İçeriğe atla
Kelime-i Yahyâviyye kapak gorseli

Kelime-i Yahyâviyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

12 sayfa~18 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Muhyiddin İbnü'l-Arabifusûsu'l-hikem şerhidijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Kelime-i Yahyâviyye RELATED-TO TasavvufKelime-i Yahyâviyye IS-A KitapKelime-i Yahyâviyye IS-A İslami EserKelime-i Yahyâviyye IS-A TefsirKelime-i Yahyâviyye IS-A Şerh

Sıkça Sorulan Sorular

Kelime-i Yahyâviyye nedir?

Kelime-i Yahyâviyye, Hz. Yahyâ (a.s.) ile ilgili olan ve tasavvufta "hikmet-i celâliyye" ile ilişkilendirilen özel bir kavramdır. Bu kelime, Hz. Yahyâ'nın isminin "evveliyyet" vasfını taşıması ve celâl sıfatlarının onda tecelli etmesi sebebiyle bu ismi almıştırs.3. "Celâl" sıfatı, Hak'tan başka bütün vücud iddialarının nefyini ve vahdet-i ıtlâkiyyenin isbatını ifade eders.1. Hz. Yahyâ'nın isminin, kendisinden önce kimseye verilmemiş olması ve Allah Teâlâ tarafından doğrudan kendisine ihsan edilmesi, bu kelimenin önemini artırırs.7, 10.

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 1, 3, 7, 10

Ayrıntı

Kelime-i Yahyâviyye, Fusûs'ül-Hikem'de Hz. Yahyâ'ya atfedilen "hikmet-i celâliyye"nin beyanıdırs.1. Bu hikmetin Hz. Yahyâ ile ilişkilendirilmesinin iki temel sebebi vardır. Birincisi, Hz. Yahyâ'nın isminin "evveliyyet" vasfını taşımasıdır; yani kendisinden önce hiçbir ferdin "Yahyâ" ismiyle anılmamış olmasıdırs.3, 7. Allah Teâlâ, Hz. Yahyâ'yı "Yahyâ" ismiyle tesmiye ederek, Zekeriyyâ (a.s.)'ın nübüvvet gibi terk ettiği sıfatlarla onun zikrinin bekasını cem etmiştirs.7. Bu durum, Allah Teâlâ'nın kendi katından bir isim vererek, o ismin ve içerdiği sıfatın birleşmesini sağladığı özel bir lütufturs.10, 14. İkincisi, Hz. Yahyâ'nın hâlinde kabz, haşyet, rikkat ve huşû gibi celâlî ahkâmın galip olmasıdırs.3. Celâl, kahra mahsus olan ilahî sıfatları ve rabbanî isimleri ifade eder; ikiliğin (gayr ve mâsivâ) kahrı ve mutlak vahdetin ispatı Celâl'in şanındandırs.1. Hz. Yahyâ'nın ismi olan "Yahyâ", ilm-i zevkî gibi olup, hem ismi hem de "hayât" sıfatını aynı anda düşündürür; bu durum, balın tadını bilmek gibi zevkî bir idrak sağlars.9, 11. Allah Teâlâ, Hz. Yahyâ'yı kendi zâtî sıfatı olan "Hayât" ile vasfetmiştirs.20.

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 1, 3, 7, 9, 10, 11, 14, 20

Fusûsu'l-Hikem'de neden Hz. Yahya'ya 'Celâl hikmeti' atfedilir?

Fusûsu'l-Hikem'de Hz. Yahyâ'ya "Celâl hikmeti"nin atfedilmesi, bu hikmetin kahra özgü ilâhî sıfatlar ve rabbânî isimlerle olan ilişkisinden kaynaklanır. Celâl, ikiliği işaret eden ve "gayr" ile "mâsivâ" denilen belirginleşmelerin (taayyünâtın) kahredilmesi, mutlak birliğin ispatı ve varlıkların nefyedilerek evveliyete döndürülmesi şânındandırs.1, 6. Hz. Yahyâ'nın isminin kendisinden önce kimseye verilmemiş olması, onun âlemde bu isimle isimlendirilen ilk kişi olması, bu hikmetin isimlerdeki ilk hikmet oluşuna işaret eder ve Celâl'in başlangıçtaki mutlakiyetini yansıtırs.6, 7. Bu sebeple, Celâl hikmeti, Hz. Yahyâ'nın kelimesine özgü kılınmıştırs.3, 4.

