İçeriğe atla
Sohbet Arası Sohbetler CD 20 kapak gorseli

Sohbet Arası Sohbetler CD 20

Terzibaba - Necdet Ardıç

88 sayfa~132 dk okumatr

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçturkcesohbet arası sohbetlerdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Terzibaba (Yazar)Necdet Ardıç (Yazar)Tasavvufİslami İlimlerSohbet (Edebiyat Türü)Dijital KütüphaneManeviyatHikemî Bilgi

Sıkça Sorulan Sorular

Sohbet Arası Sohbetler CD 20 ne anlatıyor?

Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler CD 20" adlı eseri, tasavvufî irfan geleneği içinde, mürşidin müridleriyle yaptığı, spontane gelişen ve farklı zamanlarda kaydedilmiş konuşmaların yazıya dökülmüş halidir. Bu eser, Necdet Ardıç'ın çeşitli mekanlarda ve farklı kişilere yaptığı sohbetlerin derlemesi olup, konular arasında Dâvûd (a.s.) kıssası, ruh ve nefs ilişkisi, Zülkarneyn ve Ye'cüc ve Me'cüc gibi meseleler bulunmaktadırs.1, 7, 33, 38. Eser, tasavvufî eğitimin bir parçası olarak, kalpten kalbe feyiz aktarımı niteliğindeki sohbetlerin, dinî kimliği şekillendirici ve manevî hayata yönlendirici etkisini yansıtırK1. Tekrarlar içerse de, her sohbetin kendine özgü bir mertebesi ve özelliği olduğu vurgulanırs.2.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 1, 2, 7, 33, 38 · K1, s. 29

Ayrıntı

"Sohbet Arası Sohbetler CD 20", Necdet Ardıç'ın "Gönülden Esintiler" ve "İrfan Sofrası" serileri içinde yer alan, uzun seneler boyunca yapılan konulu sohbetlerin aralarında, çay molalarında veya sorulan sorular üzerine kaydedilmiş sesli konuşmaların yazıya aktarılmış bir cildidirs.1. Bu sohbetler, herhangi bir seyir takip etmeden, spontane bir şekilde gerçekleşmiştirs.1. Eserin içeriğinde, Sâd Suresi 17. ayetten başlayarak Dâvûd (a.s.) kıssasıs.57, ruh ve nefs kavramlarıs.7, Zülkarneyn ve Ye'cüc ve Me'cüc hikayeleri gibi çeşitli tasavvufî ve Kur'ânî konular ele alınmaktadırs.38, 39, 50. Necdet Ardıç, bu sohbetlerin farklı mahallerde ve değişik kimselere yapıldığını, bu nedenle bazı tekrarların görülebileceğini belirtir; ancak bu tekrarların aslında eğitim gereği olduğunu ve her sohbetin kendine ait bir özelliği bulunduğunu vurgulars.2. Tasavvufta sohbet, mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımı olarak kabul edilir; bu eser de bu manevî eğitimin bir tezahürüdürK1. Sohbetlerin, dinî ilahilerin hoşuna gitmesi gibi, ruhtan gelen bir oluşumla hayatı sürdürme etkisi olduğu da ifade edilirs.13. Eser, Necdet Ardıç'ın tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan çalışmalarının bir parçasıdır (Necdet Ardıç (Terzibaba) - WIKI).

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 1, 2, 7, 13, 38, 39, 50, 57 · K1, s. 29

Terzibaba Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, "İz-Terzi Baba" mahlasıyla tanınan, günümüz Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biridir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olarak kabul edilir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Tekirdağ'da ikamet eden Necdet Ardıç'ın birçok eseri bulunmaktadır; bunlar arasında Necdet Divanı, Hacc Divanı, Lübb'ül Lübb Özün Özü ve İslâm'da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri gibi çalışmalar yer almaktadırs.85-86.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 85, 86

Ayrıntı

Necdet Ardıç, tasavvuf dünyasında "İz-Terzi Baba" olarak bilinen ve Uşşâkî tarikatının günümüzdeki önemli mürşidlerinden biridirs.2. Kendisi, tasavvufî irfan geleneğini çağdaş döneme aktaran ve bu alanda derin izler bırakan bir şahsiyettir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Eserleri ve verdiği sohbetlerle tasavvufun geniş kitlelere ulaşmasına vesile olmuştur (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki).

