# Fark

> Ayrılık makamı. Birlikten sonra çoklukta ayrımı görme.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fark

---

## Tanım
Fark (فرق), tasavvufta "cem" makamının karşıtı olarak, kulun kendisini Hak'tan ayrı, mahlûkatı da birbirinden farklı algıladığı makamdır. Sâlikin "cem" (birlik) müşahedesinden sonra yeniden çokluk âlemine dönüp her şeyi kendi mertebesinde görmesine "fark ba'de'l-cem" (cemden sonraki fark) denir ve bu, yolun en olgun makamlarından biri sayılır.

## Etimoloji
Arapça "f-r-q" kökünden gelir; ayırmak, bölmek anlamındadır. "Furkân" (Kur'an'ın isimlerinden biri) ve "tefrika" (bölünme) aynı kökten türer.

## Mertebeleri
Kuşeyrî er-Risâle'de farkı üç mertebede inceler:
1. **Fark-ı evvel**: Avamın farkı — kulun kendini müstakil fail görmesi (gaflet hali).
2. **Cem**: Fiillerin yalnız Hak'tan sâdır olduğunu müşahede (fenâ).
3. **Fark ba'de'l-cem**: Birliği kaybetmeden çokluğu, çokluğu kaybetmeden birliği görmek. Bu, Peygamber'in (s.a.v.) makamıdır.

## İbn Arabi / Tasavvuf Geleneği
İbn Arabi Fütûhât-ı Mekkiyye'de farkı, "ayn-ı sâbitelerin" âlemde zuhur edişi olarak ele alır. Her varlığın kendine özgü isim ve mertebesi vardır; bu ayrışma ilahî ilimdeki takdire dayanır.

## İlgili Kavramlar
- [cem](/wiki/cem)
- [tevhid](/wiki/tevhid)
- [fena](/wiki/fena)
- [beka](/wiki/beka)
- [vahdet-i-vucud](/wiki/vahdet-i-vucud)

## Kaynaklar
- Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye
- İbn Arabi, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye
- Serrâc, el-Lüma'

## Bu Kavramın Geçtiği Eserler

- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç
  > Gayemiz “ilm-i hâl” kitabı yazmak değil; göz önünde olup da gafletimizden veya meşguliyetlerimizin çokluğundan, farkında bile olmadığımız küçük, küçük fakat aslında çok bü-yük olan bazı hususlara dikkat çekmeye çalışmak olacaktır. Din kültüründe “Cebrâil” “Vâhy meleği” olarak bili-nir. Âdem (a.s.) dan Hz. Rasûlullah’a kadar bütün kitapları muhataplarına dosdoğru iletmiştir, bu yüzden de kendisine Hakk tarafından...
- **13 ve Hakîkat-i İlâhiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç
  > Çok yazık ki; zahiren tefekkür yeteneğini oldukça kaybetmiş madde bağımlısı bir topluluğa bu tür yanlış inanışları aşılamak çok kolay olmakta ve bizlerin en uğurlu sayımız olan bu muhteşem “on üç” sistemini bazılarımız da ne yazık ki; gaflet ve cehalet yüzünden onlar gibi uğursuzluk olarak kabul etmekte, onun rahmetinden ve feyzinden farkında bile, olmadan çok uzaklaşmaktadırlar. Bu husus hakkında daha geniş ve...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8)
  > " Nûrânî olan rûhlarının sıfatlarından gāfil ve hayât-ı bakıye-i rûhdan nasıl câhil kalmışlardır! 2026. Tekebbür cihetinden cümle tefrika içindedir; candan ölmüş mihraka içinde diridirler. &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash 2026. Tekebbür (büyüklük taslama) yönünden bütün ayrılık içindedir; candan ölmüş, mihraka (tahta kılıç, oyun aleti) içinde diridirler.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4)
  > Bu kıssada, bağcının evvelâ tefrikada sûfiden başlamasındaki işâret budur ki, sûfiler ittihâda ve muvânesete meyyâldirler. Eğer bağcı sûfiyi bırakıp diğerlerinden başlasa idi, sûfî tefrikaya meydan vermez idi. 2175. Vaktāki bağcı süfîden fâriğ oldu, ondan sonra onun cinsi bir bahane yaptı.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2)
  > Bunun gibi müminler ile kâfirler özde birleşmiş oldukları hâlde, görünüşte ve şekilde birbirinin zıddıdır; bu farklılık ve zıtlık, hakiki tek varlığın isim ve sıfatlarının eserleri ve hükümleridir. Bu beyt-i şerîf dahi diğer bir misâl-i kevnîdir.
- **TB. Kelime-i Şîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (120 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Kafanda genişletirsin derya da budur dersin ama deryadaki su ile sendeki su arasında fark yok aynı sudur. Kadehindeki suyunu götür dök deryaya sendeki su farklı olsaydı döktüğün yerde farklılık oluşurdu. Farklılık oluşmadı neden çünkü aynısı, gayrısı değildir. İşte Cenab-ı Hakk وَنَفَخْت buyurduğunda bize bu hadiseyi meydana getirdi bizlerde.
- **Mesnevî'den Hikâyeler** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî'den Hikâyeler)
  > "Şîr" kelimesinin hem süt hem de aslan anlamına gelmesi gibi, görünüşte aynı olan şeylerin anlamda köklü farklılıklar taşıyabileceğini vurgular. Bu yanılgı, insanların peygamberleri ve evliyayı kendileri gibi beşer zannederek aralarındaki sonsuz farkı görememelerine yol açar.
- **Ra'd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (255  13 Ku Ke Yol Ra'd Sûresi)
  > Aynı ortamda yer alan toprak parçalarının farklı verimlilikte olması, içinde yetişen bitkilerin, minerallerin, iklimin ve yer altı kaynaklarının değişkenliği; hepsi Allah’ın ilmiyle belirlenmiş ve halk edilmiş farklılıklardır. 2. Sebep-Sonuç İlişkisinin Aşılması Aynı iklim, aynı coğrafi konum ve aynı su kaynakları ile çevrili yerlerin farklı verimlilik göstermesi, tabiatın öz güce sahip olmadığına, yani her şeyin...
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (187 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Yani herkeste mucizenin tesiri aynı şekilde olmaması iman nurlarının kendilerinde olmamasındandır. Ve kalblerinde te'sîrin umûmî olmayışı da, isti'dâdât-ı zâtiyye ve gayr-ı mec'ûlelerinin farklılık bulunmasındandır. İsti'dâd-ı gayr-ı mec'ûl Fass-ı Üzeyrî'de izah olunmuştur; oraya müracaat buyrulsun.
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Nahl Suresi)
  > Bal arılararı evrimleri süresünce diğer böcek türlerinden farklılık göstererek kendilerine has morfolojik ve anatomik yapılarını geliştirmişlerdir. Örneğin bal arılarında polen toplamaya yarayan polen sepetçiklerinin oluşması, nektar ve polenle beslenmeye geçiş bu gelişmelerden en tipik olanlarıdır.
- **Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (89 6 her ey merkez nde mi hik yesi)
  > Zelzele, toprak kayması, fırtına, yagmur, yıldırım çarpması gibi doğal olarak oluşan fiiler bence insanların sebep olduğu yangın, açlık, savaşlar, ırk ayrımcılığı, yoksulluk gibi fiillerden biraz farklılık gösterebiliyor. Meselâ, Doğa âfetleri bence, merkezinden kayan dengeleri, merkezine çekmeye çalışan fiillerdir. İnsanların sebep olduğu zararlarda (yada daha doğrusu bizim zarar zannettigimiz fiillerde), dengeleri...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 21** — Terzibaba - Necdet Ardıç (153 21 10.cd Sohbet Arasi Sohbetler)
  > Çok büyük farklılık meydana gelmiyor ama dünyanın dönüşü farklılık meydana getiriyor. Ama bir fark oluyor aynı saatte gelmiyor. Ama aynı güçte olan iki uçak aynı yerden kalkmış olsalar aynı dakikada ulaşıyorlar.
