# Keşf

> Keşf, gaflet perdelerinin ötesine geçerek eşyanın hakikatini vasıtasız idrak etme, sâlikin kalp gözünün açılması ve ruhunun uyanmasıdır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/kesf

---

Aziz dostlar, irfan yolunun yolcuları, gönül ehli yârenler... Bugün, hakikat denizinden bir damlayı, bâtın âleminin kapısını aralayan anahtarın ismini konuşmak üzere bir araya geldik: Keşf. Keşf, lügatte bir şeyin üzerindeki örtüyü kaldırmak demektir. Lâkin bizim sofiyye yolunda ıstılahı, yani mânâsı bundan çok daha derindir. Keşf, gaflet perdesinin, zan bulutlarının, akıl ve duyu kayıtlarının ötesine geçerek, eşyanın ve hadiselerin hakikatini doğrudan doğruya, vasıtasız bir şekilde idrak etmektir. O, bir sihir veya keramet gösterisi değil, sâlikin kalp gözünün açılması, rûhunun uyanmasıdır. Terzibaba İrfan Mektebi’nin usûlünde keşf, bir son durak değil, yolun kendisidir; imanın lafızdan hâle, bilgiden görgüye, zandan yakîne dönüşme sürecinin ta kendisidir. Bu sohbetimizde, inşâallah bu mübarek kavramın aslına, Kur’ân ve irfan dilindeki yerine, ehl-i vücudun nazarındaki mânâsına birlikte bir yolculuk yapacağız.


## Bu Kavramın Geçtiği Eserler

- **TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (189 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Paragraf: Ve Resûlün Allah'dan ahz ettiği şeyin aynını, halîfenin Allah'dan ahz etmesi dahi böyledir. Binâenaleyh biz onun hakkında, lisân-ı keşf ile "halîfetullâh'' ve lisân-ı zahir ile ''halîfe-i Resûlullah" deriz. Ve bundan dolayı Resul (a.s.), muhakkak kendi ümmetinde hilâfeti Rabb'inden ahz eden kimse olduğunu bildiği için, hilâfetle kendisinden hiç bîr kimseye nass etmediği ve bir kimseyi ta'yîn eylemediği...
- **TB. Kelime-i Mûseviyye** — Ahmet Avni Konuk (Kelimeyi Museviye TB. ŞErhi)
  > Ve bu sebeble vahy ile nâzil melek gibi fıtrat-ı nûriyye üzere nüzûl eden yağmura re’s-i saâdetlerini keşf buyurdular. Bu ma’nâyı iyi anla! ليَــم ُّ مــسُــوتُه، وبُــوت ُ نَلتَّليَــمِّ، فبُــوت ِ ورَمْيِــه فــيلتَّئِــه فــيحِكمــة ُ إلقَُ...
- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (191 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Paragraf : Tabiat nefes-i rahmaninin aynı olduğu üzerine keşf olunursa, muhakkak hayr-ı kesîr i'tâ olundu . (145) 24.Paragraf: (Enfâl, 8/17) "îmân ehli küffârı katletmediler; velâkin onları Allah Teâlâ katl eyledi.
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (192 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Paragraf : Fir'avn ilm-i ilâhîde onun mertebesini bilmek için Mûsâ beyânda ziyâde etti. (152) 24.Paragraf: "Eğer siz ehl-i keşf ve vûcûd iseniz muhakkak ben âfâk ve enfüste, yakıyn ettiğiniz şeyi bildiririm.” (154) 25.Paragraf: "Sen benden gayri ilâh ittihâz edersen elbette ben seni mescûnînden kılarım" kavli.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 4)** — Abdulkerim Cili (117 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > İşte bu da ancak kendi özüne tecelli etmekte, böyle olunca o varlıkta Hakk'ın kendi özü olduğundan, kendi özüne tecelli etmekte, o zaman latif mertebesinden, kesif mertebesine tecelli etmekte. Ne var ki, biz bu LATİFE-İ İLÂHİYE için: - Kul, abd… Yani tecelli ettiği yere abd, abduhu ve rasuluhu, işte gerçek abd budur, biz abd dediğimiz işte başını eğen, yasaklara, emirlere uyan, Hakk'a tapan ayrı bir varlık olarak...
- **Enbiyâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (233 21 26 Kur Ker Yol Enbiya Sûresi   Murat Deruni)
  > “ Keşfi muhayyel ” denir. Üçüncü kısım zuhuratlara. “ hayali mücerret ” denir. Ben bu sıraya bir dördüncü kısmıda ilâve edeyim, bunlara da. Dördüncü kısım zuhuratlara. “ tuzak zuhuratlar ” adını verdim. Şimdi bunları özetle inceleyelim.
- **Şu'arâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (238 26 39 Ku Ker Yol  Şu'ara  Sûresi   Murat Derûni)
  > ...رْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا (Şuarâ, 26/24) dedi. Ya'nî eğer siz ehl-i keşf ve vücûd iseniz, muhakkak ben size şuhûdunuzda ve vücûdunuzda teyakkun ettiğiniz şeyi bildirdi...
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Mûseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ulviyye)
  > Ya'ni, "Eğer siz ehl-i keşf ve vücûd iseniz, muhakkak ben size şühûdunuzda ve vücûdunuzda teyakkun ettiğiniz şeyi bildirdim. İmdi eğer siz bu sınıftan değil iseniz, ehl-i akıl ve takyîd iseniz ve edille-i ukülünüzün i'tâ eylediği şeyde Hakk'ı hasrederseniz, muhak- kak ben size cevâb-ı sânîde cevâb verdim" demek olur.
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2)** — Nusret Tura (164 2 Esmâ’ül Hüsna)
  > Hâsılı: Anlattıklarımın hemen hepsi, yüce Allah’ın bana açtığı kadardır. Özellikle bunlar, ona seyrim ve keşif, ayan yolundan ona yol aldığım zamana rastlayan hallerdir. Bu hususu da, böyle naklettikten sonra, esas mevzua dönelim: — İSİMLER TECELLİSİ üzerine insanların durumu değişiktir.
- **Hadîd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (263 57 46 Ku Ker Yol  Hadid Sûresi   Murat Derûni)
  > Ehli keşiften gayrisinin idrakinden batındır. Yani bitkilerin ve madenlerin ruhları vardır. Keşif ehlinden gayrisi bunu bilemezler onlara gizlidir. Böylece hayvandan idrak olunan şey onlarda his olunmaz. İnsan tesmiye olunan bu mizac-ı hassın ayrı olarak ehl-i keşfin indinde her şey konuşan hayvandır.
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (187 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ) matlabı üzerine itâb vâki' oldu.(138 ) 23.Paragraf: Zikrettiğimiz keşfi taleb ede idi, itâb vâki'olmazdı. (139) 24.Paragraf: Üzeyr’in (a.s.) kalbinin sadeliğine delil. (140) 25.Paragraf: Üzeyr’e (a.s.) ecsâmın nasıl bittiği keyfiyyetini gösterdi.
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İlyâsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İnâsiyye)
  > Ve teşbîh mevziinde dahi, teşbîh-i şühûdî ve keşfî ile teşbîh eder; ve suver-i tabîiyye ve unsuriy- yede Hakk'ın vücûdu ile sereyânını görür. Ve onun için bir sûret bâkî kalmaz; illâ ki onun “ayn”ını Hakk'ın "ayn”ı görür. Ve bu, Allah tara- fından münzel olan şerâyiin getirdiği ma'rifet-i tâmme-i kâmiledir; ve evhâmın küllîsi bu ma'rifetle hükmetti.
- **Kelime-i Dâvûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Dâvûdiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Vücûdiyye)
  > Binâenaleyh biz onun hakkında, lisân-ı keşf ile "halîfetullâh” ve lisân-ı zâhir ile “halîfe-i Resûlullah" deriz. Ve bundan dolayı Resûl (a.s.), muhakkak kendi ümmetinde hilâfeti Rabb'inden ahzeden kimse olduğunu bildiği için, hilâfetle kendisinden hiçbir kimseye nassetmediği ve bir kimseyi ta'yîn eylemediği hâlde vefât eyledi.
