İçeriğe atla
Ra'd Sûresi kapak gorseli

Ra'd Sûresi

329 sayfa~494 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

tefsirdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Ra'd Sûresi RELATED-TO Kur'an-ı KerimRa'd Sûresi RELATED-TO Tefsir İlmiRa'd Sûresi RELATED-TO İslami İlimlerRa'd Sûresi RELATED-TO Sûreler DiziniRa'd Sûresi RELATED-TO VahiyRa'd Sûresi RELATED-TO İman EsaslarıRa'd Sûresi RELATED-TO Allah'ın KudretiRa'd Sûresi RELATED-TO PeygamberlikRa'd Sûresi RELATED-TO AhiretRa'd Sûresi IS-A Kur'an SûresiRa'd Sûresi IS-A Tefsir EseriRa'd Sûresi IS-A İslami Eser

Sıkça Sorulan Sorular

Terzi Baba'nın Ra'd Sûresi tefsiri nedir?

Terzi Baba'nın Ra'd Sûresi tefsiri, Ozan Sanlı Şentürk tarafından kaleme alınan, Kur'an'ın kalpte yeniden doğuşunu hedefleyen manevî bir eserdir. Bu tefsir, Ra'd Sûresi'nin her bir âyetini kelâmî, ilmî ve irfânî olmak üzere üç katmanda inceleyerek hakikatin derinliklerine inmeyi amaçlar. Eser, Kur'an'ın kendisini kendisiyle şerh ettiği ilkesini benimser ve okuyucuyla Kur'an arasında doğrudan bir bağ kurmayı hedefler. Ra'd Sûresi'nin temel mesajları arasında evrenin ilahî düzene göre işlediği ve her şeyin Allah'ın ilmî planı içinde varlık bulduğu vurgulanırs.25.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 25

Ayrıntı

Terzi Baba'nın "İrfanî ve İ’şârî Kur'an Tefsiri" projesi kapsamında hazırlanan Ra'd Sûresi tefsiri, sıradan bir tefsir çalışmasından öte, Kur'an'ın manevî boyutunu öne çıkaran bir yaklaşıma sahiptirs.1. Bu tefsirde, Ra'd Sûresi'nin her bir âyeti, kelâmî (zahirî anlam), ilmî (bilimsel ve akli çıkarımlar) ve irfânî (bâtınî ve tasavvufî idrak) bakış açılarıyla ele alınırs.1, 2. Bu üç katmanlı yapı, okuyucunun hakikati farklı veçhelerden kavramasına olanak tanır. Eser, "Kur'an kendisini yine kendisiyle şerh eder" prensibini temel alır; yani bir âyetin manası, Kur'an'ın diğer âyetleriyle açıklığa kavuşturulurs.1. Bu tefsir, Terzi Baba Necdet Ardıç'ın himmetiyle Ozan Sanlı Şentürk tarafından kaleme alınmıştırs.1, 337. Ra'd Sûresi, adını 13. âyette geçen ve "gök gürültüsü" anlamına gelen "ra‘d" kelimesinden alır; bu kelime, tüm evrenin Allah'ın kudretine ve egemenliğine olan teslimiyetinin bir sembolü olarak yorumlanırs.25, 7. Sûrenin temel mesajları arasında, evrenin ilahî düzene göre işlediği ve her şeyin Allah'ın ilmî planı içinde varlık bulduğu vurgulanır. Ayrıca Kur'an'ın Allah'ın kelâmı ve ilahî ışığı olduğu, her harfinin O'nun kudretinin bir tecellisi olduğu belirtilirs.25. Tefsir, vahyin tebliğ işlevinin devam ettiğini ve Kur'an'ın her çağda insanlara ulaştırılması, anlatılması ve yaşanılan zamana göre şeriatın yeniden yorumlanmasının mümkün olduğunu ifade eders.251.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 1, 2, 7, 25, 251, 337

