İçeriğe atla
Saff Sûresi kapak gorseli

Saff Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

187 sayfa~281 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçtefsirdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Kur'an-ı KerimSûre (Kur'an)Tefsir İlmiİslami İlimlerNecdet Ardıç EserleriTerzibaba EserleriAyet YorumuHadisFıkıhKelam

Sıkça Sorulan Sorular

Terzibaba'nın 'Saff Sûresi' eseri ne anlatıyor?

Terzibaba'nın "Saff Sûresi" eseri, Kur'ân-ı Kerîm'in Saff Sûresi'nin tasavvufî bir tefsiridir. Eser, sûrenin Medine döneminde Uhud Gazvesi'nden sonra nâzil olduğunu ve müminlerin Allah yolunda saf tutarak savaştıklarını ifade eden dördüncü âyetteki "saff" kelimesinden adını aldığını belirtirs.3. Çalışma, saflık ve safiyet hâlinin muhafaza edilmesini niyaz ederek başlar ve biters.179. Eser, sûrenin ayetlerini tasavvufî kavramlarla ilişkilendirerek, sâlikin Hak'la olan ilişkisini ve kemâl mertebelerini açıklamayı hedefler. Özellikle Fusûs'ül Hikem'deki Âdem ve Nuh fassları gibi tasavvufî metinlere atıflar yaparak sûrenin derin anlamlarını açığa çıkarmaya çalışırs.1, s.15, s.18.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 1, 3, 15, 18, 179

Ayrıntı

Terzibaba'nın "Saff Sûresi" adlı eseri, Kur'ân-ı Kerîm'in altmış birinci sûresi olan Saff Sûresi'nin tasavvufî bir yorumunu sunar. Eser, sûrenin adını, müminlerin Allah yolunda saf tutarak savaştıklarını ifade eden dördüncü âyetteki "saff" kelimesinden aldığını belirtir ve bazı rivayetlerde Mekke'de nâzil olduğu söylense de Medine döneminde Uhud Gazvesi'nden sonra indiğini ifade eders.3. Sûre, aynı zamanda "Havâriler sûresi" olarak da isimlendirilmiştir ve bazı sahâbîlerin, amellerin hangisinin Allah katında daha değerli olduğunu bilmeleri halinde onu yerine getireceklerini söylemeleri üzerine nâzil olmuşturs.3.

Eserin temel amacı, sûrenin ayetlerini tasavvufî bir bakış açısıyla ele alarak, sâlikin mânevî yolculuğundaki mertebeleri ve Hak ile olan ilişkisini açıklamaktır. Bu bağlamda, "saflık" ve "safiyet" hâlinin Cenâb-ı Hakk'tan muhafaza edilmesini niyaz ederek çalışmanın sonuna gelindiği ifade edilirs.179. Kitap, Fusûs'ül Hikem'deki Âdem fassı ve Nuh fassı gibi tasavvufî eserlere atıflar yaparak sûrenin ayetlerini bu derinlikli kavramlarla ilişkilendirirs.1, s.15, s.18. Örneğin, "Ahmed" isminin Necm Sûresi ile bağlantısı gibi konulara değinilirs.1, s.176. Eser, Cenâb-ı Hakk'ın sıfatlarının zuhuruyla kemâl ehlinde fenâ ve bekâ hâllerinin zâhir olduğunu ve her bir sıfatın insanda faaliyete geçen bir sıfatı meydana getirdiğini vurgulars.88. Ayrıca, eserde "Kulillâhi sümme zerhüm" (Allah de, gerisini bırak) ilkesine atıfta bulunularak tevhidin özü ve fenâfillah makamının sırrına işaret edilir (Kulillâhi Sümme Zerhüm). Bu, sâlikin nefsinin hilâfetini Hak'a teslim etmesi ve Hak'tan başka kimse olmadığını ayân etmesi anlamına gelen halîfelik kavramıyla da ilişkilendirilebilirK1. Eser, tasavvufî yolculukta "sahv-i ba'de's-sekr" gibi kemâl mertebelerine ulaşmanın önemini de dolaylı olarak ima eder, zira bu mertebe Hak'la birlikte ama ayık olma hâlidirK1.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 1, 3, 15, 18, 88, 176, 179 · K1, s. 1, 137

