İçeriğe atla
Muhammed Sûresi kapak gorseli

Muhammed Sûresi

205 sayfa~308 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

tefsirdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Kur'an-ı KerimMuhammed Sûresi (Sûre)Tefsir İlmiİslami İlimlerAyetHadisSünnetVahiyİslam HukukuAkaidSiyerDijital Kütüphane

Sıkça Sorulan Sorular

Terzi Baba'nın Muhammed Sûresi tefsiri nedir?

Terzi Baba'nın "Muhammed Sûresi" tefsiri, Kur'ân-ı Kerîm'in 47. sûresi olan Muhammed Sûresi'nin zâhirî mânâlarının ötesinde, iç, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarına odaklanan bir çalışmadır. Bu tefsir, Terzi Baba'nın feyiz pınarından gönlüne akan ilhâmlarla kaleme alınmış olup, âyetlerin hem zâhirî hem de bâtınî veçhelerini bir bütün olarak ele almayı amaçlars.2. Çalışmanın temel gayesi, sûrenin zâhir ve bâtın nûrundan bu dünyada iken istifade etme imkânını sunmaktırs.1. Bu tefsir, Terzi Baba'nın "Kur'ân-ı Kerîm'de yolculuk" adlı sohbet ve kitap serisinin bir parçasıdır ve Necdet Ardıç tarafından "İ'şari Te'vil ve Tefsiri" olarak sunulmuşturs.1.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 1, 2

Ayrıntı

Terzi Baba'nın Muhammed Sûresi tefsiri, geleneksel tefsirlerden farklı bir yaklaşımla, âyetlerin bâtınî ve irfânî boyutlarını ön plana çıkarır. Eser, "Memur mâzûrdur" düstûruyla üstlenilmiş bir vazife olarak, Terzi Baba'nın gönlüne akan ilhâmlarla şekillenmiştirs.2. Bu tefsirde, âyetlerin zâhirî tefsirleri zaten mevcut olduğu için, çalışmanın ana eksenini âyetlerin iç, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâları oluşturmaktadırs.2. Örneğin, "Kalplerinde maraz-ı nifâk olanlar; Allah Teâlâ onların buğz ve adâvetlerini dışarıya çıkarmaz mı zannettiler. Ve eğer biz istesek, onları sana gösteririz" (Muhammed, 47/29-30) âyet-i kerîmesinin tefsirinde, sözlerin mânâsından kişilerin tanınabileceği vurgulanırs.136.

Bu tefsir, Terzi Baba'nın geniş eser külliyatının bir parçasıdır ve "Kur'ân-ı Kerîm'de yolculuk" serisi içinde yer alırs.1, 205. Eserin girişinde, Cenâb-ı Hakk'ın idrak vermesiyle okuyucuların bu kitaptan en geniş şekilde faydalanması temenni edilirs.1. Tefsir, Necdet Ardıç tarafından "İ'şari Te'vil ve Tefsiri" olarak sunulmuş olup, "Gönülden Esintiler" serisinin bir parçasıdırs.1, 211. Bu bağlamda, Muhammed Sûresi'nin 2. âyeti olan "amenû bimâ nuzzilealâ muhammedin ve huve-lhakku min rabbihim" (Muhammed'e, inananların Rablerinden bir hakikat olarak indirilene) gibi âyetler, Terzi Baba'nın irfânî bakış açısıyla yorumlanmaktadırs.1. Eser, aynı zamanda Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri gibi zâhirî tefsirlerle de ilişkilendirilmekle birlikte, kendi özgün bâtınî yorumunu sunars.58, 211.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 1, 2, 58, 136, 205, 211

İş'ârî tefsir ne demektir?

