İçeriğe atla
Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri kapak gorseli

Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri

Terzibaba - Necdet Ardıç

59 sayfa~89 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçtefsirdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Kur'an-ı KerimTefsir İlmiİslam AraştırmalarıDini LiteratürTasavvufManeviyatİslami İlimlerSûrelerin AnlamıSûrelerin YorumuDijital KütüphaneKitapİslami Eser

Sıkça Sorulan Sorular

Bu kitap ne hakkında?

Bu kitap, Necdet Ardıç'ın "Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri" adlı eseridir. Eser, Kur'ân-ı Kerîm'deki bu sûrelerin tasavvufî ve irfânî yorumlarını içeren sohbetlerin yazıya geçirilmiş halidir. Yazar, okuyucuyu nefsin hevasından, zan ve hayalden arınmış, saf bir gönülle okumaya davet ederek, bu sûreler üzerinden manevi hakikatlere ulaşmayı hedeflers.2. Kitap, yazarın daha önceki eserleri olan "Terzi Baba" serisi ve diğer tasavvufî kitaplarla bağlantılı olup, manevi hasılanın Hz. Muhammed (s.a.v.) ve Ehl-i Beyt'in ruhlarına ithaf edildiği bir niyazla başlars.1, 59-60.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 1, 2, 59, 60

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın bu eseri, Kur'ân-ı Kerîm'de yer alan Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh sûrelerinin tasavvufî ve irfânî derinliklerini ele almaktadır. Kitap, yazarın "Kur'ân-ı Kerîm'de (yolculuk)" adlı sohbetlerinin bir derlemesi olup, bu sohbetlerin yazıya geçirilip kitap haline dönüştürülmesiyle oluşmuşturs.1. Yazar, okuyucularına kitabı okumaya başlarken nefsin hevasından, zan ve hayalden, gafletten soyunarak, saf bir gönül ve Besmele ile başlamalarını tavsiye eder; zira vehim ve hayalin tesiri altında iken gerçek manada bu tür kitaplardan yararlanmanın mümkün olamayacağını belirtirs.2.

Kitabın içeriği, sûrelerin ayetleri üzerinden manevi hakikatleri açıklamayı amaçlar. Örneğin, yetimlik kavramının zahiri ve batıni yönleri üzerinde durulur; batıni yönü "Akl-ı küll"ün "Âdem-baba"ya ve "Nefsi küll"ün "Havvâ-anne"ye teşbih edilmesiyle açıklanırs.9-10. Ayrıca, "Hakk ile Hakk olmuş olma" hali, Hz. Peygamber'in "Rabb'ım ile öyle bir zamanım vardır ki, oraya ne bir Nebi-i mürsel ne de bir melek-i mukarrep giremez" sözüyle izah edilirs.36. Eser, Allah'ın tenezzülü, Kur'ân'ın tenezzülü, İnsan-ı Kâmil'in tenezzülü gibi çeşitli "teneccül" mertebelerine de değinirs.58. Kitap, yazarın daha önceki "Terzi Baba" serisi ve "Sûre-i Yûsuf ve Feth Sûresi" gibi diğer eserleriyle de bağlantılıdır, bu da onun geniş bir tasavvufî külliyatın parçası olduğunu gösterirs.13, 59-60.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 1, 2, 9, 10, 13, 36, 58, 59, 60

Kitabın yazarları kimlerdir?

Verilen kaynaklarda "Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri" adlı kitabın yazarları açıkça belirtilmemiştir. Ancak, kitabın içeriğinde "Terzi Baba" isimli bir şahsiyetten bahsedilmekte ve "Terzi Baba kitapları serisi" ifadesi geçmektedirs.60. Bu durum, kitabın yazarının veya serinin genel yazarının Terzi Baba olabileceğine işaret etmektedir. Kitabın giriş kısmında ise "acizane" bir ifadeyle yazarın kendisinden bahsedildiği görülmektedirs.1.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 1, 60