Necdet Ardıç'ın fikrî ve irfanî mirası, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri ve İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserine yazdığı şerh ile belirginleşir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Bu eserler, onun tasavvufî derinliğini ve ilmî yetkinliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, Necdet Ardıç'ın riyâsetinde, Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler tarafından Sâd, Câsiye, Vâkı'a, Mü'minûn ve Zümer sûrelerinin tefsirleri gibi tasavvuf serisi içinde birçok eser kaleme alınmıştır (Abdürrezzak Tek Wiki, Terzi Oğlu Cem Cemâlî Wiki).

Necdet Ardıç'ın diğer önemli eserleri arasında Necdet Divanı, Hacc Divanı, Lübb'ül Lübb Özün Özü (Osmanlıca'dan çeviri), Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi'de Bazı Hakikatler (İngilizce ve İspanyolca tercümeleri de mevcuttur) ve İslâm'da Mübarek Geceler, Bayramlar ve Hakikatleri (Fransızca tercümesi de mevcuttur) bulunmaktadırs.85-86. Kendisi Tekirdağ'da ikamet etmektedirs.1.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 1, 2, 85, 86

Eserde geçen ruh ve nefs konusu ne anlama geliyor?

Eserde geçen ruh ve nefs kavramları, insanın varoluşsal yapısını ve tasavvufî sülûktaki yerini açıklayan temel unsurlardır. Ruh, insanın ilâhî kaynaklı, ulvî ve aslî hakikatini temsil ederkens.8, nefs ise insanın süflî yapısı, dünyaya ve hazlara yönelen vechesi olarak tanımlanırK1. Nefs, ruh ile bedenin birleşmesinden meydana gelen, yarı latif yarı kesif bir varlık olups.12-13, tasavvufî mücadelenin ana hedefidir ve yedi mertebede tezkiye edilirK1. Ruh ise mâhiyeti sırrî olan, idrak edilen değil idrak eden bir cevherdir ve ilâhî emirden neşet ederK1.

Kaynaklar: K1-48, Sohbet Arası Sohbetler CD 20, s. 8 · K1, s. 48, 126 · Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 12, 13

Ayrıntı

Eserde ruh ve nefs, insanın farklı katmanlarını ve işleyişlerini ifade eder. Ruh, insanın aslî ruhânî yapısıdır ve ilâhî bir nefes olarak insanı diri kılarK1. Kur'an'da "De ki: Ruh Rabbimin emrindendir" (İsrâ 85) ayetiyle ruhun mâhiyetinin sırrî olduğu ve akılla çözülemeyeceği vurgulanır; o, idrak edilen değil, idrak edendirK1. İnsanda "ve nefahtu fîhi min rûhî" (ona kendi ruhumdan üfledim) ayetiyle belirtilen ilâhî kaynaklı bir ruh mevcutturs.8. Bu ruhun farklı mertebeleri vardır: madenî ruh, nebâtî ruh, hayvanî ruh (hayvan-ı nâtık), nefs-i nâtıka ve "ve nefahtü fîhi min rûhî" ile ifade edilen ruhs.8. Ruhun en üst mertebeleri olan "ve nefahtü fîhi min rûhî" ve ruh-ül Kuds'te hastalık olmaz; hastalıklar ruhun nefs ile ilgili alt mertebelerinde zuhur eders.22.

Nefs ise lugatte 'kendi, can, soluk, ben, kişilik' anlamlarına gelir ve tasavvufta sâlikin süflî yapısı, dünyaya ve hazlara yönelen vechesidirK1. Nefs, ruh ile bedenin birleşmesinden meydana gelen, yarı latif yarı kesif bir varlıktır ve yaşam sahamızı oluştururs.12-13. "Nefs kötülüğü emredicidir" (Yûsuf 53) ayeti, nefsin mücâhede mahalli olduğunu gösterirs.84. Tasavvuf disiplininin ana hedefi nefsin tezkiyesidir ve bu tezkiye yedi mertebeli bir silsilede gerçekleşir: Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Râdıye, Mardiyye ve SâfiyeK1. Her mertebede sâlikin yaşayabileceği hâller farklılaşır; örneğin, nefs-i emmâre şehvet, gazap, kibir gibi kötü huyların hâkim olduğu mertebedirK2. Ölüm anında bedenden çıkan ruh nefs-i nâtıkadır ve bedeni çalıştıran bu ruh bedenden çıkınca ölüm gerçekleşirs.47. Kabre giren ruh değil, nefs hükmünde olan ruhtur; ruh aslına döners.16.

