İçeriğe atla
Er-Rahmân kapak gorseli

Er-Rahmân

Terzibaba - Necdet Ardıç

129 sayfa~194 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçtefsirdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Er-Rahmân RELATED-TO Kur'an-ı KerimEr-Rahmân RELATED-TO Rahman SuresiEr-Rahmân RELATED-TO İslami İlimlerEr-Rahmân RELATED-TO Dijital KütüphaneEr-Rahmân RELATED-TO İslami AraştırmalarEr-Rahmân RELATED-TO Tefsir İlmiNecdet Ardıç RELATED-TO TerzibabaEr-Rahmân IS-A KitapEr-Rahmân IS-A İslami EserEr-Rahmân IS-A Tefsir EseriNecdet Ardıç IS-A YazarNecdet Ardıç IS-A Müellif

Sıkça Sorulan Sorular

“Er-Rahmân” kitabı nedir?

"Er-Rahmân" kitabı, Necdet Ardıç tarafından kaleme alınmış, Kur'ân-ı Kerîm'in 55. sûresi olan "Er-Rahmân" sûresini tasavvufî bir bakış açısıyla yorumlayan bir eserdir. Kitap, sûrenin adını aldığı "Er-Rahmân" ism-i şerîfinin derin manalarını, Cenâb-ı Hakk'ın bu ismini neden başlı başına bir sûreye konu ettiğini ve bu ismin kâinatın yaratılışındaki rolünü açıklamayı hedeflers.2, s.9. Eser, sûrenin her bir ayetini şeriat, tarikat, hakikat ve marifet mertebeleri açısından ele alarak okuyucuya yeni ufuklar açmayı amaçlars.9.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 2, 9

Ayrıntı

"Er-Rahmân" kitabı, Kur'ân-ı Kerîm'in 55. sûresi olan ve 78 ayetten oluşan "Er-Rahmân" sûresinin tasavvufî tefsirini sunars.3. Necdet Ardıç'ın kaleme aldığı bu eser, sûrenin adını Cenâb-ı Hakk'ın "Er-Rahmân" ism-i şerîfinden aldığını belirtirs.1. Kitabın temel amacı, "Rahmân" kelimesinin gerçek haliyle rahmet olmakla birlikte, geniş manada özel haliyle neler ifade ettiğini anlamaya çalışmaktırs.3.

Eser, Cenâb-ı Hakk'ın "Esma'ül Hüsna"dan biri olan "Er-Rahmân" ismine başlı başına bir sûre düzenlemesinin ve bu ismin ifade ettiği manayı en geniş şekilde açıklamasının önemine vurgu yapars.2. Kitap, sûrenin özünü ve hakikatlerini anlamak için "Rahmân" isminin ne olduğunu kavramanın zaruri olduğunu ifade eder. Her sûrenin şeriat, tarikat, hakikat ve marifet mertebelerinden izah ve yaşantıları olduğu gibi, "Er-Rahmân" sûresinin de bu mertebelerde ele alındığını belirtirs.9.

Kitapta, "Er-Rahmân" isminin harfleri üzerinden tasavvufî yorumlar yapılır; "rı/ra"nın Rahmâniyet'i, "ha"nın hayatı, "mim"in "Hakikat-i Muhammedi"yi ve "nun"un "kudret nuru"nu ifade ettiği belirtilir. Bu bağlamda "Rahmân", "Nefes-i Rahmânî"yi hayata çevirip, "Hakikat-i Muhammediyye"yi kudret nuru ile ortaya çıkarıp faaliyete geçirmesi olarak açıklanırs.12. Ayrıca, "Er-Rahmân" sûresinin ilk ayetleri olan "Er-Rahmân (1) Kur'ân'ı öğretti (2) insanı halketti (3)" ayetleri, insanın var edilişinin ve abdiyet deryasının başlangıcı olarak yorumlanırs.42. Kitap, "Rahmân" isminin "Zat-ı İlahi" olan Kur'ân'ı talim ettiğini ve bu özellikle insanı halk ettiğini vurgulars.15. Besmeledeki "Allah, Rahmân, Rahîm" isimlerinin sırasıyla zat, sıfat ve esmayı temsil ettiği ve bunların zuhura çıktığı yerin "beden-i insan" yani "ef'al mertebesi" olduğu, böylece insanın bütün mertebeleri kendinde topladığı da eserde yer alırs.105.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 1, 2, 3, 9, 12, 15, 42, 105

Rahmân Suresi'nde ne anlatılır?

