# Tenzih

> Allah'ı alemlerin özelliklerinden uzak tutmak. Aşkın yaklaşım.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tenzih

---

## Tanım
Tenzih (التنزيه), Allah'ı yaratılmışlara ait noksan sıfatlardan, cisim, mekân, zaman ve benzerlik özelliklerinden tamamen uzak ve münezzeh tutmak demektir. Kelâm ve tasavvufta Allah'ın aşkınlığını (müteâl) ifade eden temel prensiptir.

## Etimoloji
Arapça ن-ز-ه kökünden; "uzak tutmak, tenzih etmek, arındırmak" anlamındadır. "Sübhânellah" tesbihi tenzih ifadesidir.

## Özellikleri
- Mutezile ve Eş'arî kelâmının merkezî kavramıdır.
- Tesbih (Allah'ı yaratılmışlarda müşahede) ile dengelenmelidir.
- Mutlak tenzih Hakk'ı idrak edilemez kılar; mutlak teşbih ise şirk doğurur.
- İbn Arabî bu iki kutbun birleştirilmesini "tahkik" olarak adlandırır.

## Kur'an Referansı
Şûrâ Sûresi 11. ayet: *"Leyse ke-mislihî şey'ün"* — "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur." İhlâs Sûresi 4. ayet: *"Ve lem yekün lehû küfüven ehad"* — "Hiçbir şey O'nun dengi olmamıştır." Bu ayetler tenzihin Kur'ânî temelidir.

## İbn Arabî / Tasavvuf Geleneği
İbn Arabî *Fusûsu'l-Hikem*'in Nûh Fassı'nda tenzih ile teşbihin birleştirilmesini işler: sadece tenzih eden Hakk'ı "ikinci bir ilah" kılar, çünkü O'nu âlemden ayırır. Mevlânâ ise "Ne içredeyim, ne dışarda" diyerek bu dengeye işaret eder. Gazzâlî *İlcâmu'l-Avâm*'da avama mutlak tenzihi tavsiye ederken havassın cem edici idraki benimsemesini söyler.

## İlgili Kavramlar
- [tesbih-temsil](/wiki/tesbih-temsil)
- [tevhid](/wiki/tevhid)
- [zat](/wiki/zat)

## Kaynaklar
- İbn Arabî, *Fusûsu'l-Hikem*
- Gazzâlî, *İlcâmu'l-Avâm*
- Mâtürîdî, *Kitâbü't-Tevhîd*

## Bu Kavramın Geçtiği Eserler

- **TB. Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (121 Fu Hi 03 NUH FASSI)
  > ...Tesbih; Allah’ı ahkam-ı imkaniyeden tenzih etmektir. Yani imkan ahkamından, hükümlerinden tenzih etmektir. Yani ahkami hükümlerden; sonradan meydana gelen hükümlerde...
- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (191 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Paragraf: Evham, bu neş'et-i insâniyyede, galebede ukûlden daha kavî oldu. (64) 6.Paragraf: (Şura. 42/11) âyeti tenzih hakkında nâzli olan âyetin a'zamıdır. (70) 7.Paragraf: Şeriatların tümü, vehimlerin hükmettiği şeyle vârid oldu. (74) 8.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 3)** — Abdulkerim Cili (115 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > ...Bölüm-A’mâ:………………………………………………………….(67) 10- Bölüm-Tenzih:………………………………………………………(85) 11- Bölüm-Teşbih:………………………………………………………(96) 12- Bölüm-Fiiller tecellisi:………………………………………….(115) 13-İsimler tecellisi:……………………...
- **TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (122 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Zira onda pek şiddet ve kesretle zatı tenzih manası vardır. “Hakk tenzih ve teşbihten münezzehtir” denildiği vakit tenzih ve teşbihten tenzih edilmiş olur. Tenzih edersen sınırlandırırsın, teşbih edersen bağlarsın, dolayısıyla da bunlardan da tenzih etmek lazımdır.
- **TB. Kelime-i Şîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (120 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Binâenaleyh seni Allah'ın hamdine ba's eden şeyin hamdi, sana ism-i fiil ile veya ism-i tenzih ile mukayyeddir (7). ------------------- Yukarıda izah olunduğu üzere atâ yani bağış sualsiz olmaz. O sual ile kayıtlıdır. Talepsiz olan mutlak atâ ancak lafzi suale nazarandır. Böylece lafzan sual ve talep vaki olmaksızın varid olan atâya mutlak atâ (bağış) deriz.
- **Bakara Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (34 Bakara dosyas)
  > Îrfani ilimde bu ikinci noktanın ismine tenzih denilmiştir. Böylece biz, kendilerine gönderilen Âyetin emir vasfı ve Hakk üzerine bilgilerinin tenzih düzeyinde kalması dolayısıyla Hz. Mûsâ`nın kavminin şeriat mertebesinde bulunduğunu söyleyebiliriz.
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İlyâsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İnâsiyye)
  > ...îh üzere değil, tenzîh üzere olur. Ya’ni Hak, makām-ı aklî olan Cenâb-ı İlyâs’da münezzeh oldu. Çünkü Hz. İlyâs, şehevâttan mücerred olup, rûh-ı mücerred olarak kaldı...
- **Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür** — Serkan Denkçi (1772747276481 DVT C001.MP3)
  > Hayye Ale’l-Felâh 187 6. Allahu Ekber 187 7. Lâ İlâhe İllallâh 188 E. KÂBE VE KIBLE 188 F. TENZİH-TEŞBİH-TEVHİD 194 1.Tenzih 196 2. Teşbih 197 3.Tevhid 198 G. HIZIR, LEDÜN İLMİ VE VELED-İ KALP 200 1. Geminin Delinmesi Olayı 203 2.
- **Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Nûhiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Subbûhiyye)
  > ...’nâsınadır; ve “tesbîh” Allâh’ı ahkâm-ı imkâniyyeden tenzîh etmektir. Ve Kelime-i Nûhiyye’nin “hikmet-i sübbûhiyye”ye mukārin kılınmasındaki sebeb budur ki: Nûh (a.s....
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (192 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ) ağırlıklı yaşantısı “Zahir“ üzerine olduğundan yüce meşrebinde tenzih galip idi. Musa’da (a.s.) tenzih galip, İsa’da (a.s.) teşbih galipti. Muhammed’de (s.a.v.) hepsi dengeli hem tenzih var hem teşbih var ve ikisini birleştiren tevhid vardır.
- **TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (181 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > İşte biz Cenab-ı Hakkı tenzih ettiğimiz zaman Zat-ı Mutlak yönüyle tenzih etmemiz gerekiyor. Zat-ı Mukayyed yönüyle tenzih ettiğimiz zaman çok yanlış iş yapmış oluyoruz. O’nu sınırlamış oluyoruz, O’nun zuhuruna perde ve mani olmuş oluyoruz.
- **Muhammed Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (251 47 28 Kur Ker Yol Muhammed sav Suresi  Murat Deruni)
  > Onun ma’nâsı meşrepleri hakiki tevhide müsait olmayan mütekellimin gibi. Tenzihi vehmi sahipleri, gerçek tenzih değil de vehim tenzihi ile bakanların tenzihi vehim sahiplerinin vehmettikleri gibi değildir. Zira bunlar Vahid-i Hakikiyi Zat’ının muktezasından tenzih ederler.
- **TB. Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (188 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Paragraf: Allah Teâlâ onu cismen tathîr ve ruhen tenzih eyledi. (43) 6.Paragraf: Rûh nefes-i rahmanidir. Ve hayât, ruhun zati sıfatıdır. (46) 7.Paragraf: Eşyadaki bulunan ruha ruhu yönüyle “lahut” denildi.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3)
  > Bazen insân-ı kâmil, hakiki canan olan Hakk'ı kul suretiyle görünmekten tenzih etmek için, kendi kul oluşunu viran edip kaldırır ve Hakk'ın sıfatlarıyla görünerek, "Enel-Hak" ve "Kendimi tesbih ederim, benim şânım ne büyüktür" ve "Cübbemde Allah'tan gayrisi yoktur" gibi sözler söyler ve bu surette kendisinin kendiliği kalmaz.
- **A'yân-ı Sâbite** — Terzibaba - Necdet Ardıç (78 A’yân-I Sâbi̇te)
  > Nefsini ve Zât’ını kesif kıldı, ona da halk dedi. Cenâb-ı şey ekber “tenzih ederim o Zat-ı âlâyı ki eşyayı ızhar etti halbuki o Zat’ı ezel eşyanın aynı buyurur, kevniyet mertebesi itibariyle. Şimdi vücud-u vâhid-i Hakiki yani tek olan hakiki vücut, evvelen suver-i ilmiyesini yani ilmi suretlerinin mertebesine tenezzül etti.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 1)** — Abdulkerim Cili (113 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Mana itibariyle hakiki hamdi etmekten acizdir, kul kendisini tenzih eder. Yani kul, kulluk mertebesindeyken kendini hamd’tan tenzih eder. Neden hamd edemez. Hamd etmesi için hamd kelime manası itibariyle övgü, övmek demektir, teşekkür etmek değildir.
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (111 4 “özün Özü” VE “sirrin Sirri”)
  > ...esma ve sıfat dairesine tenezzül etmemiştir. Bütün isimlerin ve resimlerin Zat-ı Hakda, yoklukda olduğu makamdır. Kur’anı Keriym Ankebut Suresi 29. sure 6. ayette; “innallahe leğa­niyyün ‘ani’l alemiyne” “...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 14 (2003)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (146 14.cd 2003 Sohbet Arasi Sohbetler)
  > ...…………………. (156) Allah’ı Tenzih Etmenin Sınırları, Her Şeyin Kendi Mertebesi İtibariyle Kemalinde Olması……………………….. (157) Nusret Baba’nın Şiiri ve Açıklaması……………………….....
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10)
  > Gerek adı geçen ayet-i kerimede ve gerek bu şerefli beyitte, varlık sırrını idrak edemeyip eşyada zâtî kuşatıcılık (Allah'ın her şeyi zâtıyla kuşatması) inancından korkup Hakk'ın eşyayı ancak ilmiyle kuşattığına kani olan vehmî tenzih (Allah'ı eşyadan soyutlarken vehme düşme) sahiplerine bir eleştiri vardır. Çünkü onlar Hakk'ı eşyadan tenzih ederek (uzak tutarak) tahdit ederler (sınırlandırırlar); ve bu vehmî tenzih...
- **Kâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (254 50 32 Kur Ker Yol Kaf Sûresi ve  Mustafa Hilmi Sâfî  Hz.   Murat Deruni)
  > وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ 50/16 “Şah damarınızdan yakiynnim diyor, bir hala tenzih ediyoruz, ötelerdedir diyoruz. Sanki bu mülkün sahibi bir başkasıymış gibi. O ötelerde olunca buralara birileri sahip çıkacaktır. İşte al sana şirk.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (145 13 9 2003 11 Cd Sohbet Aras Sohbetler)
  > Nereye bakarsak bak O’nun veçhi oradadır, 2/115 evveli o ahırı o zahir o batın o 57/3 bunları böyle söylediği halde biz O’nu tenzih ederek ya rabbi sen herşeyden münezzehsin zaman ve mekandan münezzehsin ötelerdesin dediğimiz zaman kendi kendimize en büyük perdeyi koymuş oluyoruz.
- **TB. Kelime-i Âdemiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (119 Fu Hi 01 ADEM FASSI)
  > Gerçek ma’nâsı ifadesiyle Rabbi bir yere oturtamadığımızdan tenzih ediyoruz, ötelere atıyoruz, hayal âlemine atıyoruz, o da gerçek hayal değil beşeriyetimizden kaynaklanan bir hayal âlemi oluyor. Bu durumda biz kendi var ettiğimiz Rabbimize yöneliyoruz, ibadet ediyoruz neden o bize sevgili geliyor neden çünkü bizim varlığımız. Böylece herkes kendi icat ettiği Rabbine yönelmiş oluyor. Buna da nefsi, Rabbül has...
- **Sohbet Arası Sohbetler (24)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (156 24 Soh. ara.sohbetler)
  > İşte dinimizin içinde şeriat mertebesiyle yapılan tenzih mertebesi buraya ait. Çünkü orada ne tecelli, ne zuhur ne başka bir şey var. Allah âlemlerden ganidir. (İnnallahe ganiyyun anil âlemin) yani bu âlemlere ihtiyaç yoktur. İşte tenzih budur. Bu kadim mutlak tenzih. Yoksa Allah şundan münezzehtir, bundan münezzehtir derken, zaten bir varlık ortaya getirmekteyiz.
- **TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (189 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Zîrâ bu âyet-i kerîme "tenzîh" ve "teşbih" arasını câmi'dir yani hem tenzih ve hem de teşbihin arasını yani ikisini birden toplamıştır ki, bu bahsin tafsili Fass-ı Nûhî'de murûr etmiştir. لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ kavliyle Hakk'ın misli nefy olunur. وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ kavliyle de Hak, semî'ıyyet ve basîriyyet ile vasf olunur. “Şeyiyet onun misli değildir” diyor yani gördüğümüz eşya diye ne varsa O’nun bir...
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (235 25 29 Kur Ker Yol Furkan Sûresi   Murat Deruni)
  > Konusu Furkân sûresi, Allah Teâlâ’nın yüceliğini, evrendeki hüküm­ranlığının mutlaklığını vurgulayan ve O’nu ulûhiyyetine yakışmayan niteliklerden tenzih eden âyetlerle başlar; Kûr’ân’ın ilâhî kaynaklı ve Hz. Muhammed’in hak peygamber olduğu hususundaki kuşkuları reddeden açıklamalarla devam eder. Ortaya konan delillere rağmen bu gerçekleri inkâr edenlerin, inat ve inkârları yüzünden âhirette uğrayacakları âkıbet...
- **Ramazan ve Oruç** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ramazan ve Oruç)
  > ...Tenzih anlamındaki bu çeşitli lafızları sırasıyla topladığımızda, (165 + 15 + 120 + 240 = 540 ) sayısını buluyoruz. Buradaki 5 sayısı; hazarat-ı hamse, 4 sayısı; şer...
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (29)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (161 29 Muhteli̇f Sohbet Arasi Sohbetler)
  > İşte vakti geldiği zaman Mertebe-i Museviyet yani tenzih mertebesi o geçildikten sonra teşbih mertebesi kıyasi mertebe ondan sonra فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ Yüzünü Allah’a döndür. Daha evvel rabbına döndür orada yüzünü Allah’a döndür. Yani Kabe’ye döndür manasında Allah’a döndür. Bu da ilerideki sayfalarda gelecek Berat gecesinin hemen ertesi gün olan bir hadisedir.
