# Fena

> Yokluk, fani olma. Nefsin ve benliğin yok olması hali.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fena

---

## Tanım
Fenâ, sâlikin kendi beşerî sıfatlarından, iradesinden ve benlik şuurundan sıyrılıp yalnızca Hakk'ı müşâhede etmesi halidir. Ebû Yezîd el-Bistâmî ve Cüneyd-i Bağdâdî'den itibaren tasavvufun en merkezî terimlerinden biridir.

## Mertebeleri
Klasik sûfî tasnifi fenâyı üç mertebede anlatır:
1. **Fenâ fi'ş-şeyh** — Sâlikin mürşidinde kendini yok sayması (edeb ve teslimiyet).
2. **Fenâ fi'r-Resûl** — Hz. Peygamber'in sünnet ve ahlâkında erimesi.
3. **Fenâ fillâh** — Hakk'ın sıfatlarında beşerî sıfatların tükenmesi.

## Beka ile İlişkisi
Fenâ, mutlak yokluk değildir; benliğin yok olmasından sonra [beka](/wiki/beka) gelir — "beka bi'llâh", yani Hakk ile, Hakk için var olma. Cüneyd: "Sûfî önce kendinden fânî, sonra Hakk ile bâkî olandır."

## Kur'an Referansı
- **Rahmân 55:26-27** — "Yeryüzündeki her şey fânîdir; ancak celâl ve ikrâm sahibi Rabbinin vechi bâkî kalır."
- **Kasas 28:88** — "Her şey helâk olucudur, O'nun vechinden başka."

## İbn Arabî ve Mevlânâ
İbn Arabî fenâyı "vahdet-i vücûd"un yaşanan hali olarak yorumlar: kul, kendi varlığının asılsızlığını idrak edip Hakk'ın vücûdunda erir. Mevlânâ *Mesnevî*'de neyi, aslından koparılıp Hakk'a özlem duyan insân-ı kâmil sembolü olarak anlatırken fenâyı "aşk ateşinde yanmak" metaforuyla işler.

## İlgili Kavramlar
- [beka](/wiki/beka)
- [vahdet-i-vucud](/wiki/vahdet-i-vucud)
- [sekr](/wiki/sekr)

## Kaynaklar
- Cüneyd-i Bağdâdî, *Kitâbü'l-Fenâ*
- İbn Arabî, *Fusûsü'l-Hikem*
- Mevlânâ, *Mesnevî*

## Bu Kavramın Geçtiği Eserler

- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10)
  > Ma’lûmdur ki, nefs-i insânî iktisâb ettiği sıfatlara göre birer isim alır: Nefs-i emmâre dâimâ fenâlığa ve fisk u fücûra mütemâyil olup bunları icrâ ile emreder; ve nefs-i levvâme yaptığı fenâlıklardan peşîmân olup niçin yaptım diye kendini levmeder; ve nefs-i mutmainne dâimâ Hakk’ın emrine mutî’ olup hüsn-i ahlâktan mütelezziz olur ve zikr-i Hak’la mutmain bulunur.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3)
  > Binâenaleyh tâlibe, şerîat üzerine zâid tasarruf etmemek lâzımdır. Zîrâ o amel-i rahmânî değil, amel-i şeytânîdir.” Böyle olunca, ifrat derecede açlık fenâ olduğu gibi, ifrat derecede tokluk dahi fenâdır. Binâenaleyh, mizâcın ıslâhı ve bünyenin kıvamı için, sâlik nefsin hakkı olan gıdâyı almak lâzımdır.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2)
  > Hakk'ın hitabı, perde içinde ve perdesiz olarak onu verir ki, onu cebinden Meryem'e verdi. Yani "tamamen yok olma" (fenâ-yı küllî) hâlinde bulunan insân-ı kâmillere Yüce Allah hitap eder. Bu hitap iki şekilde gerçekleşir. Ya ikilik perdesi olmaksızın doğrudan doğruya, harf ve sesin karışması olmaksızın gerçekleşir; veya ikilik perdesi arkasından ortaya çıkar; ve ikilik perdesi arkasından ortaya çıkışı şudur ki: Ya...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1)
  > Fakat bu duyguların fenâ veyâ iyi cihetlere tevcîhi mes'elesi vardır. Eğer bu hırs ve muhabbet kâmilen dünyâ cihetine tevcîh olunursa, hevâya sarf edilmiş olur; fakat Hak tarafına tevcîh olunursa, sağlam bir cihete sarf edilmiş olur. Binâenaleyh bu hususta bir kimsenin mal tahsîli emrindeki niyeti mu'teber olur.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6)
  > Bir Hakk Yolcusu kendi tedbirini unutup, Hakk'ın halifesi olan insân-ı kâmilin tedbir ve iradesinde fani olursa "fenâ fi'ş-şeyh" (mürşitte fani olma) mertebesine gelir ve taze baht ile yeni bir âlem bulur. İnsanın kendi nefsinde tevehhüm ettiği varlık ve enâniyet ve bu enâniyetine müstenid olan tedbirleri vech-i Hakk'a hicabdır.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11)
  > Şeyh benim kitabıma bakmadan ve adını sormadan: "Yâ filân! Senin bu kitabın ne fenâ arkadaştır! Git, bu kitâbın yazılarını sil!" dedi. Ben şeyhin korkusundan kasdettim ki, şeyhin huzûrundan çıkayım ve o kitâbı eve bırakayım ve bir daha yanımda beraber getirmeyeyim.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9)
  > Bu beşerin gönül sıkıcı ve nefret verici olmak üzere dört esaslı fenâ sıfatı vardır. Bu dört tâne kötü sıfat beşerin aklını çarmıha germiş ve bağlamıştır. Bu dört sıfat yüzünden beşer aklını kullanarak doğru hareket edemez.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13)
  > Halbuki hâl-i cimâ' erkeğin kadında ve kadının erkekte fânî olmasıdır; ve hâl-i fenâda ise akıl ve muhakeme kalmaz. Nitekim Hak'ta fânî olan evliyâ hakkında أَلَا إِنَّ أَوْلِيَاءَ اللهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ (Yûnus, 10/62) ya'nî “Âgâh ol!
- **Mir'at-ül İrfân ve Şerhi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (58 MİR’AT-ÜL İRFAN ve ŞERHİ)
  > O’nun gayrı için bir vücûd düşünülemez, hatta yokluğu da yâni fenâsı da hatta ne ismi, ne de müsemmâsı düşünülebilir sakın ha çok çok sakın bu mânâları inkara kalkmayasın sonra yanarsın çünkü delilimiz kesindir, sağlamdır çünkü Resûlullah (s.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8)
  > Ya'ni, "Ey ehl-i Hakk'ın murâdı üzere hareket eden sâlik, dûçâr olduğun nâhoş ahvâlden dolayı, sakın başkalarını tecrîm etme, o ta'yîni kesi- len gulâmin yaptığı fenâ düşüncede bulunma!" "Sikâlîden", fikr etmek ve düşünmek demekdir. 1909. Bir Fir'aun gibi ki, Mûsa'yı bırakmış idi, halkın çocuklarının başını kapar idi.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4)
  > Ve bu cevabın hülâsası budur ki, her bir kemâl üzerine bir noksanlık terettüb eder. Meselâ noksanlık ve fenâlıktan ibaret olan ölümün sırrını anlamak istersen, haşre nazar et! Zîrâ eğer ölüm olmasa idi, haşirde olan rü'yet-i Hak ve diğer cennetin ni'metleri bulunmaz idi.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7)
  > " "Hubs", murdarlık ve "cevr", haddi tecavüz etmek ve yoldan çıkmak demektir. Ya'ni, “O fenâ kimseler benim hakkımda o kadar murdarlık ve zulüm yaptılar ve haddi tecavüz ettiler ki, nihâyet beni şerden hayra attılar." 88. "Her bir vakit ki, dünyaya teveccüh ederdim, ben onlardan yara ve darbe yerdim.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5)
  > İkinci olarak, yüce eşlerinin vefatı üzerine ailevi sıkıntıları ortaya çıkmıştır. Nasıl ki Mesnevî'nin ikinci cildi bu yüzden gecikmeye uğramıştır. Üçüncü olarak, hazretin fenâ (Allah'ta yok olma) hâli içinde bulunmaları da muhtemeldir ki, bu yüce hâl içinde bulunan evliyâullaha (Allah dostlarına) kesret (çokluk) âleminin gereği olan yazma ve okuma zor gelir; ve bekâ (Allah ile var olma) hâline gelinceye kadar, bu...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12)
  > Zira şeyh موتوا قبل ان تموتوا [ya'nî "Ölmeden önce ölünüz!"] hükmünce "mâ [:biz]" ve "men [:ben]"den geçip ve kendi kendinden fenâ bulup nûr-ı Hak'ta müstehlek oldu; ve artık o nûr-ı Hak olmuştur. Ve her kim ki arkasını nûr-ı Hakk'a dönüp, yüzünü duvara çevirse, muhakkak sûrette arkasını kıbleye döndürmüş olur.
- **A'yân-ı Sâbite** — Terzibaba - Necdet Ardıç (78 A’yân-I Sâbi̇te)
  > Neden, cebir ve cabbariyet ikilik gerektirir, yani bir cebreden olacak, bir de onu da yapan olacaktır. Fenâfillâh mertebesinde böyle bir husus olmadığından orada da gene Hakk kendi fiilini kendi işlemektedir. İkinci bir kişi yok ki cebir etmiş olsun. Dolayısı ile cebriyecilerin de ifadeleri çürük olmuş oluyor.
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (127 15 2 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > ...Fenâdâ fizzûlümâti en lâilâhe illâ ente sübhaneke inni küntü minezzâlimiyn. “ Karanlıklar içinde “senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, doğrusu ben zalimlerden...
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç (131 Kur n Ker mde yolculuk 53 Ayetleri ve Tezi Baba)
  > ------------------------- Hakikati Buldurur Ahmed sayısı elli üç tür , Necdet sırası bu gelmiştir, Rû’yet darısını görmüştür, Aba hakîkati buldurur. Fenâ derdi nefsi öldürür, Gülünde ki kuşu bülbüldür, Dünyadayken seni güldürür, Gaybın hakîkati buldurur. Gönül marifeti buldurur, Girersen kâ’besine oldurur, Bir gün duvarını doğrultur Kâmil hakîkati buldurur.
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (165 9 Kiyâmet Sûresi̇)
  > Pek zâlim olanların cezâsı da pek şiddetlidir. Çünkü Hak Teâlâ Hazretleri'nin "Adl" ism-i şerîfinin gerekleri, çok fenâya, çok fenâ karşılık vermektir. Nitekim âyet-i kerîmede “Ve cezâu seyyietin, seyyietün mislühâ” (Şûrâ, 42/40) Ya’nî "Ve fenâlığın karşılığı, onun benzeri fenâlıktır" buyrulur.
- **Altı Peygamber - Hz.İsa (a.s) Ruhullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (60 6 Peygamber (5))
  > ..., “İsâ fenâ fillâh -Rûhullah” hakikatini, onlara aittir diye terk etmek herhalde akıllıca bir iş olmasa gerektir. Bütün bu mertebeler İslâm’ın içinde mevcud olup on...
- **Reşahât — Aynü'l-Hayât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (65 Reşahat Ayn-EL Hayat)
  > Fenâfillâh olacak, bakâbillâh olacak? Bu kitabımızın içerisinde bazı bölümler var. Bu gerçek mâ’nâda tevhîdi anlatan bölümlerdir, ancak onlar buralara pek itibar etmediklerinden, daha ziyâde nakillerini okumaktalardır.
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (126 14 1 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > Bir önce yazmış olduğum Terzi Babam hakkında ki fakîrin ilk derleme kitâbı olan Terzi Baba (19-53) Hakîkat/fenâfillâh mertebesi ağırlıklı, Terzi çırağı ve kalfası olarak yazmıştım. Çıraklık ve kalfalık eseri olduğunu düşünüyorum. Hayırlı Geceler Efendi Babacığım, İnşallah işin bu kısmını da himmetiniz ile yavaş yavaş öğreneceğiz.
- **DVT-C001 (Ses Kaydı)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (1772747276481 DVT C001.MP3)
  > Sirâceddin Efendi’yi görüşme için beklerken bir halifesi bekleyenlere kısa bir sohbet vermişti. Bu sohbette fenâ ve beka mertebelerinden de bahsetti. Necdet Efendi, “Fenâ ve bekânın hâli ve sınırları nelerdir?” sorusunu sordu.
