
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
Bürûc Sûresi kitabı ne anlatıyor?⌄
Murat Derûnî En-Nûr tarafından kaleme alınan "Bürûc Sûresi" kitabı, Kur'ân-ı Kerîm'in 89. sûresi olan Bürûc Sûresi'nin zâhirî ve bâtınî anlamlarını tasavvufî bir bakış açısıyla ele alan bir eserdir. Kitap, sûrenin ilk bakışta Hz. Peygamber'i ve zulüm gören Müslümanları teselli etme maksadıyla indiği izlenimini verse de, asıl maksadın Ashâbü'l-Uhdûd veya ilk Müslümanlarla sınırlı olmadığını, daha geniş bir hakikati işaret ettiğini vurgulars.6. Eser, sûrenin "Gönül semâlarındaki burçlara ulaşma" yolculuğunda bir rehber niteliği taşıdığını ve okuyucuların idraklerinin açılmasına vesile olmasını niyaz eders.144. Bu çalışma, Terzibaba geleneğinin Kur'ân'ı irfanî bir bakışla yorumlama çabasının bir parçasıdır ve "Kur'ân-ı Kerîm'de yolculuk" serisinin bir devamı olarak sunulmuşturs.3, 6.
Kaynaklar: Bürûc Sûresi — s. 3, 6, 144
›Ayrıntı
Bürûc Sûresi kitabı, adını sûrenin birinci âyetindeki "el-Bürûc" kelimesinden alır ve "burçlar" anlamına gelirs.4. Eser, sûrenin Mutaffifîn ve İnşikāk sûrelerinin devamı niteliğinde olduğunu belirtir; zira Mutaffifîn sûresi adaletsizliğin acı sonunu, İnşikāk sûresi ise vahye inananların kurtuluşunu ve inkâr edenlerin akıbetini haber verirs.6. Kitap, sûrenin zâhirî anlamlarının ötesinde, bâtınî ve ledünnî mânâlarına odaklanır. Özellikle "Ves semâi zâtil burûc" âyetini, "Burçlar sahibi olan semâya ve kıyâmet gününe ve eşyâda Hakk'ın Zât’ını müşâhede eden insân-ı kâmile ve eşyânın sûretinde müşâhede edilen mutlak vücûda andolsun ki..." şeklinde tasavvufî bir tefsirle açıklars.31. Bu yorum, sûrenin sadece tarihî bir kıssayı anlatmaktan ziyade, ilâhî hakikatlerin ve manevî mertebelerin remzi olduğunu gösterir.
Kitap, Bürûc Sûresi'nin manevî bir "doğuş işareti" olarak ele alındığını ve "Kur'ân-ı Kerîm'de yolculuk" çalışmalarının bir parçası olduğunu ifade eders.6. "Bürc" kelimesinin aslında "görünen şey" demek olup, daha sonra "yüksek köşk" veya "kale surlarının yüksek yerleri" anlamında kullanıldığını belirterek, bu kavramın manevî yükselişle ilişkisine işaret eders.8. Eser, okuyucuların bu sûre-i şerifin zâhir ve bâtın nûrundan bu dünyada iken yararlanmaya gayret etmelerini teşvik eders.3. Kitabın sonunda, yazar "Gönül semâlarındaki burçlara ulaşmalarını" niyaz ederek, eserin tasavvufî sülûkta bir rehber olma amacını pekiştirirs.144.
Kaynaklar: Bürûc Sûresi — s. 3, 4, 6, 8, 31, 144
Kitabın yazarları kimlerdir?⌄
Verilen kaynaklarda "Kitabın yazarları kimlerdir?" sorusuna doğrudan bir cevap bulunmamaktadır. Ancak, kaynaklarda bahsedilen "bu kitap" ifadesiyle kastedilen eserin, Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eseri olduğu anlaşılmaktadır. Zira, bir alıntıda "Bu meseleyi bu kitaptan önceki kitaplarımda ne ben yazdım, ne de benden başkası kitaplarında yazdı. Ben ancak onu bu Fusûsu'l-Hikem'de yazdım."s.119 denilerek, Fusûsu'l-Hikem'in yazarının İbn Arabî olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, kaynaklarda Abdulkerim Cili'nin "İnsan-ı Kamil" adlı eserinin yazarı olduğu da geçmektedirs.148.