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İbrâhîmiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Müheymiyye)
  > Bundan sonra, ikinci hâlde, sana keşf i'tâ eder ki: Tahkîkan Hakk'ın nefsi, kendi nefsine ve ulûhiyetine delîl oldu; ve tahkîkan âlem, on- ların suver-i a'yân-ı sâbitesinde Hakk'ın tecellîsinden gayrı değildir. Şöyle ki, o a'yânın vücûdu o tecellî olmaksızın müstahîldir.
- **Kelime-i Şîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Şîsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nefsiyye)
  > Ve diğer kısmı dahi bu sırr-ı kaderi böyle burhân ve îmân ile mücmelen değil, belki keşf ve ayân ile mufassalan bilir; ve sırr-ı kaderi mu- fassalan bilen, mücmelen bilenden daha âlî ve daha tâmdır. Çünkü sırr-ı kaderi mufassalan bilen kimse, kendi hakkında, ilm-i ilâhîde sâbit olan şeyi bilir; ve bu biliş dahi iki sûretle olur: Ya Hak Teâlâ hazretleri o kimsenin ayn-ı sâbitesinin ilm-i ilâhîde ne sûretle malûm...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 2)** — Abdulkerim Cili (114 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Bu sözler belki bir çoğumuzun başından geçmiş olabilir yani buradaki ifadeler. Bir zaman gelir ki, insan kendini feza boşluğunda zanneder, nefsinden kurtulmaya çalıştığında, kesif ağırlığından latif haline geçmeye çalıştığında zaman gelir gerçekten kendini fezanın ortasında bomboş bir sahada bulabilir.
- **TB. Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (188 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Onların keşfiyyâtı, ancak bu dâireye mahsurdur. Binâenaleyh onlar ulûhiyyetin zahiriyle iştigâl ettikleri cihetle kudret-i Hak'tan habersizdirler. İmdi Hak Teâlâ hazretleri, filozofların, hükm-i vehmîlerini din...
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (186 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Paragraf: Nefsin hakikati ancak tarîk-ı keşf ile bilinir. (126) Hakîkat-i Nefs: (127) 45.Paragraf: "Onlar halk-ı cedîdden lebs içindedir" (129) Mesnevi (129) Mesnevi (130) 46.
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Şuaybiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kalbiyye)
  > Tercüme: "Ehl-i keşf ve erbâb-ı şühûdun mezhebinde, bütün âlem, vücûd-ı vâhidin tafsîllerinden başka bir şey değildir. Vâkıâ bu kadar sûretler o vücûd-ı vâhidden zâhir göründü; dikkatle baktığın vakit bir mevcûddan başkası olmadığını görürsün.
- **TB. Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (185 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Yani onların kelamları batındadır ama kelamları vardır. Ancak müşahede ehli bunları keşfeder. Ve perdeli olanlar işitmediğinden kimisi, onların konuşmalarını hal lisânı iledir, der.
- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç
  > 053 Âlem-i Misâl : Misaller Âlemi ........................... 060 a) Keşf-i Mücerred : (Açık Rüyâlar) ................... 063 b) Keşf-i Muhâyyel : (Tabir Gerektirenler) ........ 064 “Dur! Rabb’ın Namaz Kılıyor.” .......................... 067 Melikiyyet : Âlem-i Şehâdet .
- **TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (122 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ...basiretin sana keşif verir. Yani senin özündeki ayan-ı sabite ayn-ı basiretin sana keşif verir. Bu keşif Hakkın nefsi kendi nefsine ve uluhiyetine delil olduğunu ve alem denilen şeyin ancak o alem efradın...
- **Bürûc Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Buruc Suresi)
  > Bu nedenle de uzayla da ilişkili ve deniyor ki “İnsanlık için başka evrenleri keşfetme zamanı Kova Çağı’na denk gelecek.” Kova burcunun entelektüel bilgiye zaafı meşhurdur. Kendi çağında da bu durum ön plana çıkacak. Yani bilimsel gerçeklik, derinlikli ama açık ve net anlaşılır bilgiler… Kova Çağı’nda bunun yansımasını, öğretmenlik-öğrencilik konularının da ön plana çıkması olarak göreceğiz.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 6)** — Abdulkerim Cili (167 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > ...enelde incelediğimiz zaman şeriat mertebesi ağırlıklıdır, çünkü ona ait sözlerdir. "Tarikat mertebesi ise benim fiillerimdir" diyor. Yani yaptığım işlerde, tarikat mertebesinin işleridir. "Marifet ise beni...
- **TB. Kelime-i Şîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (120 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Zîrâ o, kendi hakkında olan Allah'ın ilmîndeki şeyi, ya Allah Teâlâ ona ayn-i sabitesinin ilimden Hakk'a i'tâ ettiği şeyi i'lâm etmekle, veyahut ona ayn-ı sabitesinden ve onun üzerine olan ilâ-mâ-lâ-yetenâhî ahvâlin intikâlâtından keşf etmekle bilir. O da âlâdır. Zîrâ onun kendi nefsine olan ilmi, Allah'ın ilmi menzilesinde olur. Çünkü ilmin ahzi ma'den-i vâhiddendir (10).
- **Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Hûdiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ehâdiyye)
  > Binâenaleyh muvahhid ve ârif-i billâh için keşf ile hâsıl olan ilm-i tevhîd, tatlı ve lezîz su gibidir ki, sâhibine iztırâbdan ve telvînden sükûnet verir; ve susuzluğunu izâle eder.
- **Kelime-i Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Üzeyriyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kaderiyye)
  > Zîrâ rûh gözüyle cesed gözünden perde kal- karsa, ikisinin nûru birleşir; ve bu hâlde sâhib-i keşf olan zât birisiyle idrâk ettiğini, diğeriyle de idrâk eder. Nitekim Abdülkadir Geylânî (kuddise sır- ruhu's-sâmî) hazretlerinin zamân-ı şerîflerinde bir kimse: “Ben baş gözüyle Hakk'ı müşâhede ediyorum” da'vâsıyla gezer dururdu.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 5)** — Abdulkerim Cili (166 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > ...vardır: Kalbi olana, tam müşahede içinde kulak veren kimseye...» (50/37) Kalbi olana, tam müşahede içinde kulak veren kimseye, gerçekten bunda hatırlatmalar vardır. Yani bu hatırlatmalar, kalbi olan kimsey...
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Îseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nebeviyye)
  > Hükemâ-yı fen, ne kadar tedkîkāt ile meşgül olurlarsa olsun- lar, tabîat-ı külliyye dâiresinden çıkamazlar. Onların keşfiyâtı, ancak bu dâireye mahsûrdur. Binâenaleyh onlar ulûhiyetin zâhiriyle iştigāl ettikleri cihetle kudret-i Hak'tan bî-haberdirler. &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash Bilinmeli ki: Ulûhiyetin görünen yüzü olan "küllî tabiat"a bakan ve düşünceleri bu tabiatın geçerli kuralları ve...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 18** — Terzibaba - Necdet Ardıç (150 18 12 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Halbuki tevhid ehli o vakıı kendi nefsinde taayyün ediyor, ortaya çıkıyor meydana çıkıyor. İşte bu o zaman Hakk’ın bir lütfu olarak doğrudan doğruya bir keşif hükmüne girmiş oluyor. İşte bu cümle de üzerinde durulur dediğim tam bunun yaşantısının farkında değil çünkü bu doğrudan doğruya bir keşiftir hükmü keşfin hangisidir ne türlüsüdür, yani keşiftir dediği zahirden aldığı bir şey değildir olduğunu ifade etmek için...
- **TB. Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (182 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Bu alem-i misalden nazil olan suver-suretler-eğer tabire muhtaç olmayıp his alemine yani bu alemde hissettiğimiz, yaşadığımız bu alemde aynı ile zuhur ederse buna keşf-i mücerret derler. Hani şair diyor ya; rüya değil bu aynıyla vaki, (yalnız bu çok ender rastlar) yani mana aleminde zuhurata rüyada ne gördünse yahut yakazada o çok ender rastlar. Bir gün İbrahim (a.
