İçeriğe atla
Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001) kapak gorseli

Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001)

Terzibaba - Necdet Ardıç

355 sayfa~533 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçsohbet arası sohbetlerdijital kütüphanekitap okuma

İlgili Konular

Sohbet Arası Sohbetler CD 5 IS-A Kitap

Sıkça Sorulan Sorular

Sohbet Arası Sohbetler kitabı ne anlatıyor?

Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" adlı eseri, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan, mürşidin müridleriyle yaptığı manevî eğitim ve hâl aktarımı olan sohbetlerin derlemesidir. Bu kitap serisi, Ardıç'ın farklı mekânlarda ve farklı kişilere yaptığı spontane irfan sohbetlerini, çay molalarında veya sorulan sorular üzerine gerçekleşen konuşmaları kayıt altına almıştırs.1, 2. Eser, Mevlânâ Hazretleri'nin "irfan ehli ile bir saat sohbet yüz senelik yol aldırır" sözünü teyit edercesine, sâlikin Hak yolunda daha hızlı ilerlemesine vesile olan, kalpten kalbe feyiz aktarımını amaçlayan bir eğitim metodu olarak sohbetin önemini vurgulars.73, 172. Kitaplar, aynı konuların farklı mertebelerde tekrar ele alınmasıyla, her sohbetin kendine özgü bir özelliği olduğunu ve okuyucunun manevî idrakini derinleştirmeyi hedeflediğini belirtirs.2.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 1, 2, 73, 172

Ayrıntı

"Sohbet Arası Sohbetler", Necdet Ardıç'ın, Uşşâkî tarikatının önemli mürşidlerinden biri olarak, tasavvufî irfan geleneğini günümüze taşıyan eserlerinden biridir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Bu eser, Ardıç'ın çeşitli yerlerde ve farklı dinleyicilere yaptığı irfan sohbetlerinin kayıtlarından oluşmaktadır. Kitapların içeriği, konulu sohbetler arasında verilen çay molalarında, sorulan sorular üzerine veya diğer vesilelerle yapılan konuşmaları kapsars.1. Bu sohbetler, sıradan konuşmalar olmayıp, tasavvufta mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık, eğitim ve hâl aktarımıdırK1.

Eser, sohbetin manevî yolculuktaki hızlandırıcı etkisine dikkat çeker. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin "irfan ehli ile bir saat sohbet yüz senelik yol aldırır" sözü, bu kitap serisinin temel motivasyonlarından biridirs.172. Necdet Ardıç da bu fikri destekleyerek, "10 dakikalık bir Hakk sohbeti dinle idrak ile olduğundan seni daha hızlı yol aldırır" ifadesiyle sohbetin manevî ilerlemedeki gücünü vurgulars.73. Bu durum, sohbetin "kalpten kalbe feyiz aktarımı"K1 niteliğini ortaya koyar.

Kitaplarda aynı konuların tekrar ele alınması, bir tekrar olarak değil, eğitimin bir gereği olarak açıklanır. Her sohbetin kendine ait bir özelliği olduğu ve aynı konunun değişik zamanlarda, değişik mertebeleri itibarıyla farklı bir idrak seviyesi sunduğu belirtilirs.2. Bu yaklaşım, tasavvufî eğitimin katmanlı yapısını ve bilginin derinleşerek aktarılmasını yansıtır. Eser, ilim ile muhabbetin bir arada olması gerektiğini, zira muhabbetsiz ilmin veya ilimsiz muhabbetin eksik kalacağını ifade eders.86. Bu da sohbetlerin sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda kalbî bir bağ ve sevgi (muhabbet) ile beslenen bir eğitim olduğunu gösterir.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 1, 2, 73, 86, 172 · K1, s. 29

Terzibaba - Necdet Ardıç kimdir?

Necdet Ardıç, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki önemli mürşidlerinden biri olup, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyettir. "Terzibaba" lakabıyla tanınan Ardıç, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmış, özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla öne çıkmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba), Wiki). Kendi ifadesiyle, "Mana ile madde arası", "varlık ile yokluk arası" bir yaşam sürmüş, Kur'an ile necat bulmuş ve bu yolda birçok manevi tecrübe yaşamıştırs.66, 72. Şahsiyetinin bâtınî yönü "necat" ile ilişkilendirilirken, zâhirî ismi olan "Necdet"in ebced değeri 457 olup, bu sayının rakamları tasavvufî mertebelere işaret eders.77, 95.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 66, 72, 77, 95

Ayrıntı

Necdet Ardıç, "Terzibaba" olarak bilinen, Uşşâkî tarikatının günümüzdeki mürşidlerinden biridir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan önemli bir şahsiyet olarak kabul edilir (Necdet Ardıç (Terzibaba), Wiki). Eserleri ve sohbetleri aracılığıyla tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır. Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla tanınır (Necdet Ardıç (Terzibaba), Wiki).

