
Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1)
Terzibaba - Necdet Ardıç
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
“Gökyüzü İnsanları Araştırması” ne anlatıyor?⌄
Necdet Ardıç'ın "Gökyüzü İnsanları Araştırması" adlı eseri, Kur'an ve Hadis kaynakları ile geçmiş irfan ehlinin kitaplarındaki bilgilere dayanarak, sadece yeryüzünde değil, gökyüzünde de insan nesilleri ve canlı türlerinin var olabileceği fikrini ele alır. Eser, insanların kendi sınırlı algılarından ve dünya merkezli düşüncelerinden çıkarak, feza araştırmaları yapmaları ve gökyüzündeki yaşam sahalarını keşfetmeleri gerektiğini savunur. Bu bağlamda, gökyüzü insanlarının da tıpkı yeryüzündekiler gibi hesap ve kitaplarının görüldüğü, cennet ve cehenneme sevk edildikleri belirtilir; bu durum, Allah'ın sonsuzluğu ve kâinatın genişliği ile ilişkilendirilirs.1, s.116, s.122.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması — s. 1, 116, 122
›Ayrıntı
"Gökyüzü İnsanları Araştırması", Necdet Ardıç'ın tasavvufî bir yaklaşımla kaleme aldığı, kâinattaki yaşamın sadece yeryüzüyle sınırlı olmadığını iddia eden bir eserdir. Yazar, bu düşüncesini Kur'an ve Hadis bilgilerine, ayrıca geçmiş irfan ehlinin eserlerine dayandırırs.2. Eserin temel argümanı, insanların kendi "tutsak kutur-çemberlerinden" ve "dünya madde yerçekimi kutur-çemberinden" çıkarak, daha geniş feza araştırmaları yapmaları gerektiğidir. Bu sayede, dünyamıza en yakın insan nesli-sülâlelerinin yaşadığı gökyüzü yaşam sahalarının tespit edilebileceği öne sürülürs.116.
Kitapta, gökyüzü âlemlerinde de belirgin oluşumların devam ettiği ve sistemin aynı olduğu, ancak suretlerin değiştiği ifade edilirs.133. Yazar, Enfâl sûresi üzerine yaptığı araştırmalar sırasında "Âdem ve Havva"nın geldiğini belirtir ve gökyüzü insanlarıyla açık bağlantılı beyitlerin varlığına işaret eders.256. Bu durum, sadece bizim insan nesli-sülâlemiz için değil, diğer gökyüzü insan nesli-sülâleleri için de geçerli olduğu vurgulanırs.201.
Eserde, yeryüzünde olduğu gibi gökyüzünde de "bâtıla iman edip de Allah'a küfredenlerin" var olabileceği, dolayısıyla "ziyana uğrayanlar" bilgisinin gökyüzü insanları için de geçerli olduğu belirtilirs.14. Ayet-i kerimelerin delaletiyle, gökyüzünde de sayısını bilemeyeceğimiz sonsuz sayıda insan nesli veya dabbe türü sülâlelerin olacağı şüphe götürmez bir gerçek olarak sunulurs.122. Bu tür insan nesli sülâlesinin sadece dünyamıza has olmadığı, diğer gökyüzü insan nesli sülâlelerinde de olmasının mümkün olduğu, aksi takdirde bunun Allah'ın sonsuzluğu ile bağdaşmayacağı ifade edilirs.91. Sonuç olarak, gökyüzü yollarının ve bizim dışımızda da şüphesiz olarak gökyüzü insan ve dabbelerinin var olduğu sonucuna varılırs.267. Ayrıca, gökyüzü âlemlerinden, sırası gelen insan nesil sülâlelerinin hesapları görüldükten sonra cennete sevk edildikleri de açıkça belirtilirs.29. Bu muazzam sistemlerin sadece bizim insan neslimiz için değil, gökyüzü insan nesilleri için de geçerli olduğu vurgulanırs.194.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması — s. 2, 14, 29, 91, 116, 122, 133, 194, 201, 256, 267
Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?⌄
Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. "Terzi Baba" mahlasıyla tanınan Ardıç, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmaktadır. Tekirdağ'da ikamet eden Necdet Ardıç, "İz-T--B-" veya "İz-Terzi Baba" imzasıyla da bilinir ve "Es Selâm En Necat" düsturunu benimsemiştirs.1, 267. O, 18.000 âlemi "Vahdetinde Kesret", "Kesretinde Vahdet" olarak seyr eden bir "İnsân-ı Kâmil" olarak nitelendirilmektedirs.244.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması, Cilt 1 — s. 1, 244, 267
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biri olarak, tasavvufî irfanı çağdaş döneme aktaran bir şahsiyettir (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Eserleri ve sohbetleri aracılığıyla tasavvufun geniş kitlelere ulaşmasına vesile olmuştur. Kendisi "Terzi Baba" mahlasını kullanır ve "İz-T--B-" veya "İz-Terzi Baba" olarak da anılırs.1, 3, 251, 255. Tekirdağ'da ikamet etmektedir ve bürosu Ertuğrul Mahallesi Hüseyin Pehlivan Caddesi No: 31/3 Servet Apt. 59 100 adresinde, evi ise 100 yıl Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi'ndedirs.1.