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (59 6 Peygamber (4))
  > Genel olarak tefsirlerimizde görülen yorum ve izahlar, ef’âl-şeriat-yani isneyniyyet-yani ikilik anlayışı üzere olan mertebenin bilgileridir, bulunduğu tenzih mertebesinde geçerlidir. Ancak İlâhi kelâm sadece bir mertebe ile sınırlanamaz, çünkü her mertebe de başka bir izah-ı ve yaşam hakikatleri vardır. Bunları iyi anlayabilmemiz için tefekkür ufkumuzun sınırlarını mümkün olduğu kadar geniş tutup şartlanmışlık...
- **Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (89 6 her ey merkez nde mi hik yesi)
  > “Len terani” seviyesinde yani tenzih gözüyle görülen hadiselerdeki celâl kaynaklı oluşumlar merkezde değilmiş gibi durur. Oysa “hikmet” dediğimiz olgunun arka plânı ince hesaplamaların ve zerre miktarı hakkın yenilmediği, Ahkam’ül hâkimin hükmüdür.
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 2)
  > Rükûda (Musa a.s) tenzih ve dal harfinin simgesi olan perdesinin hakikatidir.. Secde de (İsa a.s) teşbih ve mim harfinin simgesi olan perdesinin hakikatidir.. Tehiyyat ta (Muhammed s.a.v) Tevhid-i ve Uluhiyet perdesini Mirac ile illa olunacağının hakikatini bizlere bildirilmektedir.
- **Bir Ressam Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (62 Bir ressam hik yesi)
  > Hikâyede’ki ressama nefsinin mertebesine göre şekiller ve çizgiler çizdiriliyor ve ayrıca ressamın, çizdiren hakkında mekân tayin ederek "yukarıdaki" ile sınırlandırarak, eksik tenzih ve tevhid anlayışına da sahip olduğu da anlaşılmaktadır. Kabının rengi (nefs mertebesi) ne göre ameller zuhura çıkmaktadır. Âlemler fiili ve tafsilî Kûr'ân olduğundan dolayı, birey, çizdiği resimlerle, yaptığı amellerle, Kûr'ân’da ki...
- **Salât (Namaz)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (05 Salat)
  > (Yasin 36/83 ayette) fe­sübhanelleziy biyedihî melekütü külli şeyin ve ileyhi türce’une “Her şeyin mülkiyyeti elinde olan zat’-ı ulühiyyeti her türlü noksanlıktan tenzih ederiz, her şey ona dönecektir.” (Tebareke/Mülk 67/1) tebarekelleziy biyedihi’l mülkü “Elindeki mülk ne bereketlidir,” hükmüyle beş par­maklı in...
- **Şu'arâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (238 26 39 Ku Ker Yol  Şu'ara  Sûresi   Murat Derûni)
  > Onu böyle bir şirkden tenzih ederim!” "Vâhid'dir, mülkde ona yâr yokdur. O'nun kullarına O'ndan başka sâlâr yokdur!" “Vücûdda vâhiddir, mülkünde O’nun yâri ve arkadaşı yokdur. O’nun kullarına zât-ı ulûhiyyetinden başka hükm eden bir reîs ve kumandan yokdur.
- **Zümer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (257 39 8 Zümer Sûresi T.O. Cem Cemâlî (1))
  > Müşrikler, Allâh'ı uzakta, âlemlerin dışında, salt tenzîhte bir varlık olarak tasavvur ederler. Bu hayâlî uzaklığı kapatmak için de kendi anlayışlarına göre daha yakında olan aracılara yönelirler. Oysa hem uzaklık hem de onu kapatacak aracılar, kendi zihinlerinde oluşturdukları birer vehimdir.
- **TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (190 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Hani bu tövbeden de tövbe gerekir deriz ya, bazen tövbe ederiz de ettiğimiz tövbeden de tövbe etmemiz gerekir. İşte şeriat mertebesindeki tenzihten de tenzih etmemiz gerekmektedir. Gerçek manada tenzihi anlayabilmemiz için gerçi mutlak manada da anlamamız pek kolay bir şey değildir ama yaklaşık olarak anlayabilmemiz için evvela kendimizi noksan anlamaktan tenzih etmeliyiz yani temizlemeliyiz.
- **Sohbet Arası Sohbetler (26)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (158 26 Sohbet aras sohbetler)
  > Yani Bakabillah Mertebesinin yaşandığı yer değil Museviyet Mertebesi. Tenzih mertebesidir. Bakabillah mertebesi, Peygamberimize ait olan bir mertebedir. Yani ehli İslâm'a müminlere ait olan bir mertebe, bizlere ait olan bir mertebedir.
- **Lokmân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Lokman Suresi)
  > Muhyiddin’i Arabi (Sübhanellezi ezharel eşyae ve hüve aynühü) yani “Onu tenzih ederiz ki; eşyayı zuhura getirdi ve onun aynıdır.” Diyerek, bu mânâ da açık olarak ifade de bulunmuştur. Diğer ifadeyle bütün sayılar ve harfler elif’in aynıdır. Yeri gelmişken şurada bir şeye daha dikkat çekmek İsterim, bir harf olarak bildiğimiz ( ا ) elif’in aslı (E-L-F) harflerinden meydana gelmektedir.
- **İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 (1998-2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (133 1 1998 2000 1 zmir rfan Sohbetleri CD 1)
  > Küçücük bir hesap yapalım genelde insanlar Cenab-ı Hakk’ı tenzih mertebesi itibariyle ötelerde ararlar, nasıl deriz, Arş-ı alâsının üstünde tahtında oturur gibi, bir çok ifadeler ile belirtmeye çalışırız, ne deriz zamandan ve mekandan münezzehtir. Dolayısı ile zamanın ve mekanın dışına çıkarmış oluruz.
- **Muhtelif Mevzular Sohbetleri (2011)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (154 22 2011 Muhtelif mevzular sohbetler)
  > Tenzihte arşın üstünde bir Allah tanıttılar. Yere indirilmiş haşa, madde olarak değil, yani yeryüzünde yaşayan bir Allah olduğunu biz farkında değiliz, neden yüceltmek için Allah yukardadır arşının üstündedir, ozaman burda kim var, bu mülkü kim idare ediyor, başı boşmu bu mülkün, kendi kendinemi yoksa başka Allah'larmı var kıtaları bölmüşler beş kıtaya, beş tane Allah oraya hükmediyor, tabi böyle şaçma bişey olurmu,...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 1 (2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (134 2 2000 1 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > İşte o zaman cenab-ı Hakk’ı tenzih mertebesi itibariyle değil sadece teşbih mertebesi itibariyle de idrak edip yaşamamız gerekir yani iseviyet mertebesi itibariyle de yaşamamız gerekmekte. İbrahimiyet mertebesindeki Allah inancı ve bilgisi bir başka tür Museviyet mertebesinde Allah inancı ve bilgisi bir başka türlü İseviyet mertebesinde Allah inancı ve bilgisi bir başka türlü Muhammediyet mertebesinde Allah inancı...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13)
  > Fakat cüz'î akıllar, itibari başkalık âlemi olan bu yoğunluk âleminde oluşların hallerinden çıkarım yaparak Hakk'ın gayrı olan bu eşyanın Hak'tan ortaya çıktığına hükmederler; ve bu hüküm neticesinde eşyanın Hak Zât'ından doğmuş olduğuna hükmedilmiş olduğunun farkına varamazlar; ve güya Hakk'ı tenzih ettiklerine inanırlar. Kâmillerin "Heme ost" yani "Hep O'dur" sözüne itiraz ederler; ve bu hüküm "vücûdîlik...
- **Tasavvuf Izâhları** — Terzibaba - Necdet Ardıç (109 Tasavvuf zahlar)
  > (115) Taarikat ve hazret mertebeleri bakışıyla mûsâ (a.s.): …(116) Tenzih : ………………………………………………………………………..…(116) Teşbih hakîkatleri : ………………………………………………………..(117) Tevhid hakîkatine dayanan bâtin : …
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (36 2 Bakara-Sûresi̇)
  > ...İslâm âlemi olarak bizler tenzih akidesini ön plâna almışız ve Rabbi âlâ’mızı arşın üzerinde tahtında oturur hâle getirmişiz, tabii ki Rabbimizin o hâli de var fakat...
- **Îmân ve İkân** — Terzibaba - Necdet Ardıç (72 Îmân VE Îkân)
  > ” Yani siz Allahı şu veya bu şekilde vasıflandırırsınız ama, ” subhane rabbike rabbil ızzeti amme yasıfun” Yani sizin vasıflandırdıkla-rınızdan o tenzihtedir. Yani sizin vasıflandırdığınız gibi değildir. Diye âyet-i kerîme bunu açık olarak belirtiyor. Biz ise daha hâlâ o tahtında oturur, onu yapmaz bunu yapmaz, diye onun âmiri gibi oluyoruz, Allah bunu şunu yapmaz diyoruz.
- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç
  > ) ile tevhid hakikatleri ortaya çıkmaya başladı ve onun mertebesi “tevhid-i ef’al” ; kendisi de “tevhid’in babası” ünvanını aldı. İmânı, “tevhid-i ef’al imânı” oldu. Mûsâ (a.s.) ile “tenzih” hakikatleri ortaya geldi. O mertebede Allah (c.c.) sadece göklerdedir, bilinmez ve ula-şılmaz haldedir; bu yüzden Mûsâ (a.s.) imânı, “tenzih” oldu ve kendisinden bahsedilirken “Mûsâ’nın Rabbı” diye ifade edildi.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4)
  > Ve sıkıntı şudur ki, vahdet-i vücûd (varlığın birliği) ile varlıkların çokluğu arasında şaşırıp kalır; bazen "teşbih"e (benzetmeye) ve bazen "tenzih"e (Allah'ı her türlü eksiklikten arındırmaya) düşer; tenzihte teşbihi ve teşbihte tenzihi göremez ve iki zıddı "ayn-ı vâhide"de (tek bir hakikatte) birleştiremez. Fakat ezelî yatkınlığında nasibi varsa, Hakk'ın yardımıyla "cem'u'l-cem'" (bütün zıtlıkları bir araya...
- **Mübârek Geceler** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Mübarek Geceler)
  > ...Muhterem hak yolcusu Kıblenin değişmesi Bcytül Makdis’e dönmek nedir? Beytül Haram’a dönmek nedir? Tenzih Teşbih Tevhid Kııı’anın dört nüzul mertebesi Ha mim’in bazı özellikleri Mübarek gece Berat-ı’nı al ( şiir ) DÖRDÜNCÜ BÖLÜM İSRA VE Mİ’RAC BAHSİ BİRİNCİ KISIM Mi’rac hakkında hadis’i şerif İsra, harfleri yönünden ifadesi Mi’rac harfleri yönünden ifadesi İlk Mi’rac İkinci Mi’rac Üçüncü Mi’rac (İsra 17/1) Mi’rac...
- **Fâtiha Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (35 1 Fâti̇ha-Sûresi̇)
  > Genelde bilinen şeriat ve tarikat mertebesi itibariyle lâfzî, kelâmî, ezberî ve “tenzihi resmî” olan klâsik okunuş ve söylenişidir. Bu sığınma kelimesini söyleyenler yukarıda belirtilen mertebelerin birisinin anlayışından, dört esas üzerinden söylerler. Ancak kişi hangi mertebe de olursa olsun, hiç bir kimsenin anlayışı tıpatıp, bir birinin aynı olmaz, herkes kendi idrak ve anlayışı üzere bu “sığınma cümlesi” ni...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 9 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (141 9 2002 5 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Zatını tenzih ediyor, kardeşlerinin kendisinde bulunan İlahi Zatını bu işten tenzih ediyor aynı kelimenin içinde tabi tenzih sözü geçmiyor ama nefsiniz yaptırdı deyince hakikatini ayırmış oluyor. 04- ÇEŞİTLİ KONULAR Hani bir hadis-i şerifte nasıl buyurmuştu “ Hasenatül ebrar seyyietül mukarrebiyn” Yani ebrar mertebesinde yaşayan kimselerin yapmış oldukları haseneler güzellikler güzel işler mukarrebin indinde seyyie...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 5)** — Abdulkerim Cili (166 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Ayet-i Kerime devam ederek, “nalınlarını çıkararak mukaddes Tuva vadisine girip oradan gerçek tenzih haliyle çıkanların seçilmişliğidir.” (20-11-) Tabir edilir… Bu manada, yüce Allah Musa'ya A.S. şöyle buyurdu: - «Ben, seni kendim için seçtim...» (20/41) Bu bilgi yukarıda da bahsedildiği gibi "Ta Ha" suresinde geçmektedir, "Vastana'tuke li nefsi" Cenab-ı Hakk, Musa (a.
- **Ahzâb Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (243 33 25 Kur Ker Yol Ahzab Sûresi   Murat Deruni)
  > اِنَّ اللَّهَ لَغَنِىٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ 29/6 Allah âlemlerden ganidir, diye belirtilen çünkü burada mertebe-i ıtlakta yani mutlak mertebede, ki oraya aklın ulaşması mümkün değildir, mertebe-i mutlaktır. İşte bu yönüyle Hakk’ın marifeti mümkün değildir, dersin diyor ve de çok da doğrudur, işte burası tenzih buna tenzih-i kadim, diyorlar, tenzih-i hakiki diyorlar.
- **TB. Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > İşte genel manada tevhid-i hakikiyi tenzihi ve teşbihi ile birlikte bize getirmesinin getirebilmesinin sebebi ve sahibi olması bu yöndendir. Daha evvelki peygamberler böyle bir tevhidi, böyle birliği getiremediler çünkü neden bünyelerinde bu birlik yoktu ama bir evvelki sohbette de belirtildiği gibi Hakikat-i Muhammediye’nin varlığında ferdiyetinde bütün bu alemler tek bir ve var olarak zuhura çıkmaktadır.
- **Bir Hikâye, Birçok Yorum** — Terzibaba - Necdet Ardıç (25 Bi̇r Hi̇kâye Bi̇r Çok Yorum)
  > Haydi satır aralarında kaçırmışımdır belki diyerek “insan-ı kâmil”İn teşbih ve tenzih kısmını tekrar dinledim, Yok. fusus’a baktım,Yok. yani çalabileceğim bir örneğim yoktu. Açıklananlar sadece tenzih, teşbih ve tevhidden öteye gitmemişti.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 4 (2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (136 4 CD 2000 Sohbet Aras Sohbetler)
  > İşte o zaman cenab-ı Hakk’ı tenzih mertebesi itibariyle değil sadece teşbih mertebesi itibariyle de idrak edip yaşamamız gerekir yani iseviyet mertebesi itibariyle de yaşamamız gerekmekte. İbrahimiyet mertebesindeki Allah inancı ve bilgisi bir başka tür Museviyet mertebesinde Allah inancı ve bilgisi bir başka türlü İseviyet mertebesinde Allah inancı ve bilgisi bir başka türlü Muhammediyet mertebesinde Allah inancı...