- **İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 (1998-2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (133 1 1998 2000 1 zmir rfan Sohbetleri CD 1)
  > Farklılık var, 3 – Esma mertebesinde “Kitab’il mübiyn” açık kitap demek 4 - Ef’al mertebesinde ise “İmam’il mübiyn”dir. önde olan kitep, yani gözümüzün önünde olan kitap. Genel olarak her mertebede aldığı isim “Kuran-ı Keriym”dir. Yani her mertebede o mertebenin gereği olan “zat-i ikram”dır.
- **Kelime-i Hârûniyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Hârûniyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İmâmiyye)
  > ) Tûr'a gidip gaybûbet buyurduğu vakit, Tâhâ sûre-i şerîfesinde beyân buyuruldu- ğu üzere, Benî İsrâîl, Sâmirînin i'mâl-gerdesi olan buzağıya tapmağa baş- lamışlar ve Hârûn (a.s.) Benî İsrâîl arasına tefrika düşeceği havfiyle onları men'de mübâlağa buyurmamış ve Hz. Mûsanın avdetine intizâr eylemiş idi. Mûsâ (a.s.) Tûr'dan avdet ettiği vakit, Benî İsrâîl'i bu hâlde görün- ce gazab edip "Bunları bu hâlden niçin...
- **TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (181 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Fakat sıfatlar mutlak Zat’ın zuhur mertebesinde hususi bir tecelli ile kendi Zat’ında tecellisinden ibaret olduğu ve bu hususi tecellinin mutlak Zat’ın üzerine ilave ve ziyade bir şey olmadığı için sıfatlarla Zat arasındaki farklılık mevcut olmayıp ayniyet vardır. Bu yönden Zat sıfatlarının aynıdır, aynı şekilde sıfatlar isimlerin, isimler de şeyin aynı olup aralarında ayniyet olduğu söylenecektir. Burada iki yönden...
- **Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi 2)
  > BİLGİ Efendi Babacığım, bilgisayarlardaki işletim sistemleri ve kullanılan word programları birbirinden farklı olabiliyor. Bu farklılık da gönderilen metinlerde tam uyum sağlayamayabiliyor. Bu nedenle sizin bilgisayarınızda sayfa düzeni 10,5-17 şeklinde boş da olsa bir sayfa ekte bana gönderebilirseniz, ben yeniden şekli orada oluşturur, sizlere iletirim, inşallah.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1)
  > İmdi rûh-i hayvânî, her bir cismin bünyesine göre ayrı ayrıdır ve aralarında tefrika vardır; fakat rûh-i insânî ki, ancak rûh-i hayvânî mertebesinden terakkî eden insân-ı kâmillere mahsûsdur, bu rûh birdir, bunlar arasında ittihad vardır. Mesnevî: "Tefrika rûh-i hayvânîde olur. Rûh-i insânî nefs-i vâhid olur. Canların güneşi, bedenler pencerelerinin içinde müfterık oldu.
- **TB. Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (121 Fu Hi 03 NUH FASSI)
  > ) sonra gelen nesillerin arasında farklılık oldu. Nihayet o nesle Nuh’u (a.s.) gönderdi Cenab-ı Hakk dolayısı ile o nesil Nuh’un (a.s.) kavmi oldu. Yani fetret devresini yaşayan İsa (a.
- **Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür** — Serkan Denkçi (1772747276481 DVT C001.MP3)
  > Bu dükkân bekleme salonu, elbise değiştirme odaları, özel prova odaları ve büro esnaflık sistemi özelliğiyle, döneminde farklılık yaratan bir mekandı. Zamanında çok iyi bir düzeyde mesleğini icra ettiğinden, kısa sürede tanındı. Daha önce belirtildiği üzere çevre illerden gelen müşterileri kendisine “Tekirdağ’ın Dior’u” lâkabını takmışlardı.
- **A'yân-ı Sâbite** — Terzibaba - Necdet Ardıç (78 A’yân-I Sâbi̇te)
  > Farklılık aşağıya doğru değildir, yukarıya doğrudur, neden çünkü cenâb-ı Hakk “Nüzül” ismiyle ve tecelli ifadesiyle bildirdiği kendi varlığının açılımlarını her mertebede o mertebenin gereği olarak başka başka açılımlar olarak ef’al mertebesinde yani en yoğun madde mertebesine kadar açılımlarını yapmıştır ve her mertebenin tefasulu fazileti bir birinin üstündedir. İşte bunun bir geriye dönüşü de peygamberlerimiz...
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 2)
  > Çünkü Rahnmaniyet mertebesi zuhura gelmezden evvel “Kur’an” , yani sadece “ Zat-ı İlahi” mevcuttu. “Kur’an”, zattır; “Furkan” , sıfattır (farklılık alemidir). Kur’an “Zat-ı İlahi” olduğundan dolayı - “Rahman” ı kendi varlığından meydana getirdi - ve “Rahman” a kendi hakikatlerini öğretti; - bütün alemi “Rahman” sureti üzere halk etti.
- **TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (122 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Şekilde farklılık olsa da asaleten asılda hiç birimizin farkı yoktur. Uzun, kısa, şişman, zayıf, siyah, beyaz bunlar farklılık değildir. Yapı taşı olarak kan ise kan, damar ise damar, mide ise mide, ciğer ise ciğer, akıl ise akıl, fikir ise fikir, hepsi aynıdır.
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (29)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (161 29 Muhteli̇f Sohbet Arasi Sohbetler)
  > Okuduğum bir paragraf vardı, paragrafta “Çokluk farklılık demektir, çokluğu birliğe götürmek için farklılıkları düz hale bir hale getirmek lazım bu yüzden de tecelliyi tam alabilmesi için o kalbin o aynanın dümdüz olması lazım, eğrilik büğrülük çukurluk olmaması lazım, ben bu çukurluk eğrilik sizin hayatınıza baktığımda ne olduğunu soracağım benim aklıma gelen de aynanın yüzeyindeki farklılıklar sanki dışarıda olan...
- **Enbiyâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (233 21 26 Kur Ker Yol Enbiya Sûresi   Murat Deruni)
  > Hırsızlık yapacaksak, kötülük yapacaksak sen taleb ediyorsun ve kendi nefsine mal ediyorsun yaptığın kötülükse nefsine sen zulum etmiş oluyorsun. Bunları bilmezsek hep işin cehli oluruz. Buradaki farklılık Esma-ı İlahiyenin farklılığından kaynaklanıyor, ama sana bağlanıyor. Aslıda zaten öyle sen taleb ediyorsun başkası talep etmiyor ki ateş ehli olacağını sen taleb ediyorsun.
- **Genç ve Elmas Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (27 Gen ve elmas dosyas)
  > Düşünce ve his ile bunu tasavvur etti. Halen de öyledir. Her Esmâ zıddı ile kâim olduğu için faaliyetlerde farklılık zuhur etti, idrak sahiplerine kolaylık için şehâdet âleminde bu âlemi var gösterdi. Hakikat-i Muhammediyye’nin zuhurunu ile bu âleme nüzül etti, bizlere rehber olsun diye Kûr’ân-ı indirdi.