Terzibaba Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki önemli mürşidlerinden biridir ve tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Kendisine "Terzi Baba" lakabı verilmiştirs.143. Nûsret Tura Uşşâkî Efendi'den aldığı ilahî emanetle, Hakikat-i Muhammediye'nin tecelli ve zuhur mahalli olarak kabul edilirs.143, 160, 161. Silsilesi Hz. Ali'den Hasan Hüsamettin Uşşaki'ye ve oradan da kendisine ulaşmıştırs.149.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 143, 149, 160, 161

Ayrıntı

Necdet Ardıç, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki önemli mürşidlerinden biri olarak kabul edilir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna şahsiyetlerdendir (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla tanınır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Kendisine "Terzi Baba" lakabı verilmiştirs.143.

Necdet Ardıç'ın tasavvufî konumu, mürşidi Nûsret Tura Uşşâkî Efendi ile olan ilişkisinde belirginleşir. Nûsret Baba, ilahî emaneti Necdet Ardıç'a devretmeden önce "Benim sebebi vücûdum sen imişsin" sözünü söylemiştirs.161. Bu durum, "Nusret"te gizlenen sırrın "Necdet" olması ve "İsm-i Necdet"in, "İsm-i Nusret"in de kendisine bağlanacakların kökü, atası ve yardımcısı olacağının bir ispatı olarak yorumlanırs.161. "Nusret" ile "Necdet"in muhabbeti, "Hakikat-i Muhammediye"yi zuhura çıkarmıştırs.160. Her iki ismin de Arapça yazılışlarında "nun" harfiyle başlayıp "te" harfiyle sona ermesi bu muhabbetin bir başka yönüne işaret eders.160.

Necdet Ardıç, "Hakikat-i Muhammediye"nin tecelli ve zuhur mahalli olarak görülürs.143. Onun "bâtıni velâyetine" işaret eden bir diğer husus, mürşidi Nûsret Tura Uşşâkî Efendi'nin kendisine yazdığı mektuplara "Gözümün Nûr'u" diye başlamasıdırs.150. Tasavvufî silsilesi, Hz. Ali'den Hasan Hüsamettin Uşşaki'ye ve oradan da Necdet Ardıç'a kadar ulaşmıştırs.149. "Nusret-zafer-Fetih" aynasından yansıyan "Sevb-Elbise ve Senâ" sırrının kendisine aktarıldığı belirtilirs.163. Necdet Ardıç'ın ismi, Kur'ân-ı Kerim'de dağınık vaziyette en az 1322 adet bulunduğu belirtilen harf sayılarıyla da ilişkilendirilirs.142, 144. Eserleri arasında Gönülden Esintiler – Kûr’ân-ı Kerim’de Yolculuk ve Fetih Sûresi ve Feth’in Hakikatleri gibi çalışmalar yer alırs.190, 191. Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler, Necdet Ardıç ekolünden gelerek onun riyasetindeki tasavvuf serisi içinde eserler kaleme almışlardır (Abdürrezzak Tek - Wiki, Terzi Oğlu Cem Cemâlî - Wiki).

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 142, 143, 144, 149, 150, 160, 161, 163, 190, 191

Bu eser sadece tefsir bilenler için mi?