- **Terzi Baba (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (12 Terzi Baba 1)
  > (Sezişler) Cezbe; Cezbe cezbe-i MUHAMMED, nûr nûr-u AHMED, sır, sırr-ı MAHMUD, Nerde kaldı Celâleddin, İlim ilm-i ilâhi, hilm hilm-i ilâhi, hâl hâl-i ilâhi Nerde kaldı Celâleddin, "Cel" dedi Cemâl-i ilâhi, "lâl" dedi aşk-ı ilâhi, "din" dedi din-i ilâhi, Nerde kaldı Celâleddin, Hep Rasûlün zuhurudur, türlü yönden huzurudur, bakanların göz nûrudur, Ahhhh! Ya Muhammed. Ahhhh! Ya Muhammed. (Yolda) Düşünce; Tenzih,...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 4)** — Abdulkerim Cili (117 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Böyle bir durumdan yüce Hakk tenzih edilir… ------------------- Burada dikkat edilmesi gereken şudur ki: Zatında hülul yolundan bu iş olmaz… Bir incelik taşıyan LATİFE yollu olur… Yani hulül, duhul etmek, girmek şekliyle bu iş olmaz diyor.
- **A'lâ ve Gâşiye Sûreleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ala ve Gaşiye Sreleri)
  > " derdi. Görülüyor ki bunlar sadece ismi noksanlıklardan tenzih değil, ismin sahibini tenzihtir. Bununla beraber ismin sahibini diyerek büyük, yüksek gibi noksanlıktan uzak isimlerle tenzihtir.
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 1)
  > (Feth Sûresi 48/10) “yedullahi fevka eydihim“ “Allahın eli onların ellerinin üstündedir,” buyruldu Kur’an ve hadislerin muhtelif yerlerinde Allah’ın c.c insânlarla birlikte olduğu belirtilirken, nasıl bir anlayış ise, zaman ve mekândan “tenzih” edilerek o, kendisi var ettiği halde bu alemlerin dışına atılmaktadır. İnsânlığın bu anlayış içersinde Rablarına ulaşmaları mümkün değildir.
- **Namaz Sûreleri (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (69 2 Namaz-Sûreleri̇)
  > Şeriat Mertebesinin Salahı – iman etmek / Tenzih ve Teşbihi birleyip Tevhidi üzere iman etmek, Tarikat Mertebesinin Salahı – Salih amel işlemek / Gönül sahibinin gönlüne girmek ve seyri suluk etmek, Hakikat Mertebesinin Salahı – Hakkı tavsiye etmek / Hakda hakk olmak ve Hakk ile Hakkı tavsiye etmek, Marifet Mertebesinin Salahı – Bekabillah ile halkın arasına sefer ettikten sonra Halka sabretmek diye ifade edebiliriz.
- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (En'âm Sûresi)
  > Allah’ı semavat ve arzın dışına çıkaranlar, tenzih ile bakanlar gelip dinlesinler bunu. “Hakk altta olur mu, tahtında olur mu, arzın dışındadır onu zaman ve mekandan tenzih ederiz” diyenler için bu hadise de ters, ayete de ters hepsine terstir. Eğer Allah aşağıda olmasaydı, gerçekten bizim tahtımız olmasaydı, bizim bastığımız yerin bir başka ilah olması gerekecekti.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8)
  > " yani, "Ben zâtımı şânıma layık olmayan şeylerden tenzih ederim, benim şânım ne acayip yücedir!" demesi kıssası ve müridlerin itirazı ve dilin söylemesi yoluyla değil, gözle görme yoluyla onlara bunun cevabı Ca'fer-i Tayyar (r.a.) hazretleri o "Belâ!" küpünün şarabından sarhoş oldu; bu sarhoşluğundan dolayı kendinden geçti ve Mûte muhârebesinde ayağını ve elini fedâ etti.
- **İnci Tezgâhı (2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (63 (İnci Tezgâhı))
  > Bulunulan yer-anlayış itibari ile sorun ve mes’uliyet yoktur, çünkü burası beşeri tenzih halinin yaşandığı yerdir. Gerçek “esmâ/tarikat” mertebesinin yaşantısı ise, İsimler âlemi “esmau’l-hüsnâ”nın hakikatlerinin yaşandığı “rububiyyet” isimler âleminin hakikati ile yaşanmaya başlandığı yerdir.
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (27)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (159 27 Muhtelif Sohbet aras shbetler)
  > İşte vakti geldiği zaman Mertebe-i Museviyet yani tenzih mertebesi o geçildikten sonra teşbih mertebesi kıyasi mertebe ondan sonra فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ Yüzünü Allah’a döndür. Daha evvel rabbına döndür orada yüzünü Allah’a döndür. Yani Kabe’ye döndür manasında Allah’a döndür. Bu da ilerideki sayfalarda gelecek Berat gecesinin hemen ertesi gün olan bir hadisedir.
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (256 32  Ku Ke Yol Secde Suresi Muharrem Avan)
  > Sonra onları meleklere arz edip: ‘Eğer doğru söyleyenler iseniz, bunların isimlerini bana söyleyin’ dedi. Melekler: ‘Seni tenzîh ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin’ dediler.
- **Mesnevî'den Hikâyeler** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî'den Hikâyeler)
  > " Mü'min, 40/57: "Göklerin ve yerin yaratılışı, insanların yaratılışından elbette daha büyüktür." Hadis-i Kudsî: "Ben yerime ve göğüme sığmadım; velakin takva sahibi ve temiz olan mümin kulumun kalbine sığdım." Fecr, 89/27-30: "Ey mutmain olmuş nefis, razı olmuş ve kendisinden razı olunmuş olarak Rabb'ine dön; benim kullarıma dâhil ol ve cennetime gir!
- **A’râf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (44 7 A’râf Sûresi̇)
  > Buna rağmen bizler Allah zaman ve mekân ötesindedir diyerek tenzih ediyoruz. Bu durumda Cenâb-ı Hakk’a ibâdetlerden kazanılan sevaplarla ulaş ulaşabilirsen. Cenâb-ı Hakk’ta İblisin yaptığına karşılık makul bir sebebi olabilir diyerek nezâketen soruyor, hemen cezalandırmıyor.
- **Hadîd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (263 57 46 Ku Ker Yol  Hadid Sûresi   Murat Derûni)
  > O mertebede Allah sadece göklerdedir bilinmez ve ulaşılmaz haldedir, tenzih mertebesi itibarıyle. Bu yüzden Mûsâ (a.s.) ın îmânı tenzih oldu. Ve kendisinden bahsedilirken Mûsâ’nın rabbı diye ifade edildi.
- **İzmir İrfan Sohbetleri CD 2 (2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (135 3 2000 2 zmir rfan Sohbetleri CD 2)
  > ...ıyoruz. Ötelerde de var tenzih mertebesi itibariyle ama teşbih mertebesi itibariyle de buralarda vardır. Buralarda olanı idrak edemezsek ötelerdekine ulaşmamız zaten...
- **Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (28)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (160 28 Muhtelif sohbet ars sohbetler)
  > İsim olarak görüntüde Muhammed (sav) ama bana bakan Hakk’ı görür, dendiği zaman Muhammed zahir Hakk batına geçmiş oluyor, görünen Muhammed ama onun hakikatinde İsim olarak Muhammed hakikatinde Hakk’ın ta kendisi vardır. “Efendim Hakk insan suretine girer mi haşa beşeriyetten maddiyattan tenzih ederiz” eden etsin tabi diyecek bir şey yok. O onun düşüncesidir. Cenb-ı Hakk’ın en güzel elbisesi insanın bu halidir.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 6)** — Abdulkerim Cili (167 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > ...8- Bölüm-Rububiyyet. 9- Bölüm-A’mâ. 10- Bölüm-Tenzih. 11- Bölüm-Teşbih. 12- Bölüm-Fiiller tecellisi. 13-İsimler tecellisi. Bölümleri ile de, dördüncü kitap tamam olmuştu. Bu kitap ile de. 14-Bölüm-Sıfatlar...
- **Necm (Yıldız) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (37 53 ve-NECM-YILDIZ-SÛRESİ)
  > Yani ağacın kendisi değil, ağacın çekirdek’ten itibaren ve yine içinde çekirdeği olarak oluşumunu anlatmak içindir. Sedir (sidir) ağacına Arabistan kirazı derler. Mi’racın diğer bir yönü olan “tenzih” in izahı; Hz. Rasûlüllah’ın göklere seyahat ettiği şeklindedir. Bu hadisenin her mertebede; o mertebenin yaşamı içersinde izahı vardır.
- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (234 22 27 Kur Ker Yol Hac Sûresi   Murat Deruni)
  > Eğer su toprağın içerisine nüfuz etmemiş olsa oradan bitki meydana gelmez, biz suyu sadece bulutlarda düşünerek ayak altına inmekten tenzih edersek toprakta terbiye hadisesi olmaz ve bir şey çıkmaz, işte suyun toprağa nufuz ettiği gibi, Cenâb-ı Hak’ta “vesia Kürsiyyühüs Semavati vel Ard” (Bakara,2/255) yani “O’nun Kürsi’si Semavat ve Arz’ı ihata etmiştir” hükmüyle içten ve dıştan sarmıştır.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1)
  > "Vücudîler" ise yalnız teşbih ederler. Nitekim bunların zıddı olan İslam'ın zâhir uleması dahi yalnız tenzih ederler. Muhakkiklerin müşahedeleri, bunların ikisinin ortasıdır. Nitekim teşbih ve tenzih hususunda Hz. Mevlânâ Mesnevî-i Şerîf'lerinde: Kâh güneş ve kâh deniz olursun.
- **TB. Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (185 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ...------------- Ya’nî gerek ayat-ı münzelede -inzal olan ayetlerde- ve gerek Resul vasıtasıyla bize vâsıl olan haberlerde Allah Teâlâ’nın vasfını tenzih olsun, tenzihin...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12)
  > Mademki şaşıların çiftiyiz, müşrikçe söz söylemek gerekir. "Şemen", putperest demektir. Burada, vehmî tenzih (Allah'ı noksan sıfatlardan arındırma sanısı) saikasıyla eşyanın çokluğunu müstakil varlık sahibi zanneden kimseler kastedilir. Yani, ey bu izafî varlıklar âlemine sarılıp muhabbet eden kimse!
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2)
  > "Hâşe-lillâh" tenzih (Allah'ı eksikliklerden uzak tutma) kelimesidir. Bir kimse bir iyiliği ve bir kemali açıklayacağı zaman, söze bu kelime ile başlar. Yani ben halkı kendime mürid yapmakla, onlardan bir menfaat elde etmeye tamah etmiş değilim.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5)
  > Basiret ile ilahi marifet ancak insân-ı kâmile mahsustur. Çünkü onlar bedenleriyle tesbih sırlarını ve ruhlarıyla tenzih (Allah'ı eksikliklerden arındırma) sırlarını zevk edicidirler. "Hak Teâlâ bu rûhânî boğazları, ancak bir şahıs iclâlî olduğu, ya'ni ahlâk-ı rabbâniyye ile mütehallık ve ahlâk-ı rezîleden pâk olduğu vakit ihsân eder.
- **Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (168 31 Sohbet aras sohbetlerden se meler yeni)
  > İşte İslâmiyetin kemâli Mûsevîyyet tenzihi ile Îsevîyyet teşbihini birleştirip tevhid etmektir. Yani bizim Allah'ımız hem ötelerdedir, hem buralardadır. Tenzihte ötelere atılan sadece ötelerde olan Allah anlayışı vardır. Îsevîyyette de teşbihte yani, sadece burada olan Allah anlayışı, islâmiyette hem ötelerde hem buralarda.
- **Terzi Baba’nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı Yüksek Lisans Tezi** — Canan Çalışkan (Terzi Baba’nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı)
  > İhtiyaçları gideren ve zararları yok eden yalnız yüce ve güçlü olan Allâh'tır , şeklinde olduğunu ve burada yine tenzîh, Cenâb-ı Hakk’ı ululama ve yüceltme olduğunu belirtmektedir.” [202] Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allâhʼı anın.
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Îseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nebeviyye)
  > اللَّهُ طَهَّرَهُ جِسْمًا وَنَزَّهَهُ رُوحًا وَصَيَّرَهُ مِثْلًا بِتَكْوِينِ Allah Teâlâ onu cismen tathîr ve rûhen tenzîh eyledi; ve tekvîn sebebiyle onu misl kıldı. Ya'ni Allah Teâlâ, Îsâ (a.s.)ın cismini, küdûrât-ı beşeriyyeden ve ednâs-ı tabîiyyeden tathîr eyledi.
- **Mü'minûn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (239 23 7 Mu'minûn Sûresi.T.O.Cem Cemâlî)
  > ) onları tenzîhî vahdet 'e dâvet etti. Onları kesretten sakınmaları konusunda uyardı. Ancak, kavmi ötelerde bir Allâh anlayışını kavrayamadıklarından ve çoklu Rabb anlayışı kendilerine daha sevimli geldiğinden, pek azı dışında Nûh (a.s.)'ın dâvetine uymadılar.
- **Altı Peygamber - Hz.İsa (a.s) Ruhullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (60 6 Peygamber (5))
  > Genel olarak tefsirlerimizde görülen yorum ve izahlar, ef’âl-şeriat, yani isneyniyyet (ikilik) anlayışı üzere olan mertebenin bilgileridir, bulunduğu tenzih mertebesinde geçerlidir. Ancak İlâhî kelâm sadece bir mertebe ile sınırlanamaz, çünkü her mertebede başka bir izahı ve yaşam hakikatleri vardır.
- **Kelime-i Şîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Şîsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nefsiyye)
  > ...-i fiil ile veyâ ism-i tenzîh ile mukayyeddir. Ya’ni bâlâda îzâh olunduğu üzere atâ suâlsiz olmaz, o suâl ile mukayyeddir. Talebsiz olan atâ-yı mutlak ancak suâl-i la...
- **Kasas Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (55 28 Kasas Sûresi̇)
  > Burada ayrıca tenzih mertebesinin hakkıyla idrâk edilememesi sonucu olarak yanlış tenzih yapılması ile tekrar nefsi emmâre mertebesine düşme tehlikesine işaret edilmektedir. Tevhîd-i ef’âl yani İbrâhîmiyyet mertebesinde Yusuf (a.
- **Doğdular, Yaşadılar — Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (76 5 Do dular ya ad lar hik yesi son hali 1)
  > Öyle ki bu yaşantısında padişahlar padişahıyla tenzîhî bir irtibat kurar. Fakat bu irtibatın yetersiz olduğunu görünce yoluna devam etmeye karar verir. Sıfatların birliğinin tezahür ettiği Îseviyyet makamıyla öldürmeyi, yani dünyada önüne çıkan, onu dünyaya bağlayan bağlarını kesmeyi gerçekleştirir, Tevhîd-i Sıfat makamına gelir.