Necdet Ardıç'ın tasavvufî görüşleri, "Gayret bizden yardım ve muvaffakiyet Allahtandır" düsturuyla özetlenebilirs.267. O, 18.000 âlemi "Vahdetinde Kesret" ve "Kesretinde Vahdet" olarak, zâhirinde ve bâtınında "Cem'ül Cem'ül Cem'ül Cem" olarak seyr eden bir "İnsân-ı Kâmil" olarak tanımlanırs.244.
Eserleri arasında İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi önemli çalışmalar bulunmaktadır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Ayrıca Necdet Divanı, Hacc Divanı, Lübb'ül Lübb Özün Özü, Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi'de Bazı Hakikatler (İngilizce, İspanyolca), İslâm'da Mübarek Geceler, Bayramlar ve Hakikatleri (Fransızca) ve İslâm, İmân, İhsân, İkân (Cibril Hadîs'i) gibi eserleri de mevcutturs.268, 267, 272. Necdet Ardıç'ın ekolünden gelen müellifler arasında Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî de bulunmaktadır (Abdürrezzak Tek - Wiki, Terzi Oğlu Cem Cemâlî - Wiki).
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması, Cilt 1 — s. 1, 3, 244, 251, 255, 267, 268, 272
Kitaptaki “gökyüzü insanları” ifadesiyle kimler kastediliyor?⌄
Terzi Baba'nın "Gökyüzü İnsanları Araştırması" adlı eserinde geçen "gökyüzü insanları" ifadesiyle, yeryüzündeki insan nesillerine benzer şekilde, gök âlemlerinde yaşayan ve Allah'a kulluk eden varlıklar kastedilmektedir. Bu varlıklar, Levh-i Mahfuz'da ve "Kitabü'l Mübin"de yer alan bilgilere göre fiziksel olarak da mevcuttur ve kendi menzillerinde yaşamlarını sürdürmektedirlers.10. Yazar, bu kavramın uzaylılar veya paralel evren anlatımları gibi hayali safsatalarla karıştırılmaması gerektiğini vurgulars.274. Onlar, tıpkı yeryüzündeki insanlar gibi hesap ve kitapları görüldükten sonra cennet veya cehenneme sevk edilen, Allah'ın emirlerinin kendileri arasından inip durduğus.147 ve Hakk'a boyun eğen varlıklardırs.15.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması — s. 10, 15, 147, 274
›Ayrıntı
Terzi Baba, "Gökyüzü İnsanları Araştırması" adlı eserinde, Kur'an ve Hadis bilgilerine, geçmiş irfan ehlinin kitaplarına ve mantık kurallarına dayanarak gökyüzünde insan türü varlıkların olabileceği fikrini ortaya koymaktadırs.2. Bu varlıklar, yeryüzündeki insan nesillerine benzer bir yapıya sahiptirler. Kitapta belirtildiğine göre, "gökyüzü ve yeryüzünde daha evvel yaşamış, Âdem Muhammet insan nesillerinin sülâlelerinin yaşayıp müddetleri dolduktan hesap ve kitapları yapıldıktan sonra kendi cennet ve cehennemlerine giren kimselerdir"s.29. Bu ifade, onların da bir yaşam döngüsü, sorumlulukları ve ahiretleri olduğunu göstermektedir.