Terzi Baba Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki önemli mürşidlerinden biri olup, "Terzi Baba" mahlasıyla tanınan, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Elli yılı aşkın irşad hizmetiyle binlerce gönle dokunmuş, sözleriyle öğreten, hâliyle terbiye eden bir Hak dostudurs.2. Hazmî Tûra ve M. Nûsret Tûra silsilesinin bir emanetçisi olarak, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi eserleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki, Ra'd Sûresi, s.337). Onun öğretisinin temelinde "Kur'an kalbe iner" sözü yer alır ve tasavvufun bütün ilimlerin anası olduğunu vurgulars.2.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 2

Ayrıntı

Necdet Ardıç, Tekirdağ'da ikamet eden ve "İz-Terzi Baba" olarak da bilinen bir tasavvuf büyüğüdürs.1. Kendisi, Uşşâkî tarikatının önemli bir temsilcisi olup, irşad faaliyetlerini günümüz dünyasında sürdürmektedir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Öğretileri ve eserleriyle tasavvufî bilgiyi ve irfanı geniş kitlelere aktarmayı hedeflemiştir. Özellikle "Kur'an kalbe iner" sözü, onun tasavvuf anlayışının merkezinde yer alan bir düsturdurs.2. Bu ifade, Kur'an'ın sadece lafzî bir metin olmanın ötesinde, kalpte yaşanması ve idrak edilmesi gereken bir hakikat olduğunu vurgular.

Necdet Ardıç'ın eserleri arasında Necdet Divanı, Hacc Divanı, İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Terzi Baba divanı, tüm şiirlerim gibi çalışmalar bulunmaktadırs.337, s.343. Ayrıca, Vahiy ve Cebrâil adlı kitabı, tasavvufun tüm ilimlerin anası olduğu fikrini işler ve ilim ile irfanın birbirinden ayrı olmadığını, her ilmin özünde bir tevhid sırrı taşıdığını öğretirs.2. Onun irşad hizmeti, dervişlerinin ifadesiyle, "Ozan'dan O'zan'a yolculuk" olarak tanımlanır ve bu yolculukta müridlerine ilimle irfanı birleştirme idrakini kazandırmıştırs.2. Necdet Ardıç'ın tasavvufî anlayışı, üniversitelerde yapılan yüksek lisans tezlerine de konu olmuştur; örneğin, "Necdet Ardıç / Terzi Baba’nın tasavvuf anlayışında namaz kavramı" başlıklı bir tez bulunmaktadırs.344. Bu durum, onun tasavvufî düşüncesinin akademik çevrelerde de ilgi gördüğünü göstermektedir.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 1, 2, 337, 343, 344

Ra'd Sûresi genel olarak ne anlatır?

Ra'd Sûresi, Kur'ân'ın 13. sûresi olup, genel olarak Allah'ın kudretini, rahmetini ve evrendeki ilahî düzeni açıklarken, insanın hem aklen hem kalben O'na yönelmesini öğütleyen bir sûredirs.27. Sûre, adını 13. âyetinde geçen ve "gök gürültüsü" anlamına gelen "ra'd" kelimesinden alır; bu âyette gök gürültüsünün Allah'ı hamd ile tesbih ettiği bildirilirs.25. Ra'd Sûresi, insanın iç dünyasında hakikatin doğuşunu ve Allah'ın kelâmının kalpte dirilmesini anlatırs.24. Aynı zamanda, Kur'ân'ın ilahî bir kaynak olduğunu ve kâinatın işleyişini, insanın psikolojisini ve hakikate yürüyüşünü açıklayan bütüncül bir kitap olduğunu vurgulars.25. Sûre, Allah'ın her şeye egemen olduğunu ve insanın akıl ile iradesinin O'nun mutlak iradesiyle çevrili bulunduğunu gösteren âyetler içerir; tabiat olayları da Allah'ın kudretinin delilleridirs.22.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 22, 24, 25, 27

Ayrıntı

Ra'd Sûresi, hem kevnî hem bâtınî boyutlarda, insanın Allah ile, tabiatla ve kendi nefsiyle ilişkisini konu edinirs.25. Sûrede evrenin ilahî düzene göre işlediği ve her şeyin Allah'ın ilmî planı içinde varlık bulduğu vurgulanırs.25. Kur'ân'ın Allah'ın kelâmı ve ilahî ışığı olduğu, her harfinin O'nun kudretinin bir tecellisi olduğu belirtilirs.25. Sûre, sahabe döneminden itibaren Kur'ân'ın derinliklerine işleyen ilahî sırları anlamak için bir kapı olarak görülmüştürs.25.

