İçeriğe atla
Bir Ressam Hikâyesi kapak gorseli

Bir Ressam Hikâyesi

Terzibaba - Necdet Ardıç

268 sayfa~402 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Bir Ressam Hikâyesi RELATED-TO HikâyeBir Ressam Hikâyesi IS-A KitapBir Ressam Hikâyesi IS-A Edebî EserNecdet Ardıç IS-A YazarTerzibaba IS-A Mahlas

Sıkça Sorulan Sorular

Bir Ressam Hikâyesi kitabı ne anlatıyor?

"Bir Ressam Hikâyesi" kitabı, tasavvufî bir hikâyenin farklı kişiler tarafından yapılan yorumlarını içeren bir derlemedir. Kitap, Gavs-ı A'zam Abdulkâdir Geylânî hazretlerine atfedilen "Risâle-i Gavsiyye"deki Hak ile kul arasındaki mükâleme (söyleşme) gibi, derin mânevî konuları ele alan bir "sırrî metin" niteliğindedir1. Hikâye, bir ressamın sadece hayvan sûretleri çizmesi ve bu durumun kader, küllî irade, mutmain makamı ve İnsân-ı Kâmil gibi tasavvufî kavramlarla ilişkisini sorgulayan yorumcuların düşüncelerini sunar2. Bu yorumlar, okuyucuyu kazâ ve kaderin idrâki, teslimiyetin mertebeleri ve Allah katındaki İslâm'ın yaşanması üzerine tefekküre sevk etmeyi amaçlar2. Kitap, mürşidin teşvikiyle evlatlarının mânevî terakki etmesine vesile olan bir tefekkür aracı olarak sunulmuştur2.

Ayrıntı

"Bir Ressam Hikâyesi" adlı eser, tasavvufî bir hikâyenin çeşitli yorumlarını bir araya getiren bir kitaptır. Eserin temelinde, bir ressamın sadece hayvan sûretleri çizdiği ve bu durumun hikâyeyi ziyaret eden arkadaşı tarafından sorgulandığı bir anlatı bulunur2. Bu hikâye, okuyucuyu derin mânevî meseleler üzerine düşünmeye yönlendiren bir vesile olarak kullanılmıştır2. Kitaptaki yorumlar, hikâyenin başındaki konuşmayı "mânâdan maddeye kemâlat sırrı" ve "kesrette vahdet" olarak değerlendirir2. Ressamın "mutmain makamını", ressamdan konuşanın ise "İnsân-ı Kâmil'i" temsil ettiği belirtilir2.

Yorumcular, hikâyeyi kader ve küllî irade kavramları üzerinden ele alırlar. Ressamın "ana hatlar belli içi boş" ifadesi, Allah'ın ezelî ilmiyle mutlak kaderi belirlemesi ve insanın küllî iradeye bağlılığı ile ilişkilendirilir2. Kitap, kazâ ve kaderin ne olduğu, hikâyedeki ressamın kadere imanı hangi mertebede idrak ettiği ve Allah katındaki İslâm'ın yani teslimiyetin ne derece yaşandığı gibi soruları değerlendirmeye çağırır2. Bu yönüyle eser, tasavvuftaki "hâl"in zuhuru ve yerleşmesi gibi süreçlerle de bağlantılıdır; zira mânevî idraklerin ve teslimiyetin farklı mertebeleri üzerine tefekkür imkânı sunar3. Kitap, okuyucuların teşvik ve yönlendirmelerle yeni ufuklar açmasını, farklı yönleri ve bakış açılarını geliştirmesini amaçlayan bir çalışmadır2.

  1. Kaynaklar
  2. 1.K1, s. 12
  3. 2.Bir Ressam Hikâyesi — s. 11, 45, 88, 110, 127, 193, 243
  4. 3.K2
Kitaptaki 'ressam' figürü neyi temsil ediyor?