Kaynaklar: K1, s. 48, 126 · K1-48, Sohbet Arası Sohbetler CD 20, s. 8 · Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 8, 12, 13, 16, 22, 47 · K1-126, Sohbet Arası Sohbetler CD 20, s. 84 · K2

Zülkarneyn ve Ye'cüc Me'cüc kıssasından hangi ders çıkarılmalıdır?

Zülkarneyn ve Ye'cüc Me'cüc kıssası tasavvufta, insanın kendi iç dünyasındaki mücadeleleri ve mertebeler arası ilerleyişini sembolize eden bir irfanî ders olarak ele alınır. Bu kıssa, dış dünyada cereyan eden bir olaydan ziyade, sâlikin seyr-ü sülûkunda karşılaştığı içsel güçleri ve engelleri temsil eder. Özellikle İbrahimiyet mertebesinde, tevhid-i ef'âl mertebesine ulaşan sâlikin, vehim ve hayalden ibaret olan Ye'cüc ve Me'cüc ile mücadelesi ve Zülkarneyn gibi bir tevhid seti inşa ederek bu bozgunculuğu durdurması gerektiği vurgulanırs.42, 34. Bu, insanın kendi içindeki süflî güçleri tanıması ve onlarla bilinçli bir şekilde başa çıkması gerektiğini gösterirs.39.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 34, 39, 42

Ayrıntı

Tasavvufî bakış açısıyla Zülkarneyn ve Ye'cüc Me'cüc kıssası, insanın kendi varlığında mevcut olan ilahî hakikatler ve süflî güçler arasındaki ilişkiyi açıklar. Kaynaklara göre, Zülkarneyn de, Ye'cüc Me'cüc de, Davud da, Adem de, Hz. Resulullah da insanın içinde mevcuttur; Allah'ın sıfatları, esmaları ve zatı gibi süflî olan ne varsa hepsi insanın varlığında bulunurs.41. Bu durum, insanın "alemde ne varsa o var Adem'de" ilkesinin bir yansımasıdırs.39.

Kıssadan çıkarılacak temel ders, sâlikin seyr-ü sülûkunda belirli bir mertebeye ulaştığında, özellikle tevhid-i ef'âl mertebesinde, Ye'cüc ve Me'cüc ile karşılaşmasıdırs.42. Bu karşılaşma, dışarıda değil, insanın kendi içinde gerçekleşirs.34. Ye'cüc ve Me'cüc, vehim ve hayal olarak tanımlanır; Ye'cüc üretici, Me'cüc ise onu dallandırıp budaklandırıcı, çoğaltıcıdır. Bunlar küçük şeyler olsalar da, çabuk üredikleri için büyükmüş gibi gözükürler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlars.34, 50.

Bu içsel bozgunculuğu durdurmak için Zülkarneyn gibi bir güce ihtiyaç vardır. Bu güç, insana bir "tevhid seti" inşa etme imkanı sunars.34. Zülkarneyn'in bu seti inşa etmesi, tevhid ilminin başlangıcı olan İbrahimiyet mertebesinin genişlemesini belirtirs.41, 6. Bu tevhid seti, vehim ve hayalin bozgunculuğunu belirli bir süreye kadar durdurur. Kıyamete yakın tekrar zuhur edecek olmaları ise, bu içsel mücadelenin sürekli ve dikkat gerektiren bir süreç olduğunu gösterirs.34, 33. Dolayısıyla, kıssanın dersi, insanın kendi içindeki süflî güçleri tanıması, onlarla bilinçli bir şekilde mücadele etmesi ve tevhid ilmiyle bu güçlere karşı bir engel oluşturması gerektiğidirs.39.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 6, 33, 34, 39, 41, 42, 50

Eserdeki '18 bin âlem' ifadesi nasıl anlaşılmalıdır?