- **Zuhruf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (252 43 43 Ku Ker Yol  Zuhruf  Sûresi   Murat Derûni)
  > Eğer kişi tenzihi hayali olan rabbim nurdandır, yukarıdadır, ötelerin ötesinde anlayışında ise “Sübhan”ın hayalindedir. Öncelikle kendini tüm eksiklerden tenzih etmesi gerekir. Ondan sonra rabbinde bir eksik varmış mıki? Tenzih edebiliyormuş anlaşılsın.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 8 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (140 8 2002 10 CD Sohbet Aras Sohbet)
  > ) sadece göklerdedir, bilinmez ve ulaşılmaz haldedir; bu yüzden Mûsâ (a.s.) imânı, “tenzih” oldu ve kendisinden bahsedilirken “Mûsâ’nın Rabbı”diye ifade edildi. İsâ (a.s.)ile “teşbih” hakikatleri ortaya geldi. Benzetmeli ifadelerle gerçekler izah edilmeye başlandı.
- **Ahadiyyet** — Terzibaba - Necdet Ardıç (47 Ahadiyyet)
  > ” Para efectos de este libro lo traducimos así: “Allah es Lo mas grande Lo mas magnifico.” Tenzih / Tesbih / Tevhid: Kiyam / Ruku / Secde: Durante Azalá, Kiyam representa la posición de pie Ruku representa la inclinación y Secde representa la postración.
- **Altı Peygamber — Hz. Muhammed (s.a.v.)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (61 6 Pey 6 Hz.Muhammed s.a.v)
  > Nasıl dağ param parça oldu (ve saika). Ve Musa düştü bayıldı. Sonra kalktığı zaman “Yarabbi seni her şeyden tenzih ederim. Ben müminlerin evveliyim.” (7/143) dedi. Taleb’e bakın. Daha evvel mümin yok muydu sanki. Müminlerin evveliyim diyor.
- **Feth Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (19 Sûre-İ Feth)
  > Şeriat mertebesinden ikilik üzere. Tarikat mertebesinden Onu muhabbet üzere her türlü noksanlıklardan tenzih ederiz. Hakikat mertebesinden, ancak bunu Onun hamdı ile tesbih ederiz, o halde evvelâ Onda ki, hüvviyyet-i tanımamız gerekmektedir, bu hal ile Onu, Onun hamdi ile tesbih etmemiz gerekecektir.
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (250 42 38 Ku Ker Yol  Şûrâ  Sûresi   Murat Derûni)
  > ...Hatta her iki tarafta farkta kaldı. Birisi tenzih dedi, Hakk göklerde dedi. Birisi teşbih dedi Hakk yerdedir dedi. Fakat gökte midir yerde midir, ikisi arasında boca...
- **İsrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (38 17 İ̇sra-Sûresi̇)
  > ...HÜves Semî'ul Basıyr;) “ Tenzih o Sübhana ki kulunu bir gece Mescid-el Haram’dan o çevresini mübarek kıldığımız Mescid-el Aksâ’ya isrâ buyurdu ona âyetlerimizden gös...
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri)
  > Vaktaki onu gördüler, onu pek büyüttüler ve kendi ellerini kesiverdiler ve dediler ki: Allah Teâlâ'yı tenzîh ederiz, bu bir insân değil, bu ancak üstün bir melektir.” Bunlarin kendisi hakkında yapmış olduğu bu dedikoduları, düşünceleri duyunca Onlara bir haberci gönderdi.
- **Kelime-i Tevhîd** — Terzibaba - Necdet Ardıç (10 Kelimeyi Tevhid)
  > O, bütün eksik sıfatlardan uzaktır. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah en büyüktür. Emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmak için gereken güç ve kuvvet ancak Allah'tandır. Anlamı: Yüce Allah'ı tesbih ve tenzih ederim.
- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (247 37 40 Ku Ker Yol  Saffat  Sûresi   Murat Derûni (1))
  > ” hitâbı vâki’ olduğu ânın ve zamânın âyeti ve nişânıdır. Zîrâ o günde Cenâb-ı Hak rubû- biyyetin kime âid olduğunu ervâha sordu. Onlar da, “Evet, rubûbiyyet-i mutlaka senindir. Bu husûsta kimsenin iştirâki yoktur” dediler ve Hakk’ı şerikten tenzih ettiler.
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç (131 Kur n Ker mde yolculuk 53 Ayetleri ve Tezi Baba)
  > Ancak bazı görüntüleri yarabbi bundan tenzih ederiz, diye söyleriz. Zâhire göre isabetli bir ifade ise de, aslına göre yanlış bir ifadedir. Neyi neyden tenzih edeceğiz ki tenzih etmek için bir ölçü lazım, haşa! Başka bir Allah’ın elinde başka varlıkları olması lazım.
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (183 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Paragraf: Ve sen halka Hakk'ın gayrını ilbâs eder olduğun halde, halk canibine nazar etme! (68) 31.Paragraf: Ve Hakk'ı tenzih ve teşbih et. (69) 32.Paragraf: Ve istersen makâm-ı cem'de ol; ve istersen makam-ı farkta ol. (69) 33.Paragraf: Eğer sana her biri zahir olursa, sen cümlesiyle kasab-ı sabakı hâiz ol (70) 34.
- **Kelime-i Âdemiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Âdemiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İlâhiyye)
  > Hâlbuki melâikede bu cem'iyet ve ihâta bulunmayıp onlar Hakk'ı, mazhar oldukları esmâ-i hâssa dâiresinde tenzîh ve takdîs ettikleri [1/62] ve O'na bu esmâ dâiresinde tahmîd eyledikleri cihetle, esmâ-i sâire ile Hakk'ın tenzîh ve takdîs ve tahmîdinden bî-haber idiler. Vaktâki Hak Teâlâ'nın &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash Bakara, 2/30) [Senin Rabbin meleklere ben yeryüzünde bir halife kılacağım dediği...
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Mûseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ulviyye)
  > Zîrâ kendisinin zevki ism-i Zâhir üzerine olduğundan, meşreb-i âlîsinde tenzîh gālib idi. İsm-i Bâtın ahkâmından dahi istihsâl-i hazz ederek zevk-i Muhammedî üzere tenzîh ile teşbîh beynini cem'etmek için kendisine مَرِضْتُ فَلَمْ تَعُدْنِي وَجُعْتُ فَلَمْ تُطْعِمْنِي ya'ni "Hasta oldum, hâtırımı sormadın; acıktım, doyurmadın” gibi hitâbât-ı celîle vârid oldu.
- **Namaz Sûreleri (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (68 1 Namaz-Sûreleri̇)
  > Genel ifâdeleri ile Yüzde on gibi bir mânâsı ancak açığa çıkabilmektedir. Çünkü bu tercümeler aklı cüz’ sınırları içerisinde ve daha ziyâde tenzih mertebesi yani ötelerde olan bir Allah düşüncesi üzerine ağırlıklı olmaktadır. Bizler çok çalışmak suretiyle “Arabça” kelimesinin başında olan ve bireysel nefsaniyetimizi ifâde eden “ayn-yani A” harfini kaldırabilirsek Kûr’ân-ı Kerîm’in “Rab”çasını okumuş oluruz ve bu...
- **TB. Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (182 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Fusûsu’l-Hikem’deki Hikmetleri anlayabilmek için evvelâ bu hususun alt yapısının hazırlanması lâzım gelmektedir. Çünkü kurgusu, bâtın-i “tevhîd/teklik” üzeredir. Ancak genel anlayış zâhir-i “tenzîh” anlayışı üzere olduğundan içindeki mevzuların anlaşılması biraz zor olmaktadır. İşte bu yüzden bir ön idrak, alt yapısı oluşturmak gerekmektedir.
- **Mir'at-ül İrfân ve Şerhi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (58 MİR’AT-ÜL İRFAN ve ŞERHİ)
  > ...û Teâlâ bir gayrı olmaktan yana tenzih edilir. Gayrı ne demek? Elbet gayrı da O’dur, ama bir gayrı şeyin varlığı onunla olmadan "gayrı" olarak anılan şeyin de varlığı...
- **Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (95 8 Terzi Baba Necdet 8 19 53 Ard)
  > ..., yani “abd-kulun” mertebesi, “tenzih” Hz. Peygamberin Risâlet mertebesi, “teşbih” Ulûhiyyet mertebesi ise “tevhid” mertebesidir. Bütün bu âlemlerin var olması zâten,...
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yunus Suresi)
  > ...z şartsız olarak anlaşılmıştır. İnsan’ın esmaları “camii” ve selâm esmâlarıdır. Gönül cennetinde esmâ-i ilahiyyeyi birleyenlerin aralarındaki esenlik dilekleri selâmdır. “Hamd âlemlerin rabbine mahsustur” H...
- **Mâide Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (43 5 Mâi̇de-Sûresi̇)
  > İmânın hakîkati dört mertebeden oluşuyor, Fiiller mertebesinde, bütün varlığı Hakk’ın var ettiğini düşünerek, Hakk’ı tenzih ederek, ötelere atarak yapılan imân şeklidir. Esmâ mertebesinde, tahkîki imândır. Bu imân ikâna geçmek için arada berzahtır. Sıfât mertebesinde, ikâna dönüşüyor artık.
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  1)
  > Yani dünyada edinmiş oldukları tenzihi anlayış üzere, fikrende kalıcı olacaklardır. Bu cennetler “naim-nimet” cennetleridir. Diğer sekizinci cennet içinde bulunan dört cennet ise Zât-i cennetler’dir.
- **Kamer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (261 54 44 Ku Ker Yol  Kamer Sûresi   Murat Derûni)
  > Diğer zâhir ehli ilim sahipleri ise, âyetleri lâfzi tenzih üzere değerlendirdiklerinden ve Hakk’ı ötelere zaman ve mekân üzerine yükselltiklerinden, bu âlemdeki Hakk’ın gerçek faaliyetlerini, takdir edemediklerinden, bu âyetleri sadece okurlar, ancak âyetlerin içlerinde bulunan gerçek ma’nâ’larını nüfüz edemeyip zâhir anlatımları üzere kalırlar ve bu da onlara zâten yetmektedir.
- **Kelime-i İdrîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İdrîsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kuddûsiyye)
  > Ve “Kuddûs”, keyfiyet ve kemmiyet i'tibariyle “Sübbûh”dan ehasstır. Zîrâ onda pek şiddet ve kesretle zâtı tenzîh maʼnâsı vardır. &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash Çünkü başkasına ait olan kemâlât, asıl makamdan inmiştir; ve hakikî mutlaklıktan dışarıda ve kayıtlıdır; ve ilâhî kemâlât üzerine dallanmıştır.
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2)** — Nusret Tura (164 2 Esmâ’ül Hüsna)
  > Onları kendi varlığında ifna ettiği, buna karşılık onlara bir ihsanda bulunmadığı zaman, bu halin adına: — Nikmet… Denir ki… İşte bu, onun şanına yakışmaz… Böyle bir durumdan yüce Hak tenzih edilir. Yukarıda: — LATİFE Şeklinde bir kelime kullandık. İşbu LATİFE, başlıca: Ruh’ül-Kudüs’tür… O, her şeyini ifna ettiği kula; bu: — Ruh’ül-Kudüs…
- **Sohbet Arası Sohbetler (25)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (157 25 sohbet aras sohbetler)
  > Birisi tenzih, birisi teşbih hakikatleri ile. Nasıl ki Museviyyet ve İsevvyiet hakiketleri onlardan razı olmakta. İşte o namazı kılanlar da, Hak’tan kendilerine rıza istemekteler, kendileri hakkında. Musevviyet mertebesinin hakikatinin kendi gönüllerinde açığa çıkması için rıza izin isterseler.
- **Haşr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (265 59 48 Ku Ker Yol  Haşr Sûresi   Murat Derûni)
  > Konusu Özellikle sûrenin ilk âyeti ile son üç âyetinde, bütün varlıkların Allah’ı eksikliklerden tenzih ettiği, O’nun birliği, yüceliği, ilminin sınırsızlığı, rahmet ve şefkatinin enginliği, irade ve gücünün mutlaklığı, eşsiz yaratıcı olduğu belirtilerek kalplere tevhid inancının, Allah sevgisi ve saygısının yerleştirilmesi hedeflenmektedir.
- **İrfan Mektebi ve Hakk Yolu** — Terzibaba - Necdet Ardıç (14 rfan mektebi Hakk yolu)
  > Ancak, dersimiz daha ileride ise bu duayı son dersimizin sonun da yaparız diğerleri de böyle devam eder. DOKUZUNCU BÖLÜM “ TEVHİD-İ ESMA” Tevhid-i Esmâ: İsimlerin birliği, anlamındadır. Makamı: “Tenzih” dir. Zikri: “Ya VAHİD ” dir. Âlemi : “Âlemi Melekût” tur, âlemi ervah, âlemi hayal de denir. Peygamberi: “MÛSÂ” (a.
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Tevbe Suresi)
  > O da budur ki, ulemâ-i zâhire; “eşyâ- da necâset ve bevl ve şâir eşyâ-yı hasîse vardır, binâenaleyh Hakk’ın zâtı eşyaya sârî olmak lâzım gelse, hâşâ ki Hakk’ın bunlara da sereyânı lâzım gelir" deyip, muhakkıkların mu’tekadı olan vahdet-i vücûdu inkâr ederler; ve eser olan bu eşyâdan tenzîh ettikleri Hakk’ın zât-ı müessiresini isbât ederler. Hz. Pîr burada işâret buyururlar ki: “Ey âlim-i zâhirî!
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (28 (tesbîh VE Zi̇ki̇r))
  > ) lisânından” A’râf (7/143) “Vaktaki, ayıldı, dedi ki: Seni tenzih (tesbîh) ederim, sana tövbe ettim ve ben imân edenlerin ilkiyim.” ( وَآتَيْنَا عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَأَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ ) Hakk lisânından Meryem oğlu Îsâ hakkında ki kûdsiyyet belirtilmektedir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 21** — Terzibaba - Necdet Ardıç (153 21 10.cd Sohbet Arasi Sohbetler)
  > O mertebede Allah celle celaluhu sadece göklerdedir bilinmez ve ulaşılmaz haldedir, o mertebenin, bu yüzden Musa aleyhisselamın imanı tenzih oldu ve kendisinden bahsedilirken Musa’nın rabbi diye ifade edildi. İsa aleyhisselam ile teşbih hakikatleri ortaya geldi. Yani benzetmeli ifadelerle gerçekler izah edilmeye başlandı.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (137 5 2001 3 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Ayette فَاَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَم وَجْهُ اللَّهِ buyurur, onun üstünde durmaz, “Allah sen tenzihtesin ne yücesin sen ne mübareksin” zamandan mekandan tenzih, Allah gitti ortadan, bulabilirsen bul. Dört parmak sakal sünnet diyor, peki neden dört parmak da beş yada üç parmak değil, işte bunu böyle söyleyip te...