Ra'd Sûresi, 43 âyetten oluşur ve genel olarak Mekke döneminde indiği kabul edilirs.25. Sûrenin başında yer alan "Elif Lâm Mîm Râ" gibi hurûf-ı mukatta'a (kesik harfler), Kur'ân'ın beşer sözü olmadığını ve ilahî kaynaktan geldiğini göstermek üzere konumlandırılmıştırs.28. Hakikati idrak etmenin sadece bilgiyle değil, teslimiyetle mümkün olduğu ifade edilir; zira her şey Allah'tan meydana gelir ve O'nun kudreti her an her şeyin üzerindedirs.27. Sûre, inkâr ve isyanın sonuçlarının insanı teslimiyet, sabır ve tevekküle yönelttiğini de belirtirs.22. Ayrıca, 30. âyette geçen "resuller gönderme" ifadesi, vahyin tebliğ işlevinin devam ettiğini, yani vahyin tamamlanmış olmasına rağmen her çağda insanlara ulaştırılması, anlatılması ve yaşanılan zamana göre şeriatın yeniden yorumlanmasının mümkün olduğunu gösterirs.251. Ra'd Sûresi, Allah'ın her şeye egemen olduğunu ve insanın akıl ile iradesinin O'nun mutlak iradesiyle çevrili bulunduğunu gösteren âyetler içerirs.22.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 22, 25, 27, 28, 251

Ra'd Sûresi 1. ayetinin tefsiri nedir?

Ra'd Sûresi'nin ilk âyeti olan "Elif Lâm Mîm Râ" ifadesi, Kur'ân'ın ilâhî kaynağını ve beşer sözü olmadığını gösteren hurûf-ı mukatta' (kesik harfler) grubuna dâhildirs.28. Bu âyet, sûrenin genel mesajıyla birlikte, evrenin ilâhî düzene göre işlediğini ve her şeyin Allah'ın ilmî planı içinde varlık bulduğunu vurgulars.25. Ra'd Sûresi, Allah'ın her şeye egemen olduğunu ve insanın akıl ile iradesinin O'nun mutlak iradesiyle çevrili bulunduğunu gösteren âyetler içerirs.22. Bu ilk âyet, sûrenin temel mesajlarına bir giriş niteliğindedir ve Kur'ân'ın Allah'ın kelâmı ve ilâhî ışığı olduğunu teyit eders.25.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 22, 25, 28

Ayrıntı

Ra'd Sûresi'nin ilk âyeti olan "Elif Lâm Mîm Râ", Kur'ân'da toplam 29 sûrenin başında yer alan ve harf harf telaffuz edilen hurûf-ı mukatta' olarak bilinirs.28. Kelâmî açıdan bu âyet, Kur'ân'ın beşer sözü olmadığını ve ilâhî kaynaktan geldiğini göstermek üzere konumlandırılmıştırs.28. Bu ifade, sûrenin genel bağlamında, Allah'ın kudretinin bir tecellisi olarak Kur'ân'ın ilâhî menşeini vurgulars.25.

Ra'd Sûresi, adını 13. âyetinde geçen ve "gök gürültüsü" anlamına gelen "ra'd" kelimesinden alır; bu âyette gök gürültüsünün Allah'ı hamd ile tesbih ettiği bildirilir ve bu durum, tüm evrenin Allah'ın kudretine ve egemenliğine olan teslimiyetinin bir sembolüdürs.25. Sûre, hem kevnî (evrensel) hem de bâtınî (içsel) boyutlarda, insanın Allah ile, tabiatla ve kendi nefsiyle ilişkisini konu edinirs.25. İlk âyet, bu derin mesajlara bir başlangıç teşkil eder ve sûrenin temelinde yatan Allah'a yönelmenin, hakikî imanın ve teslimiyetin önemine dair ilâhî mesajı desteklers.25, s.10. Ra'd Sûresi'nin tefsiri, her kalbe, her çağda ve her nefeste yeniden inen Kur'ân'ın, nefsine ârif olabilmek için bir nur, bir uyanış ve bir fark ediş meydana getirme amacını taşırs.335.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 10, 25, 28, 335

Ra'd Sûresi 28. ayetinin tefsiri nedir?