- **Mü'minûn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (239 23 7 Mu'minûn Sûresi.T.O.Cem Cemâlî)
  > (118)'in rakamlarını tek tek toplarsak, (1 + 1 + 8 = 10 ) eder ki, " fenâ-fillâh " ve " Îseviyyet mertebesi "dir. Kelime sayısı ( 1840 ): (18) sayısı " (18) bin âlemi ", (40) ise " kemâl yaşı "nı ifâde eder.
- **Zümer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (257 39 8 Zümer Sûresi T.O. Cem Cemâlî (1))
  > Allâh'a kulluk, nefsânî benliği terk ederek fenâ fillâh ve ardından bakâ billâh yaşantısına ulaşmak, mârifet mertebesi itibâriyle Allâh'ın gerçek ma'nâda halîfesi ve Zâtî tecellîgâhı olmaktır. Kendindeki Hakk'ı bulmak ve O'nunla yaşamaktır.
- **Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (89 6 her ey merkez nde mi hik yesi)
  > Merkezinde bırakırım sözü fenâfillâh mertebesidir enfüsünde ve afakında Hak la beraberdır. Efendı Babama selâmlar Zü….. Bi….. ------------------------ (17) Nu….. Ni…… Ha…. Ko….. From: terzibaba13@hotmail.com Subject: RE: Date: Thu, 27 Feb 2014 11:33:57 +0200 Hayırlı günler Nu…
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hicr Suresi)
  > Evvelâ ondaki emmârelik ve levvâmelik hükümleri, daha sonra gaflet hâli (mâsivâ ile meşgûl olma hâli) ve nihâyet izâfî benlik anlayışı helâk olur ve kişi “fenâ”ya ulaşır. Sondaki “nâ” takısı bu dönüşümün Zâtî bir yardımla mümkün olabileceğinin ifâdesidir. Bu işin “ kitâbun ma’lûm ”da olması, belirli bir ilâhî sistem içerisinde ve kişinin ayn-ı sâbitesi çerçevesinde vakti geldiğinde oluşmasıdır, diyebiliriz.
- **Terzi Baba’nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı Yüksek Lisans Tezi** — Canan Çalışkan (Terzi Baba’nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı)
  > [152] Terzi Baba’ya göre, tüm bunların anlamını idrâk eden bir kişinin “Allâhu Ekber” diyerek ellerini kulak memelerine değdirmesi fenâ ve bekâ arasında bir geçişin simgesidir. Kişi dünya ile olan tüm bağlarını terk eder ve Zât-ı İlâhî huzurunda bir irfanî seyr-ü sefer başlatır.
- **Zekât ve İnfâk** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Zekat ve İnfak)
  > Yani namaz’ın 5 hazret mertebesi içindeki bir diğer sayısal yönü fenâfillah (10) dur. Namaz sayısal değerleri (8+10+13= 31 ) dir. 31 ise Elif-Lâm (El) sayısal değeri ve tersten gizli yazışılı (13) tür. Oruç ise bilindiği gibi 9. Ay olan Ramazan ayında farz olmuştur.
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İbrâhîmiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Müheymiyye)
  > ...Binâenaleyh abdin Hak’ta sıfâtıyla fenâsı, hubb-i nevâfildir, ya’ni zâiddir. Böyle olunca İbrâhîm (a.s.), keennehû hazarât-ı ilâhiyyeye ve sıfât-ı ilâhiyyeye dâhil...
- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (248 38 Sâd Sûresi Abdürrezzak tek Muhtefi.)
  > Beşincisi : Sâd harfi, âriflerin kalplerinin safvetini, muhiblerin muhabbet hakikatlerindeki doğruluğunu, âşıkların göğüslerindeki ateşin alevlenişini, istikamet ehlini ise kadîm müşâhede makamındaki sıralarını haber vermektedir. Zira onlar, fenâ vasfıyla bekânın celâlini tartmışlardır. “Sâd”ın okunuşu, etimolojisi, anlamı ve i‘rabı hususunda farklı görüşler ortaya konulmuştur.
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2)** — Nusret Tura (164 2 Esmâ’ül Hüsna)
  > Sistemimizin nasıl sağlam bir zemine dayandığı da açık olarak görülmektedir. Böylece (52) gecede fenâfillâh hükmüne girmiş olarak, (53) sabahında yeni bir güne doğan ma’nâyı Nusretiyye bakabillâh olarak (53) ün, seyrinde devam etmektedir.
- **Aşk ve Muhabbet Yolu** — Nusret Tura (77 Aşk VE Muhabbet Yolu)
  > İnsanın mi’racı da Peygamberimizde ve nihâyet Allah’da (fenâ fillah) yâni fâni olmaktadır. Bu keyfiyyet yalnız Peygamberimize mahsus değildir. Ümmetine de onun gibi yapmak, onun gibi olmak ruhsatı verilmiştir.
- **Kamer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (261 54 44 Ku Ker Yol  Kamer Sûresi   Murat Derûni)
  > Gece ile Fenâfillah mertebesi ifade edilmiştir. Sekine yani sükkun halinde olanında faaliyeti olmadığından Hakk kulun âleti olmakta ve kul dinlenme halinde, Hakkk ise faaliyette olmaktadır. eşşemsü vel kamerü bihusbanin “şems/güneş ve kamer/ay (hareketleri) hesab ile/a göredir .
- **Nûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (236 24 24 Kur Ker Yol Nûr Sûresi   Murat Deruni)
  > ...Fenâfillah ve Bekâbillah’ın Hakikat-i Muhammediye ile nûrlanması, (Nun) 30 adet, sıfırı kaldırırsak 3 dür. Nûr’u Muhammedin İlm’el Yakîn, Ayn’el Yakîn, Hakk’el Yakî...
- **Doğdular, Yaşadılar — Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (76 5 Do dular ya ad lar hik yesi son hali 1)
  > Olaylı ve sıkıntılı geçen bir günün akşamında, istemeyerek ve gayri ihtiyarî olarak ağzımdan bazı kötü ve fenâ kelimeler çıktı, sonra pişman oldum. Gece dua ederek yattım. Rüyamda, gökyüzünde bir melek, büyük bir şeffaf ekranın karşısında duruyor.
- **Ramazan ve Oruç** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ramazan ve Oruç)
  > Kişide bu hâliyle kendinde bulunan Hakka baka baka kararır ve Fenâfillah haliyye halkiyeti, Hakkiyete dönüşür. Tabii bakacağı bu üzüm taneside irfan ehli kâmil insandır. Hadi evladım, çıkar aradan artık at bak benim benlik noktam var mı? Diye 15 sene 20 sene söyler. Salikte bu kabiliyet var ise beşeri benliğini, önce izafi benliğe sonra, İlâhi benliğe çevirir ve “Dat” harfi oluverir “Sad” ve Sıfâtı İlahiyye çevirir.
- **Mutaffifîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (174 11 Ku Ker Yol Mutaffifin Suresi)
  > Bu 24 beyitlik şiir ki 24 saat ve 24 ayar olan Fenâfillah ve Bekābillah hakîkatlerini Hazret-i Nusret ile bu şiir’i ile sırlamıştır. Bu sırlı ilmeği çözme işini de zâhir ve bâtın İz-Terzi Babam-dan aldığım zâhir ve bâtın ilmi ile ve onun çırak ve kalfası olarak fakîre yaptırmışlar diye düşünüyorum.
- **Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (108 3 Ru ya Mana Alemi Terzi Baba ile ilgili zuhuratlar)
  > ) efendimizin hidayetine girip (fenâ firrasûl) “rasûlde fânî olmak” durumları vardır, ancak iblise bu yol kapalıdır o halde iblis kendi yönünden dahi onun sûretine girmek istemez girse bile iblisliği kalmaz, o zaman da kendi ortada kalmayacağına göre bunu göze alamaz.) (İz-T.B.) -------------- Bu izahlardan sonra, anlaşıldı ki; Hz.
- **Yehova Şahitleri ile Mülâkât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yehova Şahitleri ile Mülakat)
  > .... Îsâ a.s mertebesi îtibarıyla fenâfillah mertebesidir yâni Hakk’ta fâni olmak mertebesidir. Îsâ a.s kendisinden önceki diğer peygamberlere ve insanlara göre üstünl...
- **Altı Peygamber — Hz. Muhammed (s.a.v.)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (61 6 Pey 6 Hz.Muhammed s.a.v)
  > Bugünkü Benî İsrâîl ’e bakarak, (isr) in “ma’nâ âlemindeki yürüyüş” ün, hakikatini, yine bugünkü Hristiyanlık âlemine bakarak, “İsâ fenâ fillâh -Rûhullah” hakikatini onlara aittir diye terk etmek herhalde akıllıca bir iş olmasa gerektir. Bütün bu mertebeler İslâm’ın içinde mevcud olup onun varlığı ile vardır.
- **İnci Tezgâhı (2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (63 (İnci Tezgâhı))
  > (82-Mektuplar sayfa 47) ------------------- İNCİ MERCAN TEZGÂHI İlm-i İlâhî olan “İnci ve mercan” deryalarının tarlaların- dan toplanan bu müstesna tevhid ilmi ve yaşantıları, gönül tezgâhlarında fenâfillâh gecelerinin geç saatlerine kadar işlenir ve bakabillâh gündüzlerinde de, talipli olan gönül ehillerine ücretsiz olarak hediye edilir, kıymetini bilenlerin özel mülkleri olur.
- **Muhammed Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (251 47 28 Kur Ker Yol Muhammed sav Suresi  Murat Deruni)
  > '' “Benim çorak olan cismimden bir yeşillik, ya’ni, halka nâfı’ olan akvâl ve ef âl peydâ ola! O çorak cismim şimdiki halde fenâ sözlerim ve fenâ fiillerim ile bir dikenlikdir. Câiz ki senin nasâyihin ile cennetü’l-me’vâ ola!” “Cennet-i Me’vâ", sekiz cennetden birisinin ismidir.
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (249 40 42 Ku Ker Yol  MÜ'MİN Sûresi   Murat Derûni (2))
  > [25] “ İz- -T-B- ” ----------------- ********* Yine bileceksin ki maksudun sensin ve sen fenâ bulmaya muhtaç değilsin ve sen ne gelensin, ne de giden bulunduğu yerde kalansın, ama zamansız ve mekânsız, hatta an mefhûmu bile silinmiş olarak, ********* Kişinin belirli aşamaları geçebilmesi için tabî ki ona belirli bir süre karşındaki varlığa yöneleceksin gibi ikili hükümler ile uygulamalar yaptırılır daha sonra...
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (59 6 Peygamber (4))
  > Bugünkü Benî İsrâîl ’e bakarak, (isr) in “mânâ âlemindeki yürüyüş” ün, hakikatini, yine bugünkü Hristiyanlık âlemine bakarak, “İsâ fenâ fillâh -Rûhullah” hakikatini onlara aittir diye terk etmek herhalde akıllıca bir iş olmasa gerektir. Bütün bu mertebeler İslâm’ın içinde mevcud olup onun varlığı ile vardır.
- **İsrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (38 17 İ̇sra-Sûresi̇)
  > Diğer ifade ile içinde hem kesret hemde vahdet mevcuttur. Ayrıca “İseviyyet ve fenâfillâh” mertebelerini de ünyesinde bulundurmaktadır. “Mi’rac” ( معراج ) Arapça harfleriyle Ebced sayı değeri ise, (326) dır.
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (179 13 Terzi-Elif-Terazi-Teradî-İrfan Mektebi-Kırk Seyir)
  > Herhangi bir mahal fenâfillah’tan sonra bakâbillah hükmü ile hayatını sürdürüyor ise Hakk’ın varlığından başka kendi varlığında varlık bulamıyorsa ve “kimse kimse değildir” sözünün hakîkatine ulaşmış ise “o kimse” denilen bütün varlıkların Hakk’ın varlığında olan isimlerin birer tecellisinden başka bir şey olmadığına âriftir. Efendimiz (s.a.v)’in “Bana bakan Hakk’ı görür” buyurması bu gerçeğin ifâdesidir, yâni Hakk...
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1)** — Nusret Tura (163 1 Esmâ’ül Hüsnâ)
  > Hal-i aslisinde sakin olan insan içince arslan kesilir, gaddarlaşır, her fenalığı yapar. Cezasını düşünmez oysa ki ceza; yapılan fena hareketlerin aks-i sedasıdır, yankısıdır. Kişi yaptığı kabahatla kendi cezasını vermiş olur. İnsanlar niçin aynı seviyede değillerdir.
