
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
Bu eser nedir?⌄
Verilen kaynaklarda "Bu eser nedir?" sorusuna doğrudan bir cevap bulunmamaktadır. Ancak, Necdet Ardıç'ın eserleri arasında İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı bir tasavvuf serisi kitabı ile çeşitli Kur'an surelerinin tasavvufî tefsirlerini içeren eserleri olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, Necdet Ardıç'ın Mü'min (Ğâfir) Sûresi tefsirinden alıntılar mevcuttur. Bu alıntılar, yazarın tasavvufî yorumlarını ve geçmiş kavimlerin akıbetleri gibi konuları ele aldığını göstermektedir.
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan bir şahsiyettir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri, nefs mertebelerini ve Hakk yolunu anlatan temel bir eser olarak zikredilmiştir (İrfan Mektebi (Hakk Yolu) Wiki). Bunun yanı sıra, Necdet Ardıç'ın çeşitli Kur'an surelerinin tasavvufî tefsirlerini içeren eserleri de bulunmaktadır (Kur'an Sure Tefsirleri Wiki). Verilen alıntılar, Necdet Ardıç'ın Mü'min (Ğâfir) Sûresi tefsirinden yapılmıştır. Bu tefsirde, geçmiş kavimlerin günahları sebebiyle yakalanmaları ve Allah'ın azabından korunacak kimselerinin olmaması gibi konular işlenmektedir (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.7, s.12, s.68, s.147). Yazar, bu kavimlerin akıbetlerinin bizlerin varlığında da bulunduğunu ve bu yaşantıların bâtınen kendi beden arzımızda, varlığımızda zamanı dürüp bulunması gerektiğini ifade etmektedir (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.68, s.147). Ayrıca, tefsirde şeytanın vesvesesi ve nefsin hevasının eser bırakamayacağı bir mertebeden bahsedilmektedir (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.32). Eserin içeriğinde Mesnevi-i Şerif, İnsân-ı Kâmil ve Fusûsu'l-Hikem gibi tasavvufî kaynaklara atıflar da yer almaktadır (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.152). Bir zuhurat örneği de eserde kendine yer bulmuştur (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.30).
Terzi Baba Necdet Ardıç kimdir?⌄
Terzi Baba Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Kendisi, "İz- -T-B-" olarak da anılmakta ve ilâhî emaneti üstlendiği yaşı 41 olarak belirtilmektedir (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.162). Necdet Ardıç'ın eserleri, "Necdet Ardıç Tasavvuf Serisi" adı altında yayımlanmaktadır ve bu seride Gönülden Esintiler başlığı altında birçok cilt bulunmaktadır (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.161, 162, 164).
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, tasavvufî irfan geleneğini günümüze taşıyan önemli bir mürşiddir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). İsmi, Suudi Arabistan'ın kuzeyindeki "Necit" bölgesine atfen türetilmiş Arapça kökenli, ancak Arapça olmayan bir erkek adıdır ve muhtemelen 19. yüzyıl sonlarında Osmanlı aydınları tarafından değiştirilmiş "yeni moda" bir isimdir (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.95). Kendisi, "İz- -T-B-" rumuzuyla da anılmaktadır (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.1, 95).
Necdet Ardıç'ın tasavvufî çalışmaları, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi eserleriyle tanınır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Ayrıca, Necdet Divanı, Hacc Divanı, Lübb'ül Lübb Özün Özü ve Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi'de Bazı Hakikatler gibi kitapları da bulunmaktadır (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.151). Eserleri, "Necdet Ardıç Tasavvuf Serisi" başlığı altında yayımlanmış olup, bu seride Gönülden Esintiler adlı birçok cilt yer almaktadır (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.161, 162, 164). Bu serilerde, rüyalar, manâ âlemi ve zuhuratlar hakkında geniş yorumlar bulunmaktadır (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.161).
Terzi Baba Necdet Ardıç'ın ilâhî emaneti üstlendiği yaş 41 olarak belirtilmiştir (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.162). Kendisi hakkında yazılan biyografik ve irfanî eserler, "Terzi Baba" adıyla anılan üç ciltlik bir seriyi oluşturmaktadır (Terzi Baba (Kitap) Wiki). Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler de Terzi Baba ekolünden gelmekte ve Mü'minûn ve Zümer sûreleri tefsirlerini kaleme almaktadır (Terzi Oğlu Cem Cemâlî Wiki). Necdet Ardıç'ın tasavvuf anlayışında namaz kavramı üzerine yüksek lisans tezleri de hazırlanmıştır (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.159).
