
Sohbet Arası Sohbetler CD 6 (2001)
Terzibaba - Necdet Ardıç
Anahtar Kelimeler
Sıkça Sorulan Sorular
Sohbet Arası Sohbetler CD 6 ne anlatıyor?⌄
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler CD 6" adlı eseri, farklı zamanlarda ve değişik kişilere yapılan irfan sohbetlerinin kayıt altına alınmış metinlerini içermektedir. Bu sohbetler, tasavvufî eğitimin bir parçası olarak, dinleyicilerin manevî gelişimine katkıda bulunmayı amaçlar. Eserde, Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e kadar altı peygamberin hayatı ve özellikleri, Kur'an'daki yaratılış evreleri gibi konular ele alınırken, sohbetin kalpten kalbe feyiz aktarımı ve muhabbet oluşturmadaki rolü vurgulanır. Kitap, tekrar gibi görünen konuların aslında eğitim gereği farklı mertebelerde aktarılması gereken bilgiler olduğunu belirtir ve sohbetlerin ömrü uzatan, randımanı artıran bir vesile olduğunu ifade eders.1, s.66.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 1, 66
›Ayrıntı
"Sohbet Arası Sohbetler CD 6", Necdet Ardıç'ın spontane gelişen irfan sohbetlerinin derlemesidirs.1, s.182. Bu sohbetler, tasavvufta mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımı olan "sohbet" kavramının bir tezahürüdürK1. Eser, farklı mahallerde ve değişik kimselere yapılan bu sohbetlerin, aynı mevzuların farklı mertebelerde aktarılmasıyla bir eğitim süreci olduğunu belirtirs.1.
CD 6'da işlenen temel konular arasında altı peygamber serisi bulunmaktadır: Hz. Âdem Safiyyullah, Hz. Nûh Neciyyullah, Hz. İbrâhîm Halîlûllah, Hz. Mûsâ Kelîmullah, Hz. Îsâ Rûhullah ve Hz. Muhammed (s.a.v.)s.183. Ayrıca, Kur'an-ı Kerim'de semavat ve arzın altı evrede veya altı tecellide yaratılması gibi konulara değinilirs.86. İnsanın yaratılışı, Cennet'ten yeryüzüne indirilişi ve "Kün" emriyle varoluşu gibi Kur'anî hakikatler de sohbetlerin içeriğini oluştururs.61.
Sohbetlerin temel amacı, dinleyiciler arasında muhabbetin oluşmasını sağlamaktır. Karşılıklı ayna olma, aynı kalpte ve gönülde olma, aynı değer yargılarını paylaşma gibi unsurlar muhabbetin göstergeleridirs.17. Bu muhabbet, sâlikin Hak'a duyduğu sevginin bir yansımasıdır ve sülûkun itici gücüdürK1. Eserde, sohbetlerin ömrü uzattığı ve manevî randımanı artırdığı, böylece kişisel gelişime önemli bir vesile olduğu ifade edilirs.66. Tasavvufî hakikatin gerçekleşmesinde ilâhî tasarruf, sâlikin gayreti ve mürşidin terbiyesi ile ihvân ile sohbetin birleşimi esastırK2. Bu sohbetler, sadece maddî ve mekânsal anlatımların ötesinde, ruhsal yönü ve iç bünyedeki oluşumu yansıtarak dinî bir derinlik sunars.149.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 1, 17, 61, 66, 86, 149, 182, 183 · K1, s. 29, 247 · K2
Terzibaba Necdet Ardıç kimdir?⌄
Necdet Ardıç, "Terzibaba" lakabıyla bilinen, günümüz Uşşâkî tarikatının önde gelen mürşitlerinden biridir. Tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan müstesna bir şahsiyet olup, eserleri ve sohbetleriyle tasavvufu geniş kitlelere ulaştırmıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve Fusûsu'l-Hikem şerhi gibi çalışmalarıyla tanınır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Tekirdağ'da ikamet eden Necdet Ardıç'ın sohbetleri "Sohbet Arası Sohbetler" adıyla kitaplaştırılmıştırs.1, 2. Ayrıca "Necdet Divanı" ve "Hacc Divanı" gibi divanları da bulunmaktadırs.183.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 1, 2, 183
›Ayrıntı
Necdet Ardıç, tasavvuf çevrelerinde "Terzibaba" lakabıyla anılan önemli bir mürşittir. Uşşâkî tarikatına mensup olup, bu tarikatın irfan geleneğini çağdaş döneme aktarmada kilit bir rol oynamıştır (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Onun çabaları, tasavvufun daha geniş kitlelere ulaşmasına vesile olmuştur. Eserleri arasında özellikle İrfan Mektebi (Hakk Yolu) ve İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserine yaptığı şerh dikkat çekmektedir (Necdet Ardıç (Terzibaba) Wiki). Bu eserler, onun tasavvufî derinliğini ve ilmî yetkinliğini ortaya koymaktadır.