Kitaptaki 'ressam' figürü, tasavvufî bir sembol olarak, hem Allah'ın yaratıcı kudretini ve iradesini hem de insân-ı kâmili temsil eder. Ressam, Allah'ın "Savver" (şekil veren) isminin bir tecellisi olarak, kazâ ve kaderi çizen, mukadderatı boyayan ilahî iradeyi1 ve aynı zamanda bu ilahî iradeye ayna olan, nefsinin hilâfetini Hakk'a teslim etmiş, Esmâ-i İlâhiyye'nin câmi bir mahalde izhârını sağlayan halîfe2 olan insân-ı kâmili ifade eder. Ressamın çizdiği figürler ve onların içini doldurması, sâlikin nefs mertebelerini (emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziye) aşarak1 kendi içindeki hayvânî sıfatları terbiye etmesi ve ilahî aşkla doldurması sürecini sembolize eder1.

Ayrıntı

Kitaptaki 'ressam' figürü, çok katmanlı bir temsiliyet taşır. İlk olarak, Allah'ın yaratıcı ve şekil verici sıfatı olan Savver isminin bir yansımasıdır. Ressam, kazâ kaydını çizen, irade-i külliyeyi belirleyen ve mukadderatı boyayan ilahî kudretin bir tecellisidir1. Bu bağlamda, Allah'ın irfan olunma muhabbetine vesile olan, varlığı inşa eden ve resmin içini dolduran 'fiilin fâili' olarak görülür1. İkinci olarak, ressam figürü insân-ı kâmili temsil eder. Bu insân-ı kâmil, Muhammed makamında bir şeyh olarak1, Allah'tan aldığı ilhamla hareket eder ve kendi içindeki Allah'ın gözüktüğü bir mahaldir1. O, yedi nefs mertebesini (emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziye) aşmış, nefs-i mutmainne makamında olan bir mürşittir1. Bu mürşit, dervişlerin içini Allah sevgisiyle dolduran, onlara yol gösteren bir rehberdir1. Ressamın çizdiği hayvân figürleri, sâlikin kendi içindeki hayvânî sıfatları ve nefs mertebelerini sembolize eder1. Bu figürlerin içini boyamak, sâlikin bu hayvânî sıfatları tanıması, onlardan korunmayı öğrenmesi ve onları maneviyat duygusuyla doldurması anlamına gelir1. Bu süreç, nefsin terbiye edilmesiyle1 ve ilahî ilhamla gerçekleşir. Ressamın kendi yaşamında ne ile besleniyorsa onu çizmesi1, insânın kendi iç dünyasının ve kabiliyetlerinin dışa vurumunu ifade eder1. Nihayetinde, ressamın tabiat ve insân figürleri çizmeye başlaması, insânın yeryüzündeki en kemalli varlık olarak Hakk'ın verdiği bilgilerle içini doldurmasıyla, yani halîfelik vasfını tahakkuk ettirmesiyle ilişkilidir1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Bir Ressam Hikâyesi — s. 1, 11, 111, 149, 216, 229, 237, 241, 252, 261
  3. 2.K1, s. 1
Kitapta bahsedilen 'mertebe' nedir?

Tasavvufta "mertebe", sâlikin idrak seviyesini ve manevî gelişimini ifade eden bir kavramdır. Bu, Hakk'ın lütfuyla, kâmil bir mürşidin rehberliğinde, kişinin manevî yolculuğunda katettiği aşamaları gösterir. Mertebeler, kişinin kendi hakikatini ve Hakk'la olan ilişkisini idrak etme derecesini belirler ve bu idrakin değişerek yükselmesi, gelişim olarak kabul edilir. Eşya, isim ve sıfatlar da bu mertebeler ve makamlar olarak şuhûda gelir.

Ayrıntı

Mertebe, tasavvufî sülûkte sâlikin idrakindeki seviyeyi ve bu seviyenin değişerek yükselmesini ifade eder1. Bu manevî gelişim, ancak kâmil bir zâtın rehberliğinde ve Hakk'ın lütfuyla gerçekleşir1. Mertebeler, kişinin ruhânî yolculuğunda katettiği aşamaları gösterir; bu yolculukta kişi, bitki âlemi, hayvan âlemi, insan âlemi gibi farklı idrak seviyelerinden geçerek insan-ı kâmil olma şansını taşır1.

Mertebeler, aynı zamanda Hakk'ın isim ve sıfatlarının zuhur ettiği alanlardır. Eşya, isim ve sıfatlar, mertebe ve makam olarak şuhûda gelir1. Örneğin, İbrâhîm (a.s.)'ın mertebesi "tevhid-i ef'âl" olarak belirtilir ve bu mertebede fiillerle zuhura çıkan ilâhî program (a'yân-ı sâbite) tecelli eder1.