Yazar, bu "gökyüzü insanları"nın fiziksel olarak da var olduğunu ve kendi menzillerinde akıp yaşayıp gittiklerini "Levh-i Mahfuz" ve "Kitabü'l Mübin" gibi kavramlara atıfta bulunarak açıklamaktadırs.10. Ayrıca, ayet-i kerimelerin "Allah'ın emri bunlar arasından inip durmaktadır" ifadesiyle gökyüzü insanlarının varlığını açıkça ifade ettiğini belirtirs.147. Onlar da yeryüzündeki insanlar gibi Hakk'a boyun eğens.15 ve hatta bâtıla iman edip Allah'a küfredenlerinin de bulunduğus.14 varlıklardır. Terzi Baba, bu kavramın "uzaylılar veya paralel evren anlatımları gibi hayali ve vehimi aslı olmayan safsatalar" ile karıştırılmaması gerektiğini özellikle vurgulamaktadırs.274. Bu, onların tasavvufî ve İslâmî bir çerçevede ele alındığını göstermektedir.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması — s. 2, 10, 14, 15, 29, 147, 274
“Karz-ı hasen” (güzel borç) kavramı nasıl açıklanıyor?⌄
Karz-ı hasen, kişinin hiçbir karşılık beklemeksizin malını ve vaktini Hakk yolunda harcamasıdır. Bu, Allah'a kendi varlığından bir borç verme eylemi olarak açıklanır; zira kişinin sermayesi olan zamanını Hakk yolunda kullanması, O'na verilen bir borçturs.131. Kur'an-ı Kerim'de bu borcu verenlere Allah'ın kat kat karşılık vereceği ve çok değerli bir mükâfatın olduğu bildirilmektedirs.131. Bu kavram, sadece maddi yardımı değil, aynı zamanda kişinin zamanını ve emeğini Allah rızası için sarf etmesini de kapsar; böylece kulun kendini tanıma yolunda bir seyre çıkışının başlangıcı olurs.61.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması — s. 61, 131 · Hadid Suresi, 57:11; Gökyüzü İnsanları Araştırması — s. 131
›Ayrıntı
Karz-ı hasen, tasavvufî idrakte, kulun Allah'a sunduğu karşılıksız bir adanmışlık ve fedakârlık olarak anlaşılır. Bu borç, kişinin kendi kazancının elde edilmesi için harcadığı zamanı, Allah yolunda kullanmasıyla oluşurs.131. Ayet-i kerimede "Kim Allah'a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükâfat da vardır" (Hadid, 57:11) buyrulması, bu eylemin ilahi katındaki değerini ve karşılığını açıkça ortaya koyars.131.
Bu kavram, sadece maddi varlıkların değil, aynı zamanda kişinin en değerli sermayesi olan zamanının da Allah yolunda harcanmasını içerir. Kişi, bu yolla kendi varlığından Hakk'a borç vermiş olurs.131. Karz-ı hasen, iyi, güzel, meşru ve faydalı işler yapmak, namazlı niyazlı bir hayat sürmek gibi davranışlarla tezahür eder. Bu tür ameller, kişinin sevabını artırır ve kendini Hakk'a sevdirmesine vesile olurs.61. Ancak bu eylemlerin nihai amacı sadece cennete ulaşmak değil, aynı zamanda kişinin kendini tanıma yolunda bir seyre çıkmasıdırs.61. Bu bağlamda, "en güzeli tasdik etmek" ve "en kolaya hazırlanmak"s.182 gibi ifadeler, karz-ı hasenin kişinin manevi tekâmülündeki rolünü vurgular. İnsan fıtratı gereği tekâmüle meyilli olduğundan, hep daha iyisini, daha güzelini ve daha mükemmelini ister; karz-ı hasen de bu tekâmül arayışının bir parçasıdırs.184.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması — s. 61, 131, 182, 184
Eserde geçen “Ma’mur Ev” nedir?⌄
Verilen kaynaklarda "Ma'mur Ev" kavramına doğrudan bir cevap bulunmamaktadır.
