# Rububiyyet

> Rabblık, terbiye edicilik mertebesi. Esma alemindeki terbiye ve idare.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/rububiyyet

---

## Tanım
Rububiyyet, "Rab" isminin iktiza ettiği terbiye, yetiştirme, idare ve sahip olma sıfatlarının bulunduğu mertebedir. Hakk'ın mahlûkâta taalluku (ilgisi) bu mertebeden gerçekleşir; yaratma, rızk verme, hidayet etme gibi fiiller burada tecelli eder.

## Etimoloji
"Rabb" (ربّ) kelimesi; terbiye eden, yetiştiren, sahip, efendi anlamlarına gelir. Kur'an'da Allah için en çok kullanılan isimlerden biridir.

## Özellikleri
- Mahluk ile Hakk arasındaki taalluk mertebesidir.
- Her mahlukun bir "rabb-i hâss"ı (özel terbiye edicisi) vardır — bu ism-i hâstır.
- Esma mertebesi olarak da adlandırılır; isimlerin fiilî tezahürü burada gerçekleşir.
- Uluhiyyetin altındadır: uluhiyyet zatî birliktir, rububiyyet ise nisbî birliktir.

## Kur'an Referansı
A'râf 7:172 (Bezm-i Elest): "Elestü bi-rabbiküm? Kâlû belâ" — "Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Evet, dediler." Bu ayet rububiyyet tevhidinin yaratılış misakı olarak yorumlanır. Fatiha 1:2: "el-Hamdu lillâhi Rabbi'l-âlemîn".

## İbn Arabi / Tasavvuf Geleneği
İbn Arabi'ye göre her abd'ın bir "rabb-i hâss"ı vardır ve kul o isim üzerinden terbiye olunur. Necdet Ardıç eserlerinde rububiyyet tevhidinin, uluhiyyet tevhidine geçişin zorunlu basamağı olduğunu vurgular.

## İlgili Kavramlar
- [uluhiyyet](/wiki/uluhiyyet)
- [esma-i-husna](/wiki/esma-i-husna)
- [tevhid](/wiki/tevhid)
- [ayan-i-sabite](/wiki/ayan-i-sabite)

## Kaynaklar
- İbn Arabi, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye
- Sadreddin Konevi, en-Nefehâtü'l-İlâhiyye
- Necdet Ardıç, Tasavvuf Dersleri

## Bu Kavramın Geçtiği Eserler

- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 2)
  > Zıt isimlerin hayatını onların namazı Rabbül Erbabın bunu Rububiyyet sıfatıyla perdelemesinin de kendi namazı olduğunu, cümlesinin zati tecellinin mertebeleri olduğunu kabımızca kabullenebilmeliyiz. Kesretteki Vahdeti bulma yolunda ilerlemek ancak bu yolla olacaktır. Nefsimizi kurban etmeden Rabbimizin bizdeki namazına mahal olamayız.
- **Bir Ressam Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (62 Bir ressam hik yesi)
  > Hayy esmâsı’nın bizlerdeki açılımıyla uyanışa geçeriz. Ressam efendi babamız, hayvân resimleride uyanışa geçen talebeleridir. 2 . Ef’âl âleminde geçen Rububiyyet mertebesidir. 3 . Eğer ağaç resmi çizse idi, Âdem (a.s.) ve Havva anamızın cennetteki yasak ağaca yaklaşmaları ve Mûsâ (a.
- **Bakara Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (34 Bakara dosyas)
  > RA: Rububiyyet sırrı/ Rabbin rububiyeti ile rahmaniyet kanalından gelen rahmeti ilâhinin zuhura çıkması. “İk’ra,”halkeden/ oluşumları batından zahire çıkaran rabbinin ismiyle (Rahmân’ın sendeki Rab/Rububiyyet tecellisiyle) oku” mânâsını bize vermektedir.
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 1)
  > ...im, Peygamberini gördüğünü zannettiğin zuhuratlarına, bir misal daha vererek konuya, başka bir yöndende bakmanı sağlamaya çalışayım. O da şudur. Tabii olarak bütün Müslümanların isteği, Peygamberi-mize komşu ol...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 4 (2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (136 4 CD 2000 Sohbet Aras Sohbetler)
  > Orası Rububiyet mertebesi oluyor. Yani Rab yani terbiyecilik mertebesini başka bir ifade ile Esma mertebesini isimler mertebesini daha başka bir ifade ile Melekut mertebesi zuhura geliyor. Yukarıda ayan-ı sabite Uluhiyet mertebesinde ayan-ı sabite dedikleri sabit ayanlar var, bir tecelli ettiğinde hep zuhura doğru yaklaşmış oluyor.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 1 (2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (134 2 2000 1 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Orası Rububiyet mertebesi oluyor. Yani Rab yani terbiyecilik mertebesini başka bir ifade ile Esma mertebesini isimler mertebesini daha başka bir ifade ile Melekut mertebesi zuhura geliyor. Yukarıda ayan-ı sabite Uluhiyet mertebesinde ayan-ı sabite dedikleri sabit ayanlar var, bir tecelli ettiğinde hep zuhura doğru yaklaşmış oluyor.
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  2)
  > (25) Rahmaniyet sıfat mertebesi........................................(27) Rububiyyet Esma mertebesi.......................................(32) Âlemi Misal/Misaller âlemi.............................
- **Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (168 31 Sohbet aras sohbetlerden se meler yeni)
  > Varlıklara verilen isimler orada zuhura çıkıyor. Rabb, terbiye etme mertebesi orada meydana geliyor. Rubûbiyyet mertebesi esmâ mertebesidir. Ayan-ı sâbite, biraz daha yukarısı Rahmâniyyet mertebesidir. Rubûbiyyet mertebesi, melekût mertebesidir.
- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (191 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > İşte buzun suya, suyun da buhara dönüşmesi itibariyle belirtildiği gibi bu alemlerde işte Hakikat-i Muhammediye vahadiyet mertebesine, vahidiyet mertebesinden o mertebenin içerisinde olan uluhiyet ve rahmaniyet mertebesinden sonra rububiyet yani esma mertebesine melekiyet mertebesine oradan da madde mertebesine yani cisimler mertebesinde zuhura gelmesi işte bu mertebeler olmasaydı buzun mertebeleri ile buhara...
- **A'yân-ı Sâbite** — Terzibaba - Necdet Ardıç (78 A’yân-I Sâbi̇te)
  > Ancak yapmamız lâzım gelen şey elimizden geldiği kadar gayret edip devamlı kapının tokmağını çalmaktır, tâ ki, yeter artık bıktım senden, al şunları vereyim de kurtulayım, deyinceye kadar rabbımızın kapısını çalmamız gerekiyor, inşeallah cenâb-ı Hakk bunları bize idrak ettirsin. Ya'nî her bir ism-i hâssın rubûbiyyeti, merbubu ( rabba bağlı olan yerin) üzerinde bakî olduğu için Sehl b. Abdullah Tüsterî (k.s.)...
- **TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (180 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > “Lev zahara batıltu rububiyyeti” (Eğer o sır zâil olsaydı rubûbiyyet bâtıl olurdu) ve “zahara- zâil olma ” üzerine “lev- eğer ” idhâl etti; ve “lev” harf i imtinâ'dır, imtina' içindir. Halbuki o sır zail olmaz. Binâenaleyh rubûbiyyet de bâtıl olmaz (5). Ya'nî her bir ism-i hâssın rubûbiyyeti, merbubu üzerinde bakî olduğu için yani her bir ism-i hassın o ism-i hassa bağlı olan onu zuhura getiren merbubun yani hangi...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 4)** — Abdulkerim Cili (117 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Abdiyet ve Rububiyet mertebesinde kul da vardır, Rab'ta vardır. Faaliyet sahasında alacakları görüntü itibariyle, faaliyetin kemalde çalışması itibariyle Rabb'ta vardır, kul da vardır, ama bunları hakikatinin Allah olduğu bilindiği zaman, o zaman orada Rabb'a da, kula da ihtiyaç yok ve de kaldırılmış oluyor orada, kalkmış oluyor.
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (111 4 “özün Özü” VE “sirrin Sirri”)
  > Rububiyet mertebesinden oku. Yani esmâ mertebesinden oku. Yani esmâ mertebesini ef'al mertebesine anlat, demektir. Kur'an-ı Kerîm’in yüceliği yüksekliği buradadır. Yani en alt düzeyi, Muhammed’i olanların en alt düzeyi.
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (127 15 2 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > Muhammedin Şifre sayısı “4” ise İslâmın şifre sayısı, (ع) Ayn = Ayniyyet ve Gören İnsan, (م) Mim= Hakîkat-i Muhammedi, (ر) Re= Rahmâniyyet ve Rubûbiyyet Mertebesi, Hakîkati Muhammediyye, Rahmâniyyet ve Rubûbiyyet mertebesinden gören İnsân, Ömeriyyet mertebesinde hakîkat mertebesi oluşup, “Hakîkat-i İlâhiyyeye” imân edince fark sıfâtını soyunup, Furkan sıfâtını giyinince; Ömerriyet (Furkan-Sıfât) mertebesi...
- **A’râf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (44 7 A’râf Sûresi̇)
  > ...Mübîn oldu. 8 Dördüncü olarak, Rububiyyet mertebesinden ef’âl mertebesine indirildi yâni Rabb’çadan Arapçaya tercüme edildi. İşte bu aşamada insânlar bunu anlamaya başlad...
- **TB. Kelime-i Âdemiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (119 Fu Hi 01 ADEM FASSI)
  > İşte bakın burası çok mühim, o mezâhirde ilâhiyetten zâhir olan şey yani her varlıkta ilâhiyetten zâhir olan şey yani ilâhi varlıktan zâhir olan şey ancak o varlığın rabb-ı hassı olan ismin rububiyet ve ulûhiyetinden ne kadar hissesi varsa o kadardır. Yani şu tahta dediğimiz zuhur hangi rabbın tesiri tahtında/altındaysa o kadar özelliği vardır. Her varlıkta, kendisine ne kadar görev tahsis edilmişse, onda hakkın...
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (59 6 Peygamber (4))
  > )’ın mertebesi rububiyyet mertebesinden olduğundan aldıkları bilgiler de bu mertebeden olmaktadır, kendilerine hitâp Ulûhiyyet mertebesinden olduğu halde ulaştıkları yer esmâ mertebesi olduğundan ancak bu mertebe îtibarıyla anlamaktadırlar. Vadinin sağ tarafından nida edilmesi, nefsi külle aklı küllden nida edilmesidir. Bu şekilde gelen hitâplarda dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta şudur: eğer ses tek bir...
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (249 40 42 Ku Ker Yol  MÜ'MİN Sûresi   Murat Derûni (2))
  > ---------------- Âyet rububiyet mertebesi âyetlerindendir. ----------------- Efendimiz (s.a.v.) rabbi Allah c.c. esmâsıdır. İnkar edenlerin mudill esmâsı üzere cehennemlik olması sözü gerçekleşmiş oldu. (Murat Derûni) ---...
- **TB. Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ...İşte ehl-i İslama iblisiyet dalı yasak, ehl-i meluniyeye de rububiyet, rablık, rahmaniyet dalı yasak yani her iki cinse de o ağaç yasak. Ama dalları itibariyle yasak. İ...
- **Er-Rahmân** — Terzibaba - Necdet Ardıç (09 ER RAHMAN)
  > Rahmaniyyet , “Rububiyyet” mertebesine verdiği özellikleri Rab da “mülk” yani “ef’al” mertebesine sunduğunda, buradaki varlıklar onlardan yararlandılar ve yararlanıyorlar. Bu varlıklar içinde iki cins, bireysel şuurlu varlık vardır, ki zaten hitap da onlaradır.
- **TB. Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (121 Fu Hi 03 NUH FASSI)
  > Sanki Arapça diyecekmiş gibi oluyorsun baştaki “aaa” nida oluyor ve Rabb’ça diyorsun. Rabblık mertebesi, rububiyet mertebesi üzerine vaaz edilmiş oluyor ki zaten ilk emri odur. İlk emir “OKU!” okuyamam kadir değilim nasıl okuyayım?
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 1)** — Abdulkerim Cili (113 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > ...saliyede tarikat mertebesinde rububiyet terbiyesi, o mertebe itibariyle ama sonra Rab mertebesi sadece Rab'tan fiilini işlemiyor, Hakk'tan da, Rahman'dan da, Rahim'den d...
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hicr Suresi)
  > ...Râ : Rahîmiyyet, Rubûbiyyet. ÂYET YORUMLARI ------------------- Âyet 1 الٓـرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْاٰنٍ مُب۪ينٍ ~ ~ ~ Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbi ve kur’...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 9 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (141 9 2002 5 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > İman ehli olmayanların zaten bu sahada hiçbir ilgileri yoktur, konumuz onlarla değildir, şimdi neden iman neden abdiyet diye söylemeye çalışıyorum, islamın içerisinde iki ana unsur var hani iki anlayış var biri abdiyet içerisindeki anlayış yani biri ikilik içerisindeki abdiyet ve rububiyet içerisindeki anlayış biri de tevhid teklik içerisindeki anlayıştır tevhid anlayışıdır. Ama islamın gayesi zaten abdiyet ve...
