# Sekr

> Manevi sarhoşluk. İlahi tecellinin şiddetinden kendinden geçme.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/sekr

---

## Tanım
Sekr, ilâhî tecellinin şiddetinden sâlikin aklının, duyularının ve iradesinin normal işleyişinin durması; "manevî sarhoşluk" halidir. Ebû Yezîd el-Bistâmî ve Hallâc-ı Mansûr'un "şatahât" denen sözleri bu halde söylenmiştir.

## Etimoloji
Arapça "sükr" (sarhoşluk) kökünden. Ancak bu sarhoşluk şarap değil, aşk ve müşâhedenin şiddetindendir — "hamr-ı ezel" (ezelî şarap) diye anılır.

## Sahv ile İlişkisi
Sekrin karşılığı [sahv](/wiki/sahv)dır — manevî ayıklık. Sûfîler arasında iki meşreb oluşmuştur:
- **Sekr ehli** — Ebû Yezîd, Hallâc: Sekri yücelten, aşkın galebesini esas alan meşreb.
- **Sahv ehli** — Cüneyd-i Bağdâdî: Sahvı daha kâmil sayan, sekrden sonra gelen ayıklığı makbul gören meşreb.

Cüneyd'in "Bizim ilmimiz Kitap ve Sünnet'le kayıtlıdır" sözü bu meşrebin özetidir; sekrde söylenen şatahat, sâhibine mazur, başkasına hüccet değildir.

## Kur'an / İşaret
Tasavvufî gelenek sekri Kur'an'daki Tûr Sûresi 52:9 ("O gün gök çalkalanıp çalkalanacak") ve Hz. Mûsâ'nın Tûr'da bayılmasıyla (A'râf 7:143) irtibatlandırır.

## Tasavvuf Gelenegi
Mevlânâ *Dîvân-ı Kebîr*'de sekri "akl-ı cüz'î"den kurtuluş olarak över. Ancak şeriat ölçüsü daima korunur — nitekim Cüneyd: "Nihâyet, bidâyete dönüştür" (sekrden sahve, sahvden şeriate dönüş).

