İçeriğe atla
Sohbet Arası Sohbetler CD 21 kapak gorseli

Sohbet Arası Sohbetler CD 21

Terzibaba - Necdet Ardıç

152 sayfa~228 dk okumatr

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçturkcesohbet arası sohbetlerdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Tasavvuf RELATED-TO İslami İlimlerDijital Kütüphane RELATED-TO E-KitapSohbet Arası Sohbetler RELATED-TO Seriİslami Eser RELATED-TO Dinî LiteratürSohbet Arası Sohbetler CD 21 IS-A Kitap

Sıkça Sorulan Sorular

Sohbet Arası Sohbetler ne anlatıyor?

"Sohbet Arası Sohbetler", Necdet Ardıç'ın farklı mekânlarda ve kişilere yaptığı, spontane gelişen irfan sohbetlerinin kayıt altına alınmış bir serisidir. Bu eser, tasavvufî eğitimin temel unsurlarından olan sohbetin, mürşidin müridine hâl aktarımı ve kalpten kalbe feyiz aktarımı şeklinde gerçekleşen manevî yoldaşlık boyutunu ortaya koyarK1. Eser, zikir ve sohbetin, özellikle de "tevhid sohbeti" ve "irfaniyet sohbeti"nin, sâlikin manevî arınmasında ve idrakinde oynadığı merkezi rolü vurgulars.133. Aynı zamanda, bu sohbetlerin tekrar gibi görünse de, her birinin farklı mertebelerde ve bağlamlarda kendine özgü bir eğitim değeri taşıdığını belirtirs.2.

Kaynaklar: K1, s. 29 · Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 2, 133

Ayrıntı

"Sohbet Arası Sohbetler", Necdet Ardıç'ın, Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biri olarak, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan sohbetlerini içerirvikipedi. Bu sohbetler, lugat anlamıyla "arkadaşlık, beraberlik, dostluk" olan sohbetin, tasavvuftaki "mürşidin müridine, kâmilin sâlike yaptığı manevî yoldaşlık, eğitim ve hâl aktarımı" boyutunu işlerK1. Eser, Tevbe 119'daki "sâdıklarla beraber olun" ayetini sohbetin asıl mesnedi olarak gösterir ve sohbetin dînî kimliği şekillendirici etkisine dikkat çekerK1.

Kitapta yer alan sohbetler, farklı zamanlarda ve farklı dinleyicilere yapılmış olsa da, her birinin kendine özgü bir özelliği ve eğitim değeri olduğu belirtilir; bu durum, aynı mevzunun değişik mertebeleri itibarıyla farklı idrakler sunmasından kaynaklanırs.2. Sohbetlerin temel amacı, sâlikin manevî arınmasını sağlamaktır. Özellikle "zikir ve sohbet ile bu ameliyatlar oluşabiliyor" ifadesiyle, "bıçaksız ameliyat" olarak nitelendirilen manevî temizliğin, yani "içerideki gazı, siyah kanı temizlemek" gibi mecazî anlatımların ancak "tevhid sohbetiyle", "dirayet sohbetiyle" ve "irfaniyet sohbetiyle" mümkün olduğu vurgulanırs.133. Bu, sohbetin sadece nakil veya rivayet değil, aynı zamanda hakikate yönelik bir idrak ve hâl aktarımı olduğunu gösterir.

Eser, sohbetin sadece sözlü bir iletişim olmadığını, aynı zamanda "kalpten kalbe feyiz aktarımı" olduğunu belirtirK1. Sohbetler, sâlikin hayal gücünü ve "halk etme, üretme gücünü" harekete geçirerek manevî idrakler kazanmasına yardımcı olabilirs.53. Ayrıca, "ilim nerde bulursak orada alırız, bunda kibir, gurur, şu mertebe, bu mertebe olmaz" ifadesiyle, hakikat arayışında tevazu ve açıklığın önemi vurgulanırs.45. Sohbetlerin, "Cennet Bahçesi" olarak nitelendirilen zikir halkaları gibi manevî meclislerde gerçekleştiği ve "Cemaatle Zikrin Mertebesi" gibi konuları da içerdiği görülürs.1. Bu bağlamda, "Sohbet Arası Sohbetler", tasavvufî eğitimin canlı ve dinamik bir örneğini sunar.