- **Yûsuf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (22 12 Yûsuf Sûresi̇)
  > (Elif) “Ahadiyyet” (Lâm) “Lâhud-Ulûhiyyet” (Ra) “Rahmâniyyet ve Rububiyyet” tir, diyebiliriz. (Lâm-Elif) olarak (Elif ile Lâm) ın, kucaklaşarak ezeli hubbiyyetleri muhabbetleri vardır. Bu muhabbetleri neticesinde de Rahmâniyyet ve Rububiyyet mertebeleri meydana gelmektedir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 14 (2003)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (146 14.cd 2003 Sohbet Arasi Sohbetler)
  > Yani rububiyet mertebesi, Allahlık mertebesi, ilahlık mertebesi, insanlık mertebesi. İşte birinci zahir sistemdeki eğiticiler imam efendiler. Abdesti şöyle alırlar, namazı böyle, namazı sünnetleri bunlar, farzları bunlar. İlmihal kitaplarını yazanlar onlar.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (137 5 2001 3 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Çünkü senin rububiyet nefsinden var edilmiştir. Nasıl ekmek topraktan var edilmişse senin nefsin de rabbının rububiyetinden hasıl olmuş nefsin, aklın Akl-ı Kül’den hasıl olmuş, Ruhun Ruh-u Külli’den hasıl olmuş, senin senliğin nerede kaldı, “Benim” dediğin şey yok ki, suyun sudan geliyor, toprağı topraktan geliyor, ateşin ateşten geliyor, içindeki havan havadan geliyor.
- **İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 (1998-2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (133 1 1998 2000 1 zmir rfan Sohbetleri CD 1)
  > Rabbının ismi ile oku diyor, bu ne demektir, biraz kafamızı işletirsek hemen anlarız, yani, islamiyetin ilk ilim mertebesi düzeyi ilk başlangıç yeri rububiyet mertebesi ilmidir. Yani Esma aleminin ilmidir. Rab mertebesi esma-ı İlahiye isimler alemidir. Çünkü o güne kadar Âdem (as) dan beri gelen peygamberler diğer ilimleri getirdiler insanlığa hediye ettiler, (sav) Efendimiz aslında zat mertebesi Tevhid-i Zat ilmini...
- **Sohbet Arası Sohbetler (25)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (157 25 sohbet aras sohbetler)
  > Mühim olan bu âlemin içerisinde yukarıdan gelen, a’maiyet, ahadiyet, vahidiyet, uluhiyet, rahmaniyet rububiyet ef’al âlemini oluşturan katmanlar. Bakın, bunların bir tanesi eksik olsun bu âlem olmaz. Hiç olmaz. O halde burası bütün âlemlerin cem olduğu yerdir. Cemiyet-i ilahiye burası. Ancak biz nefsani manada bu âlemde yaşadığımız kullandığımız için “esfel-i safilîn” ismini vermişler.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 6)** — Abdulkerim Cili (167 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Yani Rabb'lık hakikati, ikinci levhte kudret. Museviyet mertebeside, Rububiyet mertebesi olduğundan, burada da bu aşikar oluyor. ------------------------ Musa'nın a.s. ümmeti içinde, kemale eren kimsenin bulunmayışı, son anlatılan İKİ LEVH'in kendilerine tebliğ edilmeyişinin sonucudur…
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (29)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (161 29 Muhteli̇f Sohbet Arasi Sohbetler)
  > Rububiyet mertebesi bozulmuş durumda rububiyet hakikatleri, Sıfat mertebesi: Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Sem, Basar bunlar hep yanlış yönde kullanmaya başladığından bunları düzeltmek için sen Esma mertebesinden başla diye ifade ediyor. Daha sonra da Ademiyet mertebesinden başlatılarak bütün seyr-i suluku peygamberan hazaratının hayat hikayeleri olarak Kur’an-ı Kerim’de mükemmel ve muhteşem bir insanlık seyiri...
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (28)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (160 28 Muhtelif sohbet ars sohbetler)
  > “Rabbik” o zaman neyi ifade ediyor, sadece esma mertebesini, rububiyet mertebesini ifade ediyor, Yani “Ey Muhammed eğitimine rububiyet mertebesinden başla Muhammediyetten değil” manasınadır. Rububiyet mertebesi bozulmuş durumda rububiyet hakikatleri, Sıfat mertebesi: Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Sem, Basar bunlar hep yanlış yönde kullanmaya başladığından bunları düzeltmek içinsen Esma mertebesin-den başla diye...
- **Namaz Sûreleri (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (69 2 Namaz-Sûreleri̇)
  > Ayrıca (3) “yakîn” lik halinin de kendisinde olduğunun işaretidir. Ayrıca “Rahmâniyyet, Rububiyyet Risâlet” hakikatlerini de bünyesinde yoplamıştır. ------------------- Mealen. 1- Andolsun zamana ki, 2- insan gerçekten ziyan içindedir.
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri)
  > - Âdem’in zâtı ise Rububiyyet zâtından meydana getirilmiştir. Allah’ın zâtı kendi nefsinden ibarettir. Öyle ki: Yüce Allah onunla vardır. Zira o nefsi ile kaimdir. (“kaimi bi nefsihi” Bu izahlardan sonra, insân’a yani kendimize dönerek bizlerdeki nefsin nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışalım.
- **Kelime-i Tevhîd** — Terzibaba - Necdet Ardıç (10 Kelimeyi Tevhid)
  > Rahmaniyyet, “Rububiyyet”e tenezzül edince, ( إِلٰه ) “ilâhe” bölümü şekillendi. Rububiyyet, “Melikiyyet”e tenezzül edince de ( لَا ) “lâ” bölümü şekillendi. Rablık, "Meliklik" mertebesine indiğinde "lâ" bölümü şekillendi.
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2)** — Nusret Tura (164 2 Esmâ’ül Hüsna)
  > Nefs-i oluşuma yansıyan Rabb-i Hass’ın tecellisi, Rabb’ul Erbâb olan Âlemlerin Rabb-ının tecellisinin yansıması gibi bir zanna götürmektedir diye düşünmekteyiz. Öncelikle Rubûbiyyet mertebesi zâhir bâtın’dır. İki dokuzu toplarsak (9+9)= 18 ile 18000 âlemi verir. Zâhir ve Bâtını bir açılımı bu olmakta, (99) yan yana yazarsak bu sayı “Esmâ’ül Hüsna”yı verir.
- **Altı Peygamber — Hz. Muhammed (s.a.v.)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (61 6 Pey 6 Hz.Muhammed s.a.v)
  > ” Yeri gelmişken, bir de Cennette “Şu ağaca yaklaşmayın ” (2/35) denilen ağaç vardır. Bu ağaç bir bakıma cennette bulunan Ulûhiyyet ağacıdır. Yani bir tarafında rububiyyet ve Rahmâniyyet dalı ve onun meyveleri vardır, bir tarafında da hayal ve vehmin iblisiyyet dalı ve onun meyveleri vardır.
- **Tasavvuf Izâhları** — Terzibaba - Necdet Ardıç (109 Tasavvuf zahlar)
  > ...……………………………………………………..…(55) Her birimiz abdiyyet ve rububiyyet yetimleriyiz : …………..(56) Hikmetin izâhi : …………………………………………………………….….(57) Hz. Âdem bu âlemin cilâsıdır : ……...
- **Altı Peygamber — Hz. Âdem** — Terzibaba - Necdet Ardıç (15 6 Pey 1 Hz. dem)
  > Bu âlemler dahi a’maiyyet’te -a’dem’ de- yoklukla gizli iken Ahadiyyet’ine tenezzül ederek Zât-ı mutlağın kendi dileği ile aynı zamanda Hakikat-i İnsâniyye olan mertebe-i Vâhidiyyet’ine oradan Ulûhiyyet’ine oradan Rahmâniyyet’ine oradan Rububiyyet’ine ve oradan da Melikiyyet’ine tenezzülü ile bütün isim ve sıfatlarının özelliklerini ve mânâlarını Hz. Şehâdet’te birey varlıklar olarak zuhura getirip faaliyet sahasına...
- **Sohbet Arası Sohbetler (24)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (156 24 Soh. ara.sohbetler)
  > Efal mertebesinden (şeriat mertebesi) bakış ile Rububiyet mertebesinden bakış ve yaşantı aynı değildir. Sırat-ı müstakimleri farklı farklıdır. Birinin yolunun sonu necat-i uhreviyyede ahiret hayatı başladığında cennet, diğerininki cehennemdir, şeriat mertebesinde bu geçerlidir.
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (36 2 Bakara-Sûresi̇)
  > Bizim yeryüzümüz şu bedenimizdir herbirerlerimizin yeryüzü burası ve Cenâb-ı Hakk sana özünden duyurdu ki “ey falan kişi” diye, bizim özümüzden rububiyyet mertebesinden öyle bir hakikat gelecek ki bize ve meleklere diyecek, peki melekler kim, bizdeki bütün kuvvetler bizim meleklerimiz, işte bu melekler daha ziyade bizde beş farzdan meydana gelen melekler, yani namaz kı...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (145 13 9 2003 11 Cd Sohbet Aras Sohbetler)
  > Çünkü Cenab-ı Hakk madde bir varlık değildir ki, aslında zuhurları itibariyle de maddeliği de vardır, ama bu ancak madde de olsa ruh da olsa fikirle idrakla akılla anlaşılacak bir rububiyet mertebesi İlahlık Allahlık mertebesi. İşte birinci zahir sistemdeki eğiticiler imam efendilerdir, namazın sünnetleri farzları bunlar ilmi hal kitaplarında yazanlar bunlar ne kadar büyük dini manada kitap yazılırsa yazılsın...
- **Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (108 3 Ru ya Mana Alemi Terzi Baba ile ilgili zuhuratlar)
  > ” İşte Âyette belirtilen (Kûr’ânen Arabiyyen) Arapça (Kûr’ân) Rububiyyet “Esmâ” mertebesinde Ulûhiyyet ilmi, kelâm sıfatı ile Rabb’ça dan İlâhî Arapçaya, eski diğer dillere de yapılan tercümeler gibi, tercüme edilmiştir.
- **İsrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (38 17 İ̇sra-Sûresi̇)
  > “İSR” (elif, sin, ra) harflerinden meydana gelen bu kelime de; () elif → insân; (birinci) () sin → insân; (ikinci) () ra → rububiyyet, hakikatlerini ifade et­mektedir. - Buradaki () (elif) yani birinci insân , daha henüz insânlık mertebesine erişmemiş, ancak kendisinde bu kabiliyyet ve gayret bulunan ve namzet olan insân’dır, - ikinci insân () (sin) ise, gerçek in­sân olma yolunda yürüyen ve benliğini aşan kimse...
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (250 42 38 Ku Ker Yol  Şûrâ  Sûresi   Murat Derûni)
  > (Rı ) harfi “20” adet Zâhir ve bâtın mertebeleri yani rububiyet mertebesi ile olan istişaredir.. (Ze) harfi “1” adet, istişareye sahip olunma haidir. (Sad) harfi “1”adet, sıfât mertebesi ile olan istişaredir. (Kaf) harfi “1” adet kudret-i ilâhiyye ile olan istişardir.
- **Feth Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (19 Sûre-İ Feth)
  > Ayrıca Ahadiyyet mertebesine (lâ taayyün) Vahidiyyet mertebesine (taay-yünü evvel) Rububiyyet mertebesine de (taayyünü sâni) denmiştir. Daha geniş bilgi “Vahy ve Cebrail” isimli kitabımızda vardır dileyen oraya bakabilir. Vahidiyyet= Taayyünü evvel mertebesi oldukça yüklü bir mertebedir, çünkü bu mertebede bütün tecelli ve oluşumların programları yapılmaktadır.
- **TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (181 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Bunlar fizik alemindeki varlıkların her birinin hakikatleri ve onları terbiye eden Rabb-ı haslarıdır, onun için bu mertebeye “Rububiyet mertebesi” de denilmiştir. (Burası Rahmaniyet mertebesi olması gerekirdi, buraya dikkat ) Şehadet alemindeki varlıkların menşei olan bu ilmi suretler mademki Hakkın vücudunda ilmen sabit olan hakikat ve suretlerden ibaret olup ayrı bir vücuda sahip değildirler, öyle ise bu ilmi...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 16** — Terzibaba - Necdet Ardıç (148 16 3 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > .... Nasıl ekmek topraktan var edilmişse senin nefsin de rabbının rububiyetinden hasıl olmuş nefsin, aklın Akl-ı Kül’den hasıl olmuş, Ruhun Ruh-u Külli’den hasıl olmuş, sen...
- **İnci Tezgâhı (2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (63 (İnci Tezgâhı))
  > Gerçek “esmâ/tarikat” mertebesinin yaşantısı ise, İsimler âlemi “esmau’l-hüsnâ”nın hakikatlerinin yaşandığı “rububiyyet” isimler âleminin hakikati ile yaşanmaya başlandığı yerdir. Burada ekilen tarlanın vasfı, isimlerin hakikatlerinin ortaya çıkmaya başladığı ve ne olduklarının anlaşılmaya başladıkları, isimler sahası manevi “bostanlık”tır.