Kitapta “Levlâke levlâk” hadisi nasıl yorumlanıyor?⌄
"Levlâke levlâk lemâ halaktü'l-eflâk" (Sen olmasaydın, sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım) hadîs-i kudsîsi, tasavvufta Hakîkat-i Muhammediyye doktrininin temelini oluşturur. Bu ifade, âlemlerin yaratılışının Hz. Muhammed'in bâtınî varlığına ve kemâlâtına bağlı olduğunu açıkça belirtirs.79, 157. Kitap, bu hadîsi Allah'ın zâtî ifadeleri olarak kabul eder ve âlemlerin varoluşunun Hz. Muhammed'in hakîkatine dayandığını vurgular. Bu bağlamda, Hz. Muhammed'in kemâlâtının, ilminin ve yaşantısının tüm âlemlerde geçerli olduğu, bütün ilmin onda zuhura çıktığı ifade edilirs.210. Hadîs, kâinatın yaratılış gâyesinin Hak'ın bilinmesi olduğunu ve bu bilinmenin en kâmil şekilde Hz. Muhammed'de tahakkuk ettiğini gösterir.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması, C.1 — s. 79, 157, 210
›Ayrıntı
Kitapta "Levlâke levlâk lemâ halaktü'l-eflâk" hadîs-i kudsîsi, tasavvufî bir bakış açısıyla yorumlanmaktadır. Bu hadîs, "Sen olmasaydın, sen olmasaydın âlemleri halketmezdim" anlamına gelir ve âlemlerin yaratılışının Hz. Muhammed'in bâtınî varlığına bağlandığını ifade eders.157. Hadîsin vurguladığı temel nokta, Hakîkat-i Muhammediyye'nin tüm âlemlerde geçerli olmasıdır. Allah'ın bu kelâm-ı kudsîsi, Hz. Muhammed'in varlığının kâinatın yaratılış sebebi olduğunu açıkça ortaya koyars.79. Bu durum, Hz. Muhammed'in kemâlâtının, ilminin ve yaşantısının âlemlerin varoluşunda merkezi bir rol oynadığını gösterir; zira tüm ilim onda zuhura çıkmıştırs.210. Hadîs, aynı zamanda, Allah'ın ilm-i İlâhî'sindeki bâtınî varlığın, yani "seni/sen" olmasaydı, bu âlemlerin Suret-i Muhammedî olarak zuhura çıkarılmayacağını/halkedilmeyeceğini de belirtirs.157. Bu yorum, tasavvufî düşüncede Hz. Muhammed'in sadece bir peygamber değil, aynı zamanda kâinatın varoluşunun özü ve gâyesi olduğunu ifade eden Hakîkat-i Muhammediyye doktrinini destekler.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması, C.1 — s. 79, 157, 210
Bu eser sadece tasavvufla ilgilenenler için mi?⌄
Necdet Ardıç'ın eserleri, özellikle Gökyüzü İnsanları Araştırması, sadece tasavvufla ilgilenenlere değil, tefekkür ufkunu genişletmek isteyen herkese hitap etmektedir. Eser, kâinatın ve ilâhî kudretin sınırsızlığını vurgulayarak, insan neslinin ve yaşamın sadece dünya ile sınırlı olmadığı fikrini işler. Bu yaklaşım, Cenâb-ı Hakk'ın ilmini ve zâtını sınırlamayan, daha geniş bir Allah anlayışına davet eder ve bu yönüyle tasavvufî derinliğin ötesinde evrensel bir tefekkür sunars.144, 58.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması — s. 58, 144
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın eserleri, tasavvufî bir çerçeveden hareketle, okuyucuyu kâinatın ve ilâhî kudretin genişliği üzerine düşünmeye sevk eder. Yazar, "en güzel surette halkedilen" insan varlığının sadece dünya ile sınırlı olmadığını, aksine sonsuz âlemlere rahmet olarak yayıldığını belirtirs.144. Bu bakış açısı, Cenâb-ı Hakk'ın ilmini ve sıfatlarını sadece bizim âlemimizdeki insan nesliyle sınırlamanın "çok sığ bir Allah anlayışı" olacağını ve "zatına saygısızlık" teşkil edeceğini vurgulars.144, 58. Eser, âlimlerin ve ulemanın tefsirlerinde genellikle insanların sadece bizim âlemimizde olduğunu düşündüklerini, başka âlemlerde yaşam olup olmadığını bile hiç düşünmediklerini eleştirirs.3. Bu geniş tefekkür, sadece tasavvuf ehlinin değil, aklını ve idrâkini kullanmak isteyen herkesin ufkunu açmayı hedefler. Kitap, "bu kadar geniş sonsuz bir âlemde sadece bizim insan nesli-sülâlemiz mi olacaktır?" gibi sorularla okuyucuyu mevcut kabullerini sorgulamaya davet eders.159. Dolayısıyla, eser, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan Necdet Ardıç'ın (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki) genel okuyucu kitlesine hitap eden, tefekkür ve geniş bir Allah anlayışı sunan bir yapıtıdır.