Rahmân Suresi, Cenâb-ı Hakk'ın "er-Rahmân" ismiyle başlamasıyla, O'nun geniş rahmetini ve bu rahmetin kâinat üzerindeki tecellilerini anlatır. Sûre, "Rahmân" isminin hakikatini ve bu ismin Kur'an'ı talim etmesiyle başlayan yaratılış sürecini vurgular. Tasavvufî açıdan, Rahmân ismi bütün mevcudata şâmil olan bir rahmeti ifade eder ve bu rahmetin tezahürü olarak Kur'an'ın öğretilmesi, insanın yaratılması ve kâinatın düzeni ele alınır. Sûre, şeriat, tarikat, hakikat ve marifet mertebelerinden izah ve yaşantıları barındırır; özellikle "Nefes-i Rahmânî"nin hayata çevrilmesi ve "Hakikat-i Muhammediyye"nin kudret nuru ile ortaya çıkışı gibi derin anlamlar taşırs.9.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 9

Ayrıntı

Rahmân Suresi, Kur'an-ı Kerîm'in 55. suresi olup, 78 ayettir ve Mekke döneminde nazil olmuşturs.3. Sûre, adını birinci ayetini oluşturan Allah Teâlâ'nın "er-Rahmân" isminden alırs.1. "Rahmân" kelimesi lügat manasıyla "dünyada her canlıya (mümin, kâfir ayırt etmeksizin), herkese merhamet eden, rızkını veren Allah" anlamına gelir ve Esmaü'l-Hüsnâ sıralamasında başlardadırs.11. Sûrenin özünü ve hakikatlerini anlamak için "Rahmân" isminin ne olduğunun idrak edilmesi önemlidirs.7.

Tasavvufî açıdan, "Rahmân" ismi, "Nefes-i Rahmânî"yi hayata çevirip, "Hakikat-i Muhammediyye"yi kudret nuru ile ortaya çıkarıp faaliyete geçirmesidirs.9. Bu bağlamda, "er-Rahmân alleme'l-Kur'ân" (Rahmân Kur'an'ı talim etti) ayeti büyük önem taşır. Bu ayet, "Rahmân"ın kendi varlığından "Kur'an"ı meydana getirdiğini ve "Rahmân"a kendi hakikatlerini öğrettiğini ifade eder. Zira "Kur'an" zat, "Furkan" ise sıfattırs.15. Elmalılı Hamdi Yazır'ın izahatına göre, "alleme" fiilinin yer alması, Kur'an'ın öğretimine işaret eders.15.

Rahmân Suresi, "Rahmân"ın bütün âlemi kendi sureti üzere halk ettiğini ve bu özellikle insanı yarattığını belirtirs.15. Bu durum, "Rahmân" isminin bütün mevcudata şamil olan bir rahmet olduğunu gösterirs.13. Sûre, "Rahmân"ı kendi hayal ve vehimlerine göre vasıflandıranlara karşı, "er-Rahmân alleme'l-Kur'ân" ilminden onun hakikatini anlamak için başvurulması gerektiğini vurgulars.8. Besmeledeki "Allah, Rahmân, Rahîm" isimleri de bu bağlamda ele alınır; Allah zat, Rahmân sıfat, Rahîm esma olarak açıklanır ve bunların zuhura çıktığı yerin "beden-i insan" yani "ef'al mertebesi" olduğu belirtilir, böylece bütün mertebelerin insanda toplandığı ifade edilirs.106. Meryem (a.s.)'ın "senden Rahmân'a sığınırım" demesiyle gösterdiği irfaniyet de, kendisine üflenenin sığındığı "Rahmân"ın nefesi olduğunu bilmesinden kaynaklanırs.107.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 1, 3, 7, 8, 9, 11, 13, 15, 106, 107

Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, tasavvuf çevrelerinde "Terzibaba" olarak bilinen, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biridir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olarak tanınır ve eserleri ile sohbetleri aracılığıyla tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Kendisi, Allah'ın Hak söylediğini ve Hakk'a yönelttiğini ifade eden bir anlayışa sahiptirs.105.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 105

Ayrıntı

Necdet Ardıç, tasavvufî kimliğiyle "Terzibaba" lakabıyla anılmaktadırs.1, s.3, s.137. Uşşâkî tarikatına mensup olup, bu tarikatın günümüzdeki önemli mürşidleri arasında yer almaktadır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Tasavvufî irfan geleneğini çağdaş döneme taşıyan ve bu alanda müstesna bir şahsiyet olarak kabul edilen Ardıç, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufî bilgiyi geniş kitlelere ulaştırma gayretindedir (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki).