- **Îmân ve İkân** — Terzibaba - Necdet Ardıç (72 Îmân VE Îkân)
  > Af’al mertebesinde kişiler talep etmekte, bu mertebede ise, rahmaniyet mertebesi rububiyyet mertebesi özellikleri ile onları anlatmaktadır. Kendilerinden bir talepleri olmamaktadır. Çünkü yokluğu ve hiçliğe doğru kanat açmışlar “ mûte kable ente mût” “ ölmeden evvel ölünüz ” hükmü ile ve nefislerini terbiye etmek için, ölüm vadisine gitmişlerdir, ama daha ölmüşler değildir.
- **Gülşen-i Râz ve Şerhi (2)** — Mahmûd-ı Şebüsterî (123 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ)
  > İşte o gelen ilk ayette ‘ikra bismi rabbikelleziy halak’ demesiyle Rabb’ının ismi ile oku demesi Rububiyet düzeyini en azından idrak ettirir. Ef’al düzeyini bırak, oralarla meşgul olma. Onlar daha evvelki peygamberlerin getirdiği düzeylerdir.
- **Mir'at-ül İrfân ve Şerhi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (58 MİR’AT-ÜL İRFAN ve ŞERHİ)
  > İşte kişi nefsinin hükümlerinin rububiyyet hükümlerinden geldiğini idrâk ettiğinde kendisinin “hûve”den başka bir şey olmadığını, acabalar ve şüpheler olmadan kesinlik üzere bilir. ********* Çünkü Resûlullah (sav) efendimiz şöyle buyurdu "Rabbımı, Rabbım'la bildim" ona, Allahû Teâlâ salât ve selâm eylesin…
- **TB. Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (182 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ...kadar insan-ı kamil olsa vücut düzeyinde Hakk’a muhtaçtır, Zîrâ vücûd-i Hak olmasa idi, insân-ı kâmilin taayyünü mevcûd olmaz idi . Binâenaleyh onun vücûdunda mutasarrıf olan ancak Hak'tır; ve onun mazharından...
- **Zümer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (257 39 8 Zümer Sûresi T.O. Cem Cemâlî (1))
  > ( Nûn ) harfi Nûr-u Muhammedî ve Nûr-u İlâhî, ( Râ ) Rahmâniyyet- Rubûbiyyet, ( Mîm ) Hakîkat-i Muhammediyye, ( Bâ ) el-Bâb ya'nî Kapı, ( Dal ) Delîl-i İlâhî, ( Lâm ) Ulûhiyyet ve ( Ye ) Yakîn anlamındadır.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 7 (2001)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (139 7 4 CD 2001 Sohbet Aras Sohbetler)
  > Matlaı doğuş yeri demektir, Kur’an-ı Kerim’in dört kaynaktan verisi vardır, dört ana mertebe bazı ayetler, ef’ali yani fiil mertebesi, ef’al mertebesinde yani zahirinden gelir, bazı ayetler, esma mertebesinden gelir, yani tarikat mertebesinden esma mertebesinden geliyor, esma mertebesi tarikat, esma mertebesi nedir dendiği zaman rububiyet, rablık mertebesi, terbiye mertebesi yani bu alemin bir üstündeki alemdir....
- **Fussilet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (96 41 Fussi̇let-Sûresi̇)
  > Zât-ı Mukayyed olarak ve Rububiyyet-Teşbih mertebesi itibariyle görmek, müm­kündür. İşte bu yol Hakikat-i Muhammediyye ye açılan zât-î ve özel bir yoldur. Diğer kavimlere kapalıdır. Şartı. Gerçek irfan ehli Muhammed-î olmaktır. Aslında bu âlemde ne kadar “insân” var ise o kadar Allah inancı vardır ve hepside kendi görüş ve anlayışları yönünden haklıdırlar, ancak bu haklılık, zan ve izâfîdir.
- **Esintiler (4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (170 4 Esi̇nti̇ler)
  > ” İşte Âyette belirtilen (Kûr’ânen Arabiyyen) Arapça (Kûr’ân) Rububiyyet “Esmâ” mertebesinde Ulûhiyyet ilmi, kelâm sıfatı ile Rabb’ça dan İlâhî Arapçaya, eski diğer dillere de yapılan tercümeler gibi, tercüme edilmiştir.
- **TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (122 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ...ne kadar şükretsek azdır. Demek ki ezelde bunları böyle murad etmiş ki bugün bunlar ilah meluh hükmünde ortaya çıkıyor. Yoksa o tohum atılmamış olsaydı batın alemde, alem-i ervahta nasıl çiftçiler tohumu atıyo...
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (235 25 29 Kur Ker Yol Furkan Sûresi   Murat Deruni)
  > Sevgili Ozan: Atom bölümüne geçmeden evvel âlemlerin oluşumu-na kısaca bir göz atmamız gerekecektir; şöyle ki: Â’ma - Zât’ul Baht Ahad - Ahadiyyet İlâh - Ulûhiyyet = Vahidiyyet → Zûlmet - karanlık Zât âlemi : → İlm-i ilâhi Rûh’u A’zâm Â’yân-ı sâbite Râhman - Râhmaniyyet → Rûh’ul Kuds : (Sıfat âlemi) : hayatın kaynağı, ilâhi ilmin belirlenmesi Rabb - Rûbubiyyet → Nûr’u ilâhi, (Esma âlemi) : aydınlanma lâtif...
- **Altı Peygamber - Hz.İsa (a.s) Ruhullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (60 6 Peygamber (5))
  > Süryanice’de “hâdim”, “bakıcı” mânâsınadır. Arapça harflerine baktığımızda ise, (Mîm) Hakîkat-i Muhammediyye, (Rı) Rubûbiyyet ve Rahmâniyyet, (Ye) yakîn hali ve son (Mîm) Meryem’deki Hakîkat-i Muhammedî’dir. Yani baştan ve sondan Hakikat-i Muhammediyyenin korumasında “Rahminde”dir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 6 (2001)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (138 6 2001 4 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Matlaı doğuş yeri demektir, Kur’an-ı Kerim’in dört kaynaktan verisi vardır, dört ana mertebe bazı ayetler, ef’ali yani fiil mertebesi, ef’al mertebesinde yani zahirinden gelir, bazı ayetler, esma mertebesinden gelir, yani tarikat mertebesinden esma mertebesinden geliyor, esma mertebesi tarikat, esma mertebesi nedir dendiği zaman rububiyet, rablık mertebesi, terbiye mertebesi yani bu alemin bir üstündeki alemdir....
- **Değmez Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (23 De mez dosyas)
  > İlmel yakin cevap :Yani bir birim rububiyet mertebesinde Allah isimlerini anmaya başlarsa,Allah'ta ona çok sevap verir ve onu sever!!!(çünkü bu merteme ef'al alemi,çokluk alemi olduğundan bir anan var,bir zikreden var birde zikredilen var.
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1)** — Nusret Tura (163 1 Esmâ’ül Hüsnâ)
  > (غ) Gayın: Gaffariyyet, (غ) (ف) Fe: Efali İlâhiyye, (ف) Fe: Fark âlemi, (ا) Elif: Esmâ-i İlâhiyyenin örtücülüğü, , (ر) Re: Rubûbiyyet, esmâ âlemidir. ( Düzenleyen. ) ↑ Düzenleyen… ↑ (NECDET DİVANI) ESMÂ’ÜL HÜSNA'dan gezinti - MEKKE MEDİNE ( 6.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 2)** — Abdulkerim Cili (114 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Hem de, her iki halin hazinelerini bularaktan... İşte burada hazineden, Hak ve halk hazinesi diye bahsediyor. Diğer taraftan da rububiyyet ve abdiyyet yetimleri onlar. İki yetimeyn ya. Neden? Rububiyyet ve abdiyyet yetimleri. Rububiyyet ve abdiyyet mertebeleri.
- **Terzi Baba (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (12 Terzi Baba 1)
  > 24/06/985 Pazartesi - ikinci gün; Bant dinliyorum, bir yerinde, Hz. Peygamberin varlığı, ALLAH zâtından meydana geldi. Âdemin varlığı, Rububiyet zâtından meydana geldi. “İnsân-ı Kâmil” Shf 136 da, “Ahadiyet bahsi hakkındaki incelikler,” “İnsân-ı Kâmil” Shf 136 da, “Yukarıda anlatılanları dikkate alarak şimdi sen kendinde anla-tılan tecelliden bir şey görürsen onu ALLAH’ından Rabbından bil, ona bağla; yaratılmış...
- **Kelime-i İsmâiliyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İsmâiliyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Aliyye)
  > Şu hâlde rubûbiyet için olan sır, senin vücûdundur. Eğer senin ayn-ı mevcûdun olan o sırr-ı rubûbiyyet zâil olacak olsa, rubûbiyet bâtıl olurdu. Halbuki Hak merbûb üzerinde rubûbiyetini ibkā etmekle o sır zâil olmaz; ve binnetîce rubûbiyet de bâtıl olmaz.
- **Gülşen-i Râz ve Şerhi (1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (75 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ)
  > Bu âyeti kerîmenin gelmesinin nedeni ise fiiller düzeyini bırak, meşgûl olma en azından “rububiyyet” düzeyini idrâk et mânâsınadır. Fiiller düzeyi ile ilgili hükümler zâten daha önceki peygamberler vâsıtasıyla gelmişti. Yâni İslâm yaşantısının başlangıcı esmâ âlemidir ve oradan Ulûhiyyet âlemine çıkması gerekmektedir.
- **Nûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (236 24 24 Kur Ker Yol Nûr Sûresi   Murat Deruni)
  > “Rı” sayısal değeri karşılı olmakta ve bize Rahmaniyet ve Rububiyet ve karşılığını verdiği için bu suçun bu mertebelere karşılık olarak işlendiğini ifade etmektedir. ---------------- الزَّانِي لَا يَنكِحُ إلَّا زَانِيَةً أَوْ مُشْرِكَةً وَالزَّانِيَةُ لَا يَنكِحُهَا إِلَّا زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ وَحُرِّمَ ذَلِكَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ {النور/3} “Ezzânî lâ yenkihu illâ zâniyeten ev muşriketen ve-zzâniyetu lâ yenkihuhâ...
- **Mümtehine Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (266 60 49 Ku Ker Yol  Mümtehine Sûresi   Murat Derûni)
  > İlm’el Yakîn, Ayn’el Yakîn, Hakk’el Yakîn olarak rububiyet mertebesinden gelen imtihanıdır. (Lam ) harfi “1” adettir. Uluhiyet mertebesi ile gelen imtihandır. (Mim) Harfi “4” adettir. Hakikati Muhammediyeden şeriat, tarikat, hakikat ve marifet mertebelerinden gelen imtihanıdır.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 21** — Terzibaba - Necdet Ardıç (153 21 10.cd Sohbet Arasi Sohbetler)
  > “ Nefsi emmare rububiyet hükümlerinin zuhura çıkmasından başka bir şey değildir ” demişler. Nefsi emarenin başka bir tarifi, şeriat ve tarikat mertebesindeki tarifi değil hakikat mertebesindeki tarifi, yani rububiyet hükümlerinin rububiyet ismi ile değil, nefsi emmare ismiyle zuhura çıkışından başka bir şey değildir.
- **Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Nûhiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Subbûhiyye)
  > Nitekim hadîs-i şerîfte buyurulur: شَرُّ النَّاسِ مَنْ قَامَتِ الْقِيَامَةُ عَلَيْهِ وَهُوَ حَيٌّ ya'ni "Nâsın şerlisi o kimsedir ki üzerine kıyâ- met kopar. Esrâr-ı rubûbiyyet zâhir olur, hâlbuki o diridir.” Onun kuvâ-yı nefsâniyyesi ve sıfât-ı hayvaniyyesi henüz ölmemiştir; ve مُوتُوا قَبْلَ أَنْ تَمُوتُوا [Ölmeden evvel ölünüz!
- **İzmir İrfan Sohbetleri CD 2 (2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (135 3 2000 2 zmir rfan Sohbetleri CD 2)
  > İşte Rab mertebesi rububiyet mertebesi Esma mertebesi yani tarikat mertebesidir. Bunlar hep aynı mertebedir. Ama bunu ancak Aaa Rapçaymış dediğimiz zaman anlarız. Rapçasından anlamak mümkündür. Şimdi bunu nasıl tarikat mertebesi ile irtibatlandıracağız ki oradan biz o yaşantıyı yaşamamız lazımdır.
- **Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (95 8 Terzi Baba Necdet 8 19 53 Ard)
  > Bize daha net bilgi vermesi için “Habli’l Verîd” Şah Damar ’ın sayısal değerine bakmaya alışalım; حَبْلِ الْوَرٖيدِ Ha: 8, Be: 2, Lam: 30 Elif:1, Lam: 30, Rı: 200, Ye: 10, Dal:4 8+2+30+1+30+200+10+4= 285 8+5= 13 (Hazreti Muhammed’in Şifre Rakkamı) 2 ise Zâhir ve Bâtını İfade etmektedir. Bulduğumuz toplama âyet sayısal değerini ilâve edersek, 285+66 = 351 toplamı 9 ile Rububiyyet mertebesi, ve içinde bu sayı tersten...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 10 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (142 10 CD 2002 Sohbet Aras Sohbetler)
  > Yani Kur’an-ı Kerim Uluhiyet mertebesinde Allah’ça, Rahmaniyet mertebesinde Hakk’ça, rububiyet mertebesinde Rabça, Ef’al mertebesinde Arapça oldu. Yani Rabçanın önüne bir “Elif” getirildi, o zaman Arapça’ya tercüme edilmiş oldu. Neden çünkü beşer lisanına tercüme edildiği için ancak beşer aklı onu idrak edebilecek kabiliyete ulaştı veya oraya indirildi.