Kendi hayatını ve manevi yolculuğunu şiirsel bir dille ifade eden Ardıç, "Toprak ile balçık arası zuhur ettik bir anadan" diyerek dünyaya gelişini ve "Mana ile madde arası / Her türlü mana bünyeme / Neler iliştirdi künyeme" ifadeleriyle manevi tecrübelerinin zenginliğini dile getirirs.66. Çocukluktan gençliğe geçişini "Başlamışım koşturmaya / Öğrenmişim yürümeyi / Seneleri aştırmaya / Çocukluk ile gençlik arası" şeklinde anlatırken, isminin "Necdet" olduğunu ve Kur'an ile necat bulduğunu belirtirs.72.

Necdet isminin bâtınî anlamı "necat" (kurtuluş) ile ilişkilendirilir ve Kur'an'da Tâ-Hâ Sûresi'nde geçen "فَنَجَّيْنَاكَ" (sana necat verdik) ayetiyle bağlantı kurulurs.77, 76. İsminin ebced değeri 457 olup, bu sayının rakamları (4, 5, 7) tasavvufî mertebelere işaret eder: 4 şeriat, tarikat, hakikat, marifet; 5 hazarât-ı hamse (beş hazret mertebesi); 7 ise yedi nefis mertebesidirs.95.

Necdet Ardıç, Tekirdağ'da ikamet etmekte olup, "İz-Terzi Baba" mahlasını kullanırs.1, 2. Eserleri arasında "Necdet Divanı" gibi divanlar serisi ve "İbretlik dosyalar serisi" gibi çalışmalar bulunmaktadırs.360. Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler, Necdet Ardıç riyâsetindeki tasavvuf serisi içinde eserler kaleme almışlardır (Abdürrezzak Tek, Wiki; Terzi Oğlu Cem Cemâlî, Wiki). Bu durum, onun tasavvufî ekolünün ve irfan geleneğinin devamlılığını göstermektedir.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 1, 2, 66, 72, 76, 77, 95, 360

Şeriat, Tarikat, Hakikat ve Marifet nedir?

Şeriat, Tarikat, Hakikat ve Marifet, tasavvufta sülûkun dört temel mertebesini ifade eden, birbirini tamamlayan ve kemale erdiren aşamalardır. Şeriat, zahiri kuralların bilinip uygulanmasıyla başlayan ilk basamak olup, Tarikat ise mürşidle bağ kurularak nefsani eğitim ve muhabbetle yol alınmasıdır. Hakikat mertebesi, eşyanın gerçek yüzünün ve Hak'ın bizzat müşâhede edildiği, kişinin kendini tanıdığı irfaniyet çalışmaları içeren üçüncü aşamadır. Marifet ise sülûkun kemal noktası olup, Hak'ın bilfiil tanındığı ve Zat mertebesinin idrak edildiği son mertebedir. Bu dört mertebe, bir bütün olarak İnsan-ı Kamil olma yolunda ilerlemeyi sağlar ve her biri diğerine eleman hazırlar; örneğin, şeriat tarikata, tarikat hakikate, hakikat de marifete hazırlık niteliğindedirs.23, 259.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 23, 259

Ayrıntı

Tasavvufî sülûkun bu dört mertebesi, sâlikin manevi yolculuğunda katettiği aşamaları ifade eder. Şeriat, bu yolculuğun ilk adımıdır ve dinin zahiri hükümlerini, kurallarını bilmeyi ve uygulamayı içerirs.1; Sohbet Arası Sohbetler CD 5, s.19. Bu mertebede fiili çalışmalar ön plandadır ve İslam'ın beş şartı gibi temel ibadetlerin yerine getirilmesi esastırs.34, 19. Şeriat, tarikata eleman yetiştirme, yani yola hazırlama vazifesini görürs.23.

