# Fecr Sûresi, 23. Âyet (89:23)

> وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ

*Ve cî-e yevme-iżin bi-cehennem(e)(c) yevme-iżin yeteżekkeru-l-insânu ve ennâ lehu-żżikrâ*

**Meal (Diyanet):** (22-23) Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/89/23

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Fecr Suresi'nin 23. ayeti, kıyamet gününün dehşetini ve o gün insanın pişmanlığını tasvir etmektedir. Ayet, cehennemin getirilmesi ve insanın o anda hatırlama çabasının faydasızlığını vurgulayarak, ahiret bilincini ve dünya hayatındaki sorumluluğu hatırlatır.","keyConcepts":[{"word":"وَجِا۟ىٓءَ","root":"ج ي أ","rootLatin":"c-y-e","meaning":"Getirilmek, ortaya konulmak anlamında, cehennemin kıyamet günü hazır hale getirilişini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cî'e (جِيءَ) fiili, 'gelmek, getirilmek' anlamındadır. Ayetteki 'وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ' ifadesi, cehennemin o gün hazır hale getirileceğini, insanların gözleri önüne serileceğini mecazi bir anlatımla ifade eder. Bu, cehennemin varlığının ve azabının kesinliğini vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'cî'e' fiilinin burada 'izhar edildi, ortaya konuldu' anlamında kullanıldığını belirtir. Cehennemin fiziki olarak bir yerden getirilmesi değil, onun dehşetinin ve varlığının o gün herkes tarafından görülecek şekilde açığa çıkarılması kastedilir. Bu, kıyamet gününün dehşetini pekiştirir."}]},{"word":"بِجَهَنَّمَ","root":"ج ه ن م","rootLatin":"c-h-n-m","meaning":"İslam inancında ahiretteki azap yurdu, cehennem.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cehennem (جهنم), ahiretteki azap yurdunun özel ismidir. İsfehânî, bu kelimenin Arapça kökenli olmadığını, ancak Kur'an'da yaygın olarak kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününde bu azap yurdunun insanların karşısına çıkarılacağını ve dehşetinin hissedileceğini ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, cehennem kelimesinin derin bir çukur veya karanlık yer anlamına geldiğini ve bu ismin ahiretteki azap yurduna verilmesinin, onun derinliğini ve dehşetini yansıttığını belirtir. Ayetteki bağlamda, cehennemin o gün tüm çıplaklığıyla ortaya konulması, insanların kaçınılmaz akıbetleriyle yüzleşmesini simgeler."}]},{"word":"يَتَذَكَّرُ","root":"ذ ك ر","rootLatin":"z-k-r","meaning":"Hatırlamaya çalışmak, öğüt almak, ibret almak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Tezekkür (تذكر), unutulan bir şeyi hatırlamak veya bir şeyi zihinde canlandırmak anlamına gelir. Ayetteki 'يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ' ifadesi, insanın o gün dünya hayatında yaptıklarını, kendisine verilen öğütleri ve uyarıları hatırlamaya çalışacağını, ancak bu hatırlamanın artık faydasız olacağını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zikr' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle 'hatırlama, öğüt alma, ibret alma' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yetekezkeru' fiili, insanın kıyamet gününde, dünya hayatında ihmal ettiği gerçekleri ve uyarıları idrak etme çabasını, ancak bu idrakin artık çok geç olduğunu ifade eder. Bu, dünya hayatındaki gafletin acı sonucunu gösterir."}]},{"word":"ٱلْإِنسَـٰنُ","root":"أ ن س","rootLatin":"e-n-s","meaning":"İnsan, beşer.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İnsan (إنسان), 'üns' kökünden türemiş olup, 'alışkanlık, yakınlık' anlamlarına gelir. İsfehânî, insanın unutkanlığına veya sosyal bir varlık olmasına işaret ettiğini belirtir. Ayetteki 'ٱلْإِنسَـٰنُ' ifadesi, genel olarak tüm insanlığı kapsar ve kıyamet gününde her insanın kendi amelleriyle yüzleşeceğini ve pişmanlık duyacağını vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, insan kelimesinin 'nisyan' (unutkanlık) kökünden geldiği görüşünü de aktarır. Bu bağlamda, ayetteki insanın hatırlamaya çalışması, dünya hayatındaki unutkanlığının bir sonucu olarak ortaya çıkan geç kalmış bir pişmanlığı ifade eder. Bu, insanın gafletine ve ahiretteki çaresizliğine dikkat çeker."}]},{"word":"ٱلذِّكْرَىٰ","root":"ذ ك ر","rootLatin":"z-k-r","meaning":"Öğüt, hatırlatma, ibret.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zikra (ذكرى), 'öğüt, hatırlatma' anlamına gelir. İbn Kuteybe, ayetteki 'وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ' ifadesinin, o gün artık öğüt almanın veya hatırlamanın faydasız olduğunu, çünkü amel etme vaktinin geçtiğini belirttiğini açıklar. Bu, dünya hayatında verilen öğütlerin değerini ve ahiretteki pişmanlığın boşunalığını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'zikra' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'uyarı, öğüt, ibret' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'ennâ lehu'l-zikrâ' ifadesi, retorik bir soru olup, o günkü hatırlamanın veya öğüt almanın artık hiçbir fayda sağlamayacağını, çünkü dünya hayatındaki fırsatın kaçırıldığını güçlü bir şekilde ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cehennem","kiyamet","hesap-mizan","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Ve"},{"position":2,"translit":"cî-e"},{"position":3,"translit":"yevme-iżin"},{"position":4,"translit":"bi-cehennem(e)(c)"},{"position":5,"translit":"yevme-iżin"},{"position":6,"translit":"yeteżekkeru-l-insânu"},{"position":7,"translit":"ve"},{"position":8,"translit":"ennâ"},{"position":9,"translit":"lehu-żżikrâ"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":1,"surface":"جِا۟ىٓءَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ي-ا","rootLatin":"j-y-ʾ","lemma":"جَاءَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"getirildi/ortaya konuldu","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":2,"surface":"يَوْمَئِذٍۭ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"o gün","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Zaman zarfı","izafet":"Muzâf"},{"position":3,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":3,"surface":"جَهَنَّمَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ج-ه-ن-م","rootLatin":"j-h-n-m","lemma":"جَهَنَّم","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr (gayr-ı munsarıf olduğu için fetha ile)","gloss":"cehennem","irabMarker":"gayr-ı munsarıf olduğu için fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":4,"surface":"يَوْمَئِذٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"o gün","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Zaman zarfı","izafet":"Muzâf"},{"position":5,"surface":"يَتَذَكَّرُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ذ-ك-ر","rootLatin":"dh-k-r","lemma":"تَذَكَّرَ","form":"Tefa''ul","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"öğüt almaya çalışır","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":6,"surface":"ٱلْإِنسَـٰنُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ن-س","rootLatin":"ʾ-n-s","lemma":"إِنْسَان","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"insan","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Fâil"},{"position":7,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":7,"surface":"أَنَّىٰ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَّى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i istifham olduğu için mebnî","gloss":"nasıl/ne","binaDurumu":"Mebnî (ism-i istifhâm)","gorev":"Haber"},{"position":8,"surface":"لَهُ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"için"},{"position":8,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ona","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":9,"surface":"ٱلذِّكْرَىٰ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ذ-ك-ر","rootLatin":"dh-k-r","lemma":"ذِكْرَى","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû (mukaddem haberden sonra)","gloss":"öğüt","irabMarker":"takdîrî damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mübteda"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *89/22-23*
- **Fecr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *89/23*
- **Fecr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *89/23*
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *89/22-23*