İş'ârî tefsir, Kur'an âyetlerinin zâhirî anlamlarının ötesinde, bâtınî, derûnî ve enfüsî mânâlarını keşfetmeyi hedefleyen bir tefsir yöntemidir. Bu yaklaşım, âyetlerin sadece lafzî karşılıklarıyla sınırlı kalmayıp, sâlikin mânevî yolculuğuna ve Hak ile olan ilişkisine dair işaretler barındırdığı inancına dayanır. Necdet Ardıç'ın eserlerinde vurgulandığı gibi, zâhirî tefsirlerin çokça mevcut olması sebebiyle, iş'ârî tefsir âyetlerin içsel ve derin anlamlarına odaklanırs.2. Bu tefsir türü, âlimin bilgiye dayalı yorumundan ziyade, ârifin müşâhede ve mârifet yoluyla ulaştığı idrâki esas alır ve klasik tefsirlerde bulunmayan izahlar sunabilirs.28.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 2, 28

Ayrıntı

İş'ârî tefsir, Kur'an âyetlerinin zâhirî anlamlarının yanı sıra, sâlikin mânevî hâllerine ve Hakikat'e dair işaretler taşıdığını kabul eden bir tefsir metodudur. Bu tefsirde amaç, âyetlerin lafzî ve yüzeysel anlamlarının ötesine geçerek, onların kalbe ve ruha hitap eden derin mânâlarını ortaya çıkarmaktırs.2. Necdet Ardıç, bu tür tefsirlerin, mevcut zâhirî tefsirlerden farklı olarak, âyetlerin iç, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarına odaklandığını belirtirs.2. Bu yaklaşım, Kur'an'ın her kelimesinin ve harfinin bir hikmet taşıdığı, ancak bu hikmetin her zaman açıkça ifade edilmediği düşüncesine dayanır.

İş'ârî tefsir, âlimin bilgiye dayalı yorumundan farklı olarak, ârifin mârifet ve müşâhede yoluyla elde ettiği idrâki esas alır. Âlim bilgi sahibiyken, ârif mârifet sahibidir; bilgi öğrenilirken, mârifet müşâhede ile gelirK1. Bu nedenle iş'ârî tefsirde, âyetlerin anlamları, sâlikin mânevî tecrübeleri ve hâlleri üzerinden yorumlanır. Örneğin, "Cevâmi'u'l-kelim" ifadesinin tefsirlerde genellikle güzel konuşma mânâsına geldiği belirtilirken, iş'ârî tefsirde "kelimelere câmi" şeklinde daha derin bir anlam yüklenerek, kelimelerin ötesindeki hakikatlere işaret ettiği vurgulanırs.28.

Bu tefsir türü, sâlikin sülûk yolculuğunda karşılaştığı hâlleri ve mârifet mertebelerini âyetlerle ilişkilendirir. Bir kavramın sâlikteki işleyişi niyet, fiil, hâl ve mârifet boyutlarında tezahür ederK2. İş'ârî tefsir, âyetlerin bu dört eksende nasıl bir mânevî işleyişe sahip olduğunu açıklama gayretindedir. İsmail Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-Beyân tefsiri gibi eserler, iş'ârî tefsirin klasik örneklerindendir. Bu tefsirler, Kur'an'ın sadece bir hukuk kitabı veya tarih anlatısı olmadığını, aynı zamanda mânevî bir rehber olduğunu ve her âyetinin sâlike bir yol gösterdiğini ortaya koyar. Ehli zâhirin bazen dikkate almadığı bölümlerin biles.9, iş'ârî tefsirde geniş bir bakış açısıyla ele alınarak derin anlamlar içerdiği gösterilir.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 2, 9, 28 · K1, s. 110 · K2

Muhammed Sûresi'nde genel olarak ne anlatılır?

Muhammed Sûresi'nde genel olarak, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) zâhirî ve bâtınî hakikatleri, yani Hakikat-i Muhammediyye kavramı etrafında bir tasavvufî idrâk sunulur. Sûre, Hz. Muhammed'in sadece bir peygamber olmanın ötesinde, yaratılışın ilk sebebi ve ilâhî nûrun ilk tecellîsi olan Hakikat-i Muhammediyye'nin taşıyıcısı olduğunu vurgulars.177, s.19. Bu hakikat, âlemlerin a'yân-ı sâbiteleri olarak kabul edilir ve her bir varlığın bu küllî hakikatin bir parçası olduğu belirtilirs.19. Ayrıca, sûre, Hz. Muhammed'in mucizeleri, isimleri ve peygamberliğinin evrensel boyutları gibi konuları da ele alarak, onun risâletinin ve şerîatının önemini açıklars.13, s.47, s.50.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 13, 19, 47, 50, 177

Ayrıntı

Muhammed Sûresi, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) zâhirî ve bâtınî veçhelerini, yani onun peygamberlik misyonunu ve Hakikat-i Muhammediyye'yi bir bütün olarak ele alır. Bu sûre, Hz. Muhammed'i sadece bir şerîat koyucu olarak değil, aynı zamanda yaratılışın temelindeki ilâhî nûr ve ilk tecellî olarak konumlandırırs.177, s.19.