Çalışmaları arasında İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi önemli eserler bulunmaktadır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Ayrıca, Necdet Divanı ve Hacc Divanı gibi divanları da mevcutturs.138, s.140. Kendisinin riyasetinde, Abdürrezzak Tek tarafından Sâd, Câsiye ve Vâkı'a sûreleri tefsirleri; Terzi Oğlu Cem Cemâlî tarafından ise Mü'minûn ve Zümer sûreleri tefsirleri kaleme alınmıştır (Abdürrezzak Tek - Wiki, Terzi Oğlu Cem Cemâlî - Wiki). Necdet Ardıç, Allah'ın Hak söylediğini ve insanları Hakk'a yönelttiğini vurgulayan bir anlayışa sahiptirs.105. Eserlerinde vefat tarihi gibi kişisel bilgilere de yer vermiştirs.137. İletişim bilgileri ve internet adresleri de kaynaklarda bulunmaktadırs.141.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 1, 3, 105, 137, 138, 140, 141

Rahmân Suresi'ne neden “Kur’an’ın Gelini” denilmiştir?

Rahmân Suresi'ne "Kur'an'ın Gelini" denilmesi, onun güzelliği, zenginliği ve ihtişamından kaynaklanır. Bu ifade, Beyhekî'nin Hz. Ali'ye dayandırdığı bir hadiste geçmekte olup, surenin Kur'an içindeki özel konumunu ve değerini vurgulars.2. Gelin benzetmesi, surenin içerdiği ilahî rahmetin genişliğini, varlık âlemindeki tecellilerini ve özellikle de "Rahmân" isminin kâinatı kuşatan hükümranlığınıs.113 idrak edenler için sunduğu manevî güzellikleri işaret eder. Surenin bu ismi almasında, "Rahmân" isminin bütün isim ve sıfatların gerçek yüzleriyle meydana gelişini ifade etmesis.113 ve Allah'ın Kur'an'ı öğretme vasfının bu isimle ilişkilendirilmesis.15 gibi hususlar etkili olmuştur.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 2, 15, 113

Ayrıntı

Rahmân Suresi'nin "Kur'an'ın Gelini" olarak anılması, tasavvufî ve irfanî bir bakış açısıyla surenin taşıdığı derin anlamlara işaret eder. Bu benzetme, surenin manevî güzelliklerini, ihtişamını ve Allah'ın rahmetinin tecellilerini vurgular. Beyhekî'nin Hz. Ali'ye dayandırdığı bir hadiste geçen bu ifades.2, surenin Kur'an içindeki müstesna yerini belirtir. Gelin, genellikle güzelliği, zarafeti ve özel bir konumu temsil eder; Rahmân Suresi de bu özellikleriyle Kur'an'ın diğer sureleri arasında öne çıkar.

Surenin bu ismi almasında, "Rahmân" isminin evrensel ve kuşatıcı rahmetinin merkezî bir tema olması büyük rol oynar. "Rahmân" ismi, bütün isimlerin ve sıfatların gerçek yüzleriyle meydana gelişini ifade eders.113. Bu, kâinatın yaratılışından insanın varoluşuna kadar her şeyin Rahmân isminin tecellisi olduğunu gösterir. Nitekim, "Rahmân"ın ilk zuhura getirdiği "arş"tır ve Rahmân arşın üstünde, onu düzenleyen ve ona mutlak hâkim olandırs.113. Bu durum, Rahmân isminin kâinatın varoluşundaki merkeziyetini ve hükümranlığını gözler önüne serer.

Ayrıca, "Rahmân" isminin Kur'an'ın öğretilmesiyle doğrudan ilişkilendirilmesi de surenin önemini artırır. "Rahmân Kur'an'ı talim etti"s.15 ayeti, ilahî kelâmın kaynağının Rahmân olduğunu ve bu kelâmın insanlığa bir rahmet olarak indirildiğini gösterir. Bu bağlamda, Rahmân Suresi, ilahî rahmetin hem yaratılıştaki hem de vahiydeki tecellilerini en güzel şekilde sunan bir sure olarak "Kur'an'ın Gelini" unvanını hak etmektedir. Surenin bu unvanı almasında, "Rahmân'ın kokusu (Nefes-i Rahmân) bana Yemen yönünden gelmektedir" hadisi şerifinde geçen "Nefes-i Rahmân" kavramının da etkisi vardırs.5. Bu kavram, ilahî nefesin ve rahmetin varlık âlemine yayılışını ifade eder ki, Rahmân Suresi de bu yayılışın bir tezahürüdür.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 2, 5, 15, 113

“Rahmân Kur’an’ı öğretti.” ayetinin tefsiri nedir?