Eserdeki "18 bin âlem" ifadesi, tasavvufî bir terim olup, sayısal bir karşılıktan ziyade, Allah'ın yaratılışındaki sınırsız çokluğu ve tecellîlerin sonsuzluğunu ifade eden bir kinayedir. Bu ifade, "1000" sayısının çokluğu belirtmek için kullanılmasıyla, kâinattaki mertebelerin ve zuhuratın genişliğini vurgular. Akıl-ı küll, Nefs-i küll, arş, kürsi, yedi kat sema, üç mevalik, dört anasır, toprak ve ay gibi unsurlar, bu 18 âlemin birer mertebesi olarak zikredilir ve her biri Hakk'ın birer tecellîsidirs.74.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 74

Ayrıntı

"18 bin âlem" ifadesi, Terzibaba geleneğinde ve genel tasavvufî anlayışta, yaratılışın sonsuzluğunu ve Allah'ın kudretinin sınırsızlığını anlatmak için kullanılan sembolik bir ifadedir. Bu ifade, sayısal bir kesinlikten ziyade, "çokluktan kinaye" olarak anlaşılmalıdırs.74. Yani, 18 milyar veya 18 trilyon dense bile, yaratılışın genişliğini tam olarak ifade etmeye yetmeyecek kadar büyük bir çokluğu temsil eder.

Bu âlemler, Allah'ın farklı mertebelerdeki tecellîleridir. Kaynakta belirtildiği üzere, Akıl-ı küll, Nefs-i küll, arş, kürsi, yedi kat sema, üç mevalik, dört anasır (toprak, su, hava, ateş) ve ay gibi unsurlar, bu 18 âlemin birer mertebesini oluşturur. Her biri, Hakk'ın birer zuhuru ve tecellîsidirs.74. Bu mertebeler, soyut mânâlarla somut sûretler arasındaki geçişi sağlayan âlem-i misâl gibi berzâhî mertebeleri de içerir. Âlem-i misâl, lâhût, ceberût, melekût ve nâsût arasındaki dördüncü mertebedir ve Furkân 53'teki "ikisi arasında berzah kıldı" ayetiyle ilişkilendirilirK1. Bu, yaratılışın sadece görünen boyutuyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda ruhânî ve bâtınî mertebeleri de kapsadığını gösterir.

Niyet kavramı da bu çokluk içindeki her amelin Hakk'a yönelişini ifade ederken, "Kün Feyekün" ilahi emri ise bu âlemlerin yaratılışının kaynağı olan ilahi kudreti vurgular. Dolayısıyla, "18 bin âlem" ifadesi, Allah'ın samediyyet sıfatının bir yansıması olarak, her şeyin O'na muhtaç olduğu ve O'nun hiçbir şeye muhtaç olmadığı gerçeğini de içinde barındırırK1. Bu geniş ve çok katmanlı yaratılış, sâlikin mânevî yolculuğunda idrâk etmesi gereken bir hakikattir.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 74 · K1, s. 211, 215

Bu eser tasavvufa yeni başlayanlar için uygun mu?

Verilen kaynaklarda Necdet Ardıç'ın eserlerinin tasavvufa yeni başlayanlar için uygun olup olmadığına dair doğrudan bir değerlendirme bulunmamaktadır. Ancak, kaynaklarda Necdet Ardıç'ın "tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna şahsiyetlerden" olduğu ve eserleriyle "tasavvufu geniş kitlelere ulaştırdığı" belirtilmektedir (Necdet Ardıç). Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eserinin "Nefs mertebelerini ve Hakk yolunu anlatan temel eser" olarak tanımlanması (İrfan Mektebi (Hakk Yolu)), bu eserin tasavvufun temel konularına giriş niteliğinde olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca, "Kur'an Sure Tefsirleri" gibi eserlerinin de tasavvufî bakış açısıyla Kur'an'ı anlamak isteyenler için bir başlangıç noktası olabileceği çıkarımı yapılabilir.