Sûre, Hakikat-i Muhammediyye'yi "bütün âlemlerin a'yân-ı sâbiteleri" olarak tanımlar. Bu, her bir varlığın, tıpkı bir narın taneleri gibi, bu küllî hakikatin bir parçası olduğunu ifade eder. Bu idrâk, tevhide ulaşmanın ve varlıkların bir bütün olduğunu anlamanın bir yolu olarak sunulurs.19.

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) en büyük mucizesinin Kur'ân olduğu belirtilir ve Kur'ân'daki "Muhammed" kelimesinin geçtiği ayetlerin sayısal değerleri üzerinden Hakikat-i Muhammediyye'nin derinliklerine işaret edilirs.13. Ayrıca, Hz. Muhammed'in yedi ismi ("tâ-hâ", "yâsîn", "ahmed", "mahmud", "muhammed", "müzzemmil", "müddesir") ve bu isimlerin "Hakikat-i Muhammedi" ünvanını taşıdığı vurgulanırs.47.

Sûre, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) risâletinin evrensel boyutunu "Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik" ayetiyle açıklar. Bu rahmetin, Hz. Muhammed'in mübârek gönlünden diğer insanlara sirâyet etmesiyle, o kişilerin de âlemlere rahmet olabileceği ifade edilir. Bu durum, gönüllerde "Hakikat-i Muhammedi" nûrunun, zâhirde ise "Şeriat-ı Muhammedi" şerefinin taşınmasıyla gerçekleşirs.50.

Son olarak, sûre, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) gelmeseydi kıyametin dahi kopmayacağını, dünyanın onunla başlayıp onunla biteceğini belirterek, onun varlığının ve risâletinin kozmik önemini vurgulars.24.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 13, 19, 24, 47, 50, 177

Muhammed Sûresi 2. ayetinin tefsiri nedir?

Muhammed Sûresi'nin 2. ayeti, "amenû bimâ nuzzilealâ muhammedin ve huve-lhakku min rabbihim" şeklinde olup, iman edenlerin Rablerinden bir hakikat olarak Muhammed'e indirilene inandıklarını ifade eder. Bu ayet, Muhammed Sûresi'nin temel konularından biri olan cihad ve münafıkların durumu bağlamında, Hz. Muhammed'in getirdiği yolun hakikat olduğunu vurgular. Ayet, aynı zamanda Hakikat-i Muhammediyye'nin âlemlere yayılmasının ve gönüllerde yer bulmasının önemine işaret eder; zira "Ahhh...med" kelimesi, Ahad'ın muhabbetinin Hakikat-i Muhammediyye aracılığıyla yayılmasını simgelers.8.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 8

Ayrıntı

Muhammed Sûresi, Medine döneminde inmiş 38 ayetli bir sûredir ve adını ikinci ayette geçen Peygamber Efendimizin adından almıştırs.53. Sûre, "Kıtâl sûresi" olarak da bilinir ve temel konusu cihad olmak üzere savaş, esirler, ganimetler ve münafıkların durumunu ele alırs.53. İkinci ayet, iman edenlerin Hz. Muhammed'e indirilenin Rablerinden bir hakikat olduğuna inandıklarını belirtirs.12. Bu, Hz. Muhammed'in getirdiği yolun doğruluğunu ve Allah'tan geldiğini tasdik etmektir. Nitekim Yusuf Sûresi'ndeki "De ki işte benim yolum budur. Basiretli olduğum halde Allah'a davet ederim" (Yusuf, 12/108) ayeti de bu hakikati destekler; Allah yolundan sapmak, Hz. Muhammed'in getirdiği doğru yoldan yüz çevirmek demektirs.58. Ayet, aynı zamanda Hakikat-i Muhammediyye'nin gönüllerde gelişmesini sağlayacak faaliyetlere geçilmesiyle "Muhammedin Resulullah" sırrının açılacağı bir mekan olarak Medine Mescidi'nin yapılmasına da işaret eders.92. Bu bağlamda, "Ahhh...med" kelimesi, Ahad'ın muhabbetinin tüm âlemlere Hakikat-i Muhammediyye aracılığıyla yayılmasını ve döşenmesini ifade eders.8. "Med" hecesine "Ha" eklenerek oluşan "Medh" ise, hamd ve övgü anlamına gelirs.8. Bu durum, Hz. Muhammed'in Allah katındaki yüce makamını ve O'nun aracılığıyla gelen hakikatin önemini vurgular.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 8, 12, 53, 58, 92

Terzi Baba Necdet Ardıç kimdir?

