
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
Terzi Baba'nın Nûr Sûresi tefsiri ne anlatıyor?⌄
Terzi Baba'nın Nûr Sûresi tefsiri, sûrenin 35. âyetinde geçen "nûr" kelimesini merkeze alarak, Nûr-u Muhammedî ve Nûr-u İlâhî'nin gönüllerde zâhir ve bâtın faaliyete geçmesini niyaz eden tasavvufî bir yaklaşıma sahiptir. Bu tefsir, Nûr Sûresi'nin derin mecâzî anlamlarını ve tasavvufî yorumlarını ele alırken, özellikle Âyetü'n-Nûr'u (Nûr 35) Nûr-u Muhammedî'nin asıl mesnedi olarak görürK1. Terzi Baba'nın bu tefsiri, okuyucuların idrâk ve feyiz kapılarının açılmasını, gönüllerde Nûr-u Muhammedî ve Nûr-u İlâhî'nin tecellî etmesini amaçlars.157.
Kaynaklar: K1, s. 107 · Nûr Sûresi — s. 157
›Ayrıntı
Terzi Baba'nın Nûr Sûresi tefsiri, sûrenin 35. âyetinde geçen "nûr" kelimesinin tasavvufî anlamlarına odaklanır. Bu âyet, Kur'ân'ın en çok yorumlanan ve en derin mecâzî âyetlerinden biri olarak kabul edilir (Âyetü'l-Nûr). Tasavvuf metafiziğinde "Hak'ın ilk yarattığı şey" olarak bilinen Nûr-u Muhammedî, bu tefsirin temelini oluştururK1. Nûr-u Muhammedî, hakîkat-i muhammediyye'nin tezâhür ismi olup, kâinatın manevî kaynağıdırK1. Klasik tasavvuf, kâinatın yaratılışının Nûr-u Muhammedî'den başladığını, Hakk'ın bilinmek istemesiyle ilk tezâhürünün Nûr-u Muhammedî olduğunu ve ondan sonra kâinatın zuhûr ettiğini belirtirK1. Terzi Baba'nın tefsiri, bu anlayış doğrultusunda, Nûr Sûresi'nin 35. âyetini Nûr-u Muhammedî'nin asıl mesnedi olarak yorumlarK1. Tefsirin amacı, okuyucuların idrâk ve feyiz kapılarının açılmasına vesile olmak, gönüllerde Nûr-u Muhammedî ve Nûr-u İlâhî'nin zâhir ve bâtın olarak faaliyete geçmesini kolaylaştırmaktırs.157. Murat Derûnî tarafından kaleme alınan "Nûr Sûresi" adlı eserde, Terzi Baba'nın bu tasavvufî yorumları ve ilâhileri de yer almaktadırs.165, s.100. Bu çalışma, Terzi Baba'nın tasavvufî öğretilerini ve Nûr Sûresi'ne dair derinlemesine bakış açısını sunar.
Kaynaklar: K1, s. 107 · Nûr Sûresi — s. 100, 157, 165
Terzi Baba kimdir?⌄
Terzi Baba, günümüz Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden Necdet Ardıç'a verilen bir isimdir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olup, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmaktadır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Kendisine bu ismin verilmesi bir zuhurat ile ilgili olup, mânevî bir biat sonrası gerçekleşmiştirs.99. Terzi Baba'nın eserleri arasında divanlar, tasavvufî izahlar ve çeşitli risaleler bulunmaktadırs.158, 163.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 99, 158, 163
›Ayrıntı
Terzi Baba, Necdet Ardıç'ın mânevî kimliğini ifade eden bir unvandır. Kendisi, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki önemli mürşidlerinden biri olarak kabul edilir ve tasavvufî irfanı çağdaş döneme aktaran müstesna bir şahsiyettir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Bu ismin kendisine verilmesi, Necdet Bey'in mânevî biatını takiben bir zuhurat neticesinde gerçekleşmiştirs.99. Terzi Baba'nın öğretileri ve eserleri, tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflemiştir.
