# Tevbe Sûresi, 44. Âyet (9:44)

> لَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ أَن يُجَـٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ

*Lâ yeste/żinuke-lleżîne yu/minûne bi(A)llâhi velyevmi-l-âḣiri en yucâhidû bi-emvâlihim veenfusihim(k) va(A)llâhu ‘alîmun bilmuttekîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/9/44

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerin cihattan geri kalmak için izin istemeyeceklerini vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, imanın samimiyetini, cihadın mahiyetini ve Allah'ın takva sahiplerine olan bilgisini dilbilimsel ve semantik derinlikleriyle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يَسْتَـْٔذِنُكَ","root":"أذن","rootLatin":"e-z-n","meaning":"İzin istemek, müsaade talep etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İzin (إذن), bir şeyi yapmaya veya terk etmeye ruhsat vermektir. İstizan (استئذان) ise bu ruhsatı talep etmektir. Ayetteki 'yeste'zinuke' ifadesi, münafıkların aksine, gerçek müminlerin cihaddan geri kalmak için senden izin istemeyeceklerini, çünkü onların bu tür bir geri kalmaya ihtiyaç duymayacak kadar imanlarının güçlü olduğunu belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"İzin istemek, bir işten muafiyet talep etmektir. Bu ayette, müminlerin Allah yolunda cihattan geri kalmak için bahane aramayacakları, dolayısıyla izin talebinde bulunmayacakları mecazi olarak ifade edilmiştir. Onların imanları, onları bu tür bir talepten alıkoyar."}]},{"word":"يُؤْمِنُونَ","root":"أمن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"İnanmak, tasdik etmek, güvenmek.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İman (إيمان) kavramı Kur'an'da sadece bir şeye inanmak değil, aynı zamanda ona güvenmek ve kendini ona teslim etmek anlamlarını da içerir. Bu ayette 'yü'minûne' ifadesi, Allah'a ve ahiret gününe tam bir teslimiyetle inananları, yani bu inancın gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmeye hazır olanları tanımlar."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman, kalple tasdik, dille ikrar ve azalarla amel etmektir. 'Yü'minûne' fiili, bu üç unsuru bir araya getiren, yani sadece sözde değil, fiiliyatta da inancını gösteren kimseleri ifade eder. Bu kişiler, imanlarının bir gereği olarak cihattan geri kalmak için izin istemezler."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"İman, bir şeye tereddütsüz bir şekilde kalben bağlanmak ve onu doğru kabul etmektir. Ayetteki 'yü'minûne' kelimesi, bu sağlam ve şüphesiz imanı taşıyanların, Allah yolunda fedakarlık yapmaktan çekinmeyeceklerini ve dolayısıyla cihattan geri kalmak için mazeret aramayacaklarını vurgular."}]},{"word":"يُجَـٰهِدُوا۟","root":"جهد","rootLatin":"c-h-d","meaning":"Cihat etmek, gayret göstermek, savaşmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cihad (جهاد), gücün son sınırına kadar gayret göstermektir. Bu, düşmana karşı savaşmak, nefisle mücadele etmek veya iyiliği emredip kötülükten sakındırmak gibi çeşitli şekillerde olabilir. Ayetteki 'yücâhidû' fiili, özellikle düşmana karşı mal ve canla yapılan savaşı ifade eder ve müminlerin bu uğurda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacaklarını gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Cihad, Allah yolunda düşmanla savaşmak için tüm gücü sarf etmektir. Bu ayette, müminlerin mallarıyla ve canlarıyla cihat etme arzusunda oldukları, bu yüzden de savaştan geri kalmak için izin istemeyecekleri belirtilir. Bu, onların cihadı bir yük değil, bir görev ve şeref olarak gördüklerini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Cihad, Kur'an'da sadece askeri bir mücadele değil, aynı zamanda Allah'ın davasını yaymak ve O'nun yolunda her türlü çabayı göstermek anlamını da taşır. 'Yücâhidû' kelimesi, müminlerin bu geniş anlamıyla cihadı benimsemiş olduklarını ve bu uğurda hiçbir engel tanımadıklarını gösterir."}]},{"word":"بِأَمْوَٰلِهِمْ","root":"مول","rootLatin":"m-v-l","meaning":"Mallarıyla, servetleriyle.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Mal (مال), insanın sahip olduğu ve faydalandığı her şeydir. 'Bi-emvâlihim' ifadesi, müminlerin cihat yolunda sadece canlarını değil, aynı zamanda sahip oldukları tüm maddi imkanları da feda etmeye hazır olduklarını gösterir. Bu, onların imanlarının derinliğini ve fedakarlıklarının kapsamını vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Mal, insanın elinde bulunan ve tasarruf edebildiği her türlü varlıktır. Ayetteki 'bi-emvâlihim' ifadesi, cihadın sadece fiziksel bir mücadele olmadığını, aynı zamanda maddi destek gerektiren bir ibadet olduğunu da belirtir. Müminler, bu maddi desteği sağlamaktan çekinmezler."}]},{"word":"وَأَنفُسِهِمْ","root":"نفس","rootLatin":"n-f-s","meaning":"Canlarıyla, kendileriyle.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nefs (نفس), insanın kendisi, ruhu ve bedeniyle birlikte varlığıdır. 'Ve enfüsihim' ifadesi, müminlerin cihat yolunda en değerli varlıkları olan canlarını dahi feda etmeye hazır olduklarını gösterir. Bu, onların Allah'a olan bağlılıklarının ve imanlarının en üst düzeydeki göstergesidir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Nefs, insanın özü ve hakikatidir. 'Ve enfüsihim' kelimesi, müminlerin cihat için kendi varlıklarını, hayatlarını ortaya koymaktan çekinmediklerini ifade eder. Bu, onların Allah yolunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacaklarını ve bu uğurda ölmeyi dahi göze alacaklarını vurgular."}]},{"word":"بِٱلْمُتَّقِينَ","root":"وقي","rootLatin":"v-k-y","meaning":"Takva sahiplerini, sakınanları.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Takva (تقوى), Allah'ın emirlerine uyarak ve yasaklarından kaçınarak O'nun azabından korunma çabasıdır. Müttakî (متّقي) ise bu takvayı gösteren kişidir. Ayetteki 'bi'l-müttakîne' ifadesi, Allah'ın, imanlarının gereğini yerine getiren, O'ndan korkan ve O'nun yolunda fedakarlık yapan bu kişileri bildiğini ve onların samimiyetini takdir ettiğini belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Takva, nefsi korkulan şeylerden korumaktır. Şeriat dilinde ise, nefsi günahlardan korumakla olur. 'Bi'l-müttakîne' ifadesi, Allah'ın, O'ndan hakkıyla korkan, emirlerine uyan ve yasaklarından sakınan kimseleri bildiğini ve onların bu özelliklerinden dolayı cihattan geri kalmak için izin istemeyeceklerini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Takva, Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmek ve O'nun rızasını kazanmaya çalışmaktır. 'Bi'l-müttakîne' kelimesi, Allah'ın, bu sorumluluk bilincine sahip olanları, yani imanlarının gereğini yerine getiren ve cihat gibi önemli bir ibadetten kaçınmayanları bildiğini ve onların bu samimiyetini ödüllendireceğini ifade eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/44*
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *9/44*