- **Meryem Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (30 19 MERYE)
  > Îsevîyyet mertebesinin bu kemâlatı bize fenâfillah mertebesine kadar olan kemâlatı göstermektedir. Sûre-i Şerîf’te zâten Îsevîyyet’in zuhur mahalli yâni rahmidir. Meryem Sûresi Îsevîyyet mertebesidir ancak bağlı olduğu yer Hakîkâti Muhammedîyye’dir ve bunlar Allah’ın indinde hepsi bir sistem içinde olan güzelliklerdir.
- **Feth Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (19 Sûre-İ Feth)
  > Ve Allah, onlara gazab etmiş ve onlara lânet eylemiştir ve onlar için bir cehennem de hazırlamıştır. Ve ne fenâ bir uğranacak yer!” وَلِلَّهِ جُنُودُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا (ve lillâhi cünüdüssemavati velardı ve kânellahü azîzan hakîma.
- **Kâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (254 50 32 Kur Ker Yol Kaf Sûresi ve  Mustafa Hilmi Sâfî  Hz.   Murat Deruni)
  > Ya’ni Hak Teâlâ buyurur ki: “Ey fenâ niyetli ve fikirli olan insan! Ben seni nereden çıkanp, böyle mütenâsibü’l-a’zâ bir hey’ete getirdim? Sen hidâyetini düşünürsen, sana ondan iğrenmek gelir. Zîrâ bugün senin aslın olan nutfe eline bulaşsa yıkarsın; mütemekkin olduğun rahmin kanı bir tarafina bulaşsa, iğrenerek yıkarsın.
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (36 2 Bakara-Sûresi̇)
  > Namazda da ayakta durduğumuz zaman “Elif” oluyoruz, rükûya eğildiğimizde “Dal” oluyoruz, secdeye gittiğimiz zaman “Mim” oluyoruz, işte bunu fiilen yaptığımızda biz Âdemiz demesekte şeklen bunu ıspatlamış ve mühürlemiş oluyoruz, her gün Kırk defa, ayakta durduğumuz zaman İbrâhîmiyyet mertebesi, rükûya vardığımız zaman Mûseviyet mertebesi, secdeye vardığımız zaman İseviyet mertebesi, çünkü yokluk, fenâfillâh...
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Tevbe Suresi)
  > Kurt ki, fenâ gübre içinde doğmuştur, anber ile kendi huyunu döndürmez. “Nitekim pis olan gübre içinde doğup peydâ olan kurtcağız, zâhirî anber ile kendinin gübreden haz almak huyunu tebdîl etmez." Bunun gibi cisim gübresi içinde doğan o müşrikler dahi, anber mesâbesinde olan nasâyih-i enbiyâ ve evliyâ ile şehevât-ı nefsâniyye ve huzûzât-ı cismâniyyeye dalmak âdetlerini terk ve tebdil etmezler.
- **Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (54 90 Beled-Şems-leyl-Duhâ-İnşirâh)
  > Ve Duha-kuşluk, Rûh güneşinin Fenâ fillâh gecesi-leylinden çıkıp baka billâh gündüzüne doğru yol almaya başladığı eşyanın tamamen ortaya çıktığı ve gölgesini önüne kattığı zamana ve bunun karşılığı olan İnsanda ki yaşam seyrine andolsun ki tecelli İlâhiyyenin mazharıdırlar.
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Nahl Suresi)
  > Sözlükte “renklenmek, boyanmak” anlamındaki telvîn ile “yerleşmek, karar kılmak, sabit olmak” anlamındaki temkîn tasavvuf literatüründe fenâ-bekā, sekr-sahv, cem‘-fark gibi karşıt terimler olarak kullanılmıştır. Telvîn ve temkin bazı eserlerde televvün - temekkün diye geçer. Serrâc’ın, “Telvîn kulun hallerinde değişiklik göstermesidir” şeklindeki tanımı ( el-Lüma‘ , s. 357) sûfîlerce kabul görmüştür.
- **Ahzâb Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (243 33 25 Kur Ker Yol Ahzab Sûresi   Murat Deruni)
  > O biri bir şeyhe töhmet koydu, dedi ki: "O kötüdür ve doğru yolda değildir." Yabancı bir kimse bir şeyhi kabâhatli addedip dedi ki: “O şeyh fenâ bir adamdır ve efâli ve harekâtı şeriat dâiresinde değildir.” 3293. "Şarap içicidir ve mürâî ve habistir; mürîdlere nerede yardımcı olur!
- **Gülşen-i Râz ve Şerhi (1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (75 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ)
  > ” Bu hadisi şerif ile diğer yönden fenâfillaha giden yol anlatılmaktadır. Kişi kendi varlığının yokluğunu yavaş yavaş idrâk etmeye başladığında karanlığa doğru, yokluğa doğru gitmiş olur. İşte ilk başta vahdet bilgisi kişinin kalbinde bir nokta olarak belirmektedir, bu yavaş yavaş geliştikçe bütün kalbi istilâ eder ve orası nefsâniyetten kurtulup Hakk’ın mülkü olmuş olur.
- **Haşr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (265 59 48 Ku Ker Yol  Haşr Sûresi   Murat Derûni)
  > 'Ru’b', fenânın başlangıcıdır. 'Beyt', nefsin 'akîde'sidir; 'elyed' (el) ile yıkılır, yani 'Lâ ilâhe' ile... Ey ulül ebsâr, görün: Bu, nefsin hikâyesidir!" [11] ---------------- وَلَوْلَا أَن كَتَبَ اللَّهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَاء لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْآخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ {الحشر/3} (59/3) “Ve levlâ en keteba(A)llâhu ‘aleyhimu-lcelâe le’azzebehum fî-ddunyâ ve lehum fî-l-âhirati...
- **Namaz Sûreleri (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (68 1 Namaz-Sûreleri̇)
  > Ved Duhâ-kuşluk, Rûh güneşinin Fenâ fillâh gecesi-leylinden çıkıp baka billâh gündüzüne doğru yol almaya başladığı eşyanın tamamen ortaya çıktığı ve gölgesini önüne kattığı zamana ve bunun karşılığı olan İnsanda ki yaşam seyrine andolsun ki tecelli İlâhiyyenin mazharı- dırlar. İşte bu yüzden biri fenâfillâh diğeri bakâ billâh olmak üzere iki rek’at namaz kılınması ısrarla tavsiye edilmiştir.
- **Genç ve Elmas Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (27 Gen ve elmas dosyas)
  > Emrin düşünülmeden ve tereddüd edilmeden yapılması ise fenâ fillâh mertebesinin yeridir. Ne zaman ki, Sultan Mahmud denilince, Ayaz akla geliyorsa vahdettir artık. Yine de Sultan Mahmud, Sultan’dır. Ayaz ise Sultan’la Ayaz olmaktadır.
- **Bakara Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (34 Bakara dosyas)
  > "Nefs-i emmâre kurban edilince, fenâ makâmından geçip bekâ makâmı-na ulaşan nefs, nefs-i sâfiye adıyla yeniden doğmuş, her azasından ebedi hayat ve bekâbillah sırrı zuhur etmeye başlamış, Rûh'ül emin'in idaresinde, İseviyet sırrı ile, Nefes-i Kudsi ve Nefes-i Rahmâni'nin tecelligâhı olarak, katledilen istidat-ı asliyyeyi diriltmiştir.
- **Esintiler (4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (170 4 Esi̇nti̇ler)
  > Tirmizî, Daavât 52; İbni Mâce, Rü’yâ 3) * * * Ebû Katâde radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sâlih rüya -bir rivayete göre güzel rüya- Allah’tandır. Fena rüya da şeytandandır. Kim hoşuna gitmeyen bir rüya görürse, sol tarafına üç defa üflesin ve şeytandan Allah’a sığınsın.
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (28 (tesbîh VE Zi̇ki̇r))
  > ) ın şahsında İnsânlık âlemine (Kûdsiyyet) “Rûh-ul Kûds” (fenâ fillâh) yolu açılmıştır. Daha evvelce İnsânlık âleminde Âdem peygamber ile başlayan (venefahtü) “Ben ona Rûhumdan üfledim” bilgi ve yaşantısının diğer mertebelerden geçerek Mûsâ (a.s.) a kadar gelen kısmında ki, Rûh mertebesinin ismi “Rûh-u sûltân-î” dir.
- **Fâtır Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (244 35 37 Ku Ker Yol  Fatır Sûresi   Murat Derûni son)
  > Şeyhin irâdesinde fânî olmaktan ibâret olan “fenâ fi’ş-şeyh” mertebesinden terakki edip, vaktaki kendi mevhûm olan vûcûd-i izafini vücûd-i hakîkîyi Hak’ta fânî kılasın ve kendi enâniyetini unutasm, (Ankebût, 29/45) ya'ni “Allâh’ın zikri ekberdir” âyet-i kerîmesi hükmünce seni yâd ederler. O vakit Hakk’ın bendesi olursun ve sana “abdullah" derler.
- **Ra'd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (255  13 Ku Ke Yol Ra'd Sûresi)
  > İşte o zaman ancak (o bizde biz onda) onunla bir olup (fenâfirrasûl) böylece (Bakabillâh) Mi’râc yolcusu olmuş oluruz, İnşeallah. Şefeat ondan gayret bizden kolaylaştırmak ve affet-mek hakk’tan’dır. Hakk doğruyu söyler ve doğruya ulaştırır. (Elhamdülillâhi Rabb’il alemiyn) (Hamd Allah’a mahsustur,gerçek Hamd’ı ancak Allah (c.
- **Zâriyât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (260 51 31 Kur Ker Yol Zariyat Suresi ve Hazmi Tura hz.   Murat Deruni)
  > Ve hayât-ı dünyeviyyede kendisine isâbet eden belâlardan mütesellî olur ve ölüm, nazarında o kadar korkunç bir şey değildir. Kâfirler ve münâfıklar ise bu ni’metlerden mahrûmdurlar. Zîrâ bu ni’met onlara fenâ gelir. Ve gıdâ ve şâir husûslarda da böyledir. Meselâ ba’zı kimselere ba’zı meyveler lezzetli gelir; ba’zı kimseler ise onları hiç sevmezler.
- **Enbiyâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (233 21 26 Kur Ker Yol Enbiya Sûresi   Murat Deruni)
  > ...(10) Fenâfillah, Sıfât Mertebesi, (11) Bakabillah, Hz. Muhammed, (12) Hakikat-i Muhammedi, (14) Hakikat’ül Ahadiyet’ül Ahmediye, (14) Nur-u Muhammedi… Allah'tan kor...
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (250 42 38 Ku Ker Yol  Şûrâ  Sûresi   Murat Derûni)
  > Bu halede “kurbu nevafil” hakiki sünnet yaşantısı Fenâfirresül hali denilmektedir. “Melekler” kuvvelerin esmâlar “subbuh” ve “kuddüs” esmâlarıdır. Bu esmâlar ile rablerine hamd etmektedirler. Ve bizlerin beden arzında bulunan kimliklerimiz için kuvvelerimiz mağriret talep etmektedirler.
- **Risâle-i Gavsiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (66 Risaleyi Gavsiyye)
  > .... Bu şekilde de fakr hakîkâti bir bakıma fenâfillah yâni Hakk’ta fâni olma mertebesidir. Fakrın bir sonrası miskinliktir. Miskinin hiçbir şeyi yoktur. Temizlenmiş o...
- **Mektuplarda Yolculuk — M. Nusret Tura** — Nusret Tura (82 Mektuplarda yolculuk M.Nus Tura)
  > Hilkat kadrosundan; fenâ ve lüzumsuz gördüklerimizi birer birer çıkarırsak geniş bir boşluk kalır. Belki, bizim de çıkarılmamız icap edecek zaman gelir. Bir buz parçası suya atılırsa yavaş yavaş buzluğu kaybolur. Hangi yaşta ve hangi mektepte olursan ol, sana talebe derler.
- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (234 22 27 Kur Ker Yol Hac Sûresi   Murat Deruni)
  > Dördüncü kıyâmet: Ârifîn-billâh hazarâtına fenâ-fillâh ve bekâ-billâhdan sonra vahdet-i tâmme ve inkıhâr-ı keserât hâlinin zuhûrudur. Ârifın nefsinde vâki' olan bu tecellîye de “kıyâmet-i kübrâ” derler. Beşinci kıyâmet: Bilcümle kâinât için mev’ûd olan kıyâmettir ki, Hak Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de (Hac, 22/7) “Kıyâmet gelicidir, onda şübhe yoktur!
