İçeriğe atla
Bakara Sûresi kapak gorseli

Bakara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

407 sayfa~611 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçtefsirdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Kur'an-ı KerimTefsir İlmiİslami İlimlerNecdet Ardıç (Yazar)Sûreler (Kur'an)Ayetler (Kur'an)İslami AraştırmalarDinî Edebiyat

Sıkça Sorulan Sorular

Bu eser ne anlatıyor?

Necdet Ardıç'ın "Bakara Sûresi" adlı eseri, Kur'an'ın Bakara Sûresi'nin tasavvufî bir tefsirini sunmaktadır. Eser, sûrenin ayetlerini Hakk yolcusunun seyr-i sülûk hâlleri, nefs mertebeleri ve ilâhî tecellîler bağlamında yorumlar. Özellikle insanın Hakk ile özel ilişkisini, esmâ-i ilâhiyye'nin taşıyıcısı olma hâlini ve fenâ fillâh mertebesindeki idrâkleri açıklayarak, sûrenin zâhirî anlamlarının ötesindeki bâtınî hakikatlere işaret eder. Eser, Bakara Sûresi'nin sadece tarihî olayları değil, aynı zamanda dervişin mânevî yolculuğunu ve Hakk'ın varlığının âlemlerle ilişkisini de anlattığını vurgulars.71, s.376.

Kaynaklar: Bakara Sûresi — s. 71, 376

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın "Bakara Sûresi" eseri, sûrenin ayetlerini tasavvufî bir bakış açısıyla ele alarak, Hakk yolcusunun mânevî hâllerini ve ilâhî hakikatleri idrâk edişini açıklar. Eser, Bakara Sûresi'nin sadece tarihî olayları veya şer'î hükümleri değil, aynı zamanda dervişin seyr-i sülûk hâlini de anlattığını belirtirs.376. Örneğin, "bakara" kelimesinin dervişin "inek ahlâkında" olması gerektiğini ifade etmesi, sûrenin sembolik ve bâtınî yorumuna bir örnektir; bu, dervişin verici ve faydalı olma hâlini simgelers.124.

Eser, ilâhî tecellîlerin farklı mertebelerini de izah eder. Zât mertebesinden sıfat mertebesine, oradan da esmâ mertebesine olan tecellîleri ve bunların faaliyetlerini gösterirs.324. Ayetlerin ilk muhatabının Efendimiz (s.a.v.) olduğunu, ardından ümmeti ve belirli mânevî mertebelere gelmiş kimseler olduğunu vurgular. Anlatanın ise Ulûhiyyet mertebesi olduğunu, Hakk esmâsının zuhuruyla her şeyde ilâhî tecellî bulunduğunu belirtirs.353.

Kitap, insanın Hakk'a tam teslimiyetini, yani "sendeki varlık Benim varlığımdır, Bana artık kendini teslim et" ilkesini işler. Bu teslimiyetin sadece cesetle değil, bütün varlıkla olması gerektiğini, kısmi teslimiyetin benliği ortadan kaldırmayacağını ifade eders.240. Ayrıca, "Emânet Âyeti" olarak bilinen Ahzâb 72'deki "emânet" kavramını tasavvufî açıdan ele alır; bu emânetin "esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyeti" olduğunu, yani insanın Hakk'ın bütün isimlerini taşıyacak kapsamlı bir mahal olduğunu belirtirK1. Eser, nefsi emmâreyle yaşayan kimselerin durumunu da ele alarak, ilâhî lânetin bu kimseler üzerinde olduğunu ve bunun büyük bir ikaz olduğunu vurgulars.264.

Kaynaklar: Bakara Sûresi — s. 124, 240, 264, 324, 353, 376 · K1, s. 405

Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştırvikipedi. Kendisi, Hasan Hüsamettin Uşşaki tarafından kurulan Uşşâkî tarikatının şeyhidirvikipedi. Çalışmaları arasında Gönülden Esintiler: Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk Bakara Sûresi gibi eserler bulunmaktadırs.1.

Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç, Uşşaki Tarikatı · Bakara Sûresi — s. 1

Ayrıntı

Necdet Ardıç, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki mürşidlerinden biridir ve tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan önemli bir şahsiyet olarak kabul edilirvikipedi. Hasan Hüsamettin Uşşaki tarafından kurulan Uşşâkî tarikatının şeyhidirvikipedi. Eserleri ve sohbetleri aracılığıyla tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflemiştirvikipedi.

Çalışmaları arasında İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri, nefs mertebelerini ve Hakk yolunu anlatan temel bir eser olarak öne çıkmaktadır (Wiki: İrfan Mektebi (Hakk Yolu)). Ayrıca Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi önemli tasavvufî metinler üzerine de çalışmalar yapmıştırvikipedi. Yayınlanmış diğer eserleri arasında Gönülden Esintiler: Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk Bakara Sûresis.1, Necdet Divanı, Hacc Divanı, Lübb'ül Lübb Özün Özü (Osmanlıca'dan çeviri), Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi'de Bazı Hakikatler, İslâm'da Mübarek Geceler, Bayramlar ve Hakikatleri, İslâm, İmân, İhsân, İkân (Cibril Hadîs'i) ve Tuhfetu'l Uşşâkiyye (Osmanlıca'dan çeviri) bulunmaktadırs.409.

Necdet Ardıç, ilmini Hakk'ın hibe yoluyla verdiği "vehb" ilmi, çalışılarak kazanılan "kesb" ilmi ve muhtelif eserlerden, Mesnevi-i Şerif, İnsân-ı Kâmil, Fusûsu'l Hikem gibi kaynaklardan ve sohbetlerinden müşahede ile toplanan "nakil" ilmi olmak üzere üç ana kaynaktan edindiğini belirtmektedirs.409. Kendisinin iletişim bilgileri arasında terzibaba.com web sitesi ve [email protected] MSN adresi de yer almaktadırs.411.

Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç, Uşşaki Tarikatı · Bakara Sûresi — s. 1, 409, 411

Tasavvufî idrak nedir?

Tasavvufî idrak, kişinin varlığın hakikatini, özellikle de İlâhî hakikatleri akıl ve duyular ötesi bir müşâhede ve yaşantı yoluyla kavramasıdır. Bu, sadece bilgi edinmekten öte, Hak'kı bilfiil tanıma (mârifet) ve kendi varlığında O'nun tecellîlerini görme hâlidir. İdrak, kişinin kendinde olanı ortaya çıkarması (yakîn) ve kâinatın sadece maddeden ibaret olmadığını, bir rûhâniyeti ve iç varlığı olduğunu anlamasıyla gerçekleşirs.6. Bu mertebeye ulaşan ârif, Cenâb-ı Hakk'ı zâtî şekliyle idrak eder ki bu, hassü'l-hasların hâlidirs.96.

Kaynaklar: Bakara Sûresi — s. 6, 96

Ayrıntı

Tasavvufî idrak, sâlikin sülûk yolculuğunda ulaştığı kemâl mertebelerinden biridir. Bu idrak, şerîat ve tarîkat mertebelerini aşarak hakîkat ve mârifet makamlarında zuhur ederK1. Kişi, kendi varlığının hakikatini idrak ettiğinde "Âdemlik safhası" başlamış olurs.64. Bu idrak, "men arefe nefsehû fa-kad arefe rabbeh" (kim nefsini tanırsa Rabb'ini tanır) hadîs-i şerîfinin işaret ettiği üzere, nefsini tanıma yoluyla Rabb'i tanımaya götürürK1. Mârifetullah hükmü içerisinde İlâhî varlığın zuhurunu müşâhede etmek, yani hakikati İlâhiyye'nin orada zuhuru olduğunu idrak etmek, ihsânın tarîkat mertebesindeki karşılığıdırs.192.

