İçeriğe atla
İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 (1998-2000) kapak gorseli

İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 (1998-2000)

Terzibaba - Necdet Ardıç

398 sayfa~597 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçsohbet arası sohbetlerdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Terzibaba - Necdet ArdıçTasavvufİrfanSohbetİslami İlimlerDijital KütüphaneSesli Kitapİzmir

Sıkça Sorulan Sorular

İzmir İrfan Sohbetleri ne anlatıyor?

Necdet Ardıç'ın "İzmir İrfan Sohbetleri" adlı eseri, tasavvufî irfan yolculuğunu, nefs mertebelerini ve Allah'ı kalp gözüyle tanıma bilgisini konu alan, farklı zaman ve mekânlarda yapılmış sohbetlerin derlemesidir. Bu sohbetler, dinleyicilerin manevî eğitimine yönelik olup, İslam, iman, ihsan gibi temel kavramları Cibril Hadisi üzerinden açıklamakta ve Hakk'ın sohbetinin ne anlama geldiğini irdelemektedir. Eser, spontane gelişen "Sohbet Arası Sohbetler" serisini de içermekte olup, manevî bilgilerin kaydedilerek gelecek nesillere aktarılmasını amaçlars.2, s.9.

Kaynaklar: İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 2, 9

Ayrıntı

"İzmir İrfan Sohbetleri", Necdet Ardıç'ın "İrfan Mektebi" serisinin bir parçası olarak, tasavvufî eğitim metodolojisinin merkezinde yer alan sohbet geleneğini yansıtır (İrfan Mektebi (Hakk Yolu)). Bu sohbetler, mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımını ifade eden tasavvufî sohbet anlayışının bir örneğidirK1. Eser, İslam, iman, ihsan ve ikân gibi temel dinî kavramları Cibril Hadisi bağlamında ele alarak, imanın hakikatlerini açıklamaktadırs.85, s.187. Sohbetlerde, "gerçek sohbetin" ilahi sohbet olduğu, Hakk'ın konuştuğu ve dinlediği bir hâl olduğu vurgulanırs.214, s.210. Tarikat sohbetlerinin ise daha çok duygusal yönü ağır basan, geçmiş velilerin ve peygamberlerin menkıbelerini anlatan sohbetler olduğu belirtilirs.214. Kitap, farklı zamanlarda ve farklı kişilere yapılmış sohbetlerin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur; bu durum, aynı konuların farklı mertebelerden tekrar ele alınmasını ve manevî bilgilerin eğitim gereği başkalarına da aktarılmasını sağlars.2. Eserin içeriğinde nefs mertebeleri, Berat Kandili, kıblenin değişmesi, Duhan Suresi gibi çeşitli konular da yer almaktadırs.1, s.12, s.25, s.54, s.314. Ayrıca, "Sohbet Arası Sohbetler" adıyla kaydedilen spontane irfan sohbetleri de bu eserin önemli bir bölümünü oluştururs.399, s.401. Bu kayıtlar, manevî bilgilerin kalıcı hâle getirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla kasetlere alınmıştırs.9.

Kaynaklar: K1, s. 29 · İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 1, 2, 9, 12, 25, 54, 85, 187, 210, 214, 314, 399, 401

Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, "Terzibaba" lakabıyla tanınan, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biridir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olarak kabul edilirvikipedi. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştırvikipedi. Tekirdağ'da ikamet eden Necdet Ardıç, sohbetlerinde abdest gibi fıkhi konulara da değinmiş, Kur'an sûreleri üzerine tefsirler hazırlamıştırs.55, 88.

Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç, Necdet Ardıç; İzmir İrfan Sohbetleri CD 1, s.397, 396 · İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 55, 88

Ayrıntı

Necdet Ardıç, "Terzibaba" olarak bilinen, Uşşâkî tarikatına mensup önemli bir mürşittirvikipedi. Tasavvufî irfanı günümüze taşıyan ve geniş kitlelere ulaştıran bir isimdirvikipedi. Kendisi Tekirdağ'da yaşamış ve sohbetlerini burada gerçekleştirmiştirs.1, 55.

