İçeriğe atla
Sohbet Arası Sohbetler CD 14 (2003) kapak gorseli

Sohbet Arası Sohbetler CD 14 (2003)

Terzibaba - Necdet Ardıç

194 sayfa~291 dk okumatr

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçturkcesohbet arası sohbetlerdijital kütüphanekitap okuma

Sıkça Sorulan Sorular

Sohbet Arası Sohbetler CD 14 ne anlatıyor?

"Sohbet Arası Sohbetler CD 14", Necdet Ardıç'ın spontane irfan sohbetlerinden oluşan bir serinin on dördüncü CD'sidir. Bu CD, tasavvufî eğitim metodu olan sohbetin farklı yönlerini ele alır ve dinleyicilere manevî bir gıda sunars.158. İçerisinde "İbadetin Üç Hali", "Müşahedeyi Paylaşmak", "Dört Seyr-i Süluk ve Zat’a Giden Yolun Açık Olması" gibi başlıklar barındırırs.2. Sohbetlerin temel amacı, Hak'a sevgi ve muhabbetle yaklaşmayı sağlamak ve ilahî hakikatleri aktarmaktırs.123. Bu sohbetler, farklı zamanlarda ve farklı kişilere yapılmış olsa da, her birinin kendine özgü bir özelliği ve eğitim gereği tekrar edilmesi gereken bilgileri içerdiği belirtilirs.3.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 2, 3, 123, 158

Ayrıntı

"Sohbet Arası Sohbetler CD 14", Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden Necdet Ardıç'ın irfan sohbetlerini içeren bir kayıttırvikipedi. Bu CD, tasavvufî sohbetin bir eğitim metodu olarak işlevini gözler önüne serer; zira tasavvufta sohbet, mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımıdırK1. CD'nin içeriği, "İbadetin Üç Hali", "Müşahedeyi Paylaşmak" ve "Dört Seyr-i Süluk ve Zat’a Giden Yolun Açık Olması" gibi konuları kapsars.2. Bu başlıklar, sâlikin tasavvufî bir hakikati idrak etme sürecindeki ilim, hâl, makam ve tahakkuk gibi aşamalarla ilişkilendirilebilirK2.

Sohbetlerin temel gayesi, dinleyicilerin kalplerini Hak'a yöneltmek ve ilahî hakikatleri muhabbetle aktarmaktırs.123. Bu, sohbetin kalpten kalbe feyiz aktarımı olduğu ve dînî kimliği şekillendirici bir etkiye sahip olduğu tasavvufî anlayışla örtüşürK1. CD'deki sohbetler, farklı zamanlarda ve farklı dinleyicilere hitap etse de, her bir sohbetin kendine özgü bir özelliği ve aktarılması gereken bilgileri barındırdığı vurgulanırs.3. Bu durum, tasavvufî kavramların sâlikteki işleyişinin niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde farklı mertebelerde tezahür etmesiyle benzerlik gösterirK2. Ayrıca, CD'de peygamberlerin ve velilerin lisanından ortaya çıkan ilahî kelamın, Muhammediyet mertebesi idraki içinde lütfedildiği gibi ince mevzulara da değinilirs.157. Dinleyiciler bu sohbetlerde ruhlarına gıda bulduklarını ve Mevlana, İbrahim Hakkı gibi âşıkların eserlerinde olduğu gibi Allah'a ulaşmak için bir yol gösterici bulduklarını ifade ederlers.158.

Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç · K1, s. 29 · Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 2, 3, 123, 157, 158 · K2

Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, "Terzibaba" mahlasıyla tanınan, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biridir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olarak kabul edilir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Tekirdağ'da ikamet eden Necdet Ardıç, 2003 yılında Hatay'da da sohbetler vermiştirs.3.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 3

Ayrıntı

Necdet Ardıç, tasavvuf çevrelerinde "Terzibaba" mahlasıyla bilinir ve Uşşâkî tarikatının önemli mürşidleri arasında yer alır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Kendisi, tasavvufî irfan geleneğini günümüze taşıyan ve bu geleneği geniş kitlelere ulaştıran bir müellif ve mürşittir (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki).