İnsan, bâtınında bütün mertebe ve değerleri toplu halde barındırır. Önemli olan, bu mertebeleri eğitim ve gayretle birer birer idrak edip yaşayarak arif olarak dünya hayatını sürdürmektir1. Mertebeler, aynı zamanda Hakk'ın Ahadiyetinden tenezzül ederek Hakikati İnsaniye olan Vâhidiyet mertebesine, oradan Uluhiyetine, Rahmaniyetine ve Melikiyetine tenezzülüyle bütün isim ve sıfatlarının özelliklerini ve mânâlarını kapsar1. Her iki noktada da hem öğretme hem de öğrenme mertebeler aracılığıyla gerçekleşir ve bu kemâlât, irfan olunmada kendinden kendine kendi olarak zevk etmektir1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Bir Ressam Hikâyesi — s. 32, 97, 104, 138, 198, 216
Seyr-i sülûk nedir ve kitapta nasıl geçiyor?

Seyr-i sülûk, tasavvufta sâlikin manevî yolculuğunun bütününe verilen isimdir ve mürşid rehberliğinde Hak'a yönelme, mârifet kademelerinde ilerleme ve halk içinde Hak'ı temsil etme aşamalarını içerir. Bu yolculuk, sâlikin kendi nefsinden, dünyadan ve mâsivâdan Hak'a yönelmesiyle başlar ve mülkten melekûta urûcun asıl mesnedidir1. Kitapta seyr-i sülûk, dervişliğin ilk şuurlanması olarak, kişinin içindeki hayvânî ahlâkların farkına varması ve bunları İlâhî irâde ile değiştirmesi süreci olarak ele alınır2. Ayrıca, mürşidin Kur'ân-ı Kerîm yaşantısıyla ihvânına nefs-i emmâre mertebesindeki hayvânî duyguları anlatarak bu yolculuğa rehberlik etmesiyle de ilişkilendirilir2.

Ayrıntı

Seyr-i sülûk, tasavvufî hayatın tam adıdır ve sâlikin başlangıçtan vâsıllığa kadar geçtiği yolun bütününü kapsar1. Bu manevî yolculuk, müridin mürşid rehberliğinde geçtiği manevî mertebeleri ifade eder (WIKI Seyr-i Süluk). Kitapta seyr-i sülûk, "yola çıkma, sülûka başlama, sefer" olarak tanımlanır ve sâlikin mülkten melekûta urûcunun asıl mesnedi olarak Mûlk Sûresi 1. ayeti gösterilir1. Seyr-i sülûk, sâlikin içindeki hayvânî ahlâkların farkına varmasıyla başlayan bir süreçtir2. Bu süreçte sâlik, zikir ve tefekkürlerden oluşan kelime-i tevhid ve esmâ okları ile nefs-i emmârenin hayvân sûretlerini ortadan kaldırmaya çalışır2.

Seyr-i sülûk yolunda ilerlerken niyaz, rıza, tevbe ve teslimiyet hâli içinde olunması gerektiği vurgulanır2. Bu yolculukta nefsânî kullanılan renkler tek tek silinip yerine daha iyi bir renge boyanarak değiştirilir ve kişi İlâhî irâde ile hallenir2. Kitapta, ressamın zâhirden mânâya geçmesi ve resimlerin hayvân olarak gözükmesi, seyr-i sülûkun bir aşaması olarak değerlendirilir2. Ressamın bulunduğu mekânın kendinin "vücûd" mülkünden bir bölüm olduğu ve yaptığı işten seyr-i sülûk üzere olan bir kimse olduğu belirtilir2. Ayrıca, seyr-i sülûkun sekizinci mertebesi olan Tevhîd-i Ef'âl'den Tevhîd-i Esmâ'ya geçiş de bu yolculuğun bir parçasıdır2. Muharrem ayının seyr-i sülûk başlangıcı olarak kabul edilmesi ve nefs terbiyesi için oruç tutulması tavsiye edilmesi de kitabın seyr-i sülûka bakış açısını gösterir2.

