# Tevbe Sûresi, 4. Âyet (9:4)

> إِلَّا ٱلَّذِينَ عَـٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْـًٔا وَلَمْ يُظَـٰهِرُوا۟ عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّوٓا۟ إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

*İllâ-lleżîne ‘âhedtum mine-lmuşrikîne śümme lem yenkusûkum şey-en velem yuzâhirû ‘aleykum ehaden feetimmû ileyhim ‘ahdehum ilâ muddetihim(c) inna(A)llâhe yuhibbu-lmuttekîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Ancak Allah'a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/9/4

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, müşriklerle yapılan antlaşmaların ahde vefa ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesini ele almaktadır. Özellikle antlaşmaya sadık kalan müşriklerin haklarının korunması ve antlaşmanın süresinin sonuna kadar geçerli olduğu vurgulanmaktadır. Ayet, 'ahd' ve 'ittika' kavramları üzerinden hukuki ve ahlaki bir çerçeve çizmektedir.","keyConcepts":[{"word":"عَاهَدتُّم","root":"ع-ه-د","rootLatin":"a-h-d","meaning":"Siz antlaşma yaptınız, sözleştiniz.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ahd' kelimesini, bir şeyi korumak, gözetmek ve ona bağlı kalmak anlamında kullanır. Ayetteki 'âhedtüm' fiili, müminlerin müşriklerle karşılıklı olarak bir sözleşme, bir taahhüt altına girdiklerini ifade eder. Bu, taraflar arasında belirli yükümlülükler doğuran bir anlaşmadır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ahd'i 'misak' (sağlam sözleşme) olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, müminlerin müşriklerle yaptıkları antlaşmanın bağlayıcılığını ve ciddiyetini vurgular. Bu, sadece bir söz değil, aynı zamanda hukuki bir taahhüttür."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ahd' kavramının Kur'an'da hem Allah ile insan arasındaki sözleşmeyi hem de insanlar arasındaki anlaşmaları kapsayan geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'âhedtüm', insanlar arası bir sözleşme olup, karşılıklı güven ve sadakat gerektiren bir ilişkiyi ifade eder."}]},{"word":"يَنقُصُوكُمْ","root":"ن-ق-ص","rootLatin":"n-k-s","meaning":"Size karşı bir eksiklik yapmadılar, antlaşmayı ihlal etmediler.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'nakıs' kelimesini 'eksiltmek, azaltmak' olarak açıklar. Ayetteki 'lem yenkusûkum', müşriklerin antlaşma hükümlerinden herhangi bir şeyi eksiltmediklerini, yani antlaşmaya tam olarak riayet ettiklerini ifade eder. Bu, antlaşmanın bozulmadığına dair bir şarttır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'nakıs' fiilinin bir şeyin tamamından bir kısmını alıp götürmek anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, müşriklerin antlaşmanın kendilerine düşen kısmını eksiksiz yerine getirdiklerini, herhangi bir ihlalde bulunmadıklarını vurgular."}]},{"word":"يُظَاهِرُوا۟","root":"ظ-ه-ر","rootLatin":"z-h-r","meaning":"Aleyhinize kimseye yardım etmediler, destek olmadılar.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'zahr' kökünden türeyen 'müzâhere' fiilini 'birine arka çıkmak, yardım etmek, destek olmak' olarak açıklar. Ayetteki 'lem yüzâhirû aleyküm ehaden', müşriklerin müminlere karşı düşmanlık besleyen hiçbir tarafa yardım etmediklerini, yani antlaşmaya aykırı bir davranışta bulunmadıklarını ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'zâhere' fiilinin 'birine yardım etmek, destek olmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanımı, antlaşmanın bir gereği olarak, müşriklerin müminlere karşı düşmanlık besleyenlere destek vermemeleri gerektiğini vurgular. Bu, antlaşmanın sadakat ilkesinin bir uzantısıdır."}]},{"word":"فَأَتِمُّوٓا۟","root":"ت-م-م","rootLatin":"t-m-m","meaning":"O halde onlara antlaşmalarını tamamlayın, yerine getirin.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'temâm' kelimesini 'bir şeyin eksiksiz ve noksansız olması' olarak tanımlar. Ayetteki 'fe etimmû', müminlere, müşriklerin antlaşmaya sadık kalmaları durumunda, kendi üzerlerine düşen antlaşma yükümlülüklerini eksiksiz ve sonuna kadar yerine getirmelerini emreder. Bu, ahde vefanın bir gereğidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'itmâm' fiilinin bir işi sonuna kadar götürmek, tamamlamak anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, müminlerin antlaşmayı, belirlenen süre sonuna kadar geçerli kılmaları ve bu süre zarfında antlaşma hükümlerine uymaları gerektiğini ifade eder."}]},{"word":"مُدَّتِهِمْ","root":"م-د-د","rootLatin":"m-d-d","meaning":"Antlaşmalarının süresinin sonuna kadar.","sources":[{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'müddet' kelimesini 'belirlenmiş zaman dilimi, süre' olarak açıklar. Ayetteki 'ilâ müddetihim', antlaşmanın belirli bir zaman dilimi ile sınırlı olduğunu ve bu süre dolana kadar geçerli olduğunu ifade eder. Bu, antlaşmanın geçici niteliğini ve süresinin dolmasıyla sona ereceğini gösterir."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'müddet'i 'ecel' (belirlenmiş zaman) olarak açıklar. Ayetteki kullanım, antlaşmanın süresinin önceden belirlenmiş olduğunu ve bu süre zarfında her iki tarafın da yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini vurgular. Bu, antlaşmanın hukuki çerçevesini belirler."}]},{"word":"ٱلْمُتَّقِينَ","root":"و-ق-ي","rootLatin":"v-k-y","meaning":"Allah'tan sakınanlar, takva sahipleri.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'takva' kelimesini 'bir şeyi korumak, sakınmak' anlamında kullanır ve özellikle Allah'ın azabından sakınmayı ifade eder. Ayetteki 'el-muttakîn', Allah'ın emirlerine uyan, yasaklarından kaçınan ve ahde vefa gibi ahlaki değerlere bağlı kalan kimseleri tanımlar. Bu, Allah'ın sevdiği kulların niteliğidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'takva' kavramının Kur'an'da sadece korku değil, aynı zamanda Allah'a karşı sorumluluk bilinci ve O'nun rızasını kazanma çabası olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'el-muttakîn', antlaşmaya sadık kalarak Allah'ın emrine uyan ve bu sayede O'nun sevgisini kazanan müminleri ifade eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/4*
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/4*
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/4*
- **TB. Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *9/4*
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/4*
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/4*
- **TB. Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *9/4*
- **Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *9/4*
- **Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *9/4*