İdrak, sadece zâhirî bilgiyle sınırlı değildir; bâtınî hakikatleri kavramayı içerir. Kişi, kendi bâtınındaki akıl, zekâ, düşünce gibi gaybî unsurları idrak ettiğinde, âlemin de bir gaybı, rûhâniyeti ve iç varlığı olduğunu anlar; böylece âlemin sadece maddeden ibaret olmadığını bilirs.6. Gerçek bir tenzih anlayışına ermenin şartı, kişinin kendi gerçek varlığını tahlil ederek düşünce ve anlayışındaki noksanlıkları gidermesi ve gerçek bir İlâh anlayışı ile tenzih hakikatlerini idrak etmesidirs.143. Bu idrak, imân eden kimselerin ihtilaf ettikleri konulardan kurtulmalarını, yani Allah'ın Hâdi ismiyle tecelli etmesiyle hakikati İlâhiyye'yi idrak etmelerini sağlars.319. Mûseviyyet mertebesindeki rükûnun hakikatini idrak etmek, hayvani gıdaların hakikatini anlamayı içerirs.86. Ayrıca, Safa tepesine çıkarak kendi saflığını idrak etmek ve Merve'de mürüvvetini, iyiliklerini ve güzelliklerini idrak etmek de tasavvufî idrakin veçhelerindendirs.260. Bu idrak, kişinin mertebeleri aşarak Zat mertebesinin hakikatine ulaşmasını sağlars.248.

Kaynaklar: K1, s. 240 · Bakara Sûresi — s. 6, 64, 86, 143, 192, 248, 260, 319

Bakara Sûresi'nin bu yorumu kimler için yazılmıştır?

Bakara Sûresi'nin tasavvufî yorumları, özellikle "İnsân-ı Kâmil olma yolundaki başlangıç aşamalarının mertebelerini, yaşantısını ve hakikatlerini" idrak etmek isteyen sâlikler için yazılmıştırs.176. Bu yorumlar, sûrenin zahirî anlamının ötesinde, her mertebede farklı bir yüz gösteren hikmetleri ve hakikatleri keşfetmeyi amaçlar. Metin, Kur'ân'ın sadece lafzî değil, aynı zamanda bâtınî ve işârî manalarını da anlamak isteyen, yani "ilmi İlâh-î yolunda" ilerlemek isteyen gönül ve göz sahiplerine hitap etmektedirs.187.

Kaynaklar: Bakara Sûresi — s. 176, 187

Ayrıntı

Bakara Sûresi'nin bu tasavvufî yorumu, Kur'ân'ın en uzun sûresinin isminin "Bakara" olmasının ardındaki derin mânâyı açıklamak üzere kaleme alınmıştır. Bu mânâ, "İnsân-ı Kâmil olma yolundaki başlangıç aşamalarının mertebelerini, yaşantısını ve hakikatlerini bildirmesi" olarak ifade edilirs.176. Yorumlar, sûrenin ayetlerinde geçen kıssaların ve hükümlerin zahirî anlamlarının ötesinde, "iş’ârî" yani işaret yoluyla yapılan yorumlarla bâtınî hakikatlere ulaşmayı hedeflers.140. Bu tür yorumlar, "Zât-ı Mutlağın, Bakara Âyetleri ile kelâm sıfatı ve rasûlünün lisanından teşbih mertebesi itibarîle bizlere ulaştırdığı bu hikâyelerin" her mertebede "başka bir yüz" gösterdiğini vurgulars.187. Dolayısıyla, bu yorumlar, Kur'ân'ın sadece lafzî değil, aynı zamanda "ledünnî mânâsını"K1 idrak etmek isteyen, "ilmi İlâh-î yolunda" ilerlemek arzusunda olan sâliklere yöneliktirs.187. Özellikle "kendini bilen kimseler" olarak tanımlanan, "innâ lillâhi ve innâ ileyhi râci’un" (Bakara 2/156) hakikatini idrak etmiş kişilerin, bu yorumlarla daha derin bir anlayışa ulaşabileceği belirtilirs.94. Bu metinler, "Allah'ı görüyormuşsun gibi ibâdet etme"K1 bilinciyle kendi kalbini Hak'ın gözetimi altında tutan, yani murâkabe hâlinde olan ve "İlyas (a.s.)'ın hikmetine vâkıf olmak" isteyenlere hitap eders.176.