Eserleri arasında İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi önemli çalışmalar bulunmaktadırvikipedi. Ayrıca Necdet Divanı ve Hacc Divanı gibi divanları da mevcutturs.396, 400. Sohbetlerinde Kur'an'dan ayetlere ve tasavvufî konulara değinmiş, bazen fıkhi soruları da cevaplandırmıştırs.2, 55. Örneğin, bir sohbetinde abdestle ilgili sorulara yanıt vermiştirs.55. Gelecekteki çalışmalarından bahsederken "Sûre-i Rahman" üzerine bir kitap hazırlayacağını belirtmiştirs.88.

Necdet Ardıç'ın ekolünden gelen müellifler arasında Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi isimler bulunmaktadır. Bu müellifler, Necdet Ardıç riyâsetindeki tasavvuf serisi içinde çeşitli sûre tefsirleri kaleme almışlardırvikipedi. Şiirlerinde kendi adını kullanarak tasavvufî tecrübelerini dile getirmiş, mana ile madde arasındaki ilişkiyi ve Kur'an'dan aldığı ilhamı ifade etmiştirs.327. Özellikle Necm Sûresi'ndeki mîrâc ayetlerine atıfta bulunarak "kab-ı kavseyni ev edna" makamından hissesi olduğunu belirtmiştirs.328.

Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç; İzmir İrfan Sohbetleri CD 1, s.2, 88, Necdet Ardıç, Necdet Ardıç; İzmir İrfan Sohbetleri CD 1, s.397, 396, Abdürrezzak Tek; Wiki: Terzi Oğlu Cem Cemâlî · İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 1, 2, 55, 88, 327, 328, 396, 400

Eserde mübarek gecelerin sıralaması neden farklı anlatılıyor?

Eserde mübarek gecelerin sıralaması, zahirî takvimdeki sıradan farklı olarak, sâlikin Hakk'a yolculuğundaki manevî seyr-i sülûk mertebelerine göre düzenlenmiştir. Kitap, Regaib, Mevlid, Berat, Miraç ve Kadir gecelerini bu manevî seyir sırasına göre ele alarak, her bir gecenin sâlikin içsel gelişimindeki bir aşamayı temsil ettiğini belirtirs.6. Bu düzenleme, gecelerin sadece takvimsel birer kutlama olmaktan öte, kişinin ruhsal yolculuğunda idrak etmesi gereken hakikatleri barındırdığını vurgular. Örneğin, Regaib gecesi rağbet etmenin, Mevlid gecesi ise doğumun hakikatini anlamakla ilişkilendirilirs.6.

Kaynaklar: İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 6

Ayrıntı

Mübarek gecelerin eserdeki sıralaması, geleneksel takvimdeki sıradan farklılık gösterir; bu durumun sebebi, gecelerin manevî seyr-i sülûk mertebelerine göre ele alınmasıdırs.6. Kitap, bu geceleri Regaib, Mevlid, Berat, Miraç ve Kadir düzeninde inceler. Bu sıralama, bir insanın manevî yolculuğundaki belirli yaşantıları ve kemalatları temsil eder ve ümmet-i Muhammed'e has özelliklerdirs.8.

Bu farklı sıralamanın inceliği, Regaib ve Berat gecelerinin içinde bulunulan senenin değil, gelecek senenin geceleri olarak kabul edilmesinde yatars.6. Yazar, Mevlid ve Miraç gecelerini birer gece geriye yerleştirerek, zahirde de gecelerin yerine oturduğunu ve hakikatte aradaki farkın ince bir düşünce ile anlaşılabileceğini ifade eders.6.