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 1, 3, 4, 6, 7

Ayrıntı

Fusûsu'l-Hikem, Muhyiddîn İbn Arabî'nin tasavvuf metafiziğinin ana metni olup, 27 Fass'tan oluşur ve her Fass bir peygambere ait bir hikmeti taşırK1. Hz. Yahyâ'ya atfedilen hikmet ise "Hikmet-i Celâliyye"dirs.1. Bu atfın temelinde iki ana sebep bulunmaktadır.

Öncelikle, Celâl hikmeti, kahra özgü ilâhî sıfatlar ve rabbânî isimlerle ilişkilidir. Celâl, ikiliği (isneyniyeti) işaret eden ve "gayr" ile "mâsivâ" olarak adlandırılan belirginleşmelerin (taayyünâtın) kahredilmesi ve mutlak birliğin ispatı şânındandırs.1. Bu durum, varlıkların nefyedilerek (yok sayılarak) evveliyete döndürülmesini amaçlar. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de "Bugün mülk kimindir? Tek ve Kahhar olan Allah'ındır" (Mü'min, 40/16) buyrulması, Celâl'in bu kahredici ve birleyici yönünü vurgulars.6.

İkinci olarak, Hz. Yahyâ'nın isminin benzersizliği, Celâl hikmetinin isimlerdeki ilk hikmet oluşunu temsil eder. Yüce Allah, Hz. Yahyâ'yı "Yahyâ" ismiyle isimlendirmiş ve kendisinden önce bu isimle kimseyi adlandırmamıştır. Bu durum, Hz. Yahyâ'nın âlemde bu isimle isimlendirilen ilk kişi olmasını sağlamıştırs.6, 7. Bu ilk olma ve benzersizlik, Celâl'in mutlakiyetini ve başlangıçtaki tekliğini yansıtır. Bu iki sebep dolayısıyla, "Celâl hikmeti" Hz. Yahyâ'nın kelimesine yakın kılınmıştırs.3, 4.

Kaynaklar: K1, s. 26 · Kelime-i Yahyâviyye — s. 1, 3, 4, 6, 7

Mü'min Suresi 16. ayetinin bu bölümle ilgisi nedir?

Mü'min Suresi 16. ayetinin "Bugün mülk kimindir? Vâhid ve Kahhâr olan Allah'ındır!" kısmı, tasavvufta Hak Teâlâ'nın celâlî isimlerinin ve vahdetinin bir tezahürü olarak ele alınır. Bu ayet, varlıkların evveliyete döndürülmesi ve yok edilmesiyle ilgili ilahî kudreti ve birliği vurgular. Özellikle "Vâhid ve Kahhâr" isimleri, Hak'ın mutlak tekliğini ve her şeye galip gelen gücünü ifade eder ve bu bağlamda Yahya (a.s.)'ın isminde tecelli eden evveliyyet mazhariyetine işaret eders.1-2.

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 1, 2

Ayrıntı

Mü'min Suresi'nin 16. ayetinde geçen "Bugün mülk kimindir? Vâhid ve Kahhâr olan Allah'ındır!" ifadesi, tasavvufî bir bakış açısıyla Hak Teâlâ'nın celâlî isimlerinin ve mutlak vahdetinin bir göstergesidirs.1. Bu ayet, varlıkların nihai olarak evveliyete, yani Hak'ın zatına döndürülmesi ve yok edilmesi sürecini ifade eder. Celâlî isimler, Hak'ın azametini, kudretini ve her şeyi kuşatan hükümranlığını temsil eder. Ayette zikredilen "Vâhid" ismi, Hak'ın mutlak tekliğini ve birliğini vurgularken, "Kahhâr" ismi ise O'nun her şeye galip gelen, her şeyi kendi iradesine boyun eğdiren gücünü ortaya koyars.1. Bu vahdet ve kahredici kudret, Yahya (a.s.)'ın şahsiyetinde de tecelli etmiştir. Yahya (a.s.), kendisinden önce hiçbir ferdin "Yahya" ismiyle adlandırılmaması sebebiyle, isimde evveliyyetin bir mazharı olarak kabul edilir. Bu durum, Hak'ın "Vâhid ve Kahhâr" isimlerinin tecellisiyle, varlığın başlangıcına ve nihai dönüşüne dair derin bir hikmeti barındırırs.2. Bu bağlamda, ayet, Hak'ın varlık üzerindeki mutlak hükümranlığını ve birliğini, celâlî isimleri aracılığıyla idrak etmeye davet eder.