- **Reşahât — Aynü'l-Hayât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (65 Reşahat Ayn-EL Hayat)
  > Fâruk dediğimiz zaman, küçücük bir lâkap, isim olarak bakmayıp bütün âlemi kaplayan, bütün farklılıkları şuurla idrâk ettiren bir farklılığı anlamalıyız. Birbirini iten, reddeden, kabul etmeyen bir farklılık değil. İşte hatamız, sen kötüsün, sen yaramazsın diye gruplar arasında ayrışmalar yaptığımız zaman biz Fâruk değiliz.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13)
  > Bu sebeple senin aklında bir tesûnun parlaklığı kadar bir parlaklık yoktur. Aklın parlaklığı hakkındaki farklılık 5. cildin 460 ve 461 ve 462 numaralı beyitlerinde açıklanmıştır. "Tesû", dört arpa ağırlığındaki gümüşten yapılmış eski zamanlarda kullanılan bir paradır.
- **Mübârek Geceler** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Mübarek Geceler)
  > Bir tarafta vahdet ilmini bir tarafta da farklar ilmini ver­di: Çünkü her oluşum bir esmanın özelliğinden kaynaklandığına göre tabii ki bu hadiseler farklılık arzedecektir. İşte bunun bilgisini de verdi. (yani Kur’an’ın furkan yönü) “femen şehide” Kim ki bu ayı görünse, bu aya ulaşırsa, “min kümüşşehrafel yesumhü” hemen oruç tutsun.
- **Ahzâb Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (243 33 25 Kur Ker Yol Ahzab Sûresi   Murat Deruni)
  > ) Bunların hepsi Efendimizden zuhura çıktığı halde, mertebe farklılıklarının ne kadar bariz olduğu açık olarak bildirilmektedir. Bunların dışında her hangi bir bilgi ve duygu oluşumunun veya kurgulanmasının mümkün olmadığı bildirilmekte, eğer oldurulmuşsa ona itibar edilmemesi gerektiğini bu ölçüler bize bildirmektedir.
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (27)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (159 27 Muhtelif Sohbet aras shbetler)
  > (109) CD-10- Yakıyn ilimleri devam……………………………….. (122) Çokluk farklılık…………………………………………………….. (132) CD-11- Berat kandili……………………………………………. (136) CD-12- Berat kandili devam………………………………..
- **Saff Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Saf Suresi)
  > Aynı sistem, aynı sistem aynı insanlar farklı tamam belki insanların farklı olması sistemin farklı olmasını gerektirmiyor. Dinleyici 7: Sistem aynı… T.B: Sistem aynı, insanlar farklıdır. İnsanların farklı olması sitemin farklı olmasını gerektirmiyor. Dinleyici 7: Bedensel yapıları farklılık göstermiyor mu?
- **TB. Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Hangi esma ne şekilde isminin gereği faaliyet gösterecekse, hangi sıfat isminin gereği ne kendisine verilmişse onların görevlerini yapması için birbirinden farklılıklar olarak meydana geldi. Bu mertebeye, mertebe-i vâhidiyyet ve mertebe-i sıfat ve esma ve "Hakîkat-i Muhammediyye" derler. Bakın vahidiyet mertebesi ilm-i ilahide ahadiyet mertebesinin tecellisi olan isim ve sıfatlarının zuhura çıktığı yerdir.
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (235 25 29 Kur Ker Yol Furkan Sûresi   Murat Deruni)
  > Neşeye işaret ettiğini bildiler, o tahkik ehli olan ulema Nuh (as) ın davetinde Furkân olduğu için, farklılık olduğu için gece gündüz farklılığı olduğu için ki bu da Furkân. Kaviminin o davete icabet etmediğini de bildiler. Zira kesretten vahdete yani çokluk tan birliğe ve teşbihten tenzihe davet aynı Furkândır. Yani Furkâni davettir.
- **Vâkı'a Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (262 56 Ku Ker Yol Vâkıa Sûresi)
  > Zira sâlih amel ve güzel ahlâk yolu, önceki ümmetlerle Ümmet-i Muhammed arasında müşterektir; farklılık ise hâl, vecd, meşrep ve zevklerin çeşitliliğinden ibarettir. Bu sebeple ashâbü’l-yemîn, her devirde ihsan ve ihlâs üzere yaşayan mü’minlerin ortak adıdır. (Nahcuvânî, Fevâtihu’l-İlâhiyye , 2/381) Öte yandan işârî bakımdan âyette zikredilen “ yepyeni bir yaratılışla yaratılma ”, âhirette bedenlerin değişiminden...
- **Duhân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (258 44 45 Ku Ker Yol  DUHAN Sûresi   Murat Derûni)
  > “Ümmül kitab” (kitab’ın ana’sı), “Furkan” (farklılıklar), “Kitab’ül mübin” (açık kitap), “İmamil mübin” (önde olan açık kitap) demektir. Zat mertebesinde Kur’an-ı Keriym “Ümmül kitap”ta’dır. Oradan sıfat mertebesine, “levh-i mahfuz”a indirilmiştir. Bunların zamanı belli değildir. Berat gecesinde “levhi mahfuz”dan “Beyt-ül Ma’mur”a, Kadir gecesinde de “Beyt’ül ma’mur”dan, “Beyt’ül haram”a indirilmiştir.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11)
  > "Cânın cânı"ndan murâd, rûh-ı insânîdir; ve bu rûh dergâhta değil dâimâ huzûr-ı ilâhîde olup, Allâh'ın mazharıdır ve tefrika[dan] ârî olup dâimâ vahdet içindedir. İşte bu vahdet sebebiyle insân-ı kâmillerin ma'rifetlerinde aslâ ihtilaf olmaz. Maârifte aralarında ihtilaf olan velîlerin bu ihtilafları onların rûh-ı cismânîlerinin bu rûh-ı vâhidin nûruyla karışık olmasından neş'et eder.
- **Câsiye Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (259 45 CÂSİYE SURESİ Abdürrezzak Tek (son))
  > ------------------- İsrâiloğulları, kendilerine apaçık delillerle hakikat bildirildikten sonra, çekememezlik, kıskançlık ve üstünlük iddiası yüzünden kendi aralarında ayrılığa düştüler; tefrika ateşi onları farklı inanç ve mezheplere savurdu. Bu ayrılıklar, ilmin yokluğundan değil, nefsânî rekabet ve dünyevî menfaat hırsından doğdu. Halbuki Sehl’in ifadesiyle ilâhî hitabı anlamaları için Hak onların kulaklarını...
- **Namaz Sûreleri (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (69 2 Namaz-Sûreleri̇)
  > Ayrı bir yönden bakıldığında, - birinci gün Ef’âl mertebcsi, - ikinci gün Esmâ mertehesi, - üçüncü gün Sıfat mertebeyi, - dördüncü gün ise Zât mertebesi, irâdesindedir. Zât-ı mutlak mertebesinde her şey tam bir bütünlük içinde olup, farklılık ve zuhur olmadığından fiil de yoktur, bu sebebten dördüncü gün kurb’an kesilemez. “Bakâ billah” “Allah’da bâki olma”, “seyr’i fillah” “Allah’da seyr”, “Mea Allah” “Allah ile...
- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (191 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ) Tür'a gidip gaybubet buyurduğu vakit, yani aralarından ayrıldığı vakit Tâhâ sûre-i şerîfesinde beyân buyurulduğu üzere, Benî İsrâîl, Sâmirî'nin i'mâl-gerdesi olan yani imal ettiği buzağıya tapmağa başlamışlar ve Hârûn (a.s.) Benî İsrail arasına tefrika düşeceği havfiyle, korkusuyla onları men'de mübalağa buyurmamış ve Hz. Musa'nın dönmesini beklemiş idi.