Her bir mübarek gece, sâlikin manevî yolculuğunda idrak etmesi gereken bir hakikati sembolize eder:

  • Regaib gecesi, "rağbet etmenin hakikatini anlamak" ve "bir yerlere yönelmek" ile ilişkilendirilirs.6.
  • Mevlid gecesi, sadece Peygamber'in doğduğu geceyi anmak değil, aynı zamanda kişinin kendi "doğumunun ne olduğunu idrak etmek"tirs.6.
  • Berat gecesi, zahirî anlamda Kur'an'ın Beytü'l-Ma'mur'a indirildiği gece iken, bâtınî anlamda kişinin kendini fenâfillah mertebesinde bulmasıdır; nefsaniyetinden arındığı zaman Kur'an'ın hakikatlerinin kişiye nazil olmaya başlamasıdırs.40, 53.
  • Miraç gecesi, kişinin nefsini ortadan kaldırmadan miraç yapamayacağını ifade eders.40.

Bu gecelerin kamerî takvime göre ayarlanması da önemlidir; zira kamer, hakikat-i Muhammediye'nin hakikatidir ve bu sayede her geceye bir Berat, Kadir veya Miraç gecesi düşerek, diğer günlerin de bu feyzden nasibini alması sağlanırs.17-18.

Kaynaklar: İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 6, 8, 17, 18, 40, 53

İslâm, İman, İhsan ve İkan makamları ne demektir?

Verilen kaynaklarda bu soruya doğrudan bir cevap bulunmuyor.

Seyr-i süluk nedir, nasıl yapılır?

Seyr-i sülûk, tasavvufta sâlikin manevî yolculuğunun bütününe verilen isimdir ve Hak'a ulaşma gayesiyle gerçekleştirilen bir seferdir. Bu yolculuk, mürşid rehberliğinde, Kur'an-ı Kerim'deki peygamber kıssaları ve özel geceler (Regaib, Mevlid, Berat, Miraç, Kadir) gibi manevî duraklar üzerinden ilerler. Sülûk, sâlikin nefsini tezkiye etmesi, kâinatı tedebbür etmesi ve nihayetinde Hak'ı müşahede etmesiyle tamamlanır. Seyr-i sülûk, İslâm'ın ilk aşamasından başlayıp Zat'a kadar ulaştıran bir sistem olarak tanımlanırs.258.

Kaynaklar: İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 258

Ayrıntı

Seyr-i sülûk, lugatte "yola çıkma, sülûka başlama, sefer" anlamına gelir ve tasavvufta müridin başlangıçtan vâsıllığa kadar geçtiği yolun tamamını kapsarK1. Bu manevî yolculuk, bir arif kişinin nezaretinde gerçekleşir ve süresi kişiden kişiye değişebilirs.257. Seyr-i sülûk, klasik olarak "seyr ilallâh" (Allah'a sefer) ve "seyr fillâh" (Allah'ta sefer) olmak üzere iki ana hatta ayrılırK1. Seyr ilallâh, sâlikin nefsinden, dünyadan ve mâsivâdan Hak'a yönelmesini ifade ederken; seyr fillâh, Hak'a vâsıl olduktan sonra esmâ ve sıfatlarda yapılan yolculukturK1.

Sülûk, aynı zamanda "seyr-i âfâkî" (dış sefer - kâinatı tedebbür) ve "seyr-i enfüsî" (iç sefer - nefsi tezkiye) olarak da ayrılırK1. Kur'an-ı Kerim, peygamber kıssaları aracılığıyla bir hak yolcusunun seyr-i sülûkunu nasıl yapacağını açıkça gösterirs.257. Bu yolculukta, Regaib, Mevlid, Berat, Miraç ve Kadir geceleri gibi özel zamanlar, sülûkun aşamaları olarak değerlendirilir ve sâlikin bu geceleri idrak etmesi, seyr-i sülûkunun tamamlanması anlamına gelirs.134, s.6. Örneğin, Berat gecesinde Duhan Sûresi'ni okuyarak manaları özünden çıkarmak ve Kur'an-ı Kerim'den Berat'ı almak, bu yolculuğun önemli duraklarındandırs.54.

