# İnşikâk Sûresi, 22. Âyet (84:22)

> بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ

*Beli-lleżîne keferû yukeżżibûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Daha doğrusu, inkar edenler (Kur'an'ı) yalanlıyorlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/84/22

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"İnşikâk Suresi'nin 22. ayeti, inkarcıların temel vasfını, yani hakikati yalanlamalarını vurgulamaktadır. Ayet, 'bel' edatıyla önceki ifadeden bir dönüş yaparak, inkarcıların durumunu net bir şekilde ortaya koyar ve onların yalanlama eylemini şimdiki zaman kipiyle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"كَفَرُوا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Hakikati örtmek, nankörlük etmek ve Allah'ın ayetlerini inkar etmek anlamında kullanılan bir fiildir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'küfr' kelimesinin aslının bir şeyi örtmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'keferû' ifadesi, Allah'ın varlığına ve birliğine dair delilleri, peygamberlerin getirdiği hakikatleri örtbas etme, gizleme ve dolayısıyla inkar etme anlamında kullanılmıştır. Bu, sadece inanmamak değil, aynı zamanda bilerek ve isteyerek hakikati reddetme eylemini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramını Kur'an'ın temel kavramlarından biri olarak ele alır ve onu 'şükr'ün zıddı olarak konumlandırır. Ona göre 'küfr', Allah'ın lütuflarını ve ayetlerini görmezden gelmek, onlara karşı nankörlük etmek ve bu nankörlükle birlikte hakikati reddetmektir. Ayetteki 'keferû' fiili, bu reddedişin ve nankörlüğün bir sonucu olarak ortaya çıkan inkar eylemini vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'küfr' kelimesinin mecazi kullanımlarına değinirken, ayetteki 'keferû' fiilinin, Allah'ın gönderdiği peygamberi ve onun getirdiği mesajı yalanlama, ona inanmama anlamında kullanıldığını belirtir. Bu bağlamda, inkarcıların peygamberin tebliğ ettiği hakikatleri kabul etmeyip, onları reddetme durumları ifade edilir."}]},{"word":"يُكَذِّبُونَ","root":"ك ذ ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Yalanlamak, doğru olmadığını iddia etmek ve gerçeği reddetmek fiilidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kezib' (yalan) kelimesinin hakikatin zıddı olduğunu ifade eder. 'Yükezzibûne' fiili, inkarcıların sadece inanmamakla kalmayıp, aynı zamanda Allah'ın ayetlerini, peygamberin sözlerini ve ahiret gerçeğini açıkça yalanlama, doğru olmadığını iddia etme eylemini sürdürdüklerini gösterir. Bu, pasif bir inkar değil, aktif bir reddediştir."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'yükezzibûne' fiilinin, peygamberin getirdiği vahyi ve ahiret gününü inkar etme, yalanlama anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bu ifade, inkarcıların, kendilerine sunulan açık delillere rağmen, ısrarla hakikati yalanlamaya devam ettiklerini ve bu durumun onların temel karakteristiği olduğunu vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'kezibe' fiilinin Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, 'yükezzibûne' formunun, genellikle Allah'ın ayetlerini, peygamberleri veya ahiret gününü yalanlama bağlamında geçtiğini belirtir. Ayetteki bu kullanım, inkarcıların, kendilerine tebliğ edilen ilahi mesajı ve onun içerdiği gerçekleri bilinçli olarak reddetme ve yalanlama tavrını açıkça ortaya koyar."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *84/22*
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *84/22*