- **Muhammed Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (251 47 28 Kur Ker Yol Muhammed sav Suresi  Murat Deruni)
  > Çünkü ayrı ayrı baktığımız zaman birbirimizi eleştirelim yani araştıralım, kanımız saçımız, aklımız, tırnağımız hepimizin aynı farkımız yok. Şekilde farklılık olsa da asaleten asılda hiç birimizin farkı yoktur. Uzun kısa şişman zayıf sıyah beyaz bunlar farklılık değildir.
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (256 32  Ku Ke Yol Secde Suresi Muharrem Avan)
  > Hadisi Kudsîler : Mânâsı Hakk'tan (Allah'tan), lâfzı ise Peygamber Efendimiz'dendir. Kaynakları, Hadis-i Şerif ve Âyetlerden farklılık gösterir, zira hepsi Hz. Peygamber'in ağzından çıksa da içsel bünye ve kaynakları bakımından değişik oldukları için farklı şekilde isimlendirilirler.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 1 (2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (134 2 2000 1 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Hani Cennetde Cenab-ı Hakk diyecek “Ben sizin Rabbınız değilmiyim” diye hayır diyecekler neden çünkü kendi hayalinde bir rab var etti, işte bu bilimlerin bu yaşantıların hepsi islamiyetin içinde mevcuttur, Adem (as) dan Muhammed (as) a kadar itikad varsa bunların hepsini biz yaşamaktayız. Çünkü bu ümmet Cami bir ümmet hepsini yaşamaktayız. Yalnız burada farklılık Âdem (as) dan hz Rasulullah’a kadar olan seyri...
- **Cem'o ve Fark'o** — Terzibaba - Necdet Ardıç (105 Cemo ve Farko)
  > Yukarıda kimin birbirine karşı kumpas kurduğu ve evlerinde nasıl bir makam kapma yarışı olduğu mesnetleri ile ifade edilmişti. Bu suçlayıcı ve tefrika içeren tabirleri orada bulunan, o bayanlara, karşısında kendini müdafaa edecek kimse olmadığından, bizi suçladığı “yargısız infazı” kendi yapmış olmuyormu acaba, bunları anlatmak (Va.
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (111 4 “özün Özü” VE “sirrin Sirri”)
  > Evlat verdin, mal mülk verdin buna teşekkür ederim. Dediğimiz zaman bu kişinin yaşantısı fiiller âleminde FARK yaşantısıdır. Görüşü farklılık görüşüdür. Fiil yaşantısıdır. Ama Ya Rabbi seni gereği gibi takdir edemedik dediği zaman esmâ yaşantısına geçmiş olur.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 4 (2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (136 4 CD 2000 Sohbet Aras Sohbetler)
  > Hani Cennetde Cenab-ı Hakk diyecek “Ben sizin Rabbınız değilmiyim” diye hayır diyecekler neden çünkü kendi hayalinde bir rab var etti, işte bu bilimlerin bu yaşantıların hepsi islamiyetin içinde mevcuttur, Adem (as) dan Muhammed (as) a kadar itikad varsa bunların hepsini biz yaşamaktayız. Çünkü bu ümmet Cami bir ümmet hepsini yaşamaktayız. Yalnız burada farklılık Âdem (as) dan hz Rasulullah’a kadar olan seyri...
- **TB. Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (185 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Ve Imâm-ı Şa’rânî hazretleri de: “Hadîs-i şerifteki ma’nâsına olan “mevsûle (kendisine vasıl olunan)“ değil, “nâfıye(uzaklaştıran)”dır. Binâenaleyh “amâ”’ Hak Teâlâ’nın halkından farklılık eylediği evvelki mertebedir” buyurur. Yani âmâiyet mertebesi Hakk’ın hâlkiyete dönüşmesinden evvelki halinin ismidir.
- **TB. Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (188 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ) için Meryem Ana’ya ruhuyla suretini birlikte gönderdi. Burada Âdem (a.s.) ile İsa’nın (a.s.) ruh nefh edilmesinde farklılık vardır. Ayette ikisi de topraktan oluşmuştur diyor, o yönüyle birlikteliğini söylüyor. Bu ayette halkiyeti aynıdır demekle ikisindeki halkiyet diğer zuhurlara benzemez diyor.
- **Hadîd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (263 57 46 Ku Ker Yol  Hadid Sûresi   Murat Derûni)
  > Cenâb-ı Hakk bir tecellisini ikinci defa etmez, ebeden etmez, zâhirde baktığımız ne varsa hepsi birbirinin aynı imiş gibi görsek de, hiç biri birbirine benzemez. Bir ağacın bütün yapraklarını üst üste koysak hepsinde farklılık görürüz. Ve her bir zerre ancak onun zâtiyle mevcûddur. Eğer bir zerre varsa yani en küçük parça veya daha büyüğü neyse onu meydana getiren bir varlık olmamış olsa o varlık zâten olmaz.
- **Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi)
  > 30 Tem 2021 Efendi Babacığım; en başından beri Yolcu rehberliğinde, sizin yürüttüğünüz yolda yürüme gayreti içerisinde idik. Zaman zaman okuduğumuz eserlerinizle Yolcu’nun söylemleri, uygulamaları arasında farklılık gözlemliyorduk, ancak yine de itiraz etmek ya da sorgulamak size olan itimadımızı zedeler gibi düşünüp, fazla da sorgulamadan ne denirse yapmaya çalıştık.
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri)
  > Kendi kimliğimiz başkalarının kimliği arasındaki farklılığın kalmaması yönünden alaka kurabiliriz. Farklılık veren isimler ortadan kaldırılmış ve peygamberimizin ve eşlerinin ana-babalığında kardeşlik tesis edilmiştir.
- **Yehova Şahitleri ile Mülâkât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yehova Şahitleri ile Mülakat)
  > Bu durumda Mesîh kendi beşeriyetinden mesh edilmesi mânâsınadır. Îsâ a.s daha yaşantısının başında kendisinde bir farklılık olduğunu anlıyordu ancak tam olarak ne olduğunu idrâk edemiyordu. Îsâ a.s’ın kendisindeki hakîkâtleri idrâk etmesi işte Mesîh hakîkâtiyle olmuştur.
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yunus Suresi)
  > Çünkü ayrı ayrı baktığımız zaman birbirimizi eleştirelim yani araştıralım, kanımız saçımız, aklımız, tırnağımız hepimizin aynı farkımız yok. Şekilde farklılık olsa da asaleten asılda hiç birimizin farkı yoktur. Uzun kısa şişman zayıf sıyah beyaz bunlar farklılık değildir.
- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (En'âm Sûresi)
  > Ayrı bir yönden bakıldığında, - birinci gün Ef’âl mertebcsi, - ikinci gün Esmâ mertehesi, - üçüncü gün Sıfât mertebeyi, - dördüncü gün ise Zât mertebesi, iradesindedir. Zât-ı mutlak merlebesinde her şey tam bir bütünlük içinde olup, farklılık ve zuhur olmadığından fiil de yoktur, bu sebebten dördüncü gün kurb’an kesilemez. “Baka billah” “Allah’da baki olma”, “seyr’i fillah” “Allah’da seyr”, “Mea Allah” “Allah ile...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3)
  > nde olan beşer cesetlerine yansır. Hayvanî ruh zâhir olduğu için hem dindarlar hem de dinsizler tarafından kabul edilir. İnsânî ruh ise ilâhî bir şe'nden ibâret olduğu ve "şe'n"in tarifi mümkün olmayı
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9)
  > Bu beyitlerin hulâsası budur ki, âşık kendi şuhûdunda bu oluşların çokluğunu nefyetti ve onun şuhûdunda Allah'tan gayrı kalmadı. Bu kesretleri cem' ve fenâ makamında böyle gördüğü gibi, cem'den sonra olan tefrika makamında ve fenâdan sonra olan bekada dahi böyle yok görür. Velakin onların Allah'ın varlığında zahir olduğunu müşahade eder.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10)
  > ” Yukarıda açıklandığı üzere "şah"tan kasıt Hak; ve "Ayaz"dan kasıt, sadece kul olan insân-ı kâmildir; ve "beyler"den kasıt, insân-ı kâmilin karşıtları olan nefsanî kimselerdir. Hak ile sadece kul arasında, şekil ve belirginleşme açısından farklılık, hakikat açısından ise aynılık ve birlik sabittir. Bu sebeple, şekle bağlı olan nefsanî kimseler, insân-ı kâmile karşı çıktıkları zaman, onların kınaması ve karşı...