Kaynaklar: Bürûc Sûresi — s. 119 · Abdulkerim Cili, Bürûc Sûresi — s. 148
›Ayrıntı
Kaynaklarda "bu kitap" ifadesiyle atıfta bulunulan eserin, Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem olduğu anlaşılmaktadır. Zira bir alıntıda, yazarın daha önce bu meseleyi başka kitaplarında yazmadığı, ancak "bu Fusûsu'l-Hikem'de yazdığı" açıkça ifade edilmektedirs.119. Fusûsu'l-Hikem, İbn Arabî'nin tasavvuf metafiziğinin ana metni olup, 27 Fass (bölüm) içerir ve her Fass bir peygambere ait bir hikmeti taşırK1. Eserin Hz. Peygamber'in İbn Arabî'ye rüya ile yazdırdığı bildirilmiştir, bu da onun sıradan bir kitap değil, ilhamî bir tezahür olduğunu gösterirK1. Bu bağlamda, Fusûsu'l-Hikem'in yazarı Muhyiddîn İbn Arabî'dir. Ayrıca, kaynaklarda Abdulkerim Cili'nin "İnsan-ı Kamil" adlı kitabının yazarı olduğu da belirtilmektedirs.148. Cili, tasavvuf ekolünün önemli temsilcilerinden biridir (Abdulkerim Cili). Dolayısıyla, kaynaklarda bahsedilen eserlerin yazarları Muhyiddîn İbn Arabî ve Abdulkerim Cili'dir.
Kaynaklar: Bürûc Sûresi — s. 119 · K1, s. 26 · Abdulkerim Cili, Bürûc Sûresi — s. 148
Kitapta hangi konulara değiniliyor?⌄
Bürûc Sûresi adlı eserde, tasavvufî hakikatlerin idrakine yönelik bir davetle başlanarak, Kur'an-ı Kerim'in ve insanın "açık kitap" olma vasfı, "emânet" kavramının tasavvufî yorumu ve letâif-i hamse nazariyesi gibi temel konulara değinilmektedir. Eser, özellikle "Kitâb-ı Mübîn" kavramını hem Kur'an, hem âlemler, hem de İnsan-ı Kâmil bağlamında ele alarak, Hak Teâlâ'nın "Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık" (En'âm, 6/38) ayetinin sırrını açmaya çalışırs.118, 119, 140. Ayrıca, eserde mübarek günler ve geceler, rüya tabirleri ve tasavvuf büyüklerinin hikmetli sözleri gibi çeşitli alt başlıklara da yer verilmektedirs.2, 148.
Kaynaklar: Bürûc Sûresi — s. 2, 118, 119, 140, 148
›Ayrıntı
Eser, okuyucuyu nefsaniyetten arınmış, saf bir gönülle okumaya davet ederek tasavvufî idrakin ön şartını vurgulars.4. Temel olarak, Kur'an-ı Kerim'in "Kitâb-ı Mübîn" (açık kitap) vasfını ele alır ve bu vasfı üç mertebede açıklar: Birincisi, elimizdeki Kur'an-ı Kerim; ikincisi, "âlemler" kitabı; üçüncüsü ise "insan" kitabı, yani İnsan-ı Kâmil'dirs.140. Bu bağlamda, "Ha mim" ifadesinin Berat hakikatini idrak etmiş, nefsaniyetinden arınmış "açık kitap" durumundaki kişiyi işaret ettiği belirtilirs.11.
Kitapta ayrıca, "Ümmül Kitab" (kitabın anası), "Furkan" (farklılıklar) ve "İmamül Mübin" (önde olan açık kitap) gibi Kur'an'ın farklı isimleri ve mertebeleri üzerinde durulur. Zat mertebesinde Kur'an'ın "Ümmül Kitab"da olduğu, oradan sıfat mertebesine, yani "Levh-i Mahfuz"a indirildiği ifade edilirs.137. Eser, "Emânet Âyeti" (Ahzâb 72) olarak bilinen ayetin tasavvufî yorumuna da yer verir. Bu ayetteki "emânet"in, insanın Hak ile özel ilişkisinin taşıyıcılığı, yani esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyeti ve halîfetullâh emâneti olduğu belirtilirK1.