Ra'd Sûresi 28. ayetinin tefsiri, gerçek kurtuluşun nefsin oyunlarını fark edip ilahi hakikate yönelmekle mümkün olduğunu vurgular. Kalbin Allah'a yönelmesiyle içsel azabın rahmete dönüştüğü, ilahi nurun kalbi dirilttiği belirtilir. Bu ayet, adaletin hem dünyevi hem uhrevi boyutunu göstererek, inkâr ve gaflet içindeki kişinin bu dünyada dahi eylemlerinin sonucunu yaşadığını, Allah'a yönelenin ise bu dünyada bile rahmetin kokusunu duyduğunu ifade eders.277. Sûrenin genel mesajı, Allah'ın her şeye egemen olduğunu ve insanın akıl ve iradesinin O'nun mutlak iradesiyle çevrili bulunduğunu gösterirs.22.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 22, 277

Ayrıntı

Ra'd Sûresi 28. ayetinin tefsiri, tasavvufî bir bakış açısıyla kalbin Allah'a yönelişinin önemini vurgular. Bu yöneliş, sâlikin nefsinin oyunlarını idrâk etmesi ve ilahi hakikate doğru bir sülûk başlatmasıyla gerçekleşirs.277. Kalbin bu ilahi yönelişi, içsel azap ve sıkıntıların yerini rahmete bırakmasına vesile olur; zira ilahi nur, kalbi yeniden diriltir ve ona hayat bahşeders.277. Bu durum, Fecr Sûresi'nin son ayetlerinde bahsedilen Nefs-i Mutmeinne, Râdıyye ve Merdıyyye mertebelerine ulaşma çabasıyla da ilişkilendirilebilir (Fecr Sûresi, Wiki). Ayet, adaletin hem dünyevi hem de uhrevi boyutlarını ele alır. İnkâr ve gaflet içinde olan bir kişi, bu dünyada dahi kendi eylemlerinin neticeleriyle yüzleşirken, Allah'a yönelen bir kişi bu dünyada bile ilahi rahmetin tecellilerini müşâhede eders.277. Ra'd Sûresi'nin genelinde, evrenin ilahi düzene göre işlediği ve her şeyin Allah'ın ilmî planı içinde varlık bulduğu vurgulanırs.25. Bu bağlamda, gök gürültüsü gibi tabiat olayları dahi Allah'ın kudretinin birer delili olarak sunulur ve insanı teslimiyete, sabra ve tevekküle yöneltirs.22. Sûre, Kur'an'ın Allah'ın kelâmı ve ilahi ışığı olduğunu, her harfin O'nun kudretinin bir tecellisi olduğunu belirtirs.25. Bu tefsir, insanın Allah ile, tabiatla ve kendi nefsiyle olan ilişkisini kevnî ve bâtınî boyutlarda ele alarak, hakikî imanın ve teslimiyetin önemini derinlemesine işlers.25, s.12.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 12, 22, 25, 277

Bu eserdeki ayet yorumlama metodu nasıldır?

Bu eserde ayet yorumlama metodu, ayetlerin hem zahirî (kelâmî) hem de bâtınî (irfanî) boyutlarını ele alarak, okuyucuyu tevhidin hem bilgi hem de varoluşsal derinliğine ulaştırmayı hedefler. Ayetler, sadece lafzî emirler veya ilahî otoritenin doğrudan tecellisi olarak değils.32, 11, aynı zamanda varlık âleminin her zerresinde ve insanın içsel hakikatinde Allah'a giden birer işaret, nişan ve delil olarak görülürs.32. Bu yorumlama, insanın kalbinde ve zihninde bir bütünlük oluşturmayı, imanı pekiştirmeyi ve Allah'a kavuşma yolunda rehberlik etmeyi amaçlars.68. Özellikle irfanî açıdan, ayetler Hak'ın isim ve sıfatlarının tecellileri, âlemin sırları ve Levh-i Mahfûz'daki hakikatle ilişkilendirilir, böylece arif bir gönlün ayetleri kalpte temaşa etmesi ve Kur'an'ın hakikatiyle bâtınî bir şahitlik hâli vurgulanırs.335.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 11, 32, 68, 335