- **Nisâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (42 4 Ni̇sâ-Sûresi̇)
  > Demek ki Cenâb-ı Hakk herbirerlerimizin üzerine rububiyyet mertebesi itibarıyla hakim bir ismini koymuş ve o isminin vasıtasıyla bizim üzerimizde hakim. Allah ezelde bu programları yaptığından dolayı “kâne” yani “idi” ifadesi daha o zamanda iş bu şekildeydi demektir ve bu ifade şu andada geçerlidir.
- **Muhammed Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (251 47 28 Kur Ker Yol Muhammed sav Suresi  Murat Deruni)
  > “Makam-ı abdiyyet” ten “makam-ı Rububiyyet” e yükselen kimse, bu makamda yaşamını sürdürmeye ve daha geniş manada buraları idrak etmeğe çalışır. “men arefe nefsehu fekad arefe rabbehu” “Kim ki kendi nefsine arif oldu, bu halde gerçekten kendisi Rabbine arifdir” “Kim ki nefsine arif oldu, ancak o Rabbine arif oldu.” Yani, “nefsini bilen Rabbını bilir,” hadisi de; bu konuyu oldukça açmaktadır.
- **Ramazan ve Oruç** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ramazan ve Oruç)
  > ....) orada rububiyyet hükümlerini en geniş mertebede idrâk etmesinin hükmüdür “Dur! Rabbin namaz da” ifâdesi. Efendimiz (s.a.v) rabbani hakîkatleri bizim neslimiz içerisind...
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  1)
  > ---------------------- “ Göğün ve yerin rabb-ına “kasem-yemin” ederim ki o şübhesiz haktır ” Rububiyyet mertebesi, terbiye ve oluşum itibariyle bütün alemleri kapsamına almaktadır, bu mertebenin diğer bir ifadeside Hakk ismini almasıdır. Hakkın varlığında mevcud olan bütün hakikatler ve varlıklar halk olarak zuhura çıkmaktalar, Rabb-ı haslar manasında bütün alemlerde ilgili olduğu yerlerdeki sahalarında, faaliyet...
- **Hadîd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (263 57 46 Ku Ker Yol  Hadid Sûresi   Murat Derûni)
  > Ancak onda bunu anlayacak kapasite, idrak var ve hayal ve vehimde değilse anlayabilir. Âyet-i kerimede “Allah” (c.c.) uluhiyetten “Rab” rububiyet mertebesine geçilmektedir. Çünkü Allah (c.c.) Efendimiz (s.
- **DVT-C001 (Ses Kaydı)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (1772747276481 DVT C001.MP3)
  > Ayrıca yine hâli, idraki ve yaşantısı bilgilerini de sunan Necdet Ardıç Efendi, insan-ı kâmil merbesinden geriye dönüş makamları olan “Tecelli-i zât, tecelli-i sıfat, tecelli-i esmâ ve tecelli-i ef’al’i de açıklar. [267] Ona göre sâlik, önce “Rububiyyet” mertebesine ulaşmalı, ancak nihaî gayenin “Ulûhiyyet” mertebesine ulaşmak olduğunu da idrak etmelidir.
- **Kalem Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kalem Suresi)
  > Burada evvelâ peygamberimiz hakkın da, daha sonra onun ümmeti hakkın da, çok büyük müjde ve bilgiler verilmektedir. Bu müjdeyi, Rububiyyet mertebesinden verilen nimeti, Rahmaniyyet mertebesi izah ve tasdik etmektedir. “Ente-sen” denmek sureti ile ayet-i kerimeyi okuyan her (her –kim’lik) olan Müslüman Peygamber Efendimizin şahsında muhatap alınmaktadır.
- **Kamer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (261 54 44 Ku Ker Yol  Kamer Sûresi   Murat Derûni)
  > Açık olarak görüldüğü gibi, Âyet-in başlangıcı Rububiyyet mertebesinden zuhur etmektedir, çünkü -makâm-ı hubbiyyet- gönül-Nûr makamının başlangıcını ve eğitimini belirtmektedir. “Gizli bir hazine idim” hakikatinden hubb-i yûsufiyyet mertebesi’nin tarih sahnesinde tecellî i İlâh-î olarak bu Âyet-i Kerîmeler ile zuhura çıkmaya başladığını görmekteyiz.
- **Zâriyât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (260 51 31 Kur Ker Yol Zariyat Suresi ve Hazmi Tura hz.   Murat Deruni)
  > Yokluğun ahın’ın eniyetinde, “Kul huvallahu Ahad”sın, Zatın’ın Rububiyyetinin hür faaliyeti, nefsinin özü ruhuna erdi. Hürlüğün sahibi, hüviyyet poprağının hakikat-i İlâhi suyunun benliğinin, arzu ve isteği nefsinde, aklında vahdete erdi. Hu’nun uluhiyeti ahad ifşa olundu insanlara Memhet Hazmi’nin (r.a) vahdetinde.
- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç
  > 043 Rahmâniyyet : Sıfat Mertebesi .......................... 046 Rububiyyet : Esmâ Mertebesi ......................... 053 Âlem-i Misâl : Misaller Âlemi ........................... 060 a) Keşf-i Mücerred : (Açık Rüyâlar) ................... 063 b) Keşf-i Muhâyyel : (Tabir Gerektirenler) .
- **Bürûc Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Buruc Suresi)
  > Kur’anı Keriym, Melikiyyet (ef’al) (madde) mertebesinde “İmamül Mübiyn” (en önde, en açık) ismiyle mertebesi gereği, baş tarafına bir () “elif” ilavesiyle (yani Rabb’ca) “Arapça” ya tercüme edildi. Yani “rububiyyet” ten melikiyyet’e tenezzül etti. [84] Bilindiği gibi İz-Efendi Babamız askerlik vazifesini Ankara muhafız alayında ikmal etmiştir. Zâhiren olarak verilen bu görev ile birlikte çocuk yaşatan itibaren 70...
- **Terzi Baba (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (39 Terzi Baba 2)
  > ” ------------------- Zâtı İlâh-î, rububiyyet mertebesi ile sesleniyor. Size rabbınızdan bir delil geldi. Yani Kur’ân’ın-hakikatin dillenmiş hali Hz. Muhammed, size idrakinize geldi. Burhan-delil…İnsanı kâmilin tenezzülü ve anlaşılmasıdır. Kâmil İnsân’ın delili (bürhân) aynı yakîn gibi zâti dir.
- **Fâtiha Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (35 1 Fâti̇ha-Sûresi̇)
  > Âlemlerin Rabbi olan Allah’a, burada Rabb kelimesinin de üstünde durmamız gerekiyor, âlemlerin Rabbi dediğine göre, bir Rabb var bir de âlemlerin Rabbi yani Rabbül Erbab Allahu Teala Hz.leri var. Cenâb-ı Hakk’ın Doksan dokuz Esmâ-i İlâhiyesinden birinin ismi de Rabb, Rububiyyet yani terbiye edicidir, birçok tefsirlerde Rabb hakkında çok açıklamalar yapılmıştır fakat kısaca “Terbiye edici” olarak alabiliriz.
- **A'lâ ve Gâşiye Sûreleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ala ve Gaşiye Sreleri)
  > Şeriat mertebesinde bu geçerlidir, yukarıdan bakıldığında her fiil a’yân-ı sâbitesinin mahbubudur, ama şeriat mertebesinden bakıldığı zaman böyle değildir, diye iki mertebenin, yani ef’âl mertebesinden şeriat mertebesinden bakış ile rububiyet mertebesinden bakış ve yaşantıyı, burada çok güzel olarak açıklamaktadır. Ve sırât-i müstakimleri ve bu sıratların en son varacakları yeri başka başkadır. Birinin yolunun en...
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (256 32  Ku Ke Yol Secde Suresi Muharrem Avan)
  > Rububiyyet : "Rab" isminin tecelli ettiği ve her varlığın kendi kimliğini ve terbiyesini aldığı mertebedir. Rahmâniyyet'in altında yer alır ve "Nûr"un zuhur ettiği sahadır. "Nefs-i Kül" (Külli Nefis) ve "Kürsi" olarak da adlandırılır. Bu mertebede her bir varlık, kendi potansiyelini gerçekleştirmek üzere kendine has bir "Rab" (Rabb-i Hass) ile ilişki kurar.
- **Reşahât — Aynü'l-Hayât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (65 Reşahat Ayn-EL Hayat)
  > Burada da biraz daha tevazû göstererek Rububiyet mertebesindeki hamd’ı ifade ediyor, burası biraz daha kolay. Allah’ın hamd’ına ulaşmak kolay mı? “ Fe sebbih bi hamdi rabbike ve kün mines sâcidîn. “ “ve kün minel rukûin veya kıyâmin dememiş, arkasından secdeyi getiriyor. Demek ki secde yapabilmek için evvelâ Rububiyet mertebesinin hamd’ını idrâk etmek gerekiyor.
- **Risâle-i Gavsiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (66 Risaleyi Gavsiyye)
  > Bu sözü Allah kendisi söylemiş olsa “Ben olan Allah” denilmesi gerekmektedir. Bu sözü söyleyen mertebe rububiyyet yâni Rabb’lık mertebesidir. Eğer bu şekilde mertebeler olmaz ise ilâhî isimler bize bildirilmez ve sadece “Allah” denilerek geçilirdi.
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (30)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (162 30 Muhtelif Sohbet Aras Sohbetler)
  > Fütuhat ı mekkiye den aktarılmış şimdi sizin sorunuzun da karşılığı cevabı var burada bir başka yönden “rab haktır” bakın rab, rububiyet dediğimiz mertebe hak mertebesidir aynı zamanda rab terbiye edici malum her bir isimde bir rabtır ve ulül elbab dedikleri de bu isimlerin kapıcılarıdır,her kişinin eğitiminde tekbir okulun kapısı olduğu gibi bir kapıdan girilmez her bir isim tevhid eğitiminin bir kapısıdır ulül...
- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (247 37 40 Ku Ker Yol  Saffat  Sûresi   Murat Derûni (1))
  > Bunlar “abdiyyet” ve “Rububiyyet” mertebeleri itibariyle özel tecellillerdir. Havva’’nın Adem’den zuhur ettikten sonra tekrar ona arzulu olması ve Adem’in de kendinden zuhura gelen Havva’ya arzulu olması gibi, bu tecelliler özel tecellilerdir. “ İz- -T-B- ” ----------- Elmalı’lı Hamdi Yazır, bu ayet hakkında özetle şöyle diyor: [ Burada “hüma” denilmeyip “hünne” diye çoğul zamirinin zikredilmesi; her iki cennetin,...
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İshâkiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Hakkiyye)
  > İmdi taş, ulüvv husûsunda müzâhame-i rubûbiyyetten mürabdır. Haşyetullah- dan hubût eder. Ve Hak Teâlâ bununla ihbâran: وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ (Bakara, 2/74) [Ve ba'zısı Allah korkusundan dağdan aşağı iner.] bu- yurdu. Hubût-ı tabîî onun haşyetindendir; ve onun şühûdu dahi zâtîdir.
- **Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Tuzak, Mekr, Hileli Zuhûrât (6)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (172 6 Ru ya Mana Alemi Tuzak Mekr Hileli Zuhuratlar)
  > ” İşte Âyette belirtilen (Kûr’ânen Arabiyyen) Arapça (Kûr’ân) Rububiyyet “Esmâ” mertebesinde Ulûhiyyet ilmi, kelâm sıfatı ile Rabb’ça dan İlâhî Arapçaya, eski diğer dillere de yapılan tercümeler gibi, tercüme edilmiştir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 8 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (140 8 2002 10 CD Sohbet Aras Sohbet)
  > Şimdi hep hani baştan beri söyleniyor ya mertebeler var, yani ilahi mertebeler var, çıkışta bir de tenezzül mertebeleri var, nefs-i emmare rububiyet hükümlerinin zuhura çıkmasınından başka bir şey değildir demişlerdir. Nefs-i emarenin başka tarifi yoktur. Şeriat Tarikat mertebesindeki tarifi değil Hakikat mertebesindeki tarifidir. Yani rububiyet hükümlerinin rububiyet ismiyle değil, nefs-i emmare ismiyle zuhurundan...
- **TB. Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (184 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Yani alem-i ervahdır ki Hakkın onda büruzu “rububiyyet” iledir. Dördüncüsü - Hazret-i misal ve hayaldir ki Hakk’ın suver-i muhtelife ile büruzunun mahalidir . Muhtelif suretlerde bariz olarak ortaya çıkmasının mahali zuhur yeridir.
- **Mübârek Geceler** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Mübarek Geceler)
  > “İSR” (elif, sin, ra) harflerinden meydana gelen bu kelime de; () elif → insan; (birinci) () sin → insan; () ra → rububiyyet, hakikatlerini ifade et­mektedir. - Buradaki () (elif) yani birinci insan , daha henüz insanlık mertebesine erişmemiş, ancak kendisinde bu kabiliyet ve gayret bulunan ve namzet olan insandır, - ikinci insan () (sin) ise, gerçek in­san olma yolunda yürüyen ve benliğini aşan kimse demektir.
