
Sohbet Arası Sohbetler CD 11 (2002)
Terzibaba - Necdet Ardıç
Anahtar Kelimeler
İlgili Konular
Sıkça Sorulan Sorular
Sohbet Arası Sohbetler ne demektir?⌄
"Sohbet Arası Sohbetler", Necdet Ardıç'ın, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan bir mürşid olarak, çeşitli mekânlarda ve farklı dinleyicilere yaptığı spontane irfan sohbetlerinin kayıt altına alınmış halidirs.1, s.2. Bu sohbetler, mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımı olan tasavvufî sohbetin bir türüdürK1. Her ne kadar bazı konular tekrar gibi görünse de, dinleyicilerin haline ve zamanın gereklerine göre şekillendiği için her bir sohbetin kendine özgü bir niteliği vardır ve bu tekrarlar aslında eğitimin bir gereğidirs.2, s.35.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 1, 2, 35 · K1, s. 29
›Ayrıntı
"Sohbet Arası Sohbetler", Necdet Ardıç'ın, konulu sohbetleri arasında verilen çay molalarında veya herhangi bir yerde sorulan sorular üzerine, herhangi bir seyir takip etmeden yaptığı konuşmaların ses kayıtlarından yazıya dökülmesiyle oluşmuş bir eser serisidirs.1. Bu eserler, Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden Necdet Ardıç'ın tasavvufî irfan geleneğini geniş kitlelere ulaştırma çabasının bir ürünüdür (Necdet Ardıç (Terzibaba) - WIKI). Tasavvufta sohbet, mürşidin sâlike yaptığı manevî yoldaşlık, eğitim ve hâl aktarımı olarak tanımlanırK1. Bu bağlamda, "Sohbet Arası Sohbetler" de bu manevî eğitimin bir parçasıdır. Eserde yer alan sohbetler, değişik mahallerde ve farklı kimselere yapıldığı için, aynı mevzuların başka kimselere de aktarılması gerektiğinden bazı tekrarlar içerebilir. Ancak bu tekrarlar, eğitimin bir gereği olarak görülür ve her sohbetin kendine ait bir özelliği olduğu vurgulanırs.2. Zira sohbetler, zamanın ve zeminin oluşumuna göre, dinleyenlerin haline göre yönlendirilir; gerektiği yerde gerektiği kadar açılır veya gizli tutulurs.35. Bu durum, tasavvufî sohbetin sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda kalpten kalbe feyiz aktarımı olduğu ve dinleyicinin idrak seviyesine göre şekillendiği anlayışıyla örtüşmektedirK1. Hz. Ali Efendimiz'in, Hz. Rasulullah'ın sohbetlerinde tevhid hakikatlerini dinledikten sonra içinde kaynayan bu hakikatleri kiminle paylaşacağını düşünmesi, sohbetin derinliğini ve manevî etkisini gösteren bir örnektirs.59.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 1, 2, 35, 59 · K1, s. 29
Terzibaba kimdir?⌄
Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. "Terzibaba" lakabıyla tanınan Ardıç, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla tanınır. Onun ekolünden gelen müellifler arasında Terzi Oğlu Cem Cemâlî ve Abdürrezzak Tek gibi isimler bulunmaktadır.
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, tasavvuf dünyasında "Terzibaba" olarak bilinen önemli bir mürşittir. Kendisi, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki temsilcilerinden olup, tasavvufî irfanı çağdaş dönemin idrakine sunma gayretiyle öne çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Eserleri ve irşad faaliyetleriyle tasavvufun temel prensiplerini ve derinliklerini geniş kitlelere aktarmıştır. Bu bağlamda, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri ve İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı klâsik eserine yaptığı şerh, onun tasavvufî düşüncesinin ve yorum kabiliyetinin önemli göstergeleridir (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Terzibaba'nın öğretileri, kendi ekolünden gelen müellifler tarafından da devam ettirilmiştir. Örneğin, Terzi Oğlu Cem Cemâlî, Terzibaba Necdet Ardıç riyâsetindeki tasavvuf serisi içinde Mü'minûn ve Zümer sûrelerinin tefsirlerini kaleme almıştır (Terzi Oğlu Cem Cemâlî - Wiki). Aynı şekilde, Abdürrezzak Tek de bu ekolün bir parçası olarak Sâd, Câsiye ve Vâkı'a sûrelerinin tefsirlerini yazmıştır (Abdürrezzak Tek - Wiki). Bu durum, Terzibaba'nın sadece kendi şahsında değil, yetiştirdiği talebeleri aracılığıyla da tasavvufî geleneği sürdüren ve zenginleştiren bir mürşid olduğunu göstermektedir.