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 1, 2

Hz. Yahya ve Hz. İsa'nın selamları arasındaki fark nasıl yorumlanır?

Hz. Yahya ve Hz. İsa'nın selamları arasındaki temel fark, bu selamların zuhur ettiği makamlar ve taşıdıkları anlamlardır. Hz. İsa'nın selamı, kendi varlığından ve birliğin müşahadesinden kaynaklanırken, Hz. Yahya'ya Hakk'tan gelen selam, ilahi inayetteki karışıklığı giderme ve doğruluğu vurgulama açısından daha üstün kabul edilir. Bu durum, Hz. İsa'nın selamının "fark" makamında, Hz. Yahya'ya gelen selamın ise "cem'" (birlik) makamına daha yakın bir tecelli olduğunu gösterir. Hz. İsa'nın beşik içinde konuşması gibi durumlarda, perdeliler için sözünde bir ihtimaliyet bulunabilirken, Hakk'ın Yahya'ya olan selamında böyle bir ihtimal söz konusu değildirs.30, 41.

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 30, 41

Ayrıntı

Hz. Yahya ve Hz. İsa'nın selamları arasındaki fark, tasavvufî açıdan derin anlamlar taşır ve bu iki peygamberin makamlarını farklı şekillerde ortaya koyar. Hz. İsa'nın selamı, kendi varlığından ve birliğin müşahadesinden kaynaklanır. "Fakat bu selâm, Yahyâ (a.s.)ın mazharından ve onun vücûd-ı müteayyininden sâdır olmadığı cihetle, o hazretin bu şühûdda kemâl-i temekkünü müstedell değildir. Zîrâ fark mahsûstur."s.26 ifadesi, Hz. İsa'nın selamının kendi zuhur ettiği yerden ve kayıtlı varlığından indiğini, dolayısıyla ahadiyet (birlik) müşahadesinde tam bir temkin üzere bulunduğunu belirtir. Bu durum, Hz. İsa'nın selamının "fark" makamında, yani çokluk içinde birliği idrak etme düzeyinde tezahür ettiğini gösterir.

Öte yandan, Hakk'ın Hz. Yahya'ya olan selamı, ilahi inayette meydana gelen karışıklığı giderme ve doğruluğu vurgulama açısından Hz. İsa'nın selamından daha üstün kabul edilir. "Ve konuşmaya gücü yeten kimseye, hangi hâl üzere olursa olsun, söylediği şeyde Yahya (a.s.) gibi şahit olunanın aksine olarak, doğruluk gerekli değildir. Bu sebeple, Hakk'ın Yahya (a.s.) üzerine olan selamı, bu yönden ilahi inayette meydana gelen karışıklık için, İsa'nın (a.s.) kendi üzerine olan selamından daha üstündür."s.30, 29 Bu üstünlük, Hz. İsa'nın beşik içinde konuşması gibi durumlarda, perdeliler için sözünde bir ihtimaliyet bulunabilmesinden kaynaklanır. "Meryem’in işâreti ile, beşik içinde olduğu hâlde Îsâ (a.s.)dan sâdır olan kelâma dahi, ehl-i hicâba göre, bu ihtimâl dâhil olduğundan, Hakk’ın Yahyâ (a.s.)a olan selâmı, bu vecihden erfa’ olur. Çünkü Hakk’ın kelâmına ve selâmına bu ihtimâl dâhil olmaz."s.41 Yani, Hz. İsa'nın sözünde, beşerî bir varlıktan sadır olması sebebiyle, perdeliler için bir şüphe payı olabilirken, Hakk'ın doğrudan Hz. Yahya'ya olan selamında böyle bir ihtimal söz konusu değildir. Bu da Hz. Yahya'ya gelen selamın, ilahi kelamın mutlak doğruluğunu ve kesinliğini taşıdığını, dolayısıyla "cem'" makamına daha yakın bir tecelli olduğunu gösterir.</blockquote>

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 26, 29, 30, 41

Eserde geçen 'kabz' ve 'haşyet' ne anlama gelir?

Kelime-i Yahyâviyye eserinde geçen 'kabz' ve 'haşyet' kavramları, sâlikin manevî yolculuğunda karşılaştığı celâlî hâlleri ifade eder. Kabz, sâlikin kalbinde Hak'tan kaynaklanan bir sıkışma, daralma ve manevî sıkıntı hâlidir; bu hâl, sâlikin olgunlaşması için bir imtihan ve terbiye vesilesidirK1. Haşyet ise Allah korkusu olup, O'nun azametine karşı duyulan saygı dolu bir ürperti ve incelik hâlidirs.3. Bu iki hâl, Hz. Yahya (a.s.)'ın manevî durumunda baskın olan celâlî hükümler olarak zikredilir ve sâlikin Allah'a karşı derin bir teslimiyet ve dikkat içinde olmasını sağlar.