"Rahmân Kur'an'ı öğretti" ayeti (Rahmân Sûresi, 55/2) tasavvufî açıdan derin bir mânâ taşır. Zahirde "Rahmân olan Allah Kur'an'ı öğretti" şeklinde anlaşılsa da, bâtınî tefsirlerde Kur'an'ın "Zât-ı İlâhî" olduğu ve "Rahmân" ismine "Rahmâniyetini" öğrettiği belirtilir. Bu, Kur'an'ın bütün ilâhî isim ve sıfatları cem eden Zât olması hasebiyle, Rahmân isminin zuhurundan önce var olan hakikati ifade eder. Dolayısıyla, Rahmân isminin âlemi ve insanı halk etmesi, Kur'an'ın Zât mertebesinden aldığı bu öğretişle gerçekleşir; insan da bu sayede beyanı öğrenir ve kendi özünü başkasına öğretme kabiliyetine sahip olurs.14, 15, 20.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 14, 15, 20

Ayrıntı

Rahmân Sûresi'nin ilk ayetleri olan "er-Rahmânu (1) allemel Kur'âne (2) halekal insâne (3) allemel beyâne (4)" (Rahmân Kur'an'ı öğretti, insanı halk etti, ona beyanı öğretti) ifadeleri, tasavvufî tefsirlerde özel bir yere sahiptirs.3, 7, 8. Ayetin zahirî mânâsı "Rahmân olan Allah Kur'an'ı öğretti" şeklinde olsa da, bâtınî mânâsı daha engindirs.14. Bu bâtınî mânâya göre, "Kur'an Rahmân'a öğretti" şeklindedirs.14. Bunun sebebi, Kur'an'ın "Zât-ı İlâhî" olması, yani bütün ilâhî isim ve sıfatları cem eden bir Zât olmasıdırs.14, 15. Rahmâniyet mertebesi zuhura gelmezden evvel sadece "Zât-ı İlâhî" mevcuttu ve Kur'an bu Zât'ın kendisidirs.15. Dolayısıyla, Kur'an, Rahmân'a kendi hakikatlerini, yani "Rahmâniyetini" talim ettirmiştirs.15, 20. Bu öğretişle Rahmân, bütün âlemi kendi sureti üzere halk etmiş, ardından da "Zât tecellisinin zuhur mahalli" olan insanı meydana getirmiştirs.15, 18. İnsanın halk edilişi, "abdiyyet deryası"nın başlangıcıdırs.42. Rahmân'ın insana beyanı öğretmesi ise, insanın kendi özünü ve öğrendiği şeyleri başkasına öğretme kabiliyetini kazanması anlamına gelirs.20. Elmalılı Hamdi Yazır da bu ayeti "Allah, Kur'an'ı öğretmek üzere insanı yarattı ve ona beyanı öğretti" şeklinde yorumlamıştırs.10, 21. Bu durum, Allah'ın geniş rahmetinin bir alameti olarak görülür; zira Kur'an'ın öğretilmesi, Cebrail vasıtasıyla Hz. Muhammed'e, ondan da ümmetine ulaşan bir nimettirs.9.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 3, 7, 8, 9, 10, 14, 15, 18, 20, 21, 42

“Güneş ve ay bir hesaba göre hareket eder.” ayeti nasıl yorumlanır?

"Güneş ve ay bir hesaba göre hareket eder" ayeti (Rahman Suresi, 55/5), tasavvufî açıdan hem kâinatın düzenini hem de insanın iç dünyasındaki hakikatleri ifade eden çok katmanlı bir hikmet taşır. Bu ayet, dış âlemdeki kozmik düzenin (güneş ve ayın belirli bir hesapla hareket etmesi) Allah'ın kudret ve nimetini gösterdiğini beyan ederkens.40, aynı zamanda bâtınî olarak ilahî hakikatlerin ve beşerî varoluşun işleyişine işaret eder. Güneş, ilahî hakikati; ay, Hakikat-i Muhammediyye'yi; yıldızlar ise Hakikat-i Beşeriyye'yi temsil eders.21. Bu sembolik yorum, kâinatın devranını ve sâlikin kendi içsel sülûkünü bir hesap ve düzen içinde gerçekleşen bir süreç olarak görmeyi sağlar. Ayrıca, bu ayet insanlara bir hesap gününün geleceğini ve ona göre hazırlanmaları gerektiğini hatırlatırs.22.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 21, 22, 40