Kaynaklar: Bakara Sûresi — s. 94, 140, 176, 187 · K1, s. 85, 590

Eserde 'zuhûrât' ne anlama gelir?

Eserde "zuhûrât", Hakk'ın isim, sıfat veya eserlerinin belirli bir mahallde veya mertebede belirmesi, ortaya çıkması anlamına gelir. Bu, genel anlamda Allah'ın bizatihi öz varlığı olan Zât'ıns.208 farklı terkipler ve esmâlarla âlemde tecelli etmesidirs.317. Zuhûrât, sâlikin kalbine gelen ilâhî bir lütuf olan hâllerin başlangıcı (zuhûr) olabileceği gibiK2, her kavramın Hazerât-ı Hamse, sülûk merhalesi, latîfeler ve zâhir-bâtın ekseninde kendine has bir beliriş yerini de ifade ederK2. Bu bağlamda, Kürsî'nin fiili sıfatların zuhur mahalli olmasıs.364 ve huşu ehlinin kalbinde Hakk'ın Kahhar isminin zuhurus.88 gibi somut örneklerle açıklanır.

Kaynaklar: Bakara Sûresi — s. 88, 208, 317, 364 · K2

Ayrıntı

Zuhûrât, tasavvufta Hakk'ın isim, sıfat veya eserleriyle bir mahallde belirmesi, tezahür etmesidirK2. Bu beliriş, Allah'ın bizatihi öz varlığı olan Zât'ıns.208 farklı terkipler ve esmâlarla âlemde ortaya çıkmasıdır; öyle ki, "bütün bu âlemdeki insanlar hepsi bir insanın değişik terkipler ile değişik esmâlarla zuhura gelmesinden başka bir şey değildir"s.317.

Zuhûrâtın gerçekleştiği mahaller dört ana seviyede çözümlenir:

  1. Mertebî zuhûr (Hazerât-ı Hamse içinde): Ahadiyyet ve hüvviyet gayb-ı mutlakta, vâhidiyyet, esmâ ve sıfât lâhût mertebesinde, akl-ı evvel ve nefs-i küllî ceberûtta, melekler ve âlem-i misâl melekûtta, cisim, hareket ve fiil ise nâsûtta zuhûr ederK2. Örneğin, Kürsî, fiili sıfatların zuhur mahallidir ve her görülen yüz ondan gelirs.364.
  2. Sülûkî zuhûr: Sâlikin sülûk merhalesine göre kavramların belirmesidir. Tevbe, inâbe, riyâzat bidâyette; mücâhede, mukâşefe, müşâhede vasatta; fenâ, bekâ, hatm ise nihâyette zuhûr eder. Sâlik her makamı tertip üzere geçtiğinde, kavramlar kendi mahallinde belirirK2.
  3. Latîfe-i hamse içindeki zuhûr: Kalp, ruh, sır, hafî, ahfâ gibi latîfelerde meydana gelen belirişlerdirK2.
  4. Zâhir-bâtın eksenindeki yansıma: Her kavramın hem zâhirî hem de bâtınî bir zuhûru vardırK2.

Bir tasavvufî hâlin başlaması da bir zuhûr olarak kabul edilir. Bu başlangıç, kalpte bir cezbe, bir nûr veya bir inkişâf şeklinde ânî bir vâridât olarak zuhûr ederK2. Örneğin, namazda huşu ehli için Cenâb-ı Hakk'ın Kahhar isminin zuhura gelmesi ve İlâhî varlığın kişiyi sarması, işi kolaylaştırırs.88. Bu tür zuhûrât, sâlikin kalbinin Hak'la şuurlu olarak meşgul olması anlamına gelen huzûr-i kalbî ile de ilişkilidirK1.