Seyr-i sülûk, sâlikin "Mertebe-i İbrahimiyet"te gerçek tevhide ulaşması, "Mertebe-i Museviyet"te gerçek tenzihe varması, "Mertebe-i İseviyet"te Ruhül Kuds'ten destek alması ve "Mertebe-i Muhammediyye"de mi'racını yaparak zirveye çıkmasıyla ilerler. Bu süreçte sâlik, kendini ve Rabbini müşahede ederek "ruyetullah"a ulaşır, yani İlahi varlığı İnsan-ı Kamil gözüyle müşahede eders.258. İslâm, Allah'ın yolunu ilk aşamasından başlatıp Zat'ına kadar ulaştıran bir sistem olarak bu seyr-i sülûku düzenlers.258. Şeriat-ı Muhammediyye'ye uygunluk, bu yolculuğun temel şartıdırs.74.

Kaynaklar: K1, s. 265 · İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 6, 54, 74, 134, 257, 258

Eserde geçen 'Ben gizli bir hazine idim' sözü ne ifade eder?

"Ben gizli bir hazine idim" (Küntü kenzen mahfiyyen) sözü, Cenâb-ı Hakk'ın varoluşun başlangıcındaki mutlak gizliliğini ve bilinme arzusunu ifade eden bir hadîs-i kudsîdir. Bu söz, Allah'ın âlemleri ve özellikle insanı yaratmasının temel sebebini açıklar; O, kendi varlığının bilinmesini ve tanınmasını sevdiği için bu kâinatı halk etmiştirs.104, 156. Tasavvufta bu, Hakk'ın muhabbetinin bir neticesi olarak tecellî etmesi ve kendi zatî varlığının zuhura gelmesini istemesiyle ilişkilendirilirs.267, 274.

Kaynaklar: İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 104, 156, 267, 274

Ayrıntı

"Küntü kenzen mahfiyyen" hadîs-i kudsîsi, tasavvufî düşüncede varoluşun ve yaratılışın hikmetini açıklayan temel bir düsturdur. Bu ifade, âlemler yaratılmadan önceki hâli, yani Cenâb-ı Hakk'ın "Âmâ" hâlinde, "Sevad-ı Azam" veya "Zat-ül Baht" olarak adlandırılan mutlak yokluk ve gizlilik durumunu betimlers.274. Bu hâlde, alemlerden ve kimliklerden hiçbir haber yoktur; Allah kendi zatında mevcuttur.

Cenâb-ı Hakk, bu gizli hazine hâlindeyken "bilinmekliğini sevdiğini" ve "bilinmek istediğini" ifade eders.104, 156. Bu sevgi ve arzu, tüm âlemlerin ve özellikle insanın yaratılışının muharrik gücüdür. Yaratılış, Allah'ın kendi varlığının bilinmesini, tanınmasını ve tecellî etmesini istemesinin bir neticesidirs.94, 274. İnsan, bu bilinme arzusunun en güzel biçimde tezahür ettiği varlıktır; zira Cenâb-ı Hakk, insanı "en güzel biçimde halk ettik" buyurarak, insanın mertebesinin ve kaynağının Zat mertebesi olduğunu göstermiştirs.267.

Bu hadîs-i kudsî, aynı zamanda "Enel-Hakk" (Ben Hakk'ım) ifadesinin de bâtınî bir dayanağını sunar. Fenâ fillâh hâlinde sâlikin kendi vücudundan fânî olup Hak'la kâim olduğunu beyan eden "Enel-Hakk" sözü, Allah'ın kendi varlığını sâlik aracılığıyla ifşa etmesiyle ilişkilendirilirK1. "Ben gizli bir hazine idim" sözü, bu ilâhî tecellînin ezelî kökenini ve Hakk'ın kendi zatî varlığıyla zuhurda olduğunu gösterirs.267. Bu, kıyamete kadar sürecek olan ilâhî bir tekrar ve buluşmanın hakikatidirs.144.