Eserleri arasında İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi önemli çalışmalar bulunmaktadır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Ayrıca, "Necdet Divanı", "Hacc Divanı" ve "Lübb'ül Lübb Özün Özü" gibi eserleri de mevcutturs.190-191. "Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı hakikatler" adlı eseri İngilizce ve İspanyolca'ya çevrilmiştirs.190.

Necdet Ardıç'ın sohbetleri de kayda alınmış ve "Sohbet Arası Sohbetler" serisi olarak yayımlanmıştırs.1. Bu sohbetler, tasavvufî konuları ele alırken, dinleyicilerin sorularına da cevaplar içermektedirs.3. Kendisinin Tekirdağ'da bir büro adresi ve ev adresi bulunmaktadırs.1. Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler, Necdet Ardıç riyâsetindeki tasavvuf serisi içinde eserler kaleme almışlardır (Abdürrezzak Tek - Wiki, Terzi Oğlu Cem Cemâlî - Wiki).

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 1, 3, 190, 191

Kur'an'ın dört manası (zâhir, bâtın, hadd, matla) nedir?

Kur'an-ı Kerim'in dört manası; zâhir, bâtın, hadd ve matla olarak tasavvufî bir idrakle ele alınır. Bu mertebeler, Kur'an'ın sadece lafzî ve yüzeysel anlamıyla sınırlı kalmayıp, derinlikli ve çok katmanlı bir hakikati barındırdığını ifade eder. Zâhir, ayetlerin dışsal ve literal anlamını; bâtın, bu zahirin ardındaki gizli ve içsel manayı; hadd, ayetlerin sınırlarını ve şer'î hükümlerini; matla ise ayetlerin doğuş yerini, yani ilahî kaynağını ve tecellî ettiği mertebeyi temsil eder. Bu dört mana, sâlikin Kur'an ile olan ilişkisinde farklı idrak seviyelerini gösterir ve her bir mertebe, Kur'an'ın sonsuz hikmetine açılan bir kapı niteliğindedirs.8, 168.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 8, 168

Ayrıntı

Kur'an-ı Kerim'in manaları, Efendimiz'in (sav) hadis-i şeriflerinde belirtildiği üzere dört temel mertebede ele alınır: zâhir, bâtın, hadd ve matlas.8, 168. Bu mertebeler, Kur'an'ın sadece bir metin olmaktan öte, ilahî hakikatlerin farklı seviyelerde tezahür ettiği bir rehber olduğunu gösterir.

Zâhir: Kur'an ayetlerinin dışsal, literal ve herkes tarafından anlaşılabilecek olan yüzeydeki anlamıdırs.169. Bu, ayetlerin Arapça harfleriyle ifade edilen mealidir ve şeriat mertebesini temsil eders.31. Örneğin, Süleyman (as) kıssasında hüdhüd kuşunun Neml vadisinden geçmesi gibi olayların dışsal anlatımı bu mertebeye girers.9. Bu mertebe, İslam'ın zahirini öğrenmek için elzemdir ve Kur'an mealini okumakla idrak edilirs.12.

Bâtın: Zâhirin ardındaki gizli, içsel ve özsel anlamdırs.169. Tasavvufun ana konusu olan bâtın (Bâtın), ayetlerin iç bünyemizdeki faaliyetlere ve kalbî hallere işaret eden yönüdürs.31. Tarikat mertebesinde sâlik, bu bâtınî anlamları keşfetmeye yönelir (Tarikat).

Hadd: Ayetlerin sınırları, hudutları ve şer'î hükümleri ifade eders.31, 169. Bu, ayetlerin belirlediği helal ve haram gibi şeriat kurallarını kapsar. Süleyman (as) kıssasında olayın nerede ve nasıl gerçekleştiği gibi detaylar, bu hadd mertebesine örnek teşkil eders.31.

Matla: Ayetlerin doğuş yeri, yani ilahî kaynağı ve tecellî ettiği mertebedirs.9, 169. Kur'an'ın manası ve oluşumu Hakk'tan geldiği için, matla, Kur'an'ın Zat'tan gelen ilahî kelam oluşunu ifade eders.142. Bu mertebe, hakikat ve marifet ehlinin idrak edebileceği en derin seviyelerden biridir.