Tasavvufî bir hakikatin gerçekleşme biçimi, ilâhî tasarruf (vehbî yön), sâlikin amelî gayreti (kesbî yön) ve mürşidin terbiyesi ile ihvan sohbeti (vesîle yön) olmak üzere üç boyutta incelenirK2. Ayrıca, tasavvufî hâl veya hakikatin sâlikin hangi latîfesinde tecellî ettiği sorusuna cevap olarak, kalp, ruh ve sır gibi letâif-i hamse nazariyesine değinilir. Cemâl ve ünsiyet ifade eden hâllerin kalpte, nûr ve ilm-i ledünnün ruhta, vahdet ve hüvviyetin ise sırda tecellî ettiği açıklanırK2. Kitap, mübarek günler ve geceler, rüya tabirleri ve tasavvuf büyüklerinin hikmetli sözleri gibi çeşitli alt başlıklara da yer vererek okuyucuya geniş bir perspektif sunars.2, 148.
Kaynaklar: Bürûc Sûresi — s. 2, 4, 11, 137, 140, 148 · K1, s. 405 · K2
Tasavvuf nedir ve bu kitap tasavvufu nasıl ele alıyor?⌄
Tasavvuf, İslâm mistisizmi olup, kalbin temizliği ve Allah'a yakınlaşma ilmidirvikipedi. Bu kitap, tasavvufu idrakin artırılması gereken bir düşünce ve tefekkür sahası olarak ele alırs.15. Eser, tasavvufî hakikatlerin anlaşılmasında nefsin heva, zan, hayal ve gafletten soyunarak saf bir gönülle yaklaşmanın önemini vurgular, zira vehim ve hayal tesiri altında gerçek manadan yararlanmak mümkün değildirs.4. Kitap, tasavvufî idrakin artırılmasını Hakk'ın muvaffakiyetine bağlar ve bu yolda sâlikin gayretini kesbî bir yön olarak kabul ederken, asıl fâilin Hak olduğunu belirtirs.4; K2-T10.
Kaynaklar: Vikipedi: Tasavvuf · Bürûc Sûresi — s. 2, 4, 10, 15
›Ayrıntı
Tasavvuf, İslâm'ın bâtınî yönünü temsil eden, kalbin arındırılması ve Allah'a vuslatı hedefleyen bir ilim dalıdırvikipedi. Bu kitap, tasavvufu, kişinin idrakini artıracak yeni bir düşünce ve tefekkür alanı olarak sunars.15. Kitabın tasavvufa yaklaşımı, öncelikle okuyucuyu zihnî ve kalbî bir hazırlığa davet etmektir. Okuyucunun, nefsanî arzulardan, zan ve hayalden, gafletten arınarak, saf bir gönülle kitaba yönelmesi tavsiye edilir. Çünkü vehim ve hayalin etkisi altında iken, bu tür eserlerden gerçek manada faydalanmak mümkün değildirs.4. Bu durum, tasavvuftaki "nasıl gerçekleşir" sorusunun kesbî yönüne işaret eder; yani sâlikin amelî gayreti ve içsel hazırlığı, tasavvufî hakikatlere ulaşmada bir vesiledirK2.
Ancak bu gayretin tek başına yeterli olmadığı, asıl muvaffakiyetin Hakk'tan geldiği vurgulanırs.4. Bu, tasavvuftaki ilâhî yönü (vehbî) ifade eder; her tasavvufî gerçekleşmenin asıl fâili Hak'tır ve hidâyet, mârifet gibi haller vehbî olarak inerK2. Kitap, bu bağlamda, Kur'an-ı Kerim'i, âlemler kitabını ve İnsan-ı Kâmil'i "kitap" kavramının üç mertebesi olarak ele alırs.140. İnsan-ı Kâmil, tasavvufî sülûkun nihai hedefi olan kâmil insanı ifade edervikipedi. Kitap, bu mertebeleri idrak etmenin, tasavvufî anlayışı derinleştireceğini belirtir. Ayrıca, "Ümmül Kitab", "Furkan", "Kitab'ül Mübin" gibi Kur'an'ın farklı isimlerinin, Zat mertebesinden sıfat mertebesine, oradan da Levh-i Mahfuz'a inişini açıklayarak, tasavvufî kozmolojiye de değinirs.137. Bu, tasavvufun sadece bireysel bir arınma yolu değil, aynı zamanda varlığın hakikatini anlama çabası olduğunu gösterir.
