# Tevbe Sûresi, 22. Âyet (9:22)

> خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

*Ḣâlidîne fîhâ ebedâ(en)(c) inna(A)llâhe ‘indehu ecrun ‘azîm(un)*

**Meal (Diyanet):** Onlar orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz, Allah katında büyük bir mükafat vardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/9/22

---

## Tefsir

{"topics":["cennet","ahiret-mukafat","rizik"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"خَـٰلِدِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-ل-د","rootLatin":"ḫ-l-d","lemma":"خَالِد","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"ebedi kalıcılar","irabMarker":"yâ ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Hâl"},{"position":2,"surface":"فِي","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":2,"surface":"هَآ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onda","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":3,"surface":"أَبَدًا","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"ا-ب-د","rootLatin":"ʾ-b-d","lemma":"أَبَد","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"ebediyen","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Zaman zarfı"},{"position":4,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"şüphesiz","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Nâsih harf"},{"position":5,"surface":"ٱللَّهَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"Allah","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Nâsih harfin ismi"},{"position":6,"surface":"عِندَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Mekan","root":"ع-ن-د","rootLatin":"ʿ-n-d","lemma":"عِنْدَ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf-ı mekan olduğu için mansûb","gloss":"katında","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mekân zarfı","izafet":"Muzâf"},{"position":6,"surface":"هُۥٓ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"O'nun"},{"position":7,"surface":"أَجْرٌ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ج-ر","rootLatin":"ʾ-j-r","lemma":"أَجْر","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda-i muahhar olduğu için merfû (veya haber-i mukaddem olan zarfın mübtedası)","gloss":"bir ecir","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mübteda"},{"position":8,"surface":"عَظِيمٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"ع-ظ-م","rootLatin":"ʿ-ẓ-m","lemma":"عَظِيم","form":"Fa'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"büyük","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Sıfat"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, müminlere vaat edilen ebedi cennet nimetlerini ve Allah katındaki büyük mükafatı vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, bu vaadin kalıcılığını ve mükafatın büyüklüğünü dilbilimsel ve semantik açıdan derinleştirmektedir.","keyConcepts":[{"word":"خَـٰلِدِينَ","root":"خ ل د","rootLatin":"h-l-d","meaning":"Cennette kalıcı ve sürekli bir ikamet durumunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Halid kelimesi, bir şeyin bozulmadan ve değişmeden uzun süre kalması anlamına gelir. Ayetteki 'hâlidîne fîhâ' ifadesi, cennet ehlinin orada kesintisiz ve sonsuz bir şekilde kalacağını, oradan ayrılmayacağını ve nimetlerinin tükenmeyeceğini belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Halid, 'mukîm' yani ikamet eden, yerleşen demektir. Kur'an'da bu kelime, genellikle ahiret yurdunda, özellikle cennet veya cehennemde kalışın sürekliliğini ve ebediyetini anlatmak için kullanılır. Bu ayette cennetin ebedi bir yurt olduğunu vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'huld' kökünün Kur'an'daki temel anlamının 'ebediyet' ve 'kalıcılık' olduğunu belirtir. Cennet bağlamında kullanıldığında, bu kalıcılığın mutlak ve kesintisiz olduğunu, dünyevi zaman kavramlarının ötesinde bir sürekliliği ifade ettiğini açıklar. Bu ayetteki 'hâlidîne' kelimesi, cennetin geçici değil, sonsuz bir ikametgah olduğunu pekiştirir."}]},{"word":"أَبَدًا","root":"أ ب د","rootLatin":"e-b-d","meaning":"Sonsuzluk ve zamanın sonu olmaması anlamını pekiştirir.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Ebed kelimesi, zamanın sonu olmayan, sonsuzluk anlamına gelir. 'Hâlidîne fîhâ ebeden' ifadesi, cennetteki kalışın sadece uzun süreli değil, aynı zamanda mutlak bir sonsuzluk içinde olacağını, hiçbir zaman sona ermeyeceğini kesin bir dille ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Ebed, 'zamanın nihayeti olmayan' demektir. Kur'an'da 'ebeden' kelimesi, genellikle 'huld' ile birlikte kullanılarak, ahiret hayatındaki kalıcılığın mutlak ve kesintisiz olduğunu vurgular. Bu ayette, cennet nimetlerinin ve orada kalışın sonsuzluğunu teyit eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ebed' kelimesinin Kur'an'da 'sonsuzluk' ve 'hiç bitmeme' anlamlarını taşıdığını belirtir. 'Hâlidîne fîhâ ebeden' terkibi, cennetin sadece bir süreliğine değil, sonsuza dek sürecek bir ikametgah olduğunu, bu durumun hiçbir şekilde değişmeyeceğini vurgulayan güçlü bir ifadedir."}]},{"word":"أَجْرٌ","root":"أ ج ر","rootLatin":"e-c-r","meaning":"Yapılan iyi işler karşılığında verilen mükafatı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ecir, bir işin karşılığı olarak verilen bedel veya mükafat demektir. Kur'an'da genellikle Allah'ın kullarına amelleri karşılığında vereceği uhrevi mükafatı ifade eder. Bu ayetteki 'ecrun azîm' ifadesi, Allah'ın müminlere vaat ettiği mükafatın büyüklüğünü ve değerini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Ecir, 'sevap' ve 'mükafat' anlamlarına gelir. Allah katındaki ecir, dünyevi karşılıklardan farklı olarak, manevi ve ebedi bir değere sahiptir. Ayetteki 'ecrun azîm' ifadesi, bu mükafatın nicelik ve nitelik olarak üstünlüğünü belirtir."}]},{"word":"عَظِيمٌ","root":"ع ظ م","rootLatin":"a-z-m","meaning":"Büyüklük, yücelik ve azamet ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azîm kelimesi, 'büyük, yüce, şanlı' anlamlarına gelir. 'Ecrun azîm' terkibinde, ecirin sadece bir mükafat olmakla kalmayıp, aynı zamanda değer, miktar ve nitelik bakımından çok büyük ve üstün olduğunu ifade eder. Bu, Allah'ın cömertliğinin bir göstergesidir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azîm, hem maddi hem de manevi büyüklüğü ifade eder. Allah'ın ecri için kullanıldığında, bu mükafatın insan tasavvurunun ötesinde bir büyüklüğe sahip olduğunu, dünyevi ölçülerle kıyaslanamayacak kadar değerli olduğunu anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'azîm' kelimesinin Kur'an'da genellikle Allah'ın sıfatları veya O'nunla ilgili kavramlar için kullanıldığında, mutlak ve sınırsız bir büyüklüğü ifade ettiğini belirtir. 'Ecrun azîm' ifadesi, Allah'ın vereceği mükafatın sadece büyük değil, aynı zamanda eşsiz ve benzersiz bir büyüklüğe sahip olduğunu vurgular."}]}]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Ḣâlidîne"},{"position":2,"translit":"fîhâ"},{"position":3,"translit":"ebedâ(en)(c)"},{"position":4,"translit":"inna(A)"},{"position":5,"translit":"llâhe"},{"position":6,"translit":"‘indehu"},{"position":7,"translit":"ecrun"},{"position":8,"translit":"‘azîm(un)"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Doğdular, Yaşadılar — Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/22*
- **Doğdular, Yaşadılar — Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/22*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/22*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/22*
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/22*
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/22*
- **Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *9/22*
- **Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *9/22*
- **Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *9/22*
- **Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *9/22*
- **Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *9/22*
- **Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *9/22*