Ayrıntı

"Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri" adlı eserin yazarı, kaynaklarda doğrudan bir isimle zikredilmemiştir. Ancak, kitabın çeşitli bölümlerinde yazarın kimliğine dair bazı ipuçları bulunmaktadır. Kitabın "Kazâ ve kader" başlığı altında "Terzi Baba-(4) İstişare dosyası" ve "Terzi Baba-(5) İstişare dosyası" gibi ifadeler yer almaktadır. Ayrıca, "Hayal vâdîsi’nin çıkmaz sokakları: ------------------------- Terzi Baba kitapları serisi:" şeklinde bir ibare de mevcutturs.60. Bu ifadeler, kitabın "Terzi Baba" olarak bilinen bir yazar tarafından kaleme alındığını veya bu serinin bir parçası olduğunu düşündürmektedir. Kitabın başlangıcında yer alan "Yarabbi; bu kitaptan meydana gelecek manevi hasılayı, evvelâ acizane, efendimiz Muhammed Mustafa, (s.a.v.) in ve Ehl-i Beyt Hazaratı’nın rûhlarına, Nusret Babamın ve Rahmiye annemin de ruhlarına, ceddinin geçmişlerinin de ruhlarına hediye eyledim kabul eyle, haberdar eyle, ya Rabbi" şeklindeki dua cümlesis.1, yazarın kendisinden "acizane" bir şekilde bahsettiğini göstermektedir. Bu durum, yazarın kimliğinin "Terzi Baba" olduğu yönündeki çıkarımı desteklemektedir.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 1, 60

Tasavvufî idrak ne anlama gelir?

Tasavvufî idrak, sâlikin Hakikat-i İlâhiyye'yi kendi vücut mülkünde, yani nefsinde bilfiil yaşayarak ve müşâhede ederek kavramasıdır. Bu idrak, sadece akıl yoluyla elde edilen bilginin ötesinde, sülûk ve mârifet yoluyla ulaşılan bir hâl ve makâmdır. Özellikle nefs mertebelerindeki ilerleyişle, nefs-i emmâre ve levvâme hükmünden kurtularak, ilham ve yakîn hâliyle Hak'kın tecellîlerini kendi varlığında görme yeteneğidirs.26, 45. Bu idrak, sâlikin fenâfillâh'tan bekâbillâh'a geçişiyle Hakk'ani bir akılla İlâhî hakikatleri kavramasını sağlars.52.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 26, 45, 52

Ayrıntı

Tasavvufî idrak, sâlikin Hakikat-i İlâhiyye'yi kendi varlığında, yani vücut mülkünde kavramasıdırs.45. Bu, sadece zihinsel bir anlama değil, aynı zamanda müşâhede yoluyla elde edilen bir kavrayıştırs.58. Sâlik, bu idrak sayesinde esmâ-i İlâhiyyenin kendi varlığındaki tecellîlerini görür ve fenâfillâh mertebesinden bekâbillâh'a geçerek Hakk'ani bir akılla İlâhî hakikatleri idrak eders.52.

Bu idrak, sülûk yolunda ilerleyen sâlikin nefs mertebelerindeki dönüşümüyle yakından ilişkilidir. İnsanlar genellikle nefs-i emmâre ve nefs-i levvâme hükmü altında yaşarkens.26, 8, tasavvufî çalışmalarla nefs köleliğinden kurtulup hür olarak Hakk'ın kulu olma yolunda ilerlerlers.8. Bu süreçte, sâlikin nefs-i mülhime mertebesine ulaşmasıyla ilhamın ilk kez açılmaya başladığı belirtilir (Nefs-i Mülhime). İlham, vasıtasız olarak kalbe gelen ve Hakikat-i İlâhiyye üzere idrak sahibi olmaya yardımcı olan bir kaynaktırs.26, 27.

Tasavvufî idrak, yakîn hâliyle de bağlantılıdır. Sâlik, bu hakikatleri bünyesinde yüklenip idrak ettiğinde yakîn hâline ulaşırs.21. Bu, mârifet makâmına ulaşmış bir ârifin hâlidir; ârif, bilgiyi sadece bilmekle kalmaz, aynı zamanda onu müşâhede ile yaşarK1. Bu idrak, sâlikin ruhânî yetim olduğunu idrak etmesiyle başlar ve seyri sülûk sistemiyle ilerlers.47. Neticede, bu çalışmalarla Nefs-i İlâhî idrak olunmaya başlars.26.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 8, 21, 26, 27, 45, 47, 52, 58 · K1, s. 110

Kitapta geçen 'Mûseviyyet mertebesi' nedir?

Mûseviyyet mertebesi, tasavvufta ilâhî isimler mertebesinin tenzih yönünü temsil eden ve Hz. Mûsâ (a.s.) ile ilişkilendirilen bir makamdır. Bu mertebe, sayısal olarak dokuz (9) ile ifade edilir ve Esmâ-ül Hüsnâ'nın doksan dokuz (99) ismine işaret eder. Hz. Mûsâ'nın çocukluğundan itibaren Fir'avn'un yanında yetim olarak büyümesi ve peygamberlik geldikten sonra akl-ı küll'e ulaşmasıyla bu mertebede "evlâd-ı has" zümresine katılması, Mûseviyyet mertebesinin yetimlikten kemâle eriş sürecini simgeler. Bu mertebe, sâlikin seyr ü sülûkünde aşması gereken önemli duraklardan biridir.