- **Kelime-i Zekeriyyâiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi & Terzibaba - Necdet Ardıç (Kelime-i Zekeriyyâiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Mâlikiyye)
  > İmdi mahcûb olanlar, i'tikādlarında olan Hak'tan kendilerine rahmet etmesini ta- leb ederler. Ve ehl-i keşf ise, Allâh'ın rahmetini, kendileri ile kāim ol- masını taleb ederler. Binâenaleyh onlar, rahmeti "Allah" ismiyle suâl eylerler. Böyle olunca يا الله ارْحَمْنَا Ya Allah bize rahmet et!
- **TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (190 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > İmdi mahcûb olanlar, i'tikâdlarında olan Hak'tan kendilerine rahmet etmesini taleb ederler. Ve ehl-i keşf ise, Allah'ın rahmetini, kendileri ile kâim olmasını taleb ederler. Binâenaleyh onlar, rahmeti "Allah" ismiyle suâl ederler.
- **Ra'd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (255  13 Ku Ke Yol Ra'd Sûresi)
  > Bu yüzden Kur'an'daki misaller, farklı bilinç seviyelerinde anlaşılabilir, zahiri anlamdan batıni derinliğe uzanan bir yelpazede. İrfan ehline göre, Allah'ın misalleri insanın iç dünyasında bir keşif sürecini başlatır. Bir insan bu misalleri okuduğunda, onların dış anlamının ötesine geçerek kendi seyr-i sülûkunda anlamlar keşfetmeye başlar.
- **Tuhfetu'l-Uşşâkî** — Terzibaba - Necdet Ardıç (08 Tuhfetul Ussaki)
  > Dünya ve ahiretten, keşf ve kerametten hiç bir şey istemeyip, ancak mürşidinin murad ettiğini istesin. EVLİLİK: Eğer "mücerret" yani bekar ise sülük'unu tamamlayıncaya kadar evlenmesin, eğer evli ise "mücerret" yani bekar gibi olmaya gayret etsin. (*) (*) Not: Evli olan saliklerin bu dengeyi çok iyi kurması mutlak gereklidir.
- **Gülşen-i Râz ve Şerhi (2)** — Mahmûd-ı Şebüsterî (123 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ)
  > Bizim duyu organlarımıza göre iki diye, evvel ve ahir diye bahsettiğimiz alemler aslında tek alemdir. Biri daha kesif, biri daha latif olan alemdir. Bu iki alemde hayale benzer. Burası daha koyulaşmış, yoğunlaşmış bir hayal alemidir.
- **Ramazan ve Oruç** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ramazan ve Oruç)
  > Bunların açıklanması kerih görülmüştür. Açıklayanlarda bu sahanın daha çocuklarıdır. Aslında keşif denilen, ilmi İlâhinin keşf olunmasıdır. Mâ’nâsal sahada tayyi mekan yani seyahat yapabilmektir. Zamanın dürülmesi ise ilmi olarak zamanın dürülmesidir.
- **Kâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (254 50 32 Kur Ker Yol Kaf Sûresi ve  Mustafa Hilmi Sâfî  Hz.   Murat Deruni)
  > Zîrâ Hak ile senin arandaki perde ne yerdir ve ne de göktür; bu hicâb ancak senin kendine mâl ve nisbet ettiğin mevhûm varlığındır. "Bu ene ne vakit tefekkür cihetinden keşf olur? Bu ene fenâdan sonra mekşûf olur. Bu akıllar gaibi aramakta hulûl ve ittihâd çukuruna düşer." 3774.
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (118 52 Tûr Sûresi̇)
  > Karanlık Liman ve Nusret Mayın Gemisi Müttefik donanmasının boğazlardaki tabyaları bombalamaya başlamaları (Şubat 1915) ile birlikte Mart ayına kadar geçen süre içinde, dünyanın en büyük donanması boğaz önünde toplanıyor, keşif uçuşlarıyla mayın alanları belirleniyor, mayın araştırma ve keşif gemileri boğazın içlerine kadar girip mayınları temizliyorlardı.
- **Saff Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Saf Suresi)
  > Ve insan olarak isimlendirilen bu özel mizâcın dışında, keşf ehli indinde her bir şey konuşan hayvândır. Ve bizim keşfimiz de ona şâhiddir. Çünkü biz konuşma lisânı ile taşların Hakk'ı zikrettiklerini kulaklarımızla işittik." Ve yine o bölümün diğer bir mahallinde buyururlar: "Bu tesbîh, keşif sâhibi olmayan görüş ehlinin dediği gibi; hâl lisânı ile değildir.
- **Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Nûhiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Subbûhiyye)
  > Ve insan tesmiye olunan bu mizâc-ı hâssın gayrı olarak, ehl-i keşf indinde her bir şey hayvân-ı nâtıktır; ve bizim keşfimiz dahi ona şâhiddir. Zîrâ biz lisân-ı nâtık ile taşların Hakk'ı zikrettiklerini kulaklarımızla işittik.
- **Muhtelif Mevzular Sohbetleri (2011)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (154 22 2011 Muhtelif mevzular sohbetler)
  > Şimdi Cenâb-ı Hakk Adem a.s.ı rûhani olarak halkettiği zaman. Cennetinde latif varlık olarak Ruhâni daha kesif vücut, beden almadan. “Allemel Ademe esmâe külleha” Biz Ademe isimlerin hepsini öğrettik diyor bakın.
- **Kalem Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kalem Suresi)
  > ..., 317; Keşfü'l-hafa, I, 309 (824); el-Hakim, el-Müstedrek, 2/498; Beyhaki, es-Sünenü'l-Kübra, III, 9, X, 204.) Mücahid'den gelen bir rivayet de şöyledir: نۤ وَالْقَلَمِ“kendisiyle zikir yazılandır”. Demek...
- **TB. Kelime-i Âdemiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (119 Fu Hi 01 ADEM FASSI)
  > (3) Firasat-sezgi: Bir ilimdir ki, sûretlerin eserlerinin “teferrüsü/doğru bir şekilde anlama” sebebiyle gayb âleminden keşf olur. Bu ilim evliya ile havas-ı mü’minin arasında müşterektir. Yani Mü’minlerin avam tabakası değil de havas tabakasında görülür. Bir hadis-i şerifte; “Mü’minin ferasetinden sakınınız, muhakkak ki o Allah’ın nuru ile bakar” buyrulur.
- **Rûm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (242 30 36 Ku Ker Yol  Rûm Sûresi    Murat Derûni (1))
  > Birinci keşif kendi varlığının hakikatini idrak etmek, her şey Haktır deyip Cem de toplanmak, ama ondansonraki ikinci keşifle de kendi varlığını Hakkani yönden keşfetmek tekrar yeni bir keşifle hakta halk olduğunu ve senin mutlak olarak kendine ait bir kimliğin olduğunu ama bu kimlik de yine hakkın kimliğinden başka bir şey olmadığını Hakka bağlı olduğunu bilmen gereklidir.
- **Ahzâb Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (243 33 25 Kur Ker Yol Ahzab Sûresi   Murat Deruni)
  > ) bildi ki, durrun ref’i hakkında tahkîkan Allah Teâlâ'ya şekvadan nefsin habsinde / kahr-ı ilâhîye mukavemet vardır; ve o da şahsı ile olan cehildir ki, Allah Teâlâ onu, nefsi onda müteellim olur bir şeye mübtelâ ettikde, bu emr-i müellimin izâlesinde Allah Teâlâ'ya duâ etmez; belki ona lâyık olan, muhakkik indinde tazarru' etmek ve kendinden bunun izâlesinde Allah'dan suâl eylemektir. Zîrâ sâhib-î keşf olan arif...
- **Bir Ressam Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (62 Bir ressam hik yesi)
  > İnsân-ı Kâmil’in sözlerinin dört mertebeden geldiğini ehli keşif görür ve inanır. Göremeyenler ne yapmalı? Onlar da sohbetlerden aldıkları haz ile birlikte eski bilgileri eksikse onları tamamlamalı.