Necdet Ardıç'ın tasavvufî tefsirleri, sadece zâhirî tefsir bilgisine sahip olanlara değil, bilakis âyetlerin iç, derûnî, enfüsî ve bâtınî mânâlarını arayan irfan ehline hitap etmektedirs.2. Eser, mevcut tefsirlerin tek bir insan nesli üzerine bina edilmiş yorumlarının aksine, ilâhî ve risâlet bilgilerinin farklı boyutlarını araştırmayı hedeflers.36. Bu tefsirler, sâlikin kendi özündeki kapalı sahaları açığa çıkarmayı ve mânevî fethi gerçekleştirmeyi amaçlars.157. Dolayısıyla, eser, Kur'an'ın irfanî ve bâtınî boyutlarına ilgi duyan, mücâhede ve mükâşefe yoluyla hakikatlere ulaşmayı hedefleyen herkes için bir rehber niteliğindedir.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 2, 36, 157

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın tasavvufî tefsirleri, Kur'an âyetlerinin sadece zâhirî anlamlarını değil, aynı zamanda içsel, derûnî ve bâtınî mânâlarını da ele almaktadırs.2. Bu yaklaşım, mevcut tefsirlerin çoğunlukla tek bir insan nesli veya zâhirî olaylar üzerine odaklanmasından farklıdırs.36, s.48. Yazar, ilâhî ve risâlet bilgilerinin daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulayarak, bu tefsirlerin asıl amacının, okuyucunun kendi özündeki kapalı kalmış sahaları açığa çıkarmak ve mânevî bir "fetih" sağlamak olduğunu belirtirs.157.

Eser, "Rububiyet mertebesinden anlatımı verilen bu hadisede varlıklar bu mertebenin gereği birer kimlik almaktadırlar" ifadesiyle, varlıkların esmâ mertebesindeki kimliklerini ve meleklerin sıfat mertebesindeki kuvvet hükmünü açıklars.45. Bu tür derinlemesine açıklamalar, sadece zâhirî bilgiye sahip olanların değil, aynı zamanda tasavvufî idrâk ve mârifet arayışında olanların da ilgisini çeker. Eser, "Hak'ın her bir ismi bir eseri icat eder. Bizde meydana gelen eseri O'nun bir ismi meydana getirtir" diyerek, irfan ehlinin Hak'ın tecellîlerini nasıl müşâhede ettiğini ortaya koyars.88. Bu bakış açısı, şeriat ehlinin "sen sensin" anlayışından farklı olarak, ariflerin Hak'ın kullandığı birer "makine" olduğu idrâkini sunar. Dolayısıyla, bu tefsirler, Kur'an'ın irfanî boyutlarını keşfetmek isteyen, mücâhede ve mükâşefe yoluyla hakikatlere ulaşmayı hedefleyen sâlikler için önemli bir kaynak teşkil eder. Eser, "yakıyn" (ikân) ehli olan gerçek mü'minlerin idrâklerine sunulan bir tefekkür çalışmasıdırs.160.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 2, 36, 45, 48, 88, 157, 160

Eserde geçen 'tesbih' kavramı tasavvufta ne anlama gelir?

Verilen kaynaklarda 'tesbih' kavramının tasavvuftaki anlamına dair doğrudan bir açıklama bulunmamaktadır.

Saff Sûresi'ndeki 'Ahmed' isminin tasavvufî yorumu nedir?

Saff Sûresi'ndeki "Ahmed" ismi, tasavvufî açıdan hamd kökünden gelen, herkesten daha çok öven ve övülen bir makamı işaret eder. Bu isim, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) "hamd" sancağının taşıyıcısı olduğunu ve ümmetinin dualarının bu sancak altında toplandığını gösterirs.142. "Ahmed" kelimesi, "hamd" kelimesinin başına bir "elif" eklenmesiyle oluşur ve bu durum, "hamd"in taşıyıcısı olarak "Ahmed"in zuhurunu simgelers.142. İsa (a.s.) tarafından müjdelenen "Ahmed" ismi, aynı zamanda Hz. Peygamber'in doğum yılı olan 571 ile de bağlantılıdırs.10. Bu isim, tasavvufta kulluğun en kemâl ifadesi olan medih ve teşekkürün menşei olan "hamd" kavramıyla derin bir ilişki içindedirK1.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 10, 142 · K1, s. 146

Ayrıntı

Saff Sûresi'nin 6. âyetinde geçen "Ahmed" ismi, tasavvufî irfanda özel bir yere sahiptir. Bu isim, "hamd" kökünden türemiş bir ism-i tafdîl olup, "herkesten daha çok öven, herkesten daha çok övülen" anlamını taşırs.140. Kur'ân'da sadece bu âyette zikredilen "Ahmed" ismi, Hz. İsa (a.s.) tarafından müjdelenen peygamberi ifade eders.1.