Necdet Ardıç'ın sohbetleri, "Sohbet Arası Sohbetler" başlığı altında derlenerek yayımlanmıştırs.1. Bu sohbetler, onun tasavvufî görüşlerini ve irfanî bakış açısını yansıtan önemli kaynaklardır. Kendisi Tekirdağ'da ikamet etmektedir ve adres bilgileri "Ertuğrul Mahallesi Hüseyin Pehlivan Caddesi No: 29/5 Servet Apt. 59 100 Tekirdağ" ve "100 yıl Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi Ata Kent Sitesi A Blok Kat 3, D. 13" olarak belirtilmiştirs.1. Ayrıca, "Necdet Divanı" ve "Hacc Divanı" gibi şiir divanları da bulunmaktadırs.183. Abdürrezzak Tek ve Terzi Oğlu Cem Cemâlî gibi müellifler, Necdet Ardıç'ın riyasetindeki tasavvuf serisi içinde eserler kaleme almışlardır, bu da onun etrafında bir ekol oluştuğunu göstermektedir (Abdürrezzak Tek Wiki, Terzi Oğlu Cem Cemâlî Wiki).
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 1, 183
Eserde bahsedilen ihlâs nedir?⌄
Eserde bahsedilen ihlâs, Kur'ân-ı Kerîm'in 112. suresi olan İhlâs Suresi'ne atıfla, Allah'ın birliğini halis kılmak, yani O'nun sıfatlarını yalnızca O'na tahsis etmek ve sırf O'ndan bahsetmek anlamını taşırs.18. Tasavvufî bağlamda ise ihlâs, amelin Hak'tan halka yönelmesini ifade eden riyâ hastalığının zıddı olarak, niyetin tamamen Allah'a yönelmesi ve ibadetin hakikatini korumasıdırK1. İhlâs Suresi'nin "Kul hüvallâhu ehad" (De ki: O Allah bir tektir) ayetiyle başlayan bu teklik ve birlik idrâki, Allah'ın ahadiyyet ve samediyyet sıfatlarının anlaşılmasıyla derinleşirK1. Eser, İhlâs Suresi'nin sadece lafzî olarak okunmasının ötesinde, "Kul hüve"nin ve "Ahad"ın gerçek manasının idrak edilmesinin önemini vurgulars.26.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 18, 26 · K1, s. 3
›Ayrıntı
İhlâs, tasavvufî metinlerde kalbin hastalıklarından biri olan riyânın (gösteriş) karşıtı olarak ele alınır. Riyâ, amelin Hak yerine halka yönelmesi ve ibadetin hakikatini bozmasıdırK1. İhlâs ise niyetin tamamen Allah'a tahsis edilmesi ve amellerin sırf O'nun rızası için yapılmasıdır. Bu bağlamda, İhlâs Suresi'nin "Yalnız Allah’a tahsis edildiği ve sırf O’nun Sıfatlarından bahsettiği için Allah’ın birliğini halis kılmak manasında İHLAS adını almıştır" ifadesi, ihlâsın özünü açıklars.18.
İhlâs Suresi'nin ilk ayeti olan "Kul hüvallâhu ehad" (De ki: O Allah bir tektir) ifadesi, Allah'ın ahadiyyet sıfatına işaret ederK1. Ahadiyyet, Allah'ın hiçbir nispet kabul etmeyen, çoğalmaz tekliğidir ve tasavvufta lâ-taayyün'den sonraki ilk taayyün mertebesidirK1. Surenin ikinci ayeti olan "Allâhu's-samed" (Allah samed'dir) ise Allah'ın samediyyet sıfatını vurgularK1. Samediyyet, Allah'ın kimseye muhtaç olmaması, her şeyin O'na muhtaç olması ve bütün ihtiyaçların tek mercii olması anlamına gelirs.18.