Eserleri arasında İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi önemli çalışmalar yer almaktadır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Ayrıca, Terzi Baba'nın adıyla anılan bir dizi kitap serisi bulunmaktadırs.163. Bu seride, Terzi Baba'nın kendi eserleri olan Necdet Divanı, Hacc Divanı, İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri ve Lübb’ül Lübb Özün Özü gibi kitaplar mevcutturs.158. Terzi Baba'nın tasavvufî izahları, ilahileri ve zuhuratlarla ilgili kayıtları da bu külliyat içinde yer almaktadırs.163, 165. Kendisi hakkında yüksek lisans tezleri de yazılmıştırs.161, 164. Terzi Baba ekolünden gelen müellifler arasında Terzi Oğlu Cem Cemâlî ve Murat Derûnî gibi isimler de bulunmaktadırs.165.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 99, 158, 161, 163, 164, 165 · Terzi Oğlu Cem Cemâlî Wiki; Nûr Sûresi — s. 165
İşârî te'vil ve tefsir nedir?⌄
İşârî te'vil ve tefsir, Kur'ân âyetlerinin zâhirî anlamlarının ötesinde, bâtınî ve derûnî mânâlarını keşfetmeyi hedefleyen tasavvufî bir yaklaşımdır. Bu yöntem, sâlikin içsel yolculuğuna rehberlik eden, âyetlerin ruhânî ve sembolik boyutlarını açığa çıkaran bir idrâk biçimidirs.2. İşârî tefsir, kelimelerin ve kıssaların ardındaki hakikatlere işaret eder; örneğin, Hz. Aişe'ye atılan iftira (İfk hadisesi) gibi zâhirî olaylar dahi, bâtınî dersler ve hikmetler içerirs.20-21. Bu tefsir türü, Necdet Ardıç ve İsmail Hakkı Bursevî gibi mutasavvıfların eserlerinde önemli bir yer tutar.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 2, 20, 21
›Ayrıntı
İşârî te'vil ve tefsir, Kur'ân-ı Kerîm'in lafzî ve zâhirî mânâlarının ötesinde, âyetlerin içsel, derûnî ve enfüsî boyutlarını araştırmayı esas alan bir yorumlama biçimidirs.2. Bu yaklaşım, kelimelerin ve kıssaların sadece tarihsel veya literal anlamlarıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ruhânî ve sembolik işaretler taşıdığına inanır. Necdet Ardıç'ın eserleri, bu işârî te'vil geleneğinin günümüzdeki temsilcilerinden olup, Kur'ân âyetlerinin tasavvufî ve bâtınî yorumlarına odaklanırs.1.
İşârî tefsirde, her âyet, sâlikin kendi iç dünyasında yaşayabileceği bir tecrübeye veya mânevî bir hakikate işaret edebilir. Örneğin, Hz. Aişe'ye atılan iftira (İfk hadisesi) gibi zâhirî bir olay, sadece bir rivayet veya tarihî bir vaka olarak ele alınmaz; aynı zamanda yalanın, iftiranın ve bühtanın bâtınî etkileri ile ilgili derin dersler içerirs.20-21. Bu tür tefsirler, okuyucuyu veya sâliki, âyetlerin dış kabuğundan iç özüne doğru bir yolculuğa çıkarmayı amaçlar.