Kaynaklar: Vikipedi: Tasavvuf, İnsan-ı Kamil · Bürûc Sûresi — s. 4, 15, 137, 140 · K2
Kitapta geçen 'Şihap' kavramı ne anlama geliyor?⌄
Şihap kavramı, tasavvufî metinlerde genellikle "parlak bir ateş" veya "yıldız kayması" olarak ifade edilen, şeytan ve cinlerin gökten haber almasını engelleyen ilahî bir güç veya işarettir. Özellikle Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'in dünyaya teşrifleri gecesinde gökten yıldızların dökülmesiyle tezahür eden bu hâdise, şeytanların gökten haber alma yollarının kesildiğine işaret eders.12. Bu durum, aynı zamanda ilahî bir koruma ve sınırlandırmanın sembolüdür.
Kaynaklar: Bürûc Sûresi — s. 12
›Ayrıntı
Şihap, Kur'an-ı Kerim'de de geçen bir kavram olup, tasavvufî yorumlarda farklı boyutlar kazanmıştır. Lugat anlamıyla "parlak bir ateş" veya "alev topu"nu ifade eder. Bürûc Sûresi'nde yer alan "İllâ meni-steraka-ssem’a feetbe’ahu şihâbun mubîn(un)" (Fakat kulak hırsızlığı yapan olursa parlak bir ateş ŞİHAP onu kovalar/yakar) ayeti (15/18), şihabın ilahî bir müdahale aracı olduğunu açıkça belirtirs.12. Bu ayet, özellikle şeytanların ve cinlerin gök âleminden bilgi çalma girişimlerine karşı bir engel teşkil ettiğini gösterir.
Tasavvufî bağlamda şihap, Hz. Peygamber'in dünyaya gelişiyle ilişkilendirilir. Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'in dünyaya teşrif ettiği gecede gök kubbeden yıldızların hazan yaprağı gibi dökülmesi, bu şihap hâdisesinin somut bir tezahürü olarak kabul edilir. Bu hâdise, şeytan ve cinlerin gökten haber alma kabiliyetlerinin o andan itibaren son bulduğuna dair ilahî bir işarettirs.12. Bu durum, aynı zamanda ilahî bilginin korunması ve insanlığa saf bir şekilde ulaşmasının sağlanması açısından önemli bir sembolik anlam taşır. Şihap, bu yönüyle, bâtılın hakka nüfuz etmesini engelleyen, ilahî bir sınır ve koruma mekanizması olarak da idrak edilebilir.
Kaynaklar: Bürûc Sûresi — s. 12
Kitapta 'Levh-i Mahfûz' hakkında bilgi var mı?⌄
Evet, verilen kaynaklarda Levh-i Mahfûz hakkında kapsamlı bilgiler bulunmaktadır. Levh-i Mahfûz, sözlükte "korunmuş levha" anlamına gelir ve tasavvufta Hakk'ın ilminin mücessem hâli, kâinatın ezelî programının kaydedildiği levha olarak tanımlanırK1. Kur'ân-ı Kerîm'de Burûc Sûresi 21-22. ayetlerinde "Bel hüve kur'ânun mecîd, fî levhin mahfûz" (O, korunmuş bir levhada bulunan şerefli bir Kur'ân'dır) buyrularak Levh-i Mahfûz'a işaret edilirs.127. Bu levha, Allah'ın ilminin bir nebzesi olup, ezelden ebede kadar olacak her şeyi toplamıştırs.119, s.124.
Kaynaklar: K1, s. 8 · Bürûc Sûresi — s. 119, 124, 127
›Ayrıntı
Levh-i Mahfûz, "yazı yazmaya uygun yassı ve düzgün yüzey" anlamındaki levh ile "korunmuş" mânasındaki mahfûz kelimelerinden oluşur ve "üzerine yazı yazılan, silinmekten ve değişikliğe uğramaktan korunmuş düzgün satıh" demektirs.110. Tasavvufta, Hakk'ın ilminin somut karşılığı olarak kabul edilir; her olayın, her takdîrin ve her insanın amellerinin bu levhada yazılı olduğu düşünülürK1. Bu, aynı zamanda "kazâ-i mübrem" yani kesin takdir olarak da ifade edilirK1.