Kaynaklar: Vikipedi: Necdet Ardıç · K1, s. 29 · Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 1, 2, 45, 53, 133

Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, "Terzibaba" mahlasıyla tanınan, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşidlerinden biridir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olarak kabul edilir. Eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır (Wiki: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Kendisi Tekirdağ'da ikamet etmiş ve "İz-Terzi Baba" mahlasını kullanmıştırs.1, 3. Necdet Ardıç'ın eserleri arasında Necdet Divanı, Hacc Divanı, Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi'de Bazı Hakikatler ve İslâm, İmân, İhsân, İkân (Cibril Hadîs'i) gibi çalışmalar bulunmaktadırs.149.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 1, 3, 149

Ayrıntı

Necdet Ardıç, tasavvuf çevrelerinde "Terzibaba" olarak bilinen ve Uşşâkî tarikatına mensup önemli bir mürşittir (Wiki: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Kendisi, tasavvufî irfanı çağdaş döneme aktaran ve geniş kitlelere ulaştıran bir rehber olarak tanınır (Wiki: Necdet Ardıç (Terzibaba)). Tekirdağ'da yaşamış ve "İz-Terzi Baba" mahlasını kullanmıştırs.1, 3.

Necdet Ardıç'ın tasavvufî mirası, yazdığı ve çevirdiği eserlerle günümüze ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Necdet Divanı ve Hacc Divanı yer almaktadırs.148, 153. Ayrıca, İrfan Mektebi, Hakk Yolu'nun Seyr defteri adlı eseri de önemli çalışmalarından biridirs.148. Osmanlıca'dan çevirdiği Lübb'ül Lübb Özün Özü ve Tuhfetu'l Uşşâkiyye gibi eserlerle de tasavvufî metinlerin anlaşılmasına katkıda bulunmuşturs.149.

Diğer önemli eserleri arasında Salât- Namaz ve Ezan-ı Muhammedi'de Bazı Hakikatler (İngilizce ve İspanyolca çevirileri de mevcuttur), İslâm'da Mübarek Geceler, Bayramlar ve Hakikatleri (Fransızca çevirisi de mevcuttur) ve İslâm, İmân, İhsân, İkân (Cibril Hadîs'i) bulunmaktadırs.149. Necdet Ardıç'ın tasavvuf serisi içinde Sâd, Câsiye, Vâkı'a, Mü'minûn ve Zümer sûrelerinin tefsirleri de yer almaktadır; bu tefsirler Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler tarafından onun riyâsetinde kaleme alınmıştırvikipedi. İlk zamanlarda "Necat" ifadesini kullanmış, ancak daha sonra "Necdet" olarak zuhuratla tasdik edilmiştirs.107.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 1, 3, 107, 148, 149, 153 · Vikipedi: Abdürrezzak Tek, Terzi Oğlu Cem Cemâlî

Zikir halkaları nedir?

Zikir halkaları, tasavvufta Allah'ı anmak ve O'nun isimlerini tekrar etmek amacıyla bir araya gelen kişilerin oluşturduğu topluluklardır. Bu halkalar, Cenâb-ı Hakk'ın zikredildiği, esmâ-i ilâhiyyenin çekildiği veya kelime-i tevhidin okunduğu manevî meclislerdirs.3. Zikir halkaları, katılımcıların idrak seviyelerine göre farklı mertebelerde "cennet bahçeleri" hükmündedir ve sâliklerin huzur bulduğu, ruhaniyetlerinin yükseldiği mekânlardırs.4. Bu halkalar, zikrin lügat mânâsıyla "hatırlama" işlevini yerine getirerek, kişide ilâhî hakikatleri ve esmâ-i ilâhiyyeleri hatırlatıp faaliyete geçirmeyi hedeflers.82.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 3, 4, 82

Ayrıntı

Zikir halkaları, tasavvufî pratiğin önemli bir parçasıdır ve Allah'ı anma ibadetinin toplu olarak icra edildiği ortamlardır. Peygamber Efendimiz'in "Zikir halkaları cennet bahçeleridir" hadisi, bu meclislerin manevî kıymetini ortaya koyars.3. Bu halkalarda esmâ-i ilâhiyye çekilir, kelime-i tevhid okunur ve bu zikirler bazen halka halinde, bazen de yan yana oturularak yapılırs.3.