Kaynaklar: İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 94, 104, 144, 156, 267, 274 · K1, s. 39

Bu sohbetler tasavvufa yeni başlayanlar için uygun mu?

Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" adlı irfan sohbetleri, tasavvufa yeni başlayanlar için uygun bir başlangıç noktası olabilir. Zira bu sohbetler, tasavvufî hakikatlerin kalpten kalbe aktarımını sağlayan, dinleyende huzur ve hafifleme hissi uyandıran bir yapıya sahiptirs.76. Sohbetin temel amacı, mürşidin müridine manevî yoldaşlık etmesi ve hâl aktarımıdırK1, bu da yeni başlayanlar için yol gösterici bir nitelik taşır. Ancak sohbetin kemali, sadece sesin ötesinde dört yönlü bir faaliyeti gerektirdiğindens.212, dinleyicinin de bu aktarıma açık olması önemlidir.

Kaynaklar: İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 76, 212 · K1, s. 29

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler"i, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan bir mürşidin (Necdet Ardıç (Terzibaba)) spontane kayıtlarıdır (Sohbet Arası Sohbetler). Bu sohbetler, tasavvufun eğitim metodu olan sohbetin temel özelliklerini taşır. Tasavvufta sohbet, kâmilin sâlike yaptığı manevî yoldaşlık, eğitim ve hâl aktarımıdırK1. Yeni başlayan bir sâlik için bu tür bir hâl aktarımı, manevî yolculuğun ilk adımlarında büyük önem taşır.

Sohbetin en güçlü aktarım şekli, kalpten kalbe doğrudan feyizdirK1. Necdet Ardıç'ın sohbetleri de "konuşsa da konuşmasa da düşünse de düşünmese de insan çünkü yaydığı enerji yaydığı beyninden çıkan bilgiler devamlı Hakk'ı düşünür halde olduğundan Hakkani yayın yapar" ifadesiyle bu feyiz aktarımına işaret eders.76. Bu durum, yeni başlayan bir kişinin henüz kavramsal bilgiye sahip olmasa bile, sohbet ortamında manevî bir huzur bulmasına ve sıkıntılarından arınmasına yardımcı olabilir. "Bütün acılarını bütün sorunlarını orada bırakmış da yeni doğmuş gibi çıkıyorsa oradan o da bir işarettir, yükünü almış hafifletmiştir"s.76 ifadesi, sohbetin dinleyici üzerindeki dönüştürücü etkisini açıkça ortaya koyar.

Ancak, sohbetin kemali için sadece "savt yani ses"in yeterli olmadığı, "dört yönlü faaliyetin" olması gerektiği belirtilmiştirs.212. Bu, sohbetin sadece dinlemekten ibaret olmadığını, aynı zamanda dinleyicinin de manevî bir katılım ve açıklık içinde olması gerektiğini gösterir. Yeni başlayanlar için bu durum, sohbetin derinliklerine inebilmek adına bir çaba gerektirse de, başlangıçta dahi hissedilen manevî tesir, onları bu yolda ilerlemeye teşvik edebilir. Nitekim, "yeni ekildiği halde yeşeriyor giden" fidan örneğis.386, yeni başlayanların da uygun bir ortamda ve rehberlikte hızla gelişebileceğine işaret eder.

Kaynaklar: K1, s. 29 · İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 76, 212, 386

Sohbetlerde neden bazı konular tekrar ediliyor?