  1. Kaynaklar
  2. 1.K1, s. 265
  3. 2.Bir Ressam Hikâyesi — s. 2, 55, 143, 155, 241, 244, 259, 261
Kitaptaki 'istişare-tefekkür değerlendirmesi' ne anlama geliyor?

Kitaptaki "istişare-tefekkür değerlendirmesi" ifadesi, belirli konular üzerinde yapılan karşılıklı düşünme, fikir alışverişi ve derinlemesine inceleme süreçlerini ifade eder. Bu süreçler, genellikle "Bir hikâye birçok yorum" başlığı altında toplanan ve "köle ve incir dosyası"1, "genç ve elmas dosyası"1 ve "bakara dosyası"1 gibi spesifik başlıklar altında yürütülen çalışmalardır. Bu çalışmaların amacı, manevi seyirdeki hakikatleri, örneğin "Abd/kul hakikati üzerindeki beşeri benlik hevesi ile 'köle ve incir' sırlarından irfan zevki" gibi konuları1 tefekkür yoluyla idrak etmektir. Bu, bireysel tefekkürün yanı sıra, başkalarıyla fikir paylaşımını da içeren kolektif bir öğrenme ve anlama çabasıdır.

Ayrıntı

"İstişare-tefekkür değerlendirmesi" kavramı, kitabın temel çalışma yöntemini ve içeriğini yansıtır. Bu, sadece bireysel bir düşünme eylemi olmaktan öte, başkalarıyla fikir alışverişinde bulunmayı ve bu yolla derinleşim sağlamayı içerir1. Kitapta bu tür çalışmaların "Bir hikâye birçok yorum" başlığı altında toplandığı ve farklı dosya isimleriyle (örneğin "köle ve incir dosyası", "genç ve elmas dosyası", "bakara dosyası") yürütüldüğü belirtilir1. Bu dosyalar, belirli bir hikâye veya konu etrafında yapılan tefekkürlerin ve bu tefekkürler sonucunda ortaya çıkan yorumların bir araya getirildiği çalışmalardır. Örneğin, "köle ve incir dosyası", "manevi seyirdeki Abd/kul hakikati üzerindeki beşeri benlik hevesi ile 'köle ve incir' sırlarından irfan zevki" olarak tanımlanır1.

Tefekkür, bu sürecin merkezinde yer alır ve kazâ-kader mevzuu gibi derin konuların istidat ve irâde ile birlikte ele alınmasını sağlar1. Bu tefekkürler sırasında, Fussilet Suresi'nin 11. ayeti gibi Kur'an ayetleri üzerinde düşünülür1. Ayrıca, Kelime-i Tevhid'deki "Hu" sırrı veya namaz kitabındaki Elif, Dal, Mim sembolleri gibi konular da tefekkür nesnesi olabilir1. İstişare boyutu ise, bu tefekkürlerin başkalarıyla paylaşılması ve karşılıklı olarak derinleştirilmesidir. Bu, bir abla ile yapılan tefekkür paylaşımları1 veya Mu... ağabey ile zuhurat ve rüyaların istişare edilmesi şeklinde gerçekleşebilir1. Bu süreçte, "İnsân-ı Kâmil mertebesinde" olanların birbirine örtü olması gibi bir durum da söz konusu olabilir; burada soru soran ve cevap veren aynı mertebeden hareket eder1. Bu istişare-tefekkür değerlendirmeleri, Cenâb-ı Hakk'ın fiilleri, isimleri ve sıfatları cihetiyle âlemdeki zuhurunu ve İnsân'daki Zât-î zuhurunu anlamaya yönelik bir çabadır1. Aynı zamanda, külli irâde ve cüz-i irâde gibi konuların tevhid bilinciyle ele alınarak şirke düşme tehlikesinden korunmayı da hedefler1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Bir Ressam Hikâyesi — s. 1, 67, 72, 103, 187, 191, 193, 229
Kitapta 'hayvân sûretleri' çizmenin özel bir anlamı var mı?

Evet, kitapta "hayvân sûretleri" çizmenin tasavvufî bir anlamı vardır. Bu sûretler, sâlikin nefs-i emmâre ve levvâme mertebelerindeki hâllerini temsil eder ve insanın "hayvânî" yönlerinin terbiye edilerek Hakk'a teslimiyetini ifade eder. Ressamın bu sûretleri çizmesi ve içlerini boyaması, nefsin hallerini idrak etme, onları ehlileştirme ve nihayetinde "Radiyen Mardiyen" mertebelerine ulaşma sürecini sembolize eder1. Bu, aynı zamanda "Hay" isminin tecellîsi ve insanın hayvânî nefsini maneviyatla dengeleme çabasıdır1.