Bu kitap ne anlatıyor?⌄
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler CD 11" adlı eseri, Terzi Baba'nın çeşitli vesilelerle yaptığı sohbetlerin derlenmesiyle oluşmuş bir kitaptır. Bu kitap, Terzi Baba'nın irfanî öğretilerini ve tasavvufî hakikatleri okuyucuya aktarmayı amaçlar. Eser, sâlikin tevhid yolundaki seyrini, ibadetlerin bireysel faydalarını, Kur'an'ın mertebelerini ve ilmin vehbî, kesbî ve naklî yönlerini ele alarak tasavvufî bir rehber niteliği taşır. Kitap, Terzi Baba'nın sohbetlerinin yazıya geçirilmesiyle meydana gelmiş olup, bazı konuların farklı mahallerde ve kimselere aktarılması sebebiyle tekrarlar içerebilirs.1-2.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 1, 2
›Ayrıntı
"Sohbet Arası Sohbetler CD 11" adlı bu kitap, Terzi Baba'nın uzun yıllar boyunca yaptığı sohbetlerin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Kitabın oluşum süreci, Terzi Baba'nın ses kayıtlarının kardeşleri ve evlatları tarafından bilgisayarda dinlenerek yazıya geçirilmesi ve ardından tarih sıralamasına göre otuz bölüme ayrılmasıyla gerçekleşmiştirs.1. Bu eser, Terzi Baba'nın irfanî bakış açısını yansıtarak, tasavvufî konuları ve Hakikat yolculuğunu okuyucuya sunar.
Kitapta ele alınan temel konulardan biri, tevhid yolunda olmayan kimselerin ibadetlerini artırarak sevap kazanma arayışlarıdır. Bu ibadetlerin bireysel manada abdiyet yönüyle kişiye fayda temin ettiği, neticede cennet arzusu ve cennet yolu olduğu belirtilirs.77. Eser, Kur'an-ı Kerim'in ve Cenab-ı Hakk'ın varlığının ancak yaşanarak bilinebileceğini vurgular; kitap üzerindeki hesaplarla, yazma ve çizme ile bu işlerin olmayacağını ifade eder. Ayetlerin hangi mertebeleri ifade ettiğinin irfaniyetle bilinmesi ve tatbikatı gerektiği, yani şeriat mertebesinde yaşanması gerektiği üzerinde durulurs.28.
Kitap ayrıca, ilmin farklı kaynaklarına değinir: Vehb, Hakk'ın hibe yoluyla verdiği ilim; Kesb, çalışılarak kazanılan ilim; ve Nakil, muhtelif eserlerden (Mesnevi-i Şerif, İnsan-ı Kâmil, Fusûsu'l Hikem) ve sohbetlerden müşâhede ile toplanan ilimdirs.129. Bu bağlamda, Abdulkerim Cili'nin "İnsan-ı Kamil" eseri gibi klasik tasavvuf metinlerine atıfta bulunulur (İnsan-ı Kamil, Wiki). Eserde, Kur'an'ın mertebeleri de açıklanır; Ümmü'l Kitap'ta Zat mertebesinde lisanı Allah'ça iken, Sıfat Mertebesine indirildiğinde Furkan ismini aldığı ve içindeki mevzuların birbirinden ayrılıp berraklaştığı ifade edilir. Bu tercümenin Cenab-ı Hakk tarafından yapıldığı belirtilirs.119. Kitab-ül Mübin'in ise Hakk lisanından Rab lisanına tercüme edilerek anlaşılmasının hafifletildiği ve Rububiyet mertebesini ifade ettiği açıklanırs.120. Eser, Terzi Baba'nın diğer kitapları gibi, tasavvufî hakikatlerin ve irfanî bilgilerin aktarılmasına hizmet eder (Terzi Baba, Wiki).