- **Terzi Baba’nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı Yüksek Lisans Tezi** — Canan Çalışkan (Terzi Baba’nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı)
  > ” [259] Ardıç’a göre, eğer Cenâb-ı Hakk’ın muradı sadece beş vakit namazı farz kılmak olsaydı, bunu en başta doğrudan bildirebilirdi. Bu kademeli sürecin altında yatan hikmetler şunlardır: İnsan Kapasitelerindeki Farklılık ve İlahi Adalet: Ardıç, insanların yaratılış itibarıyla aynı güç ve mânevî kabiliyette (isti'dat) olmadıklarını, dolayısıyla idrak ve ihata seviyelerinin de farklılık gösterdiğini belirtir.
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  2)
  > Çünkü Rahnmaniyet mertebesi zuhura gelmezden evvel “Kur’an” , yani sadece “ Zat-ı İlahi” mevcuttu. “Kur’an”, zattır; “Furkan” , sıfattır (farklılık alemidir). Kur’an “Zat-ı İlahi” olduğundan dolayı - “Rahman” ı kendi varlığından meydana getirdi - ve “Rahman” a kendi hakikatlerini öğretti; - bütün alemi “Rahman” sureti üzere halk etti.
- **Kevkeb — Yıldız** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kevkeb Yıldız)
  > İçinde bulunduğu gurubumuz bir miktar çoğaldı gibi idiyse de içlerine tefrika sokulduğundan, şu anda birkaç müstesna dışında yine eski ilk başlanan muhabbetli kimseler kalmıştır. (Görevlerimizden affınızı rica ediyoruz.) Evet yukarıda da belirtildiği üzere , Ancak e mail-i nizi okuyunca sizin bu yolu kendi iradenizle kendinize kapadığınız görülmüş oldu.
- **Bir Ressam Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (62 Bir ressam hik yesi)
  > Bu ilerleyiş örf âdet ve inançlara göre farklılık gösterir. Bütün bunlara baktığımızda Bitkiler ve hayvânlarla aradaki fark şudur. Onlar programlanmış bir şekilde yaratılmakta ve eğitime tabi değiller.
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (28 (tesbîh VE Zi̇ki̇r))
  > Eğer bu farklılık olmasa idi insânlık tarihinde terakkîler olmazdı. İnsânlık tarihinin terakkîleri peygamberlerinin getirdikleri İlâh-î tebliğlerle olmuştur. Yukarıda belirtildiği üzere bu mertebe de Îsâ (a.s.) ın şahsında İnsânlık âlemine (Kûdsiyyet) “Rûh-ul Kûds” (fenâ fillâh) yolu açılmıştır.
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (246 34 5 Kur Ker yolculuk Sebe  Suresi Ç.H.U.)
  > Buna göre de “kullarının rızıkları hususundaki farklılık, kendisinin cimri olması sebebiyle olmayıp, tam aksine, onların menfaatlerini bilip, görüp gözetmiş olması sebebiyledir" demektir. Demek ki, ayet bunun hikmetsiz ve anlamsız olmadığına işaret etmektedir. Allah her kulunun durumunu görür, bilir. Genellikle herkes zengin olmak ister, fakirlikten korkar. Fakat Allah, hikmeti uyarınca kimine az kimine çok verir.
- **Gülşen-i Râz ve Şerhi (2)** — Mahmûd-ı Şebüsterî (123 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ)
  > Yani Ahad ismiyle Ahmed isminde hiç bir farklılık ve ayrılık yoktur. Birbirinin aynıdır. Birisi teklik yönü ile yani batıni manası yönüyle birisi de zahir ve batın her yönü ile birlik­te ifadesidir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 10 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (142 10 CD 2002 Sohbet Aras Sohbetler)
  > Zeytin ve incirden bahsediyor, onlar ikisinin aynı biraz tatlarında farklılık var, işte o da dünya ve ahiret tadının farklarını ortaya getiriyor, İncir ile zeytin, Hurma ile Nar, bunlar ikisi aynıdır, zeytin ile hurmayı karşılaştır yapı olarak aynıdır, dışında et içinde tahta kabuklu çekirdek var, incir ile narı karşılaştır, zeytin de aynı hurma da aynıdır. İncir ile narı karşılaştır yapısı aynıdır, dışında bir kabı...
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hicr Suresi)
  > Not: Sûrelerin kelime ve harf sayıları, sayım yöntemlerindeki farklılıklardan dolayı çeşitli kaynaklarda farklılık gösterebilmektedir. Bu kitapta, Elmalılı Hamdi Yazır'ın “Hak Dini Kur'ân Dili” adlı eserindeki sayılar esâs alınmıştır. Fâsılâları Fâsılâ’ları ن (Nun) (81 âyet), م (Mim) (16 âyet) ve ل (Lâm) (2 âyet) harfleridir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 16** — Terzibaba - Necdet Ardıç (148 16 3 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Furkan; farklılık yani Allah’ın tek olarak varlığında bütün varlığında mevcut olan Sıfatları yani ayrı özellikleri ama Furkan tek şeyin ayrı özellikleridir. Kur’an’a Furkan-ı Kerim’de deniyor ya işte o bir ismi de Furkan, Faruk aynı şey, ayırıcı manasınadır. Hz Ömer’e Ömer-ul Faruk denmesi günah ile günahsızı haklı ile haksızı kesin olarak ayırma kabiliyeti olduğundandır.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (137 5 2001 3 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Furkan; farklılık yani Allah’ın tek olarak varlığında bütün varlığında mevcut olan Sıfatları yani ayrı özellikleri ama tek şeyin ayrı özellikleridir Furkan. Kur’an’a Furkan-ı Kerim’de deniyor ya işte o bir ismi de Furkan, Faruk aynı şey, ayırıcı manasınadır. Hz Ömer’e Ömer-ul Faruk denmesi günah ile günahsızı haklı ile haksızı kesin olarak ayırma kabiliyeti olduğundandır.
- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (248 38 Sâd Sûresi Abdürrezzak tek Muhtefi.)
  > Sabrın dereceleri arasında farklılıklar vardır: En zayıf olanı, avâma mahsus sabırdır ki kişi sevap elde etmek ve cezadan kurtulmak için sabreder ( sabır lillâh ). Bunun üzerinde, Allah’ın verdiği güçle sabretmek anlamına gelen müridlerin sabrı ( sabır billâh ) gelir. En yücesi ise, sûfîlerin kendi irade ve tasarruflarının olmadığını idrak ederek ilâhî hükümlere rızayla sabretmeleridir ki buna sabır alallâh denir.