Tasavvufî yorumda, "Ahmed" isminin başındaki "elif" kaldırıldığında "hamd" kelimesinin ortaya çıkması, "Ahmed"in "hamd"in taşıyıcısı olduğunu gösterirs.142. Bu durum, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) "Liva-ül Hamd" sancağının taşıyıcısı olduğunu ve ümmet-i Muhammed'in bütün dualarının bu hamd sancağının altında toplandığını vurgulars.142. "Hamd", tasavvufta sâlikin Hakk'a yönelik kulluğunun en kemâl ifadesi olan medih ve teşekkürün adıdırK1. Bu bağlamda "Ahmed" ismi, hamd makamının zirvesini temsil eder.

"Ahmed" isminin ebced değeri 53'türs.2. Ayrıca, Saff Sûresi'nin 61. sûre ve 6. âyet olması (61/6), bu sayıların toplamının (6+1+6=13) İncil'de müjdelenen "Peraklit" isminin ebced değeriyle örtüşmesi, "Ahmed"in Hz. Muhammed (s.a.v.) olduğunu açıkça ortaya koyars.118, s.140. Necdet Ardıç'ın irfan geleneğinde, "Ahmed" isminin sayısal değerleri ve sûre-âyet bağlantıları, Hz. Peygamber'in doğum yılı olan 571 ile de ilişkilendirilmiştirs.10. Bu, "Ahmed" isminin sadece bir isim olmaktan öte, ilâhî bir işaret ve hakikat taşıyıcısı olduğunu gösterir.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 1, 2, 10, 118, 140, 142 · K1, s. 146

Kitapta neden sayılar ve harf değerleri (ebced) kullanılıyor?

Sayılar ve harf değerleri (ebced hesabı) tasavvufî metinlerde, özellikle Saff Sûresi şerhinde, Kur'ânî hakikatlerin, ilâhî isimlerin ve peygamberî sırların bâtınî boyutlarını keşfetmek, mânevî bağlantıları ortaya koymak ve bu bağlantılar üzerinden derin anlamlar idrâk etmek amacıyla kullanılır. Bu yöntem, harflerin sayısal karşılıkları aracılığıyla metinler arasında gizli ilişkiler kurarak, zâhirde görünmeyen hakikatleri müşâhede etmeye yarar. Örneğin, İncil'in ebced değeri olan 12'nin Hakikat-i Muhammediyye'ye işaret etmesis.126 veya "Peraklit" isminin ebced değerinin 13 olup Ahmed (Muhammed) ismine bağlanmasıs.118, bu tür bâtınî keşiflere örnek teşkil eder.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 118, 126

Ayrıntı

Tasavvufî metinlerde sayıların ve harf değerlerinin (ebced hesabı) kullanılması, zâhirî anlamların ötesinde bâtınî hakikatlere ulaşma gayesine dayanır. Bu yöntem, Kur'ân'ın ve diğer kutsal metinlerin derinliklerindeki gizli sırları açığa çıkarmak için bir anahtar işlevi görür. Harflerin sayısal değerleri, kelimeler ve cümleler arasında mânevî bir bağ kurarak, ilâhî isimlerin, peygamberlerin ve olayların birbirleriyle olan ilişkilerini farklı bir boyutta idrâk etmeyi sağlar. Örneğin, Saff Sûresi'nin kendi içindeki sayısal değerler (Mushaf sıra numarası 61, nüzul sıra numarası 109, âyet sayısı 14 gibi) ve bu rakamların toplamının (11) farklı bağlantılara işaret etmesis.6, sûrenin bâtınî yapısını gözler önüne serer.