Eser, İhlâs Suresi'nin sadece lafzî olarak okunmasının ötesinde, "Kul hüve"nin ve "Ahad"ın gerçek manasının idrak edilmesinin önemini belirtir. Aksi takdirde, "O Allah Ahad, Vahid bizde lisani olarak kalır sadece" denilerek, kavramların derinlemesine anlaşılmasının gerekliliği vurgulanırs.26. Bu idrak, tasavvufî sülûkun temelini oluşturur ve sâlikin Hak'a olan muhtaçlığını, Hak'ın ise hiçbir şeye muhtaç olmadığını bilincinin tahkikine yöneliktirK1.
Kaynaklar: K1, s. 3, 211, 220 · Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 18, 26 · K1-211, Sohbet Arası Sohbetler CD 6, s. 18
Hallac-ı Mansur kıssasından çıkarılacak ibret nedir?⌄
Hallac-ı Mansur kıssasından çıkarılacak temel ibret, Hakikat'in idrakinde ve ifade edilişinde iyi niyetin tek başına yeterli olmadığı, aynı zamanda irfaniyet ve ilahi vahyin sınırlarına riayet etmenin gerekliliğidir. Hallac-ı Mansur'un "Enel Hakk" sözüyle kendinde Hakk'ın varlığını ilan etmesi, bir muhabbet neticesi olsa da, Hz. Peygamber'in "Esselamu Aleyna ve ala ibadillahis salihin" ifadesini "Veala ibadillahil ecmain" şeklinde değiştirmeyi dile getirmesi, vahyin sınırlarına müdahale olarak değerlendirilmiştir. Bu durum, Hakikat'in zuhur mahalli olan insan gönlündeki yansımayı bilmekle birlikte, ilahi kelamın ve peygamberlik makamının hassasiyetini idrak etmenin önemini ortaya koyars.166, 168. Kıssa, Hakikat'i ifade etme noktasında iyi niyetin ötesinde, ilahi iradeye tam teslimiyetin ve vahyin dokunulmazlığının esas olduğunu vurgular.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 166, 168
›Ayrıntı
Hallac-ı Mansur kıssası, tasavvufî idrakin derinliklerini ve bu idrakin ifade edilişindeki incelikleri gözler önüne seren önemli bir ibret vesikasıdır. Kıssanın ana ekseni, Hallac-ı Mansur'un "Enel Hakk" (Ben Hakk'ım) sözü etrafında döner. Bu söz, Hallac-ı Mansur'un gönlündeki muhabbetin bir neticesi olarak ortaya çıkmıştırs.164. O, kendinde Hakk'ın varlığını ilan etmiş, Hakk'ın tecelli ve zuhur mahalli olduğunu idrak etmiştirs.168. Ancak kıssanın asıl ibretlik yönü, Hallac-ı Mansur'un bu idrakini ifade ediş biçimi ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) vahiy ile gelen sözlerine yönelik düşüncesinde yatar.
Hallac-ı Mansur, Hz. Peygamber'in tahiyyatta okunan "Esselamu Aleyna ve ala ibadillahis salihin" (Selam bize ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun) ifadesi yerine "Veala ibadillahil ecmain" (Ve Allah'ın bütün kullarının üzerine olsun) demeyi dile getirmiştirs.166. Bu dile getiriş, iyi niyetle yapılmış olsa da, Hz. Rasulullah'ın ruhaniyetinin müdahalesiyle karşılaşmıştır. Hz. Peygamber, "Ya Hallac bilmiyor musun ben Vahy ile konuşurum" diyerek, kendi sözlerinin nefs-i hevasından değil, vahiyden kaynaklandığını belirtmiştirs.166, 168. Bu durum, Hallac-ı Mansur'un, Hakk'ın varlığını kendinde bilmesine rağmen, vahyin ve peygamberlik makamının hassasiyetini tam olarak idrak edemediğini göstermiştir.