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 1, 28, 77, 119, 120, 129
Kitaptaki gemi kıssasının ibretlik yönü nedir?⌄
Kitaptaki gemi kıssasının ibretlik yönü, Nuh (a.s.)'ın gemisi üzerinden peygamberlerin mu'cizelerinin ve Hak'ın tasarrufunun hakikatini idrak etmektir. Bu kıssa, Nuh (a.s.)'ın "Bismillâhi mecrâhâ ve mürsâhâ" (Hud, 11/41) diyerek gemiye hareket ve durma emri vermesinin, aslında Hak'ın peygamber mahallinde doğrudan tasarrufu olduğunu gösterir. Tasavvufta mu'cize, dış dünyaya yönelik bir ispat aracı olmaktan ziyade, peygamberin ulûhiyet mahallindeki zorunlu bir tezahürüdürK1. Kıssa, bu tür olayları geçmişte kalmış basit birer keramet veya mu'cize olarak görmekten ziyade, günümüzde de tahakkuku gereken, Hak'ın işleyişini anlatan bir ilim olarak ele alınması gerektiğini vurgulars.107.
Kaynaklar: K1, s. 14 · Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 107
›Ayrıntı
Kitapta anlatılan Nuh (a.s.)'ın gemi kıssası, yüzeysel bir anlatımın ötesinde derin bir tasavvufî hakikati barındırır. Nuh (a.s.)'ın gemiye "Bismillâhi mecrâhâ ve mürsâhâ" (Hud, 11/41) diyerek hareket etmesini ve durmasını sağlaması, sıradan bir olay olarak değil, Hak'ın peygamber aracılığıyla gerçekleştirdiği bir tasarruf olarak ele alınırs.107. Bu durum, tasavvuftaki mu'cize anlayışıyla örtüşür. Mu'cize, lugatte 'âciz bırakan, karşı konulamaz' anlamına gelirken, tasavvufta peygamberin nübüvvet iddia etmesini ispatlayan dışsal bir araç olmaktan ziyade, peygamberin ulûhiyet mahallinin zorunlu bir tezahürüdürK1.
Kıssanın ibretlik yönü, bu tür olayların sadece geçmişte yaşanmış, hayranlık uyandıran birer keramet veya mu'cize olarak algılanmaması gerektiğidir. Aksine, bu olaylar, Hak'ın kâinattaki işleyişini ve peygamberler aracılığıyla tecelli edişini anlatan birer ilimdir. Nuh (a.s.)'ın gemi kıssası, bize bu hakikati belirtmiş olur ve bu ilmin günümüzde de tahakkuku gerektiğini vurgulars.107. Bu, aynı zamanda, "İbretlik Hikayeler" başlığı altında Necdet Ardıç'ın manevi terbiye amaçlı hikaye ve kıssaları sunma geleneğiyle de bağlantılıdır; zira bu kıssalar, sadece birer anlatı değil, manevi dersler ve hakikatlerin idrakine vesile olan araçlardırvikipedi. Dolayısıyla, Nuh (a.s.)'ın gemi kıssası, Hak'ın kudretinin ve peygamberlerin bu kudretin tecelligâhı oluşunun, geçmişten günümüze uzanan, sürekli idrak edilmesi gereken bir dersidir.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 107 · K1, s. 14 · Vikipedi: İbretlik Hikayeler
Tasavvufta gurbet ne anlama gelir?⌄
Tasavvufta gurbet, sâlikin fiziksel olarak vatanından uzakta olmasından ziyade, kendi hakikatinden ve Hak'tan uzak düşmesi, mâsivâ ile meşgul olması hâlidir. Bu durum, kişinin Allah ile olan rabıtasının zayıflaması ve gönlünün Hak'tan başkasıyla meşgul olmasıyla ortaya çıkar. Hakikat ehli için, kendi vatanında dahi olsa, sözünü anlayabilecek bir dert ortağından mahrum olmak gurbet sayılırken, dünyanın bir ucunda dahi olsa bir dosta sahip olan kişi garip sayılmazs.2. Gurbet, aynı zamanda sâlikin gaflet hâliyle de ilişkilidir; zira gaflet, Hak'tan, kendi hakikatinden ve ânın ilâhî tecellîsinden uzaklaşma durumudurK1.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 2 · K1, s. 55
›Ayrıntı
Tasavvufta gurbet kavramı, coğrafi bir uzaklıktan ziyade, manevi bir ayrılığı ifade eder. Bir sâlik, kendi vatanında bulunsa bile, eğer gönlü Hak'tan uzak düşmüşse, Hakikat ehli bir dosttan mahrumsa ve Hak ile olan rabıtası zayıflamışsa kendini gurbette hisseders.2. Bu durum, kişinin kendi hakikatini idrak edememesi ve ilahi tecellilerden gafil olmasıyla yakından ilgilidir. Gaflet, tasavvufta sâlikin Hak'tan, kendi hakikatinden ve ânın ilâhî tecellîsinden uzaklaşması, kalbinin mâsivâ (Allah'tan başka her şey) ile dolması hâlidirK1.