Bu kullanımın temelinde, kâinatın ve ilâhî kelâmın bir düzen ve ölçü içinde yaratıldığı inancı yatar. Harflerin ve sayıların bu düzenin bir parçası olduğu düşünülür. "Fâsılaları ص، م، ن harfleridir. (Sad) harfi 1 adet, Sıfât mertebesidir. (Mim) harfi 1 adet, Hakikat-i Muhammediyedir. (Nun) harfi “12” adettir, Hakikat-i Muhammediyenin Kudret Nun-u ile Nûr-u Muhammediye olmasıdır"s.7 ifadesi, harflerin sadece ses değil, aynı zamanda mânevî mertebeleri ve hakikatleri temsil ettiğini gösterir. Ebced hesabı, bu mânevî temsilleri somutlaştırarak, metinler arası uyumu ve ilâhî hikmeti keşfetmeye yardımcı olur. "Gâr" kelimesinin ebced değeri olan 1201'in 12 ve 1 rakamlarına ayrılıp 13'e ulaşması ve Eshab-ı Kehf'in kaldığı 309 yılın rakamlarının toplamının (3+9=12) yine belirli bir yere bağlanmasıs.139, bu tür derinlemesine bağlantı kurma çabalarına örnektir. Ayrıca, "Ayn" ve "Sin" harflerinin ebced değerlerinin toplamının 13 etmesi ve "İsâ" isminin de 13'e bağlı olmasıs.121, farklı peygamberlerin ve kavramların mânevî birliğini vurgular. Bu sayede, zâhirde birbirinden ayrı görünen unsurlar arasında bâtınî bir bütünlük ve ahenk olduğu müşâhede edilir.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 6, 7, 121, 139

Eserde geçen 'Allah'ın yardımcıları olun' ifadesi nasıl yorumlanıyor?

Eserde geçen "Allah'ın yardımcıları olun" ifadesi, Saff Sûresi'nin 14. ayetinde geçen bir hitap olup, müminlere Allah'a giden yolda yardım etmeleri çağrısıdır. Bu ifade, Allah'ın yardıma ihtiyacı olduğu anlamına gelmez; aksine, iman edenlere özel bir hususiyet ve şeref vermek amacıyla kullanılmıştırs.167. Tasavvufî marifet mertebesinde ise bu hitap, gönüldeki Hakikat-i Muhammedi Mescidi'ne hicret edenlere yardım eden "Nasır-Ensar" (yardım-yardımcılar) sırrını ifade eder. Bu yardım, Ahadiyet mertebesinden gelen ilahi bir destek olarak yorumlanırs.167. Ayet, müminlerin Allah'ın dinine yardım etmeleri durumunda ilahi yardıma mazhar olacaklarını, aksi takdirde kendi günahları sebebiyle bu yardımdan mahrum kalacaklarını belirtirs.173.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 167, 173

Ayrıntı

"Allah'ın yardımcıları olun" hitabı, Saff Sûresi'nin 14. ayetinde Meryem oğlu İsa'nın havarilerine yönelttiği "Allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?" sorusuna havarilerin "Allah (yolunun) yardımcıları biziz" cevabı bağlamında ele alınırs.173. Bu ifade, Allah'ın yardıma ihtiyacı olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır; zira Allah mutlak güç ve hikmet sahibidirs.6. Ayetteki "Na" (biz) ifadesi, Allah'ın sıfat ve esmasına bir hususiyet verdiği gibi, bu hitap da iman edenlere özel bir hususiyet ve şeref vermek için kullanılmıştırs.167. Marifet mertebesinde bu sır, "Nasır-Ensar" (yardım-yardımcılar) kavramıyla açıklanır. Bu, gönüldeki Hakikat-i Muhammedi Mescidi'ne hicret edenlere yapılan yardımı ifade eders.167. Nasr Sûresi'ndeki "Allah'ın yardımı ve fethi geldiği zaman" ifadesiyle de Ahadiyet mertebesinden gelen ilahi yardım haber verilirs.167. Bu hitap, her zaman için Allah'ın dinine yardım edecek bütün müminleri kapsayan bir vaad ve müjdedir. Eğer müminler Allah'ın yardımcıları olmazlarsa, O'nun yardımından mahrum kalırlar ve bunun sebebini Hak dinde değil, kendi günahlarında aramaları gerekirs.173. Bu bağlamda, Allah'ın yardımcıları olmak, ilahi fethe ve yardıma nail olmanın bir yoludurs.7.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 6, 7, 167, 173

Bu eseri okumak manevî hayatıma nasıl bir katkı sağlar?