- **Terzi Baba (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (39 Terzi Baba 2)
  > Tabîki bu konu hakkında edeceğimiz kelâmlar, onun zâtının eğitimiyle müşâhede ve keşfi bilgiler ile gizli hazineden haber vermek içindir. Niyâzımız şudur ki “ El Fettâh” ismi ile kapıların bizlere açılması, her türlü müşkillerin kolaylaştırılması olacaktır. Bu vesile ile Terzi Babamı açmaya okumaya, sonra da yazmaya çalışacağız.
- **Gülşen-i Râz ve Şerhi (1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (75 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ)
  > ********* Ne zaman ki her biri kendinden haberdar oldu; İşte dergâh yolu o yüzden keşfolundu. ********* Her varlık sâdece kendi varlığının ne olduğunu isim perdesiyle bilmektedir yâni bir isim yönünden meydana geldiğini bilmektedir fakat külli yönden Hakk’ın varlığı olduğunu bilememektedir.
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (246 34 5 Kur Ker yolculuk Sebe  Suresi Ç.H.U.)
  > Tevil ehli olanlar, ortada var olan tecrübelerin yanında keşif, sezgi ve müşahedelerini de ortaya koymuşlar böylece zahir ulamasına göre gaybi olan sahalar hakkında söz söyleyip gelecek nesillere “İz” ler bırakmışlardır.
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hicr Suresi)
  > Kur’ân-ı Kerîm’de evvellerin ve âhirlerin ilmi bildirilmiş olup, henüz keşfedilmemiş nice ilimler onun içinde mevcûttur. Ancak, ne yazık ki biz tutucu Müslümanlar, elimizdeki bu sonsuz hazîneyi sadece baş ucumuza asıp bazen de ölülerimize okumakla yetiniyoruz. Allâh (c.c.) bizleri Kur’ân'dan en geniş şekilde faydalandırsın.
- **Vâkı'a Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (262 56 Ku Ker Yol Vâkıa Sûresi)
  > Bilindiği üzere, ilk sûfîlerle birlikte Kur’ân’ın keşf, ilham, mânevî tecrübe ve gönle doğan işaretler çerçevesinde yorumlanması, tasavvufî tefsirlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur.
- **Kelime-i Âdemiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Âdemiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İlâhiyye)
  > Ve bunu akıl nazar-ı fikrî tarîkiyle ârif olmaz; belki bu fennin idrâki, ancak keşf-i ilâhî ile vâki' olur ki, ervâhını kābil olan âlem sûretlerinin aslı ne olduğu ondan ma'lûm olur. &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash Ve bunu akıl, fikrî bakış yoluyla bilemez; aksine bu fennin idrâki, ancak ilâhî keşif ile meydana gelir ki, ruhlarını kabul eden âlem suretlerinin aslının ne olduğu ondan bilinir.
- **Câsiye Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (259 45 CÂSİYE SURESİ Abdürrezzak Tek (son))
  > Bilindiği üzere, ilk sûfîlerle birlikte Kur’ân’ın keşf, ilham, mânevî tecrübe ve gönle doğan işaretler çerçevesinde yorumlanması, tasavvufî tefsirlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur.
- **Zümer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (257 39 8 Zümer Sûresi T.O. Cem Cemâlî (1))
  > " Kitâb " ( Kitap ): Bâzı muhaddisler tarafından senedi yönüyle tenkit edilse de tasavvuf ehli tarafından "keşfen" sahîh kabûl edilen ve yaygın olarak nakledilen bir hadîs-i kudsî'de Cenâb-ı Hakk, âlemlerin halk edilme sebebini bizlere şöyle beyân buyurmuştur: " Küntü kenzen mahfiyyen fe ahbebtü en u'rafe fe halaktü'l halka li u'rafe " ( Ben gizli bir hazîneydim; bilinmekliğimi sevdim, mahlûkâtı Beni bilsinler diye...
- **Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (108 3 Ru ya Mana Alemi Terzi Baba ile ilgili zuhuratlar)
  > ...Birinci kısım zuhuratlara. “ Keşfi mücerret ” denir. İkinci kısım zuhuratlara. “ Keşfi muhayyel ” denir. Üçüncü kısım zuhuratlara. “ hayali mücerret ” denir. Ben bu sıraya bir dördüncü kısmıda ilâve edeyi...
- **Fâtır Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (244 35 37 Ku Ker Yol  Fatır Sûresi   Murat Derûni son)
  > Sûfîler keşf, ilham ve keramet gibi hususları da mâsivâ olarak görmüşler, bunlardan kurtulmanın güçlüğüne dikkat çekmişlerdir. Telvin halindeki sûfîlerde mâsivâya karşı bir meyil olabilirse de temkin makamında olanlar gönüllerinde Hak’tan başkasına yer vermezler.
- **Kelime-i Eyyûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Eyyûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Gaybiyye)
  > Zîrâ sâhib-i keşf olan ârif indinde bu, Cenâb-ı İlâhîden izâledir. Çünkü Allah Teâlâ, muhakkak nefsini ezâ olunmakla vasfetti. Binaenaleyh إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ (Ahzab, 3/57) [Allâh'a ve Resûlüne ezâ eden kimseler.
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İshâkiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Hakkiyye)
  > بِخَلَّاقِهِ كَشْفًا وَإِيضَاحَ بُرْهَانِ وَذُو الْحِسَ بَعْدَ النَّبْتِ وَالْكُلُّ عَارِفٌ Ve sâhib-i his nebâttan sonradır, hâlbuki cümlesinin Hallâk'ını ârif olduğu, keşf ile ve îzâh-ı burhân ile sâbittir. &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash Ve duygu sahibi olan, bitkiden sonradır; hâlbuki hepsinin Yaratıcısı'nı bildiği, keşif ile ve burhanın açıklaması ile sabittir.
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (111 4 “özün Özü” VE “sirrin Sirri”)
  > Allahu teala veya zuhurları hakkında ne söylenirse, tam keşif sahibi olarak onu söyleyeni, hangi mertebeden ve ne makamdan aldığını ve söylediğini bilir... Ayrıca, söyleyeni de mazur görür ve yersiz görmez!.. Zira, bilir ki Hak Teala yersiz bir şey halketmemiştir... Arifin bu görüşte olması Hak tealanın bütün esmasına olan irfanından ileri gelmektedir.
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (165 9 Kiyâmet Sûresi̇)
  > Zîrâ onların nazarlarında bu dünyâda iken kıyâmet hâlleri zâhirdir. Fakat onlar Hakk’ın emînleri olduklarından, bu sırrı keşf etmezler. Nitekim bu hâli cenâb-ı Pîr efendimiz bir gazel-i âlîlerinde kendi zevklerine müsteniden şöyle beyân buyururlar: “Tabîb nasıl ki hastaların renginden illetlerine vâkıf olursa, bînâ olan kâmil dahi senin yüzünün ve gözünün renginden senin dîninin eserini anlar!
- **Esintiler (4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (170 4 Esi̇nti̇ler)
  > Bu halin, bir meydan dolusu insan olsa içinden Hakk’a yakın olanların seçebilecekleri bir keşif mertebesi -hali- olduğunu Hacı Annem söylüyor. 6) Zuhurat 2: Terzi Baba yorumu: Hacı Ağabeyim (Necdet), ortası “taba/ Baba” rengi, kenarları yeşil gençlik rengi yuvarlak bir halı , İlâh-i esma nakışları ile işlenmiş halı dünyanın kendisidir halının kuzey yönünde, güneye bakarak oturmuş.
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (178 84 İ̇nşi̇kâk Sûresi̇)
  > Geriye kalan “500” sayısı ث (Se) sayısal değeri ve daha önceki yolumuz ile alakalı bağlantıları araştırırken keşf olan 55. esmâ Metin esmâsının sayısal değeridir. İz-Efendi Babama yolumuzdan verilen Allah, Rahmân, Rahîm (53) Veli (56) esması ile Nusret Babamız (r.a) yolumuzdan verilen zâhir, bâtın 52 Kaviyy (54.
- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (247 37 40 Ku Ker Yol  Saffat  Sûresi   Murat Derûni (1))
  > Su devresi: Dünya uzun bir zaman güneşin etrâfında, ateş küresi hâlin- de döndükten sonra, onun ateşi, yüzeyinden suya dönüşmüş ve kesîf unsurla- rı ateşten lavlar hâlinde alt tabakalarını oluşturmuştur. Çünkü fizik ilminin bakış açısından bu iki akıcı zıt ise de kimyâ ilmine göre ayn-ı unsurların bileş- keleridir.
- **Karagün Dostuyum (Cilt 2)** — Nusret Tura (85 Karagün Dostuyum (ii))
  > İslâm dininin gösterdiği yollardan gitmiyenler ne kadar zengin olursa olsunlar, ne kadar keşf ehli olurlarsa olsunlar, medeniyet de­dikleri dünyâ refahının kaçıncı mertebesinde bulunurlarsa bulun­sunlar, Muhammed ümmeti olmak şerefinden mahrum kalınca noksan demektirler. Varlığın her cephesinde muvaffak olanlar hastalık ve ihtiyarlık çilelerine girerken intihar ediyorlar. İşte bilhassa Amerikalılarda zuhur eden bu...
- **TB. Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Elbette hastalığın tedavisi için dahi bir takım usûl-i cedide vaz' etmiştir. Diğer taraftan tıb ile alâkadar olan kimyâ-yı cedîd dahi anâsir-ı basîtayi keşf edip yek dîğerinden vasıfını temyiz eylediği cihetle klor, sodyum, potasyum, iyod ilh.... gibi bir takım anâsır-ı basîtanın ilaçlar olarak kullanılmasına ne başlanmıştır.
- **Kelime-i Lokmâniyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Lokmâniyye'de Vâki' Hikmet-i İhsâniyye)
  > ...Hak ise de, o cevher ehl-i keşf ve tecellînin ıtlâk eylediği Hakk’ın “ayn”ı değildir, zanneder. İmdi işte bu, O’nun “Latîf” olması- nın hikmetidir. Ya’ni Eş’arîler...
- **Kelime-i Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Ya'kûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Rûhiyye)
  > Şimdi bu gördüğümüz varlıksal hakikatlerin her biri, Hakk'ın latif zâtının hallerinden birer halin mazharıdır (tecelli yeridir); ve her bir halin kemâli fiilen bir mazharda ortaya çıktığı zaman, Yüce Allah o isimle adlandırılır. İşte bu hakikate binaen senin bu kesif (yoğun) ve belirli varlığın Allah'ın fiilidir. Ve O'nun fiili olan bu varlık, muhdesâttandır (sonradan yaratılmışlardandır).
- **Cem'o ve Fark'o** — Terzibaba - Necdet Ardıç (105 Cemo ve Farko)
  > Gece gündüz sıcak soğuk demeden heryerde ve her zaman faaliyettedirler. Melekler, Nur ’dan halkediklerinden daha lâtiftirler doğrudan kesif olan insanlarla iletişime geçemezler ancak onları görevli olarak dışarıdan kontrol ederler. İblis ise, Ateş kaynaklı olduğundan lâtifin kesifidir, dilediği yer ve zamanda daha da kesifleşerek insan varlığındaki duygulara veya görüntü ile insanlara, zuhuratta veya yaşantı da...
- **Tüm Şiirlerim** — Terzibaba - Necdet Ardıç (129 (tüm Şi̇i̇rleri̇m))
  > İkra' dedi Hazreti Cibril, Kur'andır bu önünde eğil, Haktandır hepsi gayrı değil, Ah Nurlu Hira heybetli Hira. Sende Hira'nı Keşf edersen, Türlü sırlara erersen, Peygamberini yad edersen, Ah Nurlu Hira heybetli Hira. 7/7/1990 Cumartesi MEKKE UŞŞAKİ DEDİLER İSMİMİZE Bu dünya'ya gelmiş sakinleriz, Uşşaka can sunan sakileriz, Hak'la Hak olan bakileriz, Uşşaki dediler ismimize, Rasuli Nur doldu cismimize.
- **Necm (Yıldız) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (37 53 ve-NECM-YILDIZ-SÛRESİ)
  > Diğer bir ifadeyle Kıyamet hakikatini Allah’tan başkasıyle anlamak mümkün değildir. Yine Allah vesilesi ve Allah izni ile gelen bir bilgi ve bir yardım ile ancak bu hakikat keşf olur, açılır. Ancak bunu bilenin de bilmeyenin de netice itibariyle dünya sona ermesiyle umumi kıyamet kopacaktır.
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri)
  > Daha da mühimi uzağa gitmeye gerek olmadığını anlar. Kendini bildiğinde Rabbini bileceğini bilir. Hikmetleri, incelikleri keşf eder. Kendiyle eşini, çocuklarını tesbit ederek, dünyaya doğru açıldığında “Nefsi vahide” olduğunu görür.
- **TB. Fusûs Mukaddimesi** — Ahmet Avni Konuk (Fusûsul Hikem Mukaddime)
  > ” hadîs-i kudsîsi gibi, bâzı hadisçilerin tenkitlerine rağmen tasavvuf ehlince “keşfen” sahih kanaatiyle asırlardır kullanılmakta devam etmiştir. İşte bu nevi hadis veya hadîs-i kudsîleri “mevzû” (uydurma vs.) gibi tâbirlerle reddetmek yerine, bâ...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 3)** — Abdulkerim Cili (115 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Yani "Ona ruhumdan üfledim" (15/29) hakikati, Allah'ın ruhu, o tecelli edilen kişinin hakikati olur. Zaten öyledir de bu ona keşf olur. Müşahede âleminde bu hakikatin sırrı ona açılmış olur, keşif dediği o. Keşif, zaten mevcut olan şeyi müşahede etmesi kişinin.
- **DVT-C001 (Ses Kaydı)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (1772747276481 DVT C001.MP3)
  > İnsanın yapısında ve oluşumunda dört temel hakîkat vardır: 1. Akıl 2. Ruh 3. (Nefs) Nûr 4. Beden. Nefs, ruh ile bedenin izdivacından; yarı lâtif, yarı kesif bir varlık şeklinde oluşmuştur. İki ayrı özellikten teşekkül ettiği için iki ayrı vechesi vardır. Bir vechesi toprağa diğer vechesi de semâya yani gerçeği olan ruha dönüktür.
- **Terzi Baba (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (12 Terzi Baba 1)
  > Nûsret Tûra Bey, ondaki özellikleri ve muhabbeti keşfedince, onu boşta bırakmamak ve kendisine faydalı ola-bilmek düşüncesiyle, kendi mürşidi olan ve aynı zamanda Fatih der-siâmlarından ve Süleymaniye Kütüphanesinin müdürlüğünü de yapan, Uşşâki şeyhlerinden Hazmi Tûra Uşşâki Efendiye gönderir.
- **Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi 2)
  > Dolayısıyla zâtî isimlere ait tecelliler bu mertebeden değil vahidiyyet mertebesindendir. * * * “Allah’ı bilmek her türlü keşf ve kerametten daha yücedir. Harikulade haller velinin vazifelerinden değildir. Ondan ister bu tür kevni kerametler zahir olsun isterse olmasın marifetullahı sahip olması ona şeref olarak yeter.
- **Zâriyât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (260 51 31 Kur Ker Yol Zariyat Suresi ve Hazmi Tura hz.   Murat Deruni)
  > Nûsret Tûra Bey, ondaki özellikleri ve muhabbeti keşfedince, onu boşta bırakmamak ve kendisine faydalı ola-bilmek düşüncesiyle, kendi mürşidi olan ve aynı zamanda Fatih der-siâmlarından ve Süleymaniye Kütüphanesinin müdürlüğünü de yapan, Uşşâki şeyhlerinden Hazmi Tûra Uşşâki Efendiye gönderir.
- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (248 38 Sâd Sûresi Abdürrezzak tek Muhtefi.)
  > Bilindiği üzere, ilk sûfîlerle birlikte Kur’ân’ın keşf, ilham, mânevî tecrübe ve gönle doğan işaretler çerçevesinde yorumlanması, tasavvufî tefsirlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur.