Bu dört mana, Kur'an'ın sonsuz manalarının en az dört ana katmanını oluşturur ve sâlikin ilimden (İlim) başlayarak hakikate ulaşma yolculuğunda her bir mertebeyi idrak etmesini gerektirirs.8, 168; K1-164.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 1, 8, 9, 12, 31, 142, 164, 168, 169

Şeriat, Tarikat, Hakikat ve Marifet mertebeleri ne demektir?

Tasavvufta sülûkun dört temel mertebesi olan şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet, sâlikin Allah'a ulaşma yolculuğundaki aşamaları ifade eder. Şeriat ve tarikat bir grup, hakikat ve mârifet ise başka bir grup olarak değerlendirilirs.21. Şeriat, dış kuralların ve fiillerin mertebesi iken (Şeriat [wiki]), tarikat sülûka girme ve mürşidle bağ kurma aşamasıdırK1. Hakikat, Hak'ın bizzat müşâhede edildiği, eşyanın hakikî yüzünün açıldığı üçüncü mertebe olupK1, mârifet ise sâlikin Hak'ı bilfiil tanıma ve vâsıllığın kemâli olan son mertebedirK1. Bu mertebeler, sâlikin manevî idrak ve tecrübesinin derinleşmesini sağlar; her mertebede aynı bilgilerin farklı açılımları ve kokuları vardırs.80.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 21, 80 · K1, s. 164, 240

Ayrıntı

Tasavvufî sülûkun bu dört mertebesi, Hz. Peygamber'in "eşşeriatü akvali" (şeriat sözlerimdir), "ettarikatü ef’ali" (tarikat fiillerimdir), "elhakikatü esrari" (hakikat sırlarım), "elmarifetü etvari" (mârifet tavırlarım) hadisiyle temellendirilirs.19.

1. Şeriat: Dört kapının ilki olan şeriat, zahiri hukuk ve fiil mertebesidir (Şeriat [wiki]). Bu mertebede hedef veya ufuk yoktur; daha çok beden üzerine çalışma ve dış kuralların öğrenilmesi esastırs.35; K1-164. Şeriat mertebesinde imamlar görev yapars.20.

2. Tarikat: Şeriatın devamı niteliğinde olan tarikat, sülûka girme, mürşidle bağ kurma ve virdlerle meşgul olma aşamasıdırK1. Bu mertebede bedensel çalışmadan duygu kaynaklı çalışmaya geçilir; zikirler, tesbihatlar ve gece çalışmaları ön plandadırs.35. Tarikat mertebesinde şeyh efendiler görev yapars.20. Ancak tarikat mertebesinin şartlarına aşırı bağlanmak, hakikat mertebesine geçişi zorlaştırabilirs.80.

3. Hakikat: Sülûkun üçüncü mertebesi olan hakikat, Hak'ın bizzat müşâhede edildiği ve eşyanın hakikî yüzünün açıldığı kademedirK1. Tarikattan hakikate geçiş bir inkılap gerektirir; şeriat ve tarikat mertebelerinde tenzihatta olan Allah'ın, hakikat mertebesinde teşbih olarak, yani yere indirilerek idrak edilmesi gerekirs.24. Müşahede yaşantısı hakikat mertebesinde başlars.79. Bu mertebede arifler görev yapars.20.

4. Mârifet: Sülûkun kemâli ve son noktası olan mârifet, sâlikin Hak'ı bilfiil tanıma mertebesidirK1. Mârifet, ilmin müşâhede ile yaşanmış hâlidir ve hakk'el-yakîn ile aynı kademede yer alırK1. Bu mertebede arif-i billâhlar görev yapars.20. Hac ibadetinde, hakikat mertebesinde sıfat-ı subutiyenin hakikatleri yaşanırken, mârifet mertebesinde bu dönüşlerin hepsi kendi varlığında müşahede edilir ve insan-ı kâmil hükmünde tavaf edilirs.165.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 1, 19, 20, 24, 35, 79, 80, 164, 165 · K1, s. 164, 240

Eserde bahsedilen 'gerçek sabır' ne anlama gelir?