- **Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Hûdiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ehâdiyye)
  > Ve biz Hak Teâlâ'nın, Hak hakkında inzâl ettiği âyetlerde veyâhud Allah Teâlâ'ya râci' olur şey hakkında, bize îsâl ettiği Hak'tan olan ih- bârda, tenzîh olsun tenzîhin gayrı olsun, min-indillâh aslâ tahdîdden gayrı bir şey görmedik. Ya'ni gerek âyât-ı münzelede ve gerek Resûl vâsıtasıyla bize vâsıl olan haberlerde Allah Teâlânın [10/36] vasfını tenzîh olsun, tenzîhin gayrı ol- sun, Allah tarafından ancak tahdîd ile...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 2)** — Abdulkerim Cili (114 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Yani tenzih ve tesbih sınırlamalarının kıyasen ne büyüğü ne küçüğü onun gerçek “tevhid” tekliğini toplayamaz. Yani zatına küçük yönüyle de, büyük yönüyle de ulaşılamaz. Hadis-i şerifte belirtildi: "La tefekkeru fi zatillah" Allah'ın zatını tefekkür etmeyiniz, ancak bu hadis-i şerifi bir çok kimseler, Allah'ı hiç bir şekilde tefekkür etmeyiniz diye anlamaktalar ve İslam dinini sadece şeriat mertebesindeki hareketler...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 12 (2002-2003)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (144 12 2002 2003 28 08.cd Sohbet Arasi Sohbetler)
  > -İşte bu âlemin Allah bu âlemle ilgilisi yoktur taştan topraktan bu âlemden tenzih ederiz, o varlığın hiçbirine benzemez, yani nedir o muhalefül üns dediği anda bu âlemde Allaha benzer bir şey yok, hâşâ ama ayet ben buradayım diyor, Cenâb-ı Hakk ayette, “Şah damarından yakınım diyor” o zaman bu ayetler yok hükmünde, sadece âlemlerden ganidir ayeti, onlarca makbul olmuş oluyor. Bu surette Kuranı Keriym’in bazı...
- **Nûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (236 24 24 Kur Ker Yol Nûr Sûresi   Murat Deruni)
  > Eksikliklerden tenzih edilmesi gerekir. ---------------- يَعِظُكُمُ اللَّهُ أَن تَعُودُوا لِمِثْلِهِ أَبَدًا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ {النور/17} “Ya’izukumu(A)llâhu en te’ûdû limislihi ebeden in kuntum mu/minîn(e)” Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.
- **Reşahât — Aynü'l-Hayât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (65 Reşahat Ayn-EL Hayat)
  > ) (12/08/2014) ÖN SÖZ Sohbet (1) Bismillâhir Rahmânir Rahîm Reşahat bilindiği gibi belirli bazı grupların el kitabı hükmündedir, yâni bu kitabı çok okurlar. Bu kitabı okuyan kardeşlerimiz genelde tenzîh mertebesi itibariyle, yâni ötelerde olan bir Allah anlayışıyla hayata bakarlar. Ancak bahsedilen kitabın içerisinde, Tevhîd hakîkatiyle belirtilen bölümler de vardır.
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Nahl Suresi)
  > “Hakk altta olur mu, tahtında olur mu, arzın dışındadır onu zaman ve mekandan tenzih ederiz” diyenler için bu hadise de ters, ayete de ters hepsine terstir. Eğer Allah aşağıda olmasaydı, gerçekten bizim tahtımız olmasaydı, bizim bastığımız yerin bir başka ilah olması gerekecekti. Eğer Allah aşağıda yoksa sadece yukarıda var ise peki aşağıda bizi tutan nedir, “efendim dünya, toprak şeyiyet, peki toprak hangi neyin...
- **Enbiyâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (233 21 26 Kur Ker Yol Enbiya Sûresi   Murat Deruni)
  > Hakkın varlığını insân varlığı üzerinde müşahâde etmektir. İsâ (a.s.) kadar bu sırrı bilen yoktu. Mûseviyet mertebesinde Tenzih vardı. İsâ (a.s.) ilk defa ancak misâllendirmek, benzerlik vermek sûretiyle anlattı. Çünkü anlatmak için elimizde olan bu âlemdir.
- **Saff Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Saf Suresi)
  > Kâinattaki her şeyin zât-ı ilâhiyyeyi yaratılmışlık özelliklerinden tenzih ettiğini, O’nun bütün emirleri ve işleri isabetli en yüce varlık olduğunu belirten girişten sonra birinci bölümde müminlere sözleriyle fiillerinin tam bir uyum içinde bulunmadığı hususunda uyarı yapılır.
- **Bürûc Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Buruc Suresi)
  > [29] ************ İlgili beyitlere biraz daha dikkatli bakarsak ve kendi bünyemizde bunun neyi ifade ettiğini anlamaya çalışırsak, Cuhud yani yahudinin mûsevîyet - tarîkat mertebesi yani tenzih ve Bilal’in ise Ahad diyerek “Ahad Ahmed’i” yani Hakikat’ül Ahadiyet’ül Ahmediyi haber veren teşbih mertebesi ve “Ebu Bekir Sıddık” bu mertebenin tasdikçisi olduğunu anlamamız zor olmayacaktır. Konuya bahs olunan gün Cum’a...
- **Kelime-i Hârûniyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Hârûniyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İmâmiyye)
  > Zîrâ Benî İsrâîl'in isti'dâdı “tenzîh”i iktizâ ederdi. Binâenaleyh Mûsâ (a.s.)ın getirdiği şerîat dahi ten-zîh üzerine idi; ve tenzîh ise, ilm-i Kur'ân'ı değil, ilm-i furkānı muktezîdir; ve ilm-i Kur'ân tenzîhde teşbîhi ve teşbîhde tenzîhi iktizâ eder.
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (237 29 35 Ku Ker Yol  Ankebût Sûresi    Murat Derûni)
  > İşte gerçek tenzih budur, tenzih-i mutlak işte tenzih mertebesi burada اِنَّ اللَّهَ لَغَنِىٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ 29/6 âyetinde buyurur. “Allah âlemlerden yani suretlerden ve şekillerden münezzehtir” işte biz bunu hayali ve vehmi olarak, Allah âlemlerden ganidir diye oraya, ötelere atıyoruz, bu âlemlerle hiç ilgisi yoktur diyoruz, bu hiçbir şekilde gerçek ma’nâda islâmi bilgiye ve anlayışa uymayacak bir anlayış...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 11 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (143 11 6 CD 2002 Sohbet Aras Sohbetler)
  > Zatını tenzih ediyor, kardeşlerinin kendisinde bulunan İlahi Zatını bu işten tenzih ediyor aynı kelimenin içinde tabi tenzih sözü geçmiyor ama nefsiniz yaptırdı deyince hakikatini ayırmış oluyor. 04- ÇEŞİTLİ SOHBETLER Hani bir hadis-i şerifte nasıl buyurmuştu “Hasenatül ebrar seyyietil mukarrebiyn” Yani ebrar mertebesinde yaşayan kimselerin yapmış oldukları haseneler güzellikler güzel işler mukarrebin indinde seyyie...
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (186 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ...Binâenaleyh herhangi bir suret olursa olsun, onda Hakk'ı görür. Gayr-ı kâmil ise, Hakk'ı ya yalnız tenzih eder; bu halde Hakk'ın ba'zı suretlerde tecellîsini inkâr ey...
- **Vâkı'a Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (262 56 Ku Ker Yol Vâkıa Sûresi)
  > ...Rabbinin yüce ismini ve azametini tenzih etmesini emreden âyetle sona erer (âyet 8–74). İkinci bölüm , yıldızların mevkilerine yemin edilerek başlar ve bunun bilenler...
- **Neml Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (29 27 Karinca-Neml Sûresi̇)
  > ” Âlemlerin rabbi olan Allah her şeyden sübhandır. Tenzih edilir. Oraya gittik mi hayalimizde de olsa, buraları duyduk mu kelâmen dahi olsa bir yakınlığımız oldu bu mertebeye. Şimdi biz bunu kendi bünyemizde nasıl yaşayacağız. Tekrar başa gelip oraya bakalım.
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İshâkiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Hakkiyye)
  > Ehl-i felsefenin, evhâm ile karışık olan delîl-i aklîleri değildir. Fakat ârif, Hakk'ı her sûrette müşâhede ettiği için, O'nu hiçbir sûretten tenzîh etmez. Ve eğer Hak Teâlâyı menâmda delîl-i aklînin reddetmeyeceği sûrette, ya'ni ay ve güneş gibi olan suver-i nûriyyeden bir sûrette görür isek, o gördüğümüz sûreti hâli üzerine ibkā ederiz.
- **Yehova Şahitleri ile Mülâkât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yehova Şahitleri ile Mülakat)
  > Ancak genel ifâde ile ilk olduğu yönündeki ifâdeyi ise kabul edemiyoruz. Ve de Îsâ a.s’ın mertebesi tenzih mertebesinden teşbih mertebesine geçişin ilkliğidir. Teşbih yâni müşâhede ettiklerini misâller ile tahakkuk sahasına koymak.
- **Duhân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (258 44 45 Ku Ker Yol  DUHAN Sûresi   Murat Derûni)
  > “Kuds”e yani kendi mabedine doğru ibadet etti, bu da tenzih, “Tevhidi Esma”dır. 3 - Daha sonra İsa (as) da “Kuds”e döndü bu da teşbih “Tevhid-i Sıfat”tır. 4 - En sonunda Hz. Muhammed’de kısa bir müddet “Kuds”e, daha sonra da “Kabe”ye döndürüldü, bu da “Tevhid-i Zat”tır.
- **Kalem Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kalem Suresi)
  > Makamı: “Tenzih” dir. Zikri: “Ya VAHİD ” dir. Âlemi : “Âlemi Melekût” tur, âlemi ervah, âlemi hayal de denir. Peygamberi: “MÛSÂ” (a.s.) dır. Lâkabı: “Kelimullah” dır. Kelimesi: “Lâ mevcude illâllah” dır, yani, mevcud olan ancak, ALLAH’dır.
- **Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi 2)
  > Bahsettiğiniz yerlerdeki çalışmalar genel olarak Tarikat mertebesi itibari ile ve tenzih hakikati üzere yapılan çalışmalardır. bizim sistemimiz biraz daha değişiktir ancak bunlardan ayrı değil bunlarla birlikte ufku çok daha geniş idrak ve ilmi ilâhiyye sahalarının ifade edilmeye çalışılan bir sistemidir.
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  2)
  > Ancak, “şeriat” ve “tarikat” mertebesi itibarı ile kabul edilen hayâli bir tenzih mertebesinde yaşayanlar bu kelimeyi kullanabilirler, çünkü bulundukları yer “hayâli ikilik” üzere bina edilmiştir, yani bir yaradan bir de yaradılan vardır. Fazla zihin yorgunluğu ve bilgi gerektirmeyen bu anlayış, zamanla oluşan şartlanmalar neticesinde de pekişir.
- **Bi'smi Has, Selâm (13)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (91 Bi̇i̇smi̇ Has, Selâm (13))
  > Ayrıca tenzih, teşbih, ve tevhid, hakikatlerinin de buluştuğu ve birleştiği müthiş bir sahnedir. Ve bu sahne ve hakikatleri kıyamete kadar da tatbik edilerek devam edip yaşanacaktır. Bir bakıma “Sahabî”nin, yani “abd-kulun” mertebesi, “tenzih” Hz.
- **Hikâyeler, Vecizeler, Atalar Sözü** — Nusret Tura (84 Hikâyeler – Vecizeler – Atalar sözü)
  > Dua nedir? Dua Cenâb-ı Hakkı takdis, tahmid, tenzih, tekbir etmektir. Hayvan olmayıp da insan yaradılmış olmak tam azalı olmak hep ALLAH’ın lûtfu eseridir. Ona şükür borçtur.
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (126 14 1 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > ” Bir önce ki satırlarda yazılanlar ve burada kâlbleriniz ve kâlbleri ve temizdir ile tenzih ikilik ifâdelerini içermektedir. Yukarıda sadeleştirme bölümünde de hicâb, nâkıs-noksana göre olduğu bildirilmişti. Kendi ve Hakk’ın haîkatine ulaşan için iki kâlb olmaz. Aynı zamanda kâlb, gönüldür… “Bir gönül ol, ya da bir gönle gir” denmiştir…
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1)** — Nusret Tura (163 1 Esmâ’ül Hüsnâ)
  > An; Zaman yani An ile olma kemâli Hakk ile olma hâlidir. Alta bulunan Oto –Yıkama ile yani temizlik, tenzih ile bütün bu teşbih edilenlerinde mutlak tenzihinde olmasıdır. Hoşgeldiniz; H-Ha; Hakikat, Oşk; Aşk, El, Din, İz…
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hicr Suresi)
  > Bunu ancak mütekellimin (kelam âlimleri) gibi tenzîh-i vehmî sâhibleri te'vîl ederler. Ve onlar vücûd-ı eşyâyı vücûd-ı vâhidin gayri gördüklerinden, Hakk’ın ilmi ma'lûma tâbi' olsa, Hak ilmini gayrdan ahz etmek (almak) lâzım gelir; bu da cehl ve acz olduğundan Hakk’a lâyık olmaz zann ederler.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 16** — Terzibaba - Necdet Ardıç (148 16 3 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Ayette فَاَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَم وَجْهُ اللَّهِ buyurur, onun üstünde durmaz, “ Allah sen tenzihtesin ne yücesin sen ne mübareksin ” zamandan mekandan tenzih, Allah gitti ortadan, bulabilirsen bul. Haşa. Dört parmak sakal sünnet diyor, peki neden dört parmak da beş yada üç parmak değil, işte bunu böyle söyleyip te...
- **Hûd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hud Suresi)
  > Muhyiddin-i Arabi “Eşyayı yokluktan ve yokluğun yokluğundan izhar edeni tenzih ederim” diyerek Futuhat-ı Mekkiyye’ye başlamıştır. Yokluk+ (yokluğun yokluğu=varlık) varlık=MÜMKÜN VARLIK. Kısaca eşyaya VARYOK diyebiliriz. İbn’ül Arabi yoktan yaratmayı kabul etmeyerek kelamcılardan, nedenselliği reddederek filozoflardan ayrılmıştır.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6)
  > " Filhakîka ulemâ-i kelâmiyye Hakk'ı tenzih edeceğiz diye Hakk'ın âlem ile münasebet-i vücûdunu beyân için birtakım anlaşılmaz sözler îcâd edip ukūl-i nâkısa erbâbını tağlît etmişlerdir. Ve ezcümle Hakk'ın âlemi ihâtası “ihâta-i ilmiyye"dir derler.
- **TB. Fusûs Mukaddimesi** — Ahmet Avni Konuk (Fusûsul Hikem Mukaddime)
  > Bunu ancak mütekellimîn gibi tenzîh-i vehmî [m/23] sâhibleri te’vîl ederler; ve onlar vücûd-ı eşyâyı vücûd-ı vâhidin gayrı gördüklerinden, Hakk’ın ilmi ma’lûma tâbi’ olsa, Hak ilmini gayrdan ahzetmek lâzım gelir; bu da cehil ve acz olduğundan Hakk’a lâyık olmaz zannederler.