Sohbetlerde konuların tekrar edilmesi, tasavvufî eğitimin bir gereği olup, bilginin farklı mertebelerde ve farklı kişilere aktarılması ihtiyacından kaynaklanır. Bu tekrarlar, sıradan bir tekrar olmayıp, her defasında yeni açılımlar ve derinleşmeler sunar; zira her sohbetin kendine özgü bir özelliği vardırs.2. Mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımı olan sohbet, kalpten kalbe feyiz aktarımıdırK1. Bu aktarımın sağlamlaşması ve farklı idrak seviyelerine ulaşması için konuların farklı zamanlarda ve bağlamlarda yeniden ele alınması esastır.

Kaynaklar: İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 2 · K1, s. 29

Ayrıntı

Tasavvufta sohbet, mürşidin sâlike manevî yoldaşlık ettiği, eğitim ve hâl aktarımı sağladığı temel bir metotturK1. Bu eğitim sürecinde bazı konuların tekrar edilmesi, bilginin pekişmesi ve farklı idrak seviyelerine hitap etmesi açısından önemlidir. Kaynaklar, bu tekrarların "eğitim gereği" olduğunu ve "aynı mevzuun başka kimselere de aktarılması gerektiğinden" kaynaklandığını belirtirs.2.

Tekrarların temel nedenleri ve işleyişi şu şekildedir:

1. Farklı Mertebelerde Aktarım: Aynı konu, farklı zamanlarda ve farklı dinleyici gruplarına "değişik mertebeleri itibari ile" sunulur. Bu durum, her sohbetin kendine ait özelliği olduğundan, aynı konunun bile "ayrı sohbetler" olarak kabul edilmesini sağlars.2. Örneğin, bir konunun ilk sunumu yüzeysel bir bilgi aktarımı iken, sonraki sunumlar daha derin manevî açılımlar içerebilir.

2. İdrak ve Anlayış Farklılıkları: Sohbetler, farklı bilgi ve manevî seviyelere sahip kişilere hitap eder. Bir konunun ilk kez duyanlar için temel seviyede anlatılması gerekirken, daha ileri seviyedeki sâlikler için aynı konu üzerinden yeni "açılımlar ve oluşumlar" getirilmesi hedeflenirs.212. Bu, bilginin sadece "taklidi konuşmalar" veya "bilinen şeylerin tekrarı" olmaktan çıkarak, dinleyicinin kendi iç dünyasında yeni idrak kapıları açmasına yardımcı olur.

3. Hâl Aktarımı ve Feyiz Sağlama: Sohbet, sadece sözlü bilgi aktarımı değil, aynı zamanda "kalpten kalbe feyiz aktarımı"dırK1. Bu feyiz aktarımının tam olarak gerçekleşmesi ve sâlikin manevî hâllerinde kök salması için konuların tekrar edilmesi, mürşidin teveccühü ile birleşerek daha derin bir etki yaratır. Hz. Şît'in "ilâhî nefes/atâ" ile anılması gibi, sohbet de bir nevi manevî nefes aktarımıdır (WIKI 1).

4. Bilginin Sabitlenmesi ve Derinleşmesi: Kaydedilen sohbetlerin tekrar dinlenmesi veya özetlenmesi, "manadan gelen manaların gene manaya gitmesini" engeller ve "madde imkanları ile dondurulmuş" olmasını sağlar. Bu sayede, bilginin "sabitleştirilmiş" olması ve tekrar tekrar üzerinde düşünülerek derinleşme imkanı sunması hedeflenirs.9.

5. Sülûkî Terbiye ve Gelişim: Tasavvufî sülûk, sâlikin amelî gayreti ve mürşidin terbiyesi ile gerçekleşirK2. Sohbetlerdeki tekrarlar, sâlikin belirli zikirleri (istiğfar, salavat, tevhid gibi) ve uygulamaları "samimiyetle devam etmesi" ve kendisinde "bazı açılımlar" oluşması için bir araçtırs.395. Bu, sâlikin manevî yolculuğunda ilerlemesini ve Hak'ka olan muhabbetiniK1 pekiştirmesini sağlar.

Kaynaklar: K1, s. 29, 247 · İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — s. 2, 9, 212, 395 · K2