## İlgili Kavramlar
- [sahv](/wiki/sahv)
- [vecd](/wiki/vecd)
- [satahat](/wiki/satahat)

## Kaynaklar
- Serrâc, *el-Lüma'*
- Kuşeyrî, *er-Risâle*
- Hucvîrî, *Keşfü'l-mahcûb*

## Bu Kavramın Geçtiği Eserler

- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10)
  > "Nukl", içki mezesi; "nebîz", Arabî'de zâl harfiyle, hurmadan yapıp tahammür ettirdikleri hoşaftır ki sekr verir. Fârisî'de, zal ve dal harfleriyle, mutlak şarâb ma'nâsında isti'mâl olunur. "Hûşe", hurma ve üzüm salkımları ve buğday başakları demektir.
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Nahl Suresi)
  > Sözlükte “renklenmek, boyanmak” anlamındaki telvîn ile “yerleşmek, karar kılmak, sabit olmak” anlamındaki temkîn tasavvuf literatüründe fenâ-bekā, sekr-sahv, cem‘-fark gibi karşıt terimler olarak kullanılmıştır. Telvîn ve temkin bazı eserlerde televvün - temekkün diye geçer. Serrâc’ın, “Telvîn kulun hallerinde değişiklik göstermesidir” şeklindeki tanımı ( el-Lüma‘ , s. 357) sûfîlerce kabul görmüştür.
- **Kamer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (261 54 44 Ku Ker Yol  Kamer Sûresi   Murat Derûni)
  > Kimisinin cezb edilmesi sülûk’undan öncedir. Burada ki cezbe hali, zahiri meczupluk yani garip garip konuşmak, zikir meclislerinde bağırıp çağırıp nara atmak değil. İlim ile Allah’ın cezb etme yani kendine çekme halidir… Bu sekr hali de; meyhane diye tabir edilen dergahta yapılan sohbetlerde Terzi Babamızın ağzından çıkan sözlerden oluşan latif aşk badesini, nuş eden saliklerde ilâhi cezbe hâli oluşur.
- **Kâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (254 50 32 Kur Ker Yol Kaf Sûresi ve  Mustafa Hilmi Sâfî  Hz.   Murat Deruni)
  > ---------------- Bu âyet hakında Şeker risalesi içinde yazmış olduğum Seker-Sekr bağlantısının faydalı olduğunu düşünüyoruz. ------------------- Akide. İse onunla yapılan İlâh-i biat akid, sözleşme yemin, yada nikâhtır. Tıpkı Osmanlı geleneğinde olduğu gibi, Askerlerin Sultana olan bağlılık törenine Akide denir imiş.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5)
  > "Ey sâlik, sen dahi gönül kapısından ve gönül ehli olan evliyâullâhın kapısından âb-ı hayât olan ezvâk-ı ma'neviyyeyi içtin ve tattın; ve bu cismâniyet âlemiyle kapalı olan gözlerin âlem-i rûhâniyyete ve ma'nâ tarafına açıldı." 297. Çok sekr ve vecd ve bîhodluk ehl-i dillerin kapısından cana çarptı. &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash 297. Çok sarhoşluk, coşku ve kendinden geçme, gönül ehlinin kapısından...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2)
  > "Mahv" abdin, aklından gâib olması haysiyetiyle, kendisinden evsâf-ı âdetin kalkması ve ondan şarâbdan sarhoş olan gibi, aklın medhali olmayan efâl ve akvâl hâsıl olmasıdır. "Sekr" kavî bir vârid sebebiyle kendinden gâib olmaktır ki, bu hâl, tarab ve iltizâz verir; ve bu hâl, "gaybet" hâlinden akvâdır.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13)
  > 408, 484,C. XIl 30, 6 ser bürden ©. VII 338 ser bürden be-cib C. IX 205 AÇIKLANAN FARSÇA, ARAPÇA, TÜRKÇE KELİMELER İNDEKSİ ser der kerden C. V 548 ser endâhten C. V 391 ser kadem kerden C. IX 540 ser 
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (179 13 Terzi-Elif-Terazi-Teradî-İrfan Mektebi-Kırk Seyir)
  > Salikin, kendisine gelen vâridin etkisiyle yaşadığı manevi sorhoşluk anlamında tasavvufi terim... Bahse konu olan “Sekr” manevi cezbe ile oluşan haldir. Bunun için “Salik-i Meczub” ve “Meczub-u Salik” olmak üzere iki sınıf salik vardır.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1)
  > Bu hâl, orta seviyedeki Hakk Yolcularının ve tüm meczupların (ilahi cezbe ile kendinden geçenlerin) hâlidir ki, bunların bakış açısında da Hakk'ın varlığı, halka perde olur; ve buna "sekr" (sarhoşluk) da derler. Üçüncüsü "cem'u'l-cem'" veya "fark ba'de'l-cem'" (cem'den sonra fark) hâlidir ki, bakış açısında Hakk'ın varlığından başka bir varlık kalmamakla beraber, halkın varlığını da Hakk'ın varlığında müşahede eder.
- **Aşk ve Muhabbet Yolu** — Nusret Tura (77 Aşk VE Muhabbet Yolu)
  > Sen ne söylersen söyle senin sırrı örtmen bile benim için makbûldür, aynı tasdik gibidir, sen ne söylersen söyle, ben böyle yakîn îmân istiyorum» der. Bu lâhuti mestlik halinde Peygamberimiz (S.A.V) bile: "Bana bakan, Hakk’ı görür» buyurmuştur. Kullara öyle bir lütufta bulunulmuştur ki: «Hak ile aralarında ne Nebî'yi mürsel ve ne de Melek-i mukarreb bulunmaz» denmiştir.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11)