- **Nisâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (42 4 Ni̇sâ-Sûresi̇)
  > Oysa hakikat mertebesinden baktığımızda Allah’ı ancak tenzih yoluyla idrak etmek mümkündür yani Allah’a tenzih mertebesinden itaat edilebilir, peygambere itaat ise Allah’ı efal “teşbih” mertebesi ile anlayarak itaattir. Rasûle itaat demek Allah’ın marifet bilgisini sana ulaştırması demektir, bu yüzden Rasûle itaat gereklidir.
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (249 40 42 Ku Ker Yol  MÜ'MİN Sûresi   Murat Derûni (2))
  > Nitekim Hak Teâlâ sûre-i Mü’min’de bizim hakımızda şöyle buyurur: (Mü’min, 40/7) “Arşı yüklenen ve onun etrâfinda olan melekler Rablerinin hamdiyle berâber onu nakaisdan tenzih ve vahdâniyetmi tasdik ederler ve mü'minler için mağfiret taleb ederler de derler ki: Ey bizim Rabbimiz, senin rahmetin ve ilmin her şeyi kapladı, tövbe edenleri ve senin yoluna tâbi’ olanlan mağfiret et ve azâb-ı cahîmden sakla!” Ey...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 15** — Terzibaba - Necdet Ardıç (147 15 2 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Aynı şeymiş gibi düşünüyoruz, eğer aynı şey olsa isimleri ayrı olmaz, tesbih: tenzih etmek yüceltmek gibi yani bir şeyi. Tesbih hani elimize tesbihi alıyoruz ya o tesbih çekmek onun zikir olarak hakikatini tam anlayamadığımızdan tesbihata da zikriyat diyoruz.
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İbrâhîmiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Müheymiyye)
  > Binâenaleyh zât-ı mûcide bu nisebden tenzîh olunmaz. Fakat “zât-ı mutlaka” tenzîh olunur. Velhâsıl zât, niseb-i ilâhiyye ve halkıyyeden ârî olaydı zât-ı mutlaka olur ve “ilâh” ismiyle tesmiye olun- maz idi. Halbuki zuhûr ve izhâr için ve zâtın kemâl-i celâ ve isticlâsı için “mertebe-i ulûhiyyet”in sübûtu lâzımdır.
- **Kelime-i İsmâiliyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İsmâiliyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Aliyye)
  > Zîrâ O'nu ekvândan tecrîd ve tenzîh edecek olur isen, vücûd-ı Hak ile vücûd-ı halka birer had ta'yîn ederek, her birinin kendi haddini tecavüz etmeyeceğine hükmetmiş olursun. Hâlbuki Hak Teâlâ hazretleri zâtıyla her şeyi ihâta etmiştir ve bî-haddir.
- **Er-Rahmân** — Terzibaba - Necdet Ardıç (09 ER RAHMAN)
  > Ebul Hasan Gari Hz. buyuruyor ki: [ Tenzih ederim şu yüce zat-ı alayı ki, nefesini latif kılıp ona Hak ismini verdi ve nefesini kesif kılıp ona da halk ismini verdi. Hak kendi nefesini Nefes-i Rahmani ile vasf etti.
- **Esintiler (4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (170 4 Esi̇nti̇ler)
  > Evet çok doğru ancak İnsân-ı kâmilin gönlünde mertebe-i muhammedî lütfundan geçici olarak çıkarılır, çıkar da yine de yaşamını idrak edemez. Dokuza çeyrek kala dokuzu çeyrek geçe. Dokuzun civarıdır, demek ki o günlerde Museviyyet, gerçek tenzih mertebesinden çok iyi bazı açılımların olmuş. Ve o mertebenin nefsî yıldızı da sönmüş karanlıklara ötelere gitmiş.
- **Rûm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (242 30 36 Ku Ker Yol  Rûm Sûresi    Murat Derûni (1))
  > ...ْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ {الروم/18} (30/18) “Velehu-lhamdu fî-ssemâvâti vel-ardi ve’aşiyyen vehîne tuzhirûn(e)” (30/18) Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine...
- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (248 38 Sâd Sûresi Abdürrezzak tek Muhtefi.)
  > Yani sürekli Allah’a dönen, O’nu tesbih eden, O’nu noksan sıfatlardan tenzih eden varlıklardır. Bu yöneliş daimî olup kesintisizdir; bir an bile Hakk’ın huzurundan ayrılmayan bir ubûdiyet hâlidir. İşarî manada ise dağlar, nefsin sert yönü ve katı tabiatıdır. Normalde hareketsiz, katı ve zikre karşı donuk olan nefis, ilâhî aşk ve zikrin tesiriyle çözülür, sarsılır, hatta zikre iştirak eder hâle gelir.
- **Enfâl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Enfal Suresi)
  > Burada zikredilen “Ahad” Ahadiyyet mertebesi değil, “Ahad” ismidir. Bu mertebeye ulaşıncaya kadar epey yükselme kaydeden salik, burada bir mertebe daha yükselir ve “tenzih”ten, “teşbih”e ulaşır. Mertebe-i İseviyyet’in tahsil yeri “Ruhül Kudüs”ün batınen zuhur mahallidir. “lâ ilâhe ell” müşahade ile “ah” kısmı ise, lafızla söylenmektedir diye özetledi.
- **Gülşen-i Râz ve Şerhi (1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (75 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ)
  > ********* Fikri körlükten ileri gelir salt teşbîh; Fakat tek gözlülüktür idrâkte sırf tenzîh. ********* Eşyânın gerçek hâlini gören kimse bunu gördüğü için zâten söylemesine gerek kalmaz. ********* Bu yüzdendir tenâsuh küfür ve bâtıl; Ki dar görüşlülükten oldu bu hâsıl.
- **Risâle-i Gavsiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (66 Risaleyi Gavsiyye)
  > Rûhi Sultâni de denilen bu oluşum kişileri tenzih mertebesine kadar getirmektedir. Seyri sülûk yolunda Mûseviyyet mertebesine kadar saliki getiren bu oluşumdan sonra Îseviyyet mertebesine gelince “Biz onu Rûh’ül Kuds ile destekledik” ifâdesiyle kudsiyyet başlıyor.
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (246 34 5 Kur Ker yolculuk Sebe  Suresi Ç.H.U.)
  > Sâlik’ler (Süleymanlık) tenzih mertebesinden teşbih mertebesine doğru yol alırken en fazla ihtiyaç duyacakları husus bu aşk ve muhabbet rüzgarının esintileridir. Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl Muhammed’siz muhabbet ne hasıl … mısralaları Muhammediyet’e doğru giden yolun bu muhabbet rüzgarlarına bağlı olduğunu bildiriyor.
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (127 15 2 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > Oluşan iki (ي) “Ye” ile “Yakînlık” hali sol taraftan sağ tarafa giden (ا) “Elif” hattı ile ile “Tenzihi şeriat” ve “Tenzihi-târîkat” ve sağ taraftan sol tarafa giden (ا) “Elif” hattı ile oluşan (ي) “Ye” yakînlik hâli ile “Teşbihi ve Tevhid-i Yakînlik” oluşmaktadır. Bunları kendi varlığında cem eden de “İnsân-ı Kâmil - Kâmil İnsân” olmaktadır. (يا هو) Ya Hüve-Ya Hüve oluşumunun sayısal değerine bakacak olursak; (ي)...
- **Sohbet Arası Sohbetler (23)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (155 23 Sohbet aras sohbetler)
  > Yani Mûsâ aleyhisselâm geldiği zaman “Tenzih” bilgisini getirdi. Onun üstüne zaten çıkılması mümkün değil di yoktu. Dünya semâsına Akl-ı Kül daha o bilgileri indirmemişti. İşte onun için beşer araştırıyordu onları ve kendilerine göre bazı hükümler çıkartıyorlardı, beşeri hükümler çıkartıyorlardı.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 19 (2006)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (151 19 12.cd 2006 Sohbet Arasi Sohbetler)
  > Resulullah Efendimiz nasıl tenzih ve teşbihi birleştirdi ve bunu aktardı, böyle geldi bu. Bu tarikatlarda da, mesela diyelim ki, farz-ı mahal, Pir Hasan Hüsamettin Uşşaki Hazretleri kurdu bu Uşşakilik tarikatını, bu geliyor. Bu terbiye, yani, evladım sen tarikat şeyhisin, bu kültür de bilinçle gelmedi mi?
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Şuaybiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kalbiyye)
  > Şu kadar ki kâmil, Hakk'ı ıtlâk ve takyîd makāmında, tenzîh ve teşbîh ile müşâhede eder. Binâenaleyh herhangi bir sûret olursa olsun, onda Hakk'ı görür. Gayr-ı kâmil ise, Hakk'ı ya yalnız tenzîh eder; bu hâlde Hakk'ın baʼzı sûretlerde tecellîsini inkâr eyler; veyâhud yalnız teşbîh edip Hakk'ı bazı sûretlerde hasreder, Nasârâ gibi.
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (118 52 Tûr Sûresi̇)
  > ...“esmâ tenzih” mertebesidir. Burada ki tur, “Museviyyet” mertebesi itibari ile nefsin, sine/gönül turudur. Bizlere göre ise “hazarat-ı hamse/beş hazret” turlarıdır. --...
- **Fussilet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (96 41 Fussi̇let-Sûresi̇)
  > Tenzih ağırlıklı yaşayan kimselerin bu anlatılanları anlaması biraz zor olur. Tabî bu husus bizim işimiz değil kişilerin kendi halleridir. “ hum/onlar ” olarak bildirilen kimselerin, aslında hakikat-i İlâhiyyeden Nur-u Muhamediyye’den haberi olmayan kimseler olduğu ve bunların nefislerinin hükmü altında yaşayan kimseler olduğu anlaşılmaktadır.
- **Kehf-Mağara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (31 18 Kehf-Mağara-Sûresi̇)
  > “Sübhanellahi ve bihamdihi” “O’nun hamdıyla tenzih ederiz”. Burada biraz daha mevzua girerek tefekkür dünyamızı genişletmeye çalışalım. Zira insan düşündüğü sürece zâhir ve bâtın ilerleyişini sağlayabilir, sadece faaliyet ile ilerlemez, düşündüğü sürece kabiliyetini geliştirmektedir.
- **Ölüm ve Kıyâmet Hakkında** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ölüm Hakkında Kıyamet)
  > Zâhiren bu şekilde olan Âyet-i Kerîme’nin bâtınen mânâsı Mûseviyyet mertebesinde iseniz “ölümü temenni ediniz” demektir. Mûseviyyet mertebesi tenzih mertebesi olduğunda dolayı bu hitap ile tenzih mertebesinin hakîkatini idrâk edin denilmek istenmektedir. Bu da kişinin nefsinin ölüp gerçek mânâda Mûsâ’ya tâbî olması emri hükmündedir.
- **Değmez Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (23 De mez dosyas)
  > Ve bu sahne ve hakikatleri kıyamete kadar da tatbik edilerek devam edip yaşanacaktır. Bir bakıma “Sahabî”nin, yani “abd-kulun” merte-besi, “tenzih” Hz. Peygamberin Risâlet mertebesi, “teşbih” Ulûhiyyet mertebesi ise “tevhid” mertebesidir.
- **Terzi Baba 3 — İstişâre Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (32 Ter Baba 3 sti are dosyas)
  > Ama işlerimi yavaşlattığını şimdi, şimdi fark ediyorum. Tenzihi bir yaşamdan, teşbihi (dünya hayatını ayırmayarak) yaşamı göstererek, tevhid-i öğreten babam hayatımda, dünya+ ahiret dengesini kurdu… 2-HAYATA BAKIŞINIZ: Aslında sorular hep birbiri ile iç içe.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 20** — Terzibaba - Necdet Ardıç (152 20 9 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Çünkü o ruh münezzeh bunlardan, tenzih ediliyor bu tür yaşamalardan. Bizde mevcud olan ruh-u a’zam, ruh-u külli yerine gitti diyelim, günahkar da olsa sevapkar da olsa. Üst boyuttaki ruh üste gitti. Gitti, biz bunu farketmedik bile. Hani diyor ya, “senin İsa’n gelir gider de haberin bile olmaz.
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Lübbül Lüb)
  > Zira, bu mertebede Zat, tam bir tenzihdedir. Henüz esma ve sıfat dairesine tenezzül etmemiştir. Bütün isimlerin ve resimlerin Zat-ı Hakda, yoklukda olduğu makamdır. Kur’anı Keriym Ankebut Suresi 29. sure 6. ayette; “innallahe leğa­niyyün ‘ani’l alemiyne” “Muhakkak ki Allah alemlerden ganîdir.
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (178 84 İ̇nşi̇kâk Sûresi̇)
  > Başka bir ifâdeyle akl-ı cüz sınırları içerisinde tercüme ettiğinden, Cenâb-ı Hakk’ı da genel mânâda tanıyamadığından, ve de daha ziyade tenzih mertebesi, ağırlıklı meseleye baktıklarından, o zaman ötelerde olan bir Allah’ı anlatma ve izâh yoluna girdiklerinden, Cenâb-ı Hakk’ın gerçek halini, Kur’ân-ı Azimüşşanın gerçek ifâdelerini anlatma imkânı bulunamamaktadır. Peki ne olacak o zaman? Tercümeden tercüme, o her...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7)
  > " diye sorulsa, aslâ mukni' bir cevab veremezler. Fakat ulûm-i ledünniyye sahibi olan insân-ı kâmil, Hakk'ı hem tenzîh ve hem de teşbîh sûretiyle gāyet mukni' cevaplar verir. Nitekim Mesnevî-i Şerîf'de ve Muhyiddîn-i Arabî (k.s.) hazretlerinin Fusûsu'l-Hikem'inde ve sair âsâr-ı aliyyesinde bu cevablar gāyet açık ve mukni' bir sûrette mündericdir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 7 (2001)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (139 7 4 CD 2001 Sohbet Aras Sohbetler)
  > Yani tenzih tatbikatı, işte onlar bu mertebenin insanlarıdır ehl-i şeriat ile birlikte hatta ehl-i şeriat burada da değil daha Âdemiyet mertebesine bile ulaşmadığından İbrahimiyet mertebesi diyelim tevhid var ya İbrahimiyet mertebesinde Tevhid-i ef’al hiç olmazsa birlik dini diyelim.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 6 (2001)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (138 6 2001 4 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Yani tenzih tatbikatı, işte onlar bu mertebenin insanlarıdır ehl-i şeriat ile birlikte hatta ehl-i şeriat burada da değil daha Âdemiyet mertebesine bile ulaşmadığından İbrahimiyet mertebesi diyelim tevhid var ya İbrahimiyet mertebesinde Tevhid-i ef’al hiç olmazsa birlik dini diyelim.
- **Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Muhammediyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ferdiyye)
  > Zîrâ vücûd-ı kesîf-i izâfî ile müteayyin olan [27/100] her bir mazhar, ken- di vücudunun, Hakk'ın vücudundan müteahhir olduğunu bilir. Ve kezâ kendi isti'dâdı tenzîh nev'inden ne gibi bir tenzîhi iktizâ ediyorsa onu bilir.