İsmail Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-Beyân tefsiri gibi klasik işârî tefsirler, bu geleneğin zirvelerindendir (KAYNAK: İsmail Hakkı Bursevî). Bu tefsirlerde, Kur'ân'ın her bir kelimesi ve ifadesi, Hakk'ın tecellîlerine ve mânevî mertebelere açılan bir kapı olarak görülür. İşârî te'vil, zâhirî tefsirlerin zaten mevcut olduğu bir ortamda, âyetlerin daha derin ve kişisel bir idrâkini sunarak, sâlikin mânevî gelişimine katkıda bulunurs.2. Bu sayede, Kur'ân'ın evrensel mesajı, her bir bireyin kendi bâtınî yolculuğuna özgü bir rehberliğe dönüşür.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 1, 2, 20, 21
Nûr Sûresi 35. ayetinin tefsiri nedir?⌄
Nûr Sûresi'nin 35. ayeti, tasavvufî düşüncede Allah'ın kâinatı aydınlatan ve varlıkları yokluktan varlığa çıkaran mutlak nurunu ifade eder. Bu ayet, "Allah, göklerin ve yerin nurudur" ifadesiyle başlar ve O'nun nurunun temsili bir kandil, cam fânûs ve inci gibi parlayan bir yıldız benzetmesiyle açıklanır. Tasavvufta bu nur, Allah'ın zât mertebesinden ef'al mertebesine kadar tüm varlığı içten ve dıştan aydınlatan, idrak ve hayat kaynağı olan tecellîsidir. Özellikle İnsan-ı Kâmil, bu ilâhî nurun en geniş ve genel zuhur mahalli olarak kabul edilirs.9, 93, 95.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 9, 93, 95
›Ayrıntı
Nûr Sûresi'nin 35. ayeti, Kur'ân'ın en derin mecâzî ayetlerinden biri olarak kabul edilir ve tasavvufî tefsirlerde merkezi bir yere sahiptir (Âyetü'l-Nûr, Wiki). Ayet, "Allah, göklerin ve yerin nurudur" (Allâhu nûru-ssemâvâti vel-ard) ifadesiyle başlars.9, 95, 12. Bu ifade, Allah'ın her şeyi o nur ile yokluktan (zulmet-i ademden) varlığa çıkardığını beyan eders.95. Ayetin devamında, O'nun nurunun temsili bir benzetmeyle açıklanır: "Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Nur üstüne nur"s.9. Bu misaller, Allah'ın nurunun zât mertebesinden başlayarak ef'al mertebesine kadar tüm varlık âlemindeki tecellîlerini anlatırs.93.
Tasavvufî açıdan, Kur'ân-ı Kerîm'in kendisi de "hay" (hayat kaynağı), "rûh" (her şeye can), "nûr" (bütün varlığı içten aydınlatan) ve "ışık" (her varlığı dıştan aydınlatan) olarak nitelendirilirs.90. Bu bağlamda, 35. ayetteki "Nûr" kelimesi, Allah'ın zât mertebesini işaret ederken, sonraki misaller ef'al mertebesinden verilmektedirs.93. Allah'ın nuru, "Rûh-u azam" (akıl-ilim), "Rûh-ül Kuds" (hayat) ve "Nûr" (idrak-içten aydınlanma) gibi mertebelerle ilişkilendirilirs.85. Ayetin sonunda yer alan "Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir" (yehdiyllahü linûrihî men yeşa’ü) ifadesi, bu ilâhî nurun özel bir lütuf olduğunu gösterirs.93. Özellikle İnsan-ı Kâmil, bu ilâhî nurun en geniş ve genel zuhur ve tecellî mahalli olarak teşbih yoluyla izah edilirs.93. Bu ayet, Nûr-u Muhammedî ve Nûr-u İlâhiyyenin gönüllerde zahir ve bâtın faaliyete geçmesi için bir niyaz vesilesi olarak da görülürs.157.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 9, 12, 85, 90, 93, 95, 157
Bu tefsirde başörtüsü konusu nasıl ele alınır?⌄
Bu tefsirde başörtüsü, zâhirî bir giyim kuşam meselesi olmanın ötesinde, Cenâb-ı Hakk'ın esmâ ve sıfatlarının ehil olmayanlardan gizlenmesi ve ehil olanlara ifşâ edilmesi hikmetini taşıyan bâtınî bir sembol olarak ele alınır. Başörtüsü, Allah'ın sıfatlarını ve esmâlarını gizleyen, perdeleyen bir işlev görürkens.69, aynı zamanda insana verilen ilâhî emanetlerin ve güzelliklerin eşin yanında ifşâ edilmesi gerekliliğini de ifade eders.69, 65. Bu yaklaşım, tefsirin genel olarak âyetlerin iç, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarına odaklanma prensibiyle uyumludurs.2.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 2, 65, 69
›Ayrıntı
Bu tefsir, başörtüsü konusunu zâhirî hükümlerden ziyade, tasavvufî bir bakış açısıyla ele alır. Başörtüsü, lugat anlamıyla "örtmek, gizlemek" olsa da, burada Hakîkat'in perdelenmesi ve açığa çıkmasıyla ilişkilendirilir. Cenâb-ı Hakk'ın esmâ ve sıfatları, ehil olmayanlardan gizlenmeli, yani "perdelenmeli"dirs.69. Bu durum, bir hanımın başörtüsüyle güzelliğini yabancılardan gizlemesine benzetilir. Ancak, eşinin yanında bu örtüyü çıkarması, yani güzelliğini ifşâ etmesi gerektiği gibi, Hakîkat de ehil olanlara, yani "eş" makamında olanlara açığa çıkarılmalıdırs.69.
