# Vahdet-i Vücud

> Varlığın birliği doktrini. İbn Arabi'nin geliştirdiği tasavvufi kavram.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/vahdet-i-vucud

---

## Tanım
Vahdet-i vücud, varlıkta gerçek ve zorunlu olanın yalnızca Hakk Teâlâ olduğunu, mâsivânın ise O'nun isim ve sıfatlarının tecellilerinden ibaret bulunduğunu ifade eden tasavvufi öğretidir. Doktrin olarak sistematik ifadesini İbn Arabi (ö. 638/1240) ile kazanmış, Sadreddin Konevi, Molla Fenârî, Abdülkerim Cîlî ve Osmanlı mutasavvıfları tarafından geliştirilmiştir.

## Etimoloji
"Vahdet" (birlik) ve "vücûd" (varlık) terkibinden; "varlığın birliği" anlamındadır. Terim olarak ilk defa sistematik biçimde İbn Arabi sonrası talebeleri tarafından kullanılmıştır.

## Özellikleri
- Hakiki vücud birdir ve Hakk'ındır; mümkin varlıkların vücudu izafî/zıllîdir.
- Âlem, Hakk'ın isim ve sıfatlarının tecelligâhıdır; "ayna" metaforuyla açıklanır.
- Panteizm değildir: Hakk âlemin aynı değildir, âlem Hakk'ın zuhur yeridir.
- A'yan-ı sabite, tecelli ve taayyün kavramları bu öğretinin temel yapı taşlarıdır.

## Kur'an Referansı
- Hadîd 57:3: "O, evveldir, âhirdir, zâhirdir, bâtındır" — vahdet-i vücud erbabının temel delilidir.
- Bakara 2:115: "Nereye dönerseniz Allah'ın vechi oradadır."
- Kasas 28:88: "O'nun vechinden başka her şey helâk olucudur."

## İbn Arabi / Tasavvuf Geleneği
İbn Arabi Fusûsu'l-Hikem ve el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye'de bu öğretinin metafizik temellerini kurmuştur. Sadreddin Konevi, üstadının sistemini felsefi kelâm diliyle şerh etmiştir. İmam Rabbânî (ö. 1034/1624) Mektûbât'ta vahdet-i vücudu aşan bir mertebe olarak "vahdet-i şühud"u öne sürmüştür.

## İlgili Kavramlar
- [tevhid](/wiki/tevhid)
- [ahadiyyet](/wiki/ahadiyyet)
- [tecelli](/wiki/tecelli)
- [ayan-i-sabite](/wiki/ayan-i-sabite)
- [fusus-ul-hikem](/wiki/fusus-ul-hikem)

## Kaynaklar
- İbn Arabi, Fusûsu'l-Hikem
- İbn Arabi, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye
- Sadreddin Konevi, Miftâhu'l-Gayb
- Abdülkerim Cîlî, el-İnsânu'l-Kâmil

## Bu Kavramın Geçtiği Eserler

- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3)
  > Âdem'in yasak ağaca yaklaşmasında gıdanın ihtiyaç türü de bulunmadığından, nefsin haz tarafına bir adım atmak oldu. Bu ifade, Ankaravî nüshasında yâ-yı vahdet ile "behr-i nânî" olarak geçmektedir. Bu durumda "çend" kelimesi "âb-ı çeşm"e bağlı olur. Hint nüshalarında بهر نان چند olarak geçmektedir.
- **Bir Hikâye, Birçok Yorum** — Terzibaba - Necdet Ardıç (25 Bi̇r Hi̇kâye Bi̇r Çok Yorum)
  > Efendi babacığım, daha önceki yazdırılanlara baktığımda hep kesret’e dair olmuş. 1 haftadır “niye vahdet’e dair yazdırılmıyor? İşim hep kesretle’mi? olacak? Özü bulamıyorum” diye hayıflanıyordum. Ama bu seslerin nefis koktuğunu bildiğim için aldırmamaya çalıştım.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13)
  > Hadîs-i şerîf kitablarından İmâm Münâvî'nin Künûzü'l-Hakāyık'ında ve Celâleddîn Süyûtî'nin Câmiu's-Sağîr'inde Ebâ Hureyre hazretlerinden mervî olarak امرأ القيس صاحب لواء الشعراء الى النار ya'ni “İmruü'l-Kays şairlerin cehenneme bayrakdârıdır” hadis-i şerîfi münderic olduğuna göre, âkıbet aşk-ı hakîkîye mübtelâ olup vahdet-i vücûdu müdrik olması ve İbrâhîm Edhem hazretleri gibi, gece yarısı tâc ve tahtını ve evlâd...
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (111 4 “özün Özü” VE “sirrin Sirri”)
  > BİRİNCİ TUR Bir kimse kendi cisminde, bedeninde tasarrufu olan cüz’i ruhunun varlığını idrak edip anlarsa, birinci tura dahil olur, ki buna Nefs-i natıka yani konuşan nefis derler. Vahdet, ehli katında; nefs, kalb, ruh, akl, sırr; hepsi tekdir, ancak sıfatı değiştikçe birer itibarî suret ve isim alır, derler. Nefs-i natıka, cisim ve cisme mensup arazdan değildir.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11)
  > Binâenaleyh Mesnevînin cildi ister beş, ister altı olsun müsâvîdir. Zîrâ aşkın maksadı, yâr onu ve o yârı kendisine çekmektir. Onun işi vahdet iledir; kesret ile değildir. 6. Ola ki, bundan sonra bir ruhsat erişe, söylenmesi lâyık olan sırlar söylene!
- **TB. Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (121 Fu Hi 03 NUH FASSI)
  > İşte bu üç kelime bütün bu sistemi içerisine alır “Tenzih, Teşbih, Tevhid”. Oradan da “Ahad, Vahdet” olur. İşte bu tenzihi kendi indinde durdurursa ve teşbih makamında teşbih etmezse alemin kemalatını Hakk hakkında ispat etmez ise edepsizlik etmiş ve peygamberleri ve ilahi kitapları yalanlamış olur.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8)
  > Zîrâ meselâ bin nefer bir yerde içtima' etse, her birinin ayrı ayrı fikirleri olduğundan, hepsi kendi fikirlerine göre hareket etmek isterler; binâenaleyh hareketlerinde vahdet hâsıl olmadığı için, onların içtimâ'larından hiçbir fâide hâsıl olmaz. Bu hâl onların perîşân olmalarına sebeb olur. Fakat hepsi bir kumandana tâbi' bulunursa, onun fikri, onların cümlesini müdebbir olup, bu bin neferin harekâtı müttehid olur.
- **Zümer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (257 39 8 Zümer Sûresi T.O. Cem Cemâlî (1))
  > Putperestler, Hakk'ı belirli bir nesneye veya sûrete hapsederek Mukayyed İlâh'a taparken; muvahhidler (vahdet ehli), Hakk'ı her türlü kayıttan tenzîh ederek Mutlak İlâh'a yönelirler. İbnü'l Arabî Hazretlerine göre; 'Rabbin, kendisinden başkasına ibâdet etmemenizi hükmetti (kazâ etti)" (İsrâ 17/23) âyeti, bir emir değil, varlıksal bir hüküm ifâde eder.
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (36 2 Bakara-Sûresi̇)
  > İttika, şüphelilerden sakınma demektir, bu şeriat anlamındaki ittikadır, vahdet yolunda olan kimselerin ittikası yani ittikanın hakikati ise kendi varlığının beşeriyetine düşmekten sakınmadır yani nefsâniyyetine inmekten sakınmadır.
- **TB. Kelime-i Şîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (120 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Hakkın bu tecellisi ile ilim mertebesinde, ilme tenezzüle esma ve sıfat mertebesine Vahdet ve Uluhiyet mertebesidir. Ondan sonra Hakkın Zatının her bir mertebeye tenezzülü bu ilim mertebesinde hasıl olan esmasının sureti üzere olur.
- **DVT-C001 (Ses Kaydı)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (1772747276481 DVT C001.MP3)
  > Uzun geçmişi ve tarihi birikimi olan Uşşâkî geleneğini ve kültürünü, usul ve erkânını yaşatan ve sevenlerine muhabbetle aktaran biri olarak da bu kültürün çok önemli bir temsilcisidir. Necdet Ardıç Efendi, kendisini vahdet-i vücûd çizgisine oturtmaktadır. Aynı zamanda günümüz mesnevihanlarındandır. [30] Konya’da vefat eden Pir Hasan Hüsâmeddin Uşşâkî Hazretlerinin halifesi Memican Saruhânî Efendi’nin eserlerinde,...
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (127 15 2 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > Visâl, Kaza, Hâlet, Bâd-ı aşk, Mürüvvet, Hâl, Maksud, Aşk-ı hakikî, Rağbet, İftihar, Gurur / Vahdet, İzzet, Müşâhede, Muhabbet, Sabır, Nişat, Esrâr, Edeb, Şefkat, Cemâl / Mahv, Mücahede, Devâm, Vefa, Ferah, Vicdan, Kerem, Aşk-ı mecazî, Ru’yet, Evham / İttihad, Güzel, Şûriş, Şüphe, Ahd-i necat, Sahra-yı cünûn, Uşşak, Teselli, Nazar, Tecelli / Sadâkat, Haml, Hasret, Kes...
- **İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 (1998-2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (133 1 1998 2000 1 zmir rfan Sohbetleri CD 1)
  > Ama biz ayrı gibi göründüğümüz için kendimizi ayrı görüyoruz dolayısı ile fark aleminde farklılıkta yaşıyoruz. Ama bizim dinimiz fark fırka dini değildir, tevhid vahdet birlik dinidir. Onun için ilk şartı “eşhedü enlailahe illallah” bu nedemek ben şahitim görüyorum ki Allah’tan başka ilah yoktur, ama biz bunu hem kelam olarak söylüyoruz hem de kendimiz görüyoruz alemi görüyoruz varlıkları görüyoruz.
- **Zâriyât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (260 51 31 Kur Ker Yol Zariyat Suresi ve Hazmi Tura hz.   Murat Deruni)
  > V vahdeti, Zat'ın Hüve, Hüve Ahmed, Kamer, Rahman anım Necat İsa A.S tulu eder. Hz. Meyyemden, dört ered, veda dört rida red Şems kemalinim Necat... Dolmuş gözüm göynüm senin aşkınla, ey nazlı güzel, Sensiz cihanı neylerim, ey munisi canım yetiş, Adem İnsanı Kamil, gayriyette ki vahdet özüm, Nefs-i Küllü şaşkınlıkta, Zat-ın Allah'ın miratı Celal el.
- **Kelime-i Zekeriyyâiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi & Terzibaba - Necdet Ardıç (Kelime-i Zekeriyyâiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Mâlikiyye)
  > ...حمــة َقُلْنَــ [21/4]Vaktâki her “ayn” için vücûd oldu; binâenaleyh onu Allah’dan taleb eder. Bunun için O’nun rahmeti her şeye 512 âmm oldu; zîrâ Hak, şol rahmetiy...
- **Bakara Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (34 Bakara dosyas)
  > Vahdet rengine bürünmüş olacak. İşte daha burada başlıyor. Allah’ın rengine boyanın. Allahın renginden daha güzel bir renk var mıdır? Dediği renk işte bu sarı renktir. Renk yüzeysel bir hadise onu sıyırdığın zaman altından kendi rengi çıkar.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4)
  > Binâenaleyh bu kamaşıklık akıl ve idrâkin gözüne evvelâ belâ getirir. Ve belâ budur ki, vahdet-i vücûd ile kesret-i eşyâ arasında şaşırır kalır; gâh "teşbîh"e ve gâh "tenzîh"e düşer; tenzihte teşbîhi ve teşbîhte tenzihi göremez ve iki zıddı "ayn-ı vâhide"de cem' edemez.
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 2)
  > Hazarat-ı Hamse-Beş hazret kıtalarını da seyretmek için, Cebel-i Tarık, çetin Tarık- tarikat boğazından geçerek engin “ Hakikat ” vahdet deryalarına açılmak için yola çıkılmış olunacaktır. (Ya Fetteh , Ya Vahid , Ya Ahad , Ya Samed , ve “ ALLah ” isimlerinin nur yakıtları ile okyanusu dolaşmaya yola çıkılacak, “ Ma’rifet -mertebesi” anlayışı ile, oradan da “ Burak -berk” ile yücelere çıkılıp, Mi’rac gecesinde.
- **Kelime-i Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Ya'kûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Rûhiyye)
  > ...ki, “vücûd” bir mefhûm-i küllîden ibâret olup, bilcümle sıfât ve esmâdan müstağnîdir. Ya’ni “vücûd”, vücûd olabilmek için, kendisinin sıfât ile mevsûf ve esmâ ile mü...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10)
  > " Tafsîli kütüb-i kelâmiyyede mündericdir. Bi-nâenaleyh köpük mesâbesinde olan bu keserâtı ve taayyünâtı görenlerin en doğru i'tikâdı budur. Fakat vahdet-i vücûd deryâsında müstağrak olup her biri bir hakîkat deryâsı olan evliyâullâhın i'tikâdı ise başka bir zevk içindedir.
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2)** — Nusret Tura (164 2 Esmâ’ül Hüsna)
  > ...Vekil, Hu Nefis gözlü müşahadem. Durma nefsim aşıkan kesil, Meydanda nice başlar sebil, Gönlüm kevserinden sersebil, Hu Zem Zem gözlü müşahadem. Vahdetin kuyumu doldu...
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (126 14 1 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol)
  > Onun için bu eser (وَحدَت) “Vahdet de Vahdet” üzere oluşturmaya çalışılacaktır. Cenâb-ı Hakk (c.c.) utandırmasın ve her birerlerimizi bu birlik ve vahdet işâretine ulaştırsın. İnşeallah…
- **Tasavvuf Izâhları** — Terzibaba - Necdet Ardıç (109 Tasavvuf zahlar)
  > ...âlet : ……………………………………..…(69) Kesrette vahdet : …………………………………………………………..…(70) “Kim” ve “şey” arasindaki fark : ..................................(70) Kimliklerin yok o...
- **Sebe' Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (246 34 5 Kur Ker yolculuk Sebe  Suresi Ç.H.U.)
  > “ Onlar için rızkı kerîm vardır” En büyük rızık İnsân-ı Kâmil’in vahdet sofrasında yenen vahdet rızıklarıdır. İmanlarını İkân’a dönüştüren sâlikler bu dünyada kerim olan rızka ulaşıp yedikleri gibi ahiret aleminde de aynı sofradan vahdet rızıklarını yemeye devam edeceklerdir.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12)
  > Bu şuûnâtın kendilerinde zahir olan varlık ancak Hakk'ın vücûdu ve varlığıdır. Ma'lûm olsun ki, bu bahis vahdet-i vücûd bahsidir. Bu âlem-i keserâtın vücûdunu her vech ile Hakk'ın varlığının gayrı gören ulemâ-i zâhire, eşyâda Hakk'ın sereyân-ı zâtîsini nefy edip, Hak için ihâta-i ilmiyye isbât ederler ve bittabi' bilcümle muhakkıkların mu'tekadı olan vahdet-i vücûddan ürkerler; ve vahdet-i vücûd hakkındaki âyât-i...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7)
  > " Bu beyt-i şerîfdeki nükte budur ki Mesnevî'nin sûreti elfâz ve ebyât ve türlü türlü sanayi'-i şiiriyye ve hikâyât-ı latîfedir; biraz akıl ve zekâsı olanlar buna müteveccih olup, zevk alırlar, fakat Mesnevî'den maksûd olan bunlar değildir, vahdet-i zâtiyyedir; nitekim Mesnevî'de buyurulur: 16. Ey Hüsameddîn ondan dolayı sana ziyâ dedim ki, sen güneşsin; ve bu iki vasıflar, &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e...