- **TB. Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (121 Fu Hi 03 NUH FASSI)
  > ...klarımızla işittik buyurur. Ve yine o babın diğer bir yerinde buyururlar; Bu tesbih keşif sahibi olmayan nazar ehlinin dediği gibi lisan-ı hal ile değildir. Yani bütün alem tesbihlerini yapar diyor ya bu...
- **Hacc Divanı** — Terzibaba - Necdet Ardıç (02 Hacc Divan)
  > ...cismimize. Kâlbi pak her an eder zikrini, Açar Fettah ilmi, fikrini, Arttırır Mevlâm hep feyzini, Uşşaki dediler ismimize, Rasuli Nur doldu cismimize. Geyinip fakir elbisesi, Parlar gönlümüzün Şulesi, Oku...
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (126 14 1 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > İnsânı halk etti kul ola, Ararsa doğru yolu bula, Kevserinden özünü sula, Hakk'ın Hamd’iyle tesbih eder. Gördüğün kesif vücudun, Hakîkatin ile muzâfun, [264] Adem’e dönüş olur sonun, Hakk'ın Hamd’iyle tesbih eder. Nâsiyenden [265] tutar götürür, İdâresindesin tekebbür, Yücelik dâvâsı bir küfür, Hakk'ın Hamd’iyle tesbih eder.
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (29)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (161 29 Muhteli̇f Sohbet Arasi Sohbetler)
  > .... Keşif sahibi olarak geleceğini bildiriyor. İşte bizim de veled-i nefslerimiz Allah onları büyütmesin güç kudret sahibi yapmasın işte ahirette karşılaştığımız sıkın...
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Lübbül Lüb)
  > Allahu teala veya zuhurları hakkında ne söylenirse, tam keşif sahibi olarak onu söyleyeni, hangi mertebeden ve ne makamdan aldığını ve söylediğini bilir... Ayrıca, söyleyeni de mazur görür ve yersiz görmez!.. Zira, bilir ki Hak Teala yersiz bir şey halketmemiştir... Arifin bu görüşte olması Hak tealanın bütün esmasına olan irfdnından ileri gelmektedir.
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  1)
  > Bu vücûdda tekevvün eden suver-i maddiyye, o vücûd-ı hakikinin izâfâtından olup, onun mezâhir-i esmâ ve sıfâtıdır; ve hepsinin hakikatleri bir olduğundan, kâffesinin arasında revâbıt ve münâsebât vardır. İşte bu ilm-i nücüm bu revâbıtın ba'zılarının keşfinden ibârettir. Ve kendi vücûd-ı vehmîlerinden fâni ve vücûd-ı hakiki ile bâki olan kâmillerin keşfi, bu ilm-i nücûm erbâbının keşfinden daha âli ve daha hakiki...
- **Reşahât — Aynü'l-Hayât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (65 Reşahat Ayn-EL Hayat)
  > Kalbe vâkıf olmak derken orada neler var, neler yok gibi müşâhede, keşif yoluyla vâkıf olmak değil, bulunduğun hâli idrâk etmek mâ’nâsındadır. Ve bu arada, bu halde Allah’tan âgâh olmakta, Allah’ın varlığını idrâk etmekte, şuurunda olmakta. Böyle bir gönül hâlidir. Öyle ki gönülde Allah’tan başka hiç bir şey olmayacak. Aslında bu sadece zikirde değil bütün yaşadığımız ömrümüzde, günümüzde böyle olması gerekmekte.
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Nahl Suresi)
  > ...ısına dönerse bu varlık perdesenin kaldıranlardan bir kısmı tekrar nefsi emarelerine bu sahayı kaptırarak esmâ-i ilahiyye nefsi istikametinde kullanarak rablerine ortak koşmuş olurlar. (Murat Derûni) ----...
- **Mutaffifîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (174 11 Ku Ker Yol Mutaffifin Suresi)
  > ...de kıldıktan sonra, bayram namazı saatinde evde olursam adetim üzere gittiğim için Gülnuş Valide Sultan camiine gittim. İmam efendi vaaz veriyordu. Genel konusu sabır idi. Ama aslında bahsettiği zâhiri ol...
- **Târık Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Tarık Suresi)
  > “Salsâl”, kum ile karışık kuru çamur; “hame”, kara çamur; “mesnûn”, üzerinden seneler geçmiş ve yıllanmış demektir. Bu beyt-i şerîfte ve bu âyet-i kerîmede, ehl-i hey’etin yakın zamanlarda keşf ettiği bir hakikate işâret buyrulur. Malûmdur ki, manzûme-i şemsiyyemizin esâsı fezâda azîm bir sehâb-ı muzî (parlak bulut) idi.
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (179 13 Terzi-Elif-Terazi-Teradî-İrfan Mektebi-Kırk Seyir)
  > Yukarıda yazdığın "Murat Birdir" yani "Zâhir, Bâtın Murat Birdir, Tektir" Bunu Mir’aç ismide desteklemektedir. Bildiğin gibi hem zâhir, hem bâtın ismimiz "Murat" tır... Bur-faş, Burak ve Faş, İfşa, Keşif, Mirac'ın ifşa olması ve 40 ile geri geliş tecellileri ile Efendimizin Mir'ac dönüşü "Beni gören Hakk'ı Gördü" Hakîkatin'in tüm âlemlere açılış, hakikatidir.
- **TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (180 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Akılların kemendi ile ona ulaşmak kolay değildir. Keşf sahipleri onun ke��fini kıskanıp ancak işâret diliyle beyânlarda bulunmuşlardır. Hz. İzzet indinde en şerefli bir mevcût ve en yakın bir görünen “rûh-ı a’zam”dır. Çünkü Hakk Teâlâ onu مِنْ رُوحٖى “min rûhîy” yani “rûhumdan” (Hicr, 15/29) ve “min rûhinâ” yani “rûhumuzdan” مِنْ رُوحِنَا (Enbiyâ, 21/91) yüce beyânı ile kendisine bağladı.
- **Nûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (236 24 24 Kur Ker Yol Nûr Sûresi   Murat Deruni)
  > Ma’Lûm olsun ki, evliyâyı Hak herkesin rezâlet-i bâtıniyyesini keşfen görürler ve rezâletlerini sûfî gibi izhâr etmeyip, onları ikâz için iki vecihli söz söylerler. Fakîr bu hâli kendi nefsimde mürşidim Selânikli Mesnevîhân Mehmed Es’ad Dede efendi (k.s.) hazretlerinden defâatle müşâhede ettim. Hazret benim ayıplarımı ya bir hikâye ile veyâhud iki vecihli sözler ile anlatırlar idi.
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (256 32  Ku Ke Yol Secde Suresi Muharrem Avan)
  > Kûr’ân-ı Kerîm’in bütün mânâlarıyla beraber her şeyi ortaya çıkmış değildir, zâhiri ilimler yani teknik ilerledikçe, insândaki bilgi ilerledikçe, fezada yeni keşifler oldukça, Kûr’ân-ı Kerîm’in Âyetlerinde okuduğumuz Âyetler için, evet bu bunu ifade ediyormuş diyerek müşahede haline geçiliyor, bu sayede bilgimiz daha da güçleniyor. Elif, Lâm, Mim ’in İnsân-ı Kâmil’in bir ismi olduğu da söylenmiştir, doğrudur, çünkü...
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (27)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (159 27 Muhtelif Sohbet aras shbetler)
  > Keşif sahibi olarak geleceğini bildiriyor. İşte bizim de veled-i nefslerimiz Allah onları büyütmesin güç kudret sahibi yapmasın işte ahirette karşılaştığımız sıkıntılar veled-i nefsimizin güçlendiği bizim zayıf düştüğümüz anda tepemize binmesidir.