Kıssadan çıkarılacak ibret şudur: Bir sâlikin kendi gönlünde Hakk'ın tecellisini müşâhede etmesi ve "Enel Hakk" gibi bir ifadeye ulaşması, Hakikat'in bir veçhesidir. Ancak bu idrakin, ilahi vahyin ve peygamberlik makamının sınırları içinde kalması esastır. Hz. Peygamber'in sözleri vahiy kaynaklı olduğundan, onlara iyi niyetle dahi olsa müdahale etme düşüncesi, irfaniyet eksikliği olarak değerlendirilmiştirs.166. Hallac-ı Mansur'un bu hatasının diyeti olarak canını vermesi, bu hassasiyetin ne denli önemli olduğunu vurgulars.167. Dolayısıyla ibret, Hakikat'i idrak etmekle birlikte, bu idrakin ilahi iradeye ve vahyin dokunulmazlığına tam bir teslimiyetle birleşmesi gerektiğidir.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 164, 166, 167, 168
Veysel Karani'nin Peygamberimizi ziyareti hikâyesi neyi öğretir?⌄
Veysel Karani'nin Hz. Peygamber'i ziyaret hikâyesi, tasavvufî açıdan, ilâhî hukuk ve nezaket gereği yerine getirilmesi gereken bir vazifeyi, annesine olan bağlılığı sebebiyle erteleme ve bu durumun ardındaki derin hikmetleri öğretir. Bu olay, zahirde bir görüşememe gibi görünse de, aslında Veysel Karani'nin gavsiyet mertebesi ve Hz. Peygamber'in risaletinden önceki üstün konumuyla ilişkilidir. Hikâye, annenin evlat üzerindeki hakkının yüceliğini vurgularken, aynı zamanda Hak ile kul arasındaki muhabbet ve rabıtanın mesafeleri ortadan kaldırdığını, gönül birliğinin cesed birlikteliğinden daha önemli olduğunu gösterirs.120, 158, 161.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 120, 158, 161
›Ayrıntı
Veysel Karani'nin Hz. Peygamber'i ziyaret hikâyesi, zahirde bir görüşememe hadisesi olarak bilinse des.119, tasavvufî açıdan derin anlamlar taşır. Veysel Karani, Hz. Peygamber'e risalet gelmeden evvel kendi yöresinin kutbu ve Hakk erenlerinden biriydis.122. Hz. Peygamber'e peygamberlik verilmezden önce yeryüzündeki en üst durumda olanlardan biri olarak kabul edilirdis.158. Bu sebeple, Hz. Peygamber'in zuhurunu haber aldığında, O'nu ziyaret etmesi hem ilâhî hukuk hem de nezaket babından bir görevdis.158.
Ancak, Veysel Karani Medine'ye geldiğinde Hz. Peygamber'i evde bulamaz ve annesinin izni olmadığı için geri döners.121, 158. Bu durum, annenin evlat üzerindeki hakkının ne kadar yüce olduğunu ve bu hakkın peygamber ziyaretini dahi erteletebilecek bir değere sahip olduğunu gösterirs.120. Hikâyenin bir diğer önemli boyutu ise, Veysel Karani'nin gavsiyet mertebesinin Hz. Peygamber'in peygamberliğinden evvel kendisine verilmiş olmasıdırs.158. Bu durum, onun Hz. Peygamber'i görmeden dönmesinin ardındaki ilâhî kurguyu işaret eder; zira eğer görmesi üzerine bir senaryo kurulmuş olsaydı, Hz. Peygamber o anda evde olurdus.159.
Hz. Peygamber'in daha sonraki bir hadisinde "Bana Rabbımın kokusu Yemen'den geliyor" demesi, Veysel Karani ile olan derin manevi bağa işaret eders.161. Bu ifade, cesed birlikteliğinin değil, gönül birliğinin ve muhabbetin önemini vurgular. Uzakta olmak, muhabbet yerinde olduğu sürece bir fark yaratmazs.161. Dolayısıyla, bu hikâye, zahirî görüşmenin ötesinde, manevi yakınlığın, ilâhî takdirin ve annelik hakkının tasavvufî derinliğini öğretir.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 119, 120, 121, 122, 158, 159, 161
Tasavvufta kader bahsi nasıl ele alınır?⌄