- **İnşikâk Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (178 84 İ̇nşi̇kâk Sûresi̇)
  > Dometesin dışı vahdet, içi ise kesrettir. İşte işlemden geçen bu domatesler (yani ölmeden evvel ölen Hakk aşıkları) salça olur, kutulanır ve bir başka şekle elbiseye girer. Yemeklere lezzet ve Tat verir. Ve ihtiyaç sahiplerinin yemesi ile Mi'rac eder ve yeni bir beden ile vücut bulmuş olur.
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri)
  > Sözlük olara “ Bir şeyden başka bir şeyi ortaya çıkarmak ”tır. Bizim nefsimizin ilk halk edilişi yek pare, nefs-i vahidedir. Vahdet, birlik nefsindendir. İlk nefisten akıl yani Âdem halk edilir. Ondan da eşi Havva. Nefs-i külü. Biri potansiyel olarak her insanda bulunan akıl yönü diğeri ise aklın kendini göreceği nefis, duygu sahasıdır.
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  1)
  > ...ğe en yakın olan iki ikilik te ondan. Bu ikilikten birinin kalkması gerekiyor, îkânın oluşması için, yakîn halinin oluşması için. Bu da Allah kalkmayacağına göre, kulun kalkması gerekecektir. İşte “ çık ara...
- **Altı Peygamber — Hz. Muhammed (s.a.v.)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (61 6 Pey 6 Hz.Muhammed s.a.v)
  > Hem de narın çekirdeği içinden görülür yani lâtiftir, ruhlar âleminin letafetini temsil eder, narın aynı zamanda buradaki karşılığı ise incirdir. Ve zeytin, ahiretteki tevhidlerin karşılığı nar ve hurma, dünyadaki tevhidlerin karşılığı ise incir ve zeytindir. Zeytinden kesrette vahdet biraz ekşi, zeytin acı ama cennetteki karşılığı olan hurma tatlıdır, neden?
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (59 6 Peygamber (4))
  > Çünkü o akşam orada bunları dinleyecek (kulak) yâni “ümmet” henüz yok idi, bu okuma kendinden kendine ve kendinde olanı, (vahdet) teklik, okuması idi. Bu okumanın diğer yönü ise kendisi hakikat-i yönünden okuması ve yine kendisi, zuhuru yönünden dinlemesi idi.
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İshâkiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Hakkiyye)
  > Ve delîl-i aklî dahi budur ki: Vücûd birdir, o da Hakk'ın vücûdudur. Eşyânın vücûdu ise, vücûd-ı Hakk'a muzâf olan bir vücûd-ı i'tibârîdir. Vücûd, Hakk-ı vâhidin vücûdu olunca, Hakk'ın hayatı ve ilmi cemî'-i zerrât-ı kevniyyeye sârî ol- muş olur.
- **TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (181 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Bir yönden ayniyeti gerektiren fakat diğer yönden gayriyetin mevcut olduğunu söylemek zaruretini ortaya çıkaran vahdet-i vücut doktrininde mühim bir yer işkal eden bazı konuları işlemeye geçiyoruz. Bunlar aynı zamanda ayniyet ve gayriyet kavramlarının anlaşılmasında da bazı kolaylıklar sağlayacaktır. 1- Vücut birdir ve her şeyi kuşatmıştır. Nisa 4/126 وَلِلّٰهِ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَكَانَ...
- **TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (180 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ------------------- Sekizinci Fasıl Dördüncü Vasl: İLİM MA’LÛMA TÂBİ’DİR Mâ’lûm olsun ki, ilâhî ilimde iki i’tibâr vardır: Birisi; vahdet mertebesinde ve ilk taayyünde ulûhiyyet zât’ının sıfatlarının ve isimlerinin hepsine icmâl olarak olan ilmidir. Bu ilim kendi zâtına olan ilimden ibâret olduğundan, bu mertebede “ilim”, “âlim”, “ma’lûm” arasında aslâ farklılık yoktur; hepsi vâhid yani bir şey’dir.
- **Altı Peygamber - Hz.İsa (a.s) Ruhullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (60 6 Peygamber (5))
  > ) esmâ elbisesini ef’âl mertebesinde ilk defa tevhid’in babası İbrâhîm (a.s)’a giydirmesi’dir. Şimdi bu ne demektir? Şöyle: O güne kadar gelen peygamberlerden sonra vahdet yani tek Allah, “birlik” hükmünün ilk mertebesini İbrâhîm (a.s) getirmiştir. Cenâb-ı Hakk, tek bir mertebeli ve tek yönle anlatılacak varlık değildir.
- **Namaz Sûreleri (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (69 2 Namaz-Sûreleri̇)
  > Bu ise Hakikat-i Muhammedi içinde hakiti ilâhiyyenin vahdette kesret, kesrette vahdet hükümlerinin verilmesi bu hakikatlerin kendisinden sonra, hamilleri-taşyıcılarının kıyamete kadar devam edeceğini bildirmektedir verilen bu husustur. Yani zahiren neslin kesilse de batınen neslin sırat-ı müstakim üzere devam edecektir, o halde üzülmene gerek yoktur denmiştir. ------------------- ~~108.2~ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6)
  > Sen o rızk-ı ma'nevînin zahmetsizini ve hesabsızını iste ki, mazhar-ı akl-ı küll olan Cibrîl cennet-i zâttan sana elma gibi yusyuvarlak ve latîf olan sırr-ı vahdet ilmini getirsin." Zîrâ Cebrail (a.s.) hazâin-i gayb-ı ilâhiyede olan maânî-i hafiyyeyi âlem-i sûrete îsâl ve ifaza eder. Binâenaleyh her ferdin kalbine âlem-i gaybdan nâzil olan maânî-i latîfeyi kuvve-i nâtıka vâsıtasıyla harf ve savt ile ızhârı ve...
- **TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (122 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Vakıa adet bidayette birdi, velakin onun asla nihayeti yoktur . Yani gördüğün vahdet ettiğin şey bu kesretten yani çokluktan meydana geldi. Biri tekrar ile saydığın vakit çok oldu, vakıa adet bidayette birdir, yani adet başlangıçta birdir, velakin onun asla nihayeti yoktur.
- **Tüm Şiirlerim** — Terzibaba - Necdet Ardıç (129 (tüm Şi̇i̇rleri̇m))
  > Ol zaman cesedimden doğruldum, Ruhumu ve Nefsimi bir birinden ayırdım, Yavaş yavaş gafletimden ayıldım, Düşümde gördüğüm pire bayıldım. Kalktım baktım şeyhimmiş, HAK Cemalin biraz açmış, Oradan Vahdet Nurları saçmış, Hayallerin cümlesi kaçmış. Dedi işte hep biziz, HAK'tan başkasın bilmeyiz, İSRAFİL, AZRAİL, CEBRAİL, MEKÂİL, İşte burdada NUSRET'iz.
- **İzmir İrfan Sohbetleri CD 2 (2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (135 3 2000 2 zmir rfan Sohbetleri CD 2)
  > Dinimize tevhid dini denmiyor mu? Tevhid dini vahdet dini, birlik dini, işte bu zahir ile batını birleştirdiğimiz zaman tevhid yani gerçek islam ortaya gelmiş oluyor. Yoksa islam sadece belirli fiilleri yapmaktan ibaret belirli ezberlenmiş duaları sureleri tekrarlamaktan belirli zikirleri çekmekten ibaret bir oluşum değildir.
- **TB. Fusûs Mukaddimesi** — Ahmet Avni Konuk (Fusûsul Hikem Mukaddime)
  > Altıncı Fasıl: Mertebe-i Vahdet, Taayyün-i Evvel Mertebesi Bu mertebe zât-ı bahtın istiğrâk-ı cemâlîsinden, mertebe-i âgâhîye tenezzülünden ibârettir. Bu tenezzül vücûdun iktizâ-yı zâtîsidir.
- **TB. Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (182 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Yani madde alemine göre hafidir, yani gizli tecellidedir, vücûd-i Rahman için ilmî ve ruhanî ve misâli ve hayalî suretler hâsıl olur. Ve eğer makam, mertebe-i şehâdet gibi zahir ise vücûd-i Rahman için de, zahirî ve hissi suretler peyda olur.
- **Altı Peygamber - Hz.Nuh (a.s) Neciyullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (21 6 Peygamber (2))
  > Aslında ise tebliğleri, teklik, tevhîd üzere, vahdet-e Allah-ın birliğine göredir. Hz. Âdem (a.s.) kendisine öğretilen (Esmâ) ilmini kavmine öğretmeye, aktarmaya başladı, bu aktarış, zuhurları itibariyle çoğalmaya başlayınca yavaş, yavaş kesret anlayışı ortaya çıkmaya başladı bu sebebten, (mezâhiri-zuhurda olanları) kendi varlıkları ile var olup müstakil birer varlık olduklarını zannettiler ve kendi hayallerinde...
- **Aşk ve Muhabbet Yolu** — Nusret Tura (77 Aşk VE Muhabbet Yolu)
  > Emir ve tasarruf aya mı, gözlere mi te’sir etmiştir? Bunun te’vili: Güneş, vahdeti vücûda, nuru Muhammediye mîsâldir. Ay, kâmil insan demektir. İnsanların iki tarafları vardır. Akıl ile nefis, ten ile can, sûret ile mânâ, rahmâniyet ile şeytanet.
- **Enbiyâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (233 21 26 Kur Ker Yol Enbiya Sûresi   Murat Deruni)
  > Vahdet hakikatlerinden ve sırlarından haber veren bu ayette, “küllü men aleyha” üzerinde her kimlikten bahsedilmektedir. Acaba neyin üzerinde?... Tefsirlerde genel olarak (zahiren) “dünya üzerinde” diye belirtiliyor ise de aslında, O’nun/ ”Hu” nun üzerinde yani Allah’ın üzerinde demektir.
- **Fâtır Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (244 35 37 Ku Ker Yol  Fatır Sûresi   Murat Derûni son)
  > Kesret olarak görülen aslında vahdet olan hakk’ın farklı surete girmiş halinde başka bir şey değildir. Dünya hayatı aslında hakk’ın tecelisinde ve onun rüyetinden başka bir şey değildir. Bu hazreti şehadet olan dünya hayatı hakk’ın sıfatıdır. Birden fazla yansıyan bu teceliler kesret gibi gözükse, hakk’ın hayatlarından başka bir şey değildir.
- **Bir Ressam Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (62 Bir ressam hik yesi)
  > Burada Hakk aynasından, halk zâhir olmuştur. c- Cem’u’l-cem Makamı: Kesret ve vahdeti cem’eden bir makamdır. Zâhir olsun, bâtın olsun etimle var olanın Hakk olarak müşahede edildiği yer diye ifade edilir.
- **A'yân-ı Sâbite** — Terzibaba - Necdet Ardıç (78 A’yân-I Sâbi̇te)
  > Uluhiyet mertebesinin açılmasına bir sahadır Bu sahanın da faaliyete geçtiği yani diğer sahalara açılıma geçtiği Rahmaniyet mertebesidir. O halde Vahidiyet Uluhiyet, Rahmaniyet aynı sahada oluşan üç isimli mertebedir. İşte Vahdet kendisinde isim ve resim olmayan mertebe-i Ahadiyet ile mertebe-i Esma ve Sıfat olan Vahidiyet arasında bir mertebe-i mutavasıtadır.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1)
  > Din ve insanlık yolunda halka rehberlik iddiasında bulunan bizim şark hocalarımızın çoğu ise, maatteessüf Mesnevî-i Şerîf'e bir hikâye kitabından fazla bir kıymet vermezler ve okumazlar; ve bu sûretle de akıl ve kalb gözlerinin körlüğünü isbât etmiş olurlar. Temennî edelim ki Cenâb-ı Hak keremi ile bunları bu körlükten kurtarsın. Vahdet-i Vücûd ve vücûdîlik hakkında îzâhât Şu cihet dahi ma'lûm olsun ki müsteşrıkler...
- **Muhammed Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (251 47 28 Kur Ker Yol Muhammed sav Suresi  Murat Deruni)
  > Zeytinden kesrette vahdet biraz ekşi, zeytin acı ama cennetteki karşılığı olan hurma tatlıdır, neden? Biraz acı ve hem de üzerinde işlem yapılması gerekiyor. İşte nefsimizin eğitilmesi gerekiyor, nefsimizi temsil ediyor, zeytin başlarda sertliği ve acılığı ile bazı işlem ve terbiyeden geçerek, biraz da zama’nâ bağlı olarak, siyahlığı ile kendi kemaline ulaşmış oluyor.
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Dur Rabbın Namazda Cilt 1)
  > Hazarat-ı Hamse-Beş hazret kıtalarını da seyretmek için, Cebel-i Tarık, çetin Tarık- tarikat boğazından geçerek engin “ Hakikat ” vahdet deryalarına açılmak için yola çıkılmış olunacaktır. (Ya Fetteh , Ya Vahid , Ya Ahad , Ya Samed , ve “ ALLah ” isimlerinin nur yakıtları ile okyanusu dolaşmaya yola çıkılacak, “ Ma’rifet -mertebesi” anlayışı ile, oradan da “ Burak -berk” ile yücelere çıkılıp, Mi’rac gecesinde.
- **Mübârek Geceler** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Mübarek Geceler)
  > ...elde “Mekke” şehri yani içinde Al­lah’ın evinin bulunduğu şehir. Diğer yönüyle Cenab-ı Hakk’ın za­tî zuhurunu bütün mertebeleriyle zuhura getiren “Hazret-i İnsan”, İşte Mekke’de “kabe” , insan-ı kamilde “gö...
- **Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (95 8 Terzi Baba Necdet 8 19 53 Ard)
  > ” ------------------- Terzi Baba Necdet ARDIÇ 19/53 şifresi ile görüldüğü gibi 18,000 âlemi “Vahdetinde Kesret” , “Kesretinde Vahdet” zahirinde ve batınında “Cem’ül Cem’ül Cem’ül Cem” olarak seyr eden “İnsân-ı Kâmil” dir. Verilen Kevser ile Rabb’ül erbab için kılınan namaz hükmüyle evlatlarının Nefsi Emmare ve Nefsi Levvamelerini kestirerek, “ Esfeli Safilin” olan “Hazreti- Şehadet” den yani “Mescid-i Aksa” dan,...
- **TB. Kelime-i Âdemiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (119 Fu Hi 01 ADEM FASSI)
  > Onların isyanı büyük olur vech-i vahdetten örtünmeleri artar. Ey hikmet sahibi olmak isteyen! Kur’an’ı Kerim mazideki Âdem ve Havva’dan değil bizim özelliklerimizden bahsediyor biz ise bu vakayı maziye döndürmek ile kendi halimizden gaflet ediyoruz.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (137 5 2001 3 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Evvele halk şeklinde yapılan zikrin işareti, “Halka” ne demektir, halka şekliyle yapılan zikrin işareti Vahdet-i Zat’iye Mihver-i merkezden geçen hat Ahadiyettir. Vahdet-i Zat’iyenin yani Zat’i vahdetin zuhuru olan Ahadiyet-i Zat’iye baplı olan Fetz-i Akdes, yani en mukaddes feyiz, Mukaddes Feyize tecellisinin suretini mürşid evvela yalnız olarak “fealemen hü la ilahe illallah” diyerek zikre başlamasıyla gösterir.