- **TB. Kelime-i Mûseviyye** — Ahmet Avni Konuk (Kelimeyi Museviye TB. ŞErhi)
  > Ya’ni hâne-i helâk olan dünyâda mahkûm-i mevt bulunan nefislere bağlı esbâb-ı maîşete havâtırın tevzî’ edilmesidir ki, fânîye muallak olan bu havâtır dahi serâb gibi mahkûm-i fenâdır. Ve bu sûretle tevzî’ ve ta’lîk-i havâtır, asıl olan ve bâkî bulunan vücûd-ı hakîkîden ayrılığı mûcib olduğundan mevt-i tefrikadır. Üçüncü hayât, hayât-ı vücûddur.
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 1)
  > ) efendimizin hidayetine girip (fenâ firrasûl) “rasûlde fânî olmak” durumları vardır, ancak iblise bu yol kapalıdır, o halde iblis kendi yönünden dahi onun sûretine girmek istemez girse bile iblisliği kalmaz, o zaman da kendi ortada kalmayacağına göre bunu göze alamaz.
- **Terzi Baba (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (39 Terzi Baba 2)
  > ) Tamamı (20) rek’at olup toplamı (ferdiyet) tir. (20-2=18) Onsekiz bin âlem içindedir. Geriye kalan (2) ise bütün bunların zâhir ve bâtın, fenâ ve bakâ, idraki ile yaşanmasıdır diyebiliriz. Ve bu hakikatleri açtığı için Rabb-ı mıza şükrederiz. Kılabilenlerin ibadetlerini Cenâb-ı Hakk kabul etsin İnşeallah.
- **İrfan Mektebi ve Hakk Yolu** — Terzibaba - Necdet Ardıç (14 rfan mektebi Hakk yolu)
  > فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ “Fenâdâ fizzûlümâti en lâilâhe illâ ente sübhaneke inni küntü minezzâlimiyn.” Meâlen; “ Karanlıklar içinde “senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, doğrusu ben zalimlerden oldum,” diye niyaz etmişti”. Hâli: Bu mertebenin haliyle hallenmeye çalışmaktır. Kûr’ân-ı Keriym; Kıyâmet Sûresi; (75/1-2) Âyetinde bu hâle...
- **Altı Peygamber - Hz.Nuh (a.s) Neciyullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (21 6 Peygamber (2))
  > Bugünkü Benî İsrâîl ’e bakarak, (isr) in “mânâ âlemindeki yürüyüş” ün, hakikatini, yine bugünkü Hristiyanlık âlemine bakarak, “İsâ fenâ fillâh -Rûhullah” hakikatini onlara aittir diye terk etmek herhalde akıllıca bir iş olmasa gerektir. Bütün bu mertebeler İslâm’ın içinde mevcud olup onun varlığı ile vardır.
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri)
  > ...kten sonra onun rolünü üstlenecek erler lâzımdı. “Ricâlen” ifadesi sûret olarak erkek bedenine sahip insanları mânâ yönüyle ise vahdet hakikatini idrak etmiş olan insanları ifade etmektedir. “Ve kadınlar...
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (178 84 İ̇nşi̇kâk Sûresi̇)
  > ...în ve Hakk’el Yakîn mertebelerini bildiriyordu. Eşimin arkadaşı “Yıldız”ın (Necm-53) kardeşi Muhammed isimli kişi ve göğüs ameliyatından bahsetmesi Efendimizin geçirdiğinden bahsettiği manevi ameliyatlar...
- **İnci Tezgâhı (1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (41 (İnci tezgâh-ı))
  > Hakk’ın Tevhid denizine dalmış, nefsini fenâ hâline vardırmış, Hakk’ın iradesi ile Hakk ile kâim olmuş ve cümle nefsâni duyguları erimiş. Böyle olan bir kimse önce ne idiyse şimdi de öyle olur.
- **Bir Ressam Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (62 Bir ressam hik yesi)
  > İseviyyet makamı , fenâfillâh makamı’dır. d: İnsânlar âlemi: Namazda tahiyyat hâlinde insânlar’ın mi’rac imkânına sâhip olabileceği makamı’dır. Makam'ı Muhammediyyet diyebiliriz. Temsil ettiği tevhit mertebesi Tevhid'i zat' tır.Bakâbillâh makâmı’dır.
- **Hadîd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (263 57 46 Ku Ker Yol  Hadid Sûresi   Murat Derûni)
  > Venefahtünün idrâkiyle kudsiyetini anlar, o zaman zahir olanın da o mukaddesiyet yönünden kendisi olduğunu anlar. Böyle olunca, kul kaybolur... Yüce Hakk'ın batın âlemlerinde; fena yolu ile gizlenir… Yani kulun kulluğu gizlenir, oradan kul ismi düşer yerinde Hakk ismi kalır. Yüce Hakk'ın varlık zuhurunda yaratılma durumu gider; kalmaz…
- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç
  > Yeri gelmişken burada küçük bir sırrı da fısıldayalım: Salik yolculuğunda “fena fillâh”a (Hak’da fani olma) (yokluk, hiçlik, tükenmişlik sahasına) ulaşınca, abdiyyetinin alışkanlığı gereğince ibadetini yapmağa gayret eder ve biraz da kendini zorlar, işte o zamanda muhatab olduğu emir, “DUR.
- **Terzi Baba 3 — İstişâre Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (32 Ter Baba 3 sti are dosyas)
  > Katre Derya'yı nasıl ifade edebilirki, ancak ne var ki katre Derya'ya ait olduğunu bilir ve derya'da fenâ / fâni olursa Derya'yı anlayabilir. VüCûD=6+3+4=13 MeVCûD=40+6+3+4=53 İnsân-ı Kâmil, Vücûd’un Mevcudu’dur. Ve-Ce-De: Bulmak ve çıkarmak, Kemâle eriştirmek. Kelimeler kifayetsiz kalıyor. Duha Sûresi 7 ve 8 nci Âyetler bunu en veciz şekilde idrakimize sunuyor.
- **Kehf-Mağara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (31 18 Kehf-Mağara-Sûresi̇)
  > ...ndan ve fenâfillâh’ta gönüle çekilmek olduğundan İseviyet’in tabi hali mağara ehli olmaktır yani gönülde fâni olmaktır, işte o mağarada terbiye edilmiş olan nefs on...
- **Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Tuzak, Mekr, Hileli Zuhûrât (6)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (172 6 Ru ya Mana Alemi Tuzak Mekr Hileli Zuhuratlar)
  > Tirmizî, Daavât 52; İbni Mâce, Rü’yâ 3) * * * Ebû Katâde radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sâlih rüya -bir rivayete göre güzel rüya- Allah’tandır. Fena rüya da şeytandandır. Kim hoşuna gitmeyen bir rüya görürse, sol tarafına üç defa üflesin ve şeytandan Allah’a sığınsın.
- **Enfâl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Enfal Suresi)
  > Fenafirresül, Fenâfillah ve Bakabillah bilgileridir ve bu mertebeden ganimet olarak verilmektedir ve o mertebelere aiittir. O hâlde, eğer mü’minlermü iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 12 (2002-2003)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (144 12 2002 2003 28 08.cd Sohbet Arasi Sohbetler)
  > ...1-cd-8-Soh-Ara-Soh-Fenâfillâh)…………………………….. (7) Fenâfillâh…………………………………………………………………..……… (7) Korku Bahsi…………………………………………………………….….……. (7) Hikmetli İşler………………………………...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 4)** — Abdulkerim Cili (117 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Bu, olur; şöyle ki: Yüce Hak bir kula, isimlerinden veya sıfatlarından biri ile tecelli etmeyi dilediği zaman, zaten o kul fena bulur... O kadar ki: Kendinden geçer… Varlığı kalmaz… Onu, kendi varlığı bağından söker… Kulun kendinde vehmettiği nuru söndüğü zaman, kulda; halkıyete bağlanan ruhu fena bulduğu zaman, ondan aldıklarına karşılık kendisi kalır; .
- **Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (95 8 Terzi Baba Necdet 8 19 53 Ard)
  > Yani, sâlik “sâki-î hakikat” olan “mürşid-i kâmil” elinden aşk badesini içip, “fenâ fîllâh” hasıl olmamışsa, “HU” dediği zamanda, kendi zannı ve tasavuru, itikadı ve takyidi üzere Hakkı tahayyül ve tasavvur eder çünkü ıtlaka ermemiştir!.. Ve böylece de kendi tasavvuruna göre Hakkı sınırlar ve kayd altına alır!.. Dolayısıyla da “HU”yu tekvin ve icad etmiş olur ve bundan sonra da kendi peydah etmiş ol­duğu halika...
- **Muhtelif Mevzular Sohbetleri (2011)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (154 22 2011 Muhtelif mevzular sohbetler)
  > Yani Fenâfillah mertebesinin bir başka yönden, yani gene içinde olduğu bir yönünden bize haberler veriyor. Sûret olarak hadise ve tarihi vaka olarak İsa aleyhisselâma olan imanlarından bahsediliyor ve bu imanları yönüyle yaptıkları fedakârlıktan ve imanlarından vazgeçmemek sûretiyle hayatlarını sınırlandırıldıklarını.
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (235 25 29 Kur Ker Yol Furkan Sûresi   Murat Deruni)
  > Bu oluşumun sıhhati mutlaka gerçek manâ da fenâ ve baka hakikatlerini yaşayarak tatbik edebilecek bir İrfan ehline ve bunları bünyesine indirerek ve sindirerek yaşayıp idrak edebilecek bir Hakk taliplisine ihtiyaç vardır. Genelde bu biat’lar yapılmaktadır, ancak biat edilen kimse hangi mertebe ve makam da ise o makam dan biat edilmektedir.
- **İbretlik Bir Hikâye — Ustadan Uranos'a Tavsiyeler** — Terzibaba - Necdet Ardıç (169 10 bretlik bir hik ye daha Usta dan ra na tavsiyeler)
  > İşte bahsi edilen, hallerden geçen kimselerin arasından azda olsa, bütün bu kazanımlarını, zaman içinde hayal ve vehmine kaptırarak, sureta Hakk’tan görünen, aslında ise kendi nefsine dönüp, Hakk’tan uzaklaşıp, hayal âleminde yaşamak, kendilerine daha zevkli gelen bazı kimseler, kendilerini “fenâfillâh” mertebesinde zannederek, kendini bütün görevlerinden soyutlan-mış zannederek, “ Efendim biz Hakk’la Hakk olduk...
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (237 29 35 Ku Ker Yol  Ankebût Sûresi    Murat Derûni)
  > Üçüncüsü, insân-ı kâmilin “fenâ-fillâh” ve “bakâ-billâh” hâlidir, şimdi, “mevt-i ıztırârî’’ vukûunda havâss muattal olup, rûh âlemi keşf olacağından, ölen kimsenin nazarında âlem-i sûret ve semâ ve yıldızlar ve felek kaybolur ve başka bir âlem zâhir olur. Ve o âlemde herkes kendi fikir ve hayâlinin iç yüzünü, suret perdesi olmaksızın müşâhede eder. “Kıyâmet-i kübrâ” vuküunda ise, fezâda sûret-i arz bozulup, kesîf...
- **Bürûc Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Buruc Suresi)
  > Eğer bir kimsede Allah korkusu veyâ Allah muhabbeti varsa, o fenâ hâli işleyemez. Bundan dolayı bu duygular o fenâ hayâl kıvılcımını söndürmüş olur. Fakat su gibi olan bu duygular, demir ve çakmak taşı gibi olan nefsin ve hazlarının çâresi olamaz.
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İshâkiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Hakkiyye)
  > Maahâzâ ârif öyle bir fenâ ile müşerref ol-muştur ki, kendisinin cümle evsâfı adem-âbâda gidip, kendiliğinin nâm ve nişânı kalmamıştır. Artık ondan her ne sâdır olursa, ona mensûb değildir. Nitekim âyet-i kerîmede buyurulur: وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللَّهَ رَمَى (Enfal, 8/17) [Attığın vakit sen atmadın; velâkin Allah attı.
- **Rûm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (242 30 36 Ku Ker Yol  Rûm Sûresi    Murat Derûni (1))
  > Misal: hüviyetleri buhardan ibaret olan muhtelif suretlerdeki buz kütleleri güneşin çıkmasıyla eriyip fena buldukları vakit buhara intikal ederler. Bu surette onların vücudu buharın gıdası olup onda ihtifa ederler, yok olurlar, gizlenirler.