- **Hucurât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (253 49 41 Ku Ker Yol  Hucurat  Sûresi   Murat Derûni)
  > (Hakikat-i Muhammediyye) sana keşf yolu ile, ayık halde geldiği zaman, Âdemoğlu sûretlerinden biri gibi gelir. Zira keşif sana şu ihsân-ı yapar. Muhammed (s.a.v.) o görülen sûrette görülmüştür. Rasûlüllah-ın (s.a.v.) her sûrette bir sûret bulma makâmı vardır.
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yunus Suresi)
  > ...--------------- ----- 10 - Yunus Suresi - Ayet 6 (Mushaf Sırası: 10 - Nüzul Sırası: 51 - Alfabetik: 109) ----- Kûr’ân-ı Kerim Türkçe okunuş: 10.6 - İnne fihtilâfil leyli ven nehâri ve mâ halekallâhu fis se...
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (250 42 38 Ku Ker Yol  Şûrâ  Sûresi   Murat Derûni)
  > Akıl için, keşif için künhü (özü hakikati) idrake yol yoktur. Künhü zat-ı idrak edecek kadar istiğdad verilmemiştir. Esteizu billah vema utitüm minel ilmi illa kalila (İsra s. 17/85) Mealen: (Bu hususta size pek az bilgi verilmiştir) Ayet-i Kerimesi buna işarettir, zira Hakk ilmiyle kudretiyle ve sair sıfatıyla muhit değildir, muhit olamaz ekmel kemal muhakkıkiyn (tahkik ehli) bu meslektedir.
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (59 6 Peygamber (4))
  > Keşf içinde oraya uzanmak gerekir. Zâhiren dahi bir ihtiyacımız için çaba göstermemiz gerekir ki Bâtınen bu çaba çok daha fazlasını gerektirir. Bundan sonradır ki, o kimse, Kûr’ân’ı dinler ve onun mahâllini bilir.
- **Genç ve Elmas Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (27 Gen ve elmas dosyas)
  > Gönül âlemi Resûl’dur. Gönül velâyetiyle İlâh-î hakikatleri alır, risâletiyle beden mülkündeki tüm kesif ve lâtif azalara ulaştırır ve tebliğ eder. Beden mülkündeki kesif ve lâtif oluşumlar: Duyular - Şeriat mertebesi Duygular - Tarikat mertebesi Kalb-î Müşahedeler - Hakikat mertebesi Rûh-î İnkişaflar - Marifet mertebesi Zat-î Zuhurlar - İnsân-ı Kâmil mertebesinden İlâh-î hakikatleri idrak ederler.
- **Fâtiha Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (35 1 Fâti̇ha-Sûresi̇)
  > Bunlar gerek ilâh-î, gerekse kevnî olsun hiç bir şeye karşı câhil değildir!.. İlmi tam ve kapsamlıdır... Allahu teâlâ veya zuhurları hakkında ne söylenirse, tam keşif sahibi olarak onu söyleyeni, hangi mertebeden ve ne makamdan aldığını ve söylediğini bilir... Ayrıca, söyleyeni de mazur görür ve yersiz görmez!
- **İnci Tezgâhı (1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (41 (İnci tezgâh-ı))
  > (Muhammed Nisaburi) ************ Eğer hakikat umum insanlara keşf olsaydı, derhal ölürlerdi. (Hallac-ı Mansur) ************ Ona göre ne ayrılık vardı ne de birleşmek. Derdi ki; ne ondan ayrıldım ne de birleştim. (Hallac-ı Mansur) ************ Kâlp bir başka âlem içindir. beden de burası içindir.
- **Îmân ve İkân** — Terzibaba - Necdet Ardıç (72 Îmân VE Îkân)
  > Ve bu yaşam içerisinde dünyada İslâma ulaşamadığımızdan, büyük bir hüsran içerisinde ahiretini geçirmeleri açık olarak, yani keşif gerektirmeyecek bir hadisedir. Peygamber Efendimiz geldiğinden itibaren, kendisine peygamberlik verildiği andan itibaren, bütün geçmiş kanunlar, geçmiş hükümler nesh edildi yani kaldırıldı.
- **Mir'at-ül İrfân ve Şerhi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (58 MİR’AT-ÜL İRFAN ve ŞERHİ)
  > Bu mânâyı şu cümle ile bağlayabiliriz, bir kimse vardır kendisini Allah'ın gayrı sanır, halbuki o Allah'ın gayrı değildir, sana gelince öyle bir haldesin ki ona yâni Allah'a karşı bir irfânın yok, bilemiyor ve anlayamıyorsun halbuki, onu görmektesin sonra onu gördüğünü de bilemiyorsun, önce bir keşif lâzım ve sen bu keşfe sâhib olmalısın, iş bu keşiften sonradır ki, bileceksin sen Allah'ın zâtına yabancı değilsin,...
- **Aşk ve Muhabbet Yolu** — Nusret Tura (77 Aşk VE Muhabbet Yolu)
  > «Rızkınızı semâdan gönderiyorum» sözü sûrette yağmur ise de vücûdumuz da gönül semâsından yağan ilim ve keşif ve ilham yağmurudur. Ezan-ı-Muhammedî ise 1- Dinsizleri dine, 2- Herhangi bir din sâhibini müslüman olmağa, 3- Müslümanları tasavvufa, 4- Tasavvuf ehlini mürşidde fenâ mertebesine, 5- Resûlde fenâ mertebesine, 6- Allahta fenâ mertebesine, 7- Allahta bekâ mertebesine dâvettir.
- **A'yân-ı Sâbite** — Terzibaba - Necdet Ardıç (78 A’yân-I Sâbi̇te)
  > Şimdi bilse ki bir peygamber falan kişi daveti kabul edecek filan kişi etmeyecek diye, daveti kabul edecekleri sadece davet eder, diğerlerine etmez, eğer kader sırrını keşf etmiş bilmiş olsa. Velâkin mucizat-ı ibad, onların amellerine ve enbiyaya iteat ve isyanlarına, ve iman ve küfürlerine mukabil, cari olduğundan mucizat-ı ibad yani kulların cezaları, karşılıkları ahirette karşılaşacakları karşılıkları yaptıkları...
- **Ölüm ve Kıyâmet Hakkında** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ölüm Hakkında Kıyamet)
  > ” Perde bir tecellî ile keşf olur-açılır. Bu tecellî içinde herkesin suâli ve cevâbı vâki’ olmuş olur. Zîrâ “innallâhe serîûl hisâb” (Âl-i İmrân, 3/199) buyurulur. Nitekim, bu âlemde bahar mevsimi bir tecellîden ibârettir. Ve bu umûmi tecellî “Neniz var?
- **Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (95 8 Terzi Baba Necdet 8 19 53 Ard)
  > Keşfin en azından mertebesi: Uykuda olan bir şeyin, ayık halde olmasıdır. (Hakikat-i Muhammediyye) sana keşf yolu ile, ayık halde geldiği zaman, Âdemoğlu sûretlerinden biri gibi gelir. Zira keşif sana şu ihsân-ı yapar.
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 1)
  > Ancak değişmeyen bir şey vardır ki, o da bir insân’ın (âyan-ı sâbite) si olan öz hakikatidir, ancak bu da görülemez. O halde gerek şehâdet âleminde, gerek manâ âleminde görülenlerin hepsi o öz hakikatin, lâtif veya kesif, benzer görüntüleridir. İşte bu yüzden aynı kişiyi gören bir çok kimseler o kimseyi zuhuratlarında değişik, değişik görürler.
- **13 ve Hakîkat-i İlâhiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç
  > irmiştir, halen de devam etmektedir. Bu hakikatin olacağını keşfeden Hz. Rasûlüllah (s.a.v.) daha baştan o na (ebuttürab) demiş ve (Kerremellahu veche) diye de lâkablandırılmıştır ki; her yönden kerem sahibi ve Allah’ın ona yüce ikramları olduğudur. İkram’ın e
- **Hûd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hud Suresi)
  > Fakat bir kimse her mabudda ve her görünme yerinde sınırlama ve tayin olunmaksızın bir tek Ehad olan Allah Teâlâ’ya ibadet etse, o kimse arif ve keşf ehli olmuş olur. “ (Avni Konuk şerhi, Fusus’ul Hikem) İnsan şehadet kelimesini söylemekle yani dine adım atar.