Bu anlayış, tefsirin temel yaklaşımı olan âyetlerin iç, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarına odaklanma prensibinin bir yansımasıdırs.2. Zâhirî tefsirlerin zaten mevcut olduğu belirtilerek, çalışmanın bu derinlikli anlamlara yoğunlaştığı ifade edilir. Başörtüsü, sadece İslâm dinine özgü bir kıyafet olmaktan öte, İbrahimî ve Musevî dinlerinde de var olan bir "örtünme, setr etme" geleneği olarak görülürs.65. Bu durum, başörtüsünün evrensel bir hikmet taşıdığına işaret eder.
Tefsirde, Cenâb-ı Hakk'ın insana verdiği her şeyi ortaya çıkarmasını beklediği vurgulanır; ancak bu ilâhî emanetlerin "elbise elbise üstüne giydirilince biraz kapalı kaldığı" belirtilirs.65. Bu ifade, başörtüsünün de bu ilâhî emanetlerin bir yönünü temsil ettiğini ve doğru idrâk edildiğinde Hakîkat'in açığa çıkmasına vesile olabileceğini ima eder. Ancak, başörtüsü meselesinin zâhirî tartışmaların ötesine geçerek, eğitim gibi daha önemli konuların önüne geçmesinin zararlarına da değinilirs.73. Bu, konunun sadece şeklî bir mesele olarak ele alınmaması gerektiği, aksine daha derin anlamlarının kavranması gerektiği mesajını taşır.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 2, 65, 69, 73
Eserde hangi konular öne çıkmaktadır?⌄
Necdet Ardıç'ın "Nûr Sûresi" adlı eserinde tasavvufî irfan geleneğinin temel konuları işlenmektedir. Eser, özellikle insanın Hak ile olan özel ilişkisini, esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyeti olan "emânet" kavramınıs.60, sâlikin kalbinde tecellî eden hâlleri ve mârifetullah yolculuğunu ele alır. İnsân-ı Kâmil'in Hak ile arasındaki perdesizliği ve Hakk'ın ona iltifatıs.60 vurgulanırken, bireysel benliğin fânî kılınarak tevhidin tahakkukus.85 üzerinde durulur. Ayrıca, Allah'ın isimlerinin her bir insanda farklı ağırlıklarla tecellî etmesis.124 ve sâlike özel bir esmânın verilmesis.100 gibi konular da eserin ana temaları arasındadır.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 60, 85, 100, 124
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın "Nûr Sûresi" adlı eseri, tasavvufî irfan geleneğinin çeşitli veçhelerini okuyucuya sunmaktadır. Eserin ana konularından biri, insanın kâinattaki özel konumunu belirleyen emânet kavramıdır. Bu emânet, tasavvufî yorumda "esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyeti" olarak açıklanır; yani insan, Hakk'ın bütün isimlerini taşıyacak kapsamlı bir mahaldirK1. Eserde bu durum, İnsân-ı Kâmil'in "cem'ül cem ehli" olması ve Hakk'a karşı perdesizliği ile ilişkilendirilirs.60.