Tarikat, şeriatın ardından gelen ikinci mertebedir. Bu aşamada sâlik, bir mürşidle bağ kurarak sülûka girer, nefsani eğitimden geçer ve muhabbetle zikir ve tefekkür gibi çalışmalar yapars.1; Sohbet Arası Sohbetler CD 5, s.30, 34. Tarikat, hakikate eleman hazırlamak, bünyeyi ilmi konuları anlayacak kapasiteye ulaştırmak gibi önemli bir göreve sahiptirs.23. Şeriat mertebesindeki gidiş "ayakla yürüyüş" iken, tarikat mertebesindeki gidiş "araba ile gidiş"e benzetilirs.167.

Hakikat, sülûkun üçüncü mertebesidir. Bu mertebede Hak'ın bizzat müşâhede edildiği, eşyanın hakiki yüzünün açıldığı bir kademedirs.1. Kişinin kendini tanıdığı irfaniyet çalışmaları bu aşamada yoğunlaşırs.34, 30. Hakikat mertebesi, dış alemdeki Sıfat mertebesine karşılık gelirs.259. Tarikattaki gidiş "araba ile gidiş" iken, hakikatteki gidiş "uçakla gidiş" gibidirs.167.

Marifet, sülûkun kemal noktası ve son mertebesidir. Bu aşamada sâlik, Hak'ı bilfiil tanıma mertebesine ulaşırs.1. Marifet, Cenab-ı Hakk'ın Zat mertebesine karşılık gelirs.259. Hakikat mertebesinde kendini tanıma çalışmaları varken, marifet mertebesinde Allah'ı tanıma çalışmaları vardırs.34. Marifetteki gidiş ise "füze ile gidiş"e benzetilirs.167. Bu dört mertebe, birbirinden ayrılmaz bir bütün olups.306, İnsan-ı Kamil olma yolunda ilerlemenin temelini oluştururs.259.

Kaynaklar: K1-164, s. 1, 5, 19, 30, 34 · Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 19, 23, 30, 34, 167, 259, 306 · K1-240, s. 1

Tasavvufta zikirle yapılan devranın (dönmenin) anlamı nedir?

Tasavvufta zikirle yapılan devran (dönme), varlığın Hak'tan çıkıp tekrar Hak'a dönen halkasal hareketinin (devr-i kâinat) sâlik tarafından zikir esnasında bedensel olarak temsilidir. Bu, sâlikin bireysellikten kurtulup Uluhiyete ulaşma gayretinin bir tezahürüdürK1. Özellikle Halvetiyye-Uşşakiyye gibi tarikatlarda pirlerin içtihadıyla kabul görmüş bu uygulama, Arş-ı Âlâ'yı tavaf eden meleklerin ibadetine cami olups.3, Kâbe'nin tavafına benzer şekildes.3 Hakikat-i Muhammediyye ile bağ kurmanın ve Hak'ın isimlerinin tecellîlerini idrak etmenin bir yoludur. Devran, sâlikin nefsî varlığından sıyrılarak ruh devranına yükselmesini hedeflers.13.

Kaynaklar: K1, s. 149 · Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 3, 13

Ayrıntı

Tasavvufta zikirle yapılan devran, "dönmek, devretmek, dolaşmak" anlamına gelen lügat karşılığıyla uyumlu olarak, varlığın ve sâlikin manevi yolculuğunun bir ifadesidirK1. Bu devran, temelde iki ana hakikatin birleşimidir: devr-i kâinat ve devran zikriK1. Devr-i kâinat, mutlak varlığın esmaî tecellîlerle nüzul edip (kavs-i nüzul) sonra mârifet-i Hak ile urûc etmesini (kavs-i urûc) ifade eder; bu, "innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" (Bakara 156) ayetinin vücudî bir yorumudurK1. Zikirle yapılan devran ise, bu kozmik dönüşümün sâlik tarafından bedensel olarak yaşanmasıdır.

Devranın icra edilişinde farklı mertebeler ve anlamlar bulunur:

  • Halka Oluş ve Zikir: Tarikatlarda zikir halkaları, Hz. Peygamber'in "Cennet bahçeleri" olarak nitelendirdiği zikir meclislerine katılımı temsil eders.4, 7. Bu halkalar, toplu zikrin feyzini artırırs.8.
  • Dönme Hareketi ve Sembolizmi: Devran, Arş-ı Âlâ'yı tavaf eden meleklerin ibadetine camidirs.3. Aynı zamanda Kâbe'nin tavafı gibi, Hak'ın isimlerinin (İsm-i Celâl, Hu, Allah, Hay, Kayyum, Vahid, Ahad, Samed) her birinde yedişer defa dönülerek yapılırs.3. Bu dönüş, sâlikin bireysellikten kurtulup Uluhiyete ulaşma gayretinis.149 ve "lâ ilâhe illâllâh" kelimesinin somut bir tezahürünü ifade eder: "lâ" ile dış âlemden geçiş, "illâllâh" ile merkeze (Hak'a) yönelişK1.
  • Vahidiyet ve Ahadiyet Makamları: Halvetiyye devranında başlangıçta el ele tutuşmadan, kalbin üzerinde darb-ı zikir ile kelime-i tevhidin veya esmanın vurulması, Makam-ı Vahidiyet sıfatının suretidir. Daha sonra el ele tutularak dönülmesi ise Vahidiyetin Ahadiyetle ve Vahdet-i Zatiye ile bağlantısına işarettirs.8. Bu, Allah'ın varlığı ile kulun varlığını birleştirme ve O'nun gerçek halini müşahede ile idrak etme amacına yöneliktirs.205.
  • Ruh Devranına Yükseliş: Devranın nihai hedefi, sâlikin "vücud-u unsuri" (toprak, su, hava, ateşten meydana gelen beden) varlığından kurtulup, Nur-u esma, efal ve sıfatlardan hissedar olarak tahkik makamına ulaşmasıdır. Bu, suretten ruh devranına bir urûc (yükselme) halidirs.13. Sâlikin tam bir huzur, tecrid ve gark olma haliyle devran etmesi, bu ruhani yükselişi sağlars.13.

Kaynaklar: K1, s. 224 · Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 3, 4, 7, 8, 13, 149, 205

Bu eser kimler için yazılmıştır?

Necdet Ardıç'ın eserleri, özellikle de tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan "İrfan Mektebi (Hakk Yolu)" gibi çalışmaları, Hakk'ın vuslatına talip olan, gafletten uzak duran ve mânevî derinlik arayan sâlikler için yazılmıştır. Bu eserler, Hakk ile kul arasındaki özel ilişkiyi, velâyet sırrını ve fenâ fillâh hâlini anlamak isteyenlere hitap eder. Nitekim, ariflerin ifadesiyle "Hakkın vuslathanesine biganeler yani gaflet ehli ebedi olarak giremezler"s.192, bu da eserlerin belirli bir idrak seviyesine sahip okuyucu kitlesine yönelik olduğunu gösterir. Eserler, tasavvufî hakikatleri idrak etmeye çalışan, "Hak ile halk arası"nda bir köprü kurmaya niyet eden ve nefsinden halas olmak isteyenler için bir rehber niteliğindedir.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 192

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın eserleri, tasavvufî irfan geleneğini günümüze taşıyan ve mânevî yolculukta ilerlemek isteyenlere hitap eden metinlerdir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Bu eserler, özellikle "İrfan Mektebi (Hakk Yolu)" gibi temel eserler, nefs mertebelerini aşarak Hakk'a ulaşma gayretinde olan sâlikler için kaleme alınmıştır (İrfan Mektebi (Hakk Yolu) Wiki). Yazarın kendi ifadesiyle, bu metinler "Hakkın vuslathanesine biganeler yani gaflet ehli ebedi olarak giremezler"s.192 prensibiyle, Hakk'ın mahremiyetine ezelden aşina olan, "yar-i kadim" arayan ve ayağını yere sağlam basan kimselere yöneliktirs.192. Bu durum, eserlerin sıradan okuyucudan ziyade, tasavvufî bir idrak ve gayret sahibi olanlara hitap ettiğini gösterir.

Eserler, "Hak ile halk arası"nda bir mabeyinci rolü üstlenereks.66, okuyucuyu mânevî hedeflere ulaştırmayı amaçlar. Bu hedefler arasında, "Makam-ı Mahmud halini yani Bakabillah halini" yaşamaks.48 ve "nefsinden halas" olmak gibi yüksek mânevî mertebeler bulunurs.106. Necdet Ardıç'ın kendi mânevî tecrübelerini de yansıtan bu metinler, "Bu hale gelmek için Ne zehirler içildi Hevadan geçmek için Kalmadı bu canda ten Tende can da kalmadı Sahibi aldı elimden Necdetten bir eser kalmadı"s.112 gibi ifadelerle, bu yolun zorluklarını ve fenâ hâlini tecrübe edenlere seslenir. Dolayısıyla, bu eserler, mânevî bir dönüşüm ve Hakk'a vuslat arayışında olan, tasavvuf yolunun inceliklerini anlamaya çalışan ve bu yolda gayret gösteren herkes için yazılmıştır.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 48, 66, 106, 112, 192

Kitaptaki 'Hallac-ı Mansur' bölümünde ne anlatılıyor?