Ayrıntı

Mûseviyyet mertebesi, tasavvufî mertebeler hiyerarşisinde önemli bir yer tutar ve özellikle ilâhî isimlerin tenzih yönüyle bağlantılıdırs.12. Bu mertebe, sayısal olarak dokuz (9) ile temsil edilir ve Esmâ-ül Hüsnâ'nın doksan dokuz (99) ismine atıfta bulunurs.12. Hz. Mûsâ (a.s.)'nın hayat hikâyesi, bu mertebenin sembolik anlamını derinleştirir. O, çocukluğundan itibaren Fir'avn'un yanında yetim olarak büyümüştür; bu durum, zâhirî ve bâtınî bir yetimliği ifade eders.11. Kendisine peygamberlik geldikten ve Tur-i Sînâ'da Tevrat-ı Şerif'i alarak "Akl-ı Küll" olan babasına ulaşınca, bu mertebesi itibarıyla "evlâd-ı has" zümresine katılmıştırs.11. Bu durum, Mûseviyyet mertebesinin, başlangıçtaki bir eksiklik veya yetimlik hâlinden, ilâhî bilgi ve kemâle erişme sürecini temsil ettiğini gösterir. Mûseviyyet mertebesi, tevhid mertebeleri, bütün mertebelerin zâhir ve bâtın varlığı, üç ilim mertebesinden idraki, İbrâhîmiyyet, İseviyyet ve Muhammediyyet mertebeleri gibi diğer mertebelerle birlikte anılırs.25. Şems Sûresi'nin doksan birinci (91) ayetinde geçen (9) ve (1) sayıları da Mûseviyyet ve Vâhidiyyet mertebelerini ifade ederken, bu sayıların tersi olan (19) ise İnsân-ı Kâmil'i işaret eders.15. Bu bağlamda Mûseviyyet mertebesi, sâlikin seyr ü sülûkünde nefs mertebelerini aşarak hakikate ulaşma yolculuğunda önemli bir durak olarak kabul edilir.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 11, 12, 15, 25

Bu eser kimler için yazılmıştır?

Necdet Ardıç'ın "Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri" adlı eseri, tasavvufî irfan yolunda ilerleyen, Hakikat-i Muhammediyye üzere yetimlikten kurtulup "Evlâd-ı has" mertebesine ulaşan, nefs-i emmârenin hükmünden sıyrılarak sâlih amel işleyen ve Allah'ın isimlerinin taşıyıcısı olma emânetini idrak eden sâlikler için yazılmıştır. Eser, Kur'ân'ın mânâsını bilerek onun gerçek taşıyıcısı olmayı hedefleyen, Hak ile özel bir ilişki kurma gayretinde olan ve "gayru memnûn" karşılığa nail olmak isteyen kimselere hitap etmektedir.

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın bu eseri, öncelikle "İrfan Mektebi (Hakk Yolu)"nda ilerleyen, tasavvufî derinliği arayan kimseler için kaleme alınmıştır (İrfan Mektebi (Hakk Yolu) Wiki). Eser, Kur'ân-ı Kerîm'in tamamını ezbere bilmekten ziyade, onun mânâsını idrak ederek gerçek taşıyıcısı olmayı hedefleyenlere yöneliktirs.53. Bu bağlamda, "marifetullah bilgisi"ni taşıyan ve "Hak ile özel ilişkisinin" taşıyıcısı olan insan-ı kâmillerin yolunu aydınlatırs.53; Emânet Âyeti Master Cevap.

Kitap, nefs-i emmârenin hükmü altında yaşayan, mal tüketmekle iftihar eden ve lüks yaşayan "İnsân-ı nakıslar"dans.5, s.14 farklı olarak, Hakikat-i Muhammediyye üzere yetimlikten kurtulup "Evlâd-ı has" mertebesine ulaşanları muhatap alırs.12, s.8. Bu kişiler, yaptıkları fiilin mânâsını Allah'tan alan ve "sâlih amel" işleyen kimselerdirs.58. Eser, "hüsnâ'yı tasdik eden"s.38 ve "takvâ sahibi olan"s.38 kişilere hitap ederken, cimrilik edip kendini müstağni gören ve hüsnâ'yı yalanlayanları ise "esfeli safiline" yönelenler olarak tanımlars.39. Sonuç olarak, bu eser, hakikatleri önce iman yoluyla, sonra da müşâhede yoluyla idrak eden ve "gayru memnûn" karşılığa nail olan kimseler için bir rehber niteliğindedirs.58.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 5, 8, 12, 14, 38, 39, 53, 58

Kitapta 'nefsin hevasından soyunmak' nasıl açıklanır?