Zikir halkalarının mertebesi, o halkayı oluşturan bireylerin idrak sahalarına göre farklılık gösterir. Her bir zikir halkası, kendi idrakine ve neşesine göre bir cennet bahçesidir ve cennetin de kendi mertebeleri olduğu gibi, zikir halkalarının içinde de mertebeler bulunurs.4. Cemaatle namazda olduğu gibi, zikir halkasında da ruhaniyeti yüksek olan kişiler, ruhaniyeti daha zayıf olanları kendilerine doğru çekerek onlara rahmet vesilesi olurlar. Bu durum, farklı seviyelerdeki katılımcıların zikre olan muhabbet ortak paydasında birleşmesini sağlars.6.

Zikir halkalarında yapılan zikir, sadece sayı itibarıyla çekilen bir lafız tekrarı değildir. Asıl maksat, kişinin kendinde bulunan ilâhî hakikatleri ve esmâ-i ilâhiyyeleri hatırlayarak bunları zuhurda faaliyete geçirmesidir. Zikir, fikri açar ve idrakî gelişmelere yol açar. Bu sayede kişi, kendini ve kendinde bulunan ilâhî hakikatleri ortaya çıkararak "tahallâku bi ahlâkıllâh" hükmüyle Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmaya başlars.82. Zikir, zikreden (zâkir) ile zikredilenin (mezkûr) birleştiği, aradaki gayriliğin kalktığı ve mutlak huzurun meydana geldiği bir hâldirs.82. Zikir, gizli (hafî) veya sesli olabilir; önemli olan zaman ve mekânın gerektirdiği şekilde yapılmasıdırs.140. Ancak zikrin nezaketine uygun olmayan aşırı hareketlerden kaçınılmalı, akıl baştan gidecek dereceye gelindiğinde zikir bırakılmalıdırs.135, s.141.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 3, 4, 6, 82, 135, 140, 141

İbadet ve ubudet arasındaki fark nedir?

İbadet ve ubudet arasındaki temel fark, fiilin kaynağı ve bilinciyle ilgilidir. İbadet, kulun kendi fiili olarak gerçekleştirdiği eylemlerken, ubudet Hakk'ın kul üzerindeki tasarrufuyla gerçekleşen fiildir. Yani ibadette kulun iradesi ve nefsi ön plandayken, ubudette kulun fani olup Hakk'ın tasarruf etmesi söz konusudur. Bu ayrım, namaz örneğinde açıkça görülür: iki kişi yan yana namaz kılsa da, biri kendi nefsiyle ibadet ederken, diğeri ilahi varlığıyla ubudet eders.13.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 13

Ayrıntı

İbadet ve ubudet kavramları, tasavvufta kulun Hakk ile olan ilişkisini ve bu ilişkinin derinliğini gösteren iki farklı mertebeyi ifade eder. İbadet, sözlük anlamı itibarıyla "duâ, hayır duâsı" olan salât gibi, kulun belirli kurallar çerçevesinde yerine getirdiği zâhirî fiillerdirK1. Bu fiiller, kulun kendi iradesiyle ve nefsinin bilinciyle gerçekleştirdiği eylemlerdir. Örneğin, bir müminin beş vakit namazı abdest, kıble, vakit, rükû ve secde gibi şartlara riayet ederek kılması ibadettirK1. Bu mertebede kul, Allah'a karşı görevini yerine getirme bilincindedir. Ancak bu ibadet, kişinin nefsanî değerlendirmeleri ve bireysel manada bakış açısıyla şekillenebilirs.38.

Ubudet ise, ibadetin daha derin ve bâtınî bir boyutudur. Ubudet, kulun kendi fiilinden fani olduğu, yani kendi benliğinin ortadan kalktığı ve Hakk'ın o bedende mutlak olarak tasarruf ettiği bir hâldirs.13, s.55. Bu durumda, fiili gerçekleştiren artık kulun nefsi değil, Hakk'ın kendisidir. İbadet kulun fiili iken, ubudet Hakk'ın fiilidirs.13. Bu hâlde, kulun kalbine ayetler veya Kur'an'ın izahları ilham olarak iner; buna nezaketen vahiy denmezs.55. Ubudet, kulun kendi varlığından geçerek, Hakk'ın varlığında erimesi ve O'nunla birlikte olması hâlidir. Bu, namazın huşû katmanına benzer; kalbin Hak ile birlikte olma hâli, namazın bedenle değil, kalple kılındığı mertebedirK1. Ubudet, kulun "ötelerde bir Allah var" anlayışından sıyrılarak, Hakk'ın kendi varlığında tecelli ettiğini idrak etmesiyle mümkündürs.123. Bu, aynı zamanda "mabudun varlığı abidle ispatlanır" ifadesinde de gizlidir; abid yoksa mabud da bilinmez, meçhulde kalırs.13.