Ayrıntı

Bu eserde ayet yorumlama, kelâmî ve irfanî olmak üzere iki temel boyutta ele alınır. Kelâmî açıdan, ayetler Kur'an'ın ilahi menşeini, lafız ve mana yönüyle mucizevîliğini vurgular; "Kitap" kelimesi Kur'an'ın tamamını, "ayetler" ise bu kitabın parçalarını ifade eders.32, 11. Her bir ayet, Allah'ın mutlak hikmetiyle şekillenen ve insanlara doğru yolu gösteren bir rehberdir, imanları güçlendirmeye ve onları hem akıl hem de kalp ile Allah'a yöneltmeye davet eders.68, 10. Bu bağlamda, ayetler tartışmaya açık bir metin değil, ilahi otoritenin doğrudan bir tecellisi olarak görülür, bilgi ve hüküm açısından nihai kaynağın Allah olduğunu ifade eders.32.

İrfanî açıdan ise ayetler, varlık âleminin her zerresinin Allah'ın bir ayeti olduğunu ve Kur'an'daki her cümlenin insanın içsel hakikatine bir yolculuk başlattığını bildirirs.32. "Ayet" kelimesi, dışsal dünyada ve içsel hakikatte Allah'a giden yolda birer durak ve rehber olarak işlev görürs.32. Bu yorumlama, tevhidin yalnızca bilgi değil, varoluşsal bir yöneliş olduğunu vurgular; insan, benlik iddiasından vazgeçtiği ölçüde ayetlerin bâtınını yaşars.254. İrfanî bakış açısıyla, "Kitab'ın bilgisine sahip olmak" zahirî kitap bilgisiyle sınırlı değildir; varlığın ilahi düzeniyle, kevnî ayetlerle ve Levh-i Mahfûz'daki hakikatle ilişkilidirs.335. Arif bir gönül, Allah'ın ayetlerini kalpte temaşa eder ve Kur'an'ın hakikatiyle bâtınî bir şahitlik hâli yaşars.335. Kalp, Allah'ın nazargâhı, yani Allah'ın tecellisinin mekânı olarak kabul edilir ve ruhsal huzurun temel kaynağı Allah'a yönelmekle açıklanırs.247. Bu metodoloji, tevhidin korunmasının iman açısından mutlak gereklilik olduğunu ve Allah'a ortak koşmanın hakikati idrakin önündeki en büyük engel olduğunu açıkça bildirir; Allah'ın "görmesi" ilahi idrak ve tecelli anlamı taşır ve insanın kendi iç dünyasında murakabe bilincine ermesini öğütlers.269.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 10, 11, 32, 68, 247, 254, 269, 335

Ra'd Sûresi'nde secde ayeti var mıdır?

Evet, Ra'd Sûresi'nde bir secde ayeti bulunmaktadır. Bu ayet, Sûre'nin 15. ayetidir ve "Göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah'a boyun eğer" mealini taşırs.186. Bu ayet, evrenin Allah'ın kudretine ve egemenliğine olan teslimiyetinin bir sembolü olarak kabul edilir ve sûrenin temel mesajlarından biri olan imanla tefekküre ve teslimiyete çağıran irfanî bir tecelliyi ifade eders.25.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 25, 186