Eserde bahsedilen 'gerçek sabır', sâlikin Hak'tan gelen her şeye şikâyetsiz tahammül etmesinin ötesinde, sabır esmâsının o kişiden zorlanma olmaksızın, tabiî bir şekilde zuhûr etmesidir. Bu hâl, bireysel bir çaba ve benlikten kaynaklanan sabırdan farklı olarak, sabır isminin kulda faaliyete geçmesiyle kendiliğinden ortaya çıkar. Dışarıdan bakanlar bunu bireysel bir sabır zannetse de, aslında bu, sabır isminin tecellîsidir ve tasavvuftaki sülûk makâmlarından biri olan sabrın en üst mertebesini ifâde eders.46; K1-18.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 1, 18, 46

Ayrıntı

Tasavvufta sabır, sülûk makâmları arasında tövbe, vera', zühd, fakr makâmlarından sonra gelen ve tevekkül ile rızâ makâmlarına geçişi sağlayan orta makâmdırK1. Eser, sabrı iki ana mertebede ele alır: beşerî sabır ve gerçek sabır. Beşerî sabır, bireysel çaba ve irâdeyle gösterilen, içinde bir miktar zorlama ve benlik barındıran sabırdır. Bu tür sabırda kişi, "sabretmem gerek" bilinciyle hareket eder ve sıkıntılara tahammül eders.46. Bu, dünya hayatının zorluklarına dayanabilmek için Cenâb-ı Hakk'ın insanlara verdiği bir hüküm olarak görülürs.44.

Ancak gerçek sabır, bu beşerî sabrın ötesinde bir hâldir. Bu, sabır esmâsının o kişiden tabiî olarak, zorlanma olmaksızın zuhûr etmesidirs.46. Bu mertebede sâlik, sıkıntıyı sıkıntı olarak algılamaz; sabır, onun zâtî bir vasfı hâline gelmiştir. Bu durum, sabrın en derin hâli olan sabr-ı sekr ile ilişkilendirilebilir; zira sâlikin fenâ hâli o kadar ilerlemiştir ki, sıkıntı karşısında kaybolmuş bir sabır sergilerK1. Dışarıdan bakanlar bu hâli bireysel bir sabır olarak görse de, aslında bu, sabır isminin kulda faaliyete geçmesinin bir neticesidirs.46. Bu, aynı zamanda sabr-ı Hak ile olarak da nitelendirilebilir; yani Hak'ın takdîrine karşı "O'ndan" bilinciyle tam bir tahammül hâlidirK1. Gerçek sabır, sâlikin benliğini aşarak, ilâhî bir tecellîye mazhar olmasıyla ortaya çıkan, şikâyetsiz ve fıtrî bir tahammül hâlidir.

Kaynaklar: K1, s. 18 · K1-18; Sohbet Arası Sohbetler CD 14, s. 46 · Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 44, 46

Müşahede nedir ve nasıl anlaşılmalıdır?

Müşâhede, tasavvufta sâlikin Hakk'ı kalp gözüyle görmesi, O'nun esmâ ve sıfatlarının doğrudan tecellîlerine şâhid olması mertebesidirK1. Bu, "Allah'ı görüyormuşsun gibi ibâdet etmen" hadîs-i şerîfiyle temellenen ihsân makamının bir tezâhürüdürK1. Müşâhede, mârifet ile fenâ arasındaki bir kademe olup, sâlikin artık "biliyor" değil, "görüyor" olduğu bir hâldirK1. Hakikat mertebesinde başlayan bu yaşantı, kişinin bütün âleme baktığında Allah'tan gayrı bir şey görmemesi ve kendine baktığında da Hakk'tan başka bir varlık idrâk etmemesiyle anlaşılırs.88. Müşâhede, ilmelyakîn ve bilmelyakîn gibi bilgiye dayalı yaklaşımların ötesinde, ayne'l-yakîn mertebesiyle doğrudan ilişkilidir; yani görerek kesinliğe ulaşma hâlidirK1.