Kaynaklar: Gökyüzü İnsanları Araştırması — s. 3, 58, 144, 159
Kitapta Cennet ve Cehennem hakkında hangi bilgiler veriliyor?⌄
Tasavvufî kaynaklarda cennet ve cehennem, âhiret hayatının iki menzili olarak ele alınır ve ödül ile ceza yurdu oldukları belirtilirvikipedi. Necdet Ardıç'ın "Terzi Baba" adlı eserinde ise, cennet ve cehennemin varlığına dair farklı katmanlarda bilgiler sunulur. Buna göre, cennet ve cehennem hâlihazırda mevcuttur ve daha evvel yaşamış, kıyametleri kopmuş, hesapları görülmüş insan nesillerinin yaşadığı yerlerdir. Ancak bizim neslimizin cennet ve cehennemleri, kıyametimiz kopmadığı ve hesap görülmediği için henüz boşturs.160, 28. Bu durum, cennet ve cehennemin hem mevcut hem de belirli nesiller için gelecekte dolacak mekânlar olduğunu gösterir.
Kaynaklar: Vikipedi: Cennet ve Cehennem · Gökyüzü İnsanları Araştırması, C.1 — s. 28, 160
›Ayrıntı
Cennet ve cehennem, tasavvufî anlayışta âhiret hayatının temel duraklarıdır ve ilâhî adalet ile rahmetin tecellî ettiği mekânlardırvikipedi. "Terzi Baba" eserinde bu kavramlar, farklı nesillerin tecrübeleri üzerinden açıklanır. Kitaba göre, cennet ve cehennem şu an mevcuttur ve boş değildir. Daha evvel yaşamış, kıyametleri kopmuş ve hesapları görülmüş insan nesillerinin cennet ve cehennemleri doludur. Bu durum, Hz. Peygamber'in cennet ve cehennem ehli hakkında verdiği haberlerle de desteklenirs.56, 105. Yani, geçmiş nesillerin amelleri tartılmış (Mîzân) ve neticesinde cennet veya cehenneme yerleşmişlerdirs.160, 29.
Ancak, bizim neslimizin cennet ve cehennemleri ise henüz boştur. Zira bizim kıyametimiz kopmamış, hesap ve kitaplarımız görülmemiştirs.28, 94. Bu durum, her neslin kendi kıyametini yaşayacağı ve kendi hesabının görüleceği ilkesiyle örtüşürK1. Cennet ve cehennemin yedi tabakadan oluştuğu ve her tabakanın ateşinin üsttekinden daha şiddetli olduğu da belirtilirs.182. Cennette bozuk söz söylenmeyeceği, zira orada sadece "hadi" isimlerinin kalacağı, cehennemde ise "mudil" ağırlıklı isimlerin tecellî edeceği ifade edilirs.136. İnsanların cennet veya cehennemdeki yerlerinin önceden bilindiği, ancak bu bilginin ilâhî takdirle ilgili olduğu vurgulanırs.179, 8. Kıyamet, hesap ve mîzân sonrası, insanların cennet veya cehenneme giden yolları başlayacak ve bu yollar "Sırat Köprüsü" gibi kavramlarla açıklanırs.266.
Kaynaklar: Vikipedi: Cennet ve Cehennem · Gökyüzü İnsanları Araştırması, C.1 — s. 8, 28, 29, 56, 94, 105, 136, 160, 179, 182, 266 · K1, s. 43