Kaynaklar: K1, s. 6 · Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 13, 38, 55, 123

Eserdeki 'Üçler, Beşler, Yediler' kimlerdir?

Eserdeki "Üçler, Beşler, Yediler" kavramları, tasavvufî mertebeleri ve hakikatleri ifade eden sembolik terimlerdir; şeriat mertebesinde doğrudan karşılığı bulunmayan, tarikat ve marifet mertebelerinde idrak edilen manalara işaret ederlers.94. "Üçler" marifet mertebesinde Besmele'deki Allah, Rahman ve Rahim isimlerini, aynı zamanda Ehl-i Beyt'ten Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i temsil eders.99, 106. "Beşler" ise Cenâb-ı Hakk'ın Hazarât-ı Hamse'deki ilâhî isimlerini ve Efendimiz (s.a.v.) ile Ehl-i Beyt'ten Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'den oluşan "Pencü Âl-i Âbâ"yı ifade eders.99, 106-107. "Yediler" ise nefis mertebelerini (emmare, levvame, mülhime, mutmainne, radiyye, merdiyye, safiye) ve Hakk'a uzanan yoldaki yedi aylık süreci sembolize eders.99, 111. Bu kavramlar, ilâhî oluşumun ve sülûk yolunun farklı veçhelerini genişleten bir sistemi ihata eders.98.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 94, 98, 99, 106, 107, 111

Ayrıntı

"Üçler, Beşler, Yediler" gibi ifadeler, tasavvufî sülûkun ve ilâhî hakikatlerin farklı katmanlarını temsil eden sembolik kavramlardır. Bu terimler, şeriat mertebesinde doğrudan bir karşılık bulmazken, tarikat ve marifet mertebelerinde derin anlamlar kazanırs.94.

Üçler: Marifet mertebesinde "Bismillahirrahmanirrahim"deki Allah, Rahman ve Rahim isimlerini ifade eder. Bu isimler, tüm sistemi idare eden temel ilâhî tecellîleri gösterir: Allah "gavsül azam" hükmüyle, Rahman "gavsül aktab" hükmüyle, Rahim ise "gavsül irşad" hükmüyle ilişkilendirilirs.99. Ayrıca, Ehl-i Beyt'ten Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimiz de "üçler" olarak anılırs.106. Üç, tek harflerin birincisi olarak bir sayıdan ziyade bir kaynağı, bir başlangıcı temsil eders.96.

Beşler: Cenâb-ı Hakk'ın Hazarât-ı Hamse'deki ilâhî isimlerini ve beş mertebeyi ifade eders.99. Hazarât-ı Hamse, varlığın Hak'tan halka inen beş ana mertebesidir: Lâ-taayyün, Taayyün-i evvel (Ahadiyyet), Taayyün-i sânî (Vâhidiyyet), Âlem-i ervâh-misâl ve Âlem-i şehâdetK1. Ayrıca, Efendimiz (s.a.v.) ve kızı Hz. Fâtıma ile Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'den oluşan "Pencü Âl-i Âbâ" da "beşler" olarak belirtilirs.106-107.

Yediler: Nefis mertebelerini temsil eder: emmare, levvame, mülhime, mutmainne, radiyye, merdiyye ve safiyes.99, 111. Bu yedi mertebe, Hakk'a uzanan yolda sâlikin katettiği mânevî aşamaları ve yılın yedi ayını sembolize eders.111, 131. Bu sistem, ilâhî oluşumun ve sülûk yolunun genişletilmiş bir ifadesidirs.98.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 94, 96, 98, 99, 106, 107, 111, 131 · K1, s. 297

Mi'rac hadisesi nasıl anlatılıyor?