Ayrıntı

Kitapta bahsedilen ressamın yalnızca "hayvân" sûretleri çizmesi, tasavvufî açıdan derin bir mânâ taşır1. Bu durum, insanın nefs-i emmâre ve nefs-i levvâme mertebelerindeki hâllerini sembolize eder1. "Hayvân" kelimesi, "Hay" isminin tecellîsi olarak "an, an hay ismini açığa çıkaran, hayat sahibi olan" anlamını taşır ve hayvânların özel hareket kabiliyetleriyle bu ismin kemalli bir şekilde açığa çıktığını gösterir1.

Bu hayvân sûretleri, sâlikin kendi nefsindeki hayvânî çıkışları ve ahlâkî hâlleri temsil eder1. Ressamın bu sûretleri çizmesi, Allah'tan aldığı ilhamla gerçekleşen bir kazâdır; içlerini boyaması ise kaderdir1. Bu boyama eylemi, nefsin yedi mertebesindeki hâllerin renklenmesini, yani ahlâkların belirginleşmesini ve kişinin iyi hâllerini faaliyete geçirip kötü hâllerinden uzaklaşmak için mücadele etmesini ifade eder1.

Hayvân sûretlerinin ehlileşmesi, insanın nefs-i emmâre vasfından Natık-ı Hayvân olma hususiyetine geçişini ve Rabb'ına teslimiyetini gösterir. Bu süreçte, kişi "hayvân olma hâllerini" idrak eder, onları tanımlar ve onlara hâkim olur. Bu hâkimiyet, kişinin Radiyen Mardiyen mertebelerine ulaşmasıyla sonuçlanır1. Ressamın bu sûretleri kendi nefsinin görebileceği yere asması, insanın hayvânî nefsini kötü veya iyi yönde kullanabilme potansiyeline ve bu hâllerin farkındalığına işaret eder1. Nihayetinde, bu süreç Âdem'i tasdik ederek hayvânlığı yok etme ve maneviyatla dengeleme çabasıdır1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Bir Ressam Hikâyesi — s. 1, 75, 141, 214, 227, 241, 244, 256, 260
Kitap kimler için faydalıdır?

Necdet Ardıç'ın "Bir Ressam Hikâyesi" adlı kitabı, özellikle tasavvufî bir eğitim ve içsel gelişim arayışında olanlar için faydalıdır. Kitap, okuyucuların kendi iç dünyalarını keşfetmelerine, nefislerini tanımalarına ve Hak yolunda ilerlemelerine yardımcı olmayı hedefler. Eser, bir boyama kitabı metaforuyla insanın içindeki "hayvanat bahçesinin fertlerini" tanıyıp terbiye etme sürecini anlatarak1, okuyucunun kendi "fatihasını fethini" sağlamasına ve "kaderi ölçüm üzre sırat-ı müstakiminde yürümesini kolaylaştırmasına"1 yönelik bir rehber niteliğindedir. Kitap, aynı zamanda okuyucuların birbirlerinin fikirlerinden istifade etmelerini sağlayarak hayat görüşlerini genişletmeyi amaçlar1.

Ayrıntı

"Bir Ressam Hikâyesi" kitabı, tasavvufî bir yaklaşımla bireysel tekâmülü hedefleyen geniş bir kitleye hitap etmektedir. Kitap, öncelikle içsel bir dönüşüm ve gelişim arayışında olanlar için faydalıdır. Yazar Necdet Ardıç, eseri, okuyucuların kendi "fatihalarını fethini" sağlamaları ve "kaderleri ölçüm üzre sırat-ı müstakimlerinde yürümelerini kolaylaştırmaları" için bir araç olarak sunar1. Bu ifade, sâlikin kendi hakikatini idrak etmesi ve ilahi takdir doğrultusunda doğru yolu bulması anlamına gelir.