Kaynaklar: K1, s. 340 · Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 88

Ayrıntı

Müşâhede, tasavvufî sülûkun ileri mertebelerinden biridir ve mârifetin somut bir tezâhürü, fenânın ise eşiğidirK1. Bu hâl, üç yakîn mertebesiyle ilişkilendirilir: ilmelyakîn (bilgi seviyesindeki yakîn), ayne'l-yakîn (gözle gören seviyedeki yakîn) ve hakk'el-yakîn (yaşayarak idrâk eden yakîn)K1. Müşâhede, ayne'l-yakîn mertebesine karşılık gelir; burada sâlik kalp gözüyle Hakk'ı görürK1. Müşâhedeye ulaşmak için öncelikle bir bilinç ve altyapı gereklidir; kişi kendi hakikatinde Âdem'in hakikatinin varlığını ilmi olarak idrâk ettiğinde müşâhedeye başlamış olurs.78. Bu başlangıç, diğer müşâhedelere geçiş için bir merkez ve nokta teşkil eders.77.

Müşâhede, farklı türlerde tezâhür edebilir. Müşâhede-i fiilde sâlik, bütün fiillerin Hakk'tan zuhûr ettiğini görür ("lâ fâile illâllâh"). Müşâhede-i sıfâtta Hakk'ın sıfatlarının kendisinde ve kâinatta tecellîlerini müşâhede eder. En derin olanı ise Müşâhede-i zâttır ki, Hakk'ın zâtının kendi mahalliyetinde tecellîsini görmektir ve fenâ-yı zâta yakındırK1. Gerçek tevhid, müşâhede tevhidi üzerinedirs.80. Bu mertebede, şeriat ve tarikat mertebelerindeki bilgilerin hepsi sâlike lâzım olur ve bu bilgiler hikâye tarafından hakikat tarafına geçmeye başladığında hem müşâhede ehli olma yolu açılır hem de irfâniyet artars.82. Böylece sâlik, hadiseleri yaklaştırıp kendini o sahnenin içinde bulur ve müşâhede ehli olurs.82. Bu idrâk, mutmain ve kesinleşmiş bir bilgiyle yaşamanın huzurunu verir ve Allah ile birlikte yaşamanın hakikatini ortaya koyars.99. Ancak, beşer gözüyle Hakk'ı müşâhede etmek mümkün değildir; zira Musa'nın dahi "sen beni göremezsin" hitabına mazhar olması, ikilik varken Allah'ın şehadet edilmesinin imkânsızlığını gösterirs.76.

Kaynaklar: K1, s. 340 · Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 76, 77, 78, 80, 82, 99

Bu sohbetler sadece tasavvufla ilgilenenler için mi?

Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" adlı eserindeki sohbetler, sadece tasavvufla ilgilenenler için değil, geniş bir kitleye hitap etmektedir. Bu sohbetler, farklı mahallerde ve değişik kimselere yapılmış olup, aynı konuların farklı mertebelerde ve bağlamlarda tekrar ele alınmasıyla herkesin istifade edebileceği bir yapıya sahiptirs.3. Temel amacı, tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmak ve irfan geleneğini modern döneme taşımaktır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Sohbetlerin içeriği, Kur'an-ı Kerim'in sadece geçmiş hadiseleri anlatmadığı, aynı zamanda günümüze ve geleceğe yönelik hisseler barındırdığı anlayışıyla tefekkür yoluyla Hakk'a ulaşmayı hedeflemektedirs.30.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 3, 30

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın sohbetleri, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıma gayesiyle geniş bir dinleyici kitlesine yöneliktir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Bu sohbetler, belirli bir konu çerçevesinde değil, dinleyicilerden gelen sorularla şekillenir ve "yarenlik" havasında ilerlers.90. Bu durum, sohbetlerin katılımcıların ilgi alanlarına ve anlayış seviyelerine göre esneklik gösterdiğini ortaya koyar. Sohbetlerin farklı zamanlarda ve farklı dinleyicilere yapılması, konuların tekrar edilmesine rağmen, her sohbetin kendine özgü bir nitelik taşımasını sağlar; çünkü aynı mevzu dahi olsa, değişik zamanlarda değişik mertebeleri itibarıyla farklı bir idrak sunars.3.