- **Zâriyât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (260 51 31 Kur Ker Yol Zariyat Suresi ve Hazmi Tura hz.   Murat Deruni)
  > Okuduğum bir paragraf vardı, paragrafta “Çokluk farklılık demektir, çokluğu birliğe götürmek için farklılıkları düz hale bir hale getirmek lazım bu yüzden de tecelliyi tam alabilmesi için o kalbin o aynanın dümdüz olması lazım, eğrilik büğrülük çukurluk olmaması lazım, ben bu çukurluk eğrilik sizin hayatınıza baktığımda ne olduğunu soracağım benim aklıma gelen de aynanın yüzeyindeki farklılıklar sanki dışarıda olan...
- **TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (180 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Bu ilim kendi zâtına olan ilimden ibâret olduğundan, bu mertebede “ilim”, “âlim”, “ma’lûm” arasında aslâ farklılık yoktur; hepsi vâhid yani bir şey’dir. Ve bu ilim, ma’lûma tâbi’ olan türden değildir. Çünkü kadîm zât ile berâber kadîmdir. İkincisi; vâhidiyyet mertebesine ve ikinci taayyüne tenezzülünden sonra, kendisinde mevcût olan bütün sıfatların ve isimlerinin sûretleri, bir diğerinden ayrılmış olarak ilâhî...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 8 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (140 8 2002 10 CD Sohbet Aras Sohbet)
  > İşte İnsan-ı Kamil hükmüyle dışarıda insan-ı Kamil’in dışında hiçbir gurubu bırakmadan ister asi ister mü’min yani ister tabi ne olursa olsun hepsini kendi bünyesinde toplaması işte fırka-ı naciye de budur yani Kamil insan. Her bir farklılık fırkalılık farklılıktan kurtarıp kendi bünyesinde tevhid edendir. Necat, Kurtuluş bir başka yönüyle, necar, kurtuluş kurtuluş istiklal ki istiklal nedir, hürriyet, peki hürriyet...
- **TB. Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (184 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > O hadiseler o zaman tecelli etmemiş olsaydı biz bugün bu farklılıkların farkında olmazdık. İkisinde de Cebrail deseydi oradaki latif suretlenme hakikatini anlayamazdık ikisinde de adam deseydi Cebraillik vasfını orada anlayamazdık. İmdi Hz. Şeyh (r.a.) bu, dünyâ dediğimiz âlem-i histe biz aynı zamanda his aleminde yaşıyoruz bu alemin bir adı da his alemi hislerimiz ile yaşıyoruz.
- **Mü'minûn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (239 23 7 Mu'minûn Sûresi.T.O.Cem Cemâlî)
  > Not: Sûrelerin kelime ve harf sayıları, sayım yöntemlerindeki farklılıklardan dolayı çeşitli kaynaklarda farklılık göstere-bilmektedir. Burada, Elmalılı Hamdi Yazır'ın Hak Dini Kur'ân Dili adlı eserinde belirtilen sayılar esâs alınmıştır. Fâsılâları Fâsılâları ن (Nûn) (114 âyet) ve م (Mîm) (4 âyet) harfleridir.
- **Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Nûhiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Subbûhiyye)
  > Zîrâ onların kesretten vahdete; ve tefrika ve bu'ddan cem' ve kurba intikālleri kendileri hakkında hayır ve salâh olduğu gibi, sâir bâkî kalan mü'minleri de şaşırtıp "hayret"e düşüremiyecekleri cihetle, onlar hakkında da mûcib-i menfaat- tir. Şu hâlde da'vet umûmî olduğu gibi, menfaat dahi umûmî olmuş olur.
- **TB. Kelime-i Mûseviyye** — Ahmet Avni Konuk (Kelimeyi Museviye TB. ŞErhi)
  > Ve mevt-i tefrika dârü’l-bevârda meyyit olan nefislere bağlı bulunan sebeblere havâtırın tevzîidir. Ya’ni hâne-i helâk olan dünyâda mahkûm-i mevt bulunan nefislere bağlı esbâb-ı maîşete havâtırın tevzî’ edilmesidir ki, fânîye muallak olan bu havâtır dahi serâb gibi mahkûm-i fenâdır.
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2)** — Nusret Tura (164 2 Esmâ’ül Hüsna)
  > Bu yazılanların kontrol ve düzeltme aşamasına geldiğim zaman yani gün, arkaba-ü talukattan anne yarısı rahmetli isminin anlamı Güzel ve Efendi Babam’ın zâhiri annesiyle aynı isimde olan teyzemin oğlu Bilâl’in 42. Yaştan ölümü 43. Yaşa doğum günüymüş, bunuda bir diğer hayatımda farklılık ve Umre hakikati olan Akraba-i talukattan olan kişi sosyal paylaşımdan haber veriyordu… Demek ki; Bilal ismi fakirin Güzel...
- **Altı Peygamber — Hz. Muhammed (s.a.v.)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (61 6 Pey 6 Hz.Muhammed s.a.v)
  > Ayrı bir yönden bakıldığında, - birinci gün Ef’âl mertebesi, - ikinci gün Esmâ mertebesi, - üçüncü gün Sıfat mertebesi, - dördüncü gün ise Zât mertebesi, irâdesindedir. Zât-ı Mutlak mertebesinde her şey tam bir bütünlük içinde olup, farklılık ve zuhur olmadığından fiil de yoktur, bu sebebten dördüncü gün kurb’an kesilemez. “Bakâ billah” “Allah’da bâki olma”, “Seyr’i fillah” “Allah’da seyr”, “Seyr’i mea Allah” “Allah...
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (249 40 42 Ku Ker Yol  MÜ'MİN Sûresi   Murat Derûni (2))
  > Ayrıca ona rû’ya-larını soran kimseler ona muhatab olarak bu sözler konuşuluyor. “tek ve Kahhar olan Allah mı yoksa tefrika olan rablar mı hayırlıdır.” Hani kıyamet koptuğunda kimse kalmayınca Allah nida edecek. “limenil mülkül yevm?
- **Tasavvuf Izâhları** — Terzibaba - Necdet Ardıç (109 Tasavvuf zahlar)
  > ) ortaya çıkmakta, İseviyyet mertebesi oluşmaktadır. Âdem (a.s.) ile Îsâ (a.s.)'a atfedilen âyet-i kerimelerde ve mertebede ne farklılık var? " Ve eyyednahü Rûhül Kudüs ", (2/253) Biz O'nu Rûh'ul Kudüs ile destekledik, teyid ettik, güçlendirdik.
- **Kalem Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kalem Suresi)
  > Çünkü Rahnmaniyet mertebesi zuhura gelmezden evvel “Kur’an” , yani sadece “ Zat-ı İlahi” mevcuttu. “Kur’an”, zattır; “Furkan” , sıfattır (farklılık alemidir). Kur’an “Zat-ı İlahi” olduğundan dolayı - “Rahman” ı kendi varlığından meydana getirdi - ve “Rahman” a kendi hakikatlerini öğretti; - bütün alemi “Rahman” sureti üzere halk etti.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 12 (2002-2003)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (144 12 2002 2003 28 08.cd Sohbet Arasi Sohbetler)
  > Şimdi sen çocuğunu iyiliğini istiyorsun terbiye ediyorsun okşuyorsun bende çocuğumun iyiliğini istiyorum tokat vuruyorum, aramızdaki fark bu. Başka hiçbir şey yok. Kişiliğimizden kaynaklanan farklılık yapımız derecemiz neyse odur, olay buradan kaynaklanıyor başka hiçbir şey yok. Dinleyici:-Hocam bu arada çocuklara.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 3)** — Abdulkerim Cili (115 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Rahmani, ruhani, ilmî olarak “ vuslat, marifettir ” demişlerdir. Kendi aslına ulaştığı zaman yani ruhani olarak Hakk'a ulaştığı zaman, gurbet, firak, farklılık ortadan kalktığı zaman rüşte ermiş olunmaktadır. Kendini Hakk ile birlikte, Tüm, külli olarak varlığını keşfettiğinde, kendi hakikatine şâhit olduğunda işte bu rüşdtür; " Ve eşhedehüm alâ enfüsihim " (7/172) “ ve nefisleri üzerine şahit oldular ” ki, orada...