Kitap, nefsini tanımak ve terbiye etmek isteyenler için de önemli bir rehberdir. "Boyama kitabı" metaforuyla, insanın içindeki "hayvanat bahçesinin fertlerini" (nefsanî arzuları ve kötü huyları) tanıma, onlardan korunma ve onları "çizgileri taşırmadan iyi boyama" (terbiye etme) sürecini anlatır1. Bu süreç, tasavvuftaki nefis mücadelesi ve ahlakî arınma ile örtüşür.

Eser, bilgiyi sadece teorik olarak değil, yaşayarak elde etmek isteyenler için de değerlidir. Bir Allah dostunun "Kitaplar çeşmenin sadece tasviridir, resmidir, onun suyunu içmek istiyorsan, onların tümünü yaşaman, iç yaşantı itibariyle içinde gezinmen gerekir" sözü1, kitabın pratik bir rehberlik sunma amacını vurgular. Bu, tasavvuftaki "tadan bilir"1 ilkesine uygun olarak, bilginin zevk ve müşâhede yoluyla elde edilmesini teşvik eder.

Son olarak, kitap, başkalarının deneyimlerinden ve fikirlerinden istifade ederek hayat görüşünü genişletmek isteyenler için de faydalıdır. Yazar, okuyuculardan gelen değerlendirmeleri bir araya getirerek "herkes herkesin fikirlerinden istifade edecek hayat görüşleri biraz daha genişleyecektir"1 der. Bu yaklaşım, kolektif öğrenmeyi ve farklı bakış açılarının zenginliğini ön plana çıkarır.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Bir Ressam Hikâyesi — s. 27, 43, 86, 88, 261
Zikrin faydaları nelerdir?

Zikir, tasavvufta sâlikin Hak ile olan bağını güçlendiren ve mânevî mertebelerde ilerlemesini sağlayan temel bir ibadettir. Zikir sayesinde kişi, nefsânî hallerden arınarak mutmainne makamına ulaşır ve Hak'tan gelen ilhamlarla hareket eder. Bu süreçte, kendini övme ve başkalarını hor görme gibi İblis'e ait hallerden uzaklaşır, Hak'ın kendisinde zikrettiği idrâkine erişir. Zikir, aynı zamanda kişinin kazâ ve kaderi Hak'tan bilerek rızâ hâline ermesine, böylece Rabbânî lütuflara mazhar olmasına vesile olur1.

Ayrıntı

Zikir, sâlikin mânevî yolculuğunda çeşitli faydalar sağlar ve onu farklı makamlara yükseltir. Öncelikle, zikir kişiyi nefsânî hallerden arındırır. "Ben seni düşman gördüm, ben seni dostum gördüm" ayrımındaki kişilerin bu halin kokusunu bile alamayacağı belirtilir; zira bu tür ayrımlar İblis'in "ben senden hayırlıyım" demesi gibi bir mülk noktasıdır. Derviş mutmainne makamına ulaştığında ise şeytanın rolü biter1. Bu makamda kişi, "Sübhanallahü ve bihamdihi" zikriyle "irci ila rabbike" (Rabbına dön) emrine muhatap olur ve "Rabbike (senin Rabbın), (Rabb kevniyyeti) idrakıdır ki, Kişide zikreden Rabb’dır" hakikatini kavrar. Bu idrâk ile uzak yakın olmuş, yakın dahi ortadan kalkmıştır1.

Zikir aynı zamanda kişinin kazâ ve kader anlayışını derinleştirir. Maneviyata giren sâlik, "Hayy Kayyum" zikri ve tatbikatıyla Rabbî eğitimine ulaşır. Bu sayede, görünüşte kendi kaderini tayin etmiş gibi dursa da, aslında Rabbına iltica ile hareket ettiğini ve bunun Rabbânî bir lütuf olduğunu idrâk eder1. Bu durum, kişinin Hak'tan gelen her şeyi kabul etme ve rızâ gösterme hâlini pekiştirir. Zikir, sâlikin kalbinde saflık oluşturarak Hakk'ın yardımının önden ve arkadan gelmesine vesile olur. Anlaşılamayan mânalar, zevkan idrâk edilmeye başlanır1. Böylece zikir, sadece bir ibadet olmaktan öte, sâlikin mânevî tekâmülünü sağlayan ve onu Hak'ka yaklaştıran bir araçtır.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Bir Ressam Hikâyesi — s. 184, 211, 212, 215