Gurbet, sâlikin seyr-i sülûk yolculuğunda karşılaştığı manevi bir hâldir. Bu yolculukta, kişi bazen kabz (sıkışma) hâli yaşarken, bazen de bast (genişleme) hâliyle karşılaşırK1. Gurbet hâli, genellikle kabz hâliyle ilişkilendirilebilir; zira kabz hâlinde kalp daralır, ibadetlerden alınan zevk azalır ve Hak'la mesafe artmış gibi hissedilirK1. Bu durum, sâlikin kendini yalnız ve uzak hissetmesine neden olabilir.
Gurbetten kurtulmanın yolu, "Allah'a kaçmak", yani gönüldeki rabıta ile sohbet etmektirs.2. Bu, kişinin tevhid ilmine yönelmesi, kaynağına ve kökenine dönmesi anlamına gelirs.33. Kendini bilmeden Allah'ı bilmenin imkansız olduğu vurgulanır; dolayısıyla gurbetten çıkış, kişinin kendi nefsini tanıması ve bilmesiyle mümkündürs.33. Bu manevi yolculukta, zorluklar ve gurbet hâlleri, sâlikin olgunlaşmasına ve Hak'ka daha da yaklaşmasına vesile olabilir; zira Cenâb-ı Hakk'ın çekilemeyecek zorluklara sokmayacağı ve gücün üstünde gibi gelen durumlarda dahi o gücü vereceği belirtilirs.12, s.93.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 2, 12, 33, 93 · K1, s. 55, 152
Bu kitap tasavvufa yeni başlayanlar için mi?⌄
Verilen kaynaklarda, "Sohbet Arası Sohbetler CD 11 (2002)" adlı kitabın tasavvufa yeni başlayanlar için uygun olup olmadığına dair doğrudan bir ifade bulunmamaktadır. Ancak kitabın içeriği ve sunuluş biçimi hakkında bazı ipuçları mevcuttur. Kitap, farklı mahallerde ve farklı kimselere yapılmış sohbetlerin derlemesi olup, bazı konuların tekrar edebileceği belirtilmiştirs.2. Ayrıca, tasavvufî hakikatlerin "irfaniyetle bilinmesi ve tatbikatı" gerektiği, sadece kitap üzerindeki hesaplarla veya yazma-çizme ile anlaşılamayacağı vurgulanmıştırs.28. Bu durum, kitabın teorik bilginin ötesinde, yaşantıya dayalı bir idrak gerektiren konuları ele aldığını göstermektedir. Kitapta, "İnsan-ı Kâmil" ve "Fusûsu'l-Hikem" gibi tasavvufun temel eserlerine atıflar yapılmasıs.129, 131, içeriğin derinlikli ve tasavvufî terminolojiye aşinalık gerektiren konuları barındırdığını düşündürmektedir.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 2, 28, 129, 131
›Ayrıntı
"Sohbet Arası Sohbetler CD 11 (2002)" adlı eserin tasavvufa yeni başlayanlar için uygunluğu hakkında kaynaklarda net bir ifade olmamakla birlikte, kitabın yapısı ve ele aldığı konular bu konuda bazı çıkarımlar yapılmasına olanak tanır. Kitap, Necdet Ardıç'ın Terzi Baba hakkındaki biyografik ve irfani eser serisinin bir parçasıdır (Terzi Baba (Kitap)). İçeriği, farklı zamanlarda ve farklı dinleyici kitlelerine yapılmış sohbetlerin bir araya getirilmesinden oluşmaktadır. Bu durum, bazı konuların tekrarlanabileceği anlamına gelirs.2. Bu tekrarlar, yeni başlayanlar için bazı kavramların pekişmesine yardımcı olabileceği gibi, dağınık bir yapıya da işaret edebilir.