Mü'min Suresi'nde ne anlatılır?⌄
Mü'min Sûresi, adını 28. âyetinde geçen "mü'min" kelimesinden alan ve inanan kimseyi, özellikle de Firavun ailesinden gizlice iman eden bir ferdi konu edinen bir sûredirs.3. Aynı zamanda Allah'ın bağışlayıcı sıfatı olan "Ğâfir" kelimesinden dolayı "Ğâfir Sûresi" olarak da anılırs.3. Sûre, Allah'ın sıfatlarından, tevbeyi kabul edişinden, hamd ile tesbih eden mü'minlerden bahseder ve mü'minler için mağfiret talebinde bulunan meleklerin duasını içerirs.6, s.20. Mü'min olarak sâlih amel işleyenlerin cennete hesapsız rızıklandırılacağını müjdelers.9, s.84.
Kaynaklar: Mü'min Sûresi — s. 3, 6, 9, 20, 84
›Ayrıntı
Mü'min Sûresi, Kur'an-ı Kerim'de "mim" (م) ile başlayan on beş sûreden biridirs.4. Sûrenin başında "Ha, Mim" harfleriyle başlayan ve Allah'ın güçlü, her şeyi bilen, tevbeyi kabul eden, Rahman ve Rahim sıfatlarını vurgulayan ifadeler yer alırs.6. Sûre, Allah'ın rahmetinin ve ilminin her şeyi kuşattığını, tövbe edenleri ve O'nun yoluna tâbi olanları bağışlayacağını ve cehennem azabından koruyacağını bildiren meleklerin duasını aktarırs.20.
Sûre, Allah'ın âyetlerini kullarına gösterdiğini ve gökten rızık indirdiğini, ancak yalnızca Hak'ka dönenlerin (inabe edenlerin) bunu tezekkür ettiğini belirtirs.29. Ayrıca, göklerin ve yerlerin yaratılışının insanların yaratılışından daha büyük olduğuna işaret ederek, insanın bâtınında gizli olan ilim deryasına ve büyük âleme dikkat çekers.116. Sûre, mü'min olarak sâlih amel işleyen kadın ve erkeklerin cennete gireceklerini ve orada hesapsız rızıklandırılacaklarını müjdelers.9, s.84. Terzibaba Necdet Ardıç riyâsetindeki tasavvuf serisi içinde yazılan bu tefsir, Terzi Baba ekolünden müellif Terzi Oğlu Cem Cemâlî tarafından kaleme alınmıştır (Terzi Oğlu Cem Cemâlî).
Kaynaklar: Mü'min Sûresi — s. 4, 6, 9, 20, 29, 84, 116
Mü'min Suresi'nin diğer adı olan 'Ğâfir' ne anlama gelir?⌄
Mü'min Sûresi'nin diğer adı olan 'Ğâfir', Allah'ın sıfatlarından biri olup 'bağışlayan' anlamına gelir. Sûre, adını hem 28. âyette geçen 'mü'min' kelimesinden, hem de 3. âyette geçen 'ğâfir' kelimesinden almıştır (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.3). Bu isim, sûrenin içeriğinde Allah'ın bağışlayıcılığının vurgulandığını ve inanan kimselere yönelik bir mesaj taşıdığını gösterir. 'Ğâfir' kelimesinin ebced değeri 1281 olup, bu sayının tasavvufî yorumları da mevcuttur (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.16).
›Ayrıntı
Mü'min Sûresi, Kur'ân-ı Kerîm'de yer alan önemli sûrelerden biridir ve iki farklı isimle anılmaktadır. Bu isimlerden ilki, sûrenin 28. âyetinde geçen ve 'inanan kimse' anlamına gelen 'mü'min' kelimesidir. Bu âyette, Fir'avun ailesinden olup gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir kişiden bahsedilir (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.3). Sûrenin diğer adı ise, 3. âyetinde geçen ve Allah'ın sıfatlarından biri olan 'Ğâfir' kelimesidir. 'Ğâfir', 'bağışlayan' demektir (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.3). Bu iki isim, sûrenin hem inananlara yönelik mesajını hem de Allah'ın engin bağışlayıcılığını öne çıkarır.