Bir diğer önemli konu, sâlikin mânevî yolculuğundaki işleyiştir. Bu işleyiş, niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde ele alınırK2. Eserde, Allah'ın sıfat-ı subûtiyyesinin (Hayat, İlim, İrâde, Kudret, Kelâm, Sem'i, Basar) her insanda mevcut olduğu ve bu sıfatlarla bir yaşam sürüldüğü belirtilirs.124. Ayrıca, derslerin bitiminde sâlike Cenâb-ı Hakk tarafından hususi, özel bir esmâ verildiği ve bu esmânın mürşid tarafından dahi bilinemeyeceği ifade edilirs.100. Bu durum, Hakk'ın bazı sabit hakikatler içindeki kullarına ezelî sevgisi ve muhabbetinin eseri olarak hususi bir inâyetle tecellî etmesiyle açıklanırs.96.
Eserde ayrıca, bireysel benliğin ve nefsanî şahsiyetin kesafet arttıkça önem kazandığı, bu durumun aklı öne çıkararak zahiri ve yüzeysel değerlendirmelere yol açtığına dikkat çekilir. Mevlânâ'nın "Kul kendinden mutlak fani olmadıkça tevhid onun nezdinde tahakkuk etmiş olmaz" sözüyle, bireysel benliğin ortadan kalkmasının tevhid için bir şart olduğu vurgulanırs.85. Eser, bu ve benzeri konuları Mesnevî-i Şerif, İnsân-ı Kâmil ve Fusûsu'l-Hikem gibi tasavvuf klasikleriyle ilişkilendirereks.159, tasavvufî irfanın derinliklerini okuyucuya sunmayı amaçlar.
Kaynaklar: K1, s. 405 · Nûr Sûresi — s. 60, 85, 96, 100, 124, 159 · K2
Bu tefsir kimler içindir?⌄
Necdet Ardıç'ın tasavvufî tefsirleri, Kur'an âyetlerinin zâhirî anlamlarının ötesinde, içsel, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarını idrâk etmek isteyen sâlikler ve mânevî yolcular içindir. Bu tefsirler, mevcut zâhirî tefsirlerin çokluğuna karşılık, âyetlerin kalbe ve ruha hitap eden yönlerini açığa çıkarmayı hedeflers.2. Özellikle "Terzibaba" ekolünden gelen Abdürrezzak Tek gibi müellifler tarafından kaleme alınan bu eserler, tasavvufî bir bakış açısıyla Kur'an'ı anlamak isteyenlere rehberlik eder.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 2
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın tefsirleri, Kur'an'ın sadece lafzî ve dışsal anlamlarıyla yetinmeyip, onun derinliklerindeki hikmetleri keşfetmek isteyenlere yöneliktir. Bu tefsirlerin temel amacı, âyetlerin "iç, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarını" ortaya koymaktırs.2. Bu yaklaşım, tasavvuf geleneğinde "işârî tefsir" olarak bilinen metodolojiye dayanır ve İsmail Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-Beyân tefsiri gibi klasik eserlerde zirvesine ulaşan bir anlayışı temsil eder. Tefsirler, okuyucuyu kendi nefsini ve kalbini Kur'an'ın ışığında arındırmaya davet eder. Örneğin, "tayyib olanların revâyihını, ya'nî kavillerini tayyib kıldı" ifadesiyle, temiz bir kimsenin sözlerinin de temiz olacağı vurgulanır; bu da kişinin içsel hâlinin dışa yansımasıdırs.40. Bu tefsirler, dünya hayatının geçici menfaatlerine aldanmayıp, Hak'ka kulluk eden ve hiçbir şeyi O'na ortak koşmayan müminlere hitap eders.11, 147. Ayrıca, bâtıla iman edip Allah'a küfredenlerin aksines.44, Hak'tan gelen eza ve sıkıntılardan ders çıkarıp mânevî yükselişi hedefleyen kimseler için bir kılavuz niteliğindedir. Bu tefsirler, kendilerini "insân-ı kâmil" mertebesine ulaştırmak isteyen, nefsanî arzulardan uzak duran ve Hakikat'e yönelen sâliklere hitap eders.12.