Ayrıntı

"Güneş ve ay bir hesaba göre hareket eder" ayeti, tasavvufî tefsirde birden fazla boyutta ele alınır. Birinci katman, kâinatın fiziksel düzenidir. Güneş ve ayın doğuş ve batışları, yaz ve kış mevsimlerinde günlerin uzayıp kısalması gibi hareketleri belirli bir hesap ve düzen içindedirs.39. Bu kozmik düzen, Allah'ın var olan ve olmayan bütün nimetlerin sahibi ve yöneticisi olduğunu, kudretini ve hikmetini gösterirs.40. Bu düzen, "sehab-ı muzî" (parlak bulut) olarak başlayan varoluşun, parçalara bölünerek ve dönüşümlerle ebedi rakslar şeklinde devam ettiğini gösterirs.22.

İkinci katman, ayetin sembolik ve bâtınî yorumudur. Vahdet yaşantısında "Güneş", "Hakikat-i İlahiyeyi"; "Ay", "Hakikat-i Muhammediyye"yi; "yıldızlar" ise "Hakikat-i Beşeriyyeti" ifade eders.21. Bu yorum, ilahî hakikatlerin, peygamberlik nurunun ve insanî varoluşun da belirli bir ilahî hesap ve düzen içinde olduğunu gösterir. Akıl ve şuur gibi görünmeyen ışıkların doğuş ve batış noktalarına işaret eden bu yorum, insanın iç dünyasındaki idrak ve bilincin de ilahî bir hesaba tabi olduğunu vurgulars.40.

Üçüncü katman, ayetin insanlara yönelik bir uyarı ve hatırlatma niteliğidir. Elmalılı Hamdi Yazır'ın belirttiği gibi, bu ayet insanlara bir hesap gününün geleceğini ve ona göre hazırlanmaları gerektiğini hatırlatırs.22. Dünya işlerinin geçici olduğu, dünya hayatının ve nimetlerinin yok olacağı, mühletlerin tükeneceği ve ahirette sorumluluk, hesap ve ceza için Allah'ın huzuruna gelineceği ifade edilirs.62. Bu, insanın kendi nefsini hesaba çekmesi, yani kıyâmet-i nefsîsini yaşaması gerektiği anlamına gelirK1. Rahman yolunda hareket etmeyen veya nefsine uyarak Rahman'ı zikirden yüz çevirenler, kalplerinin üzerine dünya ihtirası, perdelenme ve kargaşa gönderilmesiyle karşılaşabilirlers.67, 130. Bu durum, ilahî bir yardım (sultan) olmadan savunulması zor bir haldirs.67.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 21, 22, 39, 40, 62, 67, 130 · K1, s. 43

“Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” ayeti neden tekrarlanır?

"Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?" ayetinin Kur'ân-ı Kerîm'de tekrarlanmasının temel sebebi, Cenâb-ı Hakk'ın kullarına bahşettiği sayısız nimeti hatırlatmak ve bu nimetleri inkâr etmenin veya yalanlamanın yanlışlığını vurgulamaktır. Bu tekrar, muhatapların dikkatini çekerek, Allah'ın lütufları üzerindeki tefekkürü derinleştirmeyi ve şükran duygusunu pekiştirmeyi amaçlar. Ayet, Er-Rahmân Sûresi'nde defalarca zikredilereks.37, s.49, s.60, s.66, s.68, s.69, s.74, s.75, s.79, s.89, s.95, her seferinde farklı bir nimetin ardından gelerek, o nimetin kıymetini ve Allah'ın rahmetinin genişliğini idrak ettirir. Bu tekrarlar, aynı zamanda, nimetleri yalanlamanın ne denli büyük bir gaflet olduğunu da açıkça ortaya koyar.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 37, 49, 60, 66, 68, 69, 74, 75, 79, 89, 95

Ayrıntı

"Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?" ayetinin Er-Rahmân Sûresi'nde sıkça tekrarlanması, sûrenin genel yapısı ve mesajı içinde önemli bir yer tutar. Bu tekrarlar, sûrenin akışında zikredilen her bir ilâhî nimetin ardından gelerek, o nimetin ehemmiyetini ve Allah'ın kudretini vurgular. Örneğin, ayet, "Ey inanlar ve cinler! Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini! yalanlarsınız?" şeklinde bir uyarı ile başlars.37. Bu, hem insanlara hem de cinlere yönelik genel bir hitaptır ve tüm varlıkların Allah'ın nimetlerine muhatap olduğunu gösterir.