Hallac-ı Mansur bölümü, Hallac-ı Mansur'un "Enel Hakk" sözü etrafında gelişen hadiseleri ve bu sözün tasavvufî derinliğini ele alır. Hallac-ı Mansur'un mesleği olan yün atıcılığından hareketle "yardım olunmuş pamuk atıcı" manasına gelen isminin hikmeti açıklanırs.338. Bölümün ana eksenini, Hallac-ı Mansur'un "Enel Hakk" ifadesiyle Hakk'ın varlığını kendinde ilan etmesi ve bu sözün ardındaki hakikat oluşturur. Bu hakikat, tüm âlemin Hakk'ın tecelli ve zuhur mahalli olduğu idrakidirs.345. Hallac-ı Mansur'un bu sözü söylemesinin diyetinin kendi kellesi olduğunu ifade etmesi, bu mertebenin zorluğunu ve yüksekliğini gösterirs.344. Bölüm, Hallac-ı Mansur'u eleştirmek yerine, onun yaşadığı bu yüksek idrak meselesinin hakikatlerini anlamaya çalışmanın önemini vurgulars.343.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 338, 343, 344, 345

Ayrıntı

Hallac-ı Mansur bölümü, öncelikle Hallac-ı Mansur'un kimliğine dair bir giriş yapar. Onun "yardım olunmuş pamuk atıcı" anlamına gelen isminin, mesleği olan yün atıcılığıyla bağlantısı kurulurs.338. Asıl konu, Hallac-ı Mansur'un "Enel Hakk" (Ben Hakk'ım) ifadesidir. Bu ifade, Hallac-ı Mansur'un kendinde Hakk'ın varlığını ilan etmesi olarak yorumlanır. Ancak bu ilan, basit bir iddia değil, Hakk'ın tüm âlemdeki varlıkların tecelli ve zuhur mahalli olduğu hakikatinin idrakidirs.345.

Hallac-ı Mansur'un bu sözü söylemesinin ardından yaşadığı hadiseler, bu idrakin zorluğunu ve bedelini ortaya koyar. Hz. Peygamber'in "Ya Mansur nedir bunun diyeti?" sorusuna Hallac-ı Mansur'un "Kellemdir ya Rasulullah" cevabı, bu mertebenin can pazarı olduğunu ve en büyük fedakârlığı gerektirdiğini gösterirs.344. Bu durum, Hallac-ı Mansur'un sözlerinin zahirî anlamının ötesinde, derin bir tasavvufî hakikati barındırdığını işaret eder.

Bölüm, Hallac-ı Mansur'un bu yüksek idrakini eleştirmek yerine, onun yaşadığı bu hassas ve yüksek derecede idrak oluşturan meselelerin hakikatlerini anlamaya çalışmanın gerekliliğini vurgulars.343. Bu, Hallac-ı Mansur'un "Enel Hakk" demesinin sadece bir sözden ibaret olmadığını, aksine Hakk'ın tüm gönül aynalarında yansıması olduğu hakikatini müşâhede etmenin bir neticesi olduğunu anlatırs.345. Hallac-ı Mansur'un hadisesindeki incelik, "Enel Hakk" diyen bir sâlikin, tüm âlemdeki varlıkların da Hakk'ın tecelli mahalli olduğunu bilmesi gerektiği noktasındadırs.345, 348. Bu, tasavvufî sülûkun ve Hakk'ı müşâhede etmenin zorlu ve derin bir mertebesidir.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 338, 343, 344, 345, 348

Eserdeki 'Kader' bahsi neyi açıklıyor?

Eserdeki kader bahsi, Cenâb-ı Hakk'ın ilmi ve iradesiyle varlıkların hayat programlarını belirlemesi olarak açıklanır. Bu bağlamda kader, mutlak ve muallak olmak üzere iki ana kısma ayrılır. Mutlak kader, kulun iradesine bağlı olmayan, değişmez ilâhî takdirleri (doğum yeri, cinsiyet, rızık, ecel gibi) ifade ederkens.223, 227, muallak kader ise kulun hür iradesiyle şekillenen, değişebilir ve sorumluluk alanı oluşturan hayat devreleridirs.223, 119. Kader, kargaşayı önleyen ve varlıkların düzen içinde hareket etmesini sağlayan ilâhî bir sistemdirs.215.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 119, 215, 223, 227

Ayrıntı

Kader, Cenâb-ı Hakk'ın varlıkların hayatlarını belirli bir sistem ve program dahilinde sürdürmesini sağlayan ilâhî bir hükümdürs.215. Bu program, Hak'ın her şeyi önceden bilmesi esasına dayanır; O, kulun ne yapacağını bildiği için yazar, yoksa kul O yazdığı için yapmak zorunda kalmazs.125. Kader bahsi, kader-i mutlak ve kader-i muallak olmak üzere iki ana mertebede ele alınır.