Levh-i Mahfûz, Hakk'a dönük ilâhî nurdan ibaret olup, halka dönük müşâhede yerlerinde tecellî eder. Mevcudatın aslî tab' edilmişlikleri bu levhada yer alır ve heyûlanın aslıdır; çünkü heyûlanın gerektirdiği her sûret Levh-i Mahfûz'da tab' edilmiştirs.122. Bu levha, "a'yân-ı sâbite" ile ilişkilidir; a'yân-ı sâbite, vâhidiyyet mertebesinde Hakk'ın ilminde sâbit olan eşyanın ezelî hakikatleridir ve Levh-i Mahfûz bu hakikatlerin kâinata yansıma kanalıdırK1.
Ancak Levh-i Mahfûz'daki ilim, ilâhî ilmin sadece bir nebzesidir. Cenâb-ı Hakk'ın, Hakk'a dönük hakikatlerinin gereğine göre Levh-i Mahfûz'daki ilminin ötesinde de ilmi vardırs.124. Cennet ve cehennem ehlinin hallerine dair ayrıntılı ilim Levh-i Mahfûz'da bulunmaz, çünkü bu ayrıntı kudretin meydana getirmesine aittir ve kudret işi mücmeldirs.124. Levh-i Mahfûz'da bulunanlar, kıyamet gününe kadar olan hissî vücuda ait ilmi meydana getirirs.124.
Levh-i Mahfûz, "ümmü'l-kitâb" (kitabın anası) ile de ilişkilidir. Kur'ân-ı Kerîm, Zât mertebesinde "ümmü'l-kitâb"da iken, oradan sıfat mertebesine, yani Levh-i Mahfûz'a indirilmiştirs.137. Ayrıca, Levh-i Mahfûz'dan "Beyt-ül Ma'mur"a, oradan da "Beyt'ül Haram"a indirilme süreçleri de belirtilmiştirs.137. Tâ-Hâ Sûresi 52. ayette geçen "Onun ilmi, Rabbimin yanında bir kitâptadır. Benim Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz" ifadesi de Levh-i Mahfûz'un ezelî kayıt vechesini gösterirs.116.
Kaynaklar: Bürûc Sûresi — s. 110, 116, 122, 124, 137 · K1, s. 8
Bu eser kimler için faydalı olabilir?⌄
Necdet Ardıç'ın eserleri, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Bürûc Sûresi tefsiri gibi çalışmaları, tasavvufî bir yolculuğa çıkmış veya bu yolda ilerleyen sâlikler için faydalıdır. Bu eserler, sâlikin nefs mertebelerini idrak etmesine, Hak'tan gelen ilhamları anlamasına ve Hz. Peygamber'in ahlakıyla ahlaklanarak mânevî bir tekâmül sağlamasına yardımcı olur. Ayrıca, tasavvufî hakikatleri modern dönemin idrakine sunarak, hem tarikat ehli dervişlere hem de genel olarak tasavvufa ilgi duyan herkese hitap eders.3, s.104; K1-45.
Kaynaklar: Bürûc Sûresi — s. 1, 3, 45, 104
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın eserleri, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna şahsiyetlerden biri olarak, geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmektedirvikipedi. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu), nefs mertebelerini ve Hakk yolunu anlatan temel bir eserdir ve bu yolda ilerleyen sâlikler için bir rehber niteliğindedirvikipedi. Ardıç'ın Kur'an Sure Tefsirleri de, Kur'an'ın zâhir ve bâtın nurlarından istifade etmek isteyenler için derinlemesine bir anlayış sunarvikipedi.
Bu eserler, "kim hangi mertebede ise ona davet olunmaktadır" ilkesi gereğince, farklı mânevî seviyelerdeki kişilere hitap eders.58. Örneğin, idrakleri güçlü olanlar için Cenâb-ı Hakk'tan ilham yoluyla gelen hakikatleri anlamalarına yardımcı olurken, bir derviş için şeyhinden gelen irşadın mânâsını kavramasına vesile olabilirs.104. Eserler, sâlikin nefsinin hilafetini Hak'a teslim etmesi ve Hak'tan başka kimse olmadığını idrak etmesi gibi halifelik mertebelerine ulaşma yolunda da yol göstericidirK1. Ayrıca, ehl-i beytin mânevî vârisi olmak isteyen, yani Hz. Peygamber'in ahlakıyla ahlaklanmayı hedefleyen herkes için de faydalıdırK1. Bu bağlamda, "İnsan-ı Kamil Terzi Baba Şerhi" gibi bölümler de, kâmil insan olma yolundaki arayışlara ışık tutars.122.
Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç, İrfan Mektebi, Kur'an Sure Tefsirleri; Bürûc Sûresi, s.3 · Bürûc Sûresi — s. 58, 104, 122 · K1, s. 1, 45
Kitapta 'İshâk kelimesinde mevcut olan 'Hakkiyye Hikmeti'' ne demektir?⌄
İshâk kelimesinde mevcut olan "Hakkiyye Hikmeti", Hz. İshâk (a.s.) ile ilişkilendirilen özel bir hikmet türüdür. Bu hikmet, Allah'ın eşyayı yerli yerine koyma sıfatı olan "el-Hakîm" isminin bir tecellisi olarak, âlemdeki her şeyin bir nizam ve gaye üzere yaratılmış olduğu hakikatini ifade ederK1. Özellikle Hz. İshâk'ın babası Hz. İbrâhîm'in rüyasının onun hakkında gerçekleşmesiyle bu hikmetin ona tahsis edildiği belirtilirs.118. Bu, ilahi iradenin ve hükmün eşyada nasıl tecelli ettiğini, her şeyin hakikatinin ilahi bir düzen içinde olduğunu idrak etme halidir. İbn-i Arabi, Fusûs’ül Hikem'de İshâk Fassı'nı "Hakkiyye Hikmeti"nin beyanı olarak ele alır ve külli ilmi mananın Ümmü'l-Kitap'tan his alemine inişini bu hikmetle açıklars.117.
Kaynaklar: K1, s. 197 · Bürûc Sûresi — s. 117, 118
›Ayrıntı
"Hakkiyye Hikmeti", Hz. İshâk (a.s.) ile özdeşleşmiş bir hikmet mertebesidir. Hikmet genel olarak, Allah'ın "el-Hakîm" isminin bir tezahürü olarak, eşyayı yerli yerine koyma sıfatı ve sâlikin bu sıfata ayna olma mertebesidirK1. Hz. İshâk özelinde ise bu hikmet, babası Hz. İbrâhîm'in rüyasının onun hakkında gerçekleşmesiyle ilişkilendirilir ve bu durum, İshâk kelimesinin "hakkıyye hikmet"ine tahsis edilmesine yol açmıştırs.118.
Muhyiddin İbn-i Arabi, Fusûs’ül Hikem adlı eserinde İshâk Fassı'nın giriş bölümünde "İshâk kelimesinde mevcut olan 'Hakkiyye Hikmeti'nin beyanında olan fasstır" ifadesini kullanırs.117. Bu, külli ilmi mananın "Ümmü'l-Kitap"tan, âlemin kalbi mesabesinde olan "levh-i mahfûz" âlemine indiğini ve oradan "misâl âlem"ine gelerek his âleminde cesetlenip his gözüyle görülmesini ifade eders.117. Yani, ilahi hakikatlerin ve hükümlerin, en yüce mertebeden (Ümmü'l-Kitap) en somut mertebeye (his âlemi) nasıl tecelli ettiğini ve bu tecellinin ardındaki ilahi düzeni anlamayı içerirs.137.
Bu hikmet, Allah Teâlâ'nın bütün eşyayı zâtıyla ve ilmiyle ihata ettiğini bildikten sonra söylenebilir. Eşyanın hakikatlerinin olduğu gibi ma'rifetine bağlandığı için, Hak bu hakikati ümmet-i Muhammed'e kitab-ı keriminde haber vermiştirs.109. "Hakkiyye Hikmeti", ilahi kanunların ve kâbiliyetlerin gereğinin gerçekleştiği durumlarda kendini gösterir ve bu durum, aklın fikri bakış açısından idrak edemeyeceği, zevki ve ilahi bir keşif olarak yaşanırs.126. Bu, sâlikin Hak'ın bizzat müşâhede edildiği, eşyanın hakiki yüzünün açıldığı hakikat mertebesiyle de ilişkilidirK1.
Kaynaklar: K1, s. 164, 197 · Bürûc Sûresi — s. 109, 117, 118, 126, 137