- **Terzi Baba 3 — İstişâre Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (32 Ter Baba 3 sti are dosyas)
  > Kendini hesaba çeken, pişmanlık duyan bir nefis, misafirine yer açmak için evini temizleyen bir kalb, sorgu oklarına hedef olan bir beyin, yeni öğrenilenlerden rahatsız olan hayvânî ruh, daha yeni yeni keşfedilmenin sevincini yaşayan madeni ve bitkisel ruh, işte tüm bu oluşumların içinden, toprağı yarıp başını gösteren fidan gibi, fizik bedende yıllarca esir kalmış, insânî ruhun doğuşu… Kısacası, kendimi çoklukları...
- **Hikâyeler, Vecizeler, Atalar Sözü** — Nusret Tura (84 Hikâyeler – Vecizeler – Atalar sözü)
  > 4-Sır: Nefsi mutmaine, Seyri meallah – Âlemi hakikat – Vuslat darı, marifet – beyaz – Salı – Güneş –Yusuf Aleyhisselâm, mahalli gevheri mükaşefe ve müşahede. 5-Beytülharam: Nefsi radiye, Seyri fillah – Âlemi Marifet, Hayret-darı, Velâyet – Yeşil – Çarşamba – Merih – Musa Aleyhisselâm, firavn bu mertebe de gark oldu. 6-Beytülhikme: Nefsi merziye – Mahalli ilmü ledün- fena darı- zat – Siyah – Perşembe – MÜŞTERİ –...
- **A’râf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (44 7 A’râf Sûresi̇)
  > “Mü’minin firasetinden sakının” deniliyor, ki evliyaullah’ın ilhâmından ve peygamberin vahyinden nasıl sakınılması gerektiğini siz düşünün. Bir insân hangi mertebeye çıkarsa çıksın ihtiyatı elden bırakmamalıdır. Keşf içinde oraya uzanmak gerekir. Zâhiren dahi bir ihtiyacımız için çaba göstermemiz gerekir ki Bâtınen bu çaba çok daha fazlasını gerektirir.
- **Kelime-i İsmâiliyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İsmâiliyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Aliyye)
  > Halbuki hakîkatte vâhid için ikilik yoktur; binâenaleyh burhân-ı ayân ve keşf bu zikrolunan şeyle geldi. Ya'ni ayânen ve keşfen, zâhir ve bâtında, Hakk'ın gayrı bir şey olmadığı tebeyyün etti. Böyle olunca ben ayn-ı basarla, ya'ni baş gözü ile ve ayn-ı basîret ile, ya'ni kalb ve rûh gözüyle, zâhir ve bâtında mevcûdâtı müşâhede eylediğim vakit, ancak Hakk'ın “ayn”ını müşâhede eylerim.
- **Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (89 6 her ey merkez nde mi hik yesi)
  > Karşımıza çıkan her türlü eksi-kötü hadiseye merkezinde’dir, diyebilirmiyiz.? Evet merkezindedir diyebiliriz. Eksi’yi Hakkın Kesif ve Mudil esmaları diyelim. O da merkezden geliyordur. O da aşırıya kaçarsa artı ile dengelenir. Eksi kulun iyiliği için geliyorsa Celal’dir terbiye etmek için.
- **TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (181 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > İzutsu İbn-i Arabi’nin beyanlarına dayanarak kalbin insan bedenindeki biyolojik organ olmadığını, manevi şuurun mahali bir manevi organ olduğunu bu manevi organ sayesinde his ötesi ve aklı aşan gerçeklere ait görünüşlerin keşf olduğunu söylemektedir. Bir Japon bilim adamı Fusus-ül hikemi okuyor ve neler çıkarıyor. İsmail Fassındaki “Sen fani olmazsın, baki de kalmazsın” cümlesini Avni Bey açıklarken şöyle demektedir.
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (127 15 2 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > Daha önce gözüme kestirdiğim Kara-mürsel yakınlarında Ene -rji petrol istasyonundan yakıt almak üzere durduğumuzda genç bir kız yanımıza gelerek, kutuda ki patlamış (keşf olmuş) Mı- SIR -ları gösterek istermisiniz dedi. Üzerlerinde “İKRAM” yazıyordu. [16] Bursa’ya indiğimizde kızım Ulu Camiide bu hattı bularak resimlemiş üsteki yazılanları bir hikmeti vardır diye silmiyerek, kısa bir açıklama ihtiyacı doğduğu için...
- **Mü'minûn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (239 23 7 Mu'minûn Sûresi.T.O.Cem Cemâlî)
  > " Cenâb-ı Şeyh-i Ekber hazretleri, "Bu hadîs-i kudsî seneden zayıf ve keşfen sahîhdir" buyururlar. Ma'lûm olsun ki, vücûd, mertebe-i vahdete, ya'nî, hakîkat-ı muhammediyye mertebesine tenezzülünden sonra, kendi zâtına ve sıfâtına şuûru hasebiyle, zâtında mündemic olan (gizli bulunan) kemâlâtı izhâra (göstermeye) muhabbet etti.
- **TB. Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (184 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Yani suver-i halkiyenin yani bu halk edilmiş suretlerin hakiki maşukun güzelliğine ayna olduğunu manevi bir keşif ile anlar. Beyt: Nazmen Tercüme: Mahbubumuzun hüsnüne ayine bu alem, Her zerrede o vechini gösterdi demâdem İşte ümmül mü’minin Hazret-i Âişe (r. Anha)ın ilmi (s.
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (237 29 35 Ku Ker Yol  Ankebût Sûresi    Murat Derûni)
  > Bilim adamları bu gün ipekin kanamayı azaltmaya yardımcı olan K vitamini içerdiğini keşfettiler. Bazı örümcekler ağlarını yerler ve sonra tekrar kullanırlar. ABD Savunma Bakanlığı'ndaki bilim adamları, kurşun geçirmez yelekler için kullanmak üzere altın küre dokumacı örümceğinin ipek kopyalamaya çalışıyorlar.
- **Muhammed Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (251 47 28 Kur Ker Yol Muhammed sav Suresi  Murat Deruni)
  > Eğer o, zât üzre ilm-i zâid isbât etmese idi. Binâenaleyh taalluku zât için değil, ilim için kıldı; ve bununla ehlullâhdan sâhib-i keşf ve şuhûd olan muhakkıktan ayrıldı (13). Tenzih-i vehmi ve akli ile tenzih eden kimsenin en yüksek mertebesi حَتَّى نَعْلَمَ “Hatta bilelim” kavlinde beyan buyurulan ilim deki bu hudusu yani ilmin sonradan husulınu ilmin taalluku için kılmasıdır.
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (183 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Yani açık olarak ve keşfen müşade ile zahir ve batında Hakkın gayri bir şey olmadığı tebeyyün etti. Hani tarikat mertebesinde tarikat ehli keşfen derler, keşfi açıldı falan işte ruhları gördü, nurları gördu bilmem o veliye gitti, şuraya gitti buna keşif derler.
- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (234 22 27 Kur Ker Yol Hac Sûresi   Murat Deruni)
  > Böyle olunca, ehl-i kemâlin hatırının def inden, Fir'avnların canı dalâlet içinde kaldı. İşte hilkatte olan dâfia kânûnu mûcibince latîf olan ehl-i kemâlin hâtın- nm, kesîf olan ehl-i enâniyyet ve gurûrun canlannı def etmesinden dolayı, o Fir’avnlar gibi olan gurûr ve enâniyyet sâhiblerinin canlan zulmet ve dalâlet içinde kaldı.

## İlgili Kavramlar

- [İlham](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ilham) — related
- [Müşâhede](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/musahede) — related
- [Bâtın](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/batin) — related
- [Zuhurat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/zuhurat) — related
- [Aynel Yakin](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/aynel-yakin) — related
- [İrfan](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/irfan) — related
- [Varidat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/varidat) — related
- [İlham](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ilham) — related
- [Vahiy](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/vahiy) — related
- [İlim](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ilm) — related
- [Mirac](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/mirac) — related
- [Rüya](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ruya) — related