'Ğâfir' kelimesinin tasavvufî ve ebced yorumlarına da değinilmiştir. Kelimenin ebced değeri, Gayn (1000), Elif (1), Fe (80) ve Rı (200) harflerinin toplamından oluşan 1281'dir. Bu sayı, 1+2+8+1=12 şeklinde de yorumlanabilir. Ayrıca 81 sayısının tersten okunuşu olan 18 ile toplanmasıyla 99 sayısına ulaşılması, Allah'ın 99 ismine bir gönderme olarak da değerlendirilmiştir (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.16). Bu tür sayısal yorumlar, tasavvuf geleneğinde metinlerin derin anlamlarını keşfetme çabasının bir parçasıdır. Sûre, Allah'ın rahmet ve mağfiretinin genişliğini vurgulayarak, tevbeyi kabul eden ve hamd ile tesbih eden mü'minlere hitap eder (Mü'min (Ğâfir) Sûresi, s.6).
Mü'min Suresi 28. ayetteki 'imanını gizleyen adam' kimdir?⌄
Mü'min Suresi'nin 28. ayetinde geçen "imanını gizleyen adam", Firavun ailesinden olup, imanını çevresindekilerden saklayan ve onları hakka yönlendirmeye çalışan bir kişidir. Bu şahıs, Firavun'un zulmüne karşı çıkarak, Hz. Musa'nın getirdiği apaçık mucizelere dikkat çeker ve Rabbim Allah'tır diyen bir adamı öldürmenin yanlışlığını vurgular. Onun bu tavrı, imanını gizleyerek tebliğde bulunma ve hakikati savunma örneği teşkil eders.3, s.8, s.72.
Kaynaklar: Mü'min Suresi — s. 3, 8, 72
›Ayrıntı
Mü'min Suresi, adını 28. ayetinde geçen "mü'min" kelimesinden alır ve bu ayette bahsedilen kişi, Firavun ailesinden olup imanını gizleyen bir ferdidirs.3. Bu mü'min adam, çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışır ve Firavun'un zulmüne karşı çıkarak, "Rabbim Allah'tır" diyen bir adamı öldürmenin yanlışlığını dile getirirs.8, s.72. O, Hz. Musa'nın Rabbinin katından apaçık mucizeler getirdiğini belirtir ve eğer yalancı ise yalanının kendi aleyhine olacağını, eğer doğru söylüyorsa tehdit ettiği şeylerin bir kısmının başlarına geleceğini ifade eder. Ayrıca, Allah'ın aşırı giden ve yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmeyeceğini de vurgulars.8. Bu durum, onun imanını gizleyerek dahi olsa hakikati savunma ve tebliğ etme çabasını gösterir. Surenin genelinde Allah'ın birliğini gösteren delillere ve kıyametle ilgili tasvirlere yer verilmesi, bu mü'min adamın sözlerinin önemini pekiştirirs.3. Bu şahsiyet, zorlu koşullar altında imanını koruyan ve tebliğ görevini yerine getiren bir örnek olarak sunulur.
Kaynaklar: Mü'min Suresi — s. 3, 8, 72
Mü'min Suresi 60. ayetinin tefsiri nedir?⌄
Verilen kaynaklarda Mü'min Suresi 60. ayetinin doğrudan bir tefsiri bulunmamaktadır. Ancak Mü'min Suresi'nin genel içeriği ve bazı ayetlerinin tasavvufî yorumları üzerinden, surenin Allah'ın birliği, kıyamet tasvirleri ve bağışlayıcılığı gibi temel temaları vurguladığı anlaşılmaktadır. Örneğin, surenin adını 28. ayette geçen "mü'min" kelimesinden aldığı ve bu mü'minin Firavun ailesinden gizlice iman eden bir fert olduğu belirtilirs.3. Ayrıca surenin "Ğâfir" (bağışlayan) kelimesinden dolayı "Ğâfir Suresi" olarak da anıldığı ve Allah'ın birliğini gösteren delillere ve kıyametle ilgili tasvirlere yer verdiği ifade edilmektedirs.3.