Tasavvufta kader, Allah'ın ezelî hükmü ve takdiri olarak ele alınır ve iki ana katmanda incelenir: Kader-i Mutlak ve Kader-i Muallak. Kader-i Mutlak, Allah'ın değişmez ve kesin programıdır; kişinin nerede doğacağı, ne zaman öleceği gibi temel hususları kapsars.50. Kader-i Muallak ise insana bırakılan, kişinin iradesiyle şekillenebilen, boşta olan kaderdir; bu alanda kişi çabasıyla hayatını genişletebilir veya gafletiyle fırsatları kaçırabilirs.51. Tasavvuf, kaderi sadece zâhirî bir hüküm olarak değil, bâtınî bir hakikat olarak yaşayarak kemâle ermeyi hedeflers.103.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 50, 51, 103
›Ayrıntı
Tasavvufta kader bahsi, kelâmî yaklaşımdan farklı olarak, sâlikin içsel tecrübesi ve Hakk ile olan ilişkisi bağlamında derinlemesine işlenir. Kader, lugatte "ilahi hüküm ve ölçü" anlamına gelir ve Allah'ın ezelde takdir ettiği düzeni ifade edervikipedi. Bu düzen, tasavvufta iki temel kısma ayrılır:
1. Kader-i Mutlak: Bu, Cenâb-ı Hakk'ın kulları üzerindeki değişmeyecek olan, kesin ve mutlak kaderidir. Kişinin nerede doğacağı, nerede öleceği, rızkının nereden olacağı, cinsiyeti gibi temel yaşam parametreleri bu mutlak kaderin içindedir ve insan bunları bilemezs.50. Bu tür kader, Allah'ın her bir varlık için Esma-i İlâhiyeleri belirli terkiplerde karıştırarak halk ettiği bir program gibidirs.46. Bu programlar olmasaydı, dünyanın düzeni ve özellikleri olmazdıs.38. Hz. Üzeyr (a.s.)'ın 100 yıl ölü kalıp dirilmesi gibi olaylar, bu hikmet-i kaderiyye'nin ve kader sırrının birer tecellisidir (WIKI: Hz. Üzeyr (a.s.)).
2. Kader-i Muallak: Bu, Cenâb-ı Hakk'ın insana bıraktığı, kişinin kendi iradesi ve çabasıyla şekillendirebileceği, "boşta olan kader"dirs.46. İnsan, kendisine verilen hayat tarlasının bu kısmını dilerse geniş bir üretimle daha çok değerlendirebilir veya gafletiyle otluk hâline getirebilirs.51. Tasavvuf ehli, kaderin bu katmanında mücâhede ve riyâzat ile kendi hâllerini ve makamlarını yükseltmeye çalışır. "Kaza" olarak adlandırılan ilahi hükmün, peyderpey zuhura gelmesine "kader" denirs.36. Küçük çaplı cereyanlar ve çarpışmalar gibi kısa süreli hadiseler de kaza olarak nitelendirilir ve hadis-i şerifte "kaza kaza ile red olunur" buyrulmuştur; yani bir hüküm ancak başka bir hükümle kaldırılabilirs.37. Tasavvuf, kaderi sadece bilmekle kalmayıp, onu bâtınî olarak yaşayarak "Hakikat ehli" olmayı hedeflers.103, s.117.
Kaynaklar: Vikipedi: Kaza ve Kader · Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 36, 37, 38, 46, 50, 51, 103, 117
Bu sohbetler kimler için faydalıdır?⌄
Necdet Ardıç'ın "Sohbet Arası Sohbetler" adlı eserindeki sohbetler, özellikle tasavvufî irfan geleneğine ilgi duyan, manevî bir yolculukta olan sâlikler ve Hakikat arayışındaki kişiler için faydalıdır. Bu sohbetler, mürşidin müridine yaptığı manevî yoldaşlık ve hâl aktarımı niteliğinde olupK1, dinî kimliği şekillendirici bir etkiye sahiptir. Kalpten kalbe feyiz aktarımı esasına dayanan bu sohbetler, katılımcıların ömrünü uzatan ve onlara yüksek randıman sağlayan bir vesile olarak görülürs.66. Özellikle aynı kalpte ve gönülde olan, aynı değer yargılarını paylaşan kişiler arasında muhabbetin oluşmasına zemin hazırlars.17.
Kaynaklar: K1, s. 29 · Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 17, 66
›Ayrıntı
Necdet Ardıç'ın sohbetleri, tasavvufî eğitimin önemli bir parçası olarak kabul edilir. Bu sohbetler, "kâmilin sâlike yaptığı manevî yoldaşlık, eğitim ve hâl aktarımı" olarak tanımlanan sohbet kavramının bir tezahürüdürK1. Sohbetler, sıradan bir konuşma olmaktan ziyade, "kalpten kalbe feyiz aktarımı" işlevi görürK1. Bu durum, sohbetlerin dinleyiciler üzerinde derin ve dönüştürücü bir etki bırakmasını sağlar. Necdet Ardıç'ın kendisi de, "bu sohbetler ömrümüzü uzatıyor, hem de çok fazla uzatıyor" diyerek sohbetlerin manevî faydasına vurgu yapars.66.