Sohbetlerin içeriği, sadece tasavvufî terimlerin açıklanmasıyla sınırlı kalmaz; aynı zamanda Kur'an-ı Kerim'in evrensel mesajlarını ve tefekkürün önemini vurgular. Örneğin, Kur'an-ı Kerim'in sadece geçmiş hadiseleri anlatmadığı, aksine her döneme hitap eden hisseler barındırdığı ve tefekkür yoluyla Hakk'a ulaşmanın mümkün olduğu belirtilirs.30. Bu yaklaşım, sohbetlerin sadece tasavvuf ehli için değil, genel olarak manevi arayış içinde olan herkes için bir rehber niteliği taşıdığını gösterir. Ayrıca, sohbetlerde günlük hayattan örnekler ve hikayeler de yer alır; bu da konuların daha anlaşılır ve erişilebilir olmasını sağlars.188. Gerçek dervişliğin samimiyet gerektirdiği ve samimiyeti olmayanların bu yolda ilerleyemeyeceği vurgusu da, manevi yolculuğa çıkmak isteyen herkes için temel bir ilke sunars.49.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 3, 30, 49, 90, 188

Tahiyyat duasının hakikati hakkında ne anlatılıyor?

Tahiyyat duasının hakikati, tasavvufî bir bakış açısıyla, namazın mü'minin mîrâcı olduğu gerçeği üzerinden açıklanır. Bu hakikat, kulun namazda Hakk'ı kendi zatında seyretmesi veya Hakk'ı ayna edinerek kendini Hakk'ta görmesiyle idrak edilirs.187. Terzi Baba'nın sohbetlerinde, Hz. Muhammed'in (sav) varlığının Hakk'ın en geniş ve en kemalli zuhuru olduğu ve kendisinin Kur'an'ın hakikati üzere Hakk olarak namazını kıldığı belirtilirs.146. Bu durum, namazın sadece zâhirî bir ibadet olmaktan öte, kulun Hakk ile doğrudan buluştuğu, varlığının Hakk'ın varlığı olduğunu idrak ettiği bir mertebe olduğunu gösterirs.160.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 146, 160, 187

Ayrıntı

Tahiyyat duasının hakikati, Terzi Baba'nın sohbetlerinde namazın derinlikli anlamı üzerinden ele alınır. Namaz, tasavvufta mü'minin mîrâcı olarak kabul edilir; bu, kulun Hakk'a, Hakk'ın da kuluna teveccüh ettiği iki taraflı bir buluşmadırK1. Terzi Baba, bu buluşmanın en yüksek mertebesini "Men reani fekat reel Hakk / Bana bakan Hakk'ı görür" hakikatine ulaşmak olarak ifade eders.55.

Tahiyyat'ın hakikati, kişinin kendi zatında Hakk'ı seyretmesi veya Hakk'ı ayna edinerek kendini Hakk'ta görmesiyle açıklanırs.187. Bu, sâlikin varlığının hakikatini idrak etmesi ve kendi varlığının Hakk'ın varlığı olduğunu anlamasıyla gerçekleşen bir hâldirs.160. Hz. Muhammed'in (sav) namazı da bu hakikatin en kemalli tezahürüdür; zira O'nun varlığı Hakk'ın en geniş zuhurudur ve kendisi Kur'an'ın hakikati üzere Hakk olarak namazını kılars.146.

Bu idrak, şüphelerden ve acabalardan arınmış, mutmain olmuş bir yaşantıyı beraberinde getirirs.160. Namazın bu hakikat mertebesi, şerîat ve tarîkat mertebelerinden sonra gelen, Hak'ın bizzat müşâhede edildiği ve eşyanın hakikî yüzünün açıldığı üçüncü sülûk mertebesi olan hakikatle ilişkilidirs.81. Bu mertebede, sâlik artık olayların ardındaki Hakk'ın hükmünü görmeye başlar ve şerîatın bâtını açılırK1.

Kaynaklar: K1, s. 6, 164 · Sohbet Arası Sohbetler CD 14 — s. 55, 146, 160, 187 · K1-164, Sohbet Arası Sohbetler CD 14, s. 81