Kaynaklar: Nûr Sûresi — s. 2, 11, 12, 40, 44, 147
Murat Derûni'nin eserdeki rolü nedir?⌄
Murat Derûnî, Terzibaba Necdet Ardıç ekolünden gelen bir müellif olup, "İrfan Sofrası — Tasavvuf Serisi" kapsamında "Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk" adlı sûre tefsirleri serisinin yazarıdırvikipedi. Eserdeki rolü, kendisine Cenâb-ı Hakk tarafından verilen ve Efendi Babası tarafından tasdik edilen "Derûnî", "Terzi Oğlu Murat Derûnî" ve "Nûr" gibi bâtınî isimlerle tefsirlerini kaleme almasıdırs.103, s.111. Bu isimler, onun mânevî kimliğini ve eserlerinin ilham kaynağını teşkil etmektedirs.106, s.107. Murat Derûnî, yazdığı satırların ve gelen bilgilerin İmam-ı Gazzâlî'nin "Kimyâ-yı Saâdet" eserindeki bilgilerle örtüştüğünü fark ederek, bu bilgilerin İslâm'a ait olduğunu idrâk etmiştirs.97.
Kaynaklar: Vikipedi: Murat Derûnî · Nûr Sûresi — s. 97, 103, 106, 107, 111
›Ayrıntı
Murat Derûnî, tasavvufî eserler kaleme alan bir müelliftir ve özellikle "İrfan Sofrası — Tasavvuf Serisi" içerisinde yer alan "Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk" adlı sûre tefsirlerinin yazarı olarak öne çıkarvikipedi. Kendisi, Terzibaba Necdet Ardıç riyâsetindeki bu ekolün bir mensubudur. Eserdeki temel rolü, mânevî açılımlar ve ilhamlar doğrultusunda Kur'ân tefsirleri sunmaktır.
Murat Derûnî'nin eserlerindeki kimliği, kendisine Cenâb-ı Hakk tarafından verilen ve Efendi Babası tarafından tasdik edilen bâtınî isimlerle şekillenir. Bu isimler arasında "Derûnî", "Terzi Oğlu Murat Derûnî" ve "Nûr" bulunmaktadırs.103, s.111. Özellikle "Nûr" ismi, onun Rabb-i Has ismi olarak belirtilir ve bu ismin bâtınî kaynaklı olduğu vurgulanırs.106, s.107. Yazar, bu isimleri "bi hakkı ile taşımayı" Cenâb-ı Hakk'tan niyaz etmektedirs.111.
Murat Derûnî'nin mânevî yolculuğunda önemli bir dönüm noktası, İmam-ı Gazzâlî'nin "Kimyâ-yı Saâdet" eserini okumasıyla yaşanmıştır. Kendi yazdığı satırların ve aldığı bilgilerin bu eserdeki bilgilerle aynı olduğunu görmesi, mutlak gerçeği bulduğunu ve bunun İslâm olduğunu anlamasına vesile olmuşturs.97. Bu durum, onun eserlerindeki bilgilerin kaynağının sadece şahsî müşâhedeler değil, aynı zamanda İslâmî ilim geleneğiyle de örtüştüğünü göstermektedir. Eserlerinde "Murat Cağaloğlu" zâhirî ismini kullanmakla birliktes.161, mânevî kimliği "Terzi Oğlu Nureddin Derûnî" veya kısaltılmışı "T.O.N.D." gibi isimlerle ifade edilmiştirs.106. Bu isimler, onun tasavvufî kimliğinin ve eserlerine yansıyan mânevî derinliğinin bir göstergesidir.
Kaynaklar: Vikipedi: Murat Derûnî · Nûr Sûresi — s. 97, 103, 106, 107, 111, 161