Ayrıntı

Necdet Ardıç, günümüz Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biri olarak tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan bir şahsiyettir (Necdet Ardıç). Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırma gayreti içinde olduğu belirtilmektedir. Bu durum, eserlerinin tasavvufa yeni başlayanlar için anlaşılır ve erişilebilir bir dil taşıyabileceğine işaret edebilir.

Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) adlı eseri, "Nefs mertebelerini ve Hakk yolunu anlatan temel eser" olarak tanımlanmıştır (İrfan Mektebi (Hakk Yolu)). Nefs mertebeleri ve Hakk yolu, tasavvufî sülûkun başlangıç ve ilerleme aşamalarını kapsayan temel konulardır. Bu nedenle, bu eserin tasavvufun temel kavramlarına ve pratiklerine giriş yapmak isteyenler için bir başlangıç noktası olabileceği düşünülebilir.

Ayrıca, Necdet Ardıç'ın "Kur'an Sure Tefsirleri" gibi eserleri de bulunmaktadır (Kur'an Sure Tefsirleri). Tasavvufî tefsirler, Kur'an ayetlerinin bâtınî anlamlarını keşfetmeye odaklandığından, bu tür eserler de tasavvufî düşünceye aşina olmak isteyenler için bir kapı aralayabilir. Ancak, kaynaklarda bu eserlerin pedagojik uygunluğu veya başlangıç seviyesine hitap edip etmediği konusunda spesifik bir bilgi yer almamaktadır.

Sohbetlerin 'sohbet arası' olması ne ifade ediyor?

Sohbetlerin 'sohbet arası' olması, Terzibaba Necdet Ardıç'ın tasavvufî eğitim metodunda, ana sohbetlerin dışında, farklı mekânlarda ve çeşitli vesilelerle, daha spontane ve derinlemesine yapılan konuşmaları ifade eder. Bu durum, sohbetlerin sadece belirli bir ders formatında değil, aynı zamanda çay molalarında, sorulan sorular üzerine veya farklı dinleyici kitlelerine yönelik olarak gerçekleştiğini gösterirs.1, s.2, s.7. Bu 'sohbet arası' nitelik, bilginin tekrar edilerek pekiştirilmesi ve farklı mertebelerdeki idrak seviyelerine uygun olarak aktarılması amacını taşır; böylece her bir sohbet, aynı mevzuu işlese dahi kendine özgü bir özellik kazanırs.2.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 1, 2, 7

Ayrıntı

Terzibaba Necdet Ardıç'ın eserlerinde geçen 'sohbet arası sohbetler' ifadesi, tasavvufî eğitimin esnek ve kuşatıcı yapısını gözler önüne serer. Bu sohbetler, belirli bir konu çerçevesinde yapılan ana derslerin dışında, dinleyicilerin ihtiyaçlarına ve anlık gelişen durumlara göre şekillenen konuşmalardırs.1, s.2. Örneğin, çay molalarında veya dinleyicilerden gelen sorular üzerine yapılan bu konuşmalar, bilginin daha samimi ve interaktif bir ortamda aktarılmasını sağlars.1.

Bu 'sohbet arası' olma durumu, aynı konunun farklı zamanlarda ve farklı dinleyici gruplarına aktarılması ihtiyacından doğar. Yazar, bu tekrarların aslında birer tekrar olmadığını, aksine eğitimin gereği olarak bilginin pekiştirilmesi ve farklı idrak seviyelerine hitap etmesi amacını taşıdığını belirtirs.2. Her bir 'sohbet arası sohbet', aynı mevzuu ele alsa bile, yapıldığı zamanın, mekânın ve dinleyicilerin mertebeleri itibarıyla kendine özgü bir derinlik ve özellik taşırs.2. Bu yaklaşım, tasavvuftaki sohbetin sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda kalpten kalbe feyiz aktarımıK1 ve hâl sohbetiK1 boyutunu da destekler. Nitekim, ruhun ilahiler ve dini sohbetlerden hoşlanması, bu tür sohbetlerin ruha hitap eden manevi bir besin olduğunu gösterirs.13. Bu bağlamda, 'sohbet arası sohbetler', tasavvufî eğitimin canlı, dinamik ve katılımcı bir yönünü temsil eder.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 20 — s. 1, 2, 13 · K1, s. 29