Kaynaklar: Mü'min Suresi — s. 3
›Ayrıntı
Mü'min Suresi, Kur'an'ın 40. suresi olup, 85 ayetten oluşmaktadır ve 56. ve 57. ayetler hariç Mekke döneminde inmiştirs.3. Surenin temel konuları arasında Allah'ın birliğini gösteren deliller ve kıyametle ilgili tasvirler yer almaktadırs.3. Surenin adını aldığı "mü'min" kelimesi, Firavun ailesinden olup gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdi ifade eders.3. Ayrıca surenin 3. ayetinde geçen "Ğâfir" (bağışlayan) kelimesinden dolayı "Ğâfir Suresi" olarak da bilinirs.3.
Surenin bazı ayetleri tasavvufî ve işârî tefsirlere konu olmuştur. Örneğin, 40/16. ayetinde geçen "Bugün mülk kimindir? Vahid ve Kahhar olan Allah'ındır" ifadesi, ahirette olacak hadiselerden bahseder ve her şeyin yok olup Allah'ın varlığının bâki kalacağını vurgulars.58. 40/41. ayetinde ise "Ey kavmim! Başıma gelen nedir? Ben sizi Necat'a (kurtuluşa, cennete, zat cennetine, Hakikat-i Muhammediyye'ye) davet ediyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz" şeklinde bir davet ve uyarı bulunmaktadırs.88. Surenin 40/11. ayetinde geçen "Dediler ki, ey bizim Rabb'imiz, bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin" ifadesi de tasavvufî yorumlarda yer almıştırs.27. Ayrıca, 40/85. ayetinde "Bizim azabımızı gördükleri vakitte onların imânı kendilerine fâide vermez" denilmekle birlikte, Yunus kavminin bu durumdan istisna olduğu belirtilirs.150, s.148. Bu ayetler, surenin genel olarak Allah'ın kudretini, ahiret hallerini ve imanın önemini işlediğini göstermektedir.
Kaynaklar: Mü'min Suresi — s. 3, 27, 58, 88, 148, 150
Mü'min Suresi 58. ayetinin tefsiri nedir?⌄
Mü'min Suresi'nin 58. ayeti, zâhirî tefsirlerde ahiretteki hadiseleri ve Allah'ın varlığının bâki kalacağını ifade ederken, tasavvufî idrakte ise mülkün yalnızca Vahid ve Kahhar olan Allah'a ait olduğu hakikatini vurgular. Bu ayet, kıyamet günü mülkün kime ait olacağı sorusuna verilen "Vahid ve Kahhar olan Allah'ındır" cevabıyla, her şeyin yok olacağı ve yalnızca Hakk'ın varlığının kalacağı mertebeye işaret eder. Bu durum, sâlikin fenâ mertebesinde idrak ettiği, her şeyin Hakk'ın tecellîsi olduğu ve nihayetinde O'na döneceği hakikatini yansıtırs.58.
Kaynaklar: Mü'min Sûresi — s. 58
›Ayrıntı
Mü'min Suresi'nin 58. ayeti, zâhirî tefsirlerde genellikle ahirette vuku bulacak hadiselerle ilişkilendirilir. Bu yoruma göre, kıyamet günü her şeyin yok olacağı ve yalnızca Allah'ın varlığının bâki kalacağı ifade edilirs.58. Bu, akâidî mîzânın bir vechesi olarak görülebilir; zira kıyamet günü amellerin tartılması ve nihai hükmün verilmesi, Hakk'ın mutlak hükümranlığını gösterir (Mîzân, K1-101).
Tasavvufî idrakte ise bu ayet, daha derin bir mâna taşır. "Bugün mülk kimindir? Vahid ve Kahhar olan Allah'ındır" (Mü'min, 40/16) ifadesiyle birlikte ele alındığında, ayet, varlığın mutlak sahibinin Allah olduğu hakikatini vurgular. Bu, sâlikin sülûkünde ulaştığı bir idrak mertebesidir; her şeyin Hakk'ın tecellîsi olduğunu ve nihayetinde O'na döneceğini müşâhede etmesidir. Bu mertebe, vücudî mîzân ile de ilişkilendirilebilir; zira kâinatın her zerresi, Hakk'ın "el-Adl" isminin tecellîsiyle bir denge üzere kuruludur ve bu denge, mülkün mutlak sahibine işaret eder (Mîzân, K1-101).