Kaynaklar: K2 · Bakara Sûresi — s. 88, 208, 317, 364 · K1, s. 86

Bakara Sûresi neden bu kadar önemlidir?

Bakara Sûresi, Kur'ân-ı Kerîm'in en uzun sûresi olması ve içerdiği derin mânâlar sebebiyle büyük bir öneme sahiptir. Akâid, ahlâk ve hayat nizamına dair pek çok hükmü barındırmasının yanı sıra, tasavvufî açıdan da İnsân-ı Kâmil'in mertebelerini ve nefsin terbiye süreçlerini remzetmesiyle dikkat çeker. Özellikle sûrenin başında yer alan "Elif-Lâm-Mîm" gibi hurûf-u mukatta'a, tasavvufta esmâî tecellîler ve manevî makamların rumuzu olarak yorumlanırK1. Ayrıca, Âyetü'l-Kürsî gibi âyetlerin şeytanî vesveseleri engellediği rivayet edilirkens.359, sûrenin ismini aldığı "bakara" kavramı da tasavvufta çile çekme kabiliyeti kazanan ve süflî arzulardan arınan nefsi temsil eders.169.

Kaynaklar: K1, s. 85 · Bakara Sûresi — s. 169, 359

Ayrıntı

Bakara Sûresi, Kur'ân-ı Kerîm'in en uzun sûresi olup (286 âyet) Medine'de inmiştirs.2. Bu sûre, inanca, ahlâka ve hayat nizamına dair önemli hükümlerin büyük bir kısmını içermektedirs.2. Sûrenin önemi, sadece uzunluğundan veya içerdiği hükümlerden değil, aynı zamanda tasavvufî ve bâtınî yorumlara açık olmasından da kaynaklanır.

Sûrenin başında yer alan "Elif-Lâm-Mîm" gibi hurûf-u mukatta'a, tasavvufta özel bir yere sahiptir. Bu harfler, akâidde anlamı kesin bilinmediği için müteşâbihât olarak kabul edilse de, tasavvufta her harf bir esmâî tecellî veya manevî makamın rumuzu olarak yorumlanırK1. Örneğin, "Elif-Lâm-Mîm" için "Allah-Latîf-Mecîd" veya "Allah-Cibrîl-Muhammed" gibi esmâî ve mertebevî yorumlar yapılmıştırK1. Bu durum, sûrenin daha ilk âyetlerinden itibaren derin bâtınî mânâlar taşıdığını gösterir.

Sûrenin ismini aldığı "Bakara" (inek), zâhirde bir hayvan ismi gibi görünse de, tasavvuf ilminde İnsân-ı Kâmil'i ve nefsin terbiye sürecini ifade eders.177, s.176. "Bakara", çile çekme kabiliyeti kazanan ve süflî arzulardan kurtulmaya elverişli hale gelen nefis anlamındadırs.169. Bu bağlamda, sûre, sâlikin kendi nefsini terbiye ederek kemâle erme yolculuğunu sembolik olarak anlatır. Toprak, hikmettir ve ürettiği her şey bir hikmete dayanır; bu da İnsân-ı Kâmil'in gıdasıdırs.177.

Ayrıca, Bakara Sûresi'nin seyyidi (efendisi) olarak kabul edilen Âyetü'l-Kürsî, içerdiği mânâlarla şeytan gibi mahlûkatın vesvese vermesine imkân bırakmadığı ve varlığını oraya uzatamadığı rivayet edilirs.359. Bu da sûrenin manevî koruyucu gücüne işaret eder. Cenâb-ı Hakk'ın "Şah damarınızdan daha yakınım" (Kaf, 50/16) buyruğu ile Bakara Sûresi'ndeki "Ben onlara yakınım ve dua ettikleri zaman dualarına icabet ederim" (Bakara, 2/186) âyeti, Allah'ın kullarına olan yakınlığını ve dualara icabetini vurgulars.216. Bu ve benzeri âyetler, sûrenin Allah ile kul arasındaki ilişkinin derinliğini ve önemini ortaya koyduğunu gösterir.