- **Hz. Peygamber'i Rüyada Görmek** — Terzibaba - Necdet Ardıç (18 Hz.Pey.R ya da.g rmek)
  > ) efendimizin hidayetine girip (fenâ firrasûl) “rasûlde fânî olmak” durumları vardır, ancak iblise bu yol kapalıdır o halde iblis kendi yönünden dahi onun sûretine girmek istemez girse bile iblisliği kalmaz, o zaman da kendi ortada kalmayacağına göre bunu göze alamaz.
- **Divan 3** — Terzibaba - Necdet Ardıç (16 Divan 3)
  > ...ûretden emîn Âlem-i fakr u fenâda olmuşuz vahdet-güzîn Maksad u matlûbumuz Rıdvân-ı ekberdir hemîn Mürşid-i kâmil katında feyz ü irfân görmüşüz 12 Bâd-ı aşk ile olu...
- **Kelime-i Âdemiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Âdemiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İlâhiyye)
  > Binâenaleyh “nüfüs üzerinde” Allah'ın bu âsâr ile “kıyâmını görür” ve bu nüfûsun vücûdât-ı mevhûmeleri nazarında fânî olursa, işte ehlullâhın "bekā" dedikleri hâl budur ki, mertebe-i fenâdan a'lâdır. Ve eğer nazarında selâmet varsa gör ki, sen dahi Hakk'ın bu kayyûmiyetiyle bâkîsin. İşitmen, görmen, söylemen hep Hakk'ındır. Şu hâlde sen kendini ortadan kaldır, O'nunla kāim ol, fikir ile muttasıf olma ki, fikir...
- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (En'âm Sûresi)
  > (6/13) ---------------- Gece, Fenâfillah hakikatlerini, gündüz ise bekabillah hakikatlerini ifade etmektedir. Bu hakikatler içinde “sekene” olan, sakini olup oturan O’nun hakikatiyle birlikte oturmatadır. Bu mertebelerin sakinlerini “Huve” O işitir ve bilir. Kendi kimlilerinden fani olmuşlar, “Huve” O’nun kimliği ile vardırlar.
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 2)
  > 53 (Ahmed) ten (45) Âdem ile başlayan seyir, (196) Lâ İlâhe İllâ Allah ile “Mir’ac” Fenâfillaha ve 503 Muhammeden Resülûllah [6] ile Bakabillah dönüşü ile bünyesinde “Âdem” olacakları eğitim için ve tekrar bu merâtiblere yükseltmek için halk arasına dönüştür. Kişinin üflenen “Ve nefahtü hakikati” ile Âdemiyet mertebesinden Mûsevîyyet mertebesine ulaşabilir. Namazda bulunan Asâ-let burada bize şiddetle Asâ ile...
- **Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Hûdiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ehâdiyye)
  > Çünkü Allah'dan uzaklıkları nefislerinin tevehhümündendir. Nefis fenâ bulunca, tevehhümleri de fânî oldu. Ve bu sûrette onlar a'yân-ı sâbitelerinin istihkāk ve isti'dâdları ve sa'y ve amelleri cihetiyle, naîm-i mutlaka değil, naîm-i kurba nâil oldular.
- **Kelime-i Yûnusiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Yûnusiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nefsiyye)
  > Binâena- leyh kısâsı, seyyie kıldı. Ya'ni meşrû olmakla beraber bu fiil, fenâ olur. İmdi "bir kimse afvetse ve islâh eylese, onun ecri Allah üzerine- dir." (Şûrâ, 42/40) Zîrâ onun sûreti üzeredir.
- **Altı Peygamber - Hz.İbrahim (a.s) Halillullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (24 6 Peygamber (3))
  > Bugünkü Benî İsrâîl ’e bakarak, (isr) in “mânâ âlemindeki yürüyüş” ün, hakikatini, yine bugünkü Hristiyanlık âlemine bakarak, “İsâ fenâ fillâh -Rûhullah” hakikatini onlara aittir diye terk etmek herhalde akıllıca bir iş olmasa gerektir. Bütün bu mertebeler İslâm’ın içinde mevcud olup onun varlığı ile vardır.
- **Fâtiha Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (35 1 Fâti̇ha-Sûresi̇)
  > Ancak İlâh-î benliği ile söylüyorsa, o durumda kendi varlığında var olan, o İlâh-î benliği ile “Allah’ın Zâtına” sığınıyordur, işte orası zâten fenâ fillâh mertebesi olduğundan bu durumda da kulda var ve hâkim olan Hakk’ın kendi varlığı olduğundan, bu durumda sığınma fiili Hakk’a ait olmaktadır. İşte bu mertebe itibari ile baştaki (E) “Elif” Ulûhiyyet elifi olmuş olur. Ve bu durumda arada başka bir varlık...
- **Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Muhammediyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ferdiyye)
  > Binâenaleyh husûl-i şehvet indinde onda fenânın âmm olma- sı gibi, tahâret âmm oldu. Zîrâ muhakkak Hak Teâlâ abdi üzerine gayûrdur ki, kendisinin gayrısı ile iltizâz eylediğini i'tikād ede. Böyle olunca kendisinde fânî olduğu kimsede, ona nazar ile Hakk'a rücû' etmesi için, onu gusl ile tathîr eyledi.
- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Lûtiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Melkiyye)
  > ...5] lisân-ı hakîkatle olan îzâhı budur ki: Ben henüz fenâ-fillâh makāmındayım; ve bu makāmda kendi nefsim ile vücûd-ı Hak’ta müstehlek bulunduğum için, ubûdiyyet-i m...
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İlyâsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İnâsiyye)
  > Mer- tebe-i kesâfette rûha “nefs” ve kuvâsına da kuvâ-yı tabîiyye ta'bîr olunur. Fesâd ve fenâ keyfiyeti ancak bu cesed-i kesîf-i unsurîye taalluk eder. Ni- tekim buhâr ile buz hakîkatte şey'-i vâhiddir. Aralarındaki fark letâfet ve kesâfetten ibârettir.
- **Âl-i İmrân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (40 3 ÂL-i İMRÂN-SÛRESİ)
  > ” قُلْ لِلَّذِينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَى جَهَنَّمَ وَبِئْسَ الْمِهَادُ (12) (Kul lilleziyne keferu setuğlebune ve tuhşerune ilâ cehennem* ve bi'sel mihad;) “O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacak-sınız. Orası ne fenâ bir döşektir.” قَدْ كَانَ لَكُمْ آيَةٌ فِي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَا فِئَةٌ تُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَأُخْرَى كَافِرَةٌ...
- **Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi 2)
  > "Fenâfillâhtan" geçip hakkın varlığında "bakabillâh" olmuş ve fenâdan bakaya geçen bu zevatı Âlinin ismi ancak gerçek "Mürşit, ve irşad" makamı dır. diğerlerinin ise sadece isim benzerlikleri vardır. İşte esas "Mürşit" "Mürşid-i İlâh-î" bunlardır. Diğerleri kendi mertebeleri itibari ile kendi bulundukları mertebelerin "Mürşit/öğretici"leridir.
- **Târık Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Tarık Suresi)
  > ...Firresûl, Fenâ Fillah bağlantısı vardır. "Fe" (كُنْ فَيكونْ) “Kün Fe Yekün" "Ol der ve hemen oluverir." ile bağlantısı vardır. Hadid sûresi 57, sıra 29 âyet idi. At...
- **Kelime-i Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Üzeyriyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kaderiyye)
  > Hemen Cenâb-ı Zülcelâl hazretleri bu fakîri ve taleb eden kâffe-i ihvânı vehm-i enâniyyetten halás ve zevk-i fenâ ile kâm-yâb buyursun, âmin! Bi-hürmeti-Seyyidi'l-mürselîn. Mesnevî: ما نبودیم و تقاضامان نبود لطف تو ناگفته ما میشنود [Biz yok idik ve takāzâmız da yok idi.
- **TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (180 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Kemâllerinin hâsılası ancak bu mertebede vâki olur. Ve cennet ehli bu ni’met içinde kalıcı ve ebediyyet üzeredir. Bunların a’yânına aslâ fenâ gelmez; ve cümlesi seyr-i fillâhdır. Zîrâ seyr-i fillâhın nihâyeti yoktur. Cehennem ehli, birisi geçici ve diğeri müebbet olmak üzere iki kısımdır: Geçici olanlar isti’dâd-ı ezelîleri mağfireti iktizâ etmeyen âsi mü’minlerdir.
- **Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Nûhiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Subbûhiyye)
  > Eğer zâil olsa, insanın rûhu cesedinden zâil olduğu vakit nasıl fânî olursa, sûret-i âlem dahi öylece fenâya gider. İmdi insan, hayâtta olduğu vakit nasıl ki, zâhir ve bâtını ile ta'rîf olunursa, ulûhiyet dahi öylece zâhir ve bâtın-ı Hak alınmak sûretiyle hadd ve ta'rîf olunur.
- **Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Yûsufiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nûriyye)
  > " Ancak mevt-i irâdî zevkini tadıp vech-i bâkînin şühûdunda hâlik olan kimse, bu fenâdan sonra bekā bulup uyanır; ve bu sûrette de maʼnânın sûrette cilveger olduğunu ve suver-i halkıyyenin, maşûk-ı hakîkînin hüsnüne âyîne bulunduğunu keşf-i maʼnevî ile bilir.
- **Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi)
  > Yani o günden sonra neler düşünüyorsunuz zihniniz gönlünüz nasıl onu bilmem, bir şey söylemek isterseniz de dinlerim, ama öncelikle onu söyliyeyim, zikrinizden asla vazgeçmeyiniz seyrinizden asla vazgeçmeyiniz. Bu alem fani bir alem varız veya yokuz. Bu alemin yani bu alemin faniliği ile ilgili biz de fena buluncaya kadar Hak’a yönelmekten başka yol çare yok. Bize bir kapı açtı kapıdan devam edeceğiz inşallah.
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Şuaybiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kalbiyye)
  > Farzedelim ki ben fenâ yaptım, Sen de fenâ mükâfat verdin. Şu hâlde söyle benim ile Sen'in aranda fark nedir? Şübhe yoktur ki Sen benim gibi değilsin. Benden hatâ ve Sen'den atâ zuhûra gelir.
- **Saff Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Saf Suresi)
  > (10) Sıfât mertebesi, Fenâfillahtır. (11) Hz. Muhammed mertebesidir. (19) İnsan-ı Kamil şifre sayısı. (14) Nûr’u Muhammedi. (25) 25 vakit namaz hali, Salât- Vusta, Esmâ-i ilâhiyye mertebesi namazı.
- **Bi'smi Has, Selâm (13)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (91 Bi̇i̇smi̇ Has, Selâm (13))
  > (10) ise “fenâfillâh” İseviyyet mertebesi’dir. O halde seyr-i sülûk’ta İseviyyet mertebesinden, Muhammediyyet mertebesine geçebilmek için mutlaka bu mertebenin (biat)ı na ihtiyaç vardır ve bu biat o mertebeye geçmeye ruhsattır, başka da yolu yoktur.
- **TARİKATLARDA MÜBÂREK GÜN VE GECELERİN YERİ VE EHEMMİYETİ— Lisans Tezi** — Fahrettin Avan (Mübarek Geceler Bitirme Tezi)
  > Geceden kasıt, "yokluk, hiçlik” eşyanın ortadan kalkması, kendi varlığının dahi ortadan kalkması, diğer bir şekliyle kişinin "amâiyet" hâline bürünmesi, zât âlemine ulaşmasıdır. Bu "fenâfillâh" hâlinden sonra kişi nüzûl ve tenzil ile "insan-ı kâmil" olarak tekrar dünyaya dönmeye başlıyor.
- **Bir Hikâye, Birçok Yorum** — Terzibaba - Necdet Ardıç (25 Bi̇r Hi̇kâye Bi̇r Çok Yorum)
  > Kesrette vahdet yaşantısının ilk bölümü olan Fenâ fillâh mertebesi yaşantısı olduğundan bir şey alması ve vermesi olanaklı değildir. Kimin malını kime verecek ki ve sonra Hakkın varlığında fâni olduğundan böyle bir talebi dahi yoktur. Ancak kişi seyri anillâh ile mi’râc’ı nı yaparak halkın arasına karıştığında kendisine takdim edilen incir sepetini alır ve safiyeye erdirilmiş nefsini (kendi hakikati) hürriyetine...