Kaynaklar: K1, s. 342 · Kelime-i Yahyâviyye — s. 3

Ayrıntı

Kelime-i Yahyâviyye'de Hz. Yahya (a.s.)'ın hâli üzerinden açıklanan kabz, tasavvufta sâlikin kalbinin Hak'tan dolayı sıkıştığı, daraldığı bir manevî hâldirK1. Bu durum, ibadetlerden alınan zevkin azalması, Hak ile mesafenin arttığı hissi ve vesveselerin yoğunlaşması gibi belirtilerle kendini gösterir. Ancak kabz, olumsuz bir hâl olmayıp, sâlikin manevî olgunlaşması, sabra alışması ve mücahedeye devam etmesi için bir terbiye aracıdırK1. Hz. Yahya (a.s.)'ın hâlinde kabzın gâlip olması, onun Allah'a karşı sürekli bir dikkat ve teslimiyet içinde olduğunu gösterirs.2, 3.

Haşyet ise, Allah'ın azametine karşı duyulan derin bir korku ve saygı dolu bir ürperti hâlidirs.3. Bu korku, sıradan bir korku olmayıp, Allah'ın celâlî tecellileri karşısında hissedilen bir incelik ve alçakgönüllülüktürs.2. Kelime-i Yahyâviyye'de belirtildiği üzere, Hz. Yahya (a.s.)'ın hâlinde kabz ile birlikte haşyet, rikkat (incelik) ve huşu' (saygı dolu bir alçakgönüllülük) gibi celâlî hükümlerin üstün gelmesi, onun Allah'ın kudret ve azameti karşısında sürekli bir huşu ve teslimiyet içinde olduğunu vurgulars.3. Bu hâller, sâlikin nefsinden arınarak Hak'ka daha yakın bir mertebeye ulaşmasına vesile olur.

Kaynaklar: K1, s. 342 · Kelime-i Yahyâviyye — s. 2, 3

Hz. Yahya'nın isminin eşsiz olmasının hikemî anlamı nedir?

Hz. Yahyâ'nın isminin eşsiz olması, tasavvufî hikmet açısından Allah'ın adının kendisiyle yaşatılması ve bu ismin özel bir tecellîye mazhar olmasıyla açıklanır. Meryem Sûresi'ndeki "Ona daha önce hiçbir adaş kılmadık" (Meryem, 7) ayeti, bu ismin benzersizliğini vurgular. Bu durum, Yahyâ (a.s.)'ın isminin, ilâhî bir takdirle, kendisinden önce kimseye verilmemiş olmasıyla, Zekeriyyâ (a.s.)'ın isminin Yahyâ (a.s.) ile diri kalması arasında bir bağlantı kurar. Böylece, Yahyâ ismi, âlemde başlangıçta sadece ona mahsus kılınmış, bu da ismin taşıdığı hikmetin derinliğini gösterirs.5-6.

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 5, 6

Ayrıntı

Hz. Yahyâ'nın isminin eşsizliği, ilâhî bir hikmet ve özel bir tecellî olarak ele alınır. "Ona daha önce hiçbir adaş kılmadık" (Meryem, 7) ayeti, bu ismin benzersizliğini ve ilâhî seçimi açıkça ortaya koyars.5. Bu durum, ismin sadece bir adlandırma olmanın ötesinde, mânevî bir anlam taşıdığını gösterir.

Bu eşsizliğin hikemî anlamı, Allah'ın adının Yahyâ (a.s.) ile yaşatılmasıdır. Yani, Yahyâ ismi, Cenâb-ı Hakk'ın belirli bir tecellîsinin ve iradesinin bir nişânesidir. Zekeriyyâ (a.s.)'ın isminin Yahyâ (a.s.) ile diri kalması, bu ilâhî bağlantının bir başka vechesidirs.6. Bu, sadece bir isim benzerliği veya tesadüfî bir durum değil, aksine ilâhî bir planın ve hikmetin sonucudur.