- **Er-Rahmân** — Terzibaba - Necdet Ardıç (09 ER RAHMAN)
  > “Kur’an”, zattır; “Furkan” , sıfattır (farklılık alemidir). Kur’an “Zat-ı İlahi” olduğundan dolayı - “Rahman” ı kendi varlığından meydana getirdi - ve “Rahman” a kendi hakikatlerini öğretti; - bütün alemi “Rahman” sureti üzere halk etti.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 2)** — Abdulkerim Cili (114 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Şimdi bak ne dedi? " Bu makamın sahibi, yalnız furkanı okur" Furkan demek: Sıfatlar mertebesi itibariyle farklılık. Yani fark âlemini en güzel şekilde idrak eder. Artık bu fark âleminin nereden kaynaklandığını, zıt isimlerin, zıt olayların hakikatinin ne olduğunu iyice anlar diyor.
- **TB. Kelime-i Âdemiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (119 Fu Hi 01 ADEM FASSI)
  > Tek düze, aynen melaikelerde olduğu gibi. Belirli isimlerin tesiri altında meseleye baktıklarından farklılık çıkıyor. Ama insan-ı kamil “Cami” ismi ile baktığından bunların hepsini de yerli yerinde görüyor ve haklarını veriyor.
- **Muhtelif Mevzular Sohbetleri (2011)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (154 22 2011 Muhtelif mevzular sohbetler)
  > Bazı sizin halinizin belirttiğinizden lisanen söylemiyorum düşündüğünüz şey hakkında, şimdi bunun bir sebepleri olmalı, yani mutlaka bunu tetikleyen birşey vardır, ben şimdi sormuyorum ne olduğunu, siz düşünür bulabilirsiniz onu, bulunmuyacak bir şey değildir, çünkü başladığı tarihden, yani o günlerden evvelki halinizle, ondan sonraki ve daha da evvelki hallerin arasında bir farklılık olmuyor ki, o farklı bir...
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (28)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (160 28 Muhtelif sohbet ars sohbetler)
  > Yani “Farklılık alemi” işte İsa (as), Musa (as) vardı, Nuh (as) vardı ve de bunları dışarıda var olan kimliklermiş gibi olarak gibi okumaktayız hal bu ki onlar hep bizi anlatıyor. Şimdi fazla uzatmadan فَصَلِّ لِرَبِّكَ bakın Rabbın için namaz kıl yani bu işi onun için yap, herhangi bir şey için yapılan şey de o kişiye yardımdır. O varlığa ne tavsiye ediliyorsa yardımdır, bakın o zaman bizim mertebemiz değişmekte...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 6)** — Abdulkerim Cili (167 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Cümlesi ile, anlatılan müşahede makamı sahibidirler… Evet… anlatıldığı gibi: Hemen hepsini, Allah yolunda topladıktan sonra, tefrika dili kullandı ve onlara ayrı bir nam verdi: - «Kendilerine in'am eylediğin kimselerin yoluna.» (1/7) Yani nimet verdiğim kimselerin yoluna Yani: - Varlığınla, şühudunla, ilâhı yakınlık nimetinle tecelli eylediğin kimselerin yoluna…
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (179 13 Terzi-Elif-Terazi-Teradî-İrfan Mektebi-Kırk Seyir)
  > Hakk’al Yakîn Nefsi Radîye; ترثزى - Tersezi-Tersezi-Tersizi harflerinden ( س ) “Sin” harfi ile bir benzerlik görünsede farklılık arz eder. Tersezi; Ter-sezi buradaki sezi nedir? ( ث ) “Se” senâ (övgü) ve Sevb (elbise) dir. Bu seziş kul elbisesi altında kulunda kendi kendini öven Hakk’tan başkası değildir.
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (192 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Her bir Nebinin ümmeti şeriat sütünü kendi aslı olan tabi olduğu nebiden aldığı cihetle bir nebinin şeriatında haram olan şey diğerinin şeriatında helal olur, neden? Çünkü farklılık var, bu haram olmak meselesi o şeyin ancak suretine taalluk eder. Yani bir nebide bir şey haram diğerinde helal olması o onun ancak suretinde olan şeydir yoksa bir zamanda haram diğer zamanda helal olan şey nefs-i emirde hakikatte...
- **Yûsuf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (22 12 Yûsuf Sûresi̇)
  > Ayrıca ona rû’ya-larını soran kimseler ona muhatab olarak bu sözler konuşuluyor. “tek ve Kahhar olan Allah mı yoksa tefrika olan rablar mı hayırlıdır.” Hani kıyamet koptuğunda kimse kalmayınca Allah nida edecek. “limenil mülkül yevm?
- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (234 22 27 Kur Ker Yol Hac Sûresi   Murat Deruni)
  > Ayrı bir yönden bakıldığında, - birinci gün Ef’al mertebcsi, - ikinci gün Esma mertehesi, - üçüncü gün Sıfat mertebeyi, - dördüncü gün ise Zat mertebesi, iradesindedir. Zat-ı mutlak merlebesinde her şey tam bir bütünlük içinde olup, farklılık ve zuhur olmadığından fiil de yoktur, bu sebebten dördüncü gün kurb’an kesilemez. “Baka billah” “Allah’da baki olma”, “seyr’i fillah” “Allah’da seyr”, “Mea Allah” “Allah ile...
- **Nûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (236 24 24 Kur Ker Yol Nûr Sûresi   Murat Deruni)
  > Hepsi bir geliş üzere müsavi olduklarından, her şey bütün vakitlerde hamd ile tesbih eylediklerinden farklılık kalkmış, giz-li bâtın yol kalmıştır. Zira marifette zahir yol eşyayı zıdla-rıyla tanımaktır. Nûr , zâtıyla zahir ve eşyanın da kendisiyle zahir ol-duğu şeydir.
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (250 42 38 Ku Ker Yol  Şûrâ  Sûresi   Murat Derûni)
  > Bazı velilerinde bazı sözleri birbirine uymuyor. Oda veli diğeride veli ama söylemlerinde farklılıklar olabiliyor, bu farklılık mertebesi itibarıyla mseleye baktığından değişiklik arz ediyor. Bir arif bunların hepsini tanıdığından mertebelrini de tesbit ettiğinden onun yerindeki hakkını veriyor.
- **Zuhruf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (252 43 43 Ku Ker Yol  Zuhruf  Sûresi   Murat Derûni)
  > Bu kulluğun bir önceki âyette müttaki diyerek olduğu gibi şeriat, tarikat, hakikat ve marifet mertebeleri ile bu kulluk hali farklılık gösterir. Şeriat ve tarikat mertebesinde kul ve rab vardır. İbadet kuldan rabbe doğu yapılır. Hakikat mertebesinde ise kul yoktur kime ibadet edecektir.
- **Zümer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (257 39 8 Zümer Sûresi T.O. Cem Cemâlî (1))
  > Nisâ 4/48 ve 4/116'daki " Allâh, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz " ifâdesi ile bu âyet arasındaki görünürdeki farklılık, ilkinin tövbesiz, ikincisinin tövbe ile kayıtlı olmasıyla giderilmiştir. Bâzı müfessirler, bu âyetin nüzûl sebebi olarak Vahşî b.