Kitapta, tasavvufî hakikatlerin sadece teorik bilgiyle değil, "irfaniyetle bilinmesi ve tatbikatı" gerektiği vurgulanmaktadırs.28. Bu, tasavvufun sadece okunarak değil, yaşanarak idrak edilen bir yol olduğunu gösterir. Yeni başlayanlar için bu tür bir yaklaşım, sadece bilgi edinmekten öte, bir rehberlik ve pratik gerektirebilir. Ayrıca, eserde "İnsan-ı Kâmil"s.131 ve "Fusûsu'l-Hikem"s.129 gibi tasavvufun temel ve derinlikli eserlerine atıflar yapılması, kitabın içeriğinin tasavvufî terminolojiye ve kavramlara aşina olmayı gerektirebileceğini düşündürmektedir. Örneğin, "tevhid ilmi"s.33 ve "Rububiyet mertebesi"s.120 gibi kavramlar, tasavvufa yeni başlayanlar için açıklama gerektirebilir. Bu bağlamda, kitap doğrudan yeni başlayanlara yönelik bir giriş kitabı olmaktan ziyade, tasavvufî birikimi olan veya bir mürşidin rehberliğinde ilerleyen sâlikler için daha faydalı olabilir.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 2, 28, 33, 120, 129, 131
Kitapta neden bazı konular tekrarlanıyor?⌄
Kitapta bazı konuların tekrarlanmasının temel sebebi, sohbetlerin farklı zamanlarda, farklı mekanlarda ve farklı dinleyici kitlelerine yapılmış olmasıdır. Bu tekrarlar, aynı konunun farklı kişilere aktarılması ihtiyacından kaynaklanmakta olup, okuyucuların idrak seviyelerine göre mevzuların açılması veya perdelenmesi gibi hikmetli bir işleyişin sonucudurs.2, s.35. Bu durum, bir tasavvufî hakikatin sâlikteki işleyişinde niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde farklı katmanlarda idrak edilmesine benzer bir metodolojiye işaret eder.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 2, 35
›Ayrıntı
Kitapta bazı konuların tekrarlanması, müellifin sohbetlerinin doğasından kaynaklanan bir durumdur. Müellif, bu durumu "Bu sohbetler değişik mahallerde ve değişik kimselere yapılmış olduğundan ve aynı mevzuun başka kimselere de aktarılması gerektiğinden, kitapların hepsini okuyanlar bazı tekraraları görebilirler" ifadeleriyle açıklars.2. Bu durum, tasavvufta bir hakikatin farklı mertebelerde ve farklı vesilelerle açıklanmasına benzer.
Tekrarların bir diğer nedeni, bazı mevzuların "idrak sahiplerinin idrak edeceği meseleler" olmasıdır. Bu tür konuların, zaman ve zeminin oluşumuna göre açılması veya gizli tutulması gerekebilirs.35. Bu durum, bir tasavvufî kavramın sâlikteki işleyişine benzer; kavramın niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde farklı derinliklerde idrak edilmesi gibi, aynı konu da farklı zamanlarda farklı açılımlarla sunulurK2.
Müellif, bu kitapların oluşum sürecini bir "ekip çalışması" olarak nitelendirir ve ses kayıtlarının bilgisayarda dinlenerek kayda alındığını, ardından tarih sıralarına göre bölümlere ayrıldığını belirtirs.1. Bu süreçte, farklı sohbetlerde ele alınan aynı konuların bir araya gelmesi kaçınılmaz olmuştur. Örneğin, "Besmele-i şerif" gibi temel bir konunun farklı sohbetlerde tekrar ele alınması, konunun önemini ve farklı bağlamlarda açıklanma ihtiyacını gösterirs.103. Bu tekrarlar, okuyucunun konuyu farklı açılardan kavramasına ve idrakini derinleştirmesine yardımcı olmayı hedefler.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 11 — s. 1, 2, 35, 103 · K2