- **Namaz Sûreleri (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (68 1 Namaz-Sûreleri̇)
  > ( انشراح -İnşirah) Ulûhiyyet mertebesinden doğan Nûr-u Muhammediyye Rahmâniyyet ve Rububiyyete intikâl edince İnsân-ı Kâmil mertebesinden gerçek bir “hayat-inşirah” açılımı ile müşahede edilmesidir. ------------------- Kûr’ân-ı Kerîm’in nâzil olması demek içindeki mânânın bir mertebeden bir mertebeye hafifletilerek indirilmesi demektir yoksa örneğin arşı âlâ’dan dünyâ semâsına indirilmesi demek değildir, bu ifâdeler...
- **Haşr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (265 59 48 Ku Ker Yol  Haşr Sûresi   Murat Derûni)
  > Kûr’ân-ı Kerîm’in ilk gelen âyetleri Alak sûresinin ilk beş âyeti kerîmesidir, sûrenin tamamı ondokuz âyettir. Sûrenin ilk sözü “ İkrâ yâni Oku!”dur ki, “Rabbinin ismi ile oku” bu ifâde ise okumaya rububiyyet mertebesinden başla demektir. Yani “Kûr’ân-ı Kerîm sana zât mertebesinden geldi ama sen bunu Rab mertebesinden başlayarak anlat!
- **Ahzâb Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (243 33 25 Kur Ker Yol Ahzab Sûresi   Murat Deruni)
  > Ya'nî insan kendi nefsinin sıfât-ı infîâliyye ve merbübiyye yani kendinde zuhura gelen ve rabbına bağlanmış olduğu ile muttasıf olduğunu arif olmadıkça yani rabbının varlığı ile vasıflanmış olduğunu bilmedikçe buna arif olmadıkça Hakk'ın sıfât-ı fliliyye ve rubübiyyet ile vasıflanmış olduğunu bilmez. Zîrâ fâiliyyet, münfailiyyet ile zahir olur. Yani herhangi bir kişi bir işin yapılması için bir fail lazım, eğer...
- **Fecr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (52 89 Fecr Sûresi̇)
  > Bu Âyet-i Kerîme’de Rububiyyet mertebesinin tamamen hayatın içinde olduğunu, sadece ötelerde olmadığını açık olarak göstermektedir. Bu anlayış bir irfaniyyet işidir. ********* فَأَمَّا الْإِنْسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَيهُ رَبَّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنِعَمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ (Fe emmel insânu izâ mebtelâhu rabbuhu fe ekremehu ve na’amehu fe yekûlu rabbî ekremen.
- **Ölüm ve Kıyâmet Hakkında** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ölüm Hakkında Kıyamet)
  > Hakikat-i üzere kullandığımızda ise onun hakikat-i olan esmâül hüsnâ ile Hakk olarak kullanmış oluruz, işte bu yoldanda rububiyyet mertebesinden kendi aslı olan Allah ismine ulaşmış olur. İşte bâzı kimseler, Allah esmâsına, bâzı kimseler, Rabb esmâsına, bâzı kimseler, nur esmâsına, bâzı kimseler, nar esmasına, bâzı kimseler mudil esmâsına, bâzı kimseler, kahhar esmasına, bâzı kimseler, cebbar esmâsına...
- **Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (89 6 her ey merkez nde mi hik yesi)
  > Âlemler zatı akdesin (Mukaddes Zat) A’maiyyetinden, Ahadiyyetine, Ahadiyyetinden Vahidiyyetine, Vahidiyyetinden, Rahmaniyyetine, Rahmaniyyetinden Rububiyyetine, oradanda Melikiyyetine nuzulu ile oluşmuştur. Bu sebeple merkez Merkez her mertebe de farklı isim alan ALLAH’tır. Daha doğrudu ‘Hu’ dur. Kur’ân-ı Kerîm Kasas sûresinde (28/88) ’’Küllü şey’in helikun illâ vechehu lehülhükmü ve ileyhi turceun’’ Âyetinde ‘’Onun...
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (126 14 1 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > [186] İstavritte, (ا) Elif ile A’ma’iyyet, Ahadiyyet, Ulûhiyyet hakikatlerini, (س) “Sin” ile İnsânlık - İnsân-ı Kâmil’in hakîkatlerini, birinci (ت) “Te” ile Tevhid hakîkatlerinin bâtını yönünü ve ile Vahidiyyet ve Vâridât-i İlâhiye hakikatlerini, (ر) “Re” ile Rahmâniyyet ve Rubûbiyyet hakîkatlerini ve ikinci (ت) “Te” ile Tevhid hakîkatlerini “Hazreti Şehâdet” mertebesin- de zâhiri olarak müşahâde etmiştir. Eve...
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yunus Suresi)
  > (Elif) “Ahadiyyet” (Lâm) “Lâhud-Ulûhiyyet” (Ra) “Rahmâniyyet ve Rububiyyet” tir, diyebiliriz. (Lâm-Elif) olarak (Elif ile Lâm) ın, kucaklaşarak ezeli hubbiyyetleri muhabbetleri vardır. Bu muhabbetleri neticesinde de Rahmâniyyet ve Rububiyyet mertebeleri meydana gelmektedir.
- **İbretlik Bir Hikâye — Ustadan Uranos'a Tavsiyeler** — Terzibaba - Necdet Ardıç (169 10 bretlik bir hik ye daha Usta dan ra na tavsiyeler)
  > İnsân-ı Kâmil İbrâhimiyyet mertebesindeyken Rububiyyet mertebesi Teslim ol emrini verince bunu bir başka mertebe olan Ahadiyyet mertebesi anlatmaktadır. Rabb’ul Âlemin olan Ulûhiyyet mertebesi ve Câmi Esmâ olan Allah (c.c.) teslim olunmuştur. Rabb’ul Âlemin ile, bireysel Rab olan Rabbi-ı Hastan Vâhid ve Kahhar olan Alemlerin Rabbine teslim olunmuştur.
- **İrfan Mektebi ve Hakk Yolu** — Terzibaba - Necdet Ardıç (14 rfan mektebi Hakk yolu)
  > - Âdem’in zâtı ise Rububiyyet zâtından meydana getirilmiştir. Allah’ın zâtı kendi nefsinden ibarettir. Öyle ki: Yüce Allah onunla vardır. Zira o nefsi ile kaimdir. (“kaimi bi nefsihi” Bu izahlardan sonra, insân’a yani kendimize dönerek bizlerdeki nefsin nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışalım.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10)
  > " diye vâki' olan hitâb-ı ilâhîye işarettir ki, Hak Teâlâ bu hitâb ile ervâha sıfat-ı rubûbiyyetini tasdîk ettirdi. Mâdemki Hakk'ın sıfat-ı rubûbiyyeti sâbittir, edeb ve hak dairesi hâricine çıkan kulların terbiyesi lâzım gelir. Bu terbiye dahi iki vech ile olur, ya taltîf ile ya tekdîr ile olur.
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Tevbe Suresi)
  > Oysa İsâ (a.s.) onlara “hem benim ve hem sizin Rabbınız olan Allah’a ibâdet edin” demişti. Ve burada rubûbiyyet mertebesi itîbârıyla Rabbların farklılığını vurgulamıştı. Buradaki cennetten murât zâtın sâfîyetidir, yâni nefsâniyetin ortadan kalkarak kendi hakîki varlıklarıyla orada zât cennetinde yaşamalarıdır ve onlara Cenâb-ı Hakk bu yolun yâni vahdet yolunun kapatıldığını belirtiyor.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 12 (2002-2003)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (144 12 2002 2003 28 08.cd Sohbet Arasi Sohbetler)
  > “emran min indina “ “yanımızdan bir iş” yani Zati bir iş “inna künna mürselin” “muhakkak ki biz peygamberler göndermekteyiz” “rahmeten min rabbike” “rabbinden bir rahmet olarak” bak mertebe değişti. Zat mertebesi Rububiyet mertebesini anlatmakta. Yani Ulühiyet mertebesi diyor ki biz rahmetimizi, Rab mertebesinden göndeririz, yani Esmâ-i İlâhiyeyle göndeririz.
- **TB. Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (185 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ) bu Rablara bağlı zuhurlarda çok olan kesireyi bi taraf edip bir rubûbiyyet müşahede etmiş idi. Yani ilk defa bu hakikati O kendisi müşahede etmiş. Bu alemdeki bütün Rabların aslında tek bir Rabba bağlı olduğunu müşahede etmiş idi.
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Nahl Suresi)
  > Kuran’da da Farklı farklı ilahlar mı hayırlıdır, yoksa tek olan Rabb’ul Erbab mı denmektedir. Rablerin terbiyecisi olan âlemlerde ve TEVHİD-İ ESMA ve RUBUBİYYET mertebesini oluşturan Zat-i Ala Celle ve TEKADDES hazretlerinin NEFSİ, KÜLLÜ NEFİS tektir. 9 sayısının da ki tüm çarpımlarında ki öz sayı 9 olması sebebiyle, sayısal değerde farklılıklar yani bireysel kimliklerin farklı görüntüsünün altında bu hakikat...
- **Mü'minûn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (239 23 7 Mu'minûn Sûresi.T.O.Cem Cemâlî)
  > Ve birinin terbiyesi tahtından çıkıp diğerinin terbiyesi altına girebilir mi? Cevap: Hayır! Bir mazhar, kendi hakîkati olan rabb-i hâssın rubûbiyyetinden ihrâç olunup diğer bir hakîkate da'vet olunmak muhâldir (imkânsızdır) . Çünkü وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًۭا (Ahzâb, 33/62) âyet-i kerîmesi mûcibince hakāyık-ı ilâhiyyenin (ilâhî hakîkatlerin) tebdîli ve tağyîri (değişmesi) mümkün değildir.
- **Tâ-Hâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (57 20 TÂ HÂ Sûresi̇)
  > )’ın mertebesi rububiyyet mertebesinden olduğundan aldıkları bilgiler de bu mertebeden olmaktadır, kendilerine hitâp uluhiyyet mertebesinden olduğu halde ulaştıkları yer esmâ mertebesi olduğundan ancak bu mertebe îtibarıyla anlamaktadırlar.
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Mûseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ulviyye)
  > İmdi Allah Teâlâ da'vâ-yı rubûbiyyet gibi bir şenâate ictisâr eden Fir'avn'ın îmânını dilediği kimseler hakkında ibzâl buyuracağı inâyetine bir alâmet kıldı. [25¹/26] Tâ ki hiçbir kimse rahmet-i ilâhiyyesinden me'yûs olmaya! Zîrâ إِنَّهُ لَا يَايْنَسُ مِنْ رَوْحِ اللَّهِ إِلَّا القَوْمُ الْكَافِرُونَ (Yusuf, 12/87) [Kavm-i kâfirûnun gayrı hiçbir kimse revhullahdan me'yûs olmaz.
- **Fâtır Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (244 35 37 Ku Ker Yol  Fatır Sûresi   Murat Derûni son)
  > Niçin birbirlerine geçmez karışmazlar? İşte bu deryaların bir tanesi “Abdiyyet – Ubudiyyet” , diğeri ise “Rabb – Rububiyyet” deryalarıdır. Cenab-ı Hak kendi zatından bu iki özelliği “derya-ı âleme” yayıyor, ki bu âlemin faaliyet sahası meydana gelsin.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 3)** — Abdulkerim Cili (115 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > ...Bölüm-Rahmâniyyet:………………………………………………(43) 8- Bölüm-Rububiyyet:…………………………………………………(58) 9- Bölüm-A’mâ:………………………………………………………….(67) 10- Bölüm-Tenzih:………………………………………………………(85) 11- Bölüm-Teşbih:………………………………………………………(9...
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç (131 Kur n Ker mde yolculuk 53 Ayetleri ve Tezi Baba)
  > Niçin birbirlerine geçmez karışmazlar? İşte bu deryaların bir tanesi “Abdiyyet – Ubudiyyet” , diğeri ise “Rabb – Rububiyyet” deryalarıdır. Cenâb-ı Hak kendi zatından bu iki özelliği “derya-ı aleme” yayıyor, ki bu alemin faaliyet sahası meydana gelsin.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 5)** — Abdulkerim Cili (166 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > ...Rahmaniyet ve Rububiyet mertebelerinde kişinin kendini bu vasıflar ile bulmasıdır. Vitr, yani teklik oradan da ferd, ferdiyetine geçiş olur. Vitriyette kendi kişiliğini...
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (192 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ...îf eyle!" diyen Fir'avn'a, Hakk'ın "fiil"i olan rubûbiyyetle cevap verdi. (150) 23.Paragraf : Fir'avn ilm-i ilâhîde onun mertebesini bilmek için Mûsâ beyânda ziyâde etti. (152) 24.Paragraf: "Eğer siz ehl-i keşf...
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (237 29 35 Ku Ker Yol  Ankebût Sûresi    Murat Derûni)
  > İlâh-i mertebeler bilinmez ise, hayal veya duygu yönü ile “ALLAH” ismi ile hatırlanmış olur. “ Ve ne fahtü fihi min ruhi ” (15-29) “O’na ruhumdan üfledim” kelâmı ilahisi, mutlak zatından Rububiyyet mertebesi itibari ile, mukayyed zuhurunadır. Geçmiş satırlarda belirtildiği gibi, tarif babında. “ Allah edemi kendi sureti-Ulûhiyyet-üzere halketti, ” bilgisi verilmiştir.