- **Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Yûsufiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nûriyye)
  > Böyle olunca kendi üzerine nefsinin gayrı delîl olmayan Hakk-ı mutlakı tenzîh ede- rim; ve O'nun vücûdu, ancak O'nun “ayn”ı ile sâbit oldu. İmdi kevnde ahadiyete delâlet eden şeyin gayrı yoktur; ve hayâlde dahi ancak onun üzerine kesret delâlet eden şey vardır. &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash Şimdi, Gafûr ismi, Zâhir ve Bâtın isimlerinden nerede duruyor ve Evvel ile Âhir isimlerinden nerede duruyor?
- **Gülşen-i Râz ve Şerhi (2)** — Mahmûd-ı Şebüsterî (123 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ)
  > Beden olarak, fizik ola­rak dünyaya gelmek bu dünyaya nüzul etmek demek değildir. Halihazırda şimdi tenzih ederek, istisna olarak söyleyelim. Şu anda yaşanan alem çoğunluk olarak esma alemindedir. Yani yaşantımız esma alemindedir.
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (179 13 Terzi-Elif-Terazi-Teradî-İrfan Mektebi-Kırk Seyir)
  > An; Zaman yani An ile olma kemâli Hakk ile olma hâlidir. Alta bulunan Oto–Yıkama ile yani temizlik, tenzih ile bütün bu teşbih edilenlerinde mutlak tenzihinde olmasıdır. Hoşgeldiniz; H-Ha; Hakîkat, Oşk; Aşk, El, Din, İz…
- **Âl-i İmrân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (40 3 ÂL-i İMRÂN-SÛRESİ)
  > ” Zât-ı mutlak ifâdesiyle Allah-u Teâlâ bütün âlemlerden ganîdir bu mertebe ise “tenzîh-i kadîm” “mutlak tenzîh” tir, diğer tenzîhler ise mukayyet-kayıtlı tenzîhlerir ki, tenzîh edenin mertebesi ve idrakine göredir.
- **Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (108 3 Ru ya Mana Alemi Terzi Baba ile ilgili zuhuratlar)
  > Bütün âlem de ve her zerre de ayırım gözetmeksizin Hakk-ın veya Hakikat-i Muhammed-î nin vechi’ni seyredebilmek (tenzih ve teşbih) ilminin arasını birleştirip gerçek bir tevhid anlayışı ile seyr etmek gerekmektedir. Bu anlayışla hayata bakıldığında her şey Hakk-ın ve Hakikat-i Muhammed-î nin zuhurundan başka bir şey olmadığı açıktır.
- **TB. Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (184 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Fusûsu’l-Hikem’deki Hikmetleri anlayabilmek için evvelâ bu hususun alt yapısının hazırlanması lâzım gelmektedir. Çünkü kurgusu, bâtın-i “tevhîd/teklik” üzeredir. Ancak genel anlayış zâhir-i “tenzîh” anlayışı üzere olduğundan içindeki mevzuların anlaşılması biraz zor olmaktadır. İşte bu yüzden bir ön idrak, alt yapısı oluşturmak gerekmektedir.
- **Aşk ve Muhabbet Yolu** — Nusret Tura (77 Aşk VE Muhabbet Yolu)
  > Herkes gönlündeki arzûnun kölesidir. Değil Allahın; âşıkın ateşiyle bile cehennem ateşi sönmektedir. Şu halde Allahı cehennemden tenzih edebiliriz. Gönlümüzdeki yemek, içmek... gibi ruhun tenezülleri de Allahtan uzaktır. Orada rahat vardır.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 18** — Terzibaba - Necdet Ardıç (150 18 12 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > ...hullet mertebesidir, İbrahim (as) ın Halil olması bu yüzdendir. Kendindeki ve bütün varlıktaki fiillerin Hakk’ın fiilleri olduğunu dolayısıyla kendi vasıtasıyla Hakk’ın icraatta bulunduğunu idrak etmesidir....
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9)
  > " Dış âlemleri tekrar iç âlemlerine hitap edip buyuruyorlar ki: "O hâlde ilâhî fermanın sebebini ve hikmetini söyle! Ta ki bu ilâhî hikmet ortaya çıksın da ben onu inceden inceye tesbih ve tenzih edeyim ve hayret edip "Sübhanallah" diyeyim!" Cenâb-ı Pîr'in bâtın-ı şerîfleri cevâben dedi: "Horozu fermân-ı ilâhî olduğu için öldürdüm.
- **Meryem Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (30 19 MERYE)
  > Tevhid-i Esmâ, tenzîh, Îsevîyyet, tevhid-i Sıfat, teşbîh, Muhammedîyyet ise, tevhid-i zât, tevhid-i cem makâmı olarak tescillenmiş ve faalîyyete geçmiştir. Ayrıca Kâ’be de tavaf edilen yer, Ef’âl âlemi, birinci 7-8 merdiven ile çıkılan kat Esmâ âlemi, ikinci kat Sıfat âlemi, onun üstü olan teras ise, son zât, Ulûhîyyet âlemidir. Ortada salınarak duran güzel Kâ’be ise bir îtibarla bütün mertebelere ayna olan “İnsân-ı...
- **Fecr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (52 89 Fecr Sûresi̇)
  > Mûseviyyet tenzih mertebesi olduğundan kişinin nefsi bu bilgiyi, kişiyi Hakk’tan uzaklaştırması için bu mertebenin beşeri anlayışını tatbik ettirtmeye çalışır böylece kişi güya hörmet ediyor ve yüceltiyor düşüncesi ve iyi niyeti ile Cenâ-ı Hakk-ı beşeri tenzih-i ile âlemlerinin dışına çıkarmış olduğundan bir daha ona ulaşması söz konusu olamaya-caktır.
- **Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (54 90 Beled-Şems-leyl-Duhâ-İnşirâh)
  > Bilindiği gibi (9) sayısı Mûseviyyet mertebesini belirtmektedir ki, Esmâ mertebesinin tenzihi’dir, bir daha (9) ilâvesi ile (99) olur ki zâten Esmâ-ül hüsnâdır, ve kendi kendisiyle toplandığında (9+9=18) dir, çarpıldığında ise (9X9=81) olurki gene tersi (18) dir ve onsekiz bin âlemi ifade eder, kendi içinde toplandığında ise gene (9) yapar, ayrıca (81+9=90) olur ki, gene Sûre-i Şerif’in sayı değeridir.
- **İslâm, İmân, İkân** — Terzibaba - Necdet Ardıç (İslâm, İmân, İkân)
  > Hazret-i İbrahim'in getirdiği tevhid-i eni hukunu, Hazreti Musa'nın getirdiği tenzih hukukunu, Hazret-i İsa'nin getirdiği teşbih hukukunu, Hazret-i Muhammed'in getirmiş olduğu tevhid ve vandet hukukunu, üm- 24 metleri, peygamberlerinin isimlerine izafeten İbrahimilik, Musevilik, İsevilik, Muhammedilik olarak isimlendirmişlerdir ve böylece kulların yanındaki dinler ortaya çıkmıştır.
- **Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi)
  > ” Yolcu, şeriat mertebesinde ki tenzihe benzemiş bence yani tenzih ötelerde değil yani Efendi Babamız burada her zaman hep aslında, çünkü biz eşimle hani buradaki grup arkadaşlarımdan ayrı olarak biz Efendi Babama iki kez bir yazı yazdık. Bundan öncesinde görüştük üç beş kere içimden hep şöyle söylüyordum.
- **Kelime-i Süleymâniyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Süleymâniyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Rahmâniyye)
  > Zîrâ bu âyet-i kerîme “tenzîh” ve “teşbîh” beynini câmi'dir ki, bu bahsin tafsîli Fass-ı Nûhî'de mürûr etmiştir. لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ [O'nun misli bir şey yoktur.] kavliyle Hakk'ın misli nefyolunur. وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ [Ve O Semî' ve Basîr'dir.
- **Altı Peygamber - Hz.Nuh (a.s) Neciyullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (21 6 Peygamber (2))
  > Genel olarak tefsirlerimizde görülen yorum ve izahlar, ef’âl-şeriat-yani isneyniyyet-yani ikilik anlayışı üzere olan mertebenin bilgileridir, bulunduğu tenzih mertebesinde geçerlidir. Ancak İlâhi kelâm sadece bir mertebe ile sınırlanamaz, çünkü her mertebe de başka bir izah-ı ve yaşam hakikatleri vardır. Bunları iyi anlayabilmemiz için tefekkür ufkumuzun sınırlarını mümkün olduğu kadar geniş tutup şartlanmışlık...
- **Kelime-i Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Ya'kûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Rûhiyye)
  > ) buyurur: سُبْحَانَ مَن لَطَّفَ نَفْسَهُ فَسَمَّاهُ حَقًّا وَكَذَّفَ نَفْسَهُ فَسَمَّاهُ خَلْقًا ya'ni “O Zât-i ecell ü alâyı tenzîh ederim ki, nefsini ve zâtını latîf kılıp Hak tesmiye etti; ve kesîf kılıp halk tesmiye etti.” Ve bu hakîkati tavzîhan Abdülkerîm Cîlî (k.s.) el-İnsânu'l-Kâmil nâmındaki eser-i âlîlerinde âtîdeki beyânâtta bulunmuşlardır: &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash Şimdi, bu...
- **Câsiye Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (259 45 CÂSİYE SURESİ Abdürrezzak Tek (son))
  > İlk üç anlam Allah’ın zâtî ve tenzîhî sıfatlarına; dördüncü anlam ise O’nun fiilî sıfatlarına dâhildir. Bu son mânâ, aynı kökten gelen Muʿizz isminde daha açık bir şekilde görülür. İmâm Gazzâlî, Azîz ismini üç nitelikle açıklamaktadır: Benzeri az bulunan, kendisine şiddetle ihtiyaç duyulan ve mahiyeti idrak edilmesi güç olan.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 3)** — Abdulkerim Cili (Sayfa 102)
  > » Her iki halde de, TENZİH durumu değişmez… ------------------- Durum yukarıda anlatıldığı gibi olunca; elimizde: Yapma bir TENZİH kalır… Bu tenzihin manası, bize göre şudur: - Kendisine nisbet edilmesi mümkün olan her şeyin hükmünden çıkarılması ve tenzih edilmesi…
- **Hz. Peygamber'i Rüyada Görmek** — Terzibaba - Necdet Ardıç (18 Hz.Pey.R ya da.g rmek)
  > Bütün âlem de ve her zerre de ayırım gözetmeksizin Hakk-ın veya Hakikat-i Muhammed-î nin vechi’ni seyredebilmek (tenzih ve teşbih) ,ilminin arasını birleş-tirip gerçek bir tevhid anlayışı ile seyr etmek gerekmek-tedir. Bu anlayışla hayata bakıldığında her şey Hakk-ın ve Hakikat-i Muhammed-î nin zuhurundan başka bir şey olmadığı açıktır. Eğer başka bir varlık zannı olursa açık bir şirktir.
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (187 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Çünkü kurgusu, bâtın-i “tevhîd/teklik” üzeredir. Ancak genel anlayış zâhir-i “tenzîh” anlayışı üzere olduğundan içindeki mevzuların anlaşılması biraz zor olmaktadır. İşte bu yüzden bir ön idrak, alt yapısı oluşturmak gerekmektedir.
- **Mümtehine Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (266 60 49 Ku Ker Yol  Mümtehine Sûresi   Murat Derûni)
  > ) 25) Bir Hikâye Bir Çok Yorum: (1) Köle Ve İncir Sepeti 26) Bir Zuhûrât'ın Düşündürdükleri: Tenzîh, Teşbîh, Tevhîd 27) Bir Hikâye Bir Çok Yorum: (2) Genç ve Kıymetli Elmas 28) Kur'ân-ı Kerîm'de Tesbîh ve Zikir 29) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (27) Karınca-Neml Sûresi 30) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (19) Meryem Sûresi 31) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (18) Kehf-Mağara Sûresi 32) Terzi Baba (3) İstişare Dosyası 33)...
- **İnsan Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (50 76 İ̇nsan Sûresi̇)
  > İşte bu yüzden kendisinin Hakk’âni yönünden çok çok “tesbîh” istenmektedir. Burada ki secde dahi tenzihi-ilmî bir secdedir. ********* ان هؤلاء يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَاءَ هُمْ يَوْمًا ثَقِيلًا (İnne hâulâi yuhıbbûnel âcilete ve yezerûne verâehum yevmen sekîlâ.
- **Tâ-Hâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (57 20 TÂ HÂ Sûresi̇)
  > Tenzih edilir. Oraya gittik mi hayalimizde de olsa, buraları duyduk mu kelâmen dahi olsa bir yakınlığımız oldu bu mertebeye. Şimdi biz bunu kendi bünyemizde nasıl yaşayacağız. Tekrar başa gelip oraya bakalım.
- **Kelime-i Eyyûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Eyyûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Gaybiyye)
  > Zâtı itibariyle bu gibi sıfât-ı halkıyyeden münezzehdir; ve hattâ zât-ı ahadiyyesi itibariyle kendi sıfâtından bile tenzîh olunur. Zîrâ mertebe-i ahadiyyette bilcümle sıfât ve esmâ mahv ve müstehlektir; velâkin mertebe-i sıfât ve esmâda böyle değildir. Ve suver-i âlemden her bir sûret, Hakk'ın bir ism-i müteayyenidir; ya'ni o sûretle taayyün etmiş bir isimdir.
- **Kelime-i Zekeriyyâiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi & Terzibaba - Necdet Ardıç (Kelime-i Zekeriyyâiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Mâlikiyye)
  > Bu vehim sâikasıyla Hakkı kemâliyle tenzîh etmemiş olmaktan korkar. Binâenaleyh o kimse der ki: “Hak, sıfatın ne aynıdır, ne gayrıdır.” Şu hâlde onun indinde sıfât-ı Hak, “lâ hiye hüve ve lâ hiye gayruhû”dur.
- **TB. Kelime-i Mûseviyye** — Ahmet Avni Konuk (Kelimeyi Museviye TB. ŞErhi)
  > Ve eğer bu sınıftan olmayıp da, vücûd-ı Hakk’ı vücûd-ı izâfî-i eşyâdan ve kendi vücûdunuzdan gayrı görüp, O’nu bunlardan tenzîh ve Hakk’ı akıllarınızda îcâd eylediğiniz delîllerin çizdikleri dâirede hasrederseniz, ikinci cevâbda ya’ni لْمَغْــرِب ِلْمَشْــرِق ِ وَرَب(Şuarâ, 26/28) [Maşrık ve mağribin Rabb’idir.] tarzında ُّ cevâb verdim” demeği kasdetti. Ve Cenâb-ı Mûsâ Fir’avn kendisinin fazlını ve sıdkını bilmek...