- **Kamer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (261 54 44 Ku Ker Yol  Kamer Sûresi   Murat Derûni)
  > Yani herkeste mucizenin tesiri aynı şekilde olmaması iman nurlarının kendilerinde olmamasındandır. Ve kalblerinde te'sîrin umûmî olmayışı da, isti'dâdât-ı zâtiyye ve gayr-ı mec'ûlelerinin farklılık bulunmasındandır. İsti'dâd-ı gayr-ı mec'ûl Fass-ı Üzeyrî'de izah olunmuştur; oraya müracaat buyrulsun.
- **Doğdular, Yaşadılar — Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (76 5 Do dular ya ad lar hik yesi son hali 1)
  > Padişah olan, beşer olan insan vakti zamanı gelince, beşer olarak ölecek ama hiçbir zaman, zaman imamsız kalmayacak. Her zamanın imamı olacak. Neşelere göre farklılık arz edecek. Mânâda ise her zaman diri olacak. Doğduğunda zâhirde dirisin ama, mânen ölüdür. Zâhirinde öleceksin ki mânâ dirilecek.
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 1)
  > Ayrı bir yönden bakıldığında, - birinci gün Ef’âl mertebesi, - ikinci gün Esmâ mertebesi, - üçüncü gün Sıfat mertebesi, - dördüncü gün ise Zât mertebesi, irâdesindedir. Zât-ı mutlak mertebesinde her şey tam bir bütünlük içinde olup, farklılık ve zuhur olmadığından fiil de yoktur, bu sebebten dördüncü gün kurb’an kesilemez. “Bakâ billah” “Allah’da bâki olma”, “seyr’i fillah” “Allah’da seyr”, “Mea Allah” “Allah ile...
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  1)
  > Ayrı bir yönden bakıldığında, - birinci gün Ef’âl mertebcsi, - ikinci gün Esmâ mertehesi, - üçüncü gün Sıfat mertebeyi, - dördüncü gün ise Zât mertebesi, irâdesindedir. Zât-ı mutlak mertebesinde her şey tam bir bütünlük içinde olup, farklılık ve zuhur olmadığından fiil de yoktur, bu sebebten dördüncü gün kurb’an kesilemez. “Bakâ billah” “Allah’da bâki olma”, “seyr’i fillah” “Allah’da seyr”, “Mea Allah” “Allah ile...
- **Hûd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hud Suresi)
  > ...her gücün kendini yeterli gördüğünü anlarız. Hz. İbrahim ise meleklere itiraz etmiştir. Oysa meleklerin aldıkları cevap “Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” (Bakara/30) olmuştu. Ama İbrahim pey...
- **Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Yûsufiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nûriyye)
  > Arada benim ile beraber olduğunu şimdi bildim. Talep ve araştırma ile bir makama ulaşırım demiş idim. Halbuki onun tefrika (ayrılık) olduğunu şimdi bildim." عالم وهم و خيال طمع و بيم هست رهرو را یکی سد عظیم Tercüme: "Vehim ve hayâl ve tama' ve korku âlemi, yolcu için bir sedd-i azîmdir.
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Îseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nebeviyye)
  > Böyle olunca, sorgulayan için edepte cevap lazımdır. Çünkü Hak, onun için bu makamda ve bu surette tecelli ettiği zaman; hikmet, cem' (birlik) ile tefrika (ayrılık) aynında cevabı gerektirdi. Bu sebeple dedi: "Seni tenzih ederim"; ve tenzihi öne aldı. Şu halde, muvacehe (yüz yüze gelme) ve hitabı gerektiren "kâf" (sen zamiri) ile sınırladı.
- **Ramazan ve Oruç** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ramazan ve Oruç)
  > Bir tarafta vahdet ilmini bir tarafta da farklar ilmini ver­di: Çünkü her oluşum bir esmânın özelliğinden kaynaklandığına göre tabii ki bu hadiseler farklılık arzedecektir. İşte bunun bilgisini de verdi. (yani Kûr’3an’ın furkan yönü) “femen şehide” Kim ki bu ayı görünse, bu aya ulaşırsa, “min kümüşşehrafel yesumhü” hemen oruç tutsun.
- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (247 37 40 Ku Ker Yol  Saffat  Sûresi   Murat Derûni (1))
  > Akdeniz çevresi dinlerinde özellikle Kenʻan mitolojisinde ve Ugarit metinlerinde çokça rastlanan bir tanrının adı olan Baʻl (Baal), Sâmî dillerde “efendi, üstün olan, bir şeyin sahibi, yüce, Tanrı’ya yaklaştıran put” anlamlarına gelir. Kelimenin telaffuzu dillere göre farklılık arzetmektedir. Buna göre kelime Kenʻan dilinde ve İbrânîce’de ba‘al ; Ârâmîce ve Süryânîce’de beēl ; Arapça ve Habeşçe’de baâl veya baʻl...
- **Haşr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (265 59 48 Ku Ker Yol  Haşr Sûresi   Murat Derûni)
  > Bu “aşk-ı küll”ün zıddı, mecâzî olan “aşk-ı cüz’ dür ve Hakk’ın gayri görünen sûretlere muhabbettir. “Aşk-ı küll” mâye-i sulh ve ittihâddır. Ve “aşk-ı cüz’ mâye-i tefrika ve nizâ’dır. Aşk-ı küllün üstâdı enbiyâ ve onlann vârisleri olan evliyâdır. Zîrâ efrâd-ı beşeri mâsi- vâ-yı Hakk’a muhabbetten tebrîd ve muhabbet-i Hakk’a teşvîk ederler.
- **Karagün Dostuyum (Cilt 2)** — Nusret Tura (85 Karagün Dostuyum (ii))
  > Yanmakta olan bir varlık ateşten korkar mı? Hattâ bu kömür ateşi, bu odun ateşi, bu petrol ateşi diye tefrika imkân var mıdır? Ağaç, işe yaradığı müddetçe ağaçtır, odundur, sonu ateştir. İnsan da doğar, bir müddet öğrenir, dünyalık temin eder.
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İlyâsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İnâsiyye)
  > Eğer esmâya nazar edersen, her birisi bir âyîne mesâbesinde bulunan o esmânın mezâhirinde vech-i vâhid-i Hakk'ı türlü türlü görürsün; ve bu nazar, senin hâtırına tefrika verir. Fakat derûnun- da cemî'-i suver manzûr olan ahadiyyet-i zâtiyye âyînesine nazar edersen, vücûd-1 vâhid-i Hakk'ın sûretini vahdet üzere müşâhede edersin.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5)
  > Halbuki halk birtakım esbaba teşebbüs edip, Hak'dan gâfil olarak, fakirlikten necâtı bu esbâbdan bilirler. Netîcede tuzlu su deryâsı mesâbesinde olan gam ve tefrika içinde gark olurlar. Zîrâ refâh ve saâdet-i sûrî, mutlakā esbâbdan değildir; eğer esbabdan olmak lâzım gelse idi, gece ve gündüz musırrâne esbâba tevessül sûretiyle canlarını kemirmiş olan kimselerin hepsi, refâh içinde bulunmak îcâb ederdi.

## İlgili Kavramlar

- [Vahdet-i Vücud](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/vahdet-i-vucud) — related
- [Cem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/cem) — related
- [Tevhid](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tevhid) — related
- [Fena](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fena) — related
- [Beka](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/beka) — related
- [Vahdet-i Vücud](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/vahdet-i-vucud) — related
- [Cem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/cem) — related
