# Burûc Sûresi, 8. Âyet (85:8)

> وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

*Vemâ nekamû minhum illâ en yu/minû bi(A)llâhi-l'azîzi-lhamîd(i)*

**Meal (Diyanet):** (8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/85/8

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Burûc Suresi 8. ayet, inkarcıların müminlere olan düşmanlığının temelinde yatan sebebi, yani müminlerin Allah'a olan imanını vurgulamaktadır. Ayet, 'nakamû' fiiliyle inkarcıların öfkesini, 'yü'minû' fiiliyle müminlerin imanını ve 'el-Azîz el-Hamîd' sıfatlarıyla da Allah'ın yüceliğini ve övgüye layık oluşunu dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"نَقَمُوا۟","root":"ن ق م","rootLatin":"n-k-m","meaning":"İnkarcıların müminlere karşı beslediği öfke, kin ve intikam duygusunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'nakam' kelimesinin bir kişiye yapılan kötülüğün karşılığını vermek, intikam almak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda ise, inkarcıların müminlere karşı duyduğu husumetin, onların iman etmelerine bir karşılık olarak ortaya çıktığını, yani imanlarının bir 'suç' olarak görüldüğünü ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'nakamû' fiilini 'kerihû' (nefret ettiler, hoşlanmadılar) olarak açıklar. Bu, inkarcıların müminlerin imanına karşı duyduğu derin bir hoşnutsuzluğu ve tiksintiyi vurgular. Ayetteki kullanımı, bu hoşnutsuzluğun bir eyleme, yani zulme dönüşmesinin nedeni olduğunu gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'nakam'ın bir şeyi çirkin görmek ve ondan dolayı intikam almak anlamına geldiğini belirtir. Ayette, inkarcıların müminlerin imanını çirkin ve kabul edilemez bulmaları nedeniyle onlara düşmanlık beslediklerini, bu düşmanlığın da bir tür intikam alma güdüsüyle hareket ettiğini açıklar."}]},{"word":"يُؤْمِنُوا۟","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Müminlerin Allah'a, O'nun sıfatlarına ve hükümranlığına tam bir teslimiyetle inanmalarını ifade eder.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'iman' kavramının Kur'an'da sadece bir inanç beyanı olmadığını, aynı zamanda bir güven ve teslimiyet eylemi olduğunu vurgular. Ayetteki 'yü'minû' fiili, müminlerin Allah'a olan bu derin güven ve teslimiyetinin, inkarcılar tarafından bir tehdit olarak algılandığını ve bu yüzden onlara düşmanlık beslendiğini gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'iman'ı 'tasdîk' (doğrulamak) ve 'emân' (güvenlik) kökünden türeterek, kalple tasdik edip dil ile ikrar etmek ve bu sayede güvene ermek olarak tanımlar. Ayetteki 'yü'minû', müminlerin Allah'a olan bu tasdik ve güvenlerinin, inkarcıların öfkesinin tek sebebi olduğunu açıkça ortaya koyar."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'iman'ın Kur'an'da sadece zihinsel bir kabul değil, aynı zamanda kalbi bir tasdik ve ameli bir yansıma olduğunu belirtir. Ayetteki 'yü'minû' fiili, müminlerin Allah'a olan bu bütüncül imanının, inkarcıların dünya görüşleriyle çatıştığını ve bu çatışmanın düşmanlığa yol açtığını vurgular."}]},{"word":"ٱلْعَزِيزِ","root":"ع ز ز","rootLatin":"a-z-z","meaning":"Allah'ın mutlak güç, üstünlük ve yenilmezlik sahibi olduğunu ifade eden bir sıfattır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'azîz' kelimesini 'galip gelen, yenilmeyen, nadir bulunan' olarak açıklar. Ayetteki 'el-Azîz' sıfatı, müminlerin inandığı Allah'ın mutlak gücünü ve yenilmezliğini vurgulayarak, inkarcıların zulmüne karşı müminlere bir güvence sunar ve Allah'ın bu zulmü karşılıksız bırakmayacağını ima eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'azîz'in 'kendisine ulaşılamayan, üstün ve güçlü olan' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-Azîz' sıfatı, Allah'ın kudretinin sınırsız olduğunu ve hiçbir gücün O'na karşı gelemeyeceğini ifade eder. Bu, inkarcıların müminlere yönelik düşmanlığının, nihayetinde mutlak güce sahip olan Allah'a karşı bir duruş olduğunu gösterir."}]},{"word":"ٱلْحَمِيدِ","root":"ح م د","rootLatin":"h-m-d","meaning":"Allah'ın her türlü övgüye layık olduğunu, tüm güzellik ve kemal sıfatlarını kendinde topladığını ifade eden bir sıfattır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'hamîd'i 'övülen, övgüye layık olan' olarak açıklar. Ayetteki 'el-Hamîd' sıfatı, Allah'ın tüm fiillerinin ve sıfatlarının övgüye değer olduğunu, müminlerin O'na iman etmelerinin de bu övgüye layık oluşundan kaynaklandığını vurgular. Bu, inkarcıların düşmanlığının, övgüye layık olanı inkar etme anlamına geldiğini gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'hamîd'in 'övülen ve öven' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'el-Hamîd' sıfatı, Allah'ın hem zatı itibarıyla övgüye layık olduğunu hem de kullarını övdüğünü ifade eder. Müminlerin Allah'a iman etmeleri, O'nun bu övgüye layık oluşunun bir gereğidir ve inkarcıların bu imana karşı çıkması, Allah'ın övgüye layık oluşunu reddetmek anlamına gelir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["iman","tevhid","esma-i-husna","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَمَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Nefy harfi olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"نَقَمُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ن-ق-م","rootLatin":"n-q-m","lemma":"نَقَمَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"kızdılar"},{"position":3,"surface":"مِنْهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-den"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":4,"surface":"إِلَّآ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstisna","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"İstisna harfi olduğu için mebnî","gloss":"ancak"},{"position":5,"surface":"أَن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Mastariyye","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mastariyye harfi olduğu için mebnî","gloss":"-mesi"},{"position":6,"surface":"يُؤْمِنُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ء-م-ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Nasb edatından (أَن) sonra geldiği için mansûb","gloss":"iman etmeleri"},{"position":7,"surface":"بِٱللَّهِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-e"},{"position":7,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Allah'a"},{"position":8,"surface":"ٱلْعَزِيزِ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"ع-ز-ز","rootLatin":"'-z-z","lemma":"عَزِيز","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Önceki ismin (ٱللَّهِ) sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"üstün, güçlü"},{"position":9,"surface":"ٱلْحَمِيدِ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"ح-م-د","rootLatin":"h-m-d","lemma":"حَمِيد","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Önceki ismin (ٱلْعَزِيزِ) sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"övülmeye layık"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Bürûc Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *8. ÂYET*