- **Şûrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (250 42 38 Ku Ker Yol  Şûrâ  Sûresi   Murat Derûni)
  > [29] “ İz- -T-B- ” "Kesret, vahdetin cilvesidir; tıpkı denizin dalgaları gibi" [30] "Rahmet, kulun istidadına göre tecellî eder" [31] Zulmün üç mertebesi: Nefse zulüm → Hakikati inkâr Mahlûka zulüm → Adaletsizlik Hakk'a zulüm → Şirk "Zalim, vahdet perdesini yırtan; bu yüzden velîsiz kalandır" [32] "Hakikî ümmet, vahdet şuuruna erenlerin topluluğudur" "Rahmete girmek, nefsânî iradeden geçip ilâhî iradeye teslim...
- **Necdet Divanı** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Necdet Divanı)
  > Sende gir o örtünün hemen içine, Seyret alemi koy biçimden biçime, Mahrem ol seni nefsinden çekene, Siyah örtü neyi örter bilirmisin? Kâbededir İnsan hakikati vahdet sırrı, Bu öyle bir duygu ki zahirden ayrı, Nasıl açılır sırrı bundan gayrı, Siyah örtü neyi örter bilirmisin?
- **Sohbet Arası Sohbetler (24)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (156 24 Soh. ara.sohbetler)
  > Malum olsun ki uluhiyet yani mertebe-i vahdet, kendisinde isim ve resim olamayan mertebe-i ahadiyet ile mertebe-i esma ve sıfat olan vahidiyet arasında bir mertebe-i mutavassıtadır. Bu mertebe-i uluhiyet, Rububiyet-i mutlakayı icat eder.
- **Ramazan ve Oruç** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ramazan ve Oruç)
  > Hazret-i Muhammed şifresinde İnsanın hakikatini vahdet ederek Rahmâniyet mertebesinden gelen mânâ yiyecekleri ile bâtında Rabbi tarafından doyurulmasıdır. ------------ İFTAR الإفطار Orucu açmak anlamında fıkıh terimi. Sözlükte fatr “yarmak, kesmek; yaratmak, icat etmek”, bu kökten türeyen iftâr ve fıtr kelimeleri diğer bazı anlamların yanı sıra “orucu açmak, oruçluya orucu açtırmak, başlanmış bulunan orucu bozmak...
- **Nisâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (42 4 Ni̇sâ-Sûresi̇)
  > Âyetleri - (176) yüz yetmiş altı’dır. (1) Vahdet, teklik. (7+6=13) tür. Fasılaları: Âyet-i Kerîme’lerin son bitiş harfleri. (Lâm) (1) Adet, bütün âlemin ana kaynağı olan, Lâhut-Ulûhiyyet âlemi.
- **Feth Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (19 Sûre-İ Feth)
  > Bu kelimelerin ifade ettikleri manâlarını daha iyi anlayabilmemiz için özetle vücûd mertebelerini tekrar burada da belirtmemiz gerekecektir. Zat-ı mutlak kendi kendinde olarak, â’ma’iyyetinde iken bilinmekliğini sevdi ve gizli hazine-sinden ilk tecellisini ve nüzülü’nü Ahadiyyet mertebesine yaptı.
- **Zekât ve İnfâk** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Zekat ve İnfak)
  > O zaman hurmanın vahdette kesret yani çoklukta birlik olması sebebi de işin içindedir. Bir ayrı konuda Efendimiz (s.a.v.) biz sadaka (zekât) yemeyiz derken kendisi ve Ehl-i Beyti kastetmiştir. Kendileri Allah(c.
- **Esintiler (4)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (170 4 Esi̇nti̇ler)
  > Bizim önümüzde bulunan pilav, "kesrette vahdet"i çokluktaki tekliği ifade etmekte, suyun konmayışı, (su hayattır) onun biraz eksik olmasıdır. O arada Cü….'e tokat atmak, zaman zaman nefsinin üste çıkmasıdır. Cü….'in başka bir yüzle görünmesi, varlığınızda mevcud bir sürü "içsel çocuklarınızdan birini” görmenizdir. Cü…
- **Kelime-i Yûnusiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Yûnusiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nefsiyye)
  > Zîrâ şuûnât-ı ilâhiyyeden bir şe'n olan onun ayn-ı sâbitesi lisân-ı isti'dâd ile Hak'tan bu sûretle zuhûru istemiştir. Hak dahi ifâza-i vücûd ile onu o sûretle izhâr buyurmuştur. Şu hâlde kâfir ve müşrikten sâdır olan fiil, bir i'tibâra göre emr-i ilâhîye muvâfık ve bir i'tibara göre de muhâliftir.
- **A’râf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (44 7 A’râf Sûresi̇)
  > ” Bu yaprakların “incir” yaprakları olduğu söylenmiştir ki; izâfeten doğrudur; çünkü “incir” vahdette kesret’i yani birlikteki çokluğu ifade etmektedir ki; bu tadış da kesretin başlangıcını oluşturmuştur. Böylece kendilerinde “levvâme ve emmâre nefisleri de faaliyete geçerek (alâ ve esfeli) bir arada yaşayacak kâmil hale gelmişlerdir. Bunun üzerine: “Ve Rableri ise onlara nida etti ki: Sizi bu ağaçtan yasaklamş...
- **Rûm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (242 30 36 Ku Ker Yol  Rûm Sûresi    Murat Derûni (1))
  > ...urduğunda sahabeyi kîram “Ya Resûlullah (s.a.v) dünyâda cennet bahçesi varmı ki ziyaret edelim” diye sordu, bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) “Zikr halkaları cennet bahçeleridir” demiştir. İşte bu esmâlar be...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 1)** — Abdulkerim Cili (113 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Vahdet ilmini o gerçek ilmi kendi kafanla almaya kalkarsın yani akl-ı cüzüyle anlamaya kalkarsın bunu da yapman mümkün değil diyor. Çünkü sana akl-ı küllden bir işaret gelmesi lazım, bir yardım gelmesi lazımdır. İşte bazı arkadaşlar biraz bazı şeyleri anladıktan sonra ben bu işi aklımla hallederim deyip bu hale yani dalalete düşerler.
- **Ahzâb Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (243 33 25 Kur Ker Yol Ahzab Sûresi   Murat Deruni)
  > Ya’ni mertebe-i ervâh ve şehâdetteki ukül ve nüfusun parlaklığı, benim akl-ı küllümün fıkret ve idrâkinden cüzlerdir. Mertebe-i vahdetin hâiz olduğu kemâlâtı inşikâk ve infıtâr ile vücûd-ı hâricîde izhârı, benim hilkatim içindir.
- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (En'âm Sûresi)
  > ...ldurup da âlemler meydana geldikten sonra, ayet-i kerimelerdeki ifadeler, mana âleminden madde âlemine inmiş ve madde âlemindeki oluşumlardan bahsetmeye başlamış olmaktadır. “Güneş ve ay hesaplıdır.”“ Onlar...
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 16** — Terzibaba - Necdet Ardıç (148 16 3 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Evvele halka şeklinde yapılan zikrin işareti, “Halka” ne demektir, halka şekliyle yapılan zikrin işareti Vahdet-i Zat’iye Mihver-i merkezden geçen hat AHâdiyettir. Vahdet-i Zat’iyenin yani Zat’i vahdetin zuhuru olan AHâdiyet-i Zat’iye baplı olan Feyz-i Akdes, yani en mukaddes feyiz, Mukaddes Feyze tecellisinin suretini mürşid evvela yalnız olarak “fe’lem enne hü la ilahe illallah” diyerek zikre başlamasıyla gösterir.
- **İnci Tezgâhı (2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (63 (İnci Tezgâhı))
  > ------------------- “Allah Teâlâ”dan murad, vücud-ı mutlakın “mertebe-i vahdeti”dir. “Halkın ma’nâsı zuhur ve ızhardır.” Büyük bir beyaz inciden murad “hakikat-i insâniyye” mertebesi olan “akl-ı evvel”dir ki, buna “mertebe-i vahidiyyet” de derler. Akl-ı evvele “celâl ve heybet ile nazar” etmesinden murat, akl-ı evvelin, kaynağı gayriyyet olan “mertebe-i rûh”a tenezzülüdür.
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (186 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Paragraf: İmdi o, bir nisbetle halktır; ve o, bir nisbetle Hak'tır. (78) 18.Paragraf: Vücûd-ı Hakk'ın vahdeti ve kesreti acîb bir şeydir! (79) 19.Paragraf: İmdi vâki' olan kimdir ve vâki' olan nedir? (83) 20.Paragraf: Onu ta'mîm eden onu tahsis, tahsîs eden ta'mîm eyledi.
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (183 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Malum olsun ki uluhiyet yani mertebe-i vahdet, Vahidiyet mertebesi kendisinde isim ve resim olmayan mertebe-i ahadiyet ile mertebe-i esma ve sıfat olan bir mertebe-i mutavassıtadır. Orta mertebe vasıtadır. Ahadiyet mertebesi ile rububiyet mertebesi arasında uluhiyet mertebesi yani vahidiyet mertebesi vasıtadır.
- **TB. Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (184 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ), gaflet uykusundan ibaret olan bu hayat içinde suver-i hissiyye-i hayâliyyede mütecellî olan Hakk'ı tahayyül tarîki ile müşahede etmek ve bu uykudan fenâ-fillâh ile uyanıp, bakâ-billâh sabahının infilâkı vaktinde, bu sûret-i kevniyye ve ecsâm-ı hissiyyede zahir olan Hak olduğunu, vahdet gözü ile temaşa edip onunla ta'bîr eylemektir. Bu zevk ile zevklenenler, ancak (s.a.v.) Efendimiz'in vârisleridir. Onun için Hz....
- **Kelime-i Sâlihiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Sâlihiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Fütûhiyye)
  > Ondan sonra kezâlik bu şeyde üçe mensûb olan teklik zâhir oldu; ve o sebeble onun tarafından onun tekvîni ve vücûd ile ittisâfı sahîh oldu; ve o dahi onun “şey'iyet”i ve "işitme❞si ve Mükevvin'inin îcâd ile olan "emrine imtisâl"idir.
- **Kelime-i İdrîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İdrîsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kuddûsiyye)
  > Bâğ-ı aşkta bâkî olan bir ahadiyet, dal ve ağaç ve gül yaprağı ve diken olarak gelmiştir. Vahdet perdesinin altından bir akis yaprak çıkıp, yüz bin vehm ü gümân perdesinde zuhûr etmiştir. Bir ayn-ı müttefik ve müttehid ki, onun gayrı bir zerre yok idi; zâhir olunca bütün bu ağyâr zuhûra geldi.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 3)** — Abdulkerim Cili (115 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Sayı değerlerini toplarsak, (3+2+5=10) olur ki, “aşere-i kâmile” denir yani, on kemâl sayısısdır, tek sayıların bittiği çif ve sonsuz sayı değerlerinin başladığı makamdır. Ayrıca tevhid-i ve kesreti bünyesinde toplamıştır. (1) olması yönüyle tevhid/vahdet, ve ahadiyyet/tekliğini tenzihtir. (10) olması dolayısı ile de kesrettir/çokluktur ki buda teşbihtir.
- **İrfan Mektebi ve Hakk Yolu** — Terzibaba - Necdet Ardıç (14 rfan mektebi Hakk yolu)
  > ” olduğunu iyice anlayıp bu mertebede tam bir mutma- in/tatmin olanlardan olur. Hadiselere, kesret yani çokluk gözüyle bakan kişi, yazıyı kalemin yazdığını zanne der. Vahdet yani birlik gözüyle bakan ârif kişi ise, evvelâ kalemi, sonra kolu, sonra bedeni, daha sonra da, kafayı yani aklı görüp idrâk eder, ki yazının oluşmasında mutlak hakimiyet akıldadır.
- **Divan 3** — Terzibaba - Necdet Ardıç (16 Divan 3)
  > ...Hak’ladır bâzârımız Bâğ-ı vahdet goncasıdır dîde-i hunbârımız Fârığ-ı nakş-ı sivâyız azm-i Hak’tır kârımız Bakmayız rû-yı riyâya hüsn-i cânân görmüşüz Hırmen-i hubb-...
- **Şu'arâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (238 26 39 Ku Ker Yol  Şu'ara  Sûresi   Murat Derûni)
  > Kayıtlı akıllılar tercüme ettiklerinden kayıtlı akıllarına göre ve beşer varlığının vehim ve hayel düşüncesi içerisinde o anlayış içerisinde yorum ve cevaplamaya çalıştıklarından Kur’an-ı Kerim’in aslı gerçek tevhidi hali gerçek vahdet hali ortadan kalkmış oluyor. Mûsâ (a.s.) ın karşısına çıkması firavnı bir bakıma sevindirdi, çünkü böyle zekive döneminde medeniyette ileri gitmiş bir Mısır toplumunu yöneten bu kişi...
- **Haşr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (265 59 48 Ku Ker Yol  Haşr Sûresi   Murat Derûni)
  > " [65] "Cudur (duvarlar), nefsin 'vehm'inden (kuruntusundan) ördüğü perdelerdir. Onun içinde 'rahmet' (vahdet), dışında 'azap' (kesret) vardır. Ama nefs, içeride olduğunu bilmez." [66] "Nefs, 'eşeddu rehbeten' ile hakikatten korkar.
- **Necm (Yıldız) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (37 53 ve-NECM-YILDIZ-SÛRESİ)
  > Allah’ın ezeldeki gayesi kendisinin bilinmesi idi, o gece bu bilinç Abdiyyet mertebesinden kemâlini buldu. Bütün mertebeleri kendinde topladığından “Tevhid vahdet” meydana geldi ve bütün bu oluşumları ümmetine he­diye etti. Ve ümmetinin belirli gayretleri sonunuda Allah’ı müşahâde edebileceklerini ifade etti.
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Nahl Suresi)
  > O mertebe itibariyle kesret hakikatleri yaşandığından, kesrette de zıtlar toplanamadığından, yâni o devrede “kesrette vahdet” yaşanmadığından yeryüzünde hiç bir “mudil” isminin zuhur mahallinin kalması istenmemiştir. Ancak, Hakikat-i Muhammed-î de ise, bütün âleme rahmet olduğundan esmâ-i İlâhiyye’ye de rahmet vardır. Bütün esmâ-i İlâhiyye zuhurda ve faaldir.
- **Sâffât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (247 37 40 Ku Ker Yol  Saffat  Sûresi   Murat Derûni (1))
  > ” Halbuki bu korku yüzleşmesinde onların nefisleri vehmin azdırması ile rûhlarını kendilerine meyil ederek o şecere-i mel’ûnenin meyvesi olan tabiat zulmetine el uzatırlar. Böylece onların azgınlıkları büyük olur, yani vahdet vechi “yüzünden”kapanmaları ve perdelenmeleri artar. [66] T.B. Varlık ağacına bu dünya hayatında yalaşık “ene” ben-benim diye sahip çıkan nefsi emaresinin kontrolünde yaşayan için ahirindeki...
- **Yûnus Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yunus Suresi)
  > ( ا ) “Elif” Cenâb-ı Hakk’ın “Vahdet”ine tekliğine, işarettir. Hüvviyyet’ini, tekliğini gösterir. Bilindiği gibi (Elif) (12) zâhir (1) bâtın nokta’dan-mertebe’den, meydana gelmiştir. ( ل ) “ Lâm” Lâhut, Ulûhiyyet âlemini ifade etmektedir. ( ر ) “Râ” harfi ise; Rahmâniyyet ve Rubûbiyyet hakikatlerini, rıza esmâsı’nın hakikatini anlatan harf’tir.