- **13 ve Hakîkat-i İlâhiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç
  > Muhyiddin’i Arabi (Sübhanellezi ezharel eşyae ve hüve aynühü) yani “Onu tenzih ederiz ki; eşyayı zuhura getirdi ve onun aynıdır.” Diyerek, bu mânâ da açık olarak ifade de bulunmuştur. Diğer ifadeyle bütün sayılar ve harfler elif’in aynıdır. * * * Söz buraya gelmişken, İsmâil Hakk-ı Bursevinin (Kitabu’n-netice) isimli kitabının birinci cildi sayfa (170-171) den ilgisi bakımından sadeleştirerek birkaç satırı da...
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (165 9 Kiyâmet Sûresi̇)
  > Bayram hocanın, Cum’anın bâtıni makamından, Cem’ül Cem mertebesinden, Marifet/bekābillah’tan haber verdiği bu âyet; da'vâ-hum fî-hâ; Orada onların duâları, (كُنْ) “Kün” ol dur… sübhaneke; ile Ahadiyette bulunan mutlak tenzih mertebesini Kûr’ân ve İnsân’ın birlikteliğinden haber vermektedir. ve tehiyyetu-hum; Onların hayatları, tehiyyât ve dilekleri, burada tahiyyât ve namazda ki oturuş ile Bekābillâh mertebesinden...
- **Terzi Baba (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (39 Terzi Baba 2)
  > Bu beyanda açık olarak dile getirildiği gibi, Terzi Baba. İnsân-ı kâmil cihetiyle külli olarak idrak ve anlayışımızın çok üstünde olduğundan, tenzih etmekteyiz. Açığa çıkıp idrakimize yansıyan ma’nâları isimleri yönüylede teşbih ediyoruz. Onun bu ismi üzerindeki farklı çalışmamıza geçme-den önce, “Şekerci Dede” isminin ortaya çıkışını izah ederek yolumuza devam edelim.
- **Tuhfetu'l-Uşşâkî** — Terzibaba - Necdet Ardıç (08 Tuhfetul Ussaki)
  > Sual: Yakınlık her yönden olduğu kabul edilse ne mahzuru vardır? Cevap: Vardır, Vacib-ül Vücüd-u da tenzih etmek lazım gelir bu da şekildir, şekilden Cenab-ı Vacib'ül vücüd münezzehdir. YEDİNCİ HATA: Cenab-ı Hakk'ı sütte yağın, yayılışına veya gül yaprağında kokunun misali gibi yayılması benzetenlerin hatasıdır, ki hem hulul manası, hemde mahalle ihtiyacı noksanlığı vardır ki, Cenab-ı Hakk münezzehtir.
- **Cem'o ve Fark'o** — Terzibaba - Necdet Ardıç (105 Cemo ve Farko)
  > Çünkü bu ifadelerin gerçek mânâ da geçerli olduğu yer Zât-ın kendinden kendine ve kendisinde, “tenzihin içindeki tarif teşbihinde” olduğu yerdir burada ise ikinci şahıs yoktur. Diyelim ki bu metin gerçek mânâ da sahih zât-i bir tecellidir. O halde bu metin sadece bir şahsa ait sırda olan saklanması gereken özel bir emanet tir. Mahviyyette saklanması lâzım gelen Bu emânet in ikinci ve üçüncü şahıslara açılıp ortalığa...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 17** — Terzibaba - Necdet Ardıç (149 17.cd Sohbet Arasi Sohbetler)
  > İşte Cenab-ı Hakk “ ve nefahtü fi min ruhi ” hakikatiyle ademiyet mertebesinden bakın mühim olan burası museviyet mertebesine kadar bu ruh kemalatı içerisinde insanlığın gelişimini sağlıyor. Genelde öyle olduğu bireyde böyle yani “ ve nefahtü fi min ruhi ” hakikatiyle kişi museviyet tenzih mertebesine kadar yükselebiliyor. 06-Ka-Namazı-.MP3 13. CD | 6. Sohbet GÜNLÜK NAMAZLARI NASIL KAZAYA ÇEVİRİRİZ Evet bugün 11.
- **Mutaffifîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (174 11 Ku Ker Yol Mutaffifin Suresi)
  > ...013 M… abiciğim hayırlı sabahlar; Şarap ile ilgili mail aşağıdaki gibidir, daha önceden şiir deneyimim yoktu bu ilk oldu, hatamız varsa affola… Selâmlar. Fa… kardeşiniz ------------------- Mu… CA… 01.01.201...
- **TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (180 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Fusûsu’l-Hikem’deki Hikmetleri anlayabilmek için evvelâ bu hususun alt yapısının hazırlanması lâzım gelmektedir. Çünkü kurgusu, bâtın-i “tevhîd/teklik” üzeredir. Ancak genel anlayış zâhir-i “tenzîh” anlayışı üzere olduğundan içindeki mevzuların anlaşılması biraz zor olmaktadır. İşte bu yüzden bir ön idrak, alt yapısı oluşturmak gerekmektedir.
- **Yûsuf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (22 12 Yûsuf Sûresi̇)
  > Biz vahy ettik ki ona orada ne bir melek ne de bir vasıta var. C.Hakk “biz yaptık” diyor. Biz hâlâ bu Âyetleri okurken onu tenzîh ediyoruz. Güya yüceltiyoruz. O zaman bu sözü inkâr etmiş oluyoruz. Allah’ın bütün ef’âliyle, esmâsıyla, sıfatıyla bu âlemde mevcud olduğunu, müşahedeyle kesin olarak bilmemiz gerekiyor.
- **Altı Peygamber - Hz.İbrahim (a.s) Halillullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (24 6 Peygamber (3))
  > Genel olarak tefsirlerimizde görülen yorum ve izahlar, ef’âl-şeriat-yani isneyniyyet-yani ikilik anlayışı üzere olan mertebenin bilgileridir, bulunduğu tenzih mertebesinde geçerlidir. Ancak İlâhi kelâm sadece bir mertebe ile sınırlanamaz, çünkü her mertebe de başka bir izah-ı ve yaşam hakikatleri vardır. Bunları iyi anlayabilmemiz için tefekkür ufkumuzun sınırlarını mümkün olduğu kadar geniş tutup şartlanmışlık...
- **Hucurât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (253 49 41 Ku Ker Yol  Hucurat  Sûresi   Murat Derûni)
  > Çünkü kul, zahir hali daha kolay benimsemekte ve her kitap sahibi peygambere ayrı bir din ismi yakıştırmaktadır. Hz. İbrahim’in getirdiği “tevhid-i ef’al” hukukunu, Hz. Musa’nın getirdiği “tenzih” hukukunu, Hz. İsa’nın getirdiği “teşbih” hukukunu, Hz. Muhammed’in getirmiş olduğu “tevhid” ve “vahdet” hukukunu, ümmetleri, peygamberlerinin isimlerine izafeten “İbrahimilik”, “Musevilik”, “İsevilik”, “Muhammedilik”...
- **Ra'd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (255  13 Ku Ke Yol Ra'd Sûresi)
  > Kavramsal düzeyde tesbih, tef'îl ( تفعيل ) babından gelerek süreklilik ve yoğunluk kazanır. Bu yalnızca Allah'ı eksikliklerden tenzih etmek değil, aynı zamanda varlığın özünde bulunan ilahi yönelişin sürekli bir ifadesidir. Her varlık, yaratılışı gereği Allah'a yönelmiş bir hâlde bulunur ve bu yönelim, varlığın en temel karakteristiğidir.
- **Zâriyât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (260 51 31 Kur Ker Yol Zariyat Suresi ve Hazmi Tura hz.   Murat Deruni)
  > Ya’nî bu nüzûl ve urûcun ne ibtidâsı ve ne de intihası vardır; zîrâ Hak ezelen ve ebeden Hâlık’tır ve llâh’tır ve Rab’dir. Binâenaleyh vücûd-ı mutlakın nüzûl ve urûcunun aslâ inkıtâ’ı yoktur. 2941. Ben Allah'ı tenzih ederim ki, bu hikâye değildir. Âgâh ol, bu bizim ve senin nakd-i hâlimizdir; iyi bak! Bu hikâyeyi masal olarak dinleme!
- **Genç ve Elmas Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (27 Gen ve elmas dosyas)
  > Tenzihi ve teşbih-i cem etmiştir, bakâbillâh hakta bâkî olmuştur, ileriye doğru gitmeye gayret eder tenzih ve teşbih hakikatlerini yaşar. SULTAN DA HAK TECELLİ ETTİ. Sultan bildiklerini yaşadıklarını o geçnle paylaşır, gencin üzerine Allah sekineyi indirdi, huzur sûkünet indirdi.
- **Mektuplarda Yolculuk — M. Nusret Tura** — Nusret Tura (82 Mektuplarda yolculuk M.Nus Tura)
  > Onun için aşkı, sözden, renkten, şekilden tenzih etmek lâzımdır. İzaha kalkmamalıdır. Mahiyet ve keyfiyetini yalnız kendisi bilir. ************** (16) ncı sohbet: Hazreti Mevlâna’ya aşkı sormuşlar, O da gülmüş. "Ben ol da gör" diye gülmüş. Dünya aşkı tanıyanlarla dolu.
- **Karagün Dostuyum (Cilt 2)** — Nusret Tura (85 Karagün Dostuyum (ii))
  > Kur’ân-ı Kerim'de olduğu gibi hikâyeleri, ibretleri, takdis, tesbih, tenzih, tahmid, tâzim satırlarını gösteren vücûdlarımız vardır. Cennet ve cehennem hâlâtını gösteren vücûdlarımız da vardır. Yine o Kur’ân-ı Kerim’de heva ve hevese uyarak azgınlıklar yapanların âkıbetleri yazılıdır. Bugün de aynı âkıbetler tecelli edebilir.
- **Lübbü'l-Lübb (İngilizce)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Lübbül Lüb İngilizce)
  > ...Bir Zuhûrât’ın Düşündürdükleri: Tenzîh, Teşbîh, Tevhîd 27) Bir Hikâye Bir Çok Yorum: (2) Genç ve Kıymetli Elmas 28) Kûr’ân-ı Kerîm’de (Tesbîh ve Zikir) 29) Kûr’ân-ı...
- **TARİKATLARDA MÜBÂREK GÜN VE GECELERİN YERİ VE EHEMMİYETİ— Lisans Tezi** — Fahrettin Avan (Mübarek Geceler Bitirme Tezi)
  > ) kendi eliyle inşa ettiği Kâbe'sine dönerek ibâdet ediyordu. (Tevhîd-i Ef'âl) Mûsâ (a.s.) "Kudüs"e yani kendi mabedine yönelerek ibâdet etti. Tenzih (Tevhîd-i Esmâ) Daha sonra Îsâ (a.s.) "Kudüs"e döndü. Teşbîh (Tevhîd-i Sıfat) Nihayetinde Hz. Muhammed (s.
- **Zekât ve İnfâk** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Zekat ve İnfak)
  > ...ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.” ------------- أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّواْ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُواْ الصَّلاَ...
- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 61)
  > Hak kendi nefsini nerede tenzih ve teşbîh etmiş ise, o da O'nu oralarda tenzih ve teşbîh eder. Bu da teşbih ve tenzihin nezaketidir.
- **TB. Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 10)
  > Museviyette tenzih vardır, tenzihin hakikatini yaşamaktadırlar. Yani bu Museviler değil, gerçek Museviler gerçek tenzihin hakikatini yaşamaktır ki o da tevhide götürür zaten. Bu tenzih insanı burada bırakır götürmez.
- **Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür** — Serkan Denkçi (b. Tevhid-i Esmâ)
  > Kişide varlığın ve fiillerin kaynağının esmâ âlemi olduğu bilinci yerleşince, bu yaşam kişiyi tenzihi bir yaşama doğru götürür. Gerçek tenzihi (noksan sıfatlardan arındırma) bu mertebeye ulaşan kimseler yapabilir.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11)
  > Ve insan fertlerinin akılları dairesine girer mi? Küllî aklın mazharı olan Kâinatın Efendisi (s.a.v.) "Seni bilinmekten tenzih ederim ey Rabbim! Biz seni hakkıyla bilemedik" buyurmuştur. Yani, O'nun kendi hallerindeki tasarruflarını ve fiillerini niteliksiz ve tarif ve tavsife sığmaz gör!

## İlgili Kavramlar

- [Teşbih](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tesbih-temsil) — contradicts
- [Sıfat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/sifat) — related
- [Zât](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/zat) — related
- [Cennet ve Cehennem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/cennet-cehennem) — related
- [Mesnevi-i Şerif](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/mesnevi) — related
- [Hz. Adem (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-adem) — related
- [Salât](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/salat-namaz) — related
- [Hz. Yusuf (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-yusuf) — related
- [Ruhullah](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ruhullah) — related
- [Muhabbet](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/muhabbet) — related
- [Hz. İsa (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-isa) — related
- [Hz. Musa (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-musa) — related
- [İrfan](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/irfan) — related
- [Fatiha Suresi](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fatiha) — related
- [Hz. Nuh (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-nuh) — related
- [Tasavvuf](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tasavvuf) — related
- [Tecelli](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tecelli) — related
- [Hz. Muhammed (s.a.v.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-muhammed) — related
- [Tevhid](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tevhid) — related
- [Zikir](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/zikir) — related
- [Vahdet-i Vücud](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/vahdet-i-vucud) — related
- [Fenafillah](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fenafillah) — related
- [Fusûsu'l-Hikem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fusus-ul-hikem) — related
- [Şeriat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/seriat) — related
- [Hakikat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hakikat) — related
- [Hak ve Halk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hak-ve-halkinsan) — related
- [Teşbih](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tesbih-temsil) — related
- [Vahdet-i Vücud](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/vahdet-i-vucud) — related
- [Hak ve Halk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hak-ve-halkinsan) — related
- [Hz. Muhammed (s.a.v.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-muhammed) — related
- [Hakikat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hakikat) — related
- [Tecelli](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tecelli) — related
- [Tevhid](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tevhid) — related
- [Şeriat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/seriat) — related
- [Zikir](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/zikir) — related
- [Fenafillah](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fenafillah) — related
- [Fusûsu'l-Hikem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fusus-ul-hikem) — related
- [Ruhullah](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ruhullah) — related
- [Salât](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/salat-namaz) — related
- [Mesnevi-i Şerif](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/mesnevi) — related
- [Hz. Adem (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-adem) — related
- [Hz. Musa (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-musa) — related
- [Hz. İsa (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-isa) — related
- [Hz. Yusuf (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-yusuf) — related
- [Hz. Nuh (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-nuh) — related
- [Muhabbet](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/muhabbet) — related
- [Tasavvuf](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tasavvuf) — related
- [İrfan](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/irfan) — related
- [Fatiha Suresi](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fatiha) — related
- [Cennet ve Cehennem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/cennet-cehennem) — related
- [Teşbih](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tesbih-temsil) — related
- [Sıfat-ı Zatiyye](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/sifat-i-zatiyye) — related
- [Hz. İbrahim (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-ibrahim) — related
- [el-Müteâlî](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/el-muteali) — related