- **Yâsîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (49 36 YÂ-Si̇n Sûresi̇)
  > İkinci sefer, yeryüzüne indikten sonra âdemîyyet hakîkatlerini idrâk ederek geldiği yoldan tekrar Hakîkati Muhammedîyye’ye yâni fenâfillah’a ulaşmak. Dışarıdan tanınmayacak şekilde İlâh-î cezbe ile burada kalınabilir. Üçüncü sefer, İkinci seferde kalınmayıp Cenâb-ı Hakk (c.
- **TB. Fusûs Mukaddimesi** — Ahmet Avni Konuk (Fusûsul Hikem Mukaddime)
  > Meselâ su kaynatılınca buhâr olur ve onun sûret-i mâyiiyyeti fenâya gider ki, bu keyfiyet fenâ ve fesâddan ibârettir; ve ba’dehû ondan bir sûret-i havâiyye peydâ olur; buna da “kevn” derler; ve kezâ mum yandıkda onun şekli fânî olur; bu “fesâd”dır. Fakat ondan başka bir mâdde-i havâiyye husûle gelir; bu da “kevn”dir. Binâenaleyh âlem-i şehâdette bir “fesâd” için bir “kevn”, lâzım olur; ya’ni her bir sûret-i...
- **Îmân ve İkân** — Terzibaba - Necdet Ardıç (72 Îmân VE Îkân)
  > (48) Sohbet (5):………………………………………………………………………………….(50) Veteveffenâ meal ebrar:……………………………………………………………..(54) Sohbet (6):………………………………………………………………………………….(63) Ve mimmâ razeknâhüm yünfikun:……………………………………………..(72) Hep kitabı Hak’tır eşya sandığın:…
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (187 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > )ın kelâmının hakikat lisânı ile olan îzâhı budur ki: Ben henüz fenâ-fillah makâmındayım; ve bu makamda kendi nefsim ile Hakkın vücudunda yok olmuş bulunduğum için, sadece yoklukla vasıflandım. Binâenaleyh bende himmet ile tasarruf yoktur; ve eğer bu makamdan bakâ-billah makamına intikâl edip, bende ilâhi esmaların tüm eserleri fiilen zahir olsa idi, o esmâ-i ilâhiyye mecmû'unun kuvvetiyle tasarruf ederek îcâd ve...
- **Vâkı'a Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (262 56 Ku Ker Yol Vâkıa Sûresi)
  > Bunların a’yânına aslâ fenâ gelmez ve cümlesi seyr-i fillâhdır. Zîrâ seyr-i fillâhın nihâyeti yoktur. (İz. Terzi Baba Necdet Ardıç, 214-Gökyüzü İnsaları Araştırması , 2/75-76; Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi cilt 1, mukaddime 20) ------------------- Görüldüğü üzere cennetler, tasavvufî anlamda yalnızca uhrevî nimet mekânlarını değil; aynı zamanda müşâhede hâllerini ifade eder.
- **Karagün Dostuyum (Cilt 2)** — Nusret Tura (85 Karagün Dostuyum (ii))
  > Mahvü fenâ makamında bir âşık da «Cübbemin altında ALLAH var» diye bir söz söylemiştir. Celle şânühü cübbenin dışında O yok mu? diye bir sual hatıra gelebilir. Geliniz o suali biz sormayalım. Yalnız söz söylemek bir hünerdir ki her tarafı düşün­mek lâzımdır. Dikenli yollarda korunarak yürümeğe benzer.
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Mûseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ulviyye)
  > ...” der. “İyi”ye “cici” ve “fenâ”ya “kaka” sözleriyle çocukça söyler; ve ona çocuğun aklı derecesinde görünür. İşteس َ عَلَــى قَــدْر ِ عُقُولِهِــم ْلنَّــكَلِّمُــ...
- **Tasavvuf Izâhları** — Terzibaba - Necdet Ardıç (109 Tasavvuf zahlar)
  > İşte ne zaman ki; bir gün gelip daha ilerki devrelerde, fenâ fillâh mertebesinde veya hasta olunduğu, aciz kalındığı bir devrade, yani kul esmâ-i ilâhiyyenin hakikatini idrak ettiğinde ve o esmâya hizmet ettiğinde fakat bu sefer kendisi aciz kaldığında rabbı hası vekili olarak onun namazını kılmaktadır. Nasıl muhteşem bir sistemdir. İşte Peygamberimiz bu hakikati bize bu şekilde Cibril vasıtasıyla bildiriyor. Dur...
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  1)
  > Kemâllerinin hâsılası ancak bu mertebede vâki olur. Ve cennet ehli bu ni’met içinde kalıcı ve ebediyyet üzeredir. Bunların a’yânına aslâ fenâ gelmez; ve cümlesi seyr-i fillâhdır. Zîrâ seyr-i fillâhın nihâyeti yoktur. Cehennem ehli, birisi geçici ve diğeri müebbet olmak üzere iki kısımdır: Geçici olanlar isti’dâd-ı ezelîleri mağfireti iktizâ etmeyen âsi mü’minlerdir.
- **Şu'arâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (238 26 39 Ku Ker Yol  Şu'ara  Sûresi   Murat Derûni)
  > Fil medaini haşirîn, şehirlere toplayıcılar, medaine şehir demektir. Medine’de kent şehir demektir. Hakîkat-i Muhammed-i ve sıfât mertebesi ifadesidir. Fenâ Fil Medain, yani şehirlerde fâni olma yani beden mülkünde fani olmuş, ölü hükmünde ki nefsi emmâre askerleri ve “avn” yardımcıları toplanmış oldu.
- **Kelime-i Şîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Şîsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nefsiyye)
  > Ve risâlet-i teşrî', nübüvvet-i teşrî' halka taalluk ettiği ve halkta fenâ buldu- ğu için munkatı'dır. Fakat onun makām-ı velâyeti Hakk'a taalluk ettiği ve Hak'ta bâkî bulunduğu için ebeden munkatı' değildir. Ve her bir peygam- ber velî olduğundan, bu ilmi ebedî dûçâr-ı inkıtä' olmayan velâyetleriyle, cemî'-i velâyeti muhît ve câmi' olan mişkât-ı hâtem-i velâyetden alırlar.
- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (247 37 40 Ku Ker Yol  Saffat  Sûresi   Murat Derûni (1))
  > “MA” “Mim” “Elif” ile Hakîkat-i Muhammedi ve Ahadiyyet ile Zât-ın Fenâfillah ve Bekâbillah mertebelerini gören müşahâde eden bir yığın hâline dönüşüleceği anlaşılmaktadır. Bundan sonra “Tü-ra-ben” toprak hikmet’tir . “Kime hikmet verilmişse, ona birçok hayır verilmiş” demektir. (Bakara 269)… Ma’nâyı hikmetiyye de Âdem’dir. İçinde de “Tü” ile Ma’nâyı Nefsiyeyi-Nefesiyye ile Allah’ın Ata’sı vardır.
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (118 52 Tûr Sûresi̇)
  > Yani varlık (52) nci gecede zahir ve batın tamamen göz önünden kalkmış, tam bir fenâfillâh hükmüne girmiştir. Heva yıldızı da tamamen sönmüştür. İşte (52) nci gecenin sabahında, güneş yeniden doğduğunda, yeni bir hayat ve Mi’rac yolculuğu da başlar, bu oluşumunda mahalli (53) üncü gündür, bunun ne olduğunu ve (52) ile (53) arasında nasıl mutlak bir bağ olduğunu ben söylemeyeyim sizler düşünün.
- **13 ve Hakîkat-i İlâhiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç
  > Sene (2006) yani toplarsak (8) dir, ve ayda (8) dir. Bunlar da (8) cennettir. Perşembeyi cum’aya, “fenafillâh” yani cem’e bağlayan gecedir. Cum’a yeni ayın biridir. Cem hali bakabillâh ve tevhid’in birliği’dir. Nusret babam vasıtasıyla gelmesi, (Nasrunminallah) (Allahtan yardım,) yani zât-î tecelli yardımıdır, diyebiliriz.
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (256 32  Ku Ke Yol Secde Suresi Muharrem Avan)
  > ...olağan dışı halleri veya ilhamatları nefs tebası kendinden bilme gibi bir hataya düşer ve mürşidinden uzanan dala tutunmaz ise, delalete düşenlerden olur. Peki salik neden tutunmaz? Çünkü o evrede zahir u...
- **Mâide Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (43 5 Mâi̇de-Sûresi̇)
  > Bundan başka fenâdan sonra bakâya dönmek ve istikamet ile ihramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz yâni yeni tecelliler tutunuz demektir. Derviş ise avcıdır, ef’âl âleminde fiil tecellilerini avlar hemde en hassas şekilde zıpkınını göndererek ve vurduğu avlarıda zıpkını geri çekerek kendisine mâl eder, esmâ âleminin tecellilerini avlar başka başka yaşantılar oluşur ve o gıdâlar ile Hakk’a doğru yola devâm edilir,...
- **Kelime-i Eyyûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Eyyûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Gaybiyye)
  > Ve eşyânın hakāyıkı, ayân-ı sâbite mertebesinden onların sûretlerini mertebe-i şehadete verir; ve mertebe-i şehâdet dahi ale'd-devam enfâs ile bu verilen suveri alır. Binâenaleyh âlem her ânda fenâ-pezîr olur; ve yine o ân içinde ve kemâl-i sür'atle diğer âlem peydâ olur. Ve bu teceddüd-i emsâl hakkındaki tafsîlât Fass-ı Şuaybî ile Fass-ı Süleymânî'de mürûr etmiştir; ve oralara müracaat olunsun!
- **İnsan Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (50 76 İ̇nsan Sûresi̇)
  > Bu mertebe kişide aynı zamanda “fenâfillâh” mertebesi olduğundan zâten hükmü secdedir. İşte bu ilmi ilâhiyye ve “fenâfillâh” halinde onu uzun, uzun tesbîh et. Yine akla şöyle bir soru gelebilir, mademki o kimse “fenâfillâh” ta’dır ve fânî’dir, o halde bunları nasıl yapacaktır?
- **Mümtehine Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (266 60 49 Ku Ker Yol  Mümtehine Sûresi   Murat Derûni)
  > Bu, "Fenâ" mertebelerinden sonra gelen "Bekâ" halinde, nefsin tüm parçalarının (kuvvelerin) Hak'ın emri altında birleşmesi, uyum içine girmesidir. Nefs-i mutmainne makamı budur: Nefs, artık düşman değil, Allah'ın emrine amade bir dost haline gelir. Bu, içsel barıştır (selâm).
- **Fussilet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (96 41 Fussi̇let-Sûresi̇)
  > Gece ve gündüz ise, geçici/değişken olduklarından gece fenâfillâh/yokluğa, gündüz ise bakabillâh/varlığa, işaret edilmiştir bunlar birer mertebedir, ve kişinin idrak ve yaşantısına görede bunlarda değişici geçicidirler. İşte böylece iki değişik halkıyyeti “hayal ve gerçek” olarak halketmesi ve bizlerin hizmetine vermesi onun büyük âyetlerinden dir ancak bu “fiili ve tafsili kur’ân âyetlerini ancak irfan ehli ve...
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (246 34 5 Kur Ker yolculuk Sebe  Suresi Ç.H.U.)
  > Akşam gece gidişi ile bir aylık mesafe ; Süleymanlık mertebesinin fenâ fillahı olan seyir/yaşam sürülen dönemidir. Buradan açıkça görüldüğü gerek fenâ fillah, gerekse bekâ billah üzere olan hakikatlere vâkıf olunabilmesi için bu rüzgarın varlığı kaçınılmazdır. Sâlik, bindiği bu rüzgarına akıl ilim ve tefekkürünü de bindirmiş olur.
- **Fecr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (52 89 Fecr Sûresi̇)
  > Gerek zikirler ile gerek sohbetler ile gerek kitâp okumaları ile bireysel benliğimizin üzerimizde kurduğu hakimiyeti aşabilmiş isek ve oradan dışarıya çıkabilmiş isek o bizim için fecr sabahı yani aydınlanma günüdür, daha ileriki mertebeler itibarıyla oluşacak bir hâdise olarak ayrıca bir başka ifâde ile fenâfillah’tan bakâbillah’a geçiş hükmüdür. Ayrıca kadir gecesinin de fecr’i dir. (97/5) Kadir gecesi hakkındaki...
- **Kalem Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kalem Suresi)
  > فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ “Fenâdâ fizzûlümâti en lâilâhe illâ ente sübhaneke inni küntü minezzâlimiyn.” Meâlen; “ Karanlıklar içinde “senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, doğrusu ben zalimlerden oldum,” diye niyaz etmişti”. Hâli: Bu mertebenin haliyle hallenmeye çalışmaktır.