Verilen kaynaklarda, bahsedilen eserin manevî hayata nasıl bir katkı sağlayacağına dair doğrudan bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak, kaynaklarda adı geçen Şerif Kır'ın tasavvuf yolunda Necdet Ardıç riyasetinde gelişen irfan geleneğinin önemli müelliflerinden biri olduğu ve özellikle Kur'ân-ı Kerîm sûrelerinin tasavvufî tefsirine katkılarıyla tanındığı belirtilmektedir (Şerif Kır, wiki). Bu bilgi, eserin tasavvufî bir tefsir niteliğinde olabileceğini ve dolayısıyla okuyucunun manevî idrakini derinleştirmeye yönelik bir potansiyel taşıdığını düşündürmektedir. Ayrıca, Mustafa Tahralı'nın İbn Arabî'nin Füsûsu'l-Hikem eserinin anlaşılmasına yönelik çalışmalarıyla tanınması ve Ahmed Avni Konuk gibi irfan ehlinin şerhlerinin gün yüzüne çıkmasına vesile olması (Mustafa Tahralı, wiki), eserin tasavvufî hakikatleri açıklayan bir şerh veya tefsir olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.

Ayrıntı

Şerif Kır'ın Kur'ân-ı Kerîm sûrelerinin tasavvufî tefsirine yaptığı katkılar göz önüne alındığında (Şerif Kır, wiki), bu eserin de Kur'an ayetlerinin bâtınî manalarını açığa çıkararak okuyucunun manevî derinliğini artırması beklenebilir. Tasavvufî tefsirler, ayetlerin zâhirî anlamlarının ötesindeki hikmetleri ve ilâhî işaretleri keşfetmeye yardımcı olur. Bu sayede sâlik, Kur'an'ın sadece bir metin olmadığını, aynı zamanda Hakk'ın kelâmının kalbe inen bir tecellîsi olduğunu idrak edebilir.

Eserde, "iki elimiz bir elin iki görünümüdür" ve "sağ da Hakikat-i İlâhiyedir" gibi ifadelers.101, vahdet-i vücud anlayışına işaret etmektedir. Bu tür bir bakış açısı, okuyucunun varlığın birliğini ve her şeyin Hakk'ın tecellîsi olduğunu kavramasına yardımcı olabilir. Bu idrak, sâlikin dünya görüşünü dönüştürerek, her varlıkta ilâhî bir veçhe görmesini ve böylece Hakk'a olan yakınlığını artırmasını sağlayabilir.

Tasavvufî metinler, sâlikin nefsini muhasebeye çekmesine, kalbini arındırmasına ve manevî mertebelerde ilerlemesine vesile olur. Mükâşefe kavramı, "sâlikin gayb âleminden veya Hak'tan kalbine inen doğrudan idrâklere" verilen isimdir ve mücâhedenin meyvesidirK1. Bu eser, okuyucuyu mücâhedeye teşvik ederek, kalbinde mânevî mükâşefelerin zuhur etmesine zemin hazırlayabilir.

Ayrıca, rûhun "insanın aslî hakîkati" olmasıK1 ve mîzânın "kalbin Hak ile halk arasındaki dengesi"K1 gibi kavramlar, tasavvufî eserlerin okuyucuya kendi iç âlemini keşfetme ve manevî dengesini bulma yolunda rehberlik ettiğini gösterir. Bu eser de benzer şekilde, okuyucunun kendi rûhî yapısını anlamasına ve hayatındaki dengeyi ilâhî ölçülerle kurmasına katkı sağlayabilir.

Kaynaklar: Saff Sûresi — s. 101 · K1, s. 48, 50, 101