  > Bu istidlâlî olan ilmin sarhoşluğunu bırak, Kayyûm (varlıkları ayakta tutan) olan Hakk'a mensup ruhanîyet âlemine gir ve ruhun Hakk'ın halifesi olduğunu gör! Bu beyt-i şerîfteki "mestlik"ten murâd, ehl-i gaflet olan ulemâ-i zâhirenin mestliğidir ki, onlar istidlâlî olan ilimlerinden dolayı kemâl da'vâsında bulunurlar ve bu ilimleriyle iftihâr ederler.
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (256 32  Ku Ke Yol Secde Suresi Muharrem Avan)
  > Çünkü o evrede zahir uygulamalarda az da olsa ilahi sekr halinden dolayı bir gevşeme oluşabiliyor bu da nefis kaynaklı olmadığından dolayı o dönemde “ Dur Rabbin Salatta” sözü tahakkuk etmiş oluyor. İşte bu geçici evrede rabbin onda ki mükellefiyeti üzerine alması nefsin hoşuna gidiyor ve ilahi sekr hali kendisinden alınıp tabiri caiz ise cem halinden tekrar fark haline geldiğinde o mükellefiyetlik elbisesini...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9)
  > Zîrâ o Arab mertebe-i akıldan sekr ve cezbe tarafına gitmiş idi. Resûl-i Ekrem hazretleri onu cezbe tarafında bırakmayıp ayıklık ve sahv tarafına da'vet buyurdu da dedi ki: "Bu akıl tarafına gel, sarhoşluk yapma, âgâh ol ve kendine gel!
- **Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (89 6 her ey merkez nde mi hik yesi)
  > ...kaldırdığımızı düşündüğümüzde, secde edenler kullukları ile karşılarındakinin ulûhiyyetine secde etmektedirler. Aynı şey karşısındaki için de geçerli olunca denge olmaktadır. Ve bunların hepsi de bir idrâ...
- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (En'âm Sûresi)
  > ************ Kişi fenâfillahta ya’nî bütün varlıkta varlık görmekten çekinip Hakk’ı görür ancak bu hal bir sekr hâlidir, bir sarhoşluk hâlidir, bu sarhoşluktan kasıt ise ilmî ma’nâda, ya’nî hakîkati i’tibârı ile ilmî mahviyet, içerisinde olmak ve mahlûk görememek hâlidir, ancak bu durum da ârızadır, ya’nî mutlak değildir.
- **TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (189 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Ve uyanıklık ve yokluk hali ise renkten renge girme kabiliyeti olan bendegâna mahsustur, yani diğer insanlara mahsustur. O hazrete nisbetle ne sekir ne de sahv vardır. Yani ne sarhoşluk ne de uyanıklık vardır. İmdi mademki Hakk'a bakıyor idi, her iki halden dahi istiğfar eden idi.
- **Hûd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hud Suresi)
  > ...kurâ nekussuhû aleyke minhâ kâimuv ve hasîd. Diyanet Meali: 11.100- (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3)
  > o ırmak susamış ve su içici değildir. Irmakta suyu bel etmek (emmek) hâssası olmadığı için, gelen su o mecrâdan, emme hâssasını taşıyan yerlere akıp gider. Mukallid de böyledir. Muhakkıkların sözlerin
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6)
  > "Akşam namazı"ndan murâd, tecellî-i zâtînin gurûbu ve istitârıdır ki, kâmil tecellî-i zâtîdeki istiğrâkından ve "ene'l-Hak" na'rasını vurduğu makāmdan âlem-i beşeriyyete ve mertebe-i abdiyyete rücû' eder; evvelki sekir ve ikincisi sahv hâlidir. Ya'ni aşk der ki: "Ben rûh-ı latîfine vâki' olan tecellî-i zâtî gündüzünün yâri ve mukāriniyim; beşeriyyet akşamının ve abdiyyet mertebesinin hulûlüne kadar devam ederim.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12)
  > ve ürküntü veren; “vahim”, sakil ve zararlı demektir. Ya'ni, ey kimse! Sen, “Karanlık ve izbe zindan içinde nasıl ünsiyet ve zevk olur?" diye taaccüb edersen, düşün ki, ana rahminden daha vahşet-nümâ 
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7)
  > " Ya'ni, "O şarâb-ı aşk-ı ilâhî ile dolu olan testiden bizim üzerimize de bir katre dök! Biz de o zevk-i sekr ile mütezevvik olalım ve o gülistân-ı ervâh-dan bize de bir şemme îzâhât ver!" 1812. "Ey büyüklüğün cemâli, âdei tutmadık ki bizim dudağımız kuru, sen yalnız içesin!
- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (248 38 Sâd Sûresi Abdürrezzak tek Muhtefi.)
  > Öte yandan Baklî’ye göre âyette belirtilen işrak vakti, “ sekr ” ehlinin mânevî sarhoşluğundan ayılıp saf bir idrakle şuur hâline gelmesine işarettir. Yani sabahın aydınlığında, vecd hâlinden temkine geçiş ve şuurun berraklaşması vardır. Akşam vakti ise, Hakk’a yönelen âriflerin münâcât niyazlarının kabul edildiği, kalplerinin müşâhede nurlarıyla dolduğu, “ilâhî hitapların hoş kokulu nefeslerini” işittikleri andır.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8)
  > Ya'ni, "Sûrî olsun, ma'nevî olsun mestlik hâli her yerde ve her adamda şer ve fenâlık yapmaz. Şarâb-ı sûrî veyâ ma'nevî ancak tab'an edebsiz olan kimseyi böyle murdâr ve mülevves eder." Mısra': İşret, güher-i âdemi temyîze mihekdir 2150. Eğer akıl olursa iyi vakarlı olur, eğer kötü huylu olursa, daha fenâ olur.