Sûre boyunca farklı nimetler sıralanır ve her birinin ardından bu ayet tekrar edilir. Bu tekrarlar, bazen altıncı defas.49, bazen sekizinci defas.60 gibi belirli sayılarla belirtilir ve her tekrarın farklı bir uyarı veya tefekkür boyutu taşıdığına işaret edilir. Bu durum, Allah'ın nimetlerinin çeşitliliğini ve her bir nimetin ayrı bir şükür vesilesi olduğunu hatırlatır. Ayetin bu denli sık tekrarı, muhatapların kalplerine işleyerek, gafletten uyanmalarını ve nimetlerin kadrini bilmelerini sağlamayı hedefler. Tasavvufî açıdan bakıldığında, bu tekrarlar sâlikin Hak ile olan ilişkisinde şükür makâmını derinleştirmesi için bir vesiledir. Her bir nimetin ardından gelen bu soru, sâlikin kendi iç dünyasında bir murâkabe yapmasına, yani "bu nimeti kim için kullanıyorum, şükrünü eda ediyor muyum?" sorusunu sormasına imkân tanır. Bu sayede, riyâ gibi kalbin hastalıklarından uzaklaşarak ihlâsa yönelmesi teşvik edilir.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 37, 49, 60

Bu eser kimler içindir?

Necdet Ardıç'ın "Er-Rahmân" isimli eseri, tasavvuf yolunda ilerleyen, hakikati idrak etmeye çalışan ve mânevî mertebeleri tahsil ederek Hakk'a ulaşmayı hedefleyen sâlikler içindir. Eser, insanın gafletten kurtulup kendi hakikatini anlaması, eşyanın ardındaki Hakk vechini müşâhede etmesi ve ilâhî isimlerin tecellîlerini idrak etmesi gerektiğini vurgular. Özellikle "cem'ül cem" makamına ulaşarak ilâhî isimlerin eser ve ahkâmının kendisinden zâhir olmasını arzulayanlar için bir rehber niteliğindedirs.12, s.104.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 12, 104

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın "Er-Rahmân" eseri, tasavvufî sülûkun belirli aşamalarını hedefleyen kişilere hitap etmektedir. Öncelikle, eserin muhatabı, Cenâb-ı Hakk'ı unutup gaflette kalan ve tam bir hayal ve vehim içinde yaşayan insanoğludur. Bu eser, bu gafletten kurtulup hakikati ve gerçeği anlamak isteyenler için bir yol göstericidir; zira bu idrak, "esfel-i sâfilîn"den "ahsen-i takvîm"e yükselişin başlangıcıdırs.23. Eser, aynı zamanda, semâvât ve arzın kutrundan çıkamayıp kendi "siccin"inde (hapishanesinde) kalan, gerçek hakikatlerini idrak edemeyen ve gurbette yaşayan kimselere de seslenir. Onları bu durumdan kurtulmaya ve ilâhî bir kuvvetle bu engelleri aşmaya davet eders.66. Kitap, eşyayı sadece maddî bir varlık olarak görmekten öte, "Hakk'ın kitabı" ve "vechi" olarak idrak edebilen, yani ilâhî mertebeleri tahsil ederek yaşayan sâlikler içindirs.50. Bu idrak, eşyanın kimliklerini, isimlerini ve esmâlarını aşarak daha üst mertebelere geçmeyi gerektirirs.51. Nihayetinde, eser, "makam-ı cem'ül cem"e gelerek bütün "esmâ-i ilâhiye"nin eser ve ahkâmının kendisinden zâhir olmasını arzulayan sâliklere hitap eders.12, s.104. Bu makamda, varlığını Hakk'a veren kişinin Hakk olması gibi derin mânevî hakikatler açıklanırs.133. Eser, aynı zamanda, "nefes-i Rahmânî"nin yayılmasıyla varlıkların zuhura çıkış gayelerini ve istihkaklarını anlamak isteyenlere de yöneliktirs.12.

Kaynaklar: Er-Rahmân — s. 12, 23, 50, 51, 66, 104, 133