Terzi Baba Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Kendisi, "Terzi Baba" mahlasıyla tanınan ve eserlerinde bu ismi kullanan bir müelliftirs.1, s.205. Eserleri arasında Necdet Divanı, Hacc Divanı, Lübb'ül Lübb Özün Özü gibi kitaplar bulunmaktadırs.199. Ayrıca, tasavvuf serisi kapsamında Gönülden Esintiler adlı eserleri de mevcutturs.211.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 1, 199, 205, 211

Ayrıntı

Necdet Ardıç, Uşşâkî tarikatına mensup bir mürşid olarak, tasavvufî bilgiyi ve irfanı çağdaş dünyaya aktarma misyonunu üstlenmiştir (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Eserlerinde ve sohbetlerinde "Terzi Baba" mahlasını kullanması, onun bu alandaki tanınırlığını pekiştirmiştirs.1. Kendisi, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseriyle tasavvuf yolculuğunu ve seyrini detaylandırmıştırs.199. Bu eser, sâliklerin mânevî gelişimine rehberlik eden önemli bir kaynaktır.

Ardıç'ın ilmî derinliği, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserine yazdığı şerhlerde de kendini göstermektedir. Özellikle İsmâil a.s. ve İbrahim a.s. fasslarına dair şerhleri, onun tasavvufî metinleri yorumlama yeteneğini ortaya koymaktadırs.211, s.209. Ayrıca, Gönülden Esintiler serisi altında Rahmân Sûresi ve Fetih Sûresi gibi Kur'ân sûrelerine yönelik tasavvufî yorumlar sunmuşturs.211, s.209.

Necdet Ardıç'ın diğer önemli eserleri arasında Necdet Divanı, Hacc Divanı ve Lübb'ül Lübb Özün Özü (Osmanlıca'dan çeviri) gibi çalışmalar yer almaktadırs.199, s.205. Bu eserler, onun tasavvufî şiirlerini, hac deneyimlerini ve tasavvufun özüne dair görüşlerini içermektedir. "Terzi Baba" adıyla yayımlanmış birçok istişare dosyası ve ilâhiler derlemesi de bulunmaktadırs.201, s.204, s.205. Kendisi hakkında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü'nde yüksek lisans tezleri hazırlanmıştırs.206. Bu tezler, onun tasavvuf anlayışını ve özellikle namaz kavramına bakışını akademik düzeyde incelemektedir.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 1, 199, 201, 204, 205, 206, 209, 211

Bu tefsir ayetleri nasıl ele alır?

Verilen kaynaklara göre, tasavvufî tefsirler Kur'an ayetlerini hem zâhirî hem de bâtınî mânâlarıyla bir bütün olarak ele alır; ancak odak noktası ayetlerin iç, derûnî, enfüsî ve bâtınî anlamlarıdırs.2. Bu yaklaşım, ayetleri farklı mertebelerle ilişkilendirerek (ef'âl, ulûhiyyet, rububiyet, zât, ahadiyyet gibi) derinlemesine bir idrak sağlamayı hedefler. Özellikle Necdet Ardıç ekolü, ayetlerin sayısal değerlerini dahi tasavvufî şifrelerle yorumlayaraks.59, s.124 ve klasik tefsirlerde bulunmayan izahlar sunaraks.28 ayetlerin hakikatine ulaşmaya çalışır.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 2, 28, 59, 124

Ayrıntı

Tasavvufî tefsirler, ayetlerin zâhirî anlamlarını göz ardı etmemekle birlikte, asıl gayelerinin ayetlerin içsel, derûnî ve bâtınî mânâlarını keşfetmek olduğunu belirtirs.2. Bu bağlamda, ayetler farklı ilahî mertebelerle ilişkilendirilir. Örneğin, bazı ayetler ef'âl mertebesinden haber verirkens.68, bazıları ulûhiyyet mertebesinis.38, bazıları rububiyet mertebesinis.59, s.95 ve bazıları da zât mertebesinis.124 anlatır. Bu mertebeler, Hakk'ın farklı tecellî ve zuhur alanlarını ifade eder.