Mi'rac, lugatte "çıkış aleti, merdiven, urûc vasıtası" anlamına gelir ve Hz. Peygamber'in Mescid-i Aksâ'dan göklere yükselerek Sidretü'l-Müntehâ'ya, ardından Kâbe Kavseyni Ev Ednâ makamına ulaştığı gece yolculuğudurK1. Bu hadise, İsrâ Sûresi'nin ilk ayeti (İsrâ 1) ve Necm Sûresi'nin 9. ayeti (Kâbe Kavseyni Ev Ednâ) ile Kur'an'da mesnedini bulurK1. Tasavvufta Hz. Peygamber'e mahsus biricik bir hâl olmakla birlikte, sâlikin de manevî bir makamı olarak kabul edilir; "namaz mü'minin mi'râcıdır" hadisi bu durumu desteklerK1. Mi'rac, Hz. Peygamber'in zâtî kisvesinden çıkıp esma ve sıfat mertebesine inerek tekrar zât mertebesine urûc etmesi, yani Hak'ın huzuruna ulaşması ve oradan aldığı hediyeleri ümmetine getirmesi şeklinde anlatılırK1.

Kaynaklar: K1, s. 276

Ayrıntı

Mi'rac hadisesi, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) hem bedenen hem de ruhen gerçekleştirdiği olağanüstü bir yolculukturK1. Bu yolculuk, Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya yapılan İsrâ ile başlar ve oradan göklere yükselişle devam ederK1. Hz. Peygamber, bu yolculukta Sidretü'l-Müntehâ'ya ulaşmış ve ardından "iki yay arası veya daha yakın" anlamına gelen Kâbe Kavseyni Ev Ednâ makamına erişmiştirK1. Bu, kurb-ı ilâhî'nin en yüksek mertebesidir (Kâb-ı Kavseyn).

Mi'rac gecesi, Hz. Peygamber'in çocukluğunda, on yaşlarında, Kadir Gecesi'nde ve İsrâ Gecesi'nde olmak üzere dört defa geçirdiği ameliyatlardan biriyle ilişkilendirilir; bu ameliyat, iman ve hikmetle kalbin doldurulması şeklinde tasvir edilirK1. Bu durum, sâlikler için zikir ve sohbet yoluyla bıçaksız ameliyatlara karşılık gelirK1. Hz. Peygamber'in mi'racı, zâtın huzurunda olmak ve zâta ulaşmak demektir; Mekke'deyken dahi sürekli mi'rac halinde olduğu belirtilirK1. Ancak, bizleri eğitmek ve öğretmek için zâtın dışına çıkıp esma ve sıfat mertebesine inmesi ve oradan tekrar zât mertebesine urûc etmesi, yani mi'rac etmesi gerekmiştirK1. Bu, bir mucize kabilinde bizlere bir şeyler gösterebilmek içindirK1.

Mi'rac'ın kemale erdiği yer Sidretü'l-Müntehâ'dır; burada perdeler kalkmış, Hakikat-i Muhammediyye kemale ermiştirK1. Hz. Peygamber, bu yolculuktan namaz, tahıyyat ve Bakara Sûresi'nin son iki ayeti olan "Amenerrasulü" gibi hediyelerle dönmüştür; bunlar mi'raca gittiğinin ispatlarındandırK1. Mi'rac, aynı zamanda "rahmeten li'l-âlemîn" olan Hz. Peygamber'in saatlere, günlere, aylara, mevsimlere ve seneye olan rahmetinin bir tezahürü olarak, takvimdeki değişkenliğiyle de dikkat çekerK1.

Kaynaklar: K1, s. 10, 57, 58, 126, 132, 133, 276

Zulmani ve nurani perdeler ne demektir?

Zulmani ve nurani perdeler, tasavvufta sâlikin Hakikat'e ulaşmasında karşılaştığı engelleri ifade eder. Bu perdeler, kişinin Hakikat-i Muhammediyye'yi ve İslam dinini hakikatiyle anlayamamasından kaynaklanan idrak eksiklikleri ve nefsanî hallerdir. Zulmani perdeler, nefs-i emmâre gibi olumsuz sıfatlarla ilişkili iken, nurani perdeler ise Hakikat-i Muhammediyye gibi yüce mertebelerin dahi yanlış anlaşılması sonucu Hakk'a ulaşmaya mani olan, iyi zannedilen ancak aslında engel teşkil eden hallerdir. Bu perdeler, sâlikin seyr-i sülûkunda aşması gereken mertebelerin vasıflarıdır ve her mertebede farklı zuhur ve yaşantıları vardırs.33, 110.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 33, 110

Ayrıntı

Zulmani ve nurani perdeler, sâlikin Hakikat'e vuslat yolunda karşılaştığı manevi engellerdir. Bu perdeler, kişinin idrak seviyesine ve nefs mertebesine göre farklılık gösterir. Zulmani perdeler, genellikle nefs-i emmâre gibi düşük nefs mertebelerindeki olumsuz sıfatlar, şehvet, gazap, kibir, hırs, haset, riya ve tamah gibi hallerle ilişkilidirK2. Bu tür perdeler, sâlikin bâtınî hallerini mahcup eder ve aşılması için tevbe-i nasûh ile mürşid-i kâmile teslimiyet zorunludurK2.