Nefsin hevasından soyunmak, tasavvufî sülûkun temel gayelerinden biri olup, sâlikin süflî yapısı olan nefsin dünyaya ve hazlara yönelen temayüllerinden arınması anlamına gelir. Bu arınma, nefsin yedi mertebeli tezkiyesi sürecinde gerçekleşir ve özellikle nefs-i levvâme mertebesinde başlayan iç çatışma ve pişmanlıklarla kendini gösterir. Kaynak metin, okuyucuyu "nefs’in hevasından, zan ve hayelden, gafletten soyunmaya çalışarak, saf bir gönül ve Besmele ile okumaya başlamaya" davet ederek, hakikatlere ulaşmanın ön şartı olarak nefsin süflî etkilerinden uzaklaşmayı işaret eders.2. Bu durum, nefsin kötülüğü emredici vasfından (nefs-i emmâre) kurtulup, Hak'ka yönelen rûhânî yapının güçlenmesiyle mümkün olur.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 2

Ayrıntı

Nefsin hevasından soyunmak, tasavvufta sâlikin süflî yapısı olan nefsin, dünyevî arzu ve hazlara olan eğilimlerinden arınma çabasıdırK1. Bu süreç, nefsin tezkiye edilmesini hedefler ve sülûkun ana gayesidir. Kaynak metin, okuyucuyu "nefs’in hevasından, zan ve hayelden, gafletten soyunmaya çalışarak, saf bir gönül ve Besmele ile okumaya başlamaya" davet eders.2. Bu davet, hakikatlere ulaşabilmek için nefsin süflî etkilerinden uzaklaşmanın zaruretini vurgular.

Nefsin hevasından soyunma süreci, nefsin yedi mertebeli silsilesinde ilerlemeyi gerektirir. Bu silsilenin başlangıcında yer alan nefs-i emmâre, kötülüğü emredici vasfıyla (Yûsuf 53) hevanın en belirgin tezahürüdürK1. Sâlikin bu hevalardan arınma yolculuğu, nefs-i levvâme mertebesinde başlar. Bu mertebede sâlik, günahlarını işlese de ardından nefsini kınar, pişmanlık duyar ve tevbeye yönelirK1. Bu kınama ve pişmanlık, nefsin hevasına pasif itaatten çıkışın ilk adımıdır ve "uyanışın acısı" ile "mârifet kıvılcımı" arasındaki kritik kuşağı oluştururK1.

Nefsin hevasından soyunmak, aynı zamanda insanın rûh ile olan ilişkisini de düzenler. Zira rûh, insanın ulvî yapısı olup Hak'ka yönelirken, nefs dünyaya yönelirK1. Bu nedenle, nefsin hevasından soyunmak, rûhu güçlendirme ve nefsi tezkiye etme dengesini kurmayı ifade eder. Bu arınma, sâlikin Hak ile nefs arasındaki mücâhedesinin bir sonucudur ve nihayetinde nefsin hilâfet iddiâsından soyutlanarak Hak'ın emânetini izhâra mahal olmasıylaK1 kemâle erer.

Kaynaklar: K1, s. 1, 126, 484 · Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 2

Kitapta 'on sekiz bin âlem' kavramı neyi ifade eder?

Kitapta "on sekiz bin âlem" kavramı, dokuz sayısının tasavvufî ve ebcedî değerleri üzerinden açıklanan, kâinatın genişliğini ve Hakikat-i Muhammediyye'nin kapsamını ifade eden bir semboldür. Dokuz sayısının kendisiyle toplanması (9+9=18) veya çarpılması (9x9=81, tersi 18) sonucunda elde edilen on sekiz, bu âlemlerin sayısını temsil eder. Bu, aynı zamanda Sûre-i Şerif'in sayısal değerleri ve esmâ-i hüsnânın genişletilmiş bir ifadesi olarak da yorumlanırs.3. Bu âlemler, Hakikat-i Muhammediyye'nin zuhur ve tecelli mahalli olan ay (kamer) ile ilişkilendirilirken, Zât-ı İlâhiyye'nin zuhur ve tecelli mahalli olan güneş (şems) ile birlikte rızıkların temin kaynakları olarak da görülürs.8.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 3, 8