- **Bi'smi Has, Selâm (13)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (91 Bi̇i̇smi̇ Has, Selâm (13))
  > Bizler hayal ve vehmimizde aslı olmayan bazı varlıklar icad ettiğimizden ve bu varlıklara birer hayalî vücûd verdiğimizden, (lâm-elif) in hakikatini perdeleyip onu ( لا ) (lâ) yokluk zannediyoruz ve çalışmalarımıza bu anlayışla başlıyoruz ki; seyr-i sülûk’un sonlarına doğru (Allah) (c.c.) lâfzının ( ل ) ( ا ) (elif) (lâm) ı na ulaştığımızda idrak ediyoruz ki; baştaki ( لا ) (lâ) aslında (lâm-elif) imiş ve bütün...
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (179 13 Terzi-Elif-Terazi-Teradî-İrfan Mektebi-Kırk Seyir)
  > Rabb-ın Vahdeti Bizim; Kişi âlemlerde ve kendinde Râbb’ül Erbâb’dan başka bir şey olmadığı ve onunla var olduğunu anladığı andan itibâren hem kendini vahdet etmiş, hem de âlemleri vahdet etmiş yâni birlemiştir. Benliğimiz Ak; Ak beyaz demektir. Beyaz ise Ulûhiyetin ifâdesidir.
- **Zuhruf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (252 43 43 Ku Ker Yol  Zuhruf  Sûresi   Murat Derûni)
  > Aşkını Ah.....ını Nuru Muhammediye olan aslına, Hakikat-ı Muhammedi teknesine binip vasıl olsa aslına, Vahdet deryasına şahid olmak, zatının Hu’suna koşmak aşıka sefadır. Hakikati ilahi güneşinin sevgilisi Nuru Muhammediyye baktıkça sufi, gariyetteki özünün sahibi muradını gönül pınarlarından taşırır.
- **Bürûc Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Buruc Suresi)
  > Ya’ni, canların cânı olan Hak Teâlâ’ya mensûb koku benim rûhum tarafına erişir; ve rûhum tarafından dahi o mihribân ve Rahîm olan yâr-i hakîkînin kokusu bu cismim ile berâber olan benim benliğime erişir. Ve eğer “cânî"deki “yâ” vahdet için olursa bundan murâd, rûh-ı küllî-i Muhammedî (s.a.v.) Efendimiz olur. Ya’ni, bir cânın ve rûh-ı Muhammedi'nin kokusu benim cânım tarafına erişir.
- **TB. Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (185 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ...Ve bu mertebede “vahdet” Vâhid’in sıfatıdır, “zât”î değildir. Yani Vahid’in övgüsü, senasıdır, Zat’ı değildir. İkincisi de budur. Birincisinde hiçbir varlıktan söz ed...
- **Duhân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (258 44 45 Ku Ker Yol  DUHAN Sûresi   Murat Derûni)
  > Çünkü vahdet ilmini idrak etmiş olarak o kevserden içmiş olan kimsenin başka bir şeye, beşeriyet bilgilerine de ihtiyacı kalmayacağı da açıktır. Bu yönüyle baktığımız zaman kevserin bir havuz olduğunu görmekteyiz. Kevsere nehir yönü hükmüyle baktığımızda ise işte burasının batını itibariyle nesille ilgili olduğunu görmekteyiz.
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Gökyüzü İnsanları Araştırması  2)
  > "Allah Teâlâ’dan murâd vücûd-ı mutlakın mertebe-i vahdetidir. "Halk"ın ma'nâsı " zuhûr ve ızhâr "dır. "Büyük bir beyaz İnci’den murâd " hakîkat-i insâniyye " mertebesi olan "akl-ı evvel “dir ki, buna "mertebe-i vâhidiyyet" de derler.
- **Terzi Baba (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (39 Terzi Baba 2)
  > Deniz ise, Vahdet irfâniyet ilmi, ma’nâ âlemidir. Ayrıca kara, fiziki bedenimiz, deniz ise ruhâniyet yönümüzdür. Yani karada ve denizde onları insân-ı kâmil Terzi Baba mazharından taşıdık. Onları İlâh-î yaşam gıdaları ile besledik. Ve onları diğerlerinden üstün kıldık.
- **Fâtiha Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (35 1 Fâti̇ha-Sûresi̇)
  > ) vahdetin tam kemalli zuhur mahallidir. Ve Onun ikincisi ve mertebesinde müşterek olanı yoktur. Âlem de devr eden Ahadiyyet “elif-i” (vücüb – vacib) Vahidiyyet “mim-i” (imkân’dır.) Ve bu mim O elif-in Aynası’dır. Ve sûret-i âlem-e sûret-i Âdem kaynak olmuş ve sûret-i Âdemiyyenin dahi en kemalli sûret-i, sûret-i Muhammediyye’den istifade etmesiyle olup, imkân “mim-i” ile Ahadiyyet “elif’i” ni (cem) etmiş-toplamıştır...
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Mûseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ulviyye)
  > Çünkü hadis-i şerifte يُقْبَضُ عَلَى مَا كَانَ عَلَيْهِ [İnsan ne hâlde olursa, o hâl üzere canı alınır.] buyurulur. Ve كَانَ [kane] “harf-i vücûdî”dir. Onun zamâna delâlet etmesi ancak karâin-i ahvâl sebebiyle olur. Şu hâlde كَانَ [kane] bir sıfatın mevcûdiyetine delâlet eder.
- **TB. Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (188 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ) insan fertlerini erbab-ı müteferrikadan Rabbül Erbab olan Allah ismi caminin terbiyesi altına dahil etmeye çalışırlar. Yani peygamberlerin gelmelerindeki esas gaye insanları kesretten kurtarıp vahdet alemine yani tevhide yani Allah ismi camisinin zuhur mahalli olmaya davet ederler. Biz sadece peygamberler Allah’a davet ediyorlar diyoruz ama Allah esmasının gerçek manadaki faaliyetine davet ediyorlar sadece Allah...
- **Enfâl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Enfal Suresi)
  > Kesrette vahdettir. Bu dünya zuhurat-ı bir başka zekât malı olarak ta tecelli edebilirdi. O zaman hurmanın vahdette kesret yani çoklukta birlik olması sebebi de işin içindedir. Bir ayrı konuda Efendimiz (s.a.v.) biz sadaka (zekât) yemeyiz derken kendisi ve Ehl-i Beyti kastetmiştir.
- **Mâide Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (43 5 Mâi̇de-Sûresi̇)
  > Cenâb-ı Hakk’ın açtığı bu kapılar Zâtının içerisine merkeze çeken bir oluşumdur ve bundan daha büyük bir nîmet tasavvur etmek mümkün değildir, Hakk sohbetleri çok yapılır fakat vahdet sohbetlerini karşılayacak hiçbir şey düşünülemez ve bu çok özel bir nîmettir. İslâmiyetin ilk dönemlerindeki o zorlukları çıkarıp onlara büyük eziyet çektirenlerden de eser kalmış değildir, bunlar Cenâb-ı Hakk’ın en büyük...
- **Mümtehine Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (266 60 49 Ku Ker Yol  Mümtehine Sûresi   Murat Derûni)
  > Daha da önemlisi, bu ayırma, "Vahdet" (Birlik) içindeki "farklar" ın (kesret) ortaya çıkmasıdır. Herkes, ilâhî isimlerden kendinde tecelli eden ve kendisinin nasıl "kesb" ettiği (sahiplendiği) hakikatin suretine bürünür. Nefs-i emmâre ile nefs-i kâmile, birbirinden ebediyen ayrılır.
- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Vahiy ve Cebrâîl)
  > A’yân-ı Sâbite : Vahdet’in yaygın halidir. A’yân-ı Sâbite : Gayb âleminin tafsilidir. A’yân-ı Sâbite : Cemal Sûretlerdir. A’yân-ı Sâbite : İsimlerin ve sıfatların eserleridir. A’yân-ı Sâbite : Yüce Hakk’ın malumatıdır. A’yân-ı Sâbite : Yüce harflerdir.
- **Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Nûhiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Subbûhiyye)
  > Ya'ni ârif-i muhakkik Hakk'ı, ahadiyyet-i zâtiyyesi ve hakîkat-i vâhi-desi itibariyle taayyünâtın kâffesinden tenzîh eder; ve âlemin sûretlerinde zuhûru ve tecellîsi ve ism-i Zâhir cihetinden âlem Hakk'ın hüviyeti olma-sı itibariyle de teşbîh eder; ve Hak hakkında bu sûretle tenzîh ve teşbîh beynini cem'eder; ve şu hâlde Hakk'ı, muktezâ-yı tenzîh olan butûn ve vahdet; ve teşbîhin muktezâsı olan zuhûr ve kesret...
- **Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1)** — Nusret Tura (163 1 Esmâ’ül Hüsnâ)
  > Ama Âdem iki kısımdır: Biri insan sûretine erişmiş âdem, diğeri o sûretlerin içinde kendini idrak eden âdem-i ma’nâ ki namaz kılarken ayakta (elif), rukûda (dal), secdede (mim) şekillerini tekrarlayarak, âdemlîğini vücud ile de itiraf ederler. İnsan bu demektir. Ma’nâsı göz bebeği; yani kâinat bütün devir hareketleriyle, varlıkları ile çalışmış çabalamış öz olarak o insanı vücuda getirmiş, demek olduğunu bilen,...
- **A'lâ ve Gâşiye Sûreleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Ala ve Gaşiye Sreleri)
  > Bu bahsi biraz îzâh edelim: Ma'lûm olsun ki, "ulûhiyet", ya'nî mertebe-i '"vahdet", Vahidiyet, kendisinde isim ve resim olmayan "ahadiyyet" mertebesi ile esmâ mertebesi ve sıfat olan "vâhidiyyet" arasında bir mertebe-i mutavassıtadır. Ve bu ulûhiyet mertebesi rubûbiyyet-i mutlakayı îcâb eder. Şimdi deniyor ki Uluhiyet Ahadiyet mertebesi ile yani ilah Uluhiyet, Ahadiyet mertebesi ile vahidiyet mertebesi arasında bir...
- **Mir'at-ül İrfân ve Şerhi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (58 MİR’AT-ÜL İRFAN ve ŞERHİ)
  > Bu hakîkatlere tam bir fiiller mertebesi düzeyinden baktığımızda bunları anlamamız, vahdeti anlamamız, tevhidi anlamamız ve müslüman olmamız da mümkün değildir. Esmâ ve sıfat mertebelerine aşama yapıyor ve oradan bakabiliyor isek ancak bu meseleler çözüm yoluna girer. Bizlerin olduğumuzu zannettiğimiz müslümanlık hayâlimizdeki vehmimizdeki müslümanlıktır, âhirette bize en başta sorulacak olan “O sizinle beraberdi...
- **Reşahât — Aynü'l-Hayât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (65 Reşahat Ayn-EL Hayat)
  > O zaman vahdet, birlik oluşmamış olduğundan muhabbet ortaya gelmemiş olmaktadır. İşte bu tür şeylerin değişmesi mümkün değil. Hem sûri ifadeleri bakımından hem de mâ’nâlarındaki ifadeleri bakımından. Çünkü “lâilâhe illâllah” kelimesini hiçbir beşerî lisânda karşılığını bulmak müm-kün değildir.
- **Kelime-i İsmâiliyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İsmâiliyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Aliyye)
  > Ya'ni emsâl ve ezdâd kalkıp "vahdet-i vücûd" zâhir olduğu vakit, ancak Hak bâkî kalır ve âlem fânî olur; çünkü âlem kesreti iktizâ eder. Vahdet-i vücudun zuhûrunda ise kâin, ya'ni âlem bâkî kalmaz.
- **Kelime-i Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Şuaybiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kalbiyye)
  > " Ya'ni "Hak Teâlâ kalbe sığdığı vakit, O'nunla beraber mahlûkāttan O'nun gayrısı sığmaz” kelâmının ma'nâsı budur ki: Hak, ahadiyyet-i zâtiyyesi sûretiyle kalbe tecellî edip, bu tecellî-i zâtînin nûru vech-i kalbi kaplayınca, cemâl-i vahdetin zuhûru indinde, artık başka bir şey görmek mümkin değildir. Zîrâ nûr-i vahdet zâhir olunca, kesret mahvolur. Ni- tekim güneşin tulûu hîninde, onun galebe-i envârı hasebiyle,...
- **Kelime-i Şîsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Şîsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nefsiyye)
  > Buna "feyz-i akdes" ta'bîr ederler; ve Hakk'ın bu tecellîsi ile “mertebe-i ilm"e tenezzülü mertebe-i esmâ ve sıfât, vahdet ve ulûhiyet mertebesidir. Ondan sonra zât-ı Hakk'ın her bir mertebeye tenezzülü, bu mertebe-i ilimde hâ- sıl olan esmâsının sûreti üzerine olur.
- **Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (168 31 Sohbet aras sohbetlerden se meler yeni)
  > Hareminde hiç gayrı yok, Zâhirle bâtın arası. Zâhirinde de bâtınında da arasında da gayrı yok, ama vahdet gözlüğüyle bakarsan yok! Kesret gözlüğüyle bakarsan hepsi ayrı, gayrı herkes bir telden çalıyor. Tek gözlükle bakarsan Hakk'tan başka bir şey müşahede edemezsin.
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (237 29 35 Ku Ker Yol  Ankebût Sûresi    Murat Derûni)
  > Bu yemekler vahdet yemekleri yenen yerlerde irfan sofraları"dır . “ İz- -T-B- ” Kim ki bu talepte kendi bulunan hüviyet yönünün hakikati ile talepte bulunuyorsa, “Hüve” ile yani Ahadiyetin hüviyet yönü ile bilici ve işiticidir. Bu hüveden, hüvesine olan taleptir.
- **Karagün Dostuyum (Cilt 2)** — Nusret Tura (85 Karagün Dostuyum (ii))
  > Vahdeti vücûdun idrâki buradan başlar. Hıristiyanlar ve bunlara uyanlar, bu ilme panteizm derler, tevhid ilmi diyemezler. Çünkü arapçadır. Akılları ermez, bilmezler ki kendileri de o deryânın birer katresidirler. Aziz kardeşlerim.
- **İsrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (38 17 İ̇sra-Sûresi̇)
  > İlk Âyette geçen “esrâ” kelimesinin Lâtin harfleriyle Ebced sayı değeri (262) dir (2+6+2= 10 ) sıfırı ayırdığımızda (1) kalıyor ki, bu da “Vahdet” tir. “esrâ” ( اسرى ) Arapça harfleriyle Ebced sayı değeri ise (283) tür. Kendi içinde toplarsak, (2+8+3= 13) tür ve görüldüğü gibi hayrettir.
- **Hadîd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (263 57 46 Ku Ker Yol  Hadid Sûresi   Murat Derûni)
  > Dünya zaten tabiat zulmetinde yoğun olduğundan bunu da var zannetmek Nûr’a en büyük perdedir ve Veli ismi dışında başka türlüde bu zulmetten Nûr’a çıkmanın imkân ve ihtimali yoktur, hafız ol her gün bir hatim oku, burasını bin defa oku bunun tahakkuku mümkün değildir okumanın o mertebedeki kazancı neyse onu kazanırsın orası ayrı konudur. [55] “ İz- -T-B- ” "Zulümât, nefsin 'ene' (benlik) perdesiyle Hakk'ın vahdet...