Sohbetlerin faydalı olduğu kişiler, öncelikle "sâdıklarla beraber olun" (Tevbe 119) ayetinde belirtilen "sâdıklar" yani kâmil mü'minler ile beraber olmayı arzulayanlardırK1. Bu sohbetler, "muhabbetin oluşmasını" sağlar; zira "karşı karşıya gelip de birbirlerine ayna olduklarında ikisinin de aynı kalpte, aynı gönülde olduklarından aynı görüşte aynı değer yargılarını paylaştıklarından oturuyorlar sohbet ediyorlar"s.17. Bu durum, sohbetlerin sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda manevî bir bağ ve ortak bir idrak zemini oluşturduğunu gösterir.
Ayrıca, bu sohbetler "değişik mahallerde ve değişik kimselere yapılmış olduğundan"s.1 ve "aynı mevzuun başka kimselere de aktarılması gerektiğinden"s.1 geniş bir kitleye hitap eder. Tekrar gibi görünen konuların bile "eğitim gereği başkalarına da aktarılması gereken bilgiler" olduğu belirtilirs.1. Bu da sohbetlerin, farklı seviyelerdeki ve farklı ihtiyaçlardaki dinleyicilere hitap eden, sürekli bir manevî eğitim süreci olduğunu ortaya koyar. Necdet Ardıç'ın hayat tecrübelerinden yola çıkarak "nerede bir Hakk ehli var diye duyduksa koşturduk" ifadesis.2, bu sohbetlerin de benzer bir arayış içinde olanlara yol gösterici nitelikte olduğunu ima eder.
Kaynaklar: K1, s. 29 · Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 1, 2, 17, 66
Kitaptaki tekrarların sebebi nedir?⌄
Sohbet Arası Sohbetler adlı eserdeki tekrarların temel sebebi, sohbetlerin farklı mekânlarda ve farklı dinleyici kitlelerine yapılmış olmasıdır. Bu durum, aynı konuların eğitim gereği farklı zamanlarda ve değişik mertebeleri itibarıyla tekrar aktarılmasını zorunlu kılmıştır. Yazar, bu tekrarların aslında "tekrar değil eğitim gereği başkalarına da aktarılması gereken bilgiler" olduğunu belirtir ve her sohbetin kendine ait özelliği olduğunu vurgulars.1. Bu sayede, konuların farklı bağlamlarda derinlemesine işlenmesi ve dinleyicilerin idrak seviyelerine göre sunulması amaçlanmıştır.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 1
›Ayrıntı
Sohbet Arası Sohbetler serisi, yazarın uzun seneler boyunca farklı vesilelerle yaptığı konuşmaların kayda alınmasıyla oluşmuştur. Bu konuşmalar, çay molalarında, sorulan sorular üzerine veya herhangi bir seyir takip etmeksizin gerçekleşmiştirs.1. Kitapların oluşum süreci, ses kayıtlarının bilgisayarda dinlenerek yazıya geçirilmesi ve ardından tarih sıralamasına göre otuz bölüme ayrılmasıyla tamamlanmıştırs.1. Bu bağlamda, kitaplarda bazı konuların tekrar etmesi kaçınılmaz olmuştur. Yazar, bu tekrarları "eğitim gereği başkalarına da aktarılması gereken bilgiler" olarak nitelendirirs.1. Her sohbetin, aynı mevzuyu ele alsa bile, değişik zamanlarda ve değişik mertebeleri itibarıyla farklı bir özellik taşıdığı ifade edilirs.1. Bu durum, konuların farklı açılardan ele alınmasına ve dinleyicilerin idrak seviyelerine göre sunulmasına olanak tanımıştır. Örneğin, bir konunun "Zat Mertebesinden Sıfat Mertebesine" veya "Sıfat mertebesinden Esma Mertebesine" indirilmesi gibi mertebeli anlatımlar, aynı konunun farklı derinliklerde işlenmesini sağlars.15. Bu tekrarlar, okuyucunun konuyu farklı bağlamlarda daha iyi anlamasına ve idrak etmesine yardımcı olmayı hedefler.
Kaynaklar: Sohbet Arası Sohbetler CD 6 — s. 1, 15