- **A’râf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (44 7 A’râf Sûresi̇)
  > Onun arkasından gelen gündüz ise hakîkati ilâhîyye olduğundan bu sefer de fenâfillah’tan bâkâbillâh’a geçilmiş oluyor. Şems yâni güneş ilâhî hakîkatler, kamer yâni ay hakîkati Muhammedîyye, yıldız ise bizim beşeri varlığımızın hakîkati olan yıldızdır, benlik yıldızı değildir.
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (111 4 “özün Özü” VE “sirrin Sirri”)
  > Eğer, bedenin parmağı, eli, ayağı kesilse, ona hiç bir eksiklik veya son bulma ulaşmaz. Hatta bütün bedene son gelse, ona fena ve zeval gelmez. O yine eskiden olduğu gibi merkezinde daim ve kaimdir. Ayrıca buna daha pek çok misaller verilebilir.
- **Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (168 31 Sohbet aras sohbetlerden se meler yeni)
  > İşte fenâfillaha geldiğin zaman kulluğun kaçar elinden, bulamazsın. İdrisi bulamazsın. Neden? Tedrise gitmiştir çünkü. Bizim mutlak olan kulluğumuz var. Ama bunun yanında da “İnnâllahe ve melaiketühü [10] ” benim sizde bir zuhurum var, sana şah damarından yakınım [11] diyor.
- **Kelime-i İdrîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İdrîsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kuddûsiyye)
  > “Hak tenzîh ve teşbîhden münezzehdir” denildiği vakit, tenzîh ve teș-bîhden tenzîh edilmiş olur; ve tenzîhin bu nev'inde mübâlağa-i zâide vardır. “Fenâü'l-fena”nın “fenâ”dan eblağ olması gibi. Ve “tesbîh”, yalnız makām-ı cem'; ve “takdîs” ise makām-ı cem' ve tafsîl hasebiyledir, denilebilir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 21** — Terzibaba - Necdet Ardıç (153 21 10.cd Sohbet Arasi Sohbetler)
  > Mekke ise Ka'be-i Muazzama (Beytullah) Allah’ın evi olduğundan oranın beyt tabiri ise (Ehlullah/Allah ehli) olmuştur, İşte tevhid ehli evvelâ (Fenâfirrasul) hükmü ile Rasûlde fani olduğunda (Ehl-i beytten olma yolu açılmış ve oranın namzeti olmaktadır) daha sonraki çalışmaları bu hali gerçekleştirmesine sebeb olacaktır. Bu mertebeden sonra talip/sâlik yoluna gayretle ve irfaniyyetle devam ederse oradan...
- **Nisâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (42 4 Ni̇sâ-Sûresi̇)
  > ) evliliği bu nedenle tavsiye ediyor yani kişinin kendisini tam olarak bulabilmesi için, oysa Hrıstiyanların ruhbanlarında evlilik yoktur çünkü fenâfillâhta olmaları lâzım gelmektedir. “Erler çıkardı” yani aklı küll sahipleri çıkardı demektir. Hakikati İlâhiyeyi anlayacak varlıklar çıkardı.
- **Câsiye Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (259 45 CÂSİYE SURESİ Abdürrezzak Tek (son))
  > Allah, kimi kendisine yakınlık şerefiyle şereflendirirse, onu kendi hayat tarzıyla diriltinceye kadar hayat pınarından sular. Artık o kişiye bir daha fenâ uğramaz. Böylece o, hayatın “hâ”sından hikmet dolu ibarelerle, muhabbetin “mîm”inden ise ledünnî bilgilerin işaretleriyle konuşmaya başlar.
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  2)
  > O’nun gayrı için bir vücûd düşünülemez, hatta yokluğu da yâni fenâsı da hatta ne ismi, ne de müsemmâsı düşünülebilir sakın ha çok çok sakın, bu mânâları inkara kalkmayasın, sonra yanarsın çünkü delilimiz kesindir, sağlamdır çünkü Resûlullah (s.a.v) efendimiz şöyle buyurdu "bir kimse ki, nefsini bildi gerçekten Rabbını bilen o oldu " (Mu-Ar-Mi-İr-) -------------- “Men arefe nefsehû fekat arefe rabbehû” yâni kim ki...
- **Namaz Sûreleri (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (69 2 Namaz-Sûreleri̇)
  > Çünkü yaratılmış (halkedilmiş) kadime birleştirdiğinizde ondan geriye iz kalmaz.” İşte bu vuslat makamı ve fena sahiplerinin kendile-rinden geçme halidir. Hal sahibi, fena halinden fani olursa elhamdülilah da demez.
- **Duhân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (258 44 45 Ku Ker Yol  DUHAN Sûresi   Murat Derûni)
  > “fiy leyletin mübareketin” “mübareketin” “mübarek bir gecede” demesi zahir anlamda Berat gecesi içerisinde, batın-i anlamda kişinin kendini fena fillah mertebesinde bulmasıdır. Nefsaniyetinden arındığın zaman, nefsinin ışığı söndüğü zaman, sendeki hal gece olur, fena fillah yani yokluk hükmüne girer.
- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (191 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Kesafet üzerinde esma-i ilahiyenin zuhur edeceği hal meydana geldiğinden yoğunlaşmış olur, aksi halde esma-ı ilahiye faaliyete geçmez o yoğunlaşma olmazsa. Fesâd ve fena keyfiyyeti ancak bu kesif unsuriyle cesedi taalluk eder. Bozulmak ve yok olmak yani noksanlaşmak, fani olmak keyfiyeti ancak bu cesed-i kesifiye unsuriyesi taalluk eder.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 3)** — Abdulkerim Cili (115 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > ...ş olur… Bu makamın sahibi: Allah katında iyilerden ve doğrulardandır… Bu makamda bir incelik vardır ki: Onu, ancak müşahede yolu ile tadanlar bilir; bir de aynen bu makama çıkanlar… ------------------- 6...
- **Sohbet Arası Sohbetler (23)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (155 23 Sohbet aras sohbetler)
  > 2 rekat namazını da biri Fenâfillah, biri Bakâbillah'tır. Zaten bunun dışında da başka namaz yok. Bir ömür boyu kıldığımız binlerce, onbinlerce yapabildiğimiz kadar, neyse; 2 rekat namazdır tamamı bunun. Onun için namazın suri olarak sayısının arttırılması değil, niteliğinin niceliğinin ne olduğudur.
- **TB. Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (182 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Yani evliyaullahtan böyle bir şey çıkmaz diye düşünürsek işte onlardan çıkan bu hadiseyi onlar yapmamış diye onlara isnad etmememiz gerekecekti. Maahâzâ arif öyle bir fena ile müşerref olmuştur ki, kendisinin cümle evsâfı adem-i âbâda gidip, kendiliğinin nâm ve nişanı kalmamıştır.
- **Yûsuf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (22 12 Yûsuf Sûresi̇)
  > “Ve hakikaten kadın ona meyletmişti. O da eğer Rab'binin delilini görmemiş olsa idi kadına meyletmişti. İşte ondan fenâ bir niyeti ve fuhşa atılmayı uzaklaştıralım diye öyle -delilimiz gösterilmiş- oldu. Muhakkak ki, o, bizim ihlâslı kullarımızdandır.
- **TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (190 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Ve öldüğü, ya'nî sıfât-ı nefsâniyyesi vücûd-i Hak'ta fânî olduğu günde; yani kendine ait sıfatlarının Hakk’ın vücudunda fani olduğu günde yani öldüğü günde ve hayy olarak ba's olunduğu, ya'nî fenâ-fillâh makamından sonra vücûd-i hakkânî ile bakâsının tahakkuku gününde Allah Teâlâ hazretlerinin onu selâmetle vasf etmesi Kelâmı Hak'la sabittir. Yani Kur’an’la yani hakkın lisanıyla sabittir.
- **Ölüm ve Kıyâmet Hakkında** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ölüm Hakkında Kıyamet)
  > Bu sûretle kâfir Allah’a mülâkî olmayı fenâ görür, Allah da ona mülâkî olmayı fenâ görür. ********* Mü’minden kasıt, sâdece ibâdet ehli olanlar değil özel olarak “mü’min mü’minin aynasıdır” sözünde kastedilen mü’minlerdir. Kişi müslüman olabilir ancak gerçek anlamda mü’min olabilmesi için daha birçok aşamalardan geçmesi gereklidir.
- **Kelime-i İsmâiliyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İsmâiliyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Aliyye)
  > Böyle olunca O, kendi nefsine, kendi nefsiyle bakan olmaktan uzaklaşmadı. Ya'ni ey ârif, sen makām-ı fenâda, Hakk'a nefsin ile değil, yine Hak ile nazar edersen, [7/13] O'na nâzır olan sen olmazsın; O kendi nefsine nâzır olur. O ise evvel ve âhir bulunduğu hâlden zâil olmadı; ve dâimâ kendi nefsine, kendi nefsiyle nâzırdır; ve hiçbir şeye “ahadiyet” ile tecellîsi yoktur.
- **İbrâhîm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (45 14 İ̇brâhîm-Sûresi̇)
  > Zâhiren bildiğimiz gece ve gündüz iken bâtınen fenâfillah ve bakâbillah’tır. Gece eşyalar ortalıkta olmasına rağmen görünmediği için yok hükmünde olur işte aynı bunun gibi Cenâb-ı Hakk (c.c.) kişiye öyle bir hal verir ki bütün eşya gözünden sıyrılır. وَآتِيكُمْ مِنْ كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ وَإِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللَّهَ لَا تُحْصُوهَا إِنَّ الإِنْسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ (34) (Ve âtâkum min kulli mâ se’eltumûh,...
- **A'lâ ve Gâşiye Sûreleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ala ve Gaşiye Sreleri)
  > ...[61] -------------------- Buraya faydalı olduğunu düşündüğüm Efendi Babamız, Fa… Bu… ve Fakir arasında geçen “Şarab” “Kadeh” (Sekr-Sahv) hakkında ki yazışmaları da ilâve ediyorum. (Murat Derûni.) -------...
- **Necm (Yıldız) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (37 53 ve-NECM-YILDIZ-SÛRESİ)
  > ) “len terâni” hitabına maruz kaldı. Hakikat mertebesinde, “teşbih” (benzeşme) vardır. Bu mertebede kulun varlığı yok olur, “fena fillâh” tır. “Hak­ta fani oluş” “tükeniş”tir, “İsevîyet mertebe-si” dir. Bu mertebede ku­lun varlığı olmadığından yine belirli birimsel bir görüş söz konu­su değildir.
- **Neml Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (29 27 Karinca-Neml Sûresi̇)
  > وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًا فَسَاءَ مَطَرُ الْمُنْذِرِينَ (Ve emtarnâ aleyhim mataran fesâe matarul münzerîne) (27/58) “Ve onların üzerlerine bir yağmur yağdırdık, artık ne fena oldu, o uyarılmış olanların yağmuru) Onların üzerine bir yağmur yağdı. bu yağmur ne kötü oldu. Onlar hakkında inzar edilmiş, daha evvelden ikaz edilmiş kavim için ne kötü yağmur oldu.
- **TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (189 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > وَجَزۤوءُا سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَا (Şûra, 42/40) Ya'nî "Seyyienin cezası onun gibi bir seyyiedir" buyurur. Binâenaleyh kısası, seyyie kıldı. Ya'nî meşru olmakla beraber bu fiil fena olur. İmdi bir kimse afvetse ve ıslâh eylese, onun ecri Allah üzerinedir. Zîrâ onun sureti üzeredir.
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (186 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Rubâî-i Ömer Hayyâm: Tercüme: "Cihanda günâh etmemiş olan kimdir? Söyle! Günâh etmeyen kimse, söyle nasıl zindegî eder? İlâhî! Farz edelim ki ben fena yaptım, Sen de fena mükâfat verdin. Şu halde söyle benim ile senin aranda fark nedir? Şübhe yoktur ki Sen benim gibi değilsin.
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (30)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (162 30 Muhtelif Sohbet Aras Sohbetler)
  > “Mükellefin kim olduğuna şuurum ve vakıf oluşum olsaydı ne olurdu” şimdi devam ediyor yine izahına da geçiyor “eğer kuldur dersem o ölüdür ve yoktur ve eğer haktır dersem teklif olunan nerede;” Şimdi bu sözün söylendiği bir mertebe var hangi mertebede bu tamamen fena mertebesinden Fena fillah mertebesinden ve bunun tabiri de hakikat mertebesi yani bu söz hakikat mertebesinin fena fillah hükmünde olan bir söz ve...