- **Kelime-i Eyyûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Eyyûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Gaybiyye)
  > İmdi Hak vücûduyla abdin sûretinde müteayyin ve mütekayyid olmak- la onu üstünden it'âm ederek hıfzeyler; ve abdin vücûdu Hakk'ın vücû- duna muzâf olan bir vücûd olup, Hak onun içi ve bâtını olmakla onu tahtından it'âm ederek hıfzeyler. Eğer Hak abdi fevkinden ve tahtından it'âm ederek hıfz [19/9] etmemiş olsa ma'dûm olurdu.
- **Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Hûdiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ehâdiyye)
  > ...ûdu ise nisbî ve i’tibârîdir. Ve bu mertebede “vahdet” Vâhid’in na’tıdır, “zât”ı değildir. Üçüncüsü:“Ahadiyyet-i ef ’âl”, [10/2] ahadiyyet-i te’sîrât ve müteessirâttı...
- **Kelime-i Yûsufiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Yûsufiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nûriyye)
  > ...Hak olduğunu, vahdet gözü ile temâşâ edip onunla ta’bîr eylemektir. Bu zevk ile mütezevvik olanlar, ancak ( ) Efendimiz’in vârisleridir. Onun için Hz. Şeyh (r.a.) bu...
- **Hikâyeler, Vecizeler, Atalar Sözü** — Nusret Tura (84 Hikâyeler – Vecizeler – Atalar sözü)
  > Nehir sûkünet bulmuş, zalimler affa uğramış, kurtulmuşlardı. Mansur, tam vahdet ehlidir. Aşk ile doğmuş, aşk ile yaşamış, aşk ile bu kadar fedakârlığa katlanmış, ruhiyle beraber aşkını da sahibine teslim etmiştir. Suları teskin eden o hırkada vücut kokusu, ter ko- kusu değil gül kokusu, aşk kokusu vardı.
- **Secde Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (256 32  Ku Ke Yol Secde Suresi Muharrem Avan)
  > Burası sıfat mertebesinin bittiği ve zat mertebesine geçişi simgeler. Bundan öteye Cebrail de olsa geçemez ve yanarım der. Çünkü vahdet teklik gerektirir orada ondan başkası olamaz. Denilirse ki peygamber efendimiz orada idi ve rabbi ile görüş ozaman bu ikilik olmuyor mu.
- **Kalem Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kalem Suresi)
  > Vücûd varlığı da bunları kapladığından ikinci karanlık içerisindedir. Vücûd varlığını da nasıl ki; suyun, içindekilerini kapladığı-sardığı gibi, oksijen deryası kaplayıp sarmaktadır. Bu da üç üncü karanlıktır.
- **Tuhfetu'l-Uşşâkî** — Terzibaba - Necdet Ardıç (08 Tuhfetul Ussaki)
  > Hakiki vücud, hakiki imkana zattır, hakikat herhangi bir şeye döndürülemez. Öyle ise Vahdet-i Vücut, ne demektir dersen, evet Vahdet-i vücud: (Vahdet-i vücud-i vacip) manasınadır ki: La ilahe illallah, ül Vahidil kahkar gibi nice ayetlerle sabit, aklen ve naklen delillerine nihayet yoktur.
- **Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (108 3 Ru ya Mana Alemi Terzi Baba ile ilgili zuhuratlar)
  > Daha önce seyri sülûkunda Allah’ın beytini KÂ’BE’yi tavafı öğreniyor ve yaşıyor. O öğrendiklerine ise, burada haremde mühür vurduruyor. Ayrıca irfaniyetin değerini vahdet ve tasavvuf eğitiminin ve bunları bize bahşeden pirimizin büyük bir nimet olduğunu idrak ettim. Orada o zaman diliminde kendisinin yanında bulunmamın onun himmetiyle olduğuna da hiç şüphe etmedim.
- **TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (190 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Yani Celali isimlerdendir, Ve bu vahdet (teklik) Yahya (a.s.)da dahî mevcûd olup onun ismi ve sıfatı ve sureti ve ma'nâsı ona aykırı, ters değil idi. Yani Kahhar esması tevhidi getiriyor, birliği getiriyor, Vahidiyeti getiriyor, ama burada dört değişik halinden bahsediliyor.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 1 (2000)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (134 2 2000 1 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > Museviyet tenzih mertebesi, Kelimullah, Ef’al tevhidi Halilullah, mertebesi, ama Muhammedür rasulullah, Muhammed Habibullah tevhid Vahdet oluşmuş oluyor. Ef’al, Esma, Sıfat, Zat yani bunlar namazın içindeki mertebelerdir. “Bir” rakamından nasıl bütün rakamlar çıkıyor, iki tane 1’i yan yana koy 2, üç tene koyarsan 3, ama hepsi 1’in tekrarından ibarettir.
- **Kâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (254 50 32 Kur Ker Yol Kaf Sûresi ve  Mustafa Hilmi Sâfî  Hz.   Murat Deruni)
  > Hurma dışı meyvası ve içinde bir çekirdeği vahdette kesret, çokluktaki birliği ifadesi sîfat tecellisi ve tatlı olması ile cennetteki sıfât tecellisini ifade etmektedir. Gök ise gönül göğü ve zât tecellisidir, varlığımızda oluşan bu sıfât tecellisi kaynağı ve aslı olan zâti tecelliye doğru uzanmaktadır. (Murat Derûni) ---------------- رِزْقًا لِّلْعِبَادِ وَأَحْيَيْنَا بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَلِكَ الْخُرُوجُ...
- **Nûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (236 24 24 Kur Ker Yol Nûr Sûresi   Murat Deruni)
  > Gökleri dumandan ve yeryüzünü onun köpüğünden halketti. Şimdi onun arşı su üzerinde vâki oldu.” “Allah Teâlâ”dan amaç, mutlak vücûdun “vahdet mertebesi”dir. “Halk”ın ma‟nâsı açığa çıkma ve açığa çıkarmadır. “Büyük bir beyaz inci”den kasıt “insâniyye hakîkati” mertebesi olan “ilk akıl”dır ki, buna “vâhidiyyet mertebesi” de derler.
- **Kamer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (261 54 44 Ku Ker Yol  Kamer Sûresi   Murat Derûni)
  > ” Vahdet yaşantısında “Güneş” “Hakikat-i İlahiyeyi”, “Ay” “Hakikat-i Muhammediyye” yi, “yıldızlar” ise, “Hakikat-i Beşeriyyeti” ifade etmektedir. Bunların her birerlerimizde faaliyete geçmeleri, gönül fezamızın irfaniyet yönünden faaliyete geçmesi demektir.
- **Namaz Sûreleri (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (68 1 Namaz-Sûreleri̇)
  > Zeytin ezildiğinde çıkan yağı tek olarak bütün zeytinleri içerisinde barındırmaktadır ki, kesrette vahdet’in ifâdesidir. Kesretten vahdete ulaşabilmek için biraz zaman geçmesi lâzımdır. Zeytin başlangıçta biraz acı ve yeşildir, hamdır, toplandığı gibi hemen yenmez, bir müddet kapalı yerde bekletilmesi lâzımdır ondan sonra belirli işlemlerden geçirilip yenecek hale gelir.
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (187 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Zîrâ insân-ı kâmil, vücûd-ı mutlakın cismânî ve nûrânî yani hem zahir hem de batın ve vahdet ve vâhidiyyet mer­tebelerinin hepsini câmi'dir. Ve bu mertebe zât-ı mutlakın en son tecellîsi ve en sonuncu libâs-ı taayyünüdür. Yani sonuncu meydana çıkma elbisesidir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 15** — Terzibaba - Necdet Ardıç (147 15 2 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > ...Vahdet oluşmuş oluyor. Ef’al, Esma, Sıfat, Zat yani bunlar namazın içindeki mertebelerdir. “Bir” rakamından nasıl bütün rakamlar çıkıyor, iki tane 1’i yan yana koy 2,...
- **Saff Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Saf Suresi)
  > İşte bu isteklere binâen, Hak da isimlere rahmet olarak ahadiyyet mertebesinden vahdet mertebesine tenezzül buyurmuştur. Bundan dolayı Hak, bu mertebede "ulûhiyyet" sıfâtıyla vasıflanmış olur. Ve ulûhiyyet, ilâhî isimlerin ilmi sûretler ile taayyünü mertebesi olan vâhidiyyet mertebesine tenezzül edince bu mertebede, bir olan vücût isimler ile taayyün etmiş olur.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmet Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9)
  > Sonra esfel-i sâfilîne reddettik" buyrulur. İmdi vahdet-i vücûd-ı ilâhiyyeyi ve rubûbiyyet-i mutlakayı ve sübût-ı Hakk'ı kısa bir zamandan ibaret olan bu hayât-ı dünyeviyyede bu akıl ve idrâk sayesinde tasdîk ve ikrar et! Eğer nefsinin inâdından dolayı bu tasdîk ve ikrardan imtina' edersen pek uzun olan hayât-ı uhreviyyede türlü türlü terbiye-i azâbiyye ile sana bu tasdîk ve ikrârı yaptırırlar.
- **Mektuplarda Yolculuk — M. Nusret Tura** — Nusret Tura (82 Mektuplarda yolculuk M.Nus Tura)
  > Evet, vahdet-i vücûd’da “her varlıkta Hakk’ın zuhûru vardır; en ufak zerre dahi bu saltanat sahibinden uzak değildir ve Hazre­ti Allah da tam manâsıyle Efendimizden zâhir olmuş ve yine onda gizlenmiştir; ama mertebelere vâkıf olmak ve riayet etmek de lâ­zımdır. Her varlığın kemal noktası, nûr-u Muhammedî’den hisse­sine düşen miktar kadardır.
- **Mutaffifîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (174 11 Ku Ker Yol Mutaffifin Suresi)
  > (24) Hu Ahmedin Vahdeti An ve An Allah, Nûr Âlîm… “Hu, Ahmedi, Vahdet”, birlik muhabbet perdesi ile örtmüş “küntü kenzen mahfiyen” ben gizli bir hazîneyim demiştir. An ve An yani Hazreti Âlî nin dediği gibi “El an” Allah var idi onun ile hiçbir şey yoktur.
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Lübbül Lüb)
  > B İ R İ N C İ T U R Bir kimse kendi cisminde, bedeninde tasarrufu olan cüz’i ruhunun varlığını idrak edip anlarsa, birinci tura dahil olur, ki buna Nefs-i natıka yani konuşan nefis derler. Vahdet, ehli katında; nefs, kalb, ruh, akl, sırr; hepsi tekdir, ancak sıfatı değiştikçe birer itibarî suret ve isim alır, derler. Nefs-i natıka, cisim ve cisme mensup arazdan değildir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 11 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (143 11 6 CD 2002 Sohbet Aras Sohbetler)
  > O ilim başka ilim vahdet ilmi tevhid ilmi Allah ilmi başka ilim işte biz Allah ilmi ile şeriat ilmini birbirine karıştırıp şeriat ilmini Allah ilmi zannetmişiz, yani İlahi ilim olarak şeriat ilmini zannetmişiz.
- **Altı Peygamber — Hz. Âdem** — Terzibaba - Necdet Ardıç (15 6 Pey 1 Hz. dem)
  > Böylece onların azgınlıkları büyük olur, yani vahdet vechi “yüzünden”kapanmaları ve perdelenmeleri artar. Şimdi; ey bu hikmet ve hakikatleri anlamak isteyen kimse! Kûr’ân-ı Keriym mâzideki Âdem ve Havvâ’dan değil, bizim her günkü hallerimizden bahsetmektedir.
- **Tevbe Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Tevbe Suresi)
  > O da budur ki, ulemâ-i zâhire; “eşyâ- da necâset ve bevl ve şâir eşyâ-yı hasîse vardır, binâenaleyh Hakk’ın zâtı eşyaya sârî olmak lâzım gelse, hâşâ ki Hakk’ın bunlara da sereyânı lâzım gelir" deyip, muhakkıkların mu’tekadı olan vahdet-i vücûdu inkâr ederler; ve eser olan bu eşyâdan tenzîh ettikleri Hakk’ın zât-ı müessiresini isbât ederler. Hz. Pîr burada işâret buyururlar ki: “Ey âlim-i zâhirî! Mâdemki eser-i ilâhî...
- **İnsan Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (50 76 İ̇nsan Sûresi̇)
  > Vahdet gözüyle bakıldığında ortada görülecek ayrı bir varlık kalmaz. Genel olarak bakış açılarını dört şekilde belirtebiliriz, Ef’âl âlemi îtibarıyla yani yaşanılan âlemin kanunları üzere bakış. Esmâ âlemi îtibarıyla, Sıfât âlemi îtibarıyla, Zât âlemi îtibarıyla.
- **İbretlik Bir Hikâye — Ustadan Uranos'a Tavsiyeler** — Terzibaba - Necdet Ardıç (169 10 bretlik bir hik ye daha Usta dan ra na tavsiyeler)
  > Bundan dolayı işin Hakk'a dönüşü hükmünü genelleştirip işin hepsi yânî övülmüşü ve kötülenmişi, Hakk'a döner bu­yurdu. Çünkü vücûd içinde mevcûd olan eşyâ, ya övülmüş veyâhut kötülenmiş olur. Bu iki halden başka üçüncü bir şey olması ihtimâli yoktur.
- **Salât (Namaz)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (05 Salat)
  > Biz burada namaz hocası kitaplarında belirtilen, namaz nasıl kılınır? şekli ile değil de; namazın daha ziyade ortaya çıkmamış olan manevi ve iç yönü, vahdet yönü ile ilgili kısımlarını ele almak istiyoruz. Cenab’ı Hak müsaade ettiği, aklımızın erdiği kadar inşeallah açıklamaya çalışacağız.
- **Câsiye Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (259 45 CÂSİYE SURESİ Abdürrezzak Tek (son))
  > Bu bakış, kesret âlemi ne dair bir perspektiftir. Ancak vahdet âlemi bundan daha yüce bir mertebedir; orada fâil, fiil ve müsebbeb ayrımı ortadan kalkar. Diğer yandan Hakîm isminin esmâ-i hüsnâ içinde yer alışı bazı itabarlar sebebiyledir.
- **Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi)
  > Temrinlerle uğraşan kimsenin çok uzun seneler ömrü olsa bile teklik vahdet, sahasına ayak atması mümkün değildir. Bizim yolumuz nefsin beşeri ihtirasları ile uğraştırmak değil doğrudan Hakk-ın tekliği üzeredir. T.B. ------------------- lazım düşünmeniz lazım yani bu minvalde yani mesela namazlarınıza dikkat etmek.
- **Sohbet Arası Sohbetler (26)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (158 26 Sohbet aras sohbetler)
  > ” Halbuki bu korku yüzleşmesinde onların nefisleri vehmin azdırması ile rûhlarını kendilerine meyil ederek o şecere-i mel’ûnenin meyvesi olan tabiat zulmetine el uzatırlar. Böylece onların azgınlıkları büyük olur, yani vahdet vechi “yüzünden”kapanmaları ve perdelenmeleri artar. Şimdi; ey bu hikmet ve hakikatleri anlamak isteyen kimse!
- **Kevkeb — Yıldız** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kevkeb Yıldız)
  > O yol üstünde yalnız olmak : Bütün isimleri kendinde toplamaya çalışması ile kesrette vahdet kendi tekliğinde olmak Çorba pişirmek : Yeni alınan malzemeler ile çorba aşı yapmak. Orta yaşlı birinin çorba istemesi : Yaptığınız çorbadan yani “manevi çorbadan” bir başkasına da fayda sağlamak.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 9 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (141 9 2002 5 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > O ilim başka ilim vahdet ilmi tevhid ilmi Allah ilmi başka ilim işte biz Allah ilmi ile şeriat ilmini birbirine karıştırıp şeriat ilmini Allah ilmi zannetmişiz, yani İlahi ilim olarak şeriat ilmini zannetmişiz.
- **Hucurât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (253 49 41 Ku Ker Yol  Hucurat  Sûresi   Murat Derûni)
  > Zeytinden kesrette vahdet biraz ekşi, zeytin acı ama cennetteki karşılığı olan hurma tatlıdır, neden? Biraz acı ve hem de üzerinde işlem yapılması gerekiyor. İşte nefsimizin eğitilmesi gerekiyor, nefsimizi temsil ediyor, zeytin başlarda sertliği ve acılığı ile bazı işlem ve terbiyeden geçerek, biraz da zamana bağlı olarak, siyahlığı ile kendi kemaline ulaşmış oluyor.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 7 (2001)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (139 7 4 CD 2001 Sohbet Aras Sohbetler)
  > İşte Cenab-ı Hakk, Akl-ı Kül’ün gölgesi olan Nefs-i Kül’ü Akl-ı Kül ifadesi ile Âdem’i Nefs-i Kül ifadesi ile Havva’yı tek bir varlık olarak halk etti, çünkü dinimiz vahdet dini kesret dini değil tek her yerde bu teklik geçerlidir. Ve işte bunu bir kendinde olmadığı gaflette olduğu uykuda olduğu ve yakaza halinde olduğu bir yerde o gölgeyi kendisinden yavaşça ayırdı. Bakın aynini karşı eş olarak ikiye çevirdi...
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Îseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nebeviyye)
  > İmdi sen bu tenbîh-i rûhiyye-i ilâhiyyeye bak ki ne kadar latîf ve rakîktir! Ya'ni "cem' ile fark" ve "tahdîd ile tenzîh" ve "kesret ile vahdet" ve "dıyk ile si'a” [15/92] ve “isbât ile nefy” ve “kurb-i nevâfil ile kurb-i ferâiz" tenbîhine mübtenî olarak rûhî ve ilâhî olan Îsâ (a.
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İbrâhîmiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Müheymiyye)
  > Birisi o küpe düştüğü vakit, sen ona kalk desen; ya'ni mertebe-i vahdete vâsıl oldukda, sen ona bu mertebe-i hüviyyetten ayrıl, kalk beşeriyete çık desen, şevkinden o sana: “Küp benim, ya'ni vahdetin küpü ve hüviyetin nûru benim. Sen başkasın diye bana levm etme!
- **İlâhîler Derlemesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (87 İ̇lâhîler - Derleme)
  > ------------------------ Bahar içre baharım ben, heyulâyı cihanım ben, Aşk derdine devayım ben, beni kaldır gör Allah’ı Zaman içre zamanım ben, mekân içre mekânım ben, Vücûd içinde cânım ben, beni kaldır gör Allah’ı Gözünde nokta-i nûrum, özünde inleyen rûhum, Günün her vakti sarhoşum, beni kaldır gör...
- **Genç ve Elmas Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (27 Gen ve elmas dosyas)
  > Ne zaman ki, Sultan Mahmud denilince, Ayaz akla geliyorsa vahdettir artık. Yine de Sultan Mahmud, Sultan’dır. Ayaz ise Sultan’la Ayaz olmaktadır. İşte şimdi bura da sorumuz başlıyor. Acabâ o genç te aynı onlar gibimi davrandı, yoksa onların tam tersimi! Yâni elması kırdımı?
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hicr Suresi)
  > Bir başka yönden, tafsîl edilmiş olması, kesretteki vahdetin ifâdesidir. 12-Yûsuf Sûresi: “ Bunlar apaçık kitâbın ( Kitâbil Mübîn ) âyetleridir .” Kitâbın apaçık olması, ilâhî hakîkatleri âdeta bir tercüman gibi insânın idrâk seviyesine getirip açıklamasına işârettir.
- **Sohbet Arası Sohbetler (25)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (157 25 sohbet aras sohbetler)
  > 2012 Sohbet: 12) Bugünkü sohbet mevzuumuz yine genelde olduğu gibi tevhid-i ilahi yani vahdet hakkındadır. Daha evvel yapılan sohbetler bilindiği gibi aynı istikamette Cenab-ı Hakkın varlığını, birliğini, tekliğini idrak etmemiz, bu anlayış içerisinde de bizim yerimiz nedir.
- **Terzi Baba’nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı Yüksek Lisans Tezi** — Canan Çalışkan (Terzi Baba’nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı)
  > Bu yıllarda Abdullah Salâhî Uşşâkî’nin vahdet-i vücûdla ilgili yazdığı “Miftâhu’l Vücûd” isimli eserini ve İbn Sîna’nın ölüm korkusundan kurtulma, namaz, hüzün, kan alınacak damarlar, yolculuğa çıkacak kişinin tıbbi açıdan nelere dikkat etmesi gerektiğiyle ilgili risalelerini tercüme etti.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 6 (2001)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (138 6 2001 4 CD Sohbet Aras Sohbetler)
  > İşte Cenab-ı Hakk, Akl-ı Kül’ün gölgesi olan Nefs-i Kül’ü Akl-ı Kül ifadesi ile Âdem’i Nefs-i Kül ifadesi ile Havva’yı tek bir varlık olarak halk etti, çünkü dinimiz vahdet dini kesret dini değil tek her yerde bu teklik geçerlidir. Ve işte bunu bir kendinde olmadığı gaflette olduğu uykuda olduğu ve yakaza halinde olduğu bir yerde o gölgeyi kendisinden yavaşça ayırdı. Bakın aynini karşı eş olarak ikiye çevirdi...
- **TB. Kelime-i Mûseviyye** — Ahmet Avni Konuk (Kelimeyi Museviye TB. ŞErhi)
  > * * * Bu hikmetin tavzîhi için bir mukaddeme lazımdır: Vücûd-ı hakîkî-i Hak, “ahadiyet”, “vahdet”, “vâhidiyet” mertebelerinde vitriyet üzere olup, libâs-ı gayriyyetle mertebe-i rûhiyyete tenezzülünde şef ’iyetle muttasıftır.
- **Târık Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Tarık Suresi)
  > [21] Yukarıda anlatılan “Nefsi Benlik” , “İzâfi Benlik” , “İlâhi Benlik” denilen Ef’âl, Esmâ, Sıfât mertebesi benliklerini cem edilebilirse yani bunların aslında “Zât-i Benliğe” bağlı olduğunu anlayabilir ve bunu kendi bünyesinde vahdet edebilirse “Cem’ül Cem’ül Cem ile Hüdâ nın kapıları feth olur”. [22] Ef’âl, Esmâ, Sıfât bir edilirse bu da Hüdâ olur, Hüdâ da zâten pâdişâhtır. Pâdişaha bütün kapılar açılır....
- **Kelime-i Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Üzeyriyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kaderiyye)
  > Ancak kuyûddan mutlak ve şâhid ve meşhûd vahdeti ile mevsûf olan insân-ı kâmilin ayn-ı câmiasında, kâffe-i a'yân mündemic olduğundan, o zât-ı devlet-simât kendi “ayn”ında, cemî'-i a'yânı müşâhede eder. Zîrâ Hakk'ın ilmi, insân-ı kâmilin ilmidir; ve O'nun zâtı hulûl ve ittihâd olmaksızın, insân-ı kâmilin zâtıdır.
- **Tâ-Hâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (57 20 TÂ HÂ Sûresi̇)
  > ” ********** Demek ki kişi Mûsevîyyet mertebesine geldiğinde bu şekilde ihtiyaçları oluyor. Dili peltek oluyor, yani tam bir Muhammedîyyet düzeyine ulaşım olmadığı için vahdet hakîkâtlerini tam olarak anlatamıyor. Anlatabilmesi için kendisi gibi bir yardımcı istiyor. Ve samimi olan bu istek neticesinde kendisinin talebleri veriliyor, yeterki bizler istemesini bilelim.
- **Hacc Divanı** — Terzibaba - Necdet Ardıç (02 Hacc Divan)
  > Kalır bir zaman fenada, Daim olur bu huzurda, Bulunur fena fillah'da, Rasule iki defa gelinir. Bilemez kişi kendini, Doldurur da Hak bendini, Artırır vahdet ilmini, Resule iki defa gelinir. İkide döner dünya ya, Sırdaş olur Kibriya ya, Benzemiş'tir Mustafa ya, Rasule iki defa gelinir.
- **Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Tuzak, Mekr, Hileli Zuhûrât (6)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (172 6 Ru ya Mana Alemi Tuzak Mekr Hileli Zuhuratlar)
  > Hakkın sevgili “Nakışçı” hanımla siz Muhterem hocamı karşıma çıkarıp, Vahdet bilgilerini sizlerin kanalıyla bana lutfedip, o kırık gönlümün eskisinden çok daha güzel bina edileceğini nasıl tahmin edebilirdim ki? Bilseydim herhalde o zamanlar çok üzülmezdim. Muhterem hocam, 53 yaşında bu muhteşem eserle tanışmak nasib oldu. Allah izin verirse Eylül başına kadar burada olmak istiyorum.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 19 (2006)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (151 19 12.cd 2006 Sohbet Arasi Sohbetler)
  > Cân-ı Dilde hâne Kıldın Âkıbet Cân-ı dilde hâne kıldın âkıbet Gönlümü virâne kıldın âkıbet Ol cünun zincirini tahrik edip Sen beni divâne kıldın âkıbet Aşk-ı bî pervâya mahrem eyledin Akıldan bigâne kıldın âkıbet Dâne-i nâçiz idim ben zir-i hâk Dâne-i yüz dâne kıldın âkıbet Dâne iken bağ ü bostan eyledin Hâki pür kâşâne kıldın âkıbet Cümleden kat’ eyledin çün gönlümü Vâsıl-ı cânâne kıldın âkıbet Hamr-ı vahdetten...
- **Kelime-i Âdemiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Âdemiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İlâhiyye)
  > Çünkü eğer mahallin isti’dâd-ı mec’ûl-i vücûdîyi kabûle isti'dâd-ı zâtîsi olmasa idi, feyz-i dâimi kabûl etmeğe müstaid olmaz idi. &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash (Hicr, 15/29) [Ben insana ruhumdan üfledim.
- **Mü'min (Ğâfir) Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (249 40 42 Ku Ker Yol  MÜ'MİN Sûresi   Murat Derûni (2))
  > Meseleye “Vahdet-i Vücud” (vücudun birliği) yönüyle baktığımızda; bütün bu âlemler Hakk’ın varlığında Hakk’ın vücuduyla mevcud olduklarından, ayrıca başka bir âlem de olmadığından, esasen hiçbir şekilde semavat ve arzın dışına çıkma imkanımız yoktur. Bu çıkış batini olarak, beşeri anlayışımızdan, “şey’iyyet” ve “men’iyyet” imizden çıkmaktır. Yukarıda belirtilen aşamaları yapamayan kimseler, semavat ve arzın...
- **Kelime-i Lûtiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Lûtiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Melkiyye)
  > Zîrâ insân-ı kâmil, vücûd-ı mutlakın cismânî ve nûrânî ve vahdet ve vâhidiyet mertebelerinin hepsini câmi'dir. Ve bu mertebe zât-ı mutlakın en son tecellîsi ve en sonuncu libâs-ı taayyünüdür.
- **Âl-i İmrân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (40 3 ÂL-i İMRÂN-SÛRESİ)
  > İmân etmekle dışarıda olan bir çok bağlardan kurtulup tek bir olan Allah’a yönelme gerçekleşiyor, eğer imân edilmemiş olursa insân düşüncesi tek istikamette top-lanmış olmaz fakat imân vahdet yaşamı değildir ve imândan vahdete geçmek gerekir. İmânda bir imân eden bir de imân edilen vardır her ne kadar çokluktan ikiliğe kadar gelinmiş ise de vahdete geçilmemiştir.
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (118 52 Tûr Sûresi̇)
  > Nusret Babamızın ilâhi emâneti Terzi Babamıza vermeden önce söylediği, “Benim sebebi vücûdum sen imişsin,” sözü aslında buraya vurgudur. Ayrıca “nasrun minallahi” ve “fethun karîb” âyeti ile de, “size yakın bir fethi Allah’ın yardımıyla müjdeliyorum,” derken aynı konuya vurgu yapmıştır.
- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (191 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Yani vahdet-i vücudu inkar eden çok ağır bir suçlama yapmış olur, o zaman vahdet-i vücudu inkar etmek demek başka ilahlar edinmek demektir, kişi farkında olmadan, eğer vahdet-i vücut olarak tek olarak görmez de Allah yukarıda aşağıdakiler mahluktur yaratılmıştır, halktır halkiyettir der de bu vücudu başka ayrı bir vücut olarak görürse zaten şirk ehli olmuş olur, isterse başı secde de olsun. Ancak bu açık şirk değil,...
- **Mü'minûn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (239 23 7 Mu'minûn Sûresi.T.O.Cem Cemâlî)
  > Vahdet-i vücûdu tasdikten ürken ancak evhâmdır. Zîrâ nazar-ı vehmî (vehme dayalı bakış) Hakk'ın vücûduyla vücûd-ı kevnîyi (halk edilenlerin varlığını) ayrı görür. İmdi Lokmân tekellüm ettiği (söylediği) şeyle ve kendisinden sükût eylediği şeyle, muhakkak Hak, her ma'lûmun (bilinenin) "ayn"ı olduğunu haber verdi.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 10 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (142 10 CD 2002 Sohbet Aras Sohbetler)
  > Yani herhangi bir Arapça bilen kimse eğer bu tevhid, vahdet eğitimini almamışsa kendisi onu kendi anladığı şekilde Arapça’nın sadece beşeri lisan yönüyle işte zamanlamaları Ayşe geldi, Fatma geldi, biz gittik biz geldik gibi şeyleri ile lisan sistemleri içerisinde ancak görebilir.
- **Kelime-i Dâvûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Dâvûdiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Vücûdiyye)
  > )in ve gerek sâir enbiyânın hâiz olduğu ve olmadığı bilcümle kemâlâtı câmi'dir. İşte kemâl-i vücûdî, Dâvûd (a.s.)da etemm olarak zâhir olduğu için Hz. Şeyh (r.a.) “hikmet-i vücûdiyye”yi Kelime-i Dâvûdiyye'ye muhtass kıldı.
- **Kelime-i Lokmâniyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Lokmâniyye'de Vâki' Hikmet-i İhsâniyye)
  > [23/22] Hafî olmasın ki, bu vahdet-i vücûd meselesinde tîz-fehm olmak lâzım- dır. Zîrâ kıldan ince ve kılıçtan keskin bir sırâttır. Binâenaleyh bu mes'e- lede ba'zı kimseleri semâ-i hidâyete ve ba'zılarını dahi çâh-ı dalâlete çeker.
- **Gülşen-i Râz ve Şerhi (2)** — Mahmûd-ı Şebüsterî (123 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ)
  > ------------------- ********* NOT= İkinci kayda alanlarıda yaz Murad fazıl diğerleri Gülşen-i Râz tasavvufun vahdet-i vücud okuluna ait bir eserdir. Veciz bir üslupla vahdet-i vücudun temel argümanlarını ortaya koyar. Eserin klâsik İslâm ve özellikle tasavvuf edebiyatındaki tesiri büyük ve sürekli olmuştur.
- **Ra'd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (255  13 Ku Ke Yol Ra'd Sûresi)
  > İnsanın işi, bu büyük senfonide kendi sesini bilinçli olarak katmak ve evrensel harmoniyle uyum içinde olmaktır. İrfanî bakış açısına göre , tüm varlıkların Allah’ı tespih ettiği anlayış, vahdet-i vücûd düşüncesiyle örtüşür. Buna göre: Varlık, Allah’ın tecellilerinin bir yansımasıdır. Her şey O’nun varlığına işaret eder ve her şeyin kendine özgü bir zikri vardır.
- **Lokmân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Lokman Suresi)
  > Hazret-i İbrâhîm'in getirdiği tevhid-i ef’al hukukunu, Haz­reti Musa'nın getirdiği tenzih hukukunu, Hazret-i İsa'nin getirdiği teşbih hukukunu, Hazret-i Muham­med'in getirmiş olduğu tevhid ve vahdet hukukunu, ümmetleri, peygamberlerinin isimlerine izafeten İbrâhîmilik, Musevilik, İsevilik, Muhammedilik olarak isimlendirmişlerdir ve böylece kulların yanındaki dinler ortaya çıkmıştır.
- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (234 22 27 Kur Ker Yol Hac Sûresi   Murat Deruni)
  > Birin gayrı her ne görür isen o puttur. Bizim Mesnevîmiz ise vahdet dükkânıdır. Bu dükkânda tâliblere vahdet-i vücûd sırrı satılır ve ta’lîm olunur. Eğer Mesnevî-i Şerîfte o vücûd-i vâhid-i hakîkîden başka kıssalann ve hikâyelerin sûretlerini görür isen, bunlar maksûd-bizzât değildir.
- **Kelime-i Tevhîd** — Terzibaba - Necdet Ardıç (10 Kelimeyi Tevhid)
  > İtikaf, dünya işlerinden belirli bir süre uzaklaşıp o süre içerisinde zikir ve daha çok ibadetlerle meşgul olarak Hakk'ta fani olmaktır, "vahdet"tir (birlik). 4. Serir sütunu Efendimiz (sav.) itikafta iken yanına yataklarını koydukları sütun. İtikaf, dünya işlerinden belirli bir süre uzaklaşıp o süre içerisinde zikir ve daha çok ibadetlerle meşgul olarak Hakk’ta fani olmaktır, “vahdet”tir.
- **Kasas Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (55 28 Kasas Sûresi̇)
  > Çünkü Mısır’da Nil nehri vardır ve onun bereketi, hakikâti, yaşam kaynağı vardır ve aynı zamanda çöl hakikâtleri yani vahdet hakikâtleri de orada yaşanmaktadır. Fir’âvn ve Hâmân yani nefsi emmâre ve levvâme bu yerleri bu mertebede hükmü altına almıştır ve Rahmâniyyeti temsil eden Mûseviyyet kavminide hükmü altına almıştır. Öldürdüğü erkek çocuklarından kasıt ise aklı küll’ün zuhurlarıdır.
- **TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (189 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > اِنَّ فِى ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ اَوْ اَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ 50/37- Şüphesiz ki bu hatırlatıcı, şuur sahibi yahut uyanık olarak dinleyen kimse içindir! Beyt: Tercüme: "Ey Câmî, sus ki sırr-ı vahdet kuş dilidir. Bu esrarı anlamak Süleyman'dan gayrisine lâyık değildir." S O N بِ سْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ BU FASS KELIME-İ DÂVÛDİYYE'DE OLAN "HİKMET-İ VÜCÛDİYYE" BEYÂNINDADIR Ma'lûm...
- **13 ve Hakîkat-i İlâhiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (13 ve Hakîkat-i İlâhiyye)
  > Elifte; nokta gayb’da olduğundan his gözüyle bakanlar ancak elif’i gördüler. Kelime-i Tevhid’te nokta olmaması sırf nokta olduğundandır. Zira Tevhid, vahdet-i isbattır, vahdet ise ayn-ı noktadır ve Muhammad (s.a.v.) vahdetin tam kemalli zuhur mahallidir. Ve Onun ikincisi ve mertebesinde müşterek olanı yoktur.
- **Er-Rahmân** — Terzibaba - Necdet Ardıç (09 ER RAHMAN)
  > Meseleye “Vahdet-i Vücud” (vücudun birliği) yönüyle baktığımızda; bütün bu alemler Hakk’ın varlığında Hakk’ın vücuduyla mevcud olduklarından, ayrıca başka bir alem de olmadığından, esasen hiçbir şekilde semavat ve arzın dışına çıkma imkanımız yoktur. Bu çıkış batini olarak, beşeri anlayışımızdan, “şey’iyyet” ve “men’iyyet” imizden çıkmaktır.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 2)** — Abdulkerim Cili (114 1 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Ama, vahdet hakikatlerine bu kelam yetmiyor, aciz kalıyor" diyecek. İşte bu acizliği anlamamız gerekiyor. (İmam Rabbani hz.'ne Vahdet-i Vücud ile ilgili bir mesele sorulduğunda " Bu fakirin aklı onlara ermiyor" demiş.) Kendi aczini belirtiyor ama işte o, tam acizlik değildir.
- **Kelime-i Hârûniyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Hârûniyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İmâmiyye)
  > ...fına avlamak için bir tuzaktır. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz Ve’n-Necm sûre-i şerîfesini mü’minler ile kâfirlerden mürekkeb bir cem’iyet içinde okuduğu vakitلــلَّات َأفَرَأيْتُــم ُ أخْــرَىالْلِثَــة َ...
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 4)** — Abdulkerim Cili (117 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Vücudu mutlak yani Allah'ın mutlak varlığı manasında, bu mevcud âlemler değil de, var anlamında. Bu mutlak vücud, tecelli ettiği zaman, Vahdet-i Vücud hükmünü ismini alıyor ve bunun hakikati de Vahdet-i Şuhud yani müşahede eden de Vahdet-i Şuhud'la müşahede etmiş oluyor.
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç (131 Kur n Ker mde yolculuk 53 Ayetleri ve Tezi Baba)
  > Birin gayrı her ne görür isen o puttur. Bizim Mesnevîmiz ise vahdet dükkânıdır. Bu dükkânda tâliblere vahdet-i vücûd sırrı satılır ve ta’lîm olunur. Eğer Mesnevî-i Şerîfte o vücûd-i vâhid-i hakîkîden başka kıssalann ve hikâyelerin sûretlerini görür isen, bunlar maksûd-bizzât değildir.
- **Meryem Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (30 19 MERYE)
  > Vahdet-i Vücûd’un içerisinde bir bütün olarak bulunan bu mertebeler kişilerde Vahdet-i Şuhud olarak tek tek hakîkâtleri ortaya çıkarıldıktan sonra ancak gerçek yerlerini bulabilmektedirler. Şuhud ile hakîkâtleri idrâk edilemeyen bu mertebeleri ne kadar okursak okuyalım sonuçta hepsi geçmişteki yerlerinden öteye gidemez ve bize bağlantıları olmaz ve bizim dışımızda kaldıklarından dolayı da bunlardan eksik oluruz.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 8 (2002)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (140 8 2002 10 CD Sohbet Aras Sohbet)
  > Ölmeden evvel ölen kimselerin varlığında Hakk’tan başka bir şey kalmadığından ikilik de düşer, teklik olan “yakıyn”lik kalır. Kişinin bâtınında kendi yoktur, ki imânı olsun; zâhirinde ise, vücûd heykeliile, hayâl gibi dolaşıp durmaktadır. İman yazıda nereden kaynaklanıyor, “elif”, ”mim”, “nun” dur.
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (165 9 Kiyâmet Sûresi̇)
  > Burada “ölüyü diriltmek” ma’nâsınadır ki, bundan murâd, mevt-i ihtiyârî ile ölüp Hak’ta fânî olduktan sonra Hakk ile bâkî olmak ve ta’bîr-i diğer ile fenâ-fillah ve bekâ-billah hallerinin husûlü ve vücûd-i abdânînin vücûd-i Hakkânî’ye değişimidir; ve vahdet-i vücûd sırrı hâlen ve zevkan bu ba’sden sonra bilinir ve anlaşılır. 837. Ba'sin şartı evvelen ölmektir. Zîrâ ki ba's ölmüşten diri etmektir.
- **İnsân-ı Kâmil (Cilt 5)** — Abdulkerim Cili (166 İ̇nsân-I Kâmi̇l)
  > Fususul Hikem'in baş taraflarında şöyle diyor: Vücudu mutlak, ruh mertebesine tecelli ettiği zaman, vücudu mutlak yani bu âlemlerdeki mevcut vücud değil, vücud dendiği zaman, biz madde manasında bir vücud düşünüyoruz, o öyle değil. Bu vücud dediğimiz zaman vahdet-i vücud yani tek vücud diye belirtilen bu, madde âleminde ama vücudu mutlak diye belirtilen anladığımız şekli manada bir vücud yok, mevcud manasına, kendi...
- **Gülşen-i Râz ve Şerhi (1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (75 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ)
  > Terzi Baba Tekirdağ (18/08/2012) Cumartesi: Ramazanın (30) u son Arefe-Âriflik günü. ********* Gülşen-i Râz tasavvufun vahdet-i vücud okuluna ait bir eserdir. Veciz bir üslupla vahdet-i vücudun temel argümanlarını ortaya koyar. Eserin klâsik İslâm ve özellikle tasavvuf edebiyatındaki tesiri büyük ve sürekli olmuştur.
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (192 Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > Kayıtlı akıllılar tercüme ettiklerinden kayıtlı akıllarına göre ve beşer varlığının vehim ve hayal düşüncesi içerisinde o anlayış içerisinde yorum ve cevaplamaya çalıştıklarından Kur’an-ı Kerim’in aslı gerçek tevhidi hali gerçek vahdet hali ortadan kalkmış oluyor. Musa’nın (a.s.) karşısına çıkması firavnı bir bakıma sevindirdi, çünkü böyle zeki ve döneminde medeniyette ileri gitmiş bir Mısır toplumunu yöneten bu...
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2)
  > İhtiyar çalgıcının hâli, "fenâ-fillâh" (Allah'ta yok olma) hâli olduğu zaman, gerek ihtiyarın kendisi gerekse hâli, kendi varlıklarından gizlendi; yani çalgıcıya vahdet-i vücûd (varlığın birliği) sırrı ortaya çıktı ve onun nazarında kendisinin benliği Hakk'ın varlığı ile örtüldü. İhtiyar çalgıcının hâli, “fenâ-fillâh” hâli olduğu vakit, gerek ihtiyarın kendisi ve gerek hâli, kendi varlıklarından ihtifâ etti; ya'nî...
- **Altı Peygamber - Hz.İbrahim (a.s) Halillullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç (24 6 Peygamber (3))
  > Çünkü o akşam orada bunları dinleyecek (kulak) yâni “ümmet” henüz yok idi, bu okuma kendinden kendine ve kendinde olanı, (vahdet) teklik, okuması idi. Bu okumanın diğer yönü ise kendisi hakikat-i yönünden okuması ve yine kendisi, zuhuru yönünden dinlemesi idi.
- **Sâd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (248 38 Sâd Sûresi Abdürrezzak tek Muhtefi.)
  > Vahdet-i vücûd anlayışı, tek hakikatin farklı mertebelerde tecellî ederek çokluk halinde görünmesini temellendirir. Bu sebeple İbnü’l-Arabî, âlemde bir çokluk bulunduğunu reddetmez; bilakis mertebeler görüşüyle bu çokluğu izah eder. Böylece şeriat açısından gerekli olan Allah–âlem veya Allah–kul ayrımını kabul eder, fakat bu ayrımı asıl ve kaynak bakımından birliğe döndürür.
- **Vâkı'a Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (262 56 Ku Ker Yol Vâkıa Sûresi)
  > “Rab”, varlığa taalluku olan vücûdî isimler zümresindendir. Bu yönüyle özellikle Rahmân ismiyle sıkı bir irtibat içindedir. Zira terbiye, terbiye edilene ulaşan ve onun varlığında etkisini gösteren olumlu ve kurucu bir varlık fiilidir.
- **Terzi Baba (Cilt 1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (12 Terzi Baba 1)
  > Halvetiyye yolunun özünde Tevhid görüşü ve anlayışı hakim oldu-ğundan kendisinden doğan kolların birçoğu Muhyiddin-i İbn'ül Arabî'nin "Vahdet-i Vücud" görüşünü benimsemişlerdir. HALVETİYYE Hz. Pir Ömer Halvetî'nin vefatından (1397) sonra bir-çok kola ve şubeye ayrılmış olup Anadolu, Suriye, Mısır, Balkanlar ve Kuzey Afrika'ya yayılmıştır. Sarı Abdullah Bosnevi " Semaratül Fuad" adlı eserinde; “Halvetiyyeh”...
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç (28 (tesbîh VE Zi̇ki̇r))
  > ...onuçta hepsi geçmişteki yerlerinden öteye gidemez ve bize bağlantıları olmaz ve bizim dışımızda kaldıklarından dolayı da bunlardan eksik oluruz. Bu âyeti kerîmede belirtildiği üzere demek ki bu mertebede “abd” yâni...
- **İnci Tezgâhı (1)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (41 (İnci tezgâh-ı))
  > ************ MERTEBE-İ (a) Şeriatte; fark ile amel, (b) Tarikatte; cem ile kemâl, (c) Hakikatte; cem’ül vasıl olmakla, (d) Marifette; marifet-i vahdet-i vücûd hasıl olur. ************ AHMET ELİTAŞ HOCANIN SORULARI: Kûr’ân-ı Hakîm’in sinesinden sizlere bazı cevherleri hatırlatmak istedim.
- **Yâsîn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (49 36 YÂ-Si̇n Sûresi̇)
  > Buradaki şükür ise hamd-övgü mânâsınadır çünkü İlâh-î varlığın kişiyi kuşatmasında artık teşekkür sözkonusu olmaz çünkü vahdet olmuştur, teşekkür içinde ikilik yâni teşekkür eden ve teşekkür edilen gereklidir. Âyetlerin her mertebedeki kişinin anlayışına yönelik olması dolayısıyla şükür olarak belirtilmiştir. İrfan ehli bu şükrün hamd-övgü olduğunu bilir, bunun hamd olduğunu bilemeyecek düzeyde olanlar ibare eğer...
- **Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri** — Terzibaba - Necdet Ardıç (54 90 Beled-Şems-leyl-Duhâ-İnşirâh)
  > ...Bütün bu mertebeleri bünyesinde toplayan ve üzerinde Zâti tecelliyi bulunduran Kâmil İnsân’ın yaşadığı “ Ve arza” Bütün bu hususiyetlerin oluşumunu bina ederek (arz-yere) bunları arzın bünyesine “ yayıp döş...
- **Îmân ve İkân** — Terzibaba - Necdet Ardıç (72 Îmân VE Îkân)
  > Bu îmân’a gelmeden de vahdete gelmek mümkün olmuyor. Neden? Tekliğe en yakın olan iki ikilik te ondan. Bu ikilikten birinin kalkması gerekiyor, îkânın oluşması için, yakîn halinin oluşması için. Bu da Allah kalkmayacağına göre, kulun kalkması gerekecektir.
- **Doğdular, Yaşadılar — Hikâyesi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (76 5 Do dular ya ad lar hik yesi son hali 1)
  > Hadîs-i şerîfte, "benim Allah ile öyle bir anım olur ki, oraya ne bir melek-i mukarreb ne de bir nebî-i mürsel giremez," diye ifade edilmiştir. Yani, meseleye Vahdet-i Vücûd (vücûdun birliği) yönüyle baktığımızda, bütün bu âlemler Hakk’ın varlığına Hakk’ın vücûduyla mevcûd olduklarından, Cenâb-ı Hakk görevli olarak oradan alır İNSÂN-I KÂMİL olarak âlemi kucaklatır.
- **Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye** — Terzibaba - Necdet Ardıç (89 6 her ey merkez nde mi hik yesi)
  > Ve aleyküm selâm Terzi Babam, Bismillâhirrahmânirrahîm, Terzi babamdan en son gelen Merkez Efendi hikâyesindeki hakikatleri idrak ve tefekkür etmeye çalıştık. 1.- Tek olan gerçeğin (Allah) sırlarını keşfetme ilmi olan tasavvuf ve Vahdet-i Vücud tur. Bu inanç sisteminde tek varlık Allah’tır. Allah bütün bilinen ve bilinmeyen âlemleri kapsamıştır, tektir, yaratıcıdır.
- **Fussilet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (96 41 Fussi̇let-Sûresi̇)
  > ” ------------------- Ellezîne lâ yu'tûnez zekâte, o kimseler ki, verilmiş zekâtları yoktur, yani vermezler kendilerini gayr hükmün den, ve benlik anlayışlarından kurtarıp vahdet Hakikatle-rinin anlaşılması için bir zaman harcamazlar, işte bu za- man bölümleri onların kendilerini tanımağa çalışma alanı olacaktı, işte bu çalışmalar için zaman harcama-dıklarından, nefis teskiyesi için zekât vermemiş olurlar, en büyük...
- **Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi 2)
  > Zira huzurda olmayanın taatinde tat yoktur.” * * * Yitirdim Yusuf ’u Ken‘ân ilinde Bulundu Yusuf, Ken‘ân bulunmaz Yusuf vahdet, Kenân kesrettir. Vahdeti kesret pazarında kaybedince ben de kayboldum. Ne zaman ki vahdeti buldum ne kesret ne de pazar kaldı.
- **TB. Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Fusûsu’l-Hi̇kem)
  > ...r etti. İmdi âlemi tabiatta zahir olan kesif suretlere, ondan evvel mertebe-i ilimde sabittir ve latiftir. O suver-i ma'küle ancak tabiat mertebesinde tenezzül edince kesîf olup meşhûd olurlar. Tabiat ise a...
- **Hûd Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Hud Suresi)
  > ...Vahdet-i Vücud: “Varlığın birliği” anlamına gelir. Yasin suresinde “Bir şeyi halk etmek istediği zaman O’nun yaptığı OL demekten ibarettir. Hemen oluverir.” Ayette dikkati ç...
- **Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Muhammediyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ferdiyye)
  > ...elimesinin ve kendileri muhakkiklerin ehassü’l-havâsı olduklarından “ecell” tâbirinin isti’mâli pek mahallinde olmuş olur. Velhâsıl “Sadr-ı Ecell”den murâd, Cenâb-ı Şeyh-i Ekber hazretleri olması kaviyyen muhtemeld...
- **Kelime-i Yahyâviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Yahyâviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Celâliyye)
  > ...-i kerîmedeki isimler, esmâ-i celâliyyedendir. Ve bu vahdet Yahyâ (a.s.)da dahi mevcûd olup onun ismi ve sıfatı ve sûreti ve ma’nâsı ona mugāyir değil idi. Ve Yahyâ (...
- **Terzi Baba 3 — İstişâre Dosyası** — Terzibaba - Necdet Ardıç (32 Ter Baba 3 sti are dosyas)
  > Kesret, vahdete rücu etti. O güne dek Ca….. Annem ayrı Uşşâkilik ayrıyken birden bir şimşek çaktı. Ortalık önce yakıcı bir aydınlıkla aydınlandı. Sonra rahmet doldu gönlüme. Şimdi, ne zaman annemi ve babamı düşünsem ikisi bir yüz olup bana gülümsüyor.
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i İlyâsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İnâsiyye)
  > Fakat derûnun- da cemî'-i suver manzûr olan ahadiyyet-i zâtiyye âyînesine nazar edersen, vücûd-1 vâhid-i Hakk'ın sûretini vahdet üzere müşâhede edersin. Hakk'ın zâtiyeti cihetiyle olan nazarın netîcesinde, Zâtın âlemlerden ganî olup hiç- bir sûret ve şekil tahtına duhûle muhtaç olmadığını ve ahadiyyet-i zâtiyye âyînesinde görünen suver-i âlemin ancak Zâtın şuûnâtı olan esmâsı i'tibâ- riyle zâhir olduğunu anlarsın.
- **Yehova Şahitleri ile Mülâkât** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Yehova Şahitleri ile Mülakat)
  > Bu hali de ortaya getiren ilk insan Îsâ a.s’dır ve anahtar denilen şey de budur. Vahdet yolunda Îsâ a.s mertebesi çok büyük mertebedir ancak şunu da belirtelim ki son mertebe değildir. Kur’ân-ı Kerîm ki zâttır ancak o bizi zâta yâni uluhiyyetin en üst basamaklarına ulaştırabilmektedir.
- **TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 43)
  > Yani biri vucud-u mahz, halis vücut, ezelen ve ebeden kendine ait, birisi imkani vücut, yani bu alemlerin olması hadis olan muhdes olan vücut izafi vücut, bir de adem-i mahz yani mutlak yokluk ezelden ve ebeden vücudu kabul etmez.
- **Tuhfetu'l-Uşşâkî** — Terzibaba - Necdet Ardıç ("DEVRAN","DEVİR", "DÖNME", "SEMA" HAKKIN-DADIR)
  > Hakiki vücud, hakiki imkana zattır, hakikat herhangi bir şeye döndürülemez.
- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 202)
  > Vahdet-i vücûdu tasdikten ürken ancak evhâmdır. Ürkmek bir tarafa ayrıca inkar da vardır, inkar olduğu zaman bu da çok ağır bir suçlama olur.
- **TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 43)
  > Yani biri vucud-u mahz, halis vücut, ezelen ve ebeden kendine ait, birisi imkani vücut, yani bu alemlerin olması hadis olan muhdes olan vücut izafi vücut, bir de adem-i mahz yani mutlak yokluk ezelden ve ebeden vücudu kabul etmez.
- **Tuhfetu'l-Uşşâkî** — Terzibaba - Necdet Ardıç ("DEVRAN","DEVİR", "DÖNME", "SEMA" HAKKIN-DADIR)
  > Hakiki vücud, hakiki imkana zattır, hakikat herhangi bir şeye döndürülemez.
- **TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 202)
  > Vahdet-i vücûdu tasdikten ürken ancak evhâmdır. Ürkmek bir tarafa ayrıca inkar da vardır, inkar olduğu zaman bu da çok ağır bir suçlama olur.
- **TB. Fusûs Mukaddimesi** — Ahmet Avni Konuk (Sayfa 20)
  > Vücûd-ı hakîkî öyle bir mefhûm-i küllî-i vâhidü’l-ayndır ki, hudûd ve cihet kabûl etmez. Zîrâ bir had kabûl etse, haddi bittikten sonra diğer vücûda geçilir; ve haddin nihâyeti olan her bir vücûdu ta’dâd etmek mümkin olur. Bu ise münâfî-i vahdettir.
- **Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 4)
  > Hak Teâlâ hazretleri, rahmet-i rahmâniyyesi ile vücûd i’tâ buyurdu. Hâlbuki bunların bu vücûda nâil olmaları, evvelce kendilerinden sâdır olmuş bir amel-i müstahsen mukābilinde değildir. Belki alâ-tarîki’l-imtinândır.
- **Kelime-i Âdemiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 63)
  > İmdi muhdes, vücûdda muhdise müstenid olduğu için, müstenedün-ileyhin li-zâtihî vâcibü’l-vücûd olması, kendi nefsinde vücûdunda ganî bulunması ve vücûdunun başka bir vücûda müftekir bulunmaması lâbüddür.
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç (“Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.”)
  > Bizim Mesnevimiz vahdet dükkânıdır. Birin gayrı her ne görür isen o puttur. Bizim Mesnevîmiz ise vahdet dükkânıdır. Bu dükkânda tâliblere vahdet-i vücûd sırrı satılır ve ta’lîm olunur.
- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (Kurb’an bayramının dört gün olması;)
  > Bizim Mesnevimiz vahdet dükkânıdır. Birin gayrı her ne görür isen o puttur. Bizim Mesnevîmiz ise vahdet dükkânıdır. Bu dükkânda tâliblere vahdet-i vücûd sırrı satılır ve ta’lîm olunur.
- **TB. Kelime-i Hûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Sayfa 13)
  > İmdi bu a’yânın vücudu, vücûd-ı mutlakın tenezzülâtından mertebe mertebe meydana geldi. Ve vücûd-ı Hak yani Hakkın vücudu eşyanın tümüne sâri olduğu için, bu rahmetten murâd dahî zahir olmanın başlangıcı kaynağı olan vücud-ı mutlaktır.
- **Yûsuf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (22 12 Yûsuf Sûresi̇)
  > ( ا ) “Elif” Cenâb-ı Hakk’ın “Vahdet”ine tekliğine, işarettir. Hüvviyyet’ini, tekliğini gösterir. Bilindiği gibi (Elif) (12) zâhir (1) bâtın nokta’dan-mertebe’den, meydana gelmiştir. ( ل ) “ Lâm” Lâhut, Ulûhiyyet âlemini ifade etmektedir. ( ر ) “Râ” harfi ise; Rahmâniyyet ve Rubûbiyyet hakikatlerini, rıza esmâsı’nın hakikatini anlatan harf’tir.
- **Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003)** — Terzibaba - Necdet Ardıç (145 13 9 2003 11 Cd Sohbet Aras Sohbetler)
  > ) cümlemize idrak ve anlayış kabiliyetleri ihsan etsin. Amin Ulaşılan bu esma mertebesinde, zât’ın varlığında, “mutlak vücûd”da bulunan, - “â’ma’iyyet”, - “a’demiyyet”, - “zûlmiyyet”, - “ilmiyyet”, - “rûhiyyet”, - “nûriyyet” zuhura çıkmış idi.
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5** — Ahmed Avni Konuk (Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5)
  > Kendinin varlığından kurtulup, vahdet-i vücûd-ı Hak'da müstağrak olmuş olan zevât-ı fâniyyeden başkalarının ma'nevî gözlerini ve kulaklarını, mevhûm olan varlıklarının perdesi ve hicâbı ile bağlamışlar ve kapamışlardır. 839. Gözü inâyetten başka kim açar? Gazabı muhabbetten başka kim söndürür? &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash 839. Gözü inâyetten başka kim açar?
- **Kelime-i Süleymâniyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi (Kelime-i Süleymâniyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Rahmâniyye)
  > ”479 İbtida: 17 Rebîu'l-ahir 1335 ve 28 Kânûn-i sânî 1332 [10 Şubat 1917], Cumartesi gecesi saat 3 İntiha: Cümâde'l-âhire 1335 ve 5 Yeni Nisan 1333 [5 Nisan 1917], Perşembe günü sabahı saat 1,5 &#10024; &#10024; Sade T&uuml;rk&ccedil;e flash Tercüme: "Ey Câmî, sus ki vahdet sırrı kuş dilidir.
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç (235 25 29 Kur Ker Yol Furkan Sûresi   Murat Deruni)
  > Ve fenâ makâmında olan kimsenin vücûd-i mevhûmu da “bismi” terki-bindeki “elif gibi kaybolup Hakk’ın sıfâtı zâtına muttasıl olur. Bu sûrette fânî olan kimsenin nazannda “lâ” hâlen ve zev- ken “illallâh" olur. Ve vahdet-i vücûd sırrı o vakit açılır. îmdi bu vahdet-i vü¬cûd sırrı gâyet nâzik ve gamız bir mes’ele olduğundan âtîdeki beyitte Hz.

## İlgili Kavramlar

- [Vahdet-i Şuhûd](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/vahdet-i-suhud) — related
- [A'yan-ı Sabite](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ayan-i-sabite) — related
- [Tecelli](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tecelli) — related
- [Taayyün](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/taayyun) — related
- [Tenzih](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tenzih) — related
- [Teşbih](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tesbih-temsil) — related
- [Cem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/cem) — related
- [Fark](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fark) — related
- [Ahadiyyet](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ahadiyyet) — related
- [Fusûsu'l-Hikem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fusus-ul-hikem) — related
- [Hakikat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hakikat) — related
- [Cennet ve Cehennem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/cennet-cehennem) — related
- [Mesnevi-i Şerif](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/mesnevi) — related
- [Hz. Adem (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-adem) — related
- [Ruhullah](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ruhullah) — related
- [Şeriat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/seriat) — related
- [Hz. Musa (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-musa) — related
- [Fenafillah](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fenafillah) — related
- [Hz. Muhammed (s.a.v.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-muhammed) — related
- [Tevhid](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tevhid) — related
- [Enel Hakk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/enelhakk) — related
- [Hak ve Halk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hak-ve-halkinsan) — related
- [Cebir ve İhtiyâr](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/cebir-ihtiyar) — related
- [Muhyiddin İbn Arabi](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ibn-arabi) — influences
- [Tevhid](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tevhid) — related
- [Hak ve Halk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hak-ve-halkinsan) — related
- [Enel Hakk](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/enelhakk) — related
- [Hakikat-i Muhammedi](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hakikat-i-muhammedi) — related
- [Hz. Muhammed (s.a.v.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-muhammed) — related
- [Tecelli](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tecelli) — related
- [Fenafillah](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fenafillah) — related
- [A'yan-ı Sabite](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ayan-i-sabite) — related
- [Taayyün](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/taayyun) — related
- [Şeriat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/seriat) — related
- [Hakikat](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hakikat) — related
- [Tenzih](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tenzih) — related
- [Teşbih](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/tesbih-temsil) — related
- [Ruhullah](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ruhullah) — related
- [Mesnevi-i Şerif](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/mesnevi) — related
- [Hz. Adem (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-adem) — related
- [Hz. Musa (a.s.)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/hz-musa) — related
- [Cem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/cem) — related
- [Fark](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fark) — related
- [Cennet ve Cehennem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/cennet-cehennem) — related
- [Zât](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/zat) — related
- [Fusûsu'l-Hikem](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fusus-ul-hikem) — related
- [Nefes-i Rahmani](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/nefes-i-rahmani) — related
- [İnsan-ı Kamil (Kitap)](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/insan-i-kamil-kitap) — related
- [Gülşen-i Raz](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/gulsen-i-raz) — related
- [Risale-i Gavsiyye](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/risale-i-gavsiyye) — related
- [Futuhât-ı Mekkiyye](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/futuhat-i-mekkiyye) — related
- [Muhyiddin İbn Arabi](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/ibn-arabi) — related
- [Abdulkerim Cili](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/abdulkerim-cili) — related
- [Şeyh Mahmud Şebüsteri](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/sebusteri) — related
- [Fena](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/fena) — related
- [Cebir ve İhtiyâr](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/cebir-ihtiyar) — related
- [el-Hak](https://terzibabairfanmektebi.com/wiki/el-hak) — related