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (246 34 5 Kur Ker yolculuk Sebe  Suresi Ç.H.U.)
  > Sonra bu ödülü dilediği gibi sonsuza kadar katlandırır. Çünkü Allah’ın eli, malını harcayanın elinden sınırsız şekilde geniş ve uzundur. İkincisi: Rububiyyet mertebesi yönünden esmâ-i ilâhiyyeleri karşı tarafa infak etmektir. Burası da Allah’ın razılığını-rızasını elde etmek gayesi ile yapılan infaktır.
- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (248 38 Sâd Sûresi Abdürrezzak tek Muhtefi.)
  > İlahlık yalnızca zâtıyla kāim, olan ve varlığı kendinden bulunan ahadiyyet mertebesindeki Allah’a mahsustur; O’ndan bütün isimler ve sıfatlar vahidiyyet mertebesinde çokluk suretinde zuhûr eder; bu isimlerin bâtınında tecelli eden ulûhiyyet mertebesi, ibadete ve yönelişe layık olan yegâne hakikati gösterir; nihayet mahlûkatın terbiyesini ve idaresini üstlenen rubûbiyyet mertebesinde bütün âlem, tek bir Rabbin...
- **Zuhruf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (252 43 43 Ku Ker Yol  Zuhruf  Sûresi   Murat Derûni)
  > [6] “ İz- -T-B- ” 43/3 Âyette belirtilen (Kûr’ânen Arabiyyen) Arapça (Kûr’ân) Rububiyyet “Esmâ” mertebesinde Ulûhiyyet ilmi, kelâm sıfatı ile Rabb’ça dan İlâhî Arapçaya, eski diğer dillere de yapılan tercümeler gibi, tercüme edilmiştir. Bu tercümeye en uygun lisân da zâhiren lisân-ı Arabî olduğundan “Kelâmullah”ın zâhiren, zâhire çıkması da bu lisânla olmuştur.
- **Doğdular, Yaşadılar — Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (76 5 Do dular ya ad lar hik yesi son hali 1)
  > Ayrıca, “Allah” ism-i celâli okunduğunda, işitildiğinde, hürmet ve ta’zîm için söylenir. (ا) Elif: 12 noktadan meydana gelmiştir. 13. nokta bâtında İnsân-ı Kâmil‘i simgeler. (ر) Ra : Rububiyyet (esmâ), eğitim ve terbiye mertebesinde İnsân-ı Kâmil olarak bizleri şekillendirerek Ahadiyet mertebesine ulaştırır.
- **Bi'smi Has, Selâm (13)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (91 Bi̇i̇smi̇ Has, Selâm (13))
  > İnsân-ı Kâmil İbrâhimiyyet mertebesindeyken Rububiyyet mertebesi Teslim ol emrini verince bunu bir başka mertebe olan Ahadiyyet mertebesi anlatmaktadır. Rabb’ul Âlemin olan Ulûhiyyet mertebesi ve Câmi Esmâ olan Allah (c.c.) teslim olunmuştur. Rabb’ul Âlemin ile, bireysel Rab olan Rabbi-ı Hastan Vâhid ve Kahhar olan Alemlerin Rabbine teslim olunmuştur.
- **Zekât ve İnfâk** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Zekat ve İnfak)
  > ...k kendinden bir aşama sonrakini terbiye eder, her varlık birbirinin Rabbidir terbiye edicisidir. Anne baba çocuğunun Rabbidir terbiye edicisidir, İbrâhîm (a.s.) bir gün annesine sormuş Rabbin kim diye, baban oğ...
- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (En'âm Sûresi)
  > Burada Allah zikri demek sadece tesbih ile Allah Allah diye saya- rak Onu anmak değil, ancak idrak ile evvelâ Rabb, yani Rububiyyet mertebesini anlayıp oraya yönelmek, oradan da daha sonraki çalışmalarla ULÛHİYYET mertebesine ulaşmak olduğunu anlamamız icab etmektedir.
- **Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi 2)
  > 24/06/985 Pazartesi - ikinci gün; Bant dinliyorum, bir yerinde, Hz. Peygamberin varlığı, ALLAH zâtından meydana geldi. Âdemin varlığı, Rububiyet zâtından meydana geldi. “İnsân-ı Kâmil” Shf 136 da, “Ahadiyet bahsi hakkındaki incelikler,” “İnsân-ı Kâmil” Shf 136 da, “Yukarıda anlatılanları dikkate alarak şimdi sen kendinde anlatılan tecelliden bir şey görürsen onu ALLAH’ından Rabbından bil, ona bağla; yaratılmış/zuhur...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2)
  > Lakin burada bizim işaret ettiğimiz bir sır vardır ki, o sırrın sahibi ve maliki ona vakıf olduğu zaman, o sırrın açığa çıkmasından hasıl olan zevk ile lezzetlenir; o da şudur ki: Bu الرحمن على العرش استوي (Tâhâ, 20/5) ayet-i kerimesinde zikredilen arş, Rahmân'ın istivâ ettiği yerdir; ve o arş sıfatın mahallidir; yani Rahmâniyet sıfatının tecelli yeridir. Ve Rahmâniyet sıfatının arşı rubûbiyyetdir (Rablık); ve...
- **Sohbet Arası Sohbetler (26)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (158 26 Sohbet aras sohbetler)
  > Özet yorum: Not= Bu bölüm ilgisi dolayısıyla kısmen Vâh’y ve Cebrâil (a.s.) kitabımızdan alınmıştır. Âyet-i Keriyme’deki; bu ifade, “Rahmân” ın Rubûbiyyet mertebesinden zuhura getireceği faaliyeti izah etmektedir. İnsânlığın ilk zuhurunu haber veren bu Âyet-i Keriyme’nin de diğerleri gibi her mertebeden izahları vardır.
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (118 52 Tûr Sûresi̇)
  > Henüz daha bu âlemler yok iken, Zât-ı Mutlak A’mâ-iyyetinden Ahadiyyetine, oradan Vahidiyyetine, oradan Rububiyyetine lâtif olarak zuhur ettiğinde, oradan da, melikiyyetine-Malikiyyetine, Madde alemine zuhur ettiğinde, bu âleme bir çatı gerekli oldu, işte bir bakıma bu âlemler binasının çatısı yapılarak, âyet-i kerîmede, “ Yükseltilmiş tavana,” ifadesi ile bu hakikate yemin-kasem edilmiştir. Diğer yönden “...
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (165 9 Kiyâmet Sûresi̇)
  > Oradan “Rububiyyet” mertebesine (اِلَهَ) “ilâhe” ile tenezzül etmişti. Şimdi burada ise, “Rububiyet” mertebesinden “Melikiyyet” mertebesine son tecellisi olan (لَا) ”lâ” ile tenezzül etmektedir ki bu tenezzül ve tecelli kemalatın sonu ve zirvesidir. Ehli Hicap (perdeliler) buraya (Esfeli safilin/aşağıların en aşağısı) der.
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 59)
  > Yani uluhiyetin ve rububiyetin sabit olması melih ve merbub ile olur. Ve Hak Teâlâ zat bakımından âlemlerden ganî ise de, bu hükm-i gına, rubûbiyyet için sabit değildir.
- **Mutaffifîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (174 11 Ku Ker Yol Mutaffifin Suresi)
  > [42] “Zâtı Mutlak” Ahadiyyetinden Ulûhiyyetine tenezzül ettiğinde, الله “Allah” ismi ve ma’nâsıyle zuhur etmişti. Oradan sıfât “Vahidiyyet ve Rahmâniyyet” mertebesine (اِﻻّ) ”illâ” ile tenezzül etmişti. Oradan “Rubûbiyyet” mertebesine (اِلَهَ) “ilâhe” ile tenezzül etmişti. Şimdi burada ise, “Rubûbiyet” mertebesinden “Melikîyyet” mertebesine son tecellisi olan (لَا) ”lâ” ile tenezzül etmektedir ki bu tenezzül ve...
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (179 13 Terzi-Elif-Terazi-Teradî-İrfan Mektebi-Kırk Seyir)
  > “Kredi” kelimesinin içinde ne bağlantı var diye bakarsak, içinden “R” harfini aldığımız zaman “Kedi” kalır. ( ر ) “Re” harfinin ifadesi Rubûbiyyet ve Rahmâniyyettir. Rubûbiyet mertebesini, Rahmâniyet ile bağlayan nefis ve benlik dağını yıkıp Fenafillah’a ulaşır.
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (186 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ..., rubûbiyyet tahakkuk etmez; ve kul dahi âlemden ibarettir; ve mertebe-i rubûbiyyette olan esmanın hükümler ve eserleri âlem ile zahir olur. Bu îzâhdan aşikar olduğu üzer...
- **Şu'arâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (238 26 39 Ku Ker Yol  Şu'ara  Sûresi   Murat Derûni)
  > Onun dirayet ve zekâsı koca bir kavim üzerinde da'vâ-yı rububiyyetle beraber senelerce müstebiddâne bir surette icrâ-yı hükümete muvaffak olmasıyla sabittir. Binâenaleyh onun Mûsâ (a.s.)a mâhiyyet-i ilâhiyyeden suâl etmesi cehlinden değil, belki Mûsâ (a.s.)ı imtihan etmek maksadıyla vâki' idi. Zîrâ Fir'avn, Rabb'i canibinden risâletle gönderildiğini da'vâ eden Mûsâ (a.
- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (234 22 27 Kur Ker Yol Hac Sûresi   Murat Deruni)
  > Âlemlerin Rabbi olan Allah’a, burada Rabb kelimesinin de üstünde durmamız gerekiyor, âlemlerin Rabbi dediğine göre, bir Rabb var bir de âlemlerin Rabbi yani Rabbül Erbab Allahu Teala Hz.leri var. Cenâb-ı Hakk’ın Doksan dokuz Esmâ-i İlâhiyesinden birinin ismi de Rabb, Rububiyyet yani terbiye edicidir, birçok tefsirlerde Rabb hakkında çok açıklamalar yapılmıştır fakat kısaca “Terbiye edici” olarak alabiliriz.
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (178 84 İ̇nşi̇kâk Sûresi̇)
  > En çok nefs kelimesi ile bahsedilmiştir çünkü nefs mertebesi faaliyet mertebesidir. Hem duygusallığın hem maddeselliğin hem de rûhaniliğin kaynağıdır. Esmâ âlemi dediğimiz rububîyyet âleminin birisi Hakk’a diğer ef’âl mertebesine bakan iki yüzü vardır. Yukarıda yani sıfât âleminde toplu olan birimsel faaliyetler bu âlemde programlarının ayrışmasıyla faaliyete geçiyorlar ve dünyâ üzerinde tahakkuku oluyor.
- **Altı Peygamber - Hz.İbrahim (a.s) Halillullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (24 6 Peygamber (3))
  > Zât-ı Mutlak nüzülde, Â’ma’iyyet’inden, Ehadiyyet’ ine, oradan Vahidiyyet’ine, oradan Ulûhiyyet’ine, oradan Rahmâniyyet’ine, ki buradan bütün mânâlar âlemlere yayılmağa başlamıştır. Oradan yayılmaya başlayan mânâlar daha sonra Rububiyyet mertebesine nüzül ederek manevi ve lâtif birer kimlik almaya başladılar. Buradan da tenüzzül ile nihayet her varlık kendi mertebesi itibari ile âlem-i mülkte zuhur ederek fiziki...
- **Rûm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (242 30 36 Ku Ker Yol  Rûm Sûresi    Murat Derûni (1))
  > ...de uzun sürmez ve yine hayali ilâhlarını Rabb’ül erbab olan Allah c.c. ortak koşmaya devam eder. Şeriat ve tarikat mertebesinde ikilik olduğu için dua vardır. Burada kul ve rab vardır. Kuldan, rabbe yönelinir....
- **Kasas Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (55 28 Kasas Sûresi̇)
  > )’ın mertebesi rububiyyet mertebesinden olduğundan aldıkları bilgiler de bu mertebeden olmaktadır, kendilerine hitâp uluhiyyet mertebesinden olduğu halde ulaştıkları yer esmâ mertebesi olduğundan ancak bu mertebe îtibarıyla anlamaktadırlar. Vadinin sağ tarafından nida edilmesi, nefsi külle aklı küllden nida edilmesidir.
- **A'yân-ı Sâbite** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Sayfa 298)
  > ) buyurdular ki: "Muhakkak rubûbiyyet için bir sır vardır; ve o sır dahi sensin; işte rububiyet hakikatlerinin en geniş ma’nâda zuhura çıktığı yer insandır, bütün âlemde rububiyet hakikatleri ortaya çıkmaktadır, ancak diğerleri daha evvelki sayfalarda olduğu gibi, cebri olarak ortaya çıkmaktadır.