- **Kelime-i Zekeriyyâiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi & Terzibaba - Necdet Ardıç (Kelime-i Zekeriyyâiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Mâlikiyye)
  > Çünkü hükmü özel olan Rahim ismi, tazammun (içerme) yoluyla hükmü genel olan Rahman isminin altına dahil olur; ve bu rahmet, ezelî sevginin eseridir; ve bu rahmetle muhatap olan saadet nişanlı zâtlar hakkında iki vecih (yön) meydana gelir: Birinci vecih budur ki: Bu zât [21/35] fenâ-fillâh ve bekā-billâh makā- mında kāim olup sıfât-ı beşeriyyeden taarrî eder; ve artık onun için bu sıfâta rücû mümkin olmaz....
- **Sohbet Arası Sohbetler (26)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (158 26 Sohbet aras sohbetler)
  > “fî leyletil kadr” “Kadir gecesi içerisinde” Burada bir geceden bahs ediliyor. Niye “kadr gündüzü” denmemiş? Çünkü gece fenâ fillâh mertebesi olduğundan, kişi Hak’ta fâni ol­duğu, Hak’la Hak olduğu zaman Kur’an nazil olmaya başlıyor.
- **Hikâyeler, Vecizeler, Atalar Sözü** — Nusret Tura (84 Hikâyeler – Vecizeler – Atalar sözü)
  > ------------------------------- Fenâi’tam: Ve ehadiyyetü lâteayyün makamı varisi Muhammediye mahsus bir mertebedir. ------------------------------- Osmanlı padişahlarından birisi bu makama ermiş olup rüyasında vezirlerden birisine Fahri Âlem efendimiz (Padişahına söyle, devletine harp açsın, kazanacağını tebşir et), demiş.
- **Terzi Baba (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (12 Terzi Baba 1)
  > Tasavvufta seyri sülûku Hakk’a varmak isteyen ve manevi yolcu du-rumunda olan Salik’in bir Ârif nezaretinde geçmesi ve yaşaması gereken enfüsi ve afaki mertebelerin neler olduğunun anlatıldığı bu eser, el-den hiç düşürülmeyecek temel ders kitabı niteliğindedir. Cehâletten ilme, fena huylardan güzel ahlâka, kendi vücudundan Hakk’ın vücuduna hareketi bu eserde görmek mümkündür. İrfan Mek-tebi’nin çok önemli bir başka...
- **Lokmân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Lokman Suresi)
  > Kemâllerinin hâsılası ancak bu mertebede vâki olur. Ve cennet ehli bu ni’met içinde kalıcı ve ebediyyet üzeredir. Bunların a’yânına aslâ fenâ gelmez; ve cümlesi seyr-i fillâhdır. Zîrâ seyr-i fillâhın nihâyeti yoktur. “seyr-i fillâh” Her mertebede olan Allah’da seyr’dir.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 1)** — Abdulkerim Cili (113 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > “HU” diyen kimse, eğer “mürşid-i kamil”e yetişip kamil olmuş değilse, burda hata yapabilir... Yani, salik “saki-î hakikat” olan “mürşid-i kamil” elinden aşk badesini içip, “fena fîllah” hasıl olmamışsa, “HU” dediği zamanda, kendi zannı ve tasavuru, itikadı ve takyidi üzere Hakkı tahayyül ve tasavvur eder çünkü “ıtlaka-mutlak bilgi” ermemiştir!
- **Tüm Şiirlerim** — Terzibaba - Necdet Ardıç (129 (tüm Şi̇i̇rleri̇m))
  > Bazanda kararır gönlüm ışıklar söner, Bazanda ayrılır gidipte zulmetle sürer, Bazanda kaybolur aratır günlerce sürer, Bazanda belirir celâlle gülerek döver. Bu hale diyorlar fena yolculuğu, O yere vararak bırakmak çokluğu, Şeyhinde bulunca ölümsüz yokluğu, Neylesin Necdet gönülsüz kulluğu.
- **Sohbet Arası Sohbetler (25)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (157 25 sohbet aras sohbetler)
  > Rüku ediciler secde ediciler olarak da görürsün. “Sücceden” ayeti kerimede geçer, secde ise bilindiği gibi fena fillahtır, o da hakk’da fani olmaktır. Hak’da fani olmak ise İseviyet mertebesidir. Bu da kıldığı namazın içerisinde secde halinde olan bir kimse o hareketinde İseviyet metre-besini kendi bünyesinde tatbik etmekle, meratib-i ilahiyeden bir görevi yerine getirmiş olmaktadır.
- **Zuhruf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (252 43 43 Ku Ker Yol  Zuhruf  Sûresi   Murat Derûni)
  > Onun için Musa (as) “len terani” hitabına maruz kaldı. Hakikat mertebesinde “teşbih” (benzeşme) vardır, bu mertebede kulun varlığı yok olur “fena fillah” tır, “Hak­ta fani oluş” “tükeniş”tir, “İsevîyet mertehesi” dir. Bu mertebede ku­lun varlığı olmadığından yine belirli birimsel bir görüş söz konu­su değildir.
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yunus Suresi)
  > Onun için Mûsâ (as) “len terani” hitabına maruz kaldı. Hakikat mertebesinde “teşbih” (benzeşme) vardır, bu mertebede kulun varlığı yok olur “fena fillah” tır, “Hak­ta fani oluş” “tükeniş”tir, “İsevîyet mertehesi” dir. Bu mertebede ku­lun varlığı olmadığından yine belirli birimsel bir görüş söz konu­su değildir.
- **Kelime-i Yahyâviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Yahyâviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Celâliyye)
  > )ın doğduğu günde, ya'ni enâniyetle ihticâbı ve zuhûr-ı nefs sebebiyle Hak'tan bu'du mûcib olan libâs-ı taayyüne büründüğü günde; ve öldüğü, ya'ni sıfât-ı nef- sâniyyesi vücûd-ı Hak'ta fânî olduğu günde; ve hayy olarak ba'solunduğu, ya'ni fenâ-fillâh makāmından sonra vücûd-ı Hakkānî ile bekāsının tahak- kuku gününde Allah Teâlâ hazretlerinin onu selâmetle vasfetmesi Kelâm-ı Hak'la sâbittir.
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Îseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nebeviyye)
  > ...yâ-yı hissîye kudreti olan enbiyâ ve kümmel-i evliyâdan bu hâl pek az ve nâdiren vâki’ olur. İhyâ-yı ma’nevî ise, dâimâ kesîrü’l-vukū’dur. Nitekim emr-i âlî-i Risâlet-penâhî ( ) ile Hz. Şeyh-i Ekber ve mi...
- **Kelime-i Sâlihiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Sâlihiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Fütûhiyye)
  > Ve Hak tarafından ancak emir sâdır olmuştur; ve emrin sudûruna kadar o “şey" kuvvede kalıp, fiile gelmez; ve mâdemki “şey”in zuhûrunda Hakk'ın te'sîri, ancak emirden ibârettir, o şey ilm-i ilâhîdeki sûreti üzerine zâhir oldukda, onun fenâlıkları bittabi' nefsine nisbet olunmak lâzım gelir. Ve bu Hak için hüccet-i bâliğadır. [11/10] &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash Örneğin, kendisinden korkulan ve...
- **Tekvîr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (51 81 Yeni Tekvir suresi)
  > ” ********* Kendi varlığımız açısından Âyet-i Kerîme’ye baktığımızda; Mûsevîyyet mertebesinden Îsevîyyet mertebesine yöneldiği vakit yani fenâfillah’a yöneldiği vakte andolsun ki, demektir. ********* وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ (Ves subhı izâ teneffes. ) (81/18) “Ve ağarmaya başladığı zaman sabaha (yemin ederim ki).
- **TB. Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (184 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ), gaflet uykusundan ibaret olan bu hayat içinde suver-i hissiyye-i hayâliyyede mütecellî olan Hakk'ı tahayyül tarîki ile müşahede etmek ve bu uykudan fenâ-fillâh ile uyanıp, bakâ-billâh sabahının infilâkı vaktinde, bu sûret-i kevniyye ve ecsâm-ı hissiyyede zahir olan Hak olduğunu, vahdet gözü ile temaşa edip onunla ta'bîr eylemektir. Bu zevk ile zevklenenler, ancak (s.a.v.) Efendimiz'in vârisleridir.
- **Altı Peygamber — Hz. Âdem** — Terzibaba - Necdet Ardıç (15 6 Pey 1 Hz. dem)
  > Bugünkü Benî İsrâîl ’e bakarak, (isr) in “mânâ âlemindeki yürüyüş” ün, hakikatini, yine bugünkü Hristiyanlık âlemine bakarak, “İsâ fenâ fillâh -Rûhullah” hakikatini onlara aittir diye terk etmek herhalde akıllıca bir iş olmasa gerektir. Bütün bu mertebeler İslâm’ın içinde mevcud olup onun varlığı ile vardır.
- **Kelime-i Hârûniyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Hârûniyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İmâmiyye)
  > ), gazab ve hüzn ile kavmine rücû' edip, vukū'-ı hâli gördükde; “Benden sonra ne fenâ amel ettiniz!" deyip Tür'dan getirdiği elvâh-ı Tevrâtı hiddetle elinden yere attı; ve Cenâb-ı Hârûn'un saçından ve sakalından tutup çekti.
- **Kasas Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (55 28 Kasas Sûresi̇)
  > ) ile gökyüzüne çıkmakta ve orada fenâfillâh hükmü ile sükût etmektedir. Bundan sonra İslâm’ın kemâli olan hazreti Resûlullah (s.a.v) devri başlamaktadır ki bununda hakikâti “ Subhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidil harâmi ilel mescidil aksallezî bâreknâ havlehu li nuriyehu min âyâtinâ, innehu huves semîul basîr” (İsrâ, 17/1) Âyet-i Kerîme’sidir.
- **Değmez Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (23 De mez dosyas)
  > Bu oluşumun sıhhati mutlaka gerçek manâ da fenâ ve baka hakikatlerini yaşayarak tatbik edebilecek bir İrfan ehline ve bunları bünyesine indirerek ve sindirerek yaşayıp idrak edebilecek bir Hakk taliplisine ihtiyaç vardır. Genelde bu biat’lar yapılmaktadır, ancak biat edilen kimse hangi mertebe ve makam da ise o makam dan biat edilmektedir. Daha yukarıya çıkılması mümkün değildir.
- **Kevkeb — Yıldız** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kevkeb Yıldız)
  > Sabah ezan vakti : Alaca karanlık fenâ fillâhtan bakâ billâh-a doğru yol almak. Câmiye giden bir yol : Bütün isimleri toplayan “câmi” esmâsına giden yol. O yol üstünde yalnız olmak : Bütün isimleri kendinde toplamaya çalışması ile kesrette vahdet kendi tekliğinde olmak Çorba pişirmek : Yeni alınan malzemeler ile çorba aşı yapmak.

## İlgili Kavramlar

- [Fenafillah](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fenafillah) — related
- [Celâl ve Cemâl](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/celal-ve-cemal) — related
- [Beka](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/beka) — related
- [Vahdet-i Vücud](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/vahdet-i-vucud) — related
- [Sekr](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/sekr) — related
- [Fenafillah](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fenafillah) — related
- [Aşk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ask) — related
- [Hakkel Yakin](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hakkel-yakin) — related
- [Ölüm](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/olum) — related
- [Fakr](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fakr) — related
- [Kurbiyet](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/kurbiyet) — related
- [Vuslat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/vuslat) — related
- [İhtiyari Ölüm](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ihtiyari-olum) — related
- [Enel Hakk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/enelhakk) — related
- [Hallac-ı Mansur](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hallac-i-mansur) — related
- [Hüvviyet](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/huvviyet) — related
- [İnniyyet](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/inniyyet) — related
- [Mirac](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/mirac) — related
- [İlahi Aşk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ilahi-ask) — related
- [Beka](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/beka) — related
- [Fark](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fark) — related
- [Kurban](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/kurban) — related
- [el-Mütekebbir](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/el-mutekebbir) — related
- [el-Kahhâr](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/el-kahhar) — related
- [el-Müzill](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/el-muzill) — related
- [el-Gafûr](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/el-gafur) — related
- [eş-Şehîd](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/es-sehid) — related
- [el-Mümît](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/el-mumit) — related
- [es-Samed](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/es-samed) — related
- [el-Bâkî](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/el-baki) — related
- [es-Sabûr](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/es-sabur) — related
- [Kerbelâ](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/kerbela) — related