Ayrıntı

Kitapta "on sekiz bin âlem" ifadesi, tasavvufî bir sembolizmle açıklanır ve dokuz sayısının çeşitli matematiksel işlemleriyle ilişkilendirilir. Dokuz sayısının kendisiyle toplanması (9+9=18) veya çarpılması (9x9=81, bu sayının tersi de 18'dir) on sekiz sayısını verir ki bu, on sekiz bin âlemi ifade eder. Ayrıca, dokuz sayısının kendi içinde toplanması yine dokuz sonucunu verirken, 81 ile 9'un toplamı 90'ı verir ki bu da Sûre-i Şerif'in sayısal değeridir. Üç dokuzun yan yana getirilmesiyle oluşan 999 sayısı ise esmâ-i hüsnânın daha genişletilmiş bir ifadesi olarak sunulurs.3. Bu sayısal değerler, kâinatın genişliğini ve Hakikat-i Muhammediyye'nin kapsamını işaret eder.

Bu âlemlerin işleyişinde güneş (şems) ve ay (kamer) önemli bir yer tutar. Güneş, Zât-ı İlâhiyye'nin zuhur ve tecelli mahalli iken, ay (kamer) Hakikat-i Muhammediyye'nin zuhur ve tecelli mahallidirs.8. Bu iki mertebe, birbirlerinin hükümlerini ortadan kaldırmaz; aksine, her biri kendi feleğinde yüzer ve âlemlerin rızık kaynaklarını oluştururs.8. Şems kelimesinin harf değerleri de bu bağlamda ele alınır: "Şın" harfi hakikatleri müşahede ve şehâdet âlemini, "Mim" Hakikat-i Muhammediyye'yi ve mülk âlemini, "Sin" ise İnsân-ı Kâmil'i ve diğer insanları ifade eders.19. Bu harfler, idrak sahibi insanlara sessiz ve sözsüz bir şekilde hakikatleri anlatırs.19. Bu geniş âlemlerin müşahede edilerek yaşanması ve kişinin kendini tanıması, bu dünyadaki en büyük kazanç olarak belirtilirs.1.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 1, 3, 8, 19

Bu kitapta hangi sureler ele alınmıştır?

Bu kitapta Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh sureleri ele alınmıştır. Yazar, bu sureleri Kur'ân-ı Kerîm'de (yolculuk) adlı sohbetlerinin yazıya geçirilmiş ve kitap haline dönüştürülmüş bir bölümü olarak sunmaktadır. Kitap, bu surelerin zâhir ve bâtın nurlarından yararlanmayı hedeflemekte olup, okuyuculara saf bir gönül ve besmele ile okunması tavsiye edilmektedirs.1, s.2.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 1, 2

Ayrıntı

Yazar, bu eserin, "Kur'ân-ı Kerîm'de (yolculuk)" başlığı altında yaptığı sohbetlerin bir kısmının yazıya dökülüp kitaplaştırılmasıyla ortaya çıktığını belirtmektedirs.1. Kitapta özellikle Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh sureleri üzerinde durulmaktadır. Yazar, bu surelerin "zâhir bâtın nûrundan bu dünyada iken yararlanmaya gayret edelim" çağrısıyla, okuyucuları bu surelerin hem açık anlamlarından hem de tasavvufî derinliklerinden istifade etmeye teşvik etmektedirs.1. Kitabın girişinde, okuyucuların nefsânî heveslerden, zan ve hayalden, gafletten arınarak, "saf bir gönül ve Besmele ile" okumaya başlamaları önerilmektedir; zira ancak bu şekilde gerçek mânâda fayda sağlanabileceği ifade edilmektedirs.2. Ayrıca, İnşirâh Sûresi'nin Peygamber Efendimiz'in kalbinin açılıp arıtılmasından bahsettiği ve getirdiği dindeki kolaylıklara dikkat çekerek Allah'a şükretmeye teşvik ettiği belirtilmektedirs.49. Kitapta, bu surelerin sayısal değerlerine de değinilmekte, örneğin İnşirâh Sûresi'nin 94. sure olması (9+4=13) üzerinden Efendimiz (s.a.v) ve şahsında herkese hitap ettiği vurgulanmaktadırs.17, s.51. Yazar, daha geniş bilgi için Sûre-i Yûsuf ve Feth Sûresi isimli diğer kitaplarına da atıfta bulunmaktadırs.13.

Kaynaklar: Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri — s. 1, 2, 13, 17, 49, 51