# Târık Sûresi, 17. Âyet (86:17)

> فَمَهِّلِ ٱلْكَـٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا

*Femehhili-lkâfirîne emhilhum ruveydâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/86/17

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Târık Suresi'nin 17. ayeti, inkarcılara yönelik bir erteleme ve sabır çağrısı içermektedir. Ayet, Allah'ın müminlere inkarcılarla mücadelede acele etmemeleri, onlara belirli bir süre tanımaları gerektiğini vurgulamaktadır. Temel kavramlar, 'mühlet vermek' ve 'az bir süre' anlamlarını taşıyarak, ilahi stratejinin bir parçasını oluşturur.","keyConcepts":[{"word":"فَمَهِّلِ","root":"م ه ل","rootLatin":"m-h-l","meaning":"İnkarcılara mühlet vermek, onlara karşı acele etmemek ve belirli bir süre tanımaktır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'مهل' (mehl) kelimesinin 'acele etmemek, yavaş davranmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'فَمَهِّلِ' ifadesi, Allah'ın Peygamber'e inkarcılara karşı sabırlı olmasını, onlara azap konusunda acele etmemesini emrettiğini gösterir. Bu, ilahi bir strateji ve imtihanın bir parçasıdır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'مهل' kelimesinin 'beklemek, ertelemek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'فَمَهِّلِ' emri, inkarcılara karşı hemen bir ceza uygulamak yerine, onlara düşünme ve tövbe etme fırsatı tanımak için bir erteleme çağrısıdır. Bu, Allah'ın rahmetinin ve hikmetinin bir göstergesidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'mühlet' kavramının, Allah'ın insanlara doğru yolu bulmaları için tanıdığı zaman dilimini ifade ettiğini belirtir. 'فَمَهِّلِ' emri, inkarcılara verilen bu sürenin, onların kendi seçimlerini yapmaları için bir fırsat olduğunu ve bu sürenin sonunda ilahi adaletin tecelli edeceğini vurgular."}]},{"word":"ٱلْكَـٰفِرِينَ","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Gerçeği örten, inkar eden ve Allah'ın ayetlerini reddeden kimselerdir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'كفر' kökünün temel anlamının 'örtmek' olduğunu ve 'kafir'in de gerçeği örten, gizleyen kişi anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'ٱلْكَـٰفِرِينَ' ifadesi, Allah'ın birliğini ve Peygamber'in risaletini inkar eden, bu gerçeği kendi iradeleriyle reddeden kimseleri ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'küfr'ü 'nimeti örtmek' veya 'gerçeği inkar etmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'ٱلْكَـٰفِرِينَ', Allah'ın kendilerine bahşettiği nimetlere şükretmeyen, aksine bu nimetleri ve hakikati inkar eden, böylece kendilerini ilahi rahmetten mahrum bırakan kişileri ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'da sadece inançsızlık değil, aynı zamanda nankörlük ve Allah'a karşı isyan anlamlarını da içerdiğini belirtir. 'ٱلْكَـٰفِرِينَ' ifadesi, Allah'ın mesajını reddetmekle kalmayıp, aynı zamanda O'nun lütuflarına karşı nankörlük eden ve bu nedenle ilahi bir uyarıya muhatap olan kimseleri işaret eder."}]},{"word":"أَمْهِلْهُمْ","root":"م ه ل","rootLatin":"m-h-l","meaning":"Onlara mühlet ver, acele etme, beklet onları.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'أَمْهِلْهُمْ' fiilinin 'onlara süre tanı, acele etme' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bu tekrar, inkarcılara verilen mühletin önemini ve bu mühletin Allah'ın takdiriyle gerçekleştiğini vurgular. Bu, Peygamber'e yönelik bir teselli ve sabır telkinidir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'إمهال' kelimesinin 'birine zaman tanımak, onu bekletmek' anlamına geldiğini ifade eder. 'أَمْهِلْهُمْ' emri, inkarcılara hemen bir ceza uygulamak yerine, onlara düşünmeleri ve doğru yolu bulmaları için bir fırsat daha verilmesini emreder. Bu, ilahi adaletin tecellisinden önce gelen bir uyarıdır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'imhal' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın kullarına tanıdığı süre ve fırsat anlamında kullanıldığını belirtir. 'أَمْهِلْهُمْ' ifadesi, inkarcılara tanınan bu sürenin, onların kendi akıbetlerini belirleyecekleri bir imtihan dönemi olduğunu ve bu sürenin sonunda ilahi hükmün kesinleşeceğini gösterir."}]},{"word":"رُوَيْدًۢا","root":"ر و د","rootLatin":"r-w-d","meaning":"Az bir süre, yavaşça, hafifçe.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'رويد' kelimesinin 'az bir süre, yavaşça' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'رُوَيْدًۢا' ifadesi, inkarcılara tanınan mühletin uzun olmadığını, aksine kısa bir zaman dilimi olduğunu ve bu sürenin sonunda ilahi cezanın geleceğini ima eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'رويد' kelimesinin 'küçük bir zaman dilimi' veya 'yavaşlık' anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'رُوَيْدًۢا' ifadesi, inkarcılara verilen mühletin sınırlı olduğunu ve bu sürenin sonunda onların akıbetlerinin belirleneceğini vurgular. Bu, ilahi takdirin kesinliğini gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'رويد' kelimesinin 'tedricen, yavaş yavaş' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'رُوَيْدًۢا' ifadesi, inkarcılara tanınan mühletin, onların yavaş yavaş kendi sonlarına doğru ilerlediklerini ve bu sürecin sonunda ilahi adaletin tecelli edeceğini ima eder. Bu, ilahi planın bir parçasıdır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["musrikler","imtihan-bela","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o halde, ve"},{"position":1,"surface":"مَهِّلِ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"م-ه-ل","rootLatin":"m-h-l","lemma":"مَهَّلَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"mühlet ver"},{"position":2,"surface":"ٱلْكَـٰفِرِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَافِر","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"inkarcılar"},{"position":3,"surface":"أَمْهِلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"م-ه-ل","rootLatin":"m-h-l","lemma":"أَمْهَلَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"mühlet ver"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onlara"},{"position":4,"surface":"رُوَيْدًۢا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ر-و-د","rootLatin":"r-w-d","lemma":"رُوَيْد","form":"Fu'ayl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûl-i Mutlak olduğu için mansûb","gloss":"biraz, yavaşça"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Târık Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *86/17*
- **Târık Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *86/17*
