# Beled Sûresi, 19. Âyet (90:19)

> وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا هُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

*Velleżîne keferû bi-âyâtinâ hum ashâbu-lmeş-eme(ti)*

**Meal (Diyanet):** Ayetlerimizi inkar edenler ise; kötülüğe batmış kimselerdir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/90/19

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Beled Suresi'nin 19. ayeti, Allah'ın ayetlerini inkar edenlerin ahiretteki durumunu tasvir etmektedir. Ayet, inkarın ve bunun sonucunda karşılaşılacak akıbetin dilbilimsel ve semantik derinliğini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"كَفَرُوا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Allah'ın ayetlerini örtmek, gizlemek suretiyle inkar etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"K-f-r kökü, bir şeyi örtmek, gizlemek anlamına gelir. Kur'an'da ise genellikle Allah'ın nimetlerini veya hakikatini örtmek, yani inkar etmek anlamında kullanılır. Bu ayette, Allah'ın ayetlerini görmezden gelmek, onların hakikatini örtmek suretiyle inkar edenleri ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutsu'ya göre 'küfr', İslam öncesi Arap toplumunda 'nankörlük' ve 'iyiliği örtme' anlamlarına gelirken, Kur'an'da bu anlam genişleyerek Allah'ın birliğini ve peygamberin mesajını reddetme, yani 'inkar' anlamını kazanmıştır. Ayetteki 'keferû' fiili, bu reddedişin aktif bir eylemini belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'küfr' kelimesinin semantik alanının, bir şeyi gizlemekten, Allah'ın varlığını ve birliğini, peygamberlerin getirdiği hakikatleri reddetmeye kadar genişlediğini belirtir. Ayetteki kullanım, bu reddedişin bir sonucu olarak ahiretteki kötü akıbetle ilişkilendirilmiştir."}]},{"word":"بِـَٔايَـٰتِنَا","root":"ء ي ه","rootLatin":"e-y-h","meaning":"Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine işaret eden deliller, mucizeler ve Kur'an ayetleri.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'âyât' kelimesinin Kur'an'da hem mucizeler hem de Kur'an'ın kendi ayetleri için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'âyâtinâ' ifadesi, Allah'ın gönderdiği delilleri ve vahiyleri kapsar ki, bunları inkar etmek, Allah'ın varlığını ve mesajını reddetmek anlamına gelir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'âyet' kelimesinin 'alamet', 'işaret' ve 'delil' anlamlarına geldiğini ifade eder. Allah'ın ayetleri, O'nun kudretini, birliğini ve hikmetini gösteren her türlü delildir. Ayetteki 'âyâtinâ', bu delillerin Allah'a ait olduğunu ve inkar edenlerin bunları reddettiğini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, 'âyet'in, bir şeyin varlığına delalet eden açık bir işaret olduğunu belirtir. Kur'an bağlamında ise, Allah'ın kelamının her bir bölümü ve peygamberlerin mucizeleri bu kapsamdadır. Ayetteki 'âyâtinâ' ifadesi, inkarın hedefinin bu ilahi deliller olduğunu gösterir."}]},{"word":"أَصْحَـٰبُ","root":"ص ح ب","rootLatin":"s-h-b","meaning":"Bir şeye veya bir gruba sürekli olarak eşlik eden, onunla birlikte olan kimseler; burada bir akıbete mahkum olanlar.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ashâb' kelimesinin 'sahip olmak', 'birlikte olmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Kur'an'da genellikle bir grubun veya bir yerin sakinleri için kullanılır. Bu ayette 'ashâbu'l-meş'eme' ifadesi, 'meş'eme' ile ayrılmaz bir şekilde ilişkilendirilmiş, onunla birlikte olanları ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'sahib' kelimesinin, bir şeye sürekli olarak eşlik eden, ondan ayrılmayan kişi için kullanıldığını açıklar. 'Ashâbu'l-meş'eme' ifadesi, bu kişilerin 'meş'eme' ile olan bağının kalıcı ve ayrılmaz olduğunu, yani bu akıbetin onların kaderi olduğunu vurgular."}]},{"word":"ٱلْمَشْـَٔمَةِ","root":"ش ء م","rootLatin":"ş-e-m","meaning":"Uğursuzluk, kötülük, sol taraf; ahirette amel defterlerinin sol elden verilmesiyle ilişkilendirilen kötü akıbet.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"es-Sicistânî, 'meş'eme' kelimesinin 'şum' (uğursuzluk) kökünden geldiğini ve 'sol taraf' anlamına geldiğini belirtir. Ahirette amel defterlerinin sol elden verilmesi, kötü akıbetin ve cehennem ehli olmanın bir işaretidir. Ayetteki 'el-meş'eme', bu uğursuz ve kötü sonu ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ş-e-m' kökünün 'uğursuzluk', 'kötülük' ve 'sol taraf' anlamlarını taşıdığını açıklar. 'el-meş'eme', özellikle ahiret bağlamında, amel defterlerinin sol elden verilmesiyle sembolize edilen kötü sonu ve cehennem ehlinin durumunu ifade eder. Bu, inkar edenlerin karşılaşacağı akıbetin bir tasviridir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'şü'm' kelimesinin 'uğursuzluk' anlamına geldiğini ve 'yümn' (uğur) kelimesinin zıttı olduğunu belirtir. 'el-meş'eme' ise, bu uğursuzluğun somutlaşmış hali olarak, ahirette sol taraftan amel defterini alanların kötü akıbetini ifade eder. Bu ayette, inkar edenlerin bu kötü akıbetin sahipleri olduğu vurgulanır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kufur-sirk","ahiret-mukafat","cehennem"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"الذي","rootLatin":"l-dh-y","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"o kimseler ki"},{"position":2,"surface":"كَفَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"inkar ettiler"},{"position":3,"surface":"بِـَٔايَـٰتِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":3,"surface":"ءَايَـٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء ي ي","rootLatin":"hamza-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ayetler"},{"position":3,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","number":"Cemi","irab":"Mebnî","gender":"Müşterek"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"bizim"},{"position":4,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Fasıl zamiri olduğu için mebnî","gloss":"onlar"},{"position":5,"surface":"أَصْحَـٰبُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ص ح ب","rootLatin":"s-h-b","lemma":"صَاحِب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"sahipleri"},{"position":6,"surface":"ٱلْمَشْـَٔمَةِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ش ء م","rootLatin":"sh-hamza-m","lemma":"مَشْأَمَة","form":"Mef'ale","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"sol taraf"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *90/19*
- **Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *90/19*