Ayetlerin tefsirinde, Ahadiyyet mertebesi gibi temel tasavvufî kavramlar önemli bir yer tutar. Ahadiyyet, Hakk'ın lâ-taayyün'den sonraki ilk taayyünü olup, sıfat ve esmâdan henüz tafsîl edilmemiş sırf 'tek' olma kademesidirK1. Bu mertebe, ulûhiyyet mertebesinden haber veren ayetlerin anlaşılmasında bir anahtar olarak kullanılırs.68. Ayrıca, Hakîkat-i Ahadiyyet-ül Ahmediyye gibi özel kavramlar da ayetlerin derinlemesine idrakinde kullanılır; bu hakikat, Nûr-ı Muhammedî'nin tüm idrakleri aydınlatmasını sağlars.38.

Tasavvufî tefsirlerde, ayetlerin sayısal değerleri dahi tasavvufî şifrelerle yorumlanabilir. Örneğin, Muhammed Sûresi'nin 47. sûre ve 2. ayetinin toplamı olan 47+2=13 sayısının "Hakikat’ül Ahadiyet’ül Ahmediye" ile ilişkilendirilmesis.59 veya 47. sûre ve 24. ayetinin toplamı olan 47+24=71'in kendi içinde 7+1=8 olarak Tevhid-i ef'âl ve "Fettah" esmâsıyla açıklanmasıs.124 bu yaklaşımın örnekleridir. Bu tür yorumlar, klasik tefsirlerde bulunmayan, "Cevâmi’u’l-kelim"in kelimelere câmi olma mânâsını açan özgün izahlar sunars.28. Ayrıca, ayetlerdeki cennet ve cehennem tasvirleri gibi konular da iman ehlinin halleri bağlamında ele alınırs.70.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 2, 28, 38, 59, 68, 70, 95, 124 · K1, s. 220

Eser neden Muhammed isminin hikmetleri üzerinde duruyor?

Eser, Muhammed isminin hikmetleri üzerinde durur çünkü bu isim, Hakikat-i Muhammediyye'nin ve ilahî cemiyetin yeryüzündeki en kâmil zuhuru, tüm âlemlerin varlık sebebi ve Allah isminin mazharıdır. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hakikati, fevkinde yalnızca zât-ı Ahadiyye bulunan ilahî cemiyet makamıyla münferittir ve bu makam, tüm esmâyı câmi olan Allah isminin mazharıdırs.17. Bu nedenle, Muhammed ismi, sadece bir peygamberin adı olmanın ötesinde, tüm varoluşu kuşatan bir ilahî hakikatin anahtarıdır.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 17

Ayrıntı

Eserin Muhammed isminin hikmetleri üzerinde durmasının temel nedeni, bu ismin Hakikat-i Muhammediyye'nin özünü teşkil etmesidir. Hakikat-i Muhammediyye, yaratılışın ilk sebebi ve ilahî nurun ilk tezahürü olarak kabul edilirvikipedi. Bu hakikat, tüm âlemlerin zuhuru ve İnsân-ı Kâmil'in ta kendisidirs.4. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hakikati, fevkinde yalnızca zât-ı Ahadiyye bulunan ilahî cemiyet makamıyla münferittir ve bu makam, tüm esmâyı câmi olan Allah isminin mazharıdırs.17. Bu bağlamda, Muhammed ismi, Allah'ın tüm güzel isimlerini (Esmâ'ül Hüsnâ) kendinde toplayan bir ism-i a'zam niteliğindedirs.17; K1-23.