- **Kelime-i Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Ya'kûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Rûhiyye)
  > Bundan sonraki bahislerde bu yüce vaatlerini yerine getirerek derler ki: Emr-i ulûhiyyet ve şân-ı rubûbiyyet, Hak tarafından inkıyâdı; ve abd ister münkād olsun ve ister muhâlif olsun, onun talebi üzerine i'tâyı iktizâ eder. Ve bu düstûr-i hakîkatin tafsîli budur ki: Ahkâm-ı şer'iyye ile mükellef olan abd, ya bu ahkâmı icrâ etmek sûretiyle Hakk'a inkıyâd eder, veyâhud evâmire muhalefet ve nevâhîye muvâzabat eyler.
- **TARİKATLARDA MÜBÂREK GÜN VE GECELERİN YERİ VE EHEMMİYETİ— Lisans Tezi** — Fahrettin Avan (Mübarek Geceler Bitirme Tezi)
  > İşte bundan dolayıdır ki; zât âleminin ifadesi olan "Mescid-i Harâm'dan sıfat âleminin ifadesi olan "Mescid-i Aksâ’ya uluhiyyet, rubûbiyyet ve ahadiyyet mertebeleri itibari ile yürüttü Bunun için zât âleminin dışına çıkılması lâzım geldi ki tekrar zât âlemine dönüş, yani Mi'râc mümkün olsun. Şimdi başka bir yönden "Mescid-i Aksâ"nın ne olduğunu anlamaya çalışalım. "Aksâ" lügat mânâsı itibariyle, en uzak, en son,...
- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Lûtiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Melkiyye)
  > Ya'ni bu “hikmet-i melkiyye”de sana sırr-ı rubûbiyyet ve sırr-ı kader âşikâr ve emr-i vücûd hakîkati üzere vâzıh oldu. Çünkü sen emr-i vücûd için fâil ve kābil lâzım olduğunu ve hakîkatte alan ve verenin Hak bulun-duğunu anladın.
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (183 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Paragraf: Ve bunun için Sehl dedi: inne rububiyyeti sırrâ ve hüve ente. Her bir "ayn"a hitâb eder. “Lev zahara batıltu rububiyyeti” ve “zahara” üzerine “lev” idhâl etti; ve “lev” harf i imtinâ'dır, imtina' içindir. Halbuki o sır zail olmaz. Binâenaleyh rubûbiyyet de bâtıl olmaz (5).
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (28 (tesbîh VE Zi̇ki̇r))
  > Rububiyyet hamd-ı ile yapılan tesbîh’in vakti, İlâhiyyet güneşinin doğmasından evvel, bu güneşin doğmasına sebep olması için. Ve nefs benlik güneşinin batmasından evvel, bu güneşin de batmasına, yok olmasına sebep olması içindir. Bu geçiş zamanlarından sonra gece ve gündüz saatlerinde de, kendi gerçek varlığından “ tesbih et” hükmü ile tesbîh’in iki hali bildrilmektedir.
- **Kehf-Mağara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (31 18 Kehf-Mağara-Sûresi̇)
  > ...tefsirlerde sandığın içinde Âdem (a.s.) dan Efendimize (s.a.v) kadar gelen bütün peygamberlerin resimleri olduğu belirtilmiştir. Mânen bu da doğrudur çünkü gönül hazinesinde onların hepsinin resimleri vardır y...
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 19)
  > Binâenaleyh rubûbiyyet de bâtıl olmaz (5). ------------- Bunun için Sehl dedi ki; “Her bir ism-i hassın rububiyeti merbubu üzerinde baki olduğu için her bir ism-i hassın terbiyesi terbiye edilen üzerinde baki olduğu için Sehl bin Abdullah Düsteri buyururlar ki “ Muhakkak rububiyet için bir sır vardır, rablık için bir sır vardır, o sır dahi sensin ve eğer o sır zail olaydı, yani ortadan yok olaydı, ortadan kalksaydı...
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 19)
  > Binâenaleyh rubûbiyyet de bâtıl olmaz (5). ------------- Bunun için Sehl dedi ki; “Her bir ism-i hassın rububiyeti merbubu üzerinde baki olduğu için her bir ism-i hassın terbiyesi terbiye edilen üzerinde baki olduğu için Sehl bin Abdullah Düsteri buyururlar ki “ Muhakkak rububiyet için bir sır vardır, rablık için bir sır vardır, o sır dahi sensin ve eğer o sır zail olaydı, yani ortadan yok olaydı, ortadan kalksaydı...
- **Neml Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (29 27 Karinca-Neml Sûresi̇)
  > “Tâ-Sîn” hakikati de –ey Mûseviyyet, Rububiyyet, Rabb esmâ mertebesi ile tahak kuk eden kimse, insân demektir. Ebced hesabıyla araştırma yaptığımızda “Tı” =9 -9 ile tahakkuk . 9 başında var.
- **Âl-i İmrân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (40 3 ÂL-i İMRÂN-SÛRESİ)
  > Rasûlüllah’ın (s.a.v) dediği gibi “Kim ki nefsine ârif oldu, o Rabbine ârif oldu” çünkü nefsin hakikati rubûbiyyet hakikatine dayanmaktadır. Mülhime nefs mertebesinden mutmainne nefs mertebesine geçmek insan için i...
- **İnci Tezgâhı (1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (41 (İnci tezgâh-ı))
  > (Ebu Abdullah Ruzbari) ************ Tevekkül odur ki; bütün iş Vâhid olan Allah’a havale edile. ************ Bir kimse ibadet esnasında Rubûbiyyet sıfatını müşahede ederse, nefsine meyilden kesilir; Rabb’ı ile huzura erer. ************ Sen, zât ve şahsiyetin cihetinden sen; tasarruf cihetinden O olmalısın ************ Tatbikatsız ilim ekilmemiş tohuma benzer.
- **Mâide Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (43 5 Mâi̇de-Sûresi̇)
  > Oysa İsâ (a.s.) onlara “hem benim ve hem sizin Rabbınız olan Allah’a ibâdet edin” demişti. Ve burada rubûbiyyet mertebesi itîbârıyla Rabbların farklılığını vurgulamıştı. Buradaki cennetten murât zâtın sâfîyetidir, yâni nefsâniyetin ortadan kalkarak kendi hakîki varlıklarıyla orada zât cennetinde yaşamalarıdır ve onlara Cenâb-ı Hakk bu yolun yâni vahdet yolunun kapatıldığını belirtiyor.
- **TB. Fusûs Mukaddimesi** — Ahmet Avni Konuk (Fusûsul Hikem Mukaddime)
  > Bu taayyün-i sânî mertebesine “vâhidiyet” denildiği gibi, “hakîkat-i insâniyye” de derler, ve âtîdeki esâmî ile de tevsîm ederler: Tecellî-i sânî, kābiliyyet-i zuhûr, hazret-i irtisâm, mebde’-i sânî, mecmûu’l-ervâh, maâd-ı ervâh, mülk-i bâtın, felekü’l-hayât, berzah-ı sânî, kevn-i câmi’, menşe’-i sânî, makām-ı ervâh, hazret-i rubûbiyyet, müntehâ’l-ma’rife, zuhûr-ı sânî, âlem-i melekût, âlem-i esmâ, perde-i vahdet,...
- **Yehova Şahitleri ile Mülâkât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yehova Şahitleri ile Mülakat)
  > Rububiyyet yâni Rabb mertebesi ise bütün varlıklara verilen isimlerin zuhur ettiği mertebenin ismidir. Bunun devamı olan Melikiyyet mertebesinde ise bütün isim ve sıfatlar haklarını alarak faaliyet sahasına gelmektedir. Allah’ın Âdem’i kendi sûreti üzerine halk etmiş olması bu vasıfların ona verilmesidir.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5)
  > Bu mülk ve saltanat ni'metine şükür edeceği yerde, kuvvet-i zâhiresine mağrûr olup izzet ve azamet-i rubûbiyyet da'vâsına kıyâm ve kendisini îkāz için Hak tarafından gönderilen Mûsâ ve Hârûn (aleyhime's-selâm) a muhalefet etti. 205. O bütün ömründe baş ağrısı görmedi, [tâ ki] o kötü cevherli, Hak tarafına nâle etmeye!
- **Aşk ve Muhabbet Yolu** — Nusret Tura (77 Aşk VE Muhabbet Yolu)
  > İnsan doğar, yaşar, ölür, derler. Bu söz basit ve cevhersiz bir sözdür. Arif ve kâmil olan bir velî insan, ruh îtibariyle ölmez. Ölen, degişen âlemdir, her şeydir. Sırr-ı Rubûbiyyeti idrâk eden insan, ebedî hayata kavuşmuştur.
- **Saff Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Saf Suresi)
  > Â’mâ’iyyetinden Ahadiyyet-i ne olan nüzülüne (tecelli-i akdes,) Ahadiyyet-in den vahidiyyet-i ne olan nüzülüne de, (tecelli-i mukaddes) denmiştir. Ayrıca Ahadiyyet mertebesine (lâ taayyün) Vahidiyyet mertebesine (taay-yünü evvel) Rububiyyet mertebesine de (taayyünü sâni) denmiştir. Daha geniş bilgi “Vahy ve Cebrail” isimli kitabımızda vardır dileyen oraya bakabilir.
- **İbrâhîm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (45 14 İ̇brâhîm-Sûresi̇)
  > İçimizde gizli olan rububiyyet mertebesi îtibarıyla dar bir sahadır, fakat devâmında semâvat ve arz yâni bütün âlemlerin kapsama alınması ulûhiyyet mertebesidir. Her bir Rab bir esmâi ilâhiyyenin faaliyet alanını meydana getirmektedir. Bu nedenle Rab ismi ile ifâde edilen saha Allah ismi ile ifâde edilen sahayı kapsayamaz.
- **Enfâl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Enfal Suresi)
  > Resülullah efendimize verilen bu bilgilendirme, bizlerin kendi bünyesinde emirdir. “Yahudiler” tevhid-i esma, rububiyet mertebesi bilgilerini tahrif ettiklerinden hakk’tan gelen bilgileri tahrif ettikleri için ortadan kaldırılmaları gerekir ki arkadan geleceklere ibret olsun.
- **Duhân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (258 44 45 Ku Ker Yol  DUHAN Sûresi   Murat Derûni)
  > ---------------- Gece ve gündüz sadece dünyâdaki oluşuma göredir, rahmâniyet ve rubûbiyyette gece yoktur. Burada bahsedilen geceden maksat gerçek mânâsı ile kişinin kendi arzındaki gecesidir yani şuurlanma gecesidir. Bunun sonucu kişide nefsâniyetine ait hiçbir varlık kalmaz. Orası kararır ve bu karanlığa gelen Allah’ın nûru orasını aydınlatır.
- **Vâkı'a Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (262 56 Ku Ker Yol Vâkıa Sûresi)
  > Kesret âleminde yaşamakla birlikte sûretlerde takılı kalmaz; iman gözüyle baktıkları için gördükleri her sûrette ulûhiyyet ve rubûbiyyet hakikatlerinin izlerini müşahede ederler. Onların salih amelleri, zahirî fiillerden ibaret değildir; amelleri, hâllerle; hâlleri, ahlâkla bütünleşmiştir.
- **Necm (Yıldız) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (37 53 ve-NECM-YILDIZ-SÛRESİ)
  > Kûr’ânın) ilk yazılışı “Ulûhiyyette - zât mertebesinde ”- “Allahça”; sonra “Rahmâniyette - sıfat mertebesinde ”- “Hakça”; sonra “Rububiyette - esmâ mertebesinde ”- “Rabça” sonra “Şehâdette - ef’âl mertebesinde ” - “Arapça” Böylece kolaylaştırılarak, bizlerin anlayacağımız şekle nüzûl ettirildi. Biz bunun sadece bir mertebesinde yani sadece Arapça mertebesi etrafında ve peşinde dolaşıyoruz. Arapça beşer lisânı, Hz....
- **Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Hûdiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ehâdiyye)
  > ), bundan önceki Fass-ı Yûsufî'nin sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini) zikretmiş olduğundan, şimdi de "ahadiyyet-i rubûbiyyet"i içeren "Hikmet-i Hûdiyye"yi beyan buyurur: *** Şiir: إِنَّ لِلَّهِ الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ظَاهِرٌ غَيْرُ خَفِيٌّ فِي الْعُمُومِ Allâh'a mahsûs sırât-ı müstakîm vardır ki, umûmda zâhirdir; hafî değildir.
- **Tüm Şiirlerim** — Terzibaba - Necdet Ardıç (129 (tüm Şi̇i̇rleri̇m))
  > Çünkü Mevlâ Kur'anda öyle zikretti, Kullarına bunları bilmek emretti, Zahirde yapılanlar hep suretti, Arafat nedir, Araf nedir, Arif ne? Baş harfi (AYN) gözdür, bakılır Hakk ile Cümle hüccac belirir kendi gözünde, Gören sen, görülen sen, hep birlenir özünde, Arafat nedir, Araf nedir, Arif ne? İkinci harf Rububiyetin rahmetidir, Orada rahmet yağar Hakkın âdetidir, Senden sana olan rahmeti ezelidir, Arafat nedir, Araf...
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Îseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nebeviyye)
  > ] kavlinde ümmetine râci olan هُمْ [onlar] zamîrini, Hakk'a râci' bulunan “Rakîb” ismin-den sonra zikretti. Zîrâ Rab rütbe-i rubûbiyyet ile tekaddüme müstahaktır. Badehû Îsâ (a.s.) i’lâm etti ki, “Rakîb” ismi ile müsemmâ olan Hak için, kendine muzâf kıldığı isim dahi sâbittir.