Nurani perdeler ise, daha ince ve fark edilmesi zor engellerdir. Bunlar, Hakikat-i Muhammediyye gibi yüce mertebelerin dahi yanlış anlaşılması sonucu Hakk'a ulaşmaya mani olan, iyi zannedilen ancak aslında engel teşkil eden hallerdirs.20. Örneğin, Hazreti Muhammed (a.s.) Efendimizi gerçeğiyle anlayamamak veya İslam dinini hakikatiyle idrak edememek, Hakk'ın nurunun kişiye ulaşmasına engel teşkil eden bir nurani perde olabilirs.20. Bu durum, "kamerin güneşin önüne geçip de güneşe mani olması" gibi tasavvur edilemez bir haldirs.7.

Bu perdeler, sâlikin seyr-i sülûkunda aşması gereken mertebelerin vasıflarıdır ve her mertebede ayrı ayrı zuhur ve yaşantıları vardırs.33, 110. Bir alt mertebenin zulmeti aşılmadan üstteki hâl yaşanmazK2. Bu perdelerin aşılması, kişinin kendi ameline, ilmine veya hâline karşı içten içe hayranlık duyup kendini büyük görmesi anlamına gelen ucüb gibi kalp hastalıklarından arınmayı da gerektirir (Ucüb). Nihayetinde, bu perdelerin kalkmasıyla Hakk'ın gönül aleminde mutlak olarak idrak edilmesi, "câel hakku ve zehekal batıl" (Hak geldi batıl gitti) hükmünün geçerli olmasıyla gerçekleşirs.54.

Kaynaklar: K2 · Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 7, 20, 33, 54, 110

Bu sohbetler kimler için uygundur?

Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" adlı eserindeki sohbetler, tasavvufî irfan geleneğine ilgi duyan, mânevî gelişim arayışında olan ve Hakikat'e ulaşma gayesi taşıyan herkes için uygundur. Bu sohbetler, mürşidin sâlike yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımı niteliğinde olupK1, dinî kimliği şekillendirici bir etkiye sahiptir. Özellikle "irfaniyet sohbeti" olarak tanımlanan bu aktarımlar, sâlikin kalbindeki "siyah kanı" temizleyerek mânevî ameliyatı gerçekleştirmeyi hedeflers.133.

Kaynaklar: K1, s. 29 · Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 133

Ayrıntı

"Sohbet Arası Sohbetler", Necdet Ardıç'ın (Terzibaba) farklı mekânlarda ve çeşitli kişilere yaptığı, spontane gelişen irfan sohbetlerinin kayıt altına alınmış hâlidirs.2, s.7. Bu sohbetler, tasavvufî eğitimin önemli bir parçası olarak, dinleyicinin mânevî idrakini artırmayı amaçlars.2. Tasavvufta sohbet, mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımıdır; sıradan bir konuşma değil, kalpten kalbe feyiz aktarımıdırK1. Bu bağlamda, Ardıç'ın sohbetleri de "hâl sohbeti" niteliği taşır ve dinleyicinin mânevî hayata yönelmesine yardımcı olurK1.

Sohbetlerin hedef kitlesi, Hakikat arayışında olan ve "ilim nerede bulunursa orada alınması" gerektiğine inanan kişilerdirs.45. Necdet Ardıç, sohbetlerinde "tevhid sohbeti" ve "irfaniyet sohbeti" vurgusu yaparak, nakil veya rivayet sohbetlerinden ziyade, dirayet ve gerçek sohbetin önemini belirtirs.133. Bu tür sohbetler, kişinin içindeki mânevî kirleri temizlemeyi ve "bıçaksız ameliyat" olarak tabir edilen mânevî arınmayı sağlamayı hedeflers.133. Dolayısıyla, bu sohbetler, tasavvufî sülûkta ilerlemek isteyen, kendi hakikatini idrak etme gayesinde olan ve mânevî sorumluluklarını yerine getirme yolunda bir mihenk taşı arayan herkes için uygun bir kaynaktır (Emânet Âyeti).

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 21 — s. 2, 7, 45, 133 · K1, s. 29