Âlemde başlangıçta bu isimle isimlendirilen tek kişinin Yahyâ (a.s.) olması, onun peygamberlik misyonu ve şahsiyetiyle de ilişkilendirilebilir. Bu durum, esmâ'ül hüsnâ bağlamında ele alındığında, her ismin bir tecellî mertebesi ve bir rab (rabb-i hâs) olduğu fikriyle örtüşürK1. Yahyâ ismi de, Allah'ın belirli bir isminin veya sıfatının özel bir zuhuru olarak kabul edilebilir. Bu eşsizlik, aynı zamanda Emânet Âyeti'nde belirtilen insanın kâinattaki eşsiz mevkiini ve yükümlülüğünü de hatırlatır, zira Yahyâ (a.s.) bu özel isimle ilâhî bir emaneti taşımıştır (Emânet Âyeti).

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 5, 6 · K1, s. 23

Bu eser sadece tasavvuf ehli için mi yazılmıştır?

Verilen kaynaklarda bu soruya doğrudan bir cevap bulunmuyor.

İbnü'l-Arabi bu bölümde Hz. Yahya'nın Hz. İsa'dan üstün olduğunu mu söyler?

İbnü'l-Arabî, Kelime-i Yahyâviyye bölümünde Hz. Yahyâ'nın Hz. Îsâ'dan üstün olduğunu doğrudan iddia etmez; aksine, okuyucuyu böyle bir tahayyülden sakındırır. O, Hz. Îsâ'nın beşiktekî konuşmasının ve peygamberlikle gönderildikten sonra söylediklerinin doğruluğunun ortaya çıkmasıyla, bu konuşmaların sıdkı üzerindeki ihtimal hükmünün ortadan kalktığını belirtirs.48. İbnü'l-Arabî, Hz. Îsâ'nın kendi nefsine olan selâmı ile Hz. Yahyâ üzerine olan Hakk'ın selâmı arasındaki farkı basiret gözüyle görmeyi ve kayıtlı inanç sahipleri katında hangisinin yoruma muhtaç olup olmadığını bilmeyi öğütlers.48. Bu, bir üstünlük beyanı değil, iki peygamberin makamlarındaki farklılıkları ve bu farklılıkların yorumlanış biçimlerini idrak etmeye yönelik bir çağrıdır.

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 48

Ayrıntı

İbnü'l-Arabî, Kelime-i Yahyâviyye bölümünde, Hz. Yahyâ'nın Hz. Îsâ'dan üstün olduğu yönündeki bir düşünceyi reddeder. Metinde açıkça "Ve Yahyâ (a.s.)'ın Îsâ (a.s.) üzerine üstün kılındığını hayal etme!" ifadesi yer alırs.48. Bu ifade, okuyucuyu böyle bir karşılaştırmadan ve birini diğerine tercih etme yanılgısından uzak tutmayı amaçlar.

İbnü'l-Arabî, Hz. Îsâ'nın beşiktekî konuşmasıyla ilgili bir ihtimali ele alır. Bir peygamberin mu'cizesi olarak bir duvarın konuşup "Sen yalancısın, Allah'ın elçisi değilsin" demesi durumunda, peygamberin elçiliğinin yine de sabit olacağını ve duvarın sözüne itibar edilmeyeceğini belirtirs.39. Bu ihtimalin, beşik içinde annesinin işaretiyle konuşan Hz. Îsâ'nın kelâmına dahil olduğunu ifade eder. Ancak, Hz. Îsâ'nın peygamberlikle gönderildikten sonra beşik içinde söylediklerinin hepsinin doğruluğu ortaya çıktığı için, bu ihtimal hükmünün de ortadan kalktığını eklers.48.

Yazar, Hz. Yahyâ'nın selâmının bu yönden daha üstün olduğunu belirtse des.39-40, bu, genel bir üstünlük beyanı değil, belirli bir bağlamdaki bir farklılığa işaret eder. Asıl vurgu, "Îsâ (a.s.)'ın kendi nefsine olan selamı ile, Yahyâ (a.s.) üzerine olan Hakk'ın selamı arasındaki farkı basiret gözüyle gör!" çağrısındadırs.48. Bu, iki peygamberin makamlarının ve onlara verilen ilahî lütufların farklı tezahürlerini idrak etmeye yönelik bir davettir. İbnü'l-Arabî, "İşte bu Allah'ın lütfudur, onu dilediğine verir" (Cum'a, 62/4) ayetini hatırlatarak, bu farklılıkların ilahî takdirin bir sonucu olduğunu ve bir üstünlük-aşağılık ilişkisi içinde değerlendirilmemesi gerektiğini ima eders.48.

Kaynaklar: Kelime-i Yahyâviyye — s. 39, 40, 48