- **Kevkeb — Yıldız** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kevkeb Yıldız)
  > , Ahadiyyet mertebesinden çıkan abdiyyet ve rububiyyet deryaları mıydı? Yoksa akl-ı kül ve nefs-i kül mü? Yoksa hayatımın devamını sağlayan zıt esmâlara ait deryalar mıydı? Bilim adamları artık kromozon ve genlerle uğraşıyordu.
- **Lokmân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Lokman Suresi)
  > Âlemlerin Rabbi olan Allah’a, burada Rabb kelimesinin de üstünde durmamız gerekiyor, âlemlerin Rabbi dediğine göre, bir Rabb var bir de âlemlerin Rabbi yani Rabbül Erbab Allahu Teala Hz.leri var. Cenâb-ı Hakk’ın Doksan dokuz Esmâ-i İlâhiyesinden birinin ismi de Rabb, Rububiyyet yani terbiye edicidir, birçok tefsirlerde Rabb hakkında çok açıklamalar yapılmıştır fakat kısaca “Terbiye edici” olarak alabiliriz.
- **Necdet Divanı** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Necdet Divanı)
  > Kâbe'i Muazzama aleme misal, Anladın ise bu sırrı özünde kal, Seyrine dayanılmaz o esrarlı hâl, Sen bu hali yine suret mi sanırsın? MEKKE ( 29.9.1982 ) ARAFATTA BATIN (ARAFAT) (ayn) göz, (R) Rahmet, Rububiyet, (F) Feyekünü emre uyum, (T) Tarik yol Sırat'ı müstakim. Arafat'ı duyalım gönül dilinden, Sırlarına bakalım gönül gözünden, Varlığını bilelim özün özünden, Arafat nedir, Araf nedir, Arif ne?
- **Karagün Dostuyum (Cilt 2)** — Nusret Tura (85 Karagün Dostuyum (ii))
  > Rububiyet ile ubudiyet arasında birçok makamlar ve o makamların üzerinde mücadele edenlerle doludur. Bir çocuğun önüne serpilen oyuncaklarla oynaması gibi herkes bir işle meşguldür. Kimsenin hatırına gelmez ki, kendisini bu dünyaya getiren var. Ödünç olarak bir ömür sermayesi vermiştir.
- **Târık Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Tarık Suresi)
  > “Ulûhiyyet” - ilim , “Rahmâniyyet” - arş , “Rubûbiyyet” - kürsi, “Melikiyyet” - zemin, dünya diyebiliriz. İnsândaki karşılığı; “ilim” - akıl, “arş” - baş, “kürsi” - kalb - gönül, “zemin” - yer - ayak mertebesi oldu. Belden aşağısına süfli; belden yukarısına ûlvî dendi. Halbuki her ikisiyle vücûd birdir .
- **TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 128)
  > O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak rububiyetidir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, ancak kendisinin Rabb-i hâssı olan bir isimdir .
- **Enbiyâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (233 21 26 Kur Ker Yol Enbiya Sûresi   Murat Deruni)
  > “Allah” ismi, ûlvîsi, süflisi ile beraber bütün mevcûdatın hakikatini toplayan zâta bağlı mertebeye bir isimdir. “Rahmân”, ismi “Allah” isminin, “Rabb”, ismi “Rahmân” isminin, “Melik”, ismi “Rabb” isminin, kapsamındadır. Durum anlatıldığı gibi olunca “Rûbubiyyet” bir “arş” olur.
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 186)
  > Zîrâ teb'ası üzerinde rubûbiyyet-i zahiresi sabit oldu. Fakat Fir'avn'ın sabit olan bu rubübiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka değildir. Yani mutlak rububiyet değildir.
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Sayfa 108)
  > Rububiyyet. Rububiyyet : (Esma Mertebesi) Rûbubiyyet; bütün varlıklara verilen isimlerin zuhur ettiği mertebenin ismidir. Rûbubiyyet isminin içinde bulunan isimlerin herbiri kendisi için olması gereken birşey ister.
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 186)
  > Zîrâ teb'ası üzerinde rubûbiyyet-i zahiresi sabit oldu. Fakat Fir'avn'ın sabit olan bu rubübiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka değildir. Yani mutlak rububiyet değildir.
- **TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 128)
  > O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak rububiyetidir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, ancak kendisinin Rabb-i hâssı olan bir isimdir .
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Sayfa 108)
  > Rububiyyet. Rububiyyet : (Esma Mertebesi) Rûbubiyyet; bütün varlıklara verilen isimlerin zuhur ettiği mertebenin ismidir. Rûbubiyyet isminin içinde bulunan isimlerin herbiri kendisi için olması gereken birşey ister.
- **TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (189 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Peki yakıyn gelince o zaman Rabba değil Rabb-ı erbaba ibadet gerekiyor orada Rabb-ı hasa ibadet bitmiş oluyor. Yani rububiyet mertebesinin işi bitmiş oluyor uluhiyete yönelmiş oluyoruz. İşte onlar da Hakk ehli olmuş oluyor. Siz onun tesbihini anlayamazsınız buyurduğu üzere bunu genel olarak diyor, şu anlatılan konu ancak eğitim aldıktan sonra anlaşılabilecek konudur.
- **Zümer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Âyet 1)
  > Rubûbiyyet (esmâ) mertebesinde "Kitâbü'l Mübîn" ( beyân olan açık kitap ) ismiyle, mertebesi gereği Rabbça 'ya tercüme edildi. Ya'nî Rahmâniyyet'ten Rubûbiyyet'e tenezzül etti.
- **Altı Peygamber - Hz.Nuh (a.s) Neciyullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (21 6 Peygamber (2))
  > “-Hazreti Nûh da- dedi ki: Yarabbi!. Bana yardım et, onların beni tekzib etmelerine karşı.” Nûh da Rabbından, Rububiyyet mertebsinden yardım istedi bundan sonra iş artık olacağına varacak idi. وَيَصْنَعُ الْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَ عَلَيْهِ مَلَا مِنْ قَوْمِهِ سَخِرُوا مِنْهُ قَالَ إِنْ تَسْخَرُوا مِنَّا فَإِنَّا نَسْخَرُ مِنْكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَ (Ve yesneul fülke ve küllemâ merre aleyhi meleün min kavmihi sehirû...
- **TB. Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (188 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Belki küll için cami' olan ismi getirdi. Ba'dehû رَبِّى وَرَبَّكُمْ "Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz" dedi. Ve ma'lûmdur ki, O'nun rubûbiyyet ile bir mevcuda nisbeti, mevcûd-i âhara nisbetinin aynı değildir. İşte bunun için رَبِّى وَرَبَّكُمْ (Mâide, 5/117) kavliyle, kinâye-i mütekellim ve kinâye-i muhâtab olan iki kinaye ile fasl etti.
- **Kâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (254 50 32 Kur Ker Yol Kaf Sûresi ve  Mustafa Hilmi Sâfî  Hz.   Murat Deruni)
  > Altı gün ifâdesi hakkında tefsirlerde birçok ifâdeler vardır, genel olarak altı gün altı mertebede Cenâb-ı Hakkın tenezzül ederek yâni a’maîyyet, ahadîyyet, vahidîyyet, rahmânîyyet, rubûbîyyet, melikîyyet ile faaliyete geçmesidir. Yedinci gün ise kıyametin koparak bu dünyanın ortadan kalkmasıdır.
- **13 ve Hakîkat-i İlâhiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç
  > Bu âlemler dahi a’ma iyyette –a’dem de- yoklukla gizli iken Ahadiyyetine tenezzül ederek Zât-ı mutlağın kendi dileği ile, aynı zamanda Hakikat-i İnsâniyye olan mertebe-i vâhidiyyet-i ne oradan Ulûhiyyet-i ne oradan Rahmâniyyet-i ne oradan rububiyyet-i ne ve oradan da Melikiyyet-i ne tenezzülü ile bütün isim ve sıfatlarının özelliklerini ve mânâları nı Hz. Şehâdette birey varlıklar olarak zuhura getirip faaliyet...
- **TB. Kelime-i Mûseviyye** — Ahmet Avni Konuk (Kelimeyi Museviye TB. ŞErhi)
  > ) da’vâ-yı rubûbiyyetin nârda hulûda sebeb olacağını zikretmekle berâber, misâl olarak “Fir’avn ve Nemrûd gibi” buyurmuşlardır.Fakat bu beyân Hz. Şeyh’in Fir’avn hakkındaki zehâbını ta’yîn etmez. Zîrâ burada maksad nârda hulûda sebeb olan hâli beyân etmektir.
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Şuaybiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kalbiyye)
  > Şu hâlde Rab nisbet i'tibâriyle zâtın “ayn”ıdır; ve zât, sıfat-ı rubûbiyyet ile zâhir olur. &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash Yani isimler, Zât'a delâlet etmesi itibarıyla ve Zât'ın da ahadiyet (birlik) vasfıyla, müsemmânın (isimlendirilenin) "ayn"ıdır (özüdür); ve müsemmâ ancak Hakk'ın hüviyetinin (kimliğinin) "ayn"ıdır.
- **Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 72)
  > İşte kavm-i Nûh dahi, bâtınları esrâr-ı rubûbiyyetinin mazharı ve zâhirleri ubûdiyyet-i mahza olduğu hâlde, onlar ubûdiyetten i’râz edip, esrâr-ı rubûbiyyet i’tibâriyle nefislerine “erbâb” nazarıyla bakarlar.
- **Mülk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (67 Mülk-Sûresi̇)
  > Bütün âlemde mevcût olan varlıklar Rahmân tecellisi ile olmuştur bu nedenle hepsinin hükmü Rahmân ismine dayanmaktadır. Rahmân’dan Rubûbiyyet hükmüne oradan da Melik ismi ile mülk hükmüne geçilmekte ve her şey yerli yerince faaliyetini sürdürmektedir. Cenâb-ı Hakk (c.c) bütün bunları hem kendi zâtından hem varlıktan hem yeryüzünden hem gökyüzünden seyretmektedir.
- **TB. Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 244)
  > İşte Nuh kavmi dahi batınları esrar-ı rububiyetinin mazharı ve zahirleri ubudiyet-i mahza olduğu halde onlar ubudiyetten iraz edip esrar-ı rububiyet itibariyle nefislerine erbab nazarıyla bakarlar. Nefislerine rab nazarıyla bakarlar.
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (187 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Ya'nî "Sizi rubûbiyyette halîfe kıldım; ve cemî'-i kuvâ ve cevârihiniz mademki ben oldum, siz dahî vücûd-ı izafînize âit taallukâtın tümünü bana îsâr ediniz; ve cemî'-i umurda beni vekîl ittihâz edip, tasarrufla zahir olmayınız!" buyurur. Binâenaleyh gerek Ebû's-Suûd ve gerek şâir ârifîn, bu hitabı işitince ellerinde olan emrin kendilerinin mülkü olmadığını ve o şeyde müstahlef olduğunu bildi.
- **TB. Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 113)
  > İşte bundan dolayı ariflerin ba'zısını bu sebeple, ağlar görürsün (49) -------------- Ya'nî rubûbiyyet ve tasarruf ile zahir olan insân-ı kâmilden halkın taleb ettikleri sûrî ve ma'nevî erzakı, o insân-ı kâmil, ihtiyaç zatîsi hasebiyle yani zati fakirliği hasebiyle vermekten âciz olduğu için dar bir fakirliğe düş­tükleri sebep ile, o ariflerin ba'zısını ağlar bir halde görürsün.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 11 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (143 11 6 CD 2002 Sohbet Aras Sohbetler)
  > Ama islamın gayesi zaten abdiyyet ve rububiyyet mertebeleri o çalışmalar ile birlikte tevhide getirmesi tekliğe getirmesi zaten dinimizin özelliği de tevhid dini değil midir, ancak biz bunu kelam olarak söylüyoruz tevhid dinidir diyoruz, ama gene de ikili olarak kullanıyoruz. İkili ama birin en az arttırılmış şeklidir. Üç, dörde beşe çıkarırsak o zaman çokluk şirket kurmuş oluruz.
- **Muhtelif Mevzular Sohbetleri (2011)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (154 22 2011 Muhtelif mevzular sohbetler)
  > O, Rabbin Gavsi kendi yönünden söylüyor. Cenâb-ı Hakk’da: “Rabbin Gavsi”, benim Gavsim diye; Gavsiyyet mertebesinden Rububiyyet mertebesi. Kendisi Gavs: “Benim Rabbim” diyor. Rab da ona: “Gavs” diye hitap ediyor. Ne müthiş ifadeler.

## İlgili Kavramlar

- [Esma'ül Hüsna](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/esma-i-husna) — related
- [Tevhid](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tevhid) — related
- [A'yan-ı Sabite](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ayan-i-sabite) — related
- [Uluhiyyet](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/uluhiyyet) — related
- [Kâlû Belâ — Bezm-i Elest](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/kalu-bela) — related
- [Uluhiyyet](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/uluhiyyet) — related
- [Esma'ül Hüsna](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/esma-i-husna) — related
- [Kâlû Belâ — Bezm-i Elest](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/kalu-bela) — part_of
- [er-Rahmân](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/er-rahman) — related
- [el-Melik](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/el-melik) — related