Ayrıntı

Ra'd Sûresi, adını 13. ayetinde geçen ve "gök gürültüsü" anlamına gelen "ra'd" kelimesinden alır. Bu kelime, tüm evrenin Allah'ı hamd ile tesbih ettiğini bildirerek, Allah'ın kudretine ve egemenliğine teslimiyetin bir sembolü olarak öne çıkars.25. Sûre, "Elif Lâm Mîm Râ" gibi hurûf-ı mukatta'a ile başlar ki bu kesik harfler, Kur'an'ın ilahi kaynağını ve beşer sözü olmadığını gösterirs.28. Ra'd Sûresi'nin 15. ayeti, secde ayeti olarak kabul edilir ve bu ayet, göklerde ve yerde olan her şeyin, kendi iradesiyle veya zorunlu olarak, gölgeleriyle birlikte sabah akşam Allah'a secde ettiğini ifade eders.186. Bu durum, sûrenin genelinde vurgulanan Allah'a yönelmenin, hakiki imanın ve teslimiyetin önemini pekiştirirs.25. Sûre, kelami, ilmi ve irfani bakış açılarıyla üç katmanlı bir yapıda ele alınarak, her bir ayetin insanın kalbinde bir nur, uyanış ve fark ediş meydana getirmesi hedeflenirs.2, s.335. Bu bağlamda, secde ayeti de okuyucuyu imanla tefekküre ve teslimiyete çağıran derin bir ilahi mesaj taşırs.25.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 2, 25, 28, 186, 335

Bu tefsir kimler için yazılmıştır?

Ra'd Sûresi tefsiri, Kur'an'ın hem zahirî hem bâtınî boyutlarını idrak etmek isteyen, kalbî derinlik arayan ve manevî bir uyanış hedefleyen sâlikler için yazılmıştır. Özellikle "kitap verilen kimseler" ifadesiyle kastedilen, yalnızca dışsal bilgiye değil, aynı zamanda içsel marifete sahip olan, Kur'an'ın ilahi sırlarla dolu olduğunu idrak edebilen kişilere hitap eders.285. Bu tefsir, Eş'arî kelâmî, ilmî (sebep-sonuç) ve irfânî üslup bütünlüğü içinde, Kur'an'ın her kalbe her çağda ve her nefeste yeniden indiği hakikatini keşfetmek isteyenler için bir rehber niteliğindedirs.21, s.335.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 21, 285, 335

Ayrıntı

Bu tefsir, Terzibaba Necdet Ardıç riyâsetindeki "İrfanî ve İşârî Kur'an Tefsiri" projesinin bir parçası olup, Kur'an'ın kalpte yeniden doğuşunu hedefleyen manevî bir sefer olarak tasarlanmıştırs.1. Tefsirin hitap ettiği kitle, Kur'an'ın lafızlarının ardındaki mana âlemine yönelmek isteyen, ilahi sırları idrak etmeye çalışan kişilerdirs.285. Necdet Ardıç ekolünden gelen Abdürrezzak Tek tarafından kaleme alınan bu eser, Kur'an'ı akıl ve vahiy dengesinde açıklayarak Allah'ın mutlak egemenliğini vurgulayan Eş'arî tefsir yöntemini kullanırs.23, Wiki: Abdürrezzak Tek. Aynı zamanda, tasavvufî bakış açısıyla uyumlu ilmî açıklamalar sunarak, vahyin işaret ettiği yasaları anlamak ve hayata tatbik etmek için bir araç olarak bilimi kullanır; seküler bir dünya görüşünün ürünü değildirs.23. Tefsir, "nefsini bilen Rabbini bilir" hadis-i kudsîsinde ifade edildiği gibi, nefse ârif olabilmek için her bir âyetin kalpte bir nur, bir uyanış ve bir fark ediş meydana getirmesini amaçlars.335. Bu bağlamda, sâlikin kendi bireysel hikâyesini değil, insan türü için yazılmış ilahî senaryonun izlerini okumasına yardımcı olmayı hedeflers.181. Dolayısıyla, bu tefsir, Kur'an'ın zahirî ve bâtınî boyutlarını bütüncül bir biçimde kavramak isteyen, kalbî derinlik ve manevî ilerleme arayışında olan herkes için bir kılavuzdurs.24.

Kaynaklar: Ra'd Sûresi — s. 1, 23, 24, 181, 285, 335