Eser, Muhammed isminin farklı vechelerini ve mertebelerini de vurgular. Hz. Peygamber'in dört makamında dört ismi olduğu belirtilir: Peygamberliğinden evvelki "Muhammedü'l-Emîn", peygamberliğinin gelişindeki "Hz. Muhammed", batınî hâli olan "Hakikat-i Muhammedî" ve tüm âlemler düzeyindeki "Hakikat-i Ahadiyyetü'l-Ahmediyye"s.14. Bu isimler, "Ahad", "Ahmed", "Mahmud", "Hamd", "Mustafa" gibi diğer isimlerle birlikte, irfaniyet sahibi bir kişinin aynı hakikatin farklı tezahürleri olarak idrak edebileceği isimlerdirs.6. Ayrıca, Kur'ân'daki "Tâ-Hâ" ve "Yâ-Sîn" gibi sûre başlıklarının da Hakikat-i Muhammediyye'nin yedi mertebesinin ifadesi olduğu belirtilirs.3, s.47.

Muhammed ismi, aynı zamanda "rahmeten lilâlemîn" olma vasfını da taşır. Bu, Hakikat-i Muhammediyye'nin tüm âlemlere rahmet olması ve ilahî esmâya da rahmetle yaklaşması anlamına gelir. Bu yüzden, Hz. Peygamber, Nûh (a.s.) gibi "mudil" (saptıran) isminin tamamen kaldırılmasını istemek yerine, ona uyulmamasını tenbih etmiştir; zira "mudil" ismi de bu âlemin cüzlerinden biridirs.80. Medine'de "Muhammed" isminin tecellisi zahir, "Allah" isminin tecellisi batın olup, her şey "Muhammed" ismini zikreder. Bu durum, Allah'ın Habibine verdiği özel bir hak olarak açıklanırs.93. Tüm bu hikmetler, eserin Muhammed ismine verdiği önemi ve bu ismin tasavvufî idrakteki merkeziyetini ortaya koymaktadır.

Kaynaklar: Vikipedi: Hakikat-i Muhammedi · Muhammed Sûresi — s. 1, 3, 4, 6, 14, 17, 23, 47, 80, 93

Bu tefsir kimler için daha uygundur?

Bu tefsir, Kur'an ayetlerinin zâhirî anlamlarının ötesinde, içsel, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarını idrak etmek isteyen, tasavvufî bir bakış açısına sahip sâlikler için uygundur. Özellikle "Hakîkat-i Muhammediyye"ye ulaşmış kutlu kimseler ve bu halleri yaşayarak müşahede ve vehbî ilimle kavramak isteyenler hedeflenmektedirs.51. Zira bu tefsir, ayetlerin zâhirî tefsirlerini dikkate alsa da, odak noktasını bâtınî mânâlara yoğunlaştırmaktadırs.2, s.9.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 2, 9, 51

Ayrıntı

Bu tefsir, sıradan okuyucular veya sadece zâhirî anlamlarla yetinenler için değil, daha derin bir idrak arayışında olanlar için kaleme alınmıştır. Eserin müellifi, mevcut zâhirî tefsirlerin çokluğunu göz önünde bulundurarak, çalışmasının ana odağını ayetlerin içsel, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarına ayırdığını belirtirs.2. Bu durum, tefsirin tasavvufî bir perspektifle yazıldığını ve okuyucudan da benzer bir bakış açısı beklediğini gösterir. Özellikle "Hakîkat-i Muhammediyye"ye ulaşmış, yani Hz. Peygamber'in iç âlemini ve mânevî boyutunu idrak etmiş kimseler için bu tefsir geçerlidirs.51. Bu tür bir idrak, rivayet ve nakil bilgisiyle değil, ancak müşahede ve vehbî ilimle, yani yaşayarak elde edilen bir bilgiyle mümkündürs.51. Dolayısıyla, bu tefsir, Hak'kı, Resûl'ünü ve kendini gerçek manada tanımak isteyen, merasimlere katılmaktan öteye geçerek mânevî bir derinlik arayan sâliklere hitap eders.84. Ayrıca, Peygamberin mânevî varisleri olarak kabul edilen ve belirtilen hususlar dahilinde hareket eden kimseler de bu tefsirin hedef kitlesidirs.101. Bu tefsir, "kimse, kimse değildir" mertebesinden bakarak, Hakk'ın şuunatından ve zuhuratından başka bir şey olmadığını idrak edenlere yöneliktirs.149, s.153.

Kaynaklar: Muhammed Sûresi — s. 2, 51, 84, 101, 149, 153