Ayet, aynı zamanda, berzah kavramının vücudî katmanıyla da bir bağlantı kurar. Âlem-i misâl veya âlem-i hayâl denilen bu mertebede, bedenin sıfatları kalkmış olsa da mâhiyet hâlâ taayyün üzeredir. Bu durum, her şeyin fani olduğu ve yalnızca Hakk'ın varlığının bâki kalacağı hakikatini pekiştirir (Berzah, K1-103). Dolayısıyla, 58. ayet, zâhirde ahiret hadiselerine işaret ederken, bâtında sâlikin fenâ ve bekâ mertebelerinde idrak ettiği mutlak tevhid hakikatini dile getirir.
Kaynaklar: Mü'min Sûresi — s. 58
İşârî tefsir nasıl bir yorumlama yöntemidir?⌄
İşârî tefsir, Kur'ân âyetlerinin zâhirî anlamlarının ötesinde, bâtınî, derûnî ve enfüsî mânâlarını keşfetmeyi hedefleyen tasavvufî bir yorumlama yöntemidir. Bu yaklaşım, âyetlerin sadece lafzî manalarına bağlı kalmayıp, sâlikin kendi iç âleminde ve Hak ile olan ilişkisinde tecellî eden hikmetleri idrâk etmesini sağlars.3. İşârî tefsirde, kelimelerin lugat anlamlarının yanı sıra, tasavvufî ıstılahlardaki karşılıkları ve Hak'ın tecellîleri üzerinden yapılan yorumlar ön plandadır; örneğin "ce'al" kelimesinin "yaratmak" değil, "kılmak" veya "zuhur ve tecellî" anlamında kullanılması gibis.126. Bu yöntem, Necdet Ardıç ve İsmail Hakkı Bursevî gibi âriflerin eserlerinde zirveye ulaşmıştır.
Kaynaklar: Mü'min Sûresi — s. 3, 126
›Ayrıntı
İşârî tefsir, Kur'ân-ı Kerîm'in zâhirî tefsirlerinin ötesine geçerek, âyetlerin içsel, derûnî ve enfüsî mânâlarına odaklanan bir tefsir geleneğidirs.3. Bu yorumlama biçimi, sâlikin kendi nefsinde ve kâinatta tecellî eden ilâhî hakikatleri keşfetmesini amaçlar. Necdet Ardıç'ın eserleri, bu işârî te'vil ve tefsir geleneğinin günümüzdeki önemli temsilcilerindendirs.1, 9.
İşârî tefsirin temel özellikleri şunlardır:
- Bâtınî Anlamlara Vurgu: İşârî tefsir, âyetlerin ilk bakışta anlaşılan zâhirî manalarının yanı sıra, daha derin, gizli ve sembolik anlamlarını araştırır. Bu, "yer"den küre-i arz, "gök"ten semâvî taayyünât ve "arş"tan tüm vücûdât-ı izâfiyye âleminin kastedilmesi gibi örneklerle açıklanırs.115.
- Tasavvufî Istılahların Kullanımı: Âyetlerin yorumlanmasında tasavvufî kavramlar ve ıstılahlar esas alınır. Örneğin, "ce'al" kelimesinin bazı meallerde "yaratmak" olarak çevrilmesine karşın, işârî tefsirde "kılmak", "zuhur" veya "tecellî" anlamlarına geldiği belirtilir. Bu, a'yân-ı sâbitenin mec'ul değil, Hak'ın tesiriyle zuhur etmesiyle açıklanırs.126, 144.
- Sâlikin İçsel Yolculuğu: İşârî tefsir, Kur'ân'ı bir yolculuk olarak görür ve sâlikin kendi iç âleminde bu yolculuğu deneyimlemesini teşvik eder. Bu, "İz-Terzi Baba Necdet Ardıç İ'şari Te'vil ve Tefsiri" gibi eser başlıklarında da kendini gösterirs.1, 9.
- Mükâşefe ve Mârifet: Bu tefsir yöntemi, sâlikin mücâhede ve tezkiye yoluyla elde ettiği mükâşefe ve mârifet halleriyle doğrudan ilişkilidir. Âyetlerin bâtınî anlamları, kalbe inen doğrudan idrâkler ve Hak'tan gelen perdelerin kalkmasıyla açığa çıkarK1. Ârifler, bu mârifet ehliyetine sahip oldukları için âyetlerin derûnî manalarını müşâhede yoluyla idrâk ederlerK1.