Kaynaklar: Bakara Sûresi — s. 2, 169, 176, 177, 216, 359 · K1, s. 85

Eserin 'Kasımpaşa'daki Hz. Pirimiz Hasan Hüsâmettin Uşşaki Hz.nin Türbesi-Dergâhında Pazar sohbetleri olarak yapılmıştır' ifadesi neyi vurgular?

Eserin "Kasımpaşa'daki Hz. Pirimiz Hasan Hüsâmettin Uşşaki Hz.nin Türbesi-Dergâhında Pazar sohbetleri olarak yapılmıştır" ifadesi, kitabın manevi kökenini ve tasavvufî geleneğe olan güçlü bağını vurgular. Bu ifade, eserin sadece bir bilgi aktarımı olmadığını, aynı zamanda Uşşâkî tarikatının piri Hasan Hüsamettin Uşşaki'ninK1 manevi atmosferinde, Pazar sohbetleri gibi özel bir ortamda şekillendiğini belirtir. Bu durum, eserin içeriğinin tasavvufî bir zevk ve irfanla yoğrulduğunu, okuyucuya bu manevi feyzdens.1 hisse düşeceğini ima eder. Dolayısıyla, metin sadece kuru bir bilgi değil, aynı zamanda dergâhın ruhaniyetini taşıyan bir rehber niteliğindedir.

Kaynaklar: K1 · Bakara Sûresi — s. 1

Ayrıntı

Eserin "Kasımpaşa'daki Hz. Pirimiz Hasan Hüsâmettin Uşşaki Hz.nin Türbesi-Dergâhında Pazar sohbetleri olarak yapılmıştır" ifadesi, tasavvufî bir metnin oluşum sürecine dair önemli ipuçları sunar. Öncelikle, bu ifade eserin mekânsal ve zamansal kutsiyetini vurgular. Kasımpaşa'daki türbe-dergâh, Uşşâkî tarikatının kurucusu ve önemli bir sûfî olan Hasan Hüsamettin Uşşaki'nin (WIKI-1, WIKI-2) manevi merkezidir. Bu mekân, tasavvufî eğitim ve irşadın kalbi konumundadır. Pazar sohbetleri ise, sâliklerin bir araya gelerek manevi ilim ve hikmet edindikleri, kalplerini arındırdıkları özel zaman dilimleridir. Bu bağlamda, eserin bu tür bir ortamda vücut bulması, onun mükâşefeK1 ve mârifetK1 gibi tasavvufî idraklerle yoğrulduğunu gösterir.

İfade, aynı zamanda eserin geleneksel aktarım metoduna işaret eder. Tasavvufî bilgi, genellikle mürşidin sohbetleri aracılığıyla, kalpten kalbe aktarılarak yayılır. Bu sohbetler, sadece teorik bilgiyi değil, aynı zamanda manevi hâlleri ve zevkleri de içerir. Kitabın bu sohbetlerin bir ürünü olması, onun ilm-i ledünnîK1 boyutunu güçlendirir. Okuyucuya, bu metni okurken sadece harflere değil, aynı zamanda bu harflerin ardındaki sırrî kelimelereK1 ve manevi makamlara da dikkat etmesi gerektiği ima edilir. Yazarın "ALLAH (c.c.) gönlünde feyz kapıları açsın"s.1 duası, bu manevi aktarımın okuyucuya da ulaşması arzusunu dile getirir. Bu durum, eserin sadece okunup geçilecek bir metin değil, aynı zamanda manevi bir yolculuğa rehberlik eden bir araç olduğunu ortaya koyar.