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Mûseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ulviyye)
  > ) zamânındaki şarablar ile zamânımızdaki şarâblar sûrette ve sekir vermekte yekdîğerinin “ayn”ı gibi görünürler; velâkin hakîkatte yekdîğerinin “ayn”ı değil, belki müşâbihidirler. Zîrâ bu gördüğümüz suver-i eşyâ her ân-ı gayr-ı münkasimde tecellî-i ilâhî ile teceddüd eder. Çünkü âlemin vücûd-ı müstakilli olmayıp kendi nefsi ile ma'dûm ve Hakk'ın vücûdu ile mevcûd olur; ve Hak dâimâ ve ebeden tecellî edegelir.
- **Kelime-i Dâvûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Dâvûdiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Vücûdiyye)
  > Ve baʼzıları derler ki, her iki hâlden müstağfir idi. Zîrâ onun nazarı Hakk'a idi. Ve sekr ve sahv ise kābil-i televvün olan bendegâna mah-sustur. O hazrete nisbetle ne sekir ne de sahv vardır. İmdi mâdemki Hakk'a nâzır idi, her iki hâlden dahi müstağfir idi.
- **Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (108 3 Ru ya Mana Alemi Terzi Baba ile ilgili zuhuratlar)
  > Terzi Baba’nın sohbetini kaldığım yerden tekrardan açıp dinlerken o anda tam da namazda yaşadığım O hâli konuşdu ve anlattı. Bu “Sekr” hâlidir diyordu. O zamanda cok şaşırmıstım. Nasıl olur da o anda yaşadığım bir hâli aynı anda anlatabilir bu tesâdüf olamaz demiştim.
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (192 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Ama orada da içilmezse daha da iyidir diye hüküm vardır. Musa (a.s.) zamanındaki şaraplar ile zamanımızdaki şaraplar surette ve sekir vermekte yek diğerinin aynı gibi görünürler velakin hakikatte yek diğerinin ayni değildir. İşte mesele buradan kaynaklanıyor.
- **İrfan Mektebi ve Hakk Yolu** — Terzibaba - Necdet Ardıç (14 rfan mektebi Hakk yolu)
  > “Yühübbuhüm ve yühibbunehü” (Sûre 5, Âyet 54) “ALLAH onları sever onlar da onu sever.” Âyetinde belirtilen HUB yani muhabbet, (SEKR,) yani İlâhi serhoşluk AŞK hükmüne ulaşmıştır. Yine burada küçük bir misal olması bakımından İbrâhim (a.
- **Şu'arâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (238 26 39 Ku Ker Yol  Şu'ara  Sûresi   Murat Derûni)
  > Ama her taş da tabi böyle değerli taş olmuyor işte madenciler hangi taştan ne çıkacak, nereden çıkacak yahut o madenler hangi civardan çıkacak o zaman bunları araştırıyorlar. Senin sûret-i kesîfenden vücûd-i İzafi vasfı gider; ve senin sır ve bâtınında aşk ve mestlik sıfatı tezâyüd eder." İşte Fir'avn'ın Hz. Mûsâ'ya cevâbı bu mertebeden idi. İmdi Fir'avn cevâbına devanı edip der ki: Yâ Mûsâ, eğer sen lisân-ı...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 1)** — Abdulkerim Cili (113 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Ne kadar basit gibi gözüken bir hadise, ayarın ölçülü olursa terazin bunları tartar. İşte İlahi sarhoşlukta böyle bazen insan da sekr hali olur. Öyle o sarhoşluktan, zannederler ki o kendiliğinden kendi kendine oluyor. Yalnız bu da geçici bir haldir, öyle sarhoşlar olur ki sen onun sarhoşluğunu anlayamazsın.
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (127 15 2 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > Terzi Baba’nın sohbetini kaldığım yerden tekrardan açıp dinlerken o anda tam da namazda yaşadığım O hâli konuşdu ve anlattı. Bu “Sekr” hâlidir diyordu. O zamanda cok şaşırmıstım. Nasıl olur da o anda yaşadığım bir hâli aynı anda anlatabilir bu tesâdüf olamaz demiştim.
- **Fecr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (52 89 Fecr Sûresi̇)
  > “Yühübbuhüm ve yühibbunehü” (Sûre 5, Âyet 54) “ALLAH onları sever onlar da onu sever.” Âyetinde belirtilen HUB yani muhabbet, (SEKR,) yani İlâhi serhoşluk AŞK hükmüne ulaşmıştır. Yine burada küçük bir misal olması bakımından İbrâhim (a.
- **A'yân-ı Sâbite** — Terzibaba - Necdet Ardıç (78 A’yân-I Sâbi̇te)
  > ...de geçerli olunca denge olmaktadır. Ve bunların hepsi de bir idrâk ve neş’e mes’elesidir. “ Dur! Rabb’ın namazda ” denilen hakîkat de bu hakîkattir. Eğer bir kişi bir ömür boyu namaz kılmış, ve bu makâma...

## İlgili Kavramlar

- [Sahv](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/sahv) — related
- [Vecd](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/vecd) — related
- [Sahv](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/sahv) — related
- [Aşk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ask) — related
- [Hallac-ı Mansur](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hallac-i-mansur) — related
- [İlahi Aşk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ilahi-ask) — related
- [Fena](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fena) — related