- Eleştirel Yaklaşım: İşârî tefsir, zâhirî tefsirlerin ve meallerin bazen âyetler arasında çelişkiye yol açan çevirilerine karşı eleştirel bir duruş sergiler ve kişinin Arapça öğrenmesinin kendi menfaatine olacağını vurgulars.129.
İsmail Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-Beyân tefsiri de işârî tefsirin klasik örneklerinden olup, bu geleneğin zirvelerinden biri olarak kabul edilir (İsmail Hakkı Bursevî, Wiki). Muharrem Avan gibi isimler de Terzibaba Necdet Ardıç geleneğinde bu irfanî bakış açısıyla Kur'ân'ı yorumlama çabasına katkıda bulunmuşlardır (Muharrem Avan, Wiki).
Kaynaklar: Mü'min Sûresi — s. 1, 3, 9, 115, 126, 129, 144 · K1, s. 50, 110
Bu eser kimler için yazılmıştır?⌄
Necdet Ardıç'ın Mü'min (Ğâfir) Sûresi tefsiri, tasavvufî irfan geleneğine ilgi duyan, Hakk yolunda ilerlemek isteyen ve Kur'an ayetlerinin bâtınî manalarını idrak etmeye çalışan sâlikler için yazılmıştır. Eser, geçmiş kavimlerin akıbetlerinden ders çıkararak kendi varlığında bu hakikatleri müşâhede etmek isteyenlere hitap ederkens.147, s.68, aynı zamanda ilâhî isimlerin tecellîlerini ve Hak ile halk arasındaki manevî yolculuğu anlamaya çalışanlara rehberlik eders.93, s.92. Bu tefsir, zâhirî anlamların ötesinde, insanın kendi iç âlemindeki hakikatleri keşfetmesine yardımcı olmayı amaçlar.
Kaynaklar: Mü'min Sûresi — s. 68, 92, 93, 147
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın Mü'min (Ğâfir) Sûresi tefsiri, belirli bir okuyucu kitlesine hitap eden, tasavvufî derinliği olan bir eserdir. Öncelikle, geçmiş kavimlerin kıssalarından ibret almak isteyenler için kaleme alınmıştır. Yazar, bu kıssaların sadece tarihî olaylar olmadığını, aynı zamanda "bizlerin varlığında da bulunmaktadır" diyerek, bu akıbetlerin insanın kendi iç âlemindeki tezahürlerine işaret eders.68. Bu bağlamda, okuyucunun "o tarihlere gidip önce gelenlerin akıbetlerine bakması, ya da o gelen kavimlerin yaşantısını bâtınen kendi beden arzımızda varlığımızda zamanı dürüp bulması gereklidir" ifadesiyle, tefsirin, ayetleri kendi nefsinde tecrübe etmeye çalışan sâliklere yönelik olduğu anlaşılırs.147.
Eser aynı zamanda, Hak ile halk arasındaki manevî yolculuğu idrak etmek isteyenlere seslenir. Yazarın "Mabeyinci olduk bu gün, Kimlere ne var zararı. Gelip gitmekteyiz her gün, Hak ile halk arası"s.93 ve "Gelmişim güya dünyaya, Mânâ ile madde arası"s.92 gibi ifadeleri, insanın hem maddî hem de manevî boyutlarını birleştiren, bu iki âlem arasında köprü kurmaya çalışan kişilere hitap ettiğini gösterir. Bu tefsir, ilâhî isimlerin tecellîlerini ve varlık hakkındaki vehmî yorumları ortadan kaldırarak hakikate ulaşmayı hedefleyenler için bir rehber niteliğindedirs.63. Necdet Ardıç'ın genel olarak tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan bir mürşid olması (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki), bu tefsirin de tasavvufî bir bakış açısıyla Kur'an'ı anlamak isteyenler için yazıldığını teyit eder. Eser, "Fusûsu’l Hikem" ve "İnsân-ı Kâmil" gibi tasavvuf klasikleriyle de bağlantı kuraraks.152, bu alandaki birikime sahip veya bu birikimi edinmek isteyen okuyuculara hitap eder.
Kaynaklar: Mü'min Sûresi — s. 63, 68, 92, 93, 147, 152