirtir. Bu kelimenin, genellikle olumsuz bir bağlamda, yani dünya zevklerine aşırı düşkünlük veya başkalarıyla alay etme gibi durumlarla ilişkilendirildiğini ifade eder. Ayetteki 'fâkihîn' kelimesi, inkarcıların müminlere karşı sergiledikleri küçümseyici ve alaycı tavırdan duydukları 'zevk' ve 'eğlenceyi' açıkça ortaya koyar."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["munafiklar","kufur-sirk","soz-yalan"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"إِذَا","pos":"harf","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِذَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Zarf olduğu için mebnî","gloss":"olduğu zaman"},{"position":2,"surface":"ٱنقَلَبُوٓا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-ل-ب","rootLatin":"q-l-b","lemma":"اِنْقَلَبَ","form":"İnfi'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"döndüler"},{"position":3,"surface":"إِلَىٰٓ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-e, -a"},{"position":4,"surface":"أَهْلِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ه-ل","rootLatin":"a-h-l","lemma":"أَهْل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"aileleri"},{"position":4,"surface":"هِمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların"},{"position":5,"surface":"ٱنقَلَبُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-ل-ب","rootLatin":"q-l-b","lemma":"اِنْقَلَبَ","form":"İnfi'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"döndüler"},{"position":6,"surface":"فَكِهِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ف-ك-ه","rootLatin":"f-k-h","lemma":"فَاكِه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"eğlenerek"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Sâd Sûresi** · *83/29-31*
- **Sâd Sûresi** · *83/29-31*
- **Mutaffifîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *el-Mutaffifîn 83/29-36*
- **Mutaffifîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *el-Mutaffifîn 83/29-36*
- **Mutaffifîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *31. ÂYET*