Kader-i mutlak, Cenâb-ı Hakk'ın değişmeyecek olan, kulun iradesine bağlı olmayan takdirleridir. Bu, kişinin nerede doğacağı, nerede öleceği, rızkının nereden olacağı, erkek mi kız mı olacağı gibi temel hususları kapsars.227. Bu tür kaderde, "ayan-ı sabite"deki programın zuhura gelmesi söz konusudur; yani her bir varlığın kendi istidadına ve kabiliyetine göre belirlenmiş olan ilâhî programıdırs.111, 139. Örneğin, Âdem (a.s.)'ın "Akl-ı Kül hükmünde" yaratılması ve Havva'lık özelliğinin de birlikte halk edilmesi, mutlak kaderin bir tecellisidirs.220. Bu kader, ne uzar ne kısalır; ancak sadaka ve dua gibi amellerin ömrü uzatabileceği hadislerde belirtilmiştirs.120.

Kader-i muallak ise, kulun hür iradesiyle şekillenen, değişebilir ve sorumluluk alanı oluşturan kaderdirs.119. Cenâb-ı Hakk, insana hayatının bazı bölümlerini kendi kontrolüne bırakarak hareket serbestliği tanımıştır. Bu boşta olan kader, kulun faaliyetlerinin tesiriyle eksiye veya artıya doğru değişebilirs.119. İnsan, kendisine gösterilen iki yoldan hangisini tercih ederse, o yolun mesuliyetini veya menfaatini alır. Bu nedenle, her başımıza gelen şeyin kader-i mutlak olmadığını bilmek ve ihtiyatlı konuşmak gerekirs.125. Hayvanlar gibi varlıklarda ise kader-i muallak diye bir oluşum yoktur, çünkü onlara hareket serbestliği verilmemiştirs.119.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 111, 119, 120, 125, 139, 215, 220, 227

Kitapta neden bazı konular tekrarlanıyor?

Terzi Baba'nın eserlerinde bazı konuların tekrarlanmasının temel nedeni, bu sohbetlerin farklı zamanlarda, farklı mekanlarda ve farklı dinleyici kitlelerine yapılmış olmasıdır. Bu durum, aynı mevzuların farklı kişilere aktarılması ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, kitapların tamamını okuyanlar, bu tekrarları doğal bir durum olarak görebilirlers.2. Bu tekrarlar, konuların pekiştirilmesi ve farklı bağlamlarda yeniden ele alınması amacına hizmet etmektedir.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 2

Ayrıntı

Terzi Baba'nın "Sohbet Arası Sohbetler" adlı eserinde yer alan bilgilerin oluşum süreci, konuların neden tekrarlandığını açıklar. Bu eserler, uzun seneler boyunca yapılan konulu sohbetlerin, çay molalarında verilen cevapların ve çeşitli vesilelerle sorulan sorular üzerine yapılan konuşmaların derlenmesiyle meydana gelmiştirs.1, 6. Sohbetlerin belirli bir seyir takip etmeden, spontane bir şekilde gerçekleşmesi, konuların farklı zamanlarda yeniden gündeme gelmesine yol açmıştır. Kitapların hazırlanışı sırasında, ses kayıtlarının bilgisayarda dinlenerek kayda alınması ve ardından tarih sıralarına göre bölümlere ayrılması, bu tekrarların korunmasına neden olmuşturs.1. Nitekim yazar, bu durumu "Bu kitapların sayfa ve yazı düzenleme ve kontrollarını yapıp okunacak hale getirdikten sonra kitaplarımızın arasında yerlerini almış oldular. Bunların içinde bazı mevzuların tekerrürü olabilir. Çünkü bu sohbetler değişik mahallerde ve değişik kimselere yapılmış olduğundan ve aynı mevzuun başka kimselere de aktarılması gerektiğinden, kitapların hepsini okuyanlar bazı tekraraları görebilirler" ifadeleriyle açıkça belirtmektedirs.2. Bu durum, eserlerin doğaçlama ve dinleyici odaklı yapısından kaynaklanan doğal bir sonuçtur.

Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 5 — s. 1, 2, 6