Kaynaklar: K1, s. 5, 50, 101 · Bakara Sûresi — s. 1

Kitabı okurken nelere dikkat etmemiz tavsiye ediliyor?

Kitabı okurken, Cenâb-ı Hakk'ın kelimeleri kullanışındaki mânâ derinliğine dikkat etmek, her kelimenin ifade ettiği hakikati araştırıp idrak etmek esastırs.22. Bu idrak, sadece zâhirî anlamlarla sınırlı kalmayıp, peygamberlerin kıssalarını birer yol tabelası gibi görerek, yolun sonu olan Makam-ı Mahmud'a ulaşmada rehber edinmeyi gerektirirs.380. Ayrıca, okuyucunun kendi nefsini ve varlığını idrak etmesi, yani "Men arafe nefsehu fekad arafe rabbehu" hakikatini yaşaması, kitabın sunduğu ilmi ve hakikatleri tam anlamıyla kavraması için temel bir adımdırs.9. Bu süreçte, İslâm'ın emirlerini hemen zorlamak yerine, önce ilmi tavsiye etmek ve kişinin kendini bilmesine süre tanımak, Cenâb-ı Hakk'ın sistemine uygun bir yaklaşımdırs.79.

Kaynaklar: Bakara Sûresi — s. 9, 22, 79, 380

Ayrıntı

Kitabı okurken dikkat edilmesi gereken temel hususlardan biri, Cenâb-ı Hakk'ın Kur'ân-ı Kerîm'de kullandığı her kelimenin ifade ettiği mânâyı derinlemesine araştırmaktır. Zira "hepsi Allah'tır diyerek hepsini Allah ismiyle kullanmamız mümkün olamıyor"s.22. Örneğin, Hakk Teâlâ "Rabb" dediyse, "Rabb" ifadesinin ne olduğunu idrak edip onu tatbik etmek gerekmektedirs.22. Bu, kelimelerin zâhirî anlamlarının ötesindeki hakikatleri keşfetme çabasıdır. Okuma sürecinde, geçmiş peygamberlerin kıssaları birer "yol tabelası" olarak görülmeli, ancak yolun kendisi değil, Makam-ı Mahmud'a giden yolda birer rehber olduğu unutulmamalıdırs.380. Bu tabelalara dikkat etmeden hızlı gitmek, gidilen yeri görmemeye ve geri dönüşü olmayan bir yola sapmaya neden olabilirs.380.

Kitabın sunduğu hakikatleri idrak edebilmek için kişinin kendi varlığını ve nefsini tanıması elzemdir. "Men arafe nefsehu fekad arafe rabbehu" (Nefsini bilen Rabbini bilir) hakikati, bu sürecin merkezindedirs.9. Nefsaniyetini ve izafi benliğini ortadan kaldıran kişi, "venefahtü" hakikatine ulaşarak felah bulmuş kimselerden olurs.10. Bu, kişinin kendi hakikatini idrak etmesi ve kendinde Hakk'ın tecellisini görmesi anlamına gelirs.43. Okuma esnasında, İslâm'ın emirlerini hemen zorlamak yerine, önce ilmi tavsiye etmek ve kişinin kendini bilmesine, bilinçlenmesine süre tanımak Cenâb-ı Hakk'ın sistemine uygun bir yaklaşımdırs.79. Bu, Hakk'ı batılı karıştırmamayı, Hakk'ı ucuz pahaya satmamayı ve ilim hakikatini idrak etmeyi içerirs.79. Son olarak, "Emânet Âyeti" (Ahzâb 72) gibi ayetlerin tasavvufî yorumları, insanın "esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyeti" olduğunu gösterirK1. Bu derinlikli anlayış, kitabın sunduğu hakikatleri tam anlamıyla kavramak için önemlidir.

Kaynaklar: Bakara Sûresi — s. 9, 10, 22, 